Category Archives: severim paylasirim

Taç-mahal sorunlarına çözüm 1-A

(21 Nisan 2010 Çarşamba’dan nakil gelen yazı)

Bence taçlar kısa olsun uzun olsun saçları insanin gözüne girmesin diye kadın erkek herkese yakışan hoş şeyler. Kraliyet ailesindenseniz, elbette sizin taçlarınızı nereye koyacağınız sizin için benimkinden daha büyük bir sorundur. Kendi çapımda benim de bir taç kolleksiyonum var. Ve hiç bir yere sığdıramıyordum. Çekmecenin açılıp kapanmasına engel olduğu gibi, epeyce de yer kaplıyorlardı…
Çözümü buldum:

Kizimin taclarina buldugum cozum bundan daha da sahane… azz sonra

3 Yorum

Filed under çocuk, icatlar, severim paylasirim, tertip

Nostalji: İlkokul bir öğrencisinin kırtasiye meseleleri

Bu yazı, kızımın ilkokula başladığı yıl yazıldı. Bu hafta da oğlum ilkokul 1 öğrencisi oldu. Sipahi züğürtleyince eski defterleri açarmış.. Ben de geri dönüşler yaşadım..

2013-07-20-1980

———————-

İlkokula başladığım yıl rahmetli babam bir grosa(*) kurşun kalem aldı ve dolabına koydu. Pembe silgili, beyaz üzerine verev olarak 3 rengin (mavi-sari-kırmızı) çubuk şeker misali dolandığı kurşun kalemlerimi hala hatırlıyorum.  Elimdeki kalem iyice küçülmeden yenisini alamazdım.  “Eskisini getir, yenisini götür” prensibi..

Senelerce kullandım o kalemlerden. Bazıları iyice kötü çıkardı, ağacı çürüktü sanırım, ama gerçekten yıllarca yetti o kalemler bana. Yetti de arttı, (hazırlık da okuduğumu hesaba katarsanız) toplam 6 yıl bitiremedim diyebilirim.

Ortabire geçtiğimde sıfırbeş (0,5) kalemler Japonlarca icat edilmiş ve piyasaya sürülmüştü. Sıra arkadaşım Şehnaz’da gördüm ilk ve vuruldum. Tam istediğim, hayal ettiğim şeydi. Aç aç bitmiyordu bir kere, kısalmıyordu. Minik elim için ideal boyuttaydı. Yazı kalitesi mükemmeldi,  yazdıkça kalınlaşıp yazımı çirkinleştirmiyordu; aksine daha da kaygan yazıyor, berbat yazım mis gibi gözüküyordu…

Öğlen arası kırtasiyeye koştum, mavi 0,5 kalemimi ve bir kutu da ucumu aldım. Tombo muydu o? Süperdi. Yıllarca elime kurşun kalem almadım sonra.

Ve üniversite yıllarımdan bu güne kadar da babamın ne kadar insafsız davrandığını anlattım durdum. İçime oturmuştu kalem takaslarım.

Sonra devran döndü, kızım ilkokula basladiii.. Hevese gelsin diye çeşit çeşit, renk renk kurşun kalemler aldık. Markalı, winxli kalem kutuları, kalemlikler, silgiler, her türlü “kirtavsiye”(**) malzemesi. Akrabalar arkadaşlar da sağolsunlar, yığdılar epeyce. Her gördüğümüzü aldık diyebilirim.

Dertliyim ya, ilk günden kalem kutusunu doldurup yolladım. Anaaa, bir de baktım okula giden kalem geri dönmüyor…Birinci haftada 12 boyama kaleminin hepsini kaybetti. Üç dört de kurşun kalem gitti, silgilerin haddi hesabı yok. Çalınma filan da değil, direkt kayıp..

(burada bir parantez açayım..Çocuklarda 6-7 yaslarda pek bir mülkiyet anlayışı olmuyor. Beğendiği şeyi çantasına atabilme, alıp kullanabilme hakkını görüyorlar kendilerinde.. ama geri vermek gerektiğini öğrenmeleri zaman alıyor. Alıp kullandığı kalem sıranın üzerinde kalıyor. Bazen kimden aldığını bile unutuyor, birbirlerinin adını bile bilmiyorlar ki daha… Neticede, kalemler ortalıkta dolanıyor sınıf içinde ve sonra da kayıp kalemler adasına gidiyorlar sanırım.

bir de gene bu yaslarda çocuklarda “hediyeleşmek” çok serbest bir davranış. İlgi çekmek, arkadaş edinmek ya da sırf içinden geldi diye birbirlerine birşeylerini veriyorlar. :))) )

Akıllandım tabii, şimdi  1. sınıf annelerine önerilerimi sıralıyorum:

* Silgilere tükenmez kalemle kızın adını yazdım. Başkası alsa da, artık geri geliyor. Anneler çantaları, kalem kutularını her gün denetliyorlar… Tabii ben de.. Yabancı bir şey çıkarsa, buzdolabı poşetine koyup gönderiyorum öğretmene..

* Boyalı kalemlerin üzerlerine falçata ile kızın adını kazıdım. Kazımaya müsait adı var Allah’tan. Başka bazı anneler ismi küçük kağıtlara yazıp kaleme sıkıca bantlamışlar, o da olabilir. En son model, Kidomino / İsim etiketleri. Paralı ama güzel fikir.

* Kalemtraşa gelince, o süslü püslü, pahalı ve de lisanslı ürünleri sakın almayın. Kaç tanesini çöpe attım sinirden. En iyi açan kalemtraş kırtasiyedeki en ucuz kalemtraş çıktı. Gümüş rengi metal. Çin malı. Amma ve lâkin şahane açıyor.

Bu arada, huzurlarınızda itiraf ediyorum, rahmetli babam haklıymış. Çocuğa kalem teslim etmek hataymış arkadaşlar.

Kalemlerin tamamını kırtasiye kutusuna koydum, bir baktım her gün bir kalem ortadan yok oluyor.

-kızııım?

Efendim neymiş, kalem açması çok keyifliymiş. Akıllı kızım derste sıkılınca kalemi iki ucundan açaaa aça bitiriyormuş. Zaten bisürü kalemi varmış, ne olmuş yaniymiş.

Babadan kalma kurallar hemen yürürlüğe girdi..

– haftada bir kalem müsaden var,

– kalemi bir tek taraftan açabilirsin,

– biten kalemi bana getir yenisini götür..

 

 

İkinci dönem duruma bakıyoruz. sorumluluk geliştiyse kalemler kırtasiye kutusuna geri donuyor…

bu arada, kizimin çok güzel bir kuculmus kalem koleksiyonu birikti :))))

 

 

 

 

(*)= grosa; 12 düzine anlamına gelir. 144 adettir)

(**)= Kızım kırtasiyeye kirtavsiye diyor nedense… kuaföre de kuaföncü der. Fön çekilen yer anlamında herhalde?!

NOT: adı geçen/geçmeyen kız bu pazartesi ortaokula başlıyor :))

6 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, ilkogretim, severim paylasirim

Nail art.. Tırnak süsleme sanatı.

2013-09-07 14.25.14 2013-09-08 20.37.53

Yeni merakım..
Ama çok meraklandım..
Dur bakalım, 40 yaşına kadar 40 kere oje sürme, birden oje sanatlarına merak sal. bilmem artık

benek4

ojell

ojek

mornur1mornur2yenibenek

 

Devamı burada: Nail Art 2

8 Yorum

Filed under bakımlı hatun, kozmetik, nail art, severim paylasirim

Yeni Lila Kutu, Lila Keşif Kutusu

Lila kutuları seviyorum, biliyorsun.

Üste para vererek numune satın alıyorum, onların da yarısı benim işime yaramayan şeyler. Ama SÜRPRİZ kısmına dayanamıyorum :))

Lila kutular, Lila Keşif Kutusu olarak yeniden başladı. Eylül ayı da birinci.

Gittim az evvel ilk kutu için kayıt yaptırdım..

Mükemmel zamanlama! Limitli sayıdaki Eylül Keşif Kutularından biri senin :)
Eylül Keşif Kutun 20 Eylül 2013 aşağıdaki adrese gönderilmek üzere kargoya verilecek.

Ooon…Dokuuuuuzzz….

lili

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, severim paylasirim

Arı Tuzağı : %100 çalışıyor

arı tuzağı

arı tuzağı

Daha önceki arı tuzağımdan memnun kaldım, bir tane de niyeyse bu yaz balkona yerleşmeye karar veren eşek arılarını vaz geçirmek için yaptım.

Gördüğünüz gibi %100 çalışıyor. Rahat ettim vallahi.

Bal, şekerli su ve bir adet 5 Lt’lik pet şişe.

3 Yorum

Filed under icatlar, severim paylasirim

Sek coştu gene.. ;)

Soguk soguk, Nasil nefis. Gunluk sut!
Vanilyali cikolatali dehset! Portakalli cikolatali denemedim.

7 Yorum

Filed under icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim

Fikre bak! Kahvenizi nasıl alırsınız?

Çok kahvesever, kafeinman bir insan olarak her gittiğim yerde kahveler içerim. Genellikle sade içsem de, ortama uymak, pişirene eziyet etmemek, ya da baştan savmasına engel olmak için, benimle beraber kahve içenin siparişine uyarım. Orta ise orta içerim, şekerli derse “iki olsun” derim.

Sade kahveyi herkes her zaman düzgün pişiremiyor. Hele ki, cezve değil makine kahvesi yapmaya başladıkları zaman kafeler beni çok hayal kırıklığına uğrattılar. Kesinlikle aynı değil!

Ne yanına su geliyor artık, ne de süzdürüp koymaktan haberleri var. Blok halde kahve telvesi fincanın dibinde iki parmak, mide kaldırıyor..

Rahmetli babam eve kahve çekirdeği getirirdi, özel yeşil renkte olurdu kahve çiğken. Büyük yanmaz tavada (teflon icat olmamış mıydı, çok mu pahalıydı bilmem..) kavurmak benim görevimdi. Kokusu çıkana kadar, ağır ateşte, sürekli karıştırarak kahveyi kavurmak gerekir. Yoksa yanar, kömür olur.  O güzel yağlı kokusunu salmaya başlar, rengi döner,kabukları incecik kavlar savrulmaya başlarken, “tamamdır” der kapatırım altını.

Babam alır eline pirinç kahve değirmenini,

deermen saatle, kaşık kaşık üstteki kapaktan kahve koyar ve çeker Allah çeker. Bütün çekirdekler öğütülüp kahve olunca, iş gene bana düşer. Babamın avucunda ısınmış değirmeni açar, kavanoza aktarırım haznedeki mis kokulu kahvemizi. Küçük ocakta, küçük cezve ile tek kişilik sade kahvesini pişiririm. Köpüklendikçe ateşten alır, köpük yatıştıkça tekrar sürerim. Ta ki köpük kalmayana, kahve iyice kaynayana kadar. Çünkü, sade kahve kö-pük-süz olur!

Sonra ya cezve ile fincanı iletirim, huzurunda fincana dökerim kahvesini ya da mutfakta iyice süzdürerek, telvesinden arındırarak fincana koyar, tepside servis ederim.  Tam ritüel.. O zamanlar ben kahve içmem, karşılıklı kahve höpürdetmemiz benim otuzlu yaşlarıma rastlar, nescafe-sigara-muhabbet dakikaları altın değerindedir.

Sade kahve merakım ise, rahmet-i rahmana kavuşmasından sonra gelişti. Bugünü göreydi, karşılıklı espressoları patlatır ne keyif yapardık ama.. Neyse, konumuz, kahveye bir icat katan Birsen Canbaz . Artık siparişimiz orta ise orta, sade ise sade belli olacak, masaya gelene kadar kimin ne içtiğini çoktan unutmuş garsonun “o piti piti”sine kalmayacağız.

Başarılı.

 

2013-07-12-1954

 

4 Yorum

Filed under aile, icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim

İBB beyaz masa, teşekkür ederim.

 

Kızım bana “Belediye Kendıs’ı” diyor (bkz: Candace of Phineas and Ferb ) . 155 Osman’ın yeğeniyim ben, az bile şikayet ediyorum aslında :))

Eve yakın bir sokakta bir güvenlik açığı tespit ettim. Belediyeye mail:

05/07/2013

Xxxxx sokağın köşesi çok dik ve yüksek bir duvarla çevrili, karşı yönden geleni görmeye imkan yok. Yazın sokaklar çocuk dolmaya başladı ve her an bir felaket olabilir. Bu sokağın dış köşe kısmına bir dışbükey ayna yerleştirilerek güvenli hale getirilsin istiyorum. Ya da başka bir çözüm bulunsun çünkü bu köşe çok tehlikeli. Teşekkürler

15/07/2013 cevap:

Başvuru iletinizde yer alan 1.maddedeki talebiniz, gereği için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü yetkililerine iletilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucu alınan cevap aşağıdaki gibidir : Bahsi geçen noktada dışbükey ayna tesis edilmesi için ilgili birimlerle yazışma yapılacaktır. Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü Başvurunuzda yer alan diğer hususlar hakkında gerekli işlem ve değerlendirilmeler yapıldığında, konu içeriği ile ilgili yetkili personel tarafından bilgilendirileceksiniz.

Sonuç: 20/07/2013

İBB beyaz masa, teşekkür ederim.

(örnek ayna fotosu)

Kendimi seviyorum, Belediyeye de güveniyorum :)

Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü’ne de emniyetimizi arttırdığı için teşekkürler.

8 Yorum

05 Ağustos 2013 · 16:24

Seabell’in Geri Dönüşüm Üzerine Bilgilendirici Yazısı (*)

Evlerde geri donusumun onundeki en buyuk engel cogu zaman bu ambalajlari toplayacak duzgun yada yeterli yer olmamasi. Recycle canavari bir adamla evliyim. Reduce disindaki uc Ryi de elinden geldigince yapiyor. Eger cope attigimi gorurse copleri karistirip ayristirmaktan da cekinmiyor. Ben teorik olarak tamamen sicak bakmama ragmen eger recycle toplamak icin ayirdigim kova, kutu her nerde yapiyorsaniz dolup tasiyorsa evin girisinde yada garajda ( bodrum katta denedim olmuyor gozden irak gonulden irak meselesi) sacilmis goruntuye daha fazla dayanamayip cope atmaya basliyorum. Hakkiyla yapildiginda recycle icin gerekli alan cop biriktirmek icin gerekli alandan daha fazla. Ustelik aksam kapici recycle lari toplamiyor cople beraber. Bence yakinda evimizdeki kucuk tuvalet gibi bir alan binalarda recycle icin ayrilmaya baslayacak. Bunun ornekleri Yesil sertifikali binalarda epeydir var. Mimari bir cozum bulunup yayginlasana kadar evin bir yerinde sik ve yeterli kapasitede bir recycle istasyonu kurmak gerek. Ikea da ust uste stack edilebilen recycle kutulari gordum. Onlara bair bakmani tavsiye ederim. Ikea nin pek cok urunu gibi zekice tasarlanmis kutulari indirip kaldirmadan doldurmak mumkun. Balkonunda yer de varsa kim tutar seni artik.
Ayy cenem dustu ama son bi not :Asil recycle yapmasi gereken buyuk firmalarin recycle yapip yapmadigina dikat ederek alacagimiz urunlere karar vermemiz de onemli. Bizim alisveris aliskanliklarimiz onlarin uretim davranislarini etkileyecektir. Copun buyugunu asil onlar cikartiyorlar.
Ev ihtiyaclari icin simdilik bu ayrimi yapmak cok gercekci olmayabilir ama is yerinizde yaptiginiz yada karar yetkiniz olan buyuk alimlarda urunlerin yesil sertifikalari (cevirisini yanlis yapmis olabilirim) varmi diye sormak bile uzun vadede ciddi fark yaratabilir.
Kolay gelsin,

 

 

(*) 4R kuralı‘na yorum olarak yazılmış, yazarın izni ile buraya alınmıştır.

Yorum bırakın

Filed under çevre, kültür, severim paylasirim

Bir başka icat yaptım!

Gün geçmiyor ki bir başka icatla hayatımı kolaylaştırmayayım. İşte size “Stor çekicisi 3000”

Stor tipi perdelerin mekanizması can sıkıcıdır. Hangi ipi çekeceğini bilemez insan. İlla ki yanlış ipi çeker, mutlaka ki karıştırır. Siz de bu dertten muzdarip misiniz? İşte çözüm :

image

Perdeyi yarıya kadar indirin. Tam yarıya!

image

Zincirin en altında kalan boncuğu ojeyle boyayın.

image

Storu açmak isterseniz işaretli boncuğun tarafını aşağı çekeceksiniz.

Storu kapamak isterseniz yine işaretli boncuğun tarafını aşağı çekeceksiniz.

Buyrun işte. Dertlere deva bende gene :)

15 Yorum

Filed under icatlar, severim paylasirim