Category Archives: bilgisayar

Amerikadan İngiltereden nasıl alınır? Borderlinx nedir?

Ebay’den bir şey alasım vardı. Ebay’den bi sürü şey alırım zaten.

Yani kolleksiyonuma bir parça eklemek için satın alabileceğim bir ürün çıktı, takip alarmım var, mail geldi. Resmine baktım beğendim, tam benlik.

Alayım dedim satıcı’nın yollayabileceğini beyan ettiği ülkeler listesinde Türkiye yok.

The seller has not specified a shipping method to Turkey. Contact the seller– opens in a new window or tab and request shipping to your location.

yazıyor . Al başına belayı.

Netsem?

amerikadaniste var ama acaip pahalı. Sözlükten (sevgili sezen der gibi.. ekşisözlük’ten) ara tara borderlinx’i buldum.

İki dakikada üye oluyorsun, sana sanal bir Birleşik Devletler ya da Birleşik Krallık adresi tanımlıyor. Sen ne alacaksan o adresi kullanıyorsun, sana gelen kargoları bekletiyorlar, gerekirse ücretsiz olarak toplayıp tek koli yapıyorlar ki ucuza gelsin. Sonra sen “yolla panpa” deyince yolluyorlar.

Olayın gelişmeleri:

Dear Ipek,

We have received a new delivery today to your Borderlinx suite 0722-xxxx.

Here are the details:
Shipper: E-BAY
Shippers ref: xxxcccxxx
Status: IN

Content:
 – 1 x doll 

Notes:
The value has been estimated as there was no invoice. It is important that this information is correct prior to export – please contact us to change the value to the correct amount. Note that you’ll be required to provide us with a copy of the merchant’s invoice. Please do no hesitate andcontact us.

Click on this link, then click on “Goods awaiting shipping” to see the details. Then just click the “Ship now” button to pay and we’ll ship to you straight away.


Sincerely,

The Borderlinx Team
www.borderlinx.com

Evet ne diyor? Elimize geçti, ama fatura yok, kafadan bir değer yazdık bi gelip kontrol et, onaylarsan yollayayım diyor.

Gittim baktım iki katından fazla fiyat koymuşlar. Mail yolladım, aldığım ürünün linkini attım. Fiyatı yarım saatte güncellediler. Dikkat buyrun, bizde müşteri hizmetlerine mesaj yolladın mı bir iki gün sonra baştan savan otomatik mesaj geliyor anca… Adamlar tıkkır tıkır çalışıyor.

Dear Lpek,

Welcome to Borderlinx.

Thank you for your email. Your request for amending the dutiable value of the shipment has been processed. The value has been changed based on the invoice you provided. Please log into your Borderlinx account and confirm the amendment. If you have any other questions, please feel free to contact us.

Best Regards,

 

Bana verilen sayfadan hesaplamayı gördüm. fatura bedeli ve kutunun ebadına göre bir nakliye bedeli hesaplıyorlar. Herhangi bir kargo ile burdan Ankara’ya gönderme fiyatına geldi neredeyse..

Açık söyleyeyim, geçenlerede yılbaşı için Kanada’ya bir kargo yolladımdı; PTT 50 liradan fazla aldı. O da bir ayda gitti yerine…

Onayladım, iki üç günde mi gelsin 3-5 günde mi gelsin şeklinde arada da iki dolarlık fark olan seçenek var, ucuza gittim. Geç olsun güç olmasın dedim.

O andan itibaren adıııım adım takip edilir halde oldu kargo. DHL sağolsun.

Hesaba girip bakıyoruz:

17 Şubatta kargo şubeye gelmiş.

18’i sabahı Amerikadan ayrılmış.

19’u sabah birde Almanya’ya girmiş, ayıklanmış, sevk edilmiş, 11’de İstanbul’a inmiş. 14:00’te gümrük mümrük işlemeden merkeze ulaşmış.

20 Şubatta dağıtıma çıkmış ve de teslim edilmiş.

“İnsanoğlu kuş misâli” derdi rahmetli babam.

Çook küçüldü dünya bebeyim.. Geldi bebeyim :)

 

7 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, icatlar, internet, severim paylasirim

Dolandırıcılık Maillerine Bir Yenisi Eklendi: Tırt Telekom

Tanımadığın yerden gelen maili açmamak yetmiyor, tanıdığın yerden geliyor(muş gibi yapıyor) artık korsan mailler.

Al buyur:

20141107_125431

Bu maili spam yapan 3 şeye dikkat edin.

1: o ne biçim telefon numarası.. (Fatura miktarına bakmaktan numaraya bakamıyor ki insan)

2: mail adresi efatura@turktelekom.com.tr yerine  gayet yakın uydurulmuş bir başka site adı. Tam bir dolandırıcılık

3: Türkçe karakter kullanmayan bir yazılım. Şüphe çekici.

Dipteki linklerden herhangi birine haldırs diye tıklayıp, oha miktarda gelen faturanızı görme aşkına düşerseniz hop güzelim bir virüsü/truva atını indiriveriyorsunuz.

Önlem: AVAST kullanın.

Yorum bırakın

Filed under bilgisayar, güvenli hayat, internet

İdefix’in kitaplığı devrilsin

Amirimiz #mserdark şahane kitap önermiş son yazısında. Beri yandan gizlice şahane bir de site önermiş ki, kitap kurdu olarak pek sevdim. Laf karışmasın. Obezin önde gideni, morbidesi (abide dişi morbid) olarak konu ilgimi çekti.
İlk hamilelikle 25 kilo aldım bir daha da vermedim. Koşu bandı aldım, öylece duruyor. Dukan diyeti yaptım, 10 kilo verdim çok iyi ettim, zamanla geri aldım. “Duygusal açlık” derdim. :((
Yakın zamanda Rafinera ile bir macera yaşadım. Faydalı lakin masraflı bi iş. Onu da yazarım.

Blog yazısını müteakip hemmen ideefixe’e (eski ve güzel adını kullanmayı seviyorum) vardım, verdim parayı, indirdim.

Tablette kullanılacak özel e-kitap okuma programı da yapmışlar, 8 adet de ucretsiz kitapla beraber geliyor, google play’den onu da indirdim.
Lan!?! Açmıyor kitabı! İndiriyoooor, açılırken küt arıza veriyor.

image

image

Ne yapsam? Google play’den Aldiko diye bir program indirdim. O da Adobe Digital editions’a üyelik gerektirdi, üye olur olmaz da lappadanak açtı kitabı. Mis gibi okuyorum şimdi..
Sonrasını sonra yazarım..

1 Yorum

Filed under araştırdım, bilgisayar, iştahlı işler, kitaplar, severim paylasirim

Instagram iyi hoş da..

Bilgisayardan fotoğraf almıyor. Bilgisayara indirilmiş milyor adet fotoğrafı bir şekilde nete taşımak isteyenler için tek tek atan ücretsiz bir program indirdim.

Gramblr

Tek tek istemesi bir yana, fotoları da belli bir boyutta ve hatta KARE ŞEKLİNDE istiyor hamfendü. İş güç yok tabii, yat sırt üstü fotoğrafları klasörle işindeyim (bel fıtığından yatıyorum ona da gelcem) sırf fotoğraf boyutunu incelmek için gramblr’in önerdiği siteyi kullanmaya başladım. Web Resizer kullanıcı adı, giriş, imza istemeyen cici bir program.

Örnek şu:

20140310_161831

bu resim (resim denmesine de kızar fotoğrafseverler ama çok uzun fotoğraf yazmak) orijinal halinde 1,37 MB (1.436.909 bayt)

20140310_161831_opt

bu bebiş ise 35,3 KB (36.169 bayt) ve gayet de iş görüyor.

Hadi ben tek tek basarak, bade süzerek şu elimdeki aktarılmayı bekleyen kolleksiyonu sınıflandırıp klasörlere bölüştüreyim, gerekirse nete yükleyip herkeşle paylaşayım. işim ne?

 

Ha, resim? O bir “kuş tarlası”. Martılar yağmur öncesi bulabildikleri herhangi bir yere konup yağmurun dinmesini beklerler. Öylece oturur ıslanırlar. Baktın bi sürü martı çömmüş, anla ki yağmur gelecek..

Yorum bırakın

Filed under bilgisayar, internet, severim paylasirim

Ok tuşlarım sapıttı :(

Klavyedeki ok tuşları/yön tuşları garipleşti. Sağa basıyorum sayfanın en sağına atıyor, aşağı basıyorum en aşağıya kaydırıyor. Kontrolü kaybettiğim gibi, sinirim de bozuldu, excel’de üzerinde oynadığım her bir kutu önemli, bir daha geri geri gelip bulmam zaman alıyor, düzeltmeye en baştan başlıyorum sonra gaflete düşüp bir alta inmek için oka basıyorum, boink.. sayfanın en dibi neresi öğreniyorum.

20140620_091807

Bir tür scroll lock sanki ama modern klavyede scroll lock mu var? Fonksiyon tuşu aktif ama niye?

Meğerseee

20140620_091800

Bir tıkla sorun çözüldü :))

Yorum bırakın

Filed under bilgisayar

İnternet ve Facebook efsaneleri

Hanımlar beyler,

İnternet çok büyük bir bilgi denizi, lakin bazıları da işiyor o denize.. Bunun farkında olmak lazım. İlkin 1996’da internete girdim. Az buz ciğerini bilirim diyelim. Yıllardır ortalıkta dönen çok klasikleşmiş bazı epostalar vardır. “MSN ücretli olacak, Facebook her like başına filan çocuğa 5 sent yardım edecek, Afrika’daki bankanın müdürü hesabınıza on milyar dolar gönderecek…. ” Bunlara hoax deniyor. Kendini çok zeki sanan insanların diğerlerini aptal yerine koydukları bir avcılık. “Bakalım kaç kişi yutacak, kaç günde bana geri ulaşacak” şeklinde bir tatmin.. Şehir Efsanesi de apayrı bir kavram, urban legends.. oku oku bitmiyor neler icat etmiş adamlar..

Çıkar için yayılan mailler de ayrı bir konudur. “kola kutularında fare idrarı, apranaks içmiş ölmüş” bilmem ne.. Bir markayı, firmayı karalama amaçlı, genelde rakip şirketin fişteklediği “at yalanı, -ehem- severim inananı” sallamasyonları. Bir de sıkı bayrakçıları olur bunların.. Ne tartışmalar kopar bu konularda… Gerekli gereksiz… Biri uydurup bir yerlere yazınca on kişi de “ben okudum öyleymiş” diye öne fırlıyor: kerameti kendinden menkul uydurukçu birden referans/kaynak/sahih oluyor, bir de bakmışsın kırk akıllı dışında herkes yemiş!

En son numaraları da 1 Nisan’ın aslında Endülüs Müslümanlarını kesen Hıristiyanların kutlamalarından geldiği yönünde. wpid-20140507_025353.jpgÇok tarih bilmem, ama iki dakika bakınca, Granada’nın 1492’nin OCAK ayında yenildiğini ve kimsenin asılıp kesilmediğini sadece dinini gizlemeye yoksa da göç etmeye zorlandığını görüyorum.. 1 Nisan’ın şaka günü olması takvimin değişerek yeni yılın 1 Nisan yerine 1 Ocak’tan başladığı Gregoryen takvimine geçişini duymamış şapşalları kandırmakla başladığını öğreniyorum. O da 1580’lerde olmuş bi olay. İki tane şaka yapıp gülmeyi yasaklayan insanlara da şaşıyorum. Neticede mizah zeka gerektirir, aptallık kimin işine yarar bir düşünmek lazım.

Bu arada benim şahsi favorilerimden biri “sütyenlerinizi yıkamadan giymeyin, kadının biri pazardan almış giymiş, meğer çin malıymış bak ne hale gelmiş” konulu olan..

sütyen efsanesi 1

Tabii ki her şeyi yıkamak lazım, hijyen mijyen o ayrı. Ancak burada şahane bir fotoşop örneği ile karşı karşıyayız. Yok böyle bir şey, feyk!! Bu bir meme resmi ile bir su lotusu bitkisinin tohum kısmının birleştirilmiş hali..

su lotusu

 

İnsan şaşıp kalıyor gerçekten de.. Allah neler yaratıyor… Su lotusu da ilginç tabii, bir yandan da böylesi delikli yapılara bakamama fobisi olan insanlar yaratmış ki tıptaki adı da Trypophobia. Ne desem bilmiyorum evlerden uzak… Aranızda Tripofobik olan vardır belki diye resimleri küçük boy koydum… (Hassassanız linki açmanızı tavsiye etmem)

-*-*-*-*-*-*-*

Bunu Facebook’a da uyarladılar artık. Facebook’ta tanınır bilinir olmak için, takipçi arttırmak,reklam almak için insanların pis numaraları var. 5000 ve üzeri takipçisi olan sayfalar reklam alabiliyor, sahibi de oturduğu yerden para kazanabiliyor.. E yazı ile beş bin adet takipçi nasıl bulunacak?? Aslı astarı olmayan ama büyük bir çoğunluğu ilgilendiren bir yazı/resim/haber yayınlıyorlar. Beğenen paylaşan hop o sayfanın reklamına kurban gidiveriyor.

Bu safsatalar arasında, en başta hasta/ameliyatlı bebek resimleri altına “facebook sponsor olmuş, her beğen 1 lira, her paylaş 5 lira veriyorlar” efsanesi geliyor. Facebook kimseye sponsor değildir.

laayk

Sonrasında kayıp kişiler, dini kişiler, milli figürler, dini figürler, dualar, metinler geliyor. “Allah rızası için beğen ve paylaş” da dendi mi, insanlar temiz kalpleriyle paylaşıyorlar.. Aslı astarı olmayan bilgiler son sırada, “özel hastanelere para vermeyin” efsanesi de bu grupta. “Özel hastanelerde yapılan işlemler için fatura isteyin cazgırlık edip paranızı geri alın” şeklinde bir mesaj. Tabii ki yalan.

Bu böyle sürüp gidiyor, tek tek yazmak da istemiyorum.
Nette okuduğunuz her şeye, gördüğünüz her resime inanmayın. Google amcaya sorun bi arasın, inceleyin, sonra icap ederse layk da ediin, paylaş da yapın. sazan.avi’na düşmeyin.

 

Ekiniz: Bazen  “bu saftoron avcıları gibi bir numara da ben çekeyim, onyüzbinmilyon takipçim olur ne güzel işte” diye düşünmüyor da değilim. Şeytan dürtüyo..

İkinci ekkim: Bunu yazdık ama şunu da yazalım : Netiket

13 Yorum

Filed under araştırdım, bilgisayar, facebook, internet

Adamlar yapmış abicim. Pebloş’la tanışın

Babam 50’lerda Bütün Dünya dergileri okurmuş. Saklamış, ben de 80’lerde okudum. Hep bir bilim kurgu havası vardı, 2000’lerde herkesin sihir gibi hayatları olacaktı. Ne de olsa, ilk uçağın icadı ile ilk aya uçuş arasında sadece 60 yıl geçmişti. Neden olmasındı??

Evet, Jetgillere eriştik neredeyse.. Kayan kapılar yapıldı. Görüntülü görüşmeler, robotlar, 3D televizyonlar ve printerler de evlere girdi. Işınlamayı henüz beceremedik ama icatlar her gün yapılıp önümüze konuluyor.

Pebble (Çakıltaşı) bir başka güzel icat. Bacım ilk görüşte “O ne o? Zikirmatik mi??” dese de…

Sizi Kickstarter macerası ile yormayayım, bir zahmet araştırın. Bir yıldır satışta ve geliştirilmeye devam ediyor. i-phone ve android telefonlar için bir eee bişey işte. Ama çok güzel bir şey.

Telefonla eşleştiriyorsun, Bluetooth üzerinden. Telefonun ekranına ne geliyorsa senin kolundaki saate de o geliyor.

20140110_131443

Gelen çağrılar, sms’ler, whatsapp, facebook,mail hesaplarınız. Ne olursa. Bir ek-ekran var kolunuzda. Sudan selden etkilenmiyor. Telefonunuz içeride odada şarjdayken ve siz bir yandan bulaşık yıkarken kimin aradığını görebiliyorsunuz, telefonun sesini bir tuşla kapatabiliyor ya da çağrıyı hazır bir sms’le reddedebiliyorsunuz.

Duştayken gelen sms’lerden haberiniz oluyor. Araç kullanırken taa çantanızdaki ya da cebinizdeki telefonu kimin çaldırdığını görüyorsunuz. Sessize alınmış telefona gelen her mesaj anında gözünüzün önünde. 20140110_131453

Ha, çok mu lazım? Vallahi evet, lazım. Hiç bir şey olmasa, telefonun şarjını bitirmiyorsunuz zırt vırt açarak. Her biplemesine asker olmuyorsunuz. Ki ben telefonsevmez bir insan olarak (yakında onu da yazacağım) bunu çok seviyorum. Çok güzel bir ton uygulama var ve her gün yenisi ekleniyor. Tam aradığınız herhangi bir özelliğe de kavuşturabiliyorsunuz Pebble’ı.

Bir Kindle gibi e-mürekkep teknolojisine sahip olduğundan, ekran en parlak gün ışığında bile netliğini koruyor. Parlama yapmıyor. Bir bilek hareketi ile ekran kısa süreliğine aydınlanıyor ve karanlıkta da görülebiliyor. Alarmı titreşim şeklinde. Pek nazik.

Ve evet saati de gösteriyor! Çarşıdan alıyorsunuz bir tane eve geliyorsunuz yüzlerce çeşit saat oluyor bir seferde. İncelemek için bakınız My Pebble Faces . Kesmedi mi, buyrun kendi saatinizin kadranını kendiniz tasarlayın, en özgün sizin saatiniz olsun: Tasarım sitelerinden biri

Hemencik blogun saatini tasarladım:

20140111_233536Güle güle kullanıyorum yeni yıl hediyemi.

6 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, icatlar, severim paylasirim

Windows 8 derdi.. indiriyorum, yükleyemiyorum

Bir ultrabook aldım. Win8 ile geldi ki kısmen başbelası. En azından XP ve 7’den sonra bu yepyeni şey benim için zaman kaybı. Kurcalayıp öğrenmek taraftarı olduğumdan, kurcala kurcala bitmedi.

İlkin Chome indirdim. avast’ımı yüklemek istedim. olmadı.

firewall engel oldu. bir şekilde kaldırmak lazim.

kaldırdım da :)

bilgisayardan hiç anlamıyorsanız, denemeyin. o duvar size lazım!

 

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar

Deli pösteki sayıyor -ii-… Aile albümü

Daha evvel de belirttiğim gibi,

“Bazen kendime şaşıyorum. Bir şeyin cılkı nasıl çıkarılır, hakikaten bu konuda uzmanım. İlla herşeyi dört başı mamur yapacağım diye delimsirek işlere kalkışıyorum.”

Bir projem de aile albümü. Hem benim hem eşimin annesinde şu eski, kabartma bakır albümlerden vardı. Siyah kartondan sayfaları ve her sayfanın arasında da beyaz pelur kağıdı olan, çok zarif çok eski çok güzel albümler. Hemen el koydum ve bağlantılı bir projeye başladım.. (onu sonra anlatcam, konu çok dağıldı)

2012-06-21 00.30.45


2012-11-09 11.09.10

Bir sayfa ve köşebentleri

2012-11-09 11.08.32

Köşebentler (bir tanesi ters, arkasındaki ince kağıdı sıyırıp yapıştırabiliyordunuz. işin sırrı, önce fotoğrafa köşebent takmak, sonra albüme yapıştırmaktı)

2012-11-09 11.08.09

Ayırma sayfası

2012-11-09 11.10.36

Tabii sadece iki üç albüm var fakat en az üçüyüz dörtyüz tane de münferit fotoğraf çekmecelere, dolaplara, zarflara, poşetlere doldurulmuş vaziyette beklemekte. Ben kendi adıma tertibin düzenin sevdalısı bir insan olarak bütün fotoğraflarım albümlerde tarih sırasına göre dizili olarak bulunduruyorum. Fekat ne annem ne de kayınvaldem (ne de tanıdığım başka hiç kimse) buna vakit ayırmamışlar şimdiye kadar.

Ben de albümleri ele aldım. Öncelikle bütün fotoları söktüm. Normalde fotoğrafların köşebentlere takılı olması lazım ama, bir çok fotoğraf malesef uhuyla yapıştırılmış.:(

Resimler nemlenmiş, kenarları yıpranmış, üzerleri parmak izi dolmuş… Poşetlerde bekleyen resimlerle birleştirdim. (fotoğraf denmesi gerektiğini biliyorum, resim yazmak daha kolay kusura bakmayın) Sonra hepsini kronolojik sıraya dizdim. Çocukların büyümeleri, kıyafetlerin benzerliği, ailelerin ortak yönleri derken belli bir şablona göre düzenledim, sonra tek tek, yeni aldığım albümlere istifledim onları.

Sonra dayanamadım.. (Hem de vermeye kıyamadım, neticede çocuklarımın kültür mirası) oturup hepsini taramaya ve dijital ortama aktarmaya karar verdim.

Gittim bir tarayıcı aldım. Canon 210. 4800×4800 dpi (ne demekse?) çözünürlüğü var, çok net ve hızlı tarıyor. Renkli resimler 2 MB kadar yer kaplamakta. Çok can sıkıcı, derhal harici bir disk alıp oraya atmalıyım belki de..

Her ne ise, şu ana kadar bir albümün yarısını ele alabildim. Yaklaşık 100-120 fotoğraf bilgisayarda yerini aldı. Aileden istediğim herkesle de online olarak paylaşabiliyorum. Bu da nefis bir şey.

Herkese tavsiye ederim. Vaktiniz varsa, ve hafif deli iseniz, sabırla çok güzel bir dijital albümünüz oluyor…

Önceki bölüm: Deli pösteki sayıyor -i-

Son bölüm: Deli pösteki sayıyor -iii-

5 Yorum

Filed under aile, çocuk, bilgisayar, ev işi, severim paylasirim, tertip

Chrome’dan Yandex nasıl kaldırılır?

Başlat>Ayarlar>Denetim Masası>program ekle/ kaldır’dan kaldırdıktan sonra…

Tıklayın

ya da

Chrome>Ayarlar>Araçlar>Uzantılar>

 

Yandex uzantısını bulun : “Uzantıyı kaldır ve sil” yapın.

31 Yorum

Filed under bilgisayar