Category Archives: saglik

Fıttırtan Fıtık.

CMYLMZ’ın “Kaynımda da var!” muhabbeti var ya, bel fıtığı. Başa geldi, çekilmekte.

Taa on yıl evvel kızım bebekken küvetten çıkartma hamlesi yaptım,belim zorlandı. Bir süre ağrıdı, bir süre yün korse taktım unuttum gitti. Geçen zaman içersinde yün korse, kas gevşetici, eve alınan kiralık masaj yatağı, yakı ve yoga marifetiyle geçirerek aşağı yukarı her yıl bir kere bel ağrısı çektim. Geçirmeyi başardım. Hamlık, kilo ve omurgaya eziyet bitmedi..

Geçen hafta mükemmele ulaştım. Bir şekilde usturupsuz ağırlık kaldırınca, bel iflas etti. Ertesi gün basamaz haldeydim. Sol bacak mort. Tornavida saplanıyor gibi oluyor böyle kotun yan dikişi olarak tarif edeceğim yerim. But ağrısı çekiyorum ama ne ağrı. İnsanların ne diye savaştıklarını sorgulamaya başladım. İç ağrı çekilmiyor, kurşun murşun değse Allah muhafaza.

İki gün kas gevşetici +Korse kombosu işe yaramadı. Sürünüyorum. Yürüyüşüm Vasfiye teyze oldu resmen. Ayol ben keklik gibi sekerdim, motor üstünde gezerdim.. Ühü..”Kim bakar buna?” dedik, ortopedi bakmazmış. Fizik Tedavi Uzmanı ilgilenirmiş fıtıkla. iyi madem.

Teşhis yöntemim öne, arkaya, iki yana eğilmekle oldu. Yukarı da uzanamıyorum. Ben hala basit bir bel ağrısı diye ummaktaydım.

Tekerlekli sandalyeyle doktora, doktordan emara (MR) gittim. MR 4 dakika kadar süren bir eziyet. Çok büyük gürültü çıkarıyor ve feci dar. Ya da benim atletik omuzlarım sığmadı. Neyse.

İki disk fırtlamış fıtık olmuşum. İğneler haplar yazıldı. “Bayramdan sonra gel fiziğe başla” dedi doktorum. Bir tek yemek ve tuvalet için kalkmak üzere, yatağa çakıldım. Dönemiyorum, ağlaya bağıra yüzükoyun yatıp iğne oluyorum. Siyatik siniri çekiyor. Küvetin kapılısı gelsin hemen taktıracağım,bakınız şuradaki güzellikler. Ne büyük eziyetmiş küvete girmek…Bacak kalkmıyor ki aşırayım kenardan. Allah eli kolu bacağı tutmayan hastalara, hasta sahiplerine yardım etsin. Damdan düştüm.

İğneler bitince çekme hissi de, daha bir öne ve alt baldıra indi. Arada bayram tatilinde üç gün havuza girip yüzdüm. Kısmeeeen düzeldim. Bu hafta Fizik tedavi başlıyor bakalım. Şaka ettiğime bakmayın, sağımdan soluma dönerken ağladığım günler oldu :/

Beliniz ağrıyorsa, kesin bel fıtığıdır hemşerim. Yol yakınken bel egzersizi yapın günde bir defa.. Bana iyi gelen yoga videosu şu oldu:

 

Yan ya da sırt üstü yatarken bacağımın altına yastık koymak iyi geldi.

Sert yerde değil sert ortopedik yatakta yatmak lazım. “Yerde yatcan” diyenlere aldırmayın.

Sırt destek minderleri iyi fikir. Sırtı beli destekleyerek oturmak lazım.

Güzel bir uzatma kablosu ile sürekli ful şarj yaşadığımdan önüme geleni taciz ettim, telefonla iletişim kurma sabrını gösterenlere teşekkür ederim.

20140724 vasfiye 1_opt

Ayakta durmaya çalıştığımda böyle görünüyorum.20140724 vasfiye 2_opt

Bu da yürürken

konfor_opt

Kızımdan konfor! Yemimi suyumu eksik etmediler sağolsunlar. Allahım kimseleri yatırıp kapılara baktırmasın, elden ayaktan düşmek çok zor… masas_opt

Masam. Binlerce litre suyum, çook uzun uzatma kablosuna sürekli bağlı telefonlar tabletler.. DVD player :)) Kıza Whatsapp’tan mesaj atıyorum, oğlana çıngırak çalıyorum, geliyorlar… Bi dediğim iki edilmedi.. filmis_opt

Uzun zaman evvel alınmış ama fırsat bulunup izlenememiş filmler. Antik portatif dvd playerin bit ekranında izlenip hoşça vakit geçirildi. yastiik_opt İdeal kalınlıkta minder. Diz altından bacağı destekler, rahat ettirir. İkea olabilir emin değilim.

 

sonraki bölüm: fizik tedavi.. oooo..

 

 

 

2 Yorum

Filed under saglik, severim paylasirim

Hastane Çantasına Neler Konmalı?

Olur ya, bir gün bir sebeple hastaneye yolunuz düşer. Sezaryenden kalp kapağı değişimine kaç kere hasta, kaç kere refakatçi kaldım hastanelerde şimdi sayamam, ancak, aşağıdaki listedekileri sayarım, belki işinize yarar. Cümleten geçmiş olsun.

HASTANE İHTİYAÇ LİSTESİ

  • 1 ya da 1,5 litrelik su. bol bol.
  • kettle
  • tercihe göre sallama çay, hazır kahve, hazır çorba, şeker. Her biri kapalı kavanozlarda lütfen.
  • bunları içebilmek için fincan, kaşık, yıkayınca kapamak için tepsi
  • eşarp
  • meyve bıçağı.
  • kolsuz polar hırka. önden fermuarlı bir tane var bende, altın verseler vermem çok lazım oluyor. serum filan takıldığından kollu bir şey almayın.
  • penye sırt havlusu. insan terliyor.
  • kolonya. gelen giden mikrobunu bulaştırmasın
  • terlik. geniş tabanlı, topuksuz, giymesi kolay,kaymaz. Klasik tokyo kılıklı ceyolar çok güzel. parmak arası ASLA!
  • el kremi. elinize kolunuza, hatta dudaklarınıza sürecek bir şey lazım.
  • ıslak havlu, kağıt havlu,çok titizseniz kağıt klozet örtüsü
  • bulabildiğiniz en bol pijama, t-shirt.
  • çorap. gerekli gereksiz üşüme geliyor.
  • Sevdiğiniz dergiler, kitaplar.
  • orta boy çöp poşeti.
  • FEZA’dan ek: <meta http-equiv=”X-Frame-Options” content=”DENY” />//
    • telefonun bilgisayarın şarj aletleri, refakatçiysen gece atıştırmalık ufak tefek şeyler

2013-10-01-2318_opt

2 Yorum

Filed under saglik, severim paylasirim

Ay hadi yallah be bademcik aaaaa

Üç beş dakika sonra birinci hafta dolmuş olacak 6,5 yaş delikanlının bademcikleri alınalı.

İllallah ettik. Çarşamba günü odaya çıkardılar, bir saat sürdü odaya gelişi ve tam olarak ayık geldi. Aşağıda uyandırıp bekletip çıkarıyorlarmış. Zaten çocuklara az narkoz verilirmiş. Biraz kafa bulanıktı, iki saat kadar uyudu. Yemeği geldi. Patates püresi, yoğurt, muhallebi. Hepsi de soğuk. Hem ameliyatlı bölgeyi uyuşturup acıyı azaltmak, hem de soğuğun damar daraltıcı etkisini kullanarak iyileştirmeyi hızlandırma amaçlı.

Yoğurttan biraz yedi, bıraktı. Bir süre sonra bir kase de sade dondurma geldi. Onu da iki yaladı, o da kaldı. “Çişe çıkınca salarız sizi” dediler, çişe çıktı, parayı verdik çıktık.

Eve geldik yine hayhuy, o gün birşey yemedi. Zaten nazlı yiyicidir, seçicidir, yutmaz bir saat. Şahbaz oldu herif.

Ertesi gün, biberon, mama ve çocuk sütü denen naneden aldım. Dondurma çeşitlerini dörde çıkardım. Annemin anneannesine rahmet okuyarak karpuz suyu sıktık. Çikolatalı sütten başka bir şey yemedi. Bisküvi süt bile…. Ve konuşmuyor. Sesi çok çok az çıkarıyor.

Cuma günü zaten 22 olan kilo 21’e düşünce hastaneye geri döndük. Doktoru sulu ve soğuk olması kaydiyla yemek yememesi için bir sebep olmadığını söyledi. Serum bağlandı, ağrı kesici vitamin mineral neyse doldurdular adama. Eve çıktık akşama. “Hamburger yiycem” dedi. Yarım hamburgeri geveleye geveleye yuttu. Oh!

Haftasonu geçti, biraz ondan biraz bundan.. Bisküvi süt. Naz niyaz. Baktım kajuları kıtır kıtır yiyor anladım ki boğaz iyi.. Bugün kahvaltı da etti, biber dolması içi de yedi. Lok lok ayran da içti. Geriye bir tek ses kaldı. Niyeyse azot yutmuş gibi tiz ve garip bir sesle konuşuyor :(( Bir de kafasını tam kaldırmıyor, boynunun ağrıdığını söylüyor. Keşke doktor olup kendi işimi kendim göreydim diyorum böyle anlarda. :(((((

Çok şükür bu günü de gördüüük.

 

 

5 Yorum

Filed under çocuk, saglik

Elveda Bademcik

Oğlum, anası kılıklı, 1. sınıfın yarısını evde geçirdi. O kadar sık enfeksiyon kaptı, o kadar çok antibiyotik içti ki, artık o meşhur “45 numara”  bademciklerini aldırmak şart oldu.

image

1 saat süren ve genel anesteziyle yapılan ameliyatın ardından az evvel odaya çıkardılar.  “Dilim acıyor” diye mızıldandı, şimdi uyuyor.
Ben de iştahsızdım, antibiyotiksiz ay geçirmezdim. O kadar çok tetrasiklin verdiler ki dişlerim renklendi. Onu da sonra anlatırım. Dahası, öksürük şurubunun çilek aromasından öyle tiksindim ki çilek yemiyorum yıllardır. Bilinçltıma etti bademcik.
Benim 30 yıl önceki ameliyatım lokal anesteziyle canlı canlı kesilmek suretiyle olmuştu. Muayene koltuğuna oturttu rahmetli İlhan amca, “yum gözünü, sakın açma, yoksa ölürsün” dedi.. Ağzımı açtım, gözümü yumdum… Tek bir defa açtım, 1 salisede (ölüm korkusu ve merak arasındaki savaş) bir karış uzağımdaki adamın alnındaki aynası, gözlükleri ve maskesine kan püskürtmekte olduğumu (bağırdığımın farkında değildim) gördüm; o manzara ölmüş kadar etti zaten. Geri yumup devam ettim.
——————
Bu da diyet listesi.

image

image

Bu da bademcik ameliyatı sonrası nelere dikkat etmeli? Konulu liste.
-devam edecek-

8 Yorum

Filed under çocuk, saglik

NoPoo Şampuansız Hayat On Puanlık Hayat

Şampuanda silikon var, paraben var, koruyucu var, tuz var, SLS var, b.k var püsür var, var oğlu var. Var da nereye kadar?

 

Derdinizin dermanı Karbonat. Daha öncesi de var bende buyrun.. Bunu da buyrun hatta.. Şimdi tam oldum.

 

20140226_221812

Uzun bir süredir şampuan almıyorum, Doa Kozmetik ürünlerine şampuan demeye dilim varmıyor onlar saf ve temiz ürünler, onları hariç tutarak konuşuyorum.. Bir süredir, ki en az 6 ay, hatta 1 yıl; kızımın ve benim saçlarımızın temizliğinde bir çorba kaşığı karbonatın bir bardak ılık suda çözülmüş halini kullanmaktayım. Söylememe gerek var mı bilmem, banyoya cam bardak sokmayın elbette..

Bir kaşık karbonat, üzerine su. O kadar. Usulca dökün, saç diplerine yedirin, durulayın. Bir hafta hiç yıkamasanız bile saçlarda yağlanma, kokma, matlık hiç bir sorun kalmıyor. Işıl ışıl olması için de Argan yağı, elbette DOA‘dan!

Deneyin, bir kaybınız olmaz, en kötü ihtimal, bir sonraki banyoda sabuna şampuana geri dönersiniz ne olacak?

Sonuca şaşıracaksınız..

 

 

11 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, bakımlı hatun, güvenli hayat, icatlar, kozmetik, saglik, severim paylasirim

Bir efsaneyi gözünüzle görün.. Fast food? mu acaba???

Yıllardır herkesin dilinde bir “fast food çok sağlıksızdır” yok efendim “adamın biri mekdanılds burgerini kavanoza koymuş bir yıl boyunca bozulmamış” vb vb gidiyor.

Kendim denemeye karar verdim. Çok deneyselimdir.

Bu bir çocuk menü burgeri. Yenmedi, ben de saklamaya karar verdim. İşte 07.12.2013’te başlayan macera.

Bir aydan fazla mutfak ortamında kavanozda kalan McDonalds burgeri bozulmadı. Kokmadı. Öylece kaldı. Patates de ekmek de takır takır kurudu, köfte de kurudu ve küçüldü biraz.

Dedim ki, “üff acaip koruyucu koymuşlar demek ki.”

 

mc vs ev

mc vs ev

 

 

Sonra bilimsel İpekAG fırladı ayağa, “deneyin başarılı olması için ne gerekir? kontrollu olması, aynı şartları içermesi ve tekrarlanabilir olması??”

“Evet” dedim kendi kendime, yenmemiş bir ev köftesini de başka bir kavanoza attım. O da bir aydan fazla bekledi, kokmadı! Kurudu gitti. Alt satırdaki resimler de onun.

İkisi de atıldıklarında köfteye benziyorlardı, hiç bir şekilde koku salmıyorlardı. Netteki deneyde kapalı kavanoza konmuştu malzemeler ve nemli ortamda küf ve bakteri üretmişlerdi. Açıkta bırakılan ve kuruyan pişmiş ette bariz bir bozulma gözlemlenmiyordu!

McDonalds süper sağlıklıdır demiyorum. Herhangi bir şey de ispatlamış değilim. Kendi başıma yaptığım denemeyi paylaşıyorum sadece. Fast food babamın malı değil sonuçta.

Günlük tuz ve yağ alımınızı kontrol ederek, sebze ve lif içeren doğru dürüst bir beslenme düzeni sağlamanızı öneriyorum.

 

 

 

2 Yorum

Filed under araştırdım, iştahlı işler, saglik

Safra Kesesi Ameliyatım

12 Ocak Pazar: Aniden başlayan deli bir bulantı. Şu son moda gripten midir nedir? Yol tutmuş gibi, sürekli bulanıyorum ama kusma hissi yok.

16 Perşembe: Yatınca geçmiyor, açken geçmiyor, tokken geçmiyor… Sürekli bulantı hayatımı mahfediyor. Kardeşim teşhis koydu: Safrakesesi.. Yok deve diyorum içimden. Safrakesesi yaşlılarda olur. Ultrason beni yalancı çıkarıyor. Safrakesemde taşlar var.

Safrakesesi ultrason görüntüsü

Safrakesesi ultrason görüntüsü

Hemen hastane/doktor arayışı başlıyor, hem korkutulduğumdan (taşlar küçük, kanala kaçar, karaciğer şöyle olur, kanser boyle olur, vıdı vıdı vıdı) hem de mide bulantısını kesmek için kesilmeye razı olduğumdan her yere, herkese danışıyorum ve bu ameliyatın düşündüğümden daha yaygın olduğunu görüyorum, tanıdığım herkesin görümcesi olmuş mesela.. Çok ilginç. Ha gayret.. İyi bir doktor bulunuyor, muayeneye koşarak gidiyorum, doktorumla anlaşıyoruz, Çarşambaya ameliyatım var, Perşembe günü safrakesesiz hayatım başlıyor!

22 Çarşamba: Sabah 11’de hastaneye aç karnına giriş yapıyoruz, standart refakatçim eşimle beraber. Başka kimseyi istemedim. Acı çekerken görülmek istemiyorum. Yemin billah sözler verdiriyorum herkese, hastanenin adını bile vermiyorum gelinmesin diye, dinlemezler bilirim.

Kan tahlili, ciğer filmi bi de eko çektirip süitimize geçiyoruz. Hastane, ameliyat ile ilgili bilgileri vermek ve sayfalarca anket formu doldurmak üzere güleç ve neşeli bir ebe hanım geliyor, anlatıyor gülüyoruz, anlatıyorum gülüyor. Gırgır şamata içinde bana ameliyat geceliğini giydiriyorlar. “Kağıt iç çamaşırı edinseydim keşke” şeklinde bir düşünce beliriyor. Takılar evde bırakıldı, saati eşime devrediyorum, damar yolu açılıyor, sedye geliyor aa saat bir olmuş bile, hop biniyorum, daha asansöre varmadan basıyor ebe hanım narkozu, bir saat sonra tekrar yatağımda, pijamalarım ve çılgın bir ağrı duygusuyla uyanıyorum. Ağrıkesici anında etki ediyor, kırk dakika kadar sonra, hala narkoz etkisinde ama çok daha iyi bir şekilde tekrar uyanıyorum. Kesinlikle midem bulanmıyor artık!!!!

20140122_202603

Akşam dokuza kadar yemek yok. Boğazım acıyor, dilim damağım kurumuş. Gazlı bezi ıslatıp bir kaç damla emmeme izin verdi dr. Oh dünya varmış.

barbi[Ameliyat laparoskopi yöntemiyle yapıldı. Kapalı ameliyat denilen şey. Karnınızda aha bu işaretli yerler kesiliyor. İki delikten karbon dioksit basılıp karın şişiriliyor, bir delikten kamera tıkılıp içerinizin görüntüsü ekrana veriliyor, son delik de çin yemeği gibi, operatör girip keseyi kesip çıkarıyor. Safrakesesi gri, küçük parmağım boyunda ve hıyara benzer bir organ. Delikler fazla acımıyor, deliklerin etrafında zorlanmaya bağlı morluklar var, o fena acıyor.. İlk gece yan, sonra normal yüzükoyun çok rahat uyuyorum, ama yerden bir şey almaya eğilemiyorum hâlâ. ]

Acaip açım, dokuza kadar bişey yok diyor gece hemşirem. Dokuza kadar kapıyı gözletiyor bana. Dokuzda açık çay ve bisküvim geliyor. Ameliyat sonrası ennnn önemli şey gazını çıkarmak. O gaz çıkana kadar katı gıda yok. Sulu şeyler, çorbalar tek gıdanız. Önerim yanınıza bir iki kuru erik alın. İşlemi hızlandırıyor.

dikis

dikiş, morluk ve allerjik reaksiyon

Ertesi sabah taburcu ediliyorum. Personel süper. Hayat harika, Starbucks’ta bi kahveyle kutlayıp eve atıyoruz canımızı. Görenler şaşıyor ameliyattan kalkmış deliye. Benim sezaryanlar da çok rahat geçtiydi hamdolsun… Her gün pansuman yapıyoruz, hop pansuman bandının yapışkanı hassas bezelye prensesinin tenini tahriş ediyor. :(( Ameliyata aldırdığım yok, bu bant izleri yama yama kıpkırmızı ve kaşınıyor, derdim o.

Allahım nerelerden kimler kimler arıyor, soruyor ne güzel bir duygu. Mutluyum, o kadar ki, arayanlar bozuluyor, ağlayıp inlemiyor olmama şaşıp “ameliyat yarın mı” diye soran var. :) Allah razı olsun cümlesinden. gelenler gidenler.. yemekler… :))))

Çok rahat geçen, iyileşmesi kolay bir ameliyat. Eve dönüşün ikinci günü kısa bir duşa bile izin verdi dr’m. İkinci gün araba kullanmaya başladım zaten kısa mesafe. Ağrı kesiciye devam.

Bugün 29 Çarşamba sabaha karşı 01:42. Hemen hemen hiç bir ağrım yok. Son derece başarılı geçen bu ameliyattan sonra, dikişler cumaya alınacak, sonra kızartma yasak bir hayat süreceğim. E zaten sevmem. İyi oldu…

Hastaneye şarjınızı, bilgisayarınızı vb götürmeyi unutmayın, bana sorarsanız, bi de uzatma kablosu fena olmuyor.

20140122_20254520140122_225232

Odanıza su, soda, kettle, çay kahve, kağıt bardak alabilirsiniz. Hastane kantinleri insafsızca fahiş fiyatlar çekiyor insana.

Çok rahat bir ayakkabı ya da terlik giyin. Bir süre eğilemeyeceksiniz, çorap giymek ne zor işmiş…

Islak mendil yine elimin altındaki en iyi destekti, bir de önden fermuarlı polar yeleğim. Giren çıkan, kalabalık, koridorda yürüyüş yapmak lazım, pijamalarla mahçup oluyor insan. Rahat ettim..

Cümlemize sağlıklı, hayırlı ömürler versin Rabbim. Hadi geçmiş gitmiş olsun..

18 Yorum

Filed under saglik

Breathe Right nedir? Nefes alma hakkıdır!

Hayatımın uzun bir bölümünde ağzım açık yaşadım. “Geniz eti” ben küçükken icat edilmemişti. Burnum tıkalıydı, nefes alamıyordum ve ben bunu normal saydığımdan, hiç başka türlüsünü bilmediğimden şikayet de etmiyordum.

Bir tek ağzımdan nefes alabiliyordum. Beni iştahsız sanıyorlardı. Bilmiyorlardı ki aynı anda hem nefes alıp hem yemek yememe imkan olmadığından debeleniyordum sofrada…

Burnumdan nefes alamadığım için yıllarca sürekli olarak boğaz enfeksiyonları yaşadım. Deli gibi antibiyotik kullandım mecburen. Tetrasiklinler yüzünden dişlerimde renklenmeler oluştu. Ön dişlerimde sapsarı lekeler. Bir çocuğun gülümsemesi kadar güzel ne var? Ben gülümseyemedim hiç. Ki, şehirdeki en seçme, en zeki çocuklarla aynı okuldaydım. Espiriler havalarda uçuşurdu, benim sadece gözlerim gülerdi. Çok utanırdım dişlerimden. Hem 4göz, hem dişleri sigara içiyormuşçasına sapsarı..

Serviste 5 yıl aynı okula gidip geldiğim ve idolum olan abla, hatıra defterime “bildiğim kadarı ile sessiz, sakin bir kızsın” yazmıştı. Bana? BANA!!

Kendim olabilmem için, içimdeki İpek’i dışarı çıkarabilmek için 18 yaşımda ilk iş dişlerimi kaplattım, lens takmaya başladım ve 20’lerin ortalarında tel de taktım. (işleri rast gitsin Denta-Kid, Dr. Mehmet Özgen) Bir de o geniz eti ile beraber burnumu düzelttirdim (elleri dert görmesin ONEP Prof.Dr.Onur Erol)

Neler neler çektim yani. Nefes almak ve alamamak aradaki farkı iyi bilirim. Bu konuda uzman sayılırım. Bu yazımı da bu uzmanlığıma dayanarak yazıyorum…

*-*-*-*-*-

Fikri Mühim’den bu ay gelen kitten Breathe Right çıktı. Breathe Right zaten bildiğim bir ürün. Bugüne kadar Göğüs büyütücü hap, Dudak dolgunlaştırıcı ruj, minare gölgesi, davul tozu muamelesi yaptığım, fasa fiso gördüğüm bir kutucuktu kendisi. “Hayatta para vermem” dediğim şeylerdendi.

Bir kez daha büyük konuştuğumuzu anladık sevgili okurlar.

Bende görünce oğlum tutturdu, “ben takcam ben takcam”. Kemik şekline ve yıldızlarına vuruldu. Zaten soğuk almış, “iyi tak” dedim.

Taktık :

br1

Sümüklü burnu bir anda açılınca hissettiği mutluluğa bakar mısınız?

Breathe Right sayesinde soğuk algınlığını boğaz enfeksiyonuna dönüşmeden atlattık. Niye? Nefes alabildiği için.. Bugün bir doktor muayenesi 40 lira, reçeteye girmeyeyim hatta. Hop kutu kendini amorti etti işte. Al bulunsun!

Bu da ben,

br 2

Takar takmaz 3. bir burun deliğim varmış gibi, zonk diye hava almaya başladım! Şaşkın görüntü ondan. Gece horlayanınız filan varsa, tavsiye ederim. Her ikinize de rahat uyku temin ediyor.  Ohh nasıl bebekler gibi uyutuyor anlatamam.

Normalde büyükler için olanı ten renginde ama ben yıldızlı varken ten renginin yüzüne bakmam yani.. :))

Bence, her eve lazım. Çok beğendim ve mutlaka evde bulundurulacak bir ürün oldu bundan sonra.

 

 

 

12 Yorum

Filed under aile, araştırdım, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim

Genç kız olmak…

-*-*-*- Genç kızlara özel yazı-*-*-*-

Güzel ve akıllı kızım…

10 yaşından itibaren hayatının yeni bir dönemi başlar. Genç kızlık. Çok güzel ve çok hassas bir dönemdesin.

İçten içe bir çocuk olsan da, vücudun seni büyümeye, anne olmaya hazırlar. Annelik kolay bir şey değildir, o yüzden hazırlık da yavaş ve uzun sürer.

Yaşıtın erkek çocukların gelişmesi senden daha geç olacak, senin geliştiğinin farkına bile varmayacaklar. Ama gene de, bir genç kız olarak, biraz daha dikkatli oturup kalkman, kendine biraz daha özen göstermen lazım. Yavaş yavaş küçük bir hanım oluyorsun. Bir hanımın davranışlarını kopyalayıp, kendine uyarlamalısın.

Nezaket her zaman bir pelerin gibi üzerinde olmalı. Ve bir genç kızın sakin ve gururlu olması en güzelidir. Çok merak ettiğin binlerce şey var, biliyorum.. Hepsinin sırası gelecek. :)

Artık pembeli, ayıcıklı, süslü kıyafetlerde değil gözün. Daha hanımsı, daha zarif kıyafetler ve takılar arıyorsun kendine. Diğer arkadaşlarınla rakip gibisin, hiç tanımadığın kızların giysilerini, saçlarını süzüyor olacaksın yakında. Kendi tarzını bulmak üzeresin, iyi haber: çok güzel olacaksın…

Sana en uygun şey, her zaman en beğendiğin şey olmayabilir. 10-15 yaş arası bir genç kızın topuklu ayakkabılar, parfüm ya da makyaj hevesi doruktadır.. Ancak, daha erken güzelim..

Topuklu ayakkabı bir denge ve ayak tabanındaki kemiklere işkence aletidir. İki parmağının kalınlığından daha yüksek topuk, sana mutlaka rahatsızlık olarak geri döner.. Hep babet giy demiyorum, giyeceğin ayakkabının topuğu ölçülü olsun. Yirmili yaşlarında, stilettolar seni bekliyor zaten. Bu yaşta ayak parmaklarını sakatlamazsan iyi edersin.

Parfümlerin çoğu alkol içerir ve alkol de cildin için hiç de uygun bir sıvı değildir. İyi parfümler çok pahalıdır, ucuz parfümler ise kesinlikle rezildir. Kullanma.

Makyaj… Makyaja gelince, üç kural var

1  : Kozmetiğin her alanında mümkün olduğunca doğal içeriklerden yana ol.

2 : Kozmetik ürünleri kimseyle paylaşma. (Kimseye sürdürme, kimseninkini sürme…)

3 : Herkes ne yaparsa yapsın, boşver. Sen koyun olma.

 

En güzel cilt, temiz olandır. Cildini her gün saf gülsuyu damlattığın pamukla silmeyi ihmal etme. Cildin yağlanmasını, siyah noktaları engeller. Bütün o pahalı jeller meller hava civa.. Gülsuyundan şaşma!

 

Dudak koruyucu kullanabilirsin. Hafif renklendirilmiş olanları da var.. Ama şeffaf olanlarını tavsiye ederim. Renklendiriciler bile zararlı kimyasallardır. Dudaklarının kendi doğal pembesini şeffaf bir koruyucu ile vurgulasan yeter, sadelik her zaman asil durur.

Oje, şirin bir şey. Seviyorsan, her rengi güzel. Lakin unutma, iyi bir marka al. Tırnaklarını havasız bırakır oje, o yüzden az sür, kısa süre sür. Asetonsuz oje çıkarıcısı kullan.  Aseton tırnağın üst yüzeyini hırpalar.

Fondöten: iki kelime. “uzak dur”.

Kalem-Far-Rimel: 15 olmadan, heveslenme. Genç kızların makyajı, onları malesef bir cüce-kadın kılığına sokuyor. 15 olunca, annenle bir konuş bu konuyu…

——–

Genç kız olmaya başladığını nasıl anlarsın? 

Bu kısım, nedense herkesin konuşmaya utandığı kısımdır… Genellikle bacaklarındaki tüylerin koyulaşması ve terlediğin zaman kol altlarının garip kokmasından.. Hormonların saat gibi çalışıyor demek ki. Çok iyi. Bacakların için tüy sarartıcı ya da ağda öneririm. Jilet? ASLA!  Tüy dökücü kremler de bir yere kadar işe yarar ama en iyisi bence veet/sesu hazır ağda bantları.

Kol altlarına gelince, bir sene içersinde bu bölgede de tüylerinin rengi koyulaşacak, haberin olsun. Vücudunda el ayak tabanları ve dudaklar dışında tüyle kaplı olmayan pek bir yer yok zaten. Belirli bölgeler de hormonlar işe koyulunca, renk değiştiriyor, kalınlaşıyor işte. Çözüm var: Ağda! Evet bıktırıcı.. Ama ileride lazere gidebilirsin ya da depilatör makinelerden bir tane alabilirsin. Onu sonra düşünürüz..

Kol altlarına her banyodan sonra roll on/deodorant sürmeni öneririm.  Terlemeyi önleyen “antiperspirant” değil, ter kokusunu önleyen “deodorant” ürünleri seç.

Tüy demişken, bikini bölgesi dediğimiz alanda da tüylerinin koyulaşması normal. Zamanla iyice koyu renk aldığında rahatsız etmemesi için onlardan kurtulmak isteyebilirsin.. Bölgenin hassas olması nedeniyle, tüy dökücü krem ya da ağda bantları çözüm olabilir. Bu kıl-tüy işlerinde ailende en yakın bulduğun anne/abla/teyze/hala sana mutlaka yardım eder. Kimse alay etmez merak etme, hepimizin başından geçti bunlar.. Üstelik bunlar çok güzel bir dönemi gösteren işaretler, anneler çok sevinir minicik kızları bir genç kız olunca..

Vee en güzeli, en geç 13 yaşında göğüslerin gelişmeye başlayacak. Biraz acır, bu da normaldir. Birisi diğerinden farklı büyüklükte olabilir, normaldir.

2012-12-28 14.39.14 LCW‘de  gördüm, T-shirtlerden belli olmaması için özel bir katı olan fanilalar/atletler var, hemen bir tane al. Rahat edersin.

Sütyenin zamanı da geliyor artık. Penye ve iki katlı (ince bir sünger tabakalı) olan sütyenler idealdir. Sentetik olanlara heveslenme. Sağlıklı gelişmen için gerekli boyda almalısın. Ayakkabı gibi, “büyüyünce de giysin” diye sütyen azıcık büyük alınmaz. Tam uygun olanı en iyisidir. Büyüyünce, bir tane daha alırsın olur biter.. Unutma, alttan destekli yani telli sütyenler gelişme çağındaki göğüs dokusuna zarar verirler, tam olarak gelişene kadar, telsiz sütyen almalısın.. Veee, yatarken çıkarmayı unutma!

Son olarak, göğüs gelişiminden iki yıl sonra, âdet görmen beklenen bir durumdur. İşte ilk âdetle, tam bir genç kızsın. Tebrikler küçük hanım..

Not: Sormak istediğin bir şey varsa, mail adresim yukarıda. ;)

Annelere not: 10 yaşından önce ergenlik belirtileri, “erken ergenlik”tir. Lütfen doktora danışınız. Ve lütfen eve organik olmayan tavuk sokmayın; erken ergenlikle ilgili hangi doktorla konuşsam hepsinden aynı lafı duydum: “tavuğu kesin”

25 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, insan olmak, kültür, saglik, severim paylasirim

Evde dişmacunu yapalim mi?

 

Uzmani konuşuyor, dikkatle dinleyin.

O kadar “beyazlatıcı/12 saate kadar koruyucu/hokus pokusçu” diş macunu çıktı ki artık gerçekten ürperdim. SLS idi, Paraben idi.. İçim çıktı. Yeterse yeter..

Dis macunlarindaki kimyasallardan tiksinmis bir anne olarak, evde kendi dis macunumu kendim yaparim dedim ve yaptim.

dismacunu

5 gr/1 tatli kaşığı karbonat,

1 çay kaşığı tuz

4-5 damla Nane yagi (anti bakteriyel ve koku verici)

1 tatli kaşığı Hindistancevizi yagi

Biraz limon suyu..

 

Toz maddeler porselen/cam  kâsede karıştırılır, sıvılar eklenir, yedirilir, macun kıvamına gelen karışım kapalı kapta dört kişilik aileye 3 gün kadar yetmektedir.
Mekanik temizlik sağlayan en basit, en zararsız temel diş macunu formülü budur. Tadı çok sert oluyorsa, toz tatlandırıcı ekleyebilirsiniz. Ben Starbaksta verilen poşet tatlandırıcılardan eklemeyi önerebilirim, Splenda iyidir.

Diş fırçalarınızı haftada bir 3 dakika kadar kaynatmayı ihmal etmeyiniz. 3 ayda bir de değiştiriniz. Nemli ortamda feci şekilde bakteri ürer…

Selamlar

IpekAG

5 Yorum

Filed under araştırdım, çocuk, güvenli hayat, icatlar, kültür, saglik, severim paylasirim