Tag Archives: sütçü

Bunu yiyen ölmez! – Fırında ev yoğurdu nasıl yapılır?-

Yoğurt Türklerin icadıdır ve kefir gibi, insanın ömrünü uzattığı da bir gerçektir..  Her yoğurt bir başka yoğurttan mayalanmak zorunda olduğundan, bu iş biraz kafa karıştırıcı aslında. En ilk yoğurt nasıl bulundu onu kimse tahmin edemiyor..

*-*

Ben küçükken bir komşumuz vardı. İştahı da yerindeydi.. Bir defasında ufak bir satıl yoğurdun başına oturmuş, kaşığı almış eline, “bunu yiyen ölmez, bunu yiyen ölmez” diye diye bitirmiş hepsini..

Allah rahmet eylesin öldü gitti yazık, ama yoğurtsever bir insandı. Ben iki haftadır yoğurt yapıyorum da, aklıma geldi şimdi.. Rahmet istedi demek ki..

Annem de anneannem de evde yoğurt mayalarlardı. Süt ılıtılır filan, tencereye mayalanır, ağzı kapanır, battaniyelerle filan kaloriferin dibine yuva yapılır ki bütün gece ılık kalsın. Bazen tutmazdı.. :)) Olur öyle..

Biz Y kuşağı burun kıvırdık, marketlerde boy boy renk renk yoort varken, evde yoğurt mu yapılırmış? Hele ki taze anneler yogurt makineleri aldılar, bir heves ya yaptılar ya yapmadılar bir iki, sonra hop market yoordu. Hem kıvamlı hem lezzetli.. Kekâ.

Uzatmayalım, sütten de yoğurttan da sıtkımız sıyrıldı, eski usule döndük biz. Artık nereye tükürdüysek bulup yalayacağız el-mecbur..

*-*

Neyse, olay şöyle. Eve UHT süt almayı bıraktık. Günlük pastörize süt ya da günlük çiftlik sütü alıyoruz.

Çiftlik sütünü de bir güzel kaynatıp içiyoruz. 3 litrelik pet damacanalarda geliyor, ağzı sıkı kapalı ve soğutmalı kamyonetle ulaştırılıyor.

Bir miktar içiyoruz, bir miktarı da kalıyor. İlk partiden sütlaç yaptım, başarılı olmadı. (tarifi yenileyeceğim) Sonra da bizzat sütçümüzün getirdiği hediye maya ile yoğurt yaptım. Tescilli tembel olduğumdan her işin kolayına kaçarım. Bu konuda da öyle oldu, bundan kolay yapan varsa alnını da karışlarım..  Evde en en en kolay şekilde yoğurt şöyle yapılıyor:

Görsel

Sipariş

Görsel

Teslimat (3 Lt 10 TL)

Görsel

Kaynatılmış süt

 Görsel

Kaymak

Görsel

Süt, yoğurt mayalanacak kaplara süzülür, kaymak kalıntısından arındırılır.

 (tencereye alırken de bir tur süzüldü yabancı madde ihtimaline karşı)

Görsel

Fırına dayanıklı kaplara bölüştürülen süt


Görsel

Fırın ve içindekiler 80 derece civarına ısıtılmaktalar. Sütün 50 derecede yoğurt mayasıyla katılması gerekecek.

Bunu da fırının termostatıyla belirliyorum.

Süte parmak daldırmıyorum.

Görsel

Bir önceki yoğurt. Bu sefer biraz sulu oldu. :(

GörselGörsel

Kritik nokta: MAYA!

1 kilo süte bir çorba kaşığı yoğurt. Bir çay kaşığı bal. (ben biraz fazla ballamış olabilirim, tatlı seviyorum yoğurdu)

Görsel

Bir kepçe sütle pürüssüz bir hale gelene kadar çırpılır. (hep aynı yöne doğru! bunu unutmayın)

Sonra, lap diye sütün ortasına atılmaz, kenardan sızdırarak süte tanıştırılır maya. Bilahare eni konu çırpıcı yardımı ile kaynaştırılır.

Görsel

(çırpıcım)

Görsel

Fırın 50 derece ve 4 saat süreyle ayarlanır. Sütler yoğurt olur.

Fırında ılıyana kadar kalır, oda sıcaklığına gelince kapakları kapatılır (ılıkken kapamayın, yoğuşup sulanıyor)

buzdolabında da 6-12 saat bekler. Ne kadar beklerse o kadar (eski tabirle) “kerpiç gibi” kıvamlı olur.

İlk servisten önce, iki kaşık yoğurt kapaklı bir kaba ayrılır, buzdolabının en soğuk yerinde bir sonraki yoğurdu mayalamak üzere bekletilir.

*-*

Rivayet o ki, bir maya beş kere çevrime girdiğinde kendisini saflaştırabilirmiş. Yani en esas ilk maya haline geliyor, köy yoğurdu denebilecek en katkısız hale ulaşıyormuş. Torununun torununu gören cennete gider derler ya, onun gibi. Benim bu fotoğrafta görülen yoğurdum 4. oluyor. Bir sonraki yoğurttan çalacağım maya, mükemmel olacak bu durumda..

*-*

Şu anda, en pratik şekilde süzmenin yolunu arıyorum. Tülbentsiz, kullan-at ya da makineye-at kolaylığında bir şey olsa.. Kahve filtresi işe yaramadı..

Brain storming’e devam.. Ya Tutarsa??

51 Yorum

Filed under alışveriş işleri, icatlar, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim

Normali bana düşmez zati..

Anlatmam lazım, çatlayacağım..

Kardeşim kapıya inek sütü getiren bir çiftlik bulmuş. Pek bilir bu işleri. Bana da önerdi, bir süredir organik, morganik diyoruz, UHT süt almamaya gayret ediyoruz, taze sağılıp soğutuculu araçla servis edilen sütü beğendim.

Bir aydır bana da haftada bir-iki süt geliyor. Kaynatıp kaymak elde ediyorum. İki kere yoğurt (çok başarılı) bir kere de sütlaç (berbattı) yaptım.

Kalanı lık lık içiliyor. Herkes memnun.

Lakin getiren abi biraz leyla.

Salı getir diyorum, Çarşamba geliyor. Cuma gelsin diyorum hiç gelmiyor. Bu sefer de öyle oldu, Cuma günü abiden ses çıkmadı, akşamüzeri aradı:

“yarın getirsem olur mu?”

e, olur niye olmasın? ama akşamüzeri getir, cumartesi günü kaçta evde olurum belli olmaz…

“tamam” tamam.

—–

Cumartesi öğle vakti, görümcemgildeyiz.

(Görümcemin teyzesi ve üç de kızı orada.  4 kızın araları birer yaş, birlikte büyümüşler.. Her biri 10-15 santim uzun benden ve herhangi ikisini toplasan benim kütleme ulaşmaz. Saçlar bellerde, 45- 50 yaş arası olup 30-35 gösteren 4 Barbi hayal edin, birinin 20’lik kızı da orada, toplam 5 barbi. Teyzem de fena değildir, eh kayınvalidem de güzelliğiyle nam salmış vaktiyle, hala yaşını göstermez.. Bir de ben..  Miss Piggy. Her neyse..  )

büttün görümcelerimle beraber kahve içerkene telefon: “Ben Ali, geldim evde yoksunuz”

– e evet, yokuz dedik. akşamüzeri diye anlaştık?!?

– e anneme gideceğim, şimdi getirdim. bir komşunuza bırakayım, parasını sonra alırım

-tamam ben komşumu arayayım, evdeyse ona bırakırsınız, sizi hemen arayacağım.

************

– alo Nilüfer hanım merhaba,

– …

– sesiniz az geliyor

– Merhaba İpek hanım

– bize süt gelmiş de (bik bik bik detay) müsaitseniz size bıraksın mı? Ben gelene kadar balkona filan koysanız olur.

– olur olur, yalnız biz de hazırlanıyoruz, babaannemi kaybettik, 8’deki uçağa yetişeceğiz.

– AAAA başınız sağolsun, bir de bununla uğraşmayın boşverin. Ben adama söylerim pazartesi getirsin.

– yok olur mu oyle sey getirsin, ben çıkmamıza yakın kapının kenarına koyarım,buradan alırsınız

– (olurdu olmazdı epeyce küşümlendikten, taziye verdikten ve gerekli organizasyonları öğrendikten sonra ) peki tamam, sağolun,

************

-alo Ali bey.

– ben sizin sütü oniki numaraya biraktım

– ne? nasıl? oniki numara kim ben tanımıyorum ki? niye oraya bıraktınız????

– valla komşunuz işte, bıraktım. Dolaba koyacak

– of Ali bey, peki teşekkürler

************

– İpek kahven soğudu

– Tamam bacım şimdi geliyorum, işler karıştı

– Mutfakta yerde oturma geç küçük odadan konuş

– yok yok iyi böyle.. geliyorum şimdi.  kusura bakmayın

************

– alo Nilüfer hanım,sütçü 12 numaraya bırakmış, oradan alacağız, gerek kalmadı

– aa hiç olur mu? Levent koş 12  numaraya bırakmışlar git al gel.

– Aman Levent beye de zahmet olacak, kalsın 12  numarada ben alırım gelince…

– yok,tamam indi Levent. Siz tasalanmayın

– (oyy bu kadar işinin arasında kadına çıkardığım eziyete bak küşümü artık dorukta) peki sağolun

——————————————————-

Öğleden sonra dört. Nilüfer hanımın kapısını çaldım, çocuk açtı. “ya sizin sütünüz varmış. biz onu TÜP anladık, babam tüp alacağım diye gitti komşuya.. süt çıktı”

– TÜP?!?!?!?  yaa evet, olur öyle yanlış anlaşıldı herhalde, neyse başınız sağolsun, konuşuruz sonra..

Özet: Önce “yaran yanlış anlaşılmalar” sonra “süt kısmetse dokuz urgan engel olamaz” gibi iki özet düşündüm ama yok özet mözet. Bu kadar.

ayyhhh amma süt macerası be!

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, severim paylasirim