Aşağıdaki ürünleri mutlaka bulmam lazım. Elinde olup da hediye etmek/makul bir fiyattan satmak isteyenler mail gondersin lütfen.
* ikea kare şeklinde olan BARBAR tepsi. Geyik ve kar desenli olanlari arıyorum

Yoğurt Türklerin icadıdır ve kefir gibi, insanın ömrünü uzattığı da bir gerçektir.. Her yoğurt bir başka yoğurttan mayalanmak zorunda olduğundan, bu iş biraz kafa karıştırıcı aslında. En ilk yoğurt nasıl bulundu onu kimse tahmin edemiyor..
*-*
Ben küçükken bir komşumuz vardı. İştahı da yerindeydi.. Bir defasında ufak bir satıl yoğurdun başına oturmuş, kaşığı almış eline, “bunu yiyen ölmez, bunu yiyen ölmez” diye diye bitirmiş hepsini..
Allah rahmet eylesin öldü gitti yazık, ama yoğurtsever bir insandı. Ben iki haftadır yoğurt yapıyorum da, aklıma geldi şimdi.. Rahmet istedi demek ki..
Annem de anneannem de evde yoğurt mayalarlardı. Süt ılıtılır filan, tencereye mayalanır, ağzı kapanır, battaniyelerle filan kaloriferin dibine yuva yapılır ki bütün gece ılık kalsın. Bazen tutmazdı.. :)) Olur öyle..
Biz Y kuşağı burun kıvırdık, marketlerde boy boy renk renk yoort varken, evde yoğurt mu yapılırmış? Hele ki taze anneler yogurt makineleri aldılar, bir heves ya yaptılar ya yapmadılar bir iki, sonra hop market yoordu. Hem kıvamlı hem lezzetli.. Kekâ.
Uzatmayalım, sütten de yoğurttan da sıtkımız sıyrıldı, eski usule döndük biz. Artık nereye tükürdüysek bulup yalayacağız el-mecbur..
*-*
Neyse, olay şöyle. Eve UHT süt almayı bıraktık. Günlük pastörize süt ya da günlük çiftlik sütü alıyoruz.
Çiftlik sütünü de bir güzel kaynatıp içiyoruz. 3 litrelik pet damacanalarda geliyor, ağzı sıkı kapalı ve soğutmalı kamyonetle ulaştırılıyor.
Bir miktar içiyoruz, bir miktarı da kalıyor. İlk partiden sütlaç yaptım, başarılı olmadı. (tarifi yenileyeceğim) Sonra da bizzat sütçümüzün getirdiği hediye maya ile yoğurt yaptım. Tescilli tembel olduğumdan her işin kolayına kaçarım. Bu konuda da öyle oldu, bundan kolay yapan varsa alnını da karışlarım.. Evde en en en kolay şekilde yoğurt şöyle yapılıyor:
Sipariş
Teslimat (3 Lt 10 TL)
Kaynatılmış süt
Kaymak
Süt, yoğurt mayalanacak kaplara süzülür, kaymak kalıntısından arındırılır.
(tencereye alırken de bir tur süzüldü yabancı madde ihtimaline karşı)
Fırına dayanıklı kaplara bölüştürülen süt
Fırın ve içindekiler 80 derece civarına ısıtılmaktalar. Sütün 50 derecede yoğurt mayasıyla katılması gerekecek.
Bunu da fırının termostatıyla belirliyorum.
Süte parmak daldırmıyorum.
Bir önceki yoğurt. Bu sefer biraz sulu oldu. :(
Kritik nokta: MAYA!
1 kilo süte bir çorba kaşığı yoğurt. Bir çay kaşığı bal. (ben biraz fazla ballamış olabilirim, tatlı seviyorum yoğurdu)
Bir kepçe sütle pürüssüz bir hale gelene kadar çırpılır. (hep aynı yöne doğru! bunu unutmayın)
Sonra, lap diye sütün ortasına atılmaz, kenardan sızdırarak süte tanıştırılır maya. Bilahare eni konu çırpıcı yardımı ile kaynaştırılır.
(çırpıcım)
Fırın 50 derece ve 4 saat süreyle ayarlanır. Sütler yoğurt olur.
Fırında ılıyana kadar kalır, oda sıcaklığına gelince kapakları kapatılır (ılıkken kapamayın, yoğuşup sulanıyor)
buzdolabında da 6-12 saat bekler. Ne kadar beklerse o kadar (eski tabirle) “kerpiç gibi” kıvamlı olur.
İlk servisten önce, iki kaşık yoğurt kapaklı bir kaba ayrılır, buzdolabının en soğuk yerinde bir sonraki yoğurdu mayalamak üzere bekletilir.
*-*
Rivayet o ki, bir maya beş kere çevrime girdiğinde kendisini saflaştırabilirmiş. Yani en esas ilk maya haline geliyor, köy yoğurdu denebilecek en katkısız hale ulaşıyormuş. Torununun torununu gören cennete gider derler ya, onun gibi. Benim bu fotoğrafta görülen yoğurdum 4. oluyor. Bir sonraki yoğurttan çalacağım maya, mükemmel olacak bu durumda..
*-*
Şu anda, en pratik şekilde süzmenin yolunu arıyorum. Tülbentsiz, kullan-at ya da makineye-at kolaylığında bir şey olsa.. Kahve filtresi işe yaramadı..
Brain storming’e devam.. Ya Tutarsa??
Filed under alışveriş işleri, icatlar, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim
Çok kısa olarak yazacağım: benim (kadın, erkek, cocuk,ayakkabı vb ) her giyim mağazasında bir türlü anlam veremediğim şey, ürünlerin kendi aralarında gruplandırılmamış olmaları..
Tüm ürünler bedenlerine göre gruplandırılmış olmalı.
Mağazada daha fazla yer kaplayacağına eminim.. ama doğrusu bu olmalı, ben o mağazaya 40 beden etek almaya gitmişim, 40 beden etekleri bir arada görebilmeliyim.
Bir etek beğen, tezgahtar bul, tezgahtar 40 bedenini bulsun.. ya da başka model iste bir türlü bulamasın.. Çok vakit kaybı. almayacağım şeyleri görmek istemiyorum.
Eşime XL t-shirt alacağım diyelim, önce modellere niye bakayım? Bir tane beğeniyorum, “bedeni yok” diyorlar.
– E hangisinde var?
– Siz beğenin biz bakarız…
Olmuyor.
Ayakkabıcıya girdiğim zaman 38 numara ayakkabıların nerede olduğunu bilmeliyim, doğrudan orada çeşitlere bakmalıyım. (ki bunu yapan ayakkabıcılar var, biri de Derimod!)
Belki tam benim istediğim gibi olan bir gömleği es geçiyorumdur… Bilemiyorum ki, koca mağazayı gezmek zorundayım. Oysa doğrudan 40 beden bölümünde olsam, belki birden fazla ürünü bir bakışta beğenip alırım…
Özetle: kendime gomlek alacaksam nasıl kadın reyonuna gidiyorsam, erkek reyonunu da baştan aşağı incelemek zorunda değilsem, ürünler de bedenlere göre, müşterisine hitap etmelidir. Aynı kitapların kitapçıda konularına göre dizildiği gibi, ne bileyim hipermarketlerde kasap reyonu ayrı makarna reyonu nasıl ayrıysa, genel bir “yiyecek” teması altında değilse…
Tekstil ve ayakkabı mağazalarının da bedenlere göre dizilmesinin çok daha efektif olacağı kanaatindeyim..
Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, soruyorum
Anlatmam lazım, çatlayacağım..
Kardeşim kapıya inek sütü getiren bir çiftlik bulmuş. Pek bilir bu işleri. Bana da önerdi, bir süredir organik, morganik diyoruz, UHT süt almamaya gayret ediyoruz, taze sağılıp soğutuculu araçla servis edilen sütü beğendim.
Bir aydır bana da haftada bir-iki süt geliyor. Kaynatıp kaymak elde ediyorum. İki kere yoğurt (çok başarılı) bir kere de sütlaç (berbattı) yaptım.
Kalanı lık lık içiliyor. Herkes memnun.
Lakin getiren abi biraz leyla.
Salı getir diyorum, Çarşamba geliyor. Cuma gelsin diyorum hiç gelmiyor. Bu sefer de öyle oldu, Cuma günü abiden ses çıkmadı, akşamüzeri aradı:
“yarın getirsem olur mu?”
e, olur niye olmasın? ama akşamüzeri getir, cumartesi günü kaçta evde olurum belli olmaz…
“tamam” tamam.
—–
Cumartesi öğle vakti, görümcemgildeyiz.
(Görümcemin teyzesi ve üç de kızı orada. 4 kızın araları birer yaş, birlikte büyümüşler.. Her biri 10-15 santim uzun benden ve herhangi ikisini toplasan benim kütleme ulaşmaz. Saçlar bellerde, 45- 50 yaş arası olup 30-35 gösteren 4 Barbi hayal edin, birinin 20’lik kızı da orada, toplam 5 barbi. Teyzem de fena değildir, eh kayınvalidem de güzelliğiyle nam salmış vaktiyle, hala yaşını göstermez.. Bir de ben.. Miss Piggy. Her neyse.. )
büttün görümcelerimle beraber kahve içerkene telefon: “Ben Ali, geldim evde yoksunuz”
– e evet, yokuz dedik. akşamüzeri diye anlaştık?!?
– e anneme gideceğim, şimdi getirdim. bir komşunuza bırakayım, parasını sonra alırım
-tamam ben komşumu arayayım, evdeyse ona bırakırsınız, sizi hemen arayacağım.
************
– alo Nilüfer hanım merhaba,
– …
– sesiniz az geliyor
– Merhaba İpek hanım
– bize süt gelmiş de (bik bik bik detay) müsaitseniz size bıraksın mı? Ben gelene kadar balkona filan koysanız olur.
– olur olur, yalnız biz de hazırlanıyoruz, babaannemi kaybettik, 8’deki uçağa yetişeceğiz.
– AAAA başınız sağolsun, bir de bununla uğraşmayın boşverin. Ben adama söylerim pazartesi getirsin.
– yok olur mu oyle sey getirsin, ben çıkmamıza yakın kapının kenarına koyarım,buradan alırsınız
– (olurdu olmazdı epeyce küşümlendikten, taziye verdikten ve gerekli organizasyonları öğrendikten sonra ) peki tamam, sağolun,
************
-alo Ali bey.
– ben sizin sütü oniki numaraya biraktım
– ne? nasıl? oniki numara kim ben tanımıyorum ki? niye oraya bıraktınız????
– valla komşunuz işte, bıraktım. Dolaba koyacak
– of Ali bey, peki teşekkürler
************
– İpek kahven soğudu
– Tamam bacım şimdi geliyorum, işler karıştı
– Mutfakta yerde oturma geç küçük odadan konuş
– yok yok iyi böyle.. geliyorum şimdi. kusura bakmayın
************
– alo Nilüfer hanım,sütçü 12 numaraya bırakmış, oradan alacağız, gerek kalmadı
– aa hiç olur mu? Levent koş 12 numaraya bırakmışlar git al gel.
– Aman Levent beye de zahmet olacak, kalsın 12 numarada ben alırım gelince…
– yok,tamam indi Levent. Siz tasalanmayın
– (oyy bu kadar işinin arasında kadına çıkardığım eziyete bak küşümü artık dorukta) peki sağolun
——————————————————-
Öğleden sonra dört. Nilüfer hanımın kapısını çaldım, çocuk açtı. “ya sizin sütünüz varmış. biz onu TÜP anladık, babam tüp alacağım diye gitti komşuya.. süt çıktı”
– TÜP?!?!?!? yaa evet, olur öyle yanlış anlaşıldı herhalde, neyse başınız sağolsun, konuşuruz sonra..
Özet: Önce “yaran yanlış anlaşılmalar” sonra “süt kısmetse dokuz urgan engel olamaz” gibi iki özet düşündüm ama yok özet mözet. Bu kadar.
ayyhhh amma süt macerası be!
Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, severim paylasirim
Akıl Oyunları sergisi
Carrefour Maltepe Park’ta bir süredir Phänomenta diye bir firmanın(?) bilimsel deneyleri sergilenmekte. Çocuklar için harika, ben şahsen hayatımda ilk (ve muhtemelen son) kez sanal odak’a şahit olduğum için mutluyum. Fırsat varken Fenomenta’nın bu müthiş fizik deneylerini çocuklarınıza tanıtın.
İçlerinden birini oracıkta çözemeyip eve getirdim. (fotoğrafını çektim, bastırdım, evde kestim ve çözdüm)
Bir puzzle. Şekillerden biri ortaya diğerlerini de çevresine dizeceksiniz, birbirine değen kenarlar aynı renk olacak.
Bir sistemi var mi bilemiyorum ama becerene kadar bütün gece uğraştım. Buyrun, denemesi bedava…
Phänomenta bir nedir bilmiyorum. Sırtında Phänomenta yazan bir t-shirt giymis bir kişiye sordum, Alman firması dedi, o da bilmiyormuş…
Filed under alışveriş işleri, çocuk, gezen güzel olur, icatlar, severim paylasirim
Teknoloji satan marketlerden birine gittim bu gün. 4 kalem mal alınacak. Mallarin hiç birinin ticari adını bilmiyorum. Birisi hafıza kartlarını bilgisayara aktaracak şey, birisi usb’ye takılan ve 4 usb girişi oluşturan şey, birisi usb’ye uzatma kablosu, bir de şarjı tutmayan fotoğraf makinesine pil. Eksisozlukte benim gibileri anlattıkları başlıklar var. Kullanıyorum ama adını bilmiyorum. Dolayısıyla teknoloji cahili sanıyor yeni nesil benim yaşımdakileri, ki bir kısmımız zır cahil, kabul; şarj yerine şarz diyene ne dersin hemşire?? Ben onlardan değilim.. Bilirim az çok.. Ama bunların yanında, bir tür görünmez oluyorum, kaale alınmıyorum.. çok da fifi ya neyse.. Ben de iyice sarı cahile bağlıyorum. Sonra al gözüm seyreyle…
İşte gittim bakındım filan kimse yok… Zar zor bir tane eleman buldum o da bana bana teyze muamelesi yaptı. “pil değilmiş o bataryaymış”. sensin batarya, akü bile derim ben istesem.. Batarya dediğin musluk çeşidi be.. Her ne ise, fotoğraf makinesinin servise gitmesine kadar verildi.. Dükkanda gezinen müşteri sayısı son derece seyrek, lakin eleman sayısı sıfıra yakınsamış durumda. Nerde bunların elemanları be? Kime danışacağım ben?!? Hayır dillerini de bilmiyorum çok zor işim..
Bunların bir bölüğü toplanmışlar koli açıyorlar.. Yanaştım yardım istedim. Kıdemli olan, beni şöyle bir süzdü, “Melih bayana bak” diyerek Melih nam çırağı bana atadı. Melih melih olsa neyse, gözlüğüne kadar bildiğin NERD tip. Uğraşıp nerd etmiş kendini yazık. Rahmetli amcam görse şey derdi. Neyse.. Burada yazılmaz..
Melih usta tipime baktı, puanladı, beni beğenmedi doğal olarak. Cebimdeki, fotoğraf makinesinden söktüğüm mini disket tipli hafıza kartını çekip gösterdim “bunu bilgisayara aktaracak şey” diye; hafıza kartı okuyucusu buldu bana.. “peki bu, cep telefonu kartını da okur mu?” dedim, gözlerini devirdi, “oll in van yazıyor ya” dedi. Melihefendiyle görüşebilmek için default olarak ingilizce biliyor olmamız gerektiğini anladık. Daha ben ikinci soruya geçmeden, benden de teyze kılıklı bir teyze kulaklık istedi. Üçüncü reyonda cevabını aldı, utanmadan kulaklığın kendi evlerindeki bilgisayar markasına uyup uymayacağını sordu, azarını yedii,kuyruğunu kıstırıp üçüncü reyona ikiledi…
Daha da arkadan feci yaşlı bir teyze asansörün nasıl çalıştığını sordu, Melihi çekip götürdü. Melihsiz kalınca ana toplaşma yerlerine gidip yeni bir Melih talep ettim. O arada ileri teyzeyi silkelemiş olan asıl Melih geri döndü bi daha reyona döndük.
YuEsBi çoklayıcı buldu bana.. Bi de uzatma kablosunu tarif ettim, varmış. 7 metrelik olanından buldu bana. Oh ne ala.. Üzerlerine kendi kodunu yazdı, kesin komisyon alıyor bana sattıklarından. Alsın, helal olsun işimi halletti. Üçüncü reyondaki teyzenin hali harap, hala kulaklıkları elleyip duruyor, bir şey anladığı yok, kimseler de demiyor ki aga bu nedir? Ehem, yani bir el atan yok kadına… Ben öyle durumlarda açık söyleyeyim, reyonu birbirine katıyorum.. Bazı ürünler kazara düşüyor, bazılarını itip kakıyorum, etiketleri söküyorum, biri acilen gelmezse o reyonda bir buçuk saatlik hasar yaratıyorum.. BİM muamelesi yapmasınlar adama. AAAA…
*-*-*-*-
ay dur dur bi de şunu anlatayım, yapıkrediden aradılar.. naziiik, kibaaar, bana ha bire Dilek hanım deyip duran (?) bir hatun anlattı da anlattı, o kadar kibar anlatıyor ki kesemiyorsun lafını, özet geçeyim, kart ücreti bile yokmuş.. Allahım seçilmiş bir kişiyim ben herhalde diye sevinmemi bekler bir hali var, adresimi istedi ki adıma hazırlanmış kredi kartımın “sizlere teslimatını gerçekleştirmek üzere…” (sizlere lafına kılım, malumunuz) Almamayı tercih ediyorum dedim.
“Sizlerce mahzuru yoksa istememenizin nedenini bizlerle paylaşır mısınız?” biliyorum ki önündeki bilgisayarda bütün itirazlara bir kapanış cümlesi hazırlanmış, savrulmak üzere beklemekte.. Ezber nasıl bozulur? ahanda böyle:
“biliyorum ki YK iyi bir banka ve world kart da iyi bir kart, avantajları da su götürmez lakin, ben sizin vadaları sevmiyorum Müjden hanım. Mor mor, böyle boynu yok, elleri filan, ay hele gözleri nasıl o öyle, ben çok tiksiniyorum o yaratıklardan yani, kusura bakmayın”
“eee ööö peki” diyebildi yazık, iyi günler dedim kapadım. cins.. ambale oldu ama.. :D
*-*-
Eve geldim hafıza kartı okuyucusunu taktım şıkır şıkır çalıştı, tee nerlerde birikmiş bir dolu resim indirdim bilgisayara. Meraklısı varsa markası GreenTech. Bu da unutulmuş ve tekrar bulununca sevinilmiş bir resim:
Filed under alışveriş işleri, saçmasapanlıklar, severim paylasirim
Ben bu işi çok seviyorum, durduk yere hediye almak, sürprize boğulmak..
Daha açar açmaz resim ekledim, içini akşama dener dener yazarım :D
*-*-
İlk önce dikkatimi çeken her zamanki gibi, boğaz işleri oldu. Biskolata Star numunesi beni hin hin gülümsetti, afiyetle yenecekler ve reklamları anımsanacak.. :) Puan (+++)
*-*-
İkincisi, Lavera dudak koruyucu. Paraben içermiyor, tatli bir rengi, yumuşak bir sürümü var. Benim gibi dudak çatlamasından dertli birine bakalım ne yapacak? Bana kendini beğendirecek mi bakalım… Büyük sınava girdi şu an itibariyle.. Onayımı alırsa, önü açık derim.. (çileksiz olaydı iyiydi, çilekten nefret ederim) Beğenmezsem, bitmiştir. Ürün hakkında ilk onay: %50 shea içeriyormuş. İlk sorun ise, üzerinde yeterli Türkçe açıklama yok!!
——————————————————————————————-
– missha marka “super aqua oxygen micro visible cleanser” yüz temizleyici numunesi var. arkası tamamen korece yazılı. Korecem de ne kadar zayıftır anlatamam.. Tamam yüz temizleme jeli de, nasıl kullanılır??? Gözüme kaçarsa ne yapayım mesela? Dursun. Puanı (—)
Yine missha marka “wrinkle filler bb cream” numunesi, o da korece.. Kalsın. puan(—) (BB ne? Bed&Breakfast gibi geliyor hep bana ama Beauty Balm’mış.. :P )
/missha’nın sitesini buldum, oradan detaylı bilgi alınabilir. zahmet etmek isteyene…
——————————————————————————————-
Dr.Angel Cosmetics marka Genital Hijyen Mendili. 3 adet. Ambalajda yeterli bilgi var. Bu güzel. Gayet hassas bir bölgede rastgele ürün kullanmaya karşıyım. Çantaya atayım, dışarıda tuvalete gidersem oturma yerini temizlerim. (Hijyenlemek, hijyenlendirmek, Hijyenize etmek diye bir tanım var mı? Şimdik uydurdum) Böyle bir ihtiyaç var evet… Fiyatı uygunsa alırım bundan. Zaten bu amaçla hijyenik ıslak mendil taşıyorum… Puanı (++)
——————————————————————————————-
Pastel Rock Chic parfüm numune. Eski klasik parfümlere benziyor. Pinkar’ın Pinky deodorantlarını kullanırdık zamanında, hey gidi.. bastım puanı (+++)
——————————————————————————————-
Tend Skin marka traş sonrası sıvısı (nedir bir araştırayım, bizim beyin çok batığı olur.. Edit: ASA -asetil salisilik asit içeriyor, bunun sağlık bakanlığı onayıyla satılması gerektiği kanaatindeyim :
Böyle bir şeyi rastgele kullanmamak lazım. Üzerinde pamukla sürülmesi bilgisi verilmemiş, lila kutucuların bir bölümü hasar görecek kesin…yazık.
——————————————————————————————-
Barielle turuncu manikür peelingi : nasıl bir ürün bu böyle. Bayıldım. Daha evvel çeşitli markalarınkini almış kullanmış biri olarak, bu kadar güzeli de olmamıştı hiç. Eller bir pamuk. :))))))))))))) Çok güzeeeeelllll. Sevdim bunu, (+++) veriyorum ve hemen alına!
*-*-*
başka? 50 ml bir şişe Toni&Guy saç kremi../3 adet el yüz için alkolsüz cilt bakım jeli numunesi (ozoxlive)/ / Lavera 5 tane karma krem numunesi..
şöööyle bir toparlayacak olursak, bu ay paramın bir kısmı yerini bulmuş. Lila Kutu Ocak 2013 toplamda benden ++ alarak bu ay da devam etme şansı kazandı..
Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, kozmetik, severim paylasirim
Marketten alinan paket mantar nasıl ayıklanır?
Bu bir mantar
Bu mantarın sapı. Hafifçe çekerek çıkartın.Bu yenmez.
Bu da mantarı soyma şekli. Dış zarını iç kenardan tutup nazikçe çekerek soyun. Mantar at gübresinde ya da suni gübrede büyütülür.
Yıkamanız yetmez adam gibi soymanız gerekir.
Mantarın son hali:
Yıkayıp içlerini tuz-biberleyin, rende kaşar doldurup fırın kabına dizin. kaşar eriyene kadar fırında pişirin. suyuna ekmek banılır.
veya münasip şekilde kesin, doğrayın, elinizle parçalasanız da olur, et soteye çok yakışır. (deli gibi su salar, az suda ya da susuz pişirin)
Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, severim paylasirim
Bakın buraya. Beni bilirsiniz, nerde yeni, ilginc, orijinal bir fikir var peşine düşerim.
– Bunlari nerden buluyorsun? Niye bizim haberimiz olmuyor? diyenlere müjde..
Şimdi, hazır olun beraberce yeni bir oluşuma katılıyoruz. Ben katıldım yani, sizi de peşimden sürüklüyorum bugün.. Henüz ortada Fol ya da Yumurta yok. Yok amma.. İşin başındaki kişiye güveniyorum ben de..
Tıklayın bakiiimm.
“Şimdi buraya adını ve e-posta adresini bırak, biz sana ulaşıp yepyeni, havalı ürün ya da hizmetleri ücretsiz denemeni sağlayalım. Sen bu ürün ve hizmetleri dene, bunlarla ilgili görüşlerini çevrendekilerle paylaş. Paylaştıkça devamı gelecek. Hatta fazlası bile var.” diyor..
Ver elini ver ver..
Filed under alışveriş işleri, reklamlar, severim paylasirim
Düzenli olarak alışveriş ettiğim bir site var.. Bitenekadar. İlginç ve kullanışlı ürünler satılıyor zaman zaman. Yıl sonunda da elde kalanları satıp, stok boşaltıyorlar. Bu yıl 2013 Yılbaşı sürpriz paketi adı altında 20 tl + kargo bedava bir paket satışa sundular. içinde ne olduğu belli değil. bu sene satışta olan 10 üründen bir karma. Aldım. Geldi..
Soldan sağa- Yukarıdan aşağıya
1- Kafalık : zaman zaman kullandığım bir şeydir, 7,90 lira bugünkü fiyatı
2- Kazak yolucu: hiç denemedim, kazağım da yok, hele dursun. fiyat: 8,90
3- Dünya kalemtraş : bu ne be? beş kuruşluk şey
4- Kablo şeysi: Sitede yok. başka sitelerde 12 liradan başlıyor. dursun.
5- Temizlik hamuru.. sitede yok ama daha evvel almıştım. Laptop-cep telefonu, akla gelebilecek her şeyi temizliyor. oyun hamuru gibi birşey. Yüzeye bastırıp çekiyorsunuz, tozu kiri yakalayıp götürüyor.. 4 lira civarı internette. Bu harika oldu..
6- Çelik acil durum kartı.. bu da sitede yok. açıklama kartı çince :( . başka siteden baktım..tuhaf fonksiyonlari var, gazoz açıyor, vida sıkıyor filan. bana yaramaz, dursun bi kenarda… 2-3 lira bişey.
7- ividik zividik.. nedir çözemedim. vantuzlu şeylerin altına yapılştırılıyormuş?!? hayirdir inşallah. hele dursun..
8- plastik, güllü yüzük. beşş para etmez..
9- pilli vantuzlu ışıklı banyo küveti şeysi.. pili olmadığından deneyemedim. renk değiştiren ışıkları varmış. tövbeee. gerçi, ilginç olabilir. dursun hele. 3,90 da bu.
10- takma oje. (2 set) bu da garip birşey. ama dayanıklı, bir tanesini yapıştırdım, zor söktüm sonra.. bilemiyorum, makul bir renk/desen olsa alınabilir.. fiyat belirsiz..
11- power balance (kahkaha efekti) aman ya, kalsın sağolsunlar.
bu inti pintilere 20 lira (hadi kargoyu düş 15 lira) verdim, ama sor bakalim neden verdim? sürprizleri seviyorum. Hiç bir şey olmasa, benim işime yarayacak dört ürün çıktı, kendini amorti etti, hatta kâra geçirdi işte.
kalanları da kızın proje ödevlerinde filan değerlendiririz bir şekilde. bugünkü olayımız budur, seneye? büyük ihtimalle yine alırım :)
Filed under alışveriş işleri, saçmasapanlıklar, severim paylasirim