Category Archives: alışveriş işleri

19 Ocak 2014 Akşam gazetesi freecycle ropörtajım

Freecycle için bakınız: Freecycle nedir?

 

 

 

—————————

Benim yolladığım metin:

Arzu hanım

Sorularınıza google’dan da bulabileceğiniz düz yanıtlar ve bazı rakamlar vermek yerine ilgilenen herkesi bilgilendirmek istedim.

 

İsmim İpek, Üniversite mezunuyum, evli ve iki çocuk annesi bir iş kadınıyım/bloggerim. Üyesi ve bir moderatoru olduğum Freecycyle (Frisaykıl) size yansıtıldığı gibi “paranın geçmediği” bir alan değil. Freecycle tamamen recycle mantığı, geri dönüşüm ile ilgili bir şey.

Bilirsiniz, evinizde 6 aydır kullanmadığınız her şey, evinizde ve hayatınızda boş yere yer işgal eder. /Feng Shui. Bu birikintiler, “hele dursun bir gün lazım olur”lar ne kadar kötü enerji ve daha da fenası toz varsa üzerine çeker.

Beri yandan sizin atmaya kıyamadığınız, ama bir türlü de kullanmadığınız, kullanılır haldeki her bir nesne şu anda bir başkasının son derece acilen ihtiyaç duyduğu bir şeydir muhtemelen.

Giymekten bıktığınız kazaklar; modası geçen çantalar; içinizi bayan ve yenisini aldığınız için evden çıkarmanız gereken ama kime vereceğinizi bilmediğinizden garaja/kömürlüğe yığdığınız beyaz eşyalar/bilgisayar parçaları/mobilyalar/cep telefonları/aksesuarlar; büyüyen bebeğinizin mama önlüğü ve biberonundan başlayarak oto koltuğuna kadar bir sürü para verip aldığınız ama bir şekilde ihtiyaç fazlası olmuş ürünler; kilonuzdaki değişmeler yüzünden size dar/bol gelen belki de iki kere bile giyilmemiş pantolonlar.. Taşındığınız için yeni eve götürmek istemediğiniz/sığmayan büfeniz.. Sigarayı bıraktıysanız kül tablaları, hediye gelip üst üste biriken borcamlar.. Yapıp, çerçeveletip sonra da yıllarca bakmaktan usandığınız puzzle tablonuz.. Aklinıza ne gelirse..  Sizin evinizde de çöpe atılmayacak kadar iyi ancak kullanmadığınız onlarca şey vardır. Evden çıkınca sizi ferahlatacak, verdiğiniz kişiden de hiç olmazsa dua kazanacağınız yığıntılar..

İşte bunlar Freecycle’ın uzmanlık alanı. Üyelerimiz mesajlarında özelikle başlıkta belirterek TEKLİF ve TALEP gönderebilirler. Şu ya da bu, büyük ya da küçük.. Fark etmez.

İlaç-tütün-alkol ve ateşli silah dışında her şey olabilir. Temelde TEKLİFlerin ağırlıkta olması lazım,yurtdışındaki gruplarda böyle. Bizde şu aralar başabaş gidiyor, insanlar hala bu sistemi bir “yardım isteme” merkezi zannediyorlar.

Hem bilirsiniz, “Veren el alan elden üstündür” der bir hadis.

katılmak isteyenler: internet araması ile  bulunduğu şehirdeki Freecycle yahoo grubuna ulaşabilirsiniz. Grupların Facebook sayfaları ve hatta blogları da var. (https://freecycleistanbul.wordpress.com/)

Üyelik herkese açık, isteyen istediği zaman girebilir ve çıkabilir. Mesajlara moderasyon uygulanıyor.

Şehrinizde bir freecycle oluşumu yoksa, neden siz başlatmayasınız?

 

Benim ilk paylaştığım eşyam bebeklik pusetimdi. :) Benden sonra 2 kuzenimi büyüten puset, kızkardeşim için 9 yıl sonra evimize geri döndü. Küçülen eşyalarımızı, artık oynamadığımız oyuncaklarımızı, yenisi alınınca eski bisikletimizi, gitara geçince mandolinimizi birbirimizle değişirdik hep. Hem ailemde hem konu komşu arasında böyle mini alışverişler olurdu. 80’lerde tüketim delisi bir toplum değildik, aileler daha paylaşımcıydı. Mal kıymeti bilinirdi. Birine birşeyini vermek ayıp değildi. Kardeşler kuzenler birbirlerinin kıyafetlerini giyerler ve ekonomik durumu ne olursa olsun hiç kimse bundan utanmazdı. “A yazık ayol, bir kere giyecek alt tarafı, bizim oğlanın mezuniyetinde giydiği takımı vereyim giysin seninki” derdi birisi ve iş görülüverirdi.

Sonra işler değişti, herkeste bir “yarım olsun, benim olsun” kavramı başladı. Gereksiz bir tüketim çılgınlığı insanları kavuruyor şu aralar. Özellikle bebek ürünleri hem pahalı hem de gerçekten kısa süre kullanılabiliyor. Yazık günah. Benim evimde öylece durup dururken, bir arkadaşım gidip sıfırını alırsa çok kızıyorum. Artık sandık odaları, yüklükler de yok ki evde bir sonraki bebeğe saklayalım, ki o da bir dert, kızımda bir bavul dolusu eşya sakladım, 3 yıl sonra ikinci bebeğim erkek oldu. Hadi bakalım… Ne yaptık?

Tabii ki freecycle!

Bu zenginlerin fakirlere şunu bunu bağışladıkları bir sistem değil. Bu, para verilip alınmış her bir şeyin, kaynakların korunması ve ekonomiye katkı adına, elde tutulmayıp işi bitince bir sonrakine geçirmek.

Zaten “mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan”

Milyar dolar paranız da olsa, hiç bir şey çöpe atılacak kadar değersiz değildir. Mutlaka ve mutlaka ihtiyacı olan biri vardır. İhtiyaç burada MUHTAÇ/ACİZ/EL AÇAN anlamına gelmiyor. Maddi gücünüzün önemi yok. Sende fazlaysa, bana da lazımsa, dolar milyarderi de olsam gocunmadan alırım. Dünyamızda kaynaklar çok sınırlı. Ziyan etmek ise günah :)

Ama bu tekrar edeyim, eskici dükkanı değil. Sokaktaki kağıt toplayanlara da, semtteki kermeslere de, muhtarlıklardaki, belediyelerdeki, camilerdeki Gönül Mağazalarına da yardım ediyor, eskilerinizi veriyor olabilirsiniz. Freecycle’de sizin kendinizin kullanabileceğiniz kadar temiz ve iyi durumda eşyalar verilir. Hırtı pırtı, çürük çarık, elden düşme ürünler kesinlikle olmaz.

 

İlginç bir teklif? Ben erkek arkadaşına aldığı bayağı da marka bir parfümü, bozuştukları için freecycle’a veren birini hatırlıyorum.

 

İlginç bir anı? gelen 15.000. istek olan sehpa’yı bir üyemize hediye etmiştik.

Şimdi 6666. üyemize çok yakınız, belki bir sürpriz olabilir.

10.000’inciye de bir sürpriz planlıyoruz.. FREECYCLE FOREVER!

 

 

Benden bu kadar, kolay gelsin, iyi çalışmalar

 

İpek AG

5 Yorum

Filed under alışveriş işleri, freecycle, severim paylasirim

Adamlar yapmış abicim. Pebloş’la tanışın

Babam 50’lerda Bütün Dünya dergileri okurmuş. Saklamış, ben de 80’lerde okudum. Hep bir bilim kurgu havası vardı, 2000’lerde herkesin sihir gibi hayatları olacaktı. Ne de olsa, ilk uçağın icadı ile ilk aya uçuş arasında sadece 60 yıl geçmişti. Neden olmasındı??

Evet, Jetgillere eriştik neredeyse.. Kayan kapılar yapıldı. Görüntülü görüşmeler, robotlar, 3D televizyonlar ve printerler de evlere girdi. Işınlamayı henüz beceremedik ama icatlar her gün yapılıp önümüze konuluyor.

Pebble (Çakıltaşı) bir başka güzel icat. Bacım ilk görüşte “O ne o? Zikirmatik mi??” dese de…

Sizi Kickstarter macerası ile yormayayım, bir zahmet araştırın. Bir yıldır satışta ve geliştirilmeye devam ediyor. i-phone ve android telefonlar için bir eee bişey işte. Ama çok güzel bir şey.

Telefonla eşleştiriyorsun, Bluetooth üzerinden. Telefonun ekranına ne geliyorsa senin kolundaki saate de o geliyor.

20140110_131443

Gelen çağrılar, sms’ler, whatsapp, facebook,mail hesaplarınız. Ne olursa. Bir ek-ekran var kolunuzda. Sudan selden etkilenmiyor. Telefonunuz içeride odada şarjdayken ve siz bir yandan bulaşık yıkarken kimin aradığını görebiliyorsunuz, telefonun sesini bir tuşla kapatabiliyor ya da çağrıyı hazır bir sms’le reddedebiliyorsunuz.

Duştayken gelen sms’lerden haberiniz oluyor. Araç kullanırken taa çantanızdaki ya da cebinizdeki telefonu kimin çaldırdığını görüyorsunuz. Sessize alınmış telefona gelen her mesaj anında gözünüzün önünde. 20140110_131453

Ha, çok mu lazım? Vallahi evet, lazım. Hiç bir şey olmasa, telefonun şarjını bitirmiyorsunuz zırt vırt açarak. Her biplemesine asker olmuyorsunuz. Ki ben telefonsevmez bir insan olarak (yakında onu da yazacağım) bunu çok seviyorum. Çok güzel bir ton uygulama var ve her gün yenisi ekleniyor. Tam aradığınız herhangi bir özelliğe de kavuşturabiliyorsunuz Pebble’ı.

Bir Kindle gibi e-mürekkep teknolojisine sahip olduğundan, ekran en parlak gün ışığında bile netliğini koruyor. Parlama yapmıyor. Bir bilek hareketi ile ekran kısa süreliğine aydınlanıyor ve karanlıkta da görülebiliyor. Alarmı titreşim şeklinde. Pek nazik.

Ve evet saati de gösteriyor! Çarşıdan alıyorsunuz bir tane eve geliyorsunuz yüzlerce çeşit saat oluyor bir seferde. İncelemek için bakınız My Pebble Faces . Kesmedi mi, buyrun kendi saatinizin kadranını kendiniz tasarlayın, en özgün sizin saatiniz olsun: Tasarım sitelerinden biri

Hemencik blogun saatini tasarladım:

20140111_233536Güle güle kullanıyorum yeni yıl hediyemi.

6 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, icatlar, severim paylasirim

İşten artmaz, dişten artar.

Ben bu sene akıllandım . Buyrun ispatı:
Bu benim “Altın Yumurtlayan Kaplumbağam”.
image

Akşam eve gelince cebimde kalan 1 liralari buna atiyorum.
50 kuruslar kizin, 25 kuruslar oglanin bombozuk olanlar da Ziraat bankasinin kumbarasina gidiyor. (*)

Kaplumbağam tıka basa dolduğunda, artık bir ay mı olur üç ay mı  belli olmuyor, içinden çıkan paralar = 1 Çeyrek oluyor.  Çeyrek kumbarasina gidiyor.

:) Fena mı?

*-*-*-*-*-*

Almak istediğim çok güzel şeyler var. Ama elimi cebime atmadan önce şunu düşünüyorum: “İstiyorum Evet, peki ihtiyacım var mı?”
Bu soru bana geçen sene epey tasarruf ettirdi. Hala kapılıp aldığım, ota b.ka para verdiğim oluyor ama ;) akıllandim o kesin.
Çocuklara öğüdüm : “Para oyuncakçıda/markette vb vb duracağına bende dursun. Para bana lazım niye adama vereyim? ”

*-*-*-*-

Bu da geçen yıl oğlum anaokulundayken Kızılay’a ziyarete gittiklerinde dağıtılan kumbara. 5-10 kuruşlar buna gidiyor. Azımızı çoğa saysınlar artık. Bu sene Şubat tatilinde götürüp vereceğiz bankaya..
image

 

3 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, severim paylasirim

Son bir aydır hemen her günüm hırgürle geçti..

Konuyla ilgili fıkramızı hemen en önden verelim.. Biz Çetin Altan’dan, Hasan Pulur’dan böyle gördük:

Temel, Cemal’e övünüyormuş:

“Benim dedem Dünya savaşında Ruslarla savaştı, amcam Çanakkale’de İngilizlerle savaştı, Babam Kore savaşı gazisi, ben de Kıbrıs savaşında Yunanlılarla savaştım”

Cemal durmuş, demiş ki: “Amma geçimsiz sülalen varmış be”

*-*-*-*-*

Bazen, hakların için savaşman gerekiyor. Manyak gibi. Özellikle firmalarla. Mağazada çözemediğim sorunları Facebook sayfalarından, Müşteri hizmetleri hatlarından illa ki uğraşır çözüme ulaştırırım.

Bu sabah mesela, Samsung’la 17 dakika ve 2 Müşteri Temsilcisine mal olan bir savaşın galibi oldum.

Son 1 aydır dişe dokunur firmalardan kapışmadığım kalmadı herhalde… Şu Müşteri Hizmetleri hatları var ya, offf…

Görsel

Kısa özet.

Kodak: yazdım zaten daha önce.. Garanti harici olarak tamir edip yolladılar.

Garanti Bankası sanal kartım çalışmadı. Muhtelif yurtiçi yurtdışı sitelerden alışveriş yapamıyorum… Deli oldum. 2 oturumda ve en az 1 saat harcayarak, 15 farklı müşteri temsilcisi ve 2 süpervizörle görüşerek derdimi hallettiremedim,adamlar AN-LA-MI-YOR! sanal kartı iptal ettirtip yeni sanal kart hazırladım.

LCW. Aldığım pantolonun küçük bedenini bulmak için 3 farklı mağazaya bizzat gittim, 2 tanesine telefon ettim. Sezon ürünü ayol, bir tane pantolon yok.. Müşteri hizmetlerini aradım, müşteri temsilcisi ile boğuştuktan sonra, yetkiliyi bağlattım, çözdü. Pantolonu aldım.

Esse. Kahve makinem su akıttı. Servise götürdüm, garanti harici onarım yapıldı. Bir hafta sonra yine su akıtmaya devam etti. Servis sorun çıkardı, merkezi aradım. Merkez “iade alalım” dedi. Servisten form alıp Esse mağazasına gittim, “olmaaaaz” dediler. Hadi müşteri hizmetleri bir daha… onlar iç yazışma, iç telefonlaşma, hallettiler, gittim aynı fiyata istediğim tava tencere setini aldım. Pek güzel oldu.

Esse. Kendime yılbaşı hediyesi alacağım. Vitrinde 4 tane kek kalıbı var, (bacımın deyimiyle KEKLİK :)

Görsel

(güzelliğe bak!)

çok beğendim tam aradığım gibi. Rafta kalmamış. “E vitrinde 4 tane var birini verin?” Vitrini bozamazlarmış. “Başka mağazadan istetin?” ona da yok.Hop: Müşteri Hizmetleri Facebook. “Adınıza ayrıldı, dilediğiniz zaman mağazadan alabilirsiniz”. Hehe..

Samsung: Eşim mühendis, çizim mizim bi ton işi oluyor, gitti kendine bir Samsung Galaxy Note 2 aldı. O cihazın da özel bir kalemi var, not alıyor, yazıp çizebiliyorsunuz. Cihaza adını veren özellik o kalem. Kalemi yitirdik… Yitirmez olaydık. Kaç gündür mağaza mağaza gez, telefon et. Yok. Yedeği yok. Netten bakıyorum, sitelerde hep çin malı sahte şeyler var.. Bu sabah “kayboldu” deyip kaskosundan (Cepkask=) telefonun yenisini almayı bile düşündüm. Çok uzun iş.. Bunu getirten firma Genpa, yazıştık. Ellerinde yok. Samsung Servislerinde yok. Hiç yok yok yok.

Bu sabah Samsung Müşteri Hizmetlerini aradım. Şu 17 dakikalık olan..Bir müddet ikna etmeye çalıştım, olmadı. Daha yetkili birini istedim. Bir bey çıktı telefona, anlattım derdimi. Bu telefonu feysbuğa girmek için almadığımızı, kalemsiz telefonun hiç bir özelliği olmadığını, bu işin merkezi olan İstanbul’da olduğumuzu, yasal olarak 7 sene boyunca yedek parça bulundurmak zorunda olduklarını… Ve koskoca şehirde bir tane kalem bulunamadığını..

Adam benden hangi mağazalara sorduğumu öğrendi, sonra daaaa………. diğerlerinin telefonlarını vermeyi önerdi.

Tam hatırlamıyorum ama yaklaşık olarak “Burası Müşteri Hizmetleri hattı, ben Müşteriyim, sizden de akıl değil Hizmet istiyorum. Kendi çabalarımla ulaşamadım, siz bir zahmet ulaşın, stoklarına bakın, bir tane bulun; ya bana yakın bir mağazaya göndersinler ya da şurada var deyip adıma ayırsınlar gidip alayım. Bu bilgiyi vermek için arayın” dedim.

Aradı. Bir AVM’de bir tane kalem beni bekliyor. :))

 

daha da var da yazamayacağım içim bayıldı.

Canımı yediniz müşteri hizmetleri. Lanet Nurcall’lar.. Sizin kendi hatlarınıza işiniz düştüğünde bu numaraları kendinize de çekiyor musunuz yoksa bir şifre filan var mı prosedürü ve bin dereden su getirmeyi atlamak için??

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Kodak’a nasıl ulaşılır?

2 yıl kadar önce bir Kodak dijital makine almıştım. Güzel güzel kullanıp dururken bozuldu. Hiç açılmamaya başladı.

Fotoğrafçıya gösterdim, “pili bitmiştir” dedi, pil taktık. Çalışmadı..

Ben de hiç anlamam elektronik işlerinden.. Kodak yetkili servisi arandım. Yok!

Kodak international sitesi ile iletişime geçmeye çalıştım. Tabii ki Türkçe dil desteği vermeyen  Kodak.com ile epey yazıştık. Bakınız:

——————————————-

Response Via Email (Guillermo M.) 11/05/2013 06:22 AM
Greetings, Ipek;Your Reference number is: xxxxxxx

Thank you for contacting Kodak tech support.
We are quite concerned over your experience, and are sorry for any inconvenience or frustration this has caused you.
Here we provided the phone numbers where you can call:
Turkey phone number 216 581 5858

International Toll Line 44-0-131-458-6714

We are glad to be of service and are here for you if you need us in the future. If you respond by e-mail, simply reply to this correspondence so we may better assist you. You can also chat with us at http://www.kodak.com/go/chat (24 hours a day, 7 days a week), or call us at 800.421.6699 ( 9:00 A.M. to midnight Eastern Time, 7 days a week).

Regards,
Guillermo M.

——————————————-

En son bana verilen 216-578-2600 / 0216-581 56 00/5815858 ve türevi numaralar arızalı düdük sesi veriyor, ya da açılmadan kapanıyor.

Teknosa’yı aradım: 0212-227 9506 diye bir numara aldım, orası da Kodak servisliğini bırakmış :((

Ara-tara kaç aydır bulamadığım Kodak Türkiye’ye Hasan’ın sayesinde tek telefonla ulaştım. “Danışan dağları aşmış” diye boşuna dememişler…

Lazım olursa bulunsun:

Kodak Çağrı Merkezi: 0850 333 55 35 ,

Servis Merkezi 0216-999 77 00

Kodak

Kargoya verip göndermemi istediler. Bakalım makinenin derdini çözebilecekler mi…..

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, soruyorum, şikayetlerim

Bosch Bulaşık Makinesi parça değişimi hakkında

Duyanlar duymayanlara anlatsın. Bosch’tan aradılar ve 1999-2005 arası üretilmiş tüm bulaşık makinelerinde bir arıza tespit edildiğini, yangın çıkarma riski olduğunu bildirdiler. İki seçenek sunuldu: istediğim bir bosch bulaşık makinesini %20 indirimli satın almak, ya da ücretsiz servis ile kendi makineme bir parça taktırmak. Ben servisi seçtim. 

Verilen servis fişinde “V225 fabrika özel garanti röle takıldı” yazıyor. 

 

a) Bosch’a, teker teker müşterilerine geri dönerek sorumlu davrandığı için teşekkür ediyorum.

b) Bosch bulaşık makinesi sahiplerinden olur ya, ulaşılamayan varsa, bilginiz olsun, makineler sorunlu ama çözüm mümkün…

 

Buyrun link

 

Bosch
Türkiye

Bulaşık makinesi bakım işlemi güvenlik uygulaması

Önemli Güvenlik Duyurusu

Aşağıda belirtilen Bosch marka BULAŞIK MAKİNESİ sahipleri. Lütfen bu güvenlik duyurusuna uyunuz. Bu güvenlik duyurusu sadece 1999 ile 2005 yılları arasında üretilmiş sınırlı sayıdaki bulaşık makineleri için geçerli olup, Bosch ve Siemens markalı diğer herhangi bir cihazı etkilememektedir.

Bulaşık makinesi bakım işlemi güvenlik uygulaması

1999- 2005 yılları arasında üretilen Bosch marka bulaşık makinelerinin sınırlı sayıdaki bazı modellerinde, elektrikli komponentlerin aşırı ısınmaya ve çok ender durumlarda muhtemel yangın riskine sebep olabileceğini teşhis etmiş bulunmaktayız.

Tüm ürünlerimizde en yüksek güvenlik, kalite, işçilik ve güvenilirlik standartlarını sürdürme konusundaki bağlılığımız, size bu konuda bilgilendirme kararımızın odağıdır. Bu nedenle ücretsiz olarak bu güvenlik uygulamasını başlatmış bulunmaktayız.

Size vermiş olabileceğimiz rahatsızlıktan ötürü son derece üzgün olduğumuzu belirtir, işbirliğiniz ve sabrınız için şimdiden teşekkür ederiz.

Sizin makinenizin güvenlik uygulaması kapsamına girip girmediğini kontrol etmek için, lütfen aşağıdaki adımları izleyiniz:

  • Bulaşık makinenizin Bosch veya Siemens markası olduğuna emin olunuz. Bulaşık makinenizin güvenlik uygulamasına dâhil olup olmadığını tespit edebilmeniz için model bilgilerini ( model no,parti no, seri no) aşağıdaki alanlara girmeniz gerekmektedir.

    Type plateBulaşık makinenizin kapağını hafif araladığınızda, üst metal bölümünde soğuk baskı şeklinde ya da kapağın sol tarafında etiket şeklinde model bilgilerine (model noparti noseri no) ulaşabilirsiniz

     

    Bulaşık makinenizin güvenlik uygulamasına dâhil olup olmadığını tespit edebilmeniz için model bilgilerini ( model no,parti no, seri no) aşağıdaki alanlara girmeniz gerekmektedir.

    • Kayıt işlemini tamamladıysanız, referans numarası ile birlikte, sadece şehir içi görüşme ücreti ödeyerek, aşağıda bilgileri yer alan çağrı merkezimize ulaşabilirsiniz.

     

    Model numarası (E-Nr.’den sonra):
    örnek. SGS53A58EU/01(örnekte gösterildiği şekilde numaranın tamamını giriniz)
    Parti numarası (FD’den sonra):
    örnek. 8303
    Seri numarası:
    örnek. 00371

VEYA

  • Sadece şehir içi görüşme ücreti ödeyerek 0850 250 05 10 numaralı çağrı merkezimize haftanın 7 günü 08:00 – 24:00 saatleri aralığında ulaşabilirsiniz

Bu güvenlik duyurusu sadece 1999 ile 2005 yılları arasında üretilmiş sınırlı sayıdaki bulaşık makineleri için geçerli olup, Bosch markalı diğer herhangi bir cihazı etkilememektedir.

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, güvenli hayat, severim paylasirim

Nostalji: İlkokul bir öğrencisinin kırtasiye meseleleri

Bu yazı, kızımın ilkokula başladığı yıl yazıldı. Bu hafta da oğlum ilkokul 1 öğrencisi oldu. Sipahi züğürtleyince eski defterleri açarmış.. Ben de geri dönüşler yaşadım..

2013-07-20-1980

———————-

İlkokula başladığım yıl rahmetli babam bir grosa(*) kurşun kalem aldı ve dolabına koydu. Pembe silgili, beyaz üzerine verev olarak 3 rengin (mavi-sari-kırmızı) çubuk şeker misali dolandığı kurşun kalemlerimi hala hatırlıyorum.  Elimdeki kalem iyice küçülmeden yenisini alamazdım.  “Eskisini getir, yenisini götür” prensibi..

Senelerce kullandım o kalemlerden. Bazıları iyice kötü çıkardı, ağacı çürüktü sanırım, ama gerçekten yıllarca yetti o kalemler bana. Yetti de arttı, (hazırlık da okuduğumu hesaba katarsanız) toplam 6 yıl bitiremedim diyebilirim.

Ortabire geçtiğimde sıfırbeş (0,5) kalemler Japonlarca icat edilmiş ve piyasaya sürülmüştü. Sıra arkadaşım Şehnaz’da gördüm ilk ve vuruldum. Tam istediğim, hayal ettiğim şeydi. Aç aç bitmiyordu bir kere, kısalmıyordu. Minik elim için ideal boyuttaydı. Yazı kalitesi mükemmeldi,  yazdıkça kalınlaşıp yazımı çirkinleştirmiyordu; aksine daha da kaygan yazıyor, berbat yazım mis gibi gözüküyordu…

Öğlen arası kırtasiyeye koştum, mavi 0,5 kalemimi ve bir kutu da ucumu aldım. Tombo muydu o? Süperdi. Yıllarca elime kurşun kalem almadım sonra.

Ve üniversite yıllarımdan bu güne kadar da babamın ne kadar insafsız davrandığını anlattım durdum. İçime oturmuştu kalem takaslarım.

Sonra devran döndü, kızım ilkokula basladiii.. Hevese gelsin diye çeşit çeşit, renk renk kurşun kalemler aldık. Markalı, winxli kalem kutuları, kalemlikler, silgiler, her türlü “kirtavsiye”(**) malzemesi. Akrabalar arkadaşlar da sağolsunlar, yığdılar epeyce. Her gördüğümüzü aldık diyebilirim.

Dertliyim ya, ilk günden kalem kutusunu doldurup yolladım. Anaaa, bir de baktım okula giden kalem geri dönmüyor…Birinci haftada 12 boyama kaleminin hepsini kaybetti. Üç dört de kurşun kalem gitti, silgilerin haddi hesabı yok. Çalınma filan da değil, direkt kayıp..

(burada bir parantez açayım..Çocuklarda 6-7 yaslarda pek bir mülkiyet anlayışı olmuyor. Beğendiği şeyi çantasına atabilme, alıp kullanabilme hakkını görüyorlar kendilerinde.. ama geri vermek gerektiğini öğrenmeleri zaman alıyor. Alıp kullandığı kalem sıranın üzerinde kalıyor. Bazen kimden aldığını bile unutuyor, birbirlerinin adını bile bilmiyorlar ki daha… Neticede, kalemler ortalıkta dolanıyor sınıf içinde ve sonra da kayıp kalemler adasına gidiyorlar sanırım.

bir de gene bu yaslarda çocuklarda “hediyeleşmek” çok serbest bir davranış. İlgi çekmek, arkadaş edinmek ya da sırf içinden geldi diye birbirlerine birşeylerini veriyorlar. :))) )

Akıllandım tabii, şimdi  1. sınıf annelerine önerilerimi sıralıyorum:

* Silgilere tükenmez kalemle kızın adını yazdım. Başkası alsa da, artık geri geliyor. Anneler çantaları, kalem kutularını her gün denetliyorlar… Tabii ben de.. Yabancı bir şey çıkarsa, buzdolabı poşetine koyup gönderiyorum öğretmene..

* Boyalı kalemlerin üzerlerine falçata ile kızın adını kazıdım. Kazımaya müsait adı var Allah’tan. Başka bazı anneler ismi küçük kağıtlara yazıp kaleme sıkıca bantlamışlar, o da olabilir. En son model, Kidomino / İsim etiketleri. Paralı ama güzel fikir.

* Kalemtraşa gelince, o süslü püslü, pahalı ve de lisanslı ürünleri sakın almayın. Kaç tanesini çöpe attım sinirden. En iyi açan kalemtraş kırtasiyedeki en ucuz kalemtraş çıktı. Gümüş rengi metal. Çin malı. Amma ve lâkin şahane açıyor.

Bu arada, huzurlarınızda itiraf ediyorum, rahmetli babam haklıymış. Çocuğa kalem teslim etmek hataymış arkadaşlar.

Kalemlerin tamamını kırtasiye kutusuna koydum, bir baktım her gün bir kalem ortadan yok oluyor.

-kızııım?

Efendim neymiş, kalem açması çok keyifliymiş. Akıllı kızım derste sıkılınca kalemi iki ucundan açaaa aça bitiriyormuş. Zaten bisürü kalemi varmış, ne olmuş yaniymiş.

Babadan kalma kurallar hemen yürürlüğe girdi..

– haftada bir kalem müsaden var,

– kalemi bir tek taraftan açabilirsin,

– biten kalemi bana getir yenisini götür..

 

 

İkinci dönem duruma bakıyoruz. sorumluluk geliştiyse kalemler kırtasiye kutusuna geri donuyor…

bu arada, kizimin çok güzel bir kuculmus kalem koleksiyonu birikti :))))

 

 

 

 

(*)= grosa; 12 düzine anlamına gelir. 144 adettir)

(**)= Kızım kırtasiyeye kirtavsiye diyor nedense… kuaföre de kuaföncü der. Fön çekilen yer anlamında herhalde?!

NOT: adı geçen/geçmeyen kız bu pazartesi ortaokula başlıyor :))

6 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, ilkogretim, severim paylasirim

Yeni Lila Kutu, Lila Keşif Kutusu

Lila kutuları seviyorum, biliyorsun.

Üste para vererek numune satın alıyorum, onların da yarısı benim işime yaramayan şeyler. Ama SÜRPRİZ kısmına dayanamıyorum :))

Lila kutular, Lila Keşif Kutusu olarak yeniden başladı. Eylül ayı da birinci.

Gittim az evvel ilk kutu için kayıt yaptırdım..

Mükemmel zamanlama! Limitli sayıdaki Eylül Keşif Kutularından biri senin :)
Eylül Keşif Kutun 20 Eylül 2013 aşağıdaki adrese gönderilmek üzere kargoya verilecek.

Ooon…Dokuuuuuzzz….

lili

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, severim paylasirim

Windows 8 derdi.. indiriyorum, yükleyemiyorum

Bir ultrabook aldım. Win8 ile geldi ki kısmen başbelası. En azından XP ve 7’den sonra bu yepyeni şey benim için zaman kaybı. Kurcalayıp öğrenmek taraftarı olduğumdan, kurcala kurcala bitmedi.

İlkin Chome indirdim. avast’ımı yüklemek istedim. olmadı.

firewall engel oldu. bir şekilde kaldırmak lazim.

kaldırdım da :)

bilgisayardan hiç anlamıyorsanız, denemeyin. o duvar size lazım!

 

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar

Adaş Çiftlikten Alışverişim: İpek Hanım Çiftliği

 

Yaklaşık bir yıldır İpek Hanım Çiftliği (taklitlerinden sakınınız) maillerine üyeyim. Pınar hanım her hafta o haftanın ürünlerini tanıtır ve bilgilendirici ciddi bir de yazı yazar. Herşeye yetişebiliyor olması ile, Gülse Birsel kıratında bir kadın. Rol model. Hepimizin gözünü korkutsa, hayatlarımızı ve alışveriş kararlarımızı sorgulatsa da , Hayranız. 

Detaya girmeyeceğim. a) onu bilen biliyor, bir de benden dinlemeyin. b) merak ederseniz mail listesine giriverin. 

 

Ben size ilk alışverişimi yazacağım.. 

Sipariş listesine bağlı kalmadım, kendi listemi yaptım. Listemde eve zaten alınan temel parçalar yer almaktaydı, kilo fiyatları ile beraber yazayım : (kilo ile almadım ben, fiyatlar çılgınca değil yani) 

Domates – 8

Taze Fasülye – 8

Yeni Elma – 5

Yeşil Erik – 10

Kırmızı Mercimek – 10 

Kahverengi sele zeytin – 17,50

10’lu köy yumurtası – 15

1,5 lt süt – 6

İp peynir – 25

El mantısı vakumlu 1 paket  – 15

Beyaz ekmek – 5

Kuru Kayısı (paket) – 6

En sona da “şaşırtın beni, 15 lira limitini içerisinde, en yüz ağartan, en favori ürününüzden bir sürpriz gönderin” dedim. bana 

Tuzlu Yoğurt – 15 ve 

Sütlü Bademli Çikolata 1 adet – 7,50 

geldi.. 

Koskoca bir koliydi. İçinde strafor bir kutu vardı bozulabilecek ürünler için ve bir tane de 500 ml pet suyu dondurup kutuya buz aküsü olarak eklemişler. Keşke strafor kutuyu geri gönderebilmenin bir yolu olsa. kaldırıp attık, ziyan oldu. (freecycle forever)

Koli 15 lira filandı. 8,5 üzerindeki rakamı toplam hesaptan düşerek ödüyoruz. Güzel bir macara oldu benim için. Bir dahaki siparişimde bakalım neler olacak?  

2013-05-17 23.08.44

Tuzlu Yoğurt. İnanılmaz lezzetli bir şey. Labne gibi..

2013-05-17-1592

İp peynir. Vakumlu ambalajda. Tuzlu. 2013-05-17 23.08.55 2013-05-17-1585

 

Domates. Raf de Casi model.

2013-05-17-1596

2013-05-17-1599

 

 

Beyaz olan L boy keskinoğlu Kahverengi olan çiftlik. 

2013-05-17-1601

 

Çok soğutulmuş ve yağı üzerinde donmuş mis gibi inek sütü. 

Beri yandan o kadar inek sütü ki bizim steril hayatımıza “çok kokulu” geldi. Zor bitirdim. Neden çocukken Pınar süt sevdiğimi hatırladım :((
2013-05-17-1587

Kayısı feci tipsiz dursa da on numara. Mercimek de lezzetli. Çorbada nefis oldu. 
2013-05-17-1588

Çocukken ağacına çıkıp dalından yediğim eriğin aynısı!! Çekirdeklerini gözüm gibi saklayacağım.

2013-05-17-1589

Yamuk yumuk tatlı elmalarım! 2013-05-17-1590 2013-05-17-1591

Pasta ekmeğim..Çok nefisti…
2013-05-17-1594

Bademli Butik Çikolata. Eşsiz. Godiva ayarında.2013-05-17-1595

 

Evime çok yakın organik pazar var, daha sık uğramaya kararlıyım. Gerçi her organik etiketini basana da güvenmiyoruz ama, sütüne havale ettik artık..

Ve bir de en büyük aşkım o mini mini mantılar oldu. Paketli halinin fotosunu bulamadım, tencerede böyle bir şey: 

2013-05-23 21.24.54Şiir şiir! Hep alcaz hep yiycez! Ellerine sağlık bükenlerin.. 

 

10 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim