Category Archives: saglik

Zarf icat oldu, hijyen bozuldu.

Kahve severim. Daha güzel yazayım, kahveseverim.

Eşimin telefonunda bir ara “Kafeinman” olarak kayıtlıydım, o derece. Hiç bir ikramı geri çevirmem. Neskafe bile içerim. O kadar yani. Favorim Türk Kahvesi’dir. Yalan yanlış poşette satılan hazır Türk Kahvesi bozuntularına da karşıyım. Böyle rezillik olmaz. İnstant Türk Kahvesi mi olur, Türk Kahvesi’nin adabı zaten uzun sürede hazırlanması..

Bkz: ve Destekleyiniz: Türk Kahveme Dokunma!

İkinci sevgilim espressodur. Onun da yeri ayrı ama Türk Kahvesi en güzeli.

“Tiryakinin keyfini ne tazeler? Taze elden, taze pişmiş, taze kahve tazeler….” derdi rahmetli dedem.

Araba kullanmayı öğretirken : “kızım frene ağıııır ağır basacaksın, tiryakinin kahvesi dökülmeyecek” derdi rahmetli babam.

Oğlumun sünnet pastasını Türk Kahveli yaptırttıydım, dahası var mı?

Sülalecek kahveperver miyiz neyiz??

Evet.

*-*-*-*-

Kahve, cezvede pişer. Cezve metal olmuş, elektrikli olmuş farketmez. Bir tek, telve nam, arcelik makine kahvesi gibi makinelerde yapilanı iğrençtir. Su haznesini görmediğim, temiz olup olmadığını bilmediğim şeyden nasıl kahve içeyim? Kimbilir ne zaman değişti suyu, ne zaman temizlendi?? Bakteri mi üredi, su yosun mu tuttu bilmiyorum. Ben o kahveyi içmiyorum..

*-*-*-*-

Gelelim zarfa. Zarf, kulpsuz kahve fincanını taşımak için icat edilmiş gayet meşhur bir Türk geleneğidir.

 

Bu resimdeki, çeyizimden, halis Trabzon telkarî bir zarf ve ters duran tabağı.

Bu alttaki resimdeki de, şu aralar kahve veren her yerde niyeyse moda olan, bakır kahve seti.

sette yer alan herşey bakır. (kalaylanmamış bakır insanı zehirler, biliyor musunuz? bu ve benzeri cezveler hep kalaysız….)

hatta bu resimdeki kahvem, sade olup, kumda pişmiş bir kahvedir. Nefisti. İkram da, gözlere bir ziyafet.. Hatta bazı mekanlarda, kahvenin de bir kulplu kapağı oluyor… negzel..

Neyse, benim derdim başka.. Bu zarflar bir defa, pis pis bakır kokuyor, agzima değdirmesem de, burnuma değiyor, neticede kahvenin tadını hiç ediyor.

İkincisi, bunun yıkanması mümkün değil. Adabı, zarf ile içmektir kahveyi ama herkesin ağzını değdirdiği yerden nasıl içilir bu??? pipet verseler???

Fincanı çıkarıyorum zarftan, çay bardağında rakı içer gibi, iki parmağımla tutup dikiyorum. Çok fena..

Bi mesajım daha var, o yanında gelen, lokumluk… içi kalaysız, içindekiler temiz mi pis mi, kaç masaya geldi gitti daha evvel belli değil.

Kahvemin yapıldığı mekana, mutfağa gidip denetleyesim var, lakin kahveme tükürmesinler diye katlanıyoruz işte..

 

Vallahi tiksinmediysem de, mutsuzum.. Çok güzel, çok otantik. lakin bu setler no-hijyenik.

Kapatırken, eksik kalmasın: Pazardan yoğurt alınırken, denenirmiş o zamanlar.. Rahmetli büyükbabam, kaşığını cebinde taşırmış. “Yoğurtçu herkese aynı kaşıkla tattırıyor, ben huylanırım” diyerek. Rahmetli ettikleyin, fincanımı, cezvemi yanımda mı taşısam???

 

Dip not: zarfla gelen kahvenin falı da olmaz, yazık….

8 Yorum

Filed under iştahlı işler, kültür, saglik, severim paylasirim

O soru nihayet geldi.. (bölüm 1/3) Giriş…

Tabii ki beklemedigim bir anda. Ama hazirlikliydim. Uzun zamandır bugün için cevap stoklamıştım..

Bu yazının ilerleyen bölümlerinde, konuya gireceğim. Konu oraya gelmeden paylaşmam gereken şeyler var..

Burada çok önemli bir konudan bahsetmem gerekiyor.. Bloguma sadece eriskinlerin girmediğini biliyorum, o yüzden hem çocuk hem erişkinler için ve özenle yazmaya çalıştım.

Çocuk büyütürken ebeveyn için en önemli ana fikir şudur: “Gereksiz yere bilgi verme+ soru sorulmadan cevaplama“.

Çocuğunuzun tam olarak ne demek istediğini anlamadıysanız, aşırı ve saçma bir bilgi yığdırmış oluyorsunuz. Belki de tümüyle başka bir şey kastetmiş olabilir. Durduk yere gereksiz bilgi vermeyin. Kafası karışmasın.

Soru sorulmadan cevaplamayın, ayrıca, soru sorulunca SADECE sorunun cevabını verin, “bir de şu var” diye devam etmeyin.

Sorunun cevabını bilmiyorsanız “bilmiyorum ama bunu internetten/kitaptan araştırıp/babana-doktora sorar öğrenir sana da söylerim” deyin. Öğrenin ve bilginizi paylaşın.. Unutur sanmayın.

HİÇBİR soruyu yok saymayın. “sus bakayım çocuklar böyle şeyleri bilmez” demeyin. Cevaplamak sizi çok mahçup edecekse, kısa bir süre erteleyin. “bir gün anlatırım/büyüyünce öğrenirsin” demeyin.

“Bu özel bir konu. Şu anda bunu konuşmak için uygun bir zaman değil, yarın akşam seninle başbaşa oturur konuşuruz” deyin.

En önemlisi, eğer 8 yaşına gelmiş ve cinsellik hakkında size soru sormuyorsa, merak etmediğinden değil, başka bir kaynaktan bilgi edindiğindendir. Derhal durumu inceleyin….

Çocuğunuz 3-4 yaşındayken ona özel bölgelerini gösterin. Donunun içindeki her yer, özel bölgedir. Sadece anneye, babaya ve gerekirse doktora gösterilir. Onun dışındaki hiç kimseye özel bölgeler gösterilmez, kimseninkine bakılmaz. Ellenmez, elletilmez.

Neden? Pis midir? Hayır. Sadece özeldir. Nasıl diş fırçanı ben kullanmıyorsam, benim terliğimi baban giymiyorsa, özel bölgemiz de özeldir.

Özel bir sorusu olduğunda hemen anneye gelmesi gerektiğini de öğretin. Cinsellik ayıp değildir. Utanılacak bir şey değildir. Normal bir vücut fonksiyonudur. Her konuda her yaşa uygun bir cevap vardır. Ne olursa olsun, sizden öğrenmesi en sağlıklı olanıdır.

Devam edecek…..

7 Yorum

Filed under çocuk, insan olmak, saglik

Dünüm çok acaip geçti…

Sabah Ümraniye’deki bir hastanedeydik. Bir yeğenim doğdu. Nurtopu maşallah. Günüm oda süslemek, hamile görümcemi hastaneye yatırmak, kayinvalidem, kayınteyzem ve kayınteyzekızımla hoş beş etmek, kızı doğuma yollamak, bebeği beklemek, aniden haber alıp odasının başka kata taşınması ile sinir olmak, dört kadın bütün yerleştirdiğimiz eşyalarla hastane içinde haldır haldır yolculuk etmek, koridorlar aşmak, aynı Şaban filmine dönmek, yeni verilen dar odaya yerleşmeye çalışmak, uzun zaman eşşek kadar topuklu stilettolarla ayakta kalmak, bebeği ilk görecem diye koşmak, sevinmek, sonra ameliyathaneden gorumcemin donusunu beklemek, sonra annemden telefon gelmesi, bir acele kendisini de baska bir hastaneye kaldirmakla geçti. Bu arada anneannem de birbaşka hastanede yatmakta. Kucuk yegenim ve oglum yuksek ates muzdaribi..

aynen sağolasıca, ömrü uzun olasıca Yiğit Özgür’ün şu karikatürü gibi oldum

 

Bir de şikayetim var :

Sema hastanesi, çok doluymuş. Dr. Yusuf Akcan, “müşahadede serum takilsin, ilac verilsin, 6 saat bekleyelim, bu arada kan alinsin, şu şu değerlere bakılsın” dedikten 55 dakika sonra boş bir yatak bulabildik. Kan alindi, serum takildi ve annem hemen kolunda şişme ve yanmadan şikayet etti. Antibiyotige allerji gelistirmis. Serumu durdurduk, antihistaminik igne yapildi, kadin biraz rahatladi.

Hemsireler nöbet değiştirdi, yeni gelen hemşiranım habire “canım” deyip duruyor. Hiç “canım” bir insan değilimdir. Sinirleniyorum. Hastalara da “canım”lıyor. Deli midir nedir, ne diye onun canı oluyorum ben? bu ne laubalilik…

Serum bitene kadar doktor hastaneden ayrılmış. Zahmet edip vizite gelmiyor, kendisine telefonla ulasiliyor, canımlı hemşireye reçete dikte ettiriyor doktorbey.

yazdirdiği antibiyotik, iki saat evvel annemin allerji geliştirdiği hammaddeyi içeriyor!!!

bu doktor, keşke amerikada olsaydi diyorum, hastaneyi deee, doktoru da bir güzel dava ederdik diyorum, adamin ruhsatını elinden alırdık diyorum.

Zavallı Türk hastalar, nöbetci eczaneden ilac alacak, eve gidecek, ilacini yutacak, anaflaktik şokla ölüp gidecekler. Kimin umrunda?????

Hani, biraz daha iyi bakarlar, özenirler diyorsun, özel hastaneye gidip para veriyorsun.

Doçent doktor eliyle öldürülmemek için, yanında herkes eczacısını, allerji yapan ve derhal çıkartılan serumun ve bilahare allerjik reaksiyonu gidermek için yapilan ignenin parasını senden tahsil edemesinler diye muhasebecisini de götürmeli belki de…

 

 

Yorum bırakın

Filed under saçmasapanlıklar, saglik, şikayetlerim

Lazer iki…Fraksiyonel lazer….

Neredeyse bir yıl oldu… Artık yayına vereyim şunu..

GÜN 0: Kar yağıyor. Ve ben cesaretimi topladım bugün, Fraksiyonel lazer de yaptıracağım…. Fraksiyonel lazer kırışıklıkları silen bir uygulama. İnceleri siliyor, derinleri azaltıyor. Mucize gibi.

Canım doktorumun eline koluna sağlık. Kendim de iyice düsünüp karar verdim yaptirmaya, lakin, şu an cayır cayır yanarken, bir daha yaptirir miyim bilemiyorum. Estetik yaptirmaktan daha ucuz ve daha az acili olacagi kesin. Ama şu geceyi atlatana kadar işte…

Niyetinde misiniz? Çok çok çok iyi bir doktorunuz olsun oncelikle.. Olaydan once bir ya da iki adet parasetamol iceren hap yutup gitmenizde fayda var.

İşlem de çok acıtıyor, sonrası da gerçekten biber gibi yakıyor, güneş yanığından beter….. aradan 8 saat gecti, duzenli olarak yarimsar M. aliyorum. Sadece elmacik kemiklerimde var yanma su anda. Ona da A. suruyorum, dayanmaya calisiyorum. Er gec yarin olacak….

bugun aslinda hava gercekten soguk.. kar yağıyor, daha ne diyeyim? Ama “iyi ki arabada klima varmış” dedim eve gelene kadar. yuzumu dondurdum resmen… Anestezi kremi ve parasetamol tablet yardimi ile rahat uyudum diyebilirim. ertesi sabah acı pek kalmamıştı. M kreme gectim. zaten kremler emilmiyor, yalnızca biraz rahatlatiyor.

GÜN  1: Butun suratim waffle makinesi basilmis gibi kahverengi kareler halindeydi. sislikleri anlatamam…

GÜN 2: bir sonraki gun sisler azaldi, renk tam günes yanigi oldu. insan icine cikilir bir renk degil. kremlenmeye devam. yasasin LUSH… Dream Cream surdum gun boyu..

GÜN 3: sonraki gun. sisler hatiri sayilir miktarda azaldi. hala gunes yanigi, gozluk ve atki ile sokaga ciktim. the hollow man!

GÜN 4:bugun ct: yuzumde hafif ancak daginik bir pembelik var. kremsiz kalinca soyuluyorum.. yarin soyle bir Angels on bare skin peelingi yapmali..

 

tam olarak bir hafta sonra insan içine çıkabildim, on onbeş gün genel bir kızarıklık hakimdi. Sonra soldum. Ve evet, bugün neredeyse bir yıldan sonra, kesin olarak söylemeliyim ki, işe yarıyor.. Çok memnun kaldım. Özellikle yüzün iki yanında, bazı insanların gamzelerinin yer aldığı bölgede gülmekten oluşan (ne yapayım, pek güleryüzlüyüm ben) derin çizgilerim silindi. Bulursam önceki-sırasında-sonraki resimlerimi de ekleyeyim…

Tekrar yaptıracak mıyım? Belki.. Malesef lazer işlemi sırasında özel gözlük takıldığından, şu meşhur kaz ayaklarına ulaşamıyor fransiyonel. Esas dert o zaten bende. Dur bakalım… :)

 

Bu arada, ilk botox deneyimimi yazmış mıydım ben size? :D

 

2 Yorum

Filed under araştırdım, bakımlı hatun, ben yazdım, insan olmak, saglik, severim paylasirim

Dukan Diyeti’nde 3. günüm

ilk iki günde 0 sporla 2 kilo verdim. günde 20 dakika yürüyüşe bugun başlayacağim.

http://www.dukandiet.co.uk/ sitesinden yaptigim hesaba gore:
7 gün atak
245 gün seyir
350 gün güçlendirme…
40 kiloya yakin verilecek.

vallahi gozumde buyutmuyorum. Kac senede aldim bu kiloları. Orantıya vuracak olursak jet hızıyla kilo verecegim . . .

Hamilelik gibi işte. Ayı gunu belli. Tıkır tıkır gecip gidecek.

Kitabı D&R’den aldim. Yulaf kepeğini (Ru-Sheim marka) gurmenetten.

işin özeti: dedemden kalma zayıflama önerisi: “üç beyazı keseceksin arkadaş” Dr. Piyer amcamiz bunun kitabini yazmiş işte.

Hep demişimdir, ne varsa büyüklerde var.. Ulu sözü dinlemeyen ulum ulum ulur…

Bir atasözüne de ben yapışıp kitap yazacagim..

12 Yorum

Filed under iştahlı işler, saglik, severim paylasirim

Başıma bir iş geldi :( -DermMatch günlüğü-

Bir kadini kadin yapan üc sey varsa biri saçıdır. Benim de gayet gür, kalın telli, az dalgalı saclarım vardır ki, kolay sekillendiremesem de pek severim. Her boyda bana yakışır, orijinal sarışınımdır, fön çektirince pırıl pırıl parlar. O kadar severim ki hiç boyatmadım. Hayatım boyunca da boyatmayacagim. Beyaz saçlı kadın olmayı planlıyorum.

Geçen sene maruz kaldığım bir tedavinin yan etkisi olarak, (Mirena) kafamın tam tepesinde avuç içi kadar bir bölgede ciddi saç kaybım var.

Çok mutsuzum. Özellikle asansorde, tam tepeden ışık vurunca kafa derim parlıyor. O kadar fena bir sey ki anlatamam. Ne yapsan gizlenecek gibi degil, mecburen renk renk, cesit cesit sac bantlari aldim. Hani arkasi lastikli olanlardan..

resmen yari tesetturlu bir hale girdim ; sürekli mantıcı kadınlar gibi boneli boneli gezdim. Hani tedaviden çıktım ya, bekliyorum ki saçlarım da yeniden çıksın.

Çıkmadı.

Ben de epeydir incelediğim bir şeyi satın aldım. DermMatch. Bir tür fondoten gibi, pudra tarzi bir şey. Çok iri bir göz farı diyeyim. Aplikatörleri de parmak kadar süngerli çubuklar. Kutudan 4 aplikatör bir de aplikatör boyu uzatmak icin lastik bir borucuk cikti. Arkalara ulasabilmek icin.

Satis sitesinden Tulay hanimin anlattigi kadariyla aplikatörü ıslatıp dermmatch’e bandırıyoruz. kuru sac derisine sürerek boyama yapıyoruz.

yaptım

oldu!

Yastığa çıkmıyor, terleyince de akmıyor (selpakla silince birazı selpağa çıktı, çok mu surdum acaba?)

Bir şey sürdüğüm de belli olmuyor, çok begendim….

Elim alıştıkça çok daha iyi kullanacağima eminim daha bir günlük teyzeleri… :)

Darısı başınıza :D

5 Yorum

Filed under alışveriş işleri, gezen güzel olur, icatlar, saglik, severim paylasirim

Hayat bebek suyu yapmış… 10 üzerinden 5

Markette 6’lı pakette gördüm. Görüntüsüne vuruldum zaten. Klasik mavi kapak şişelerden farklı, tatlı bir pembe kapağı vardı. Almasam olmazdı. (Hayır nedir, ne değildir bilmeden ne alıyorsun? Özenti şey.. Belki akü suyu?) [Ama çok şirindi yaa]

Aldım netekim.

Bu 6’lı şrink ambalajın içinden de iki tane de özel suluk kapağı çıkıyor. 

Burada konudan biraz sapacağım. Kurbağa yutmuş gibi su içen biriyim. Kola ve gazli icecekleri agzima surmem. Alkol zaten almam. Dolayisiyla restoranlarda garsonlar benden icecek siparisi gelmeyince pis pis bakarlar. “ucuzcu şey” gibilerinden. E ben sadece su içiyorum ne var bunda? Hem de eni konu içiyorum. [şekerim yok merak etmeyin]

Eh, haliyle “ön teker nereye çekerse arka teker de oraya gider” dedikleri gibi, benim minikler de sucular.

Çocuklar ufakken suluk lazım oldu. Ve ben de Avent biberonlarına uygun sızdırmaz suluk başlıklarından almıştım.

Konudan biraz da Avent için kayalım: Aventin ürünlerini kaynat kaynat kullan. Süperdir.  Gerçekten Avent’e verdiğim para helal olsun çok şahane ürünleri var. Emziklerinden çok memnun kalmıştım. Sterilizatoru gerçekten iyiydi. Biberon temizleyici fırçasını hala kullanırım kızımın matarasını temizlerken.

Evet bu silikon valfli biberon uçları çok işime yaradı. Bir defa kesinlikle ne akıtma ne sızdırma. Çocuğun kendine güveni geliyor kendi başına su içerken… Arabada, dışarıda çok lazım oluyor. At çantana istediğin yere götür. :) Güzel icatları seviyorum…

Çocuklar biraz büyüdüklerinde ise, sporcu siselerinden almaya basladim. Sanıyorum gene Hayat marka, pratik kapaklı su..

Onlarin da çok guzel sıkı kapanan biberon gibi kapakları var. dökmeden güzelce içebiliyorlar. Kapağını saklıyorsunuz, bir sonraki şişeye monte ediyorsunuz…

Eveeet, suluk tecrübelerimizi yazdık, gelelim esas konuya. Bu çok şirin pembe ambalajın bir de emniyet kapağı var. En dışta sert plastikten. Güzel. Çok lazım mı? Değil.. Ama güzel.

Suluk kapağı normal kapağın yerine vidalıyorsunuz. Mis gibi suluk görünümlü şişeniz oluyor.

Ama suluk olamıyor. Çünkü bu güzel icadı yapan kişi hiç biberon ya da matara kullanmamış sanırım.. Hava faktörünü unutmuş. Suyu emerken vakum oluşuyor! İçmek giderek zorlaşıyor, ağzınızdan çıkarır çıkarmaz da “blop” edip genişliyor şişe. Hiç bebeklere uygun değil. Hava girişi için kapak üzerinde mini bir delik lazım.

O yüzden, 10 üzerinden 5 veriyor, Hayat su’yu bu icadından dolayi tebrik ediyor, eleştirimi de dikkate almalarını bekliyorum.

İnovasyoner İpekAG

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim

Hizmet için teşekkürler.

Geçen haftanın bir bölümünde bir akrabam aniden Bursa Şevki Yılmaz hastanesine kaldirildi. Apar topar Bursa’ya gittik. Kimimiz kimsemiz yok, ya bir otelde yer ayarlayacagiz, ya arabada nobetlese yatacagiz, her kosula haziriz.

Hastaneye ulastik, hastamizi gorduk.. Durumu iyiye gidiyordu sevindik. Ve kalacak yer derdine düştük gecenin bir saati..

Hastanenin tam arkasında bir bina var. üzerinde “hasta yakınları misafirhanesi” yaziyor. açık soyleyeyim, ücüncü sınıf han bozması bir yer bekliyordum ve yılana sarılacak durumdaydık.

bu kadar mı yanılır insan… su-i zan etmişim, Bursa Yıldırım Belediyesine çok teşekkür etmek istiyorum. Hasta yakinlarina üç kuruşa beş yıldızlı otel hizmeti sunulabileceğine inanmazdım, inandım..

Tesis arazisi belediye tarafından saglanmis, insaati yapan firma zemin kati almis ve ücretsiz olarak misafirhaneyi bitirip belediyeye teslim etmis. Simdi giris katindaki dev kafeteryayı ve zemin kattaki dev eczaneyi ayni firma isletiyor.

Hem para kazaniyorlar hem sevap. Çok beğendim fikri…

Hasta yakınlari için misafirhaneler her yerde olmali.

1 Yorum

Filed under gezen güzel olur, saglik, severim paylasirim

Hayatıma bir yatırım yaptım. Allen Carr ile sigarayı bıraktım

Aşağı yukarı yirmi yıl önce sigara denilen uyuşturucu zehrine bulaştım. Bulaştırıldım demek daha doğru. Benim bir suçum yok.

Ve kızımın hatırı için, ona verdiğim bir söz var:  sigarayı bırakacağım. Sigarayı seviyorum, türlü çeşitli zararları var biliyorum, cildim berbat oldu, köhür köhür öksürüyorum, hatta (af buyrun) balgam çıkarıyorum… Bunlara rağmen günde on on iki tane içmekteyim. Artık bir oturuşta tek sigara kesmiyor, iki sigara zincirliyorum…Niye bırakayım onu bir türlü anlamıyorum. Sigara içmeyi seviyorum..Ama söz verdim bir kere..

Nasıl bırakılıyor? Eşim beş yıl önce irade gücüyle bıraktı. Hala “bir tane yakayım mı?” esprisini yapıyor. Canı hala istiyor belki de.. Tam emin değilim. Ama yakmayacağını biliyorum.

Ve şefim, değerli arkadaşım Feride de Allen Carr yöntemiyle bıraktı. Bundan altı ay önce buluştuğumuzda beni şaşırttı doğrusu. “Hadi canım” dedim. Nasıl olur da bırakırdı… Biz var ya, deli gibi, hem de keyifle içerdik sigaraları.

Bırakmış. Mutlu hem de.. Hani diyorlar ya: sigarayı bırakmazsın, o seni bırakır.. Sigara bırakmak diye bir şey yoktur. Hepsi, iki sigara arasındaki zamandır sadece…  Bir sonrakini yakamayacağını bilerek acı içinde yaşarsın…

Cık. I-ıh.. Kız gayet mutlu. Acaip imrendim. Ben de bırakacağım.. Bırakırsam da en iyi şekli ile bırakacağım. Allen Carr’ı incelemeye başladım.. Saadet zinciri gibi bir şey mi yoksa ciddi mi??

Şu beni tavlayan cümlelerden biri oldu:

“Eğer vücudunuzda bir düğme olsaydı,

bu düğmeye basınca ertesi sabah hayatınızda hiç sigara içmemiş gibi uyansaydınız,

bu düğmeye basar mıydınız?”

Basarım. Evet basarım. Sigarayı seviyorum ama sigarayı hayatımda istemiyorum…

Geçen ay telefon ettim Allen Carr Türkiye‘ye;  randevumu aldım. Süper ilgili Filiz hanım bana yerimi ayırdı. Ok? Ok.. Bu iş tamamdır.

Neler oldu… Yazmam. Gidin bırakın.

Sonuç: O gün bu gündür sigarayı sevmiyorum, mutlu bir içmeyenim. Üstelik, tam da söyledikleri gibi, hayat devam ediyor ve daha ilk günden başıma bir ton “tam da sigara yakılmayı gerektirecek” stresli şey geldi. Adamın biri arabama güm diye çarptı mesela… Ellerim zangır zangır titredi.. Konuştuk anlaştık bindik arabalara devam ettik. Ve ne oldu bilin? Farkına vardım ki, sigara aramadım o anda.

Sigarayı bıraktım. Bırakmak istiyorsanız, iki yolu var. Ya irade ile, işkence çekerek… Ya da Allen Carr ile, tamamen ve mutlu bir şekilde..

Baktınız olmuyor, destek seansları var. Üstelik garantili, …

Daha ne duruyorsunuz bilmem. Bu bir “masraf” değil “yatırım”

Canınızı kurtarın.

4 Yorum

Filed under ben yazdım, saglik

Gözümü çizdirdim…

Argo tabir bu, pesinen ozur dilerim. 2,5 derece miyop olan gozlerimi lasik ameliyati ile sifirlattim. (astigmatimi sormayin bilmiyorum o da gitmis olabilir)

kanallardan birinde bir yarisma programi var, bir kadini ele alip bir haftada yeniliyorlar. Orada gordum, benim neyim eksik dedim. fiyatlar da cok uygun. bes sene once 1500 dolar olan ameliyat bugun 1100 TL olarak yapilmakta.

Sabah kalkar kalkmaz gozluge sarilmak, gozluksuz hic bir sey goremeyip uyuklamak, araba kullanamamak, 3D filmleri izleyememek, denize hamama gidememek kisaca hayatin tadini alamamak demek miyop olmak.

Oh iyi etmisim, yazik cok beklemisim….

Once gittim muayene oldum. Gerekli tetkikler yapildi. uygun bulundum. Pazartesi saat 14:00’e randevumu aldim hastanemden… Doktorum da sahane bir insandir; kendisine buradan ellerine saglik der, duaci olurum….

Pazardan gittim sacimi bambaska kestirdim. Daha once de yazmistim benim sacim bambaskadir, zengin avrat saci. Neyse, kuaforum de 25 yillik deneyimini konusturdu, cok sık bir kesim oldu veee…. Degisim basladi!

Unutmadan, dereceli gunes gozluklerim de bosa cikacagi icin, pazar pazar gidip kendime yeppyeni gunes gozluğü de sectim.

Pazartesi sabahi aradim, 12:50’de gelin dediler. gittim. tekrar olcum yapildi, odememi yaptim, recetemi verdiler gidip 4 adet goz damlami da alip teslim ettim.

Saat 13:20 civarinda ameliyathaneye indik. ameliyathanenin kapisinda ayakkabilar cikti, tek kullanimlik terlikler giyildi..

ozel onluk ve bonem takildi. iki damla damlatildi  gorusum giderek bulandi. (gozbebegi buyuten damla oldugundan karagoz bir sey oldum :)  )

13:30’da saniyorum, ameliyathaneye gectik. uzandim, doktorum geldi. yuzume strec film gibi bir sey kondu, sag goz acikta.. acaip heyecanlandim. ve ameliyat basladi. toplam 5 dakika surdu iki goz.

Hemen tek kullanimlik ozel bir maske taktilar. kapkara, rontgen filmi hissi veren bir gozluk. gozun cevresi de sunger kapli, ski gozlugu gibi nasil anlatayim…sifir isik geciriyor. etrafi azicik dumanli goruyorsunuz.

gece onunla uyudum, ertesi sabah cikartmama izin vardi.

Allah ne guzel yaratmis, hamdolsun, goz sahane bir sey. Allah’im goremeyenlere acisin. cok zor cok… halimize bin sukur. o gece yapacak bir sey bulamadim evde ya. ne okuyabiliyorum ne camdan bakabiliyorum ne tv ne internet…

ve yukari ciktim. gorus artik ameliyattan mi damladan mi hala bulanik ama ameliyat oncesinden daha net!!

gorebiliyorum…

Ameliyattan bir saat sonradan baslayarak 3 damlayi da saat basi damlatmak gerekiyor ilk gun.

ikinci gunden itibaren bir hafta boyunca gunde dort defa…

ikinci hafta damlanin biri kalkiyor. iki damlayla devam… ozetle, uc ay boyunca suni gozyasi damlasini kullanmak gerekiyor..

Herhangi bir sorun yasamadim. Birinci hafta bitti, bir gozde hala hafif kan var ama cok belli olmuyor.

esas belli olan, kirisikliklarim. gozluk maskeliyormus ayol! derrhal botoxlanila!!!!

Gercekten gozluksuz cam gibi, HD kalitesinde goruse sahibim su an. ilk gunlerde  hafif miyop gibi oluyordum ama giderek o da azaldi.

gece araba kullanmak biraz zor. niyeyse gece plakalari secemiyorum henuz. belki duzelir bakalim…

zaten formda da yaziliydi ilk bir ay gece araba kullanmayin diye. eh, ben de kullanmam olur biter :))

5 Yorum

Filed under saglik