Tag Archives: allen carr

Sigarayı Bırakamam… Sigarayı Seviyorum…

Doktor kafasını önündeki tahlil sonuçlarından kaldırıp, sana ” kötü bir haberim var” dese…
“üç aylık ömrünüz kalmış, ileri evre kansersiniz… tipik olarak sigara içenlerde ya da tütün dumanına maruz kalanlarda rastlanan bir kanser bu.
malesef, üç ayınız var. O da en iyi ihtimalle. Fırsatınız varken sevdiklerinizle vedalaşın, son olarak seyretmek istediğiniz film filan varsa seyredin, zamanınızı güzel değerlendirin, moralinizi bozmayın..” dese…
minicik, öpmelere doyamadığın çocuğunun babasız, boynu bükük büyüyeceği, belki de bir başkasına “baba” diyeceği dank edecek kafana..
Camide, musalla taşının üzerindeyken, annenin tabutuna örtülen duvağa kapanıp “yavruuum” diye ağlayacağını anlayacaksın..

yaşamaya doymadan mezarlığın birinde bir tümseğin altına atıp gidecekler seni.
çar çur olmuş hayatından geriye bir şey kalmadığını, almak istediklerini, daha yapmak istediklerini, evini, işini, doğmamış çocuklarını, olmayan geleceğini, bütün hayallerini, bütün sevdiklerini, saf saf zamanın varmış gibi yaptığın planlarını düşüneceksin birer birer.

kaçınılmazı önce inkar edeceksin, bir yanlışlık var sanacaksın.  “falanca da doksanbeş yaşına kadar sigara içti, öksürmedi bile, turp gibiydi” , “filancaya da kötü hastalık demiş doktorlar, ceviz yedi hergün, birşeyciği kalmadı” diyenlere umut bağlayacaksın, “yok canım, bana bir şey olmaz” diyeceksin..

sonra, öfkeleneceksin.. daha yaşın ne başın ne, bir dolu ihtiyar varken, sapıklar, katiller onca kötü insan dururken senin kadar iyi birine denk gelmez ki bu hastalık? haksızlık bu. sen çok iyi bir insansın, olmaz ki..

pazarlık edeceksin..”Lütfen iyileşeyim Allah’ım.. söz her gün oruç tutacağım, fakirleri doyuracağım, beş vakit namaz kılacağım, annemi üzmeyeceğim, çocuğuma çok iyi örnek olacağım…”

giderek kötüleşecek, giderek daha da dayanılmaz ağrılara katlanamaz olacak, üç ayı bile bulmadan o pis kokulu, loş hastane odalarından birinde, sondalarla, serumlarla, sürünerek günlerce can cekişecek ve son nefesini gencecik yaşında vereceksin.
herkes üzülecek evet, ama herkes, “o kadar da -içme şu zıkkımı- dediydik” diyecek.

sanma ki varlığın, hayattakiler için önemli, emin ol çok değil, bir sene sonra tamamen unutulacaksın. hiç kimse seni hatırlamayacak. yok olacaksın…
bir kez daha gün doğumunu göremeyeceğini anlayacaksın son gecende.. çok ağlayacaksın, çok pişman olacaksın, her şey silinecek gözünden. “bir şansım daha olsa, beş yıl, on yıl önce bırakırdım sigarayı” diye tövbeler yeminler edeceksin.

işte tam o an, duaların kabul olacak; on yıl önceye dönecek, bu yazıyı okuduğun saniyeye uyanacaksın birden bire. Şöyle bir irkilecek, “hayırdır inşallah, rüya mıydı?” diyeceksin.

*-*-*

Rüya değil.

Sigarayı bırak, bu saniye bırak.

On yıl sonraki sen, sana yalvarıyor, duyuyor musun????

A

B

C

5 Yorum

Filed under ben yazdım, saglik

Hayatıma bir yatırım yaptım. Allen Carr ile sigarayı bıraktım

Aşağı yukarı yirmi yıl önce sigara denilen uyuşturucu zehrine bulaştım. Bulaştırıldım demek daha doğru. Benim bir suçum yok.

Ve kızımın hatırı için, ona verdiğim bir söz var:  sigarayı bırakacağım. Sigarayı seviyorum, türlü çeşitli zararları var biliyorum, cildim berbat oldu, köhür köhür öksürüyorum, hatta (af buyrun) balgam çıkarıyorum… Bunlara rağmen günde on on iki tane içmekteyim. Artık bir oturuşta tek sigara kesmiyor, iki sigara zincirliyorum…Niye bırakayım onu bir türlü anlamıyorum. Sigara içmeyi seviyorum..Ama söz verdim bir kere..

Nasıl bırakılıyor? Eşim beş yıl önce irade gücüyle bıraktı. Hala “bir tane yakayım mı?” esprisini yapıyor. Canı hala istiyor belki de.. Tam emin değilim. Ama yakmayacağını biliyorum.

Ve şefim, değerli arkadaşım Feride de Allen Carr yöntemiyle bıraktı. Bundan altı ay önce buluştuğumuzda beni şaşırttı doğrusu. “Hadi canım” dedim. Nasıl olur da bırakırdı… Biz var ya, deli gibi, hem de keyifle içerdik sigaraları.

Bırakmış. Mutlu hem de.. Hani diyorlar ya: sigarayı bırakmazsın, o seni bırakır.. Sigara bırakmak diye bir şey yoktur. Hepsi, iki sigara arasındaki zamandır sadece…  Bir sonrakini yakamayacağını bilerek acı içinde yaşarsın…

Cık. I-ıh.. Kız gayet mutlu. Acaip imrendim. Ben de bırakacağım.. Bırakırsam da en iyi şekli ile bırakacağım. Allen Carr’ı incelemeye başladım.. Saadet zinciri gibi bir şey mi yoksa ciddi mi??

Şu beni tavlayan cümlelerden biri oldu:

“Eğer vücudunuzda bir düğme olsaydı,

bu düğmeye basınca ertesi sabah hayatınızda hiç sigara içmemiş gibi uyansaydınız,

bu düğmeye basar mıydınız?”

Basarım. Evet basarım. Sigarayı seviyorum ama sigarayı hayatımda istemiyorum…

Geçen ay telefon ettim Allen Carr Türkiye‘ye;  randevumu aldım. Süper ilgili Filiz hanım bana yerimi ayırdı. Ok? Ok.. Bu iş tamamdır.

Neler oldu… Yazmam. Gidin bırakın.

Sonuç: O gün bu gündür sigarayı sevmiyorum, mutlu bir içmeyenim. Üstelik, tam da söyledikleri gibi, hayat devam ediyor ve daha ilk günden başıma bir ton “tam da sigara yakılmayı gerektirecek” stresli şey geldi. Adamın biri arabama güm diye çarptı mesela… Ellerim zangır zangır titredi.. Konuştuk anlaştık bindik arabalara devam ettik. Ve ne oldu bilin? Farkına vardım ki, sigara aramadım o anda.

Sigarayı bıraktım. Bırakmak istiyorsanız, iki yolu var. Ya irade ile, işkence çekerek… Ya da Allen Carr ile, tamamen ve mutlu bir şekilde..

Baktınız olmuyor, destek seansları var. Üstelik garantili, …

Daha ne duruyorsunuz bilmem. Bu bir “masraf” değil “yatırım”

Canınızı kurtarın.

4 Yorum

Filed under ben yazdım, saglik