Maskara etmeden maskara surmek

image

Bu fikri nette gordum. malûm-i âliniz, rimel makyajın son aşamasıdır. Ve rimeli kokten surmeye calismak, goz kapaginıza, hâliyle farınıza bulaştırmak demektir. Goz kapaginda kara kara rimel lekeleri, silmeye çalışırken farın yitmesi… Sinir.. Maskaralik… Plastik kasiktan kalkan. Rahaaat rahat surunuz..

6 Yorum

Filed under bakımlı hatun, icatlar, kozmetik, severim paylasirim

itiraf.bom -i-

Bunu da buraya yazıyorum. Yıllar önce, acemi bir kitap kurduyum. (yaşıtlarımın fersah fersah ilerisindeyim ancak acemilik bariz o vakit..)

Film kültürüm ise sıfır denebilir.. (hâlâ da öyle ahım şahım bir ilerleme yok o konuda.. belli benek filmler o kadar. ne yönetmen bilirim ne bişey)

Bir grup taze üniversiteli oturuyoruz. Grubun yarısı kendi aralarında “Örümcek Kadının Öpücüğü” filmini kritize ediyorlar. (onlar da acemi bu entellektüel alanlarda ama hırs o biçim, arayı kapatacağız acilen) Ben sazan hemmen atladım. Hayır bu kırk kişiyiz birbirimizi biliriz, neyi ispatlıyorum, kime hava atıyorum???

-He ben de biliyorum. Kadın süperdi o filmde..

+ Hangi kadın??

– eeeğğğ O kadın işte. Örümcek kadın? ! Vardı ya hani.. (batıyorum ki ne batma)

+ O filmde iki tane erkek var o kadar. Kadın yok.

– (ALLAHIM YER YARILSINNNNN) ah, evet, filmi di mi? ben kitabını okumuştum, orada vardı kadın, başrol hatta. Demek filmde yönetmen yorum getirmiş..

 

 

Arjantin ağla bana.

Mühü.

O hafta gittim aldım kitabı, okudum.

Güzeldi..

 

…………………………

gençlik… ne günlerdi…

 

5 Yorum

Filed under kültür, severim paylasirim

Lila Kutu Ekimmmm :) ……………………….2012

image

Bu, gecen ay gelenden daha guzel bir kutu olmus.

Rebul Yasemin kolonyasini kaptirdim bile. Kizim el koydu. Rebul her zaman hos karşılanır bızım evde.

Moschino minnacik bir sprey-parfum. Koku çocuksu, alınır..

Nonique’in uzerindeki orijinal kullanma tarifi ile, yapistirma etiketteki Turkce talimat, birbiri ile çelişiyor. Orijinali yüzü bununla temizleyip ılık su ile yıkamayı önerirken, etiket yüzü yıkadıktan sonra üzerine sürülmesini istiyor. Ya benim Almanca iyicene kıtlaştı ya da ithalatçı firmaya tercumeyi google amcam yapmis herhalde. ( kullandıktan sonra gelen yorum: kendi tercumeme göre kullanıyorum, beğendim. )

Ama yine de şükür,  diğer bazı blogculara fondotenimsi renkli kozmetik ulaşmış.  Ben benimkinden memnunum…

Rare blossomlar umut vaadediyor, deneyince yazarim.  ( kullandıktan sonra gelen yorum: benim cildime biraz daha ince bir krem iyi geliyor. bu yaramadı, saç jölesi tarzı olan da benim argan yağımın tırmağı olmaz. evet, ıslak saçın kolay taranmasını sağladı ama ne şekil veriyor ne de elektriklenme/uçuşma sorunumu çözüyor. Doa‘ya devam)

Cosmed uzerinde “sivilce karşıtı” yaziyor, tercume etmisler: renk karsiti krem… Bilemiyorum. Kendileri de bilmiyor…

Yeşil sey de salatalikli makyaj temizleyici. Denersem yazarim.  ( kullandıktan sonra gelen yorum: krem yokluğunda kullanılabilir. yağsız, göz makyajını da güzelce çıkardı.. bilinmeyen marka olmasından kaybediyor. koydum banyo dolabına, gerekirse kullanırım. Her gün makyaj yapıp silmiyorum, o iki fazlı solüsyonlardan var evde makyaj temizleyici olarak. O bitsin daha bunun gibi, organik morganik bir şey almak lazım. Her koşulda, göz çevresi derisi hassastır, yağlı ürünlerle makyaj silmek beyaz noktacıklara sebep olur, ıslak mendil de bebek poposu temizlemek içindir, gözünüze sürmeyin…. )

Bi de, oje brosuru cikti, mana veremedim. Attım gitti.
Bayram karti karikatur gibi ;p

bu kadar… ve teşekkürler Lila Kutu, blogları yayınladığın için…

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, kozmetik, severim paylasirim

Çocuğu işe sal, ardına kendin düş

Kızıma aldığım ve almadığım bir çok kitabı denetime tabi tutuyorum, kendim okuyorum önce. Testleri de önce kendisi uğraşıyor, sonra ben çözemediklerine yardım ediyorum. Tek başına altından kalkamıyor bu bir, sorularda hata olabiliyor bu da iki.

İşte bir örnek.

hatalı soruAz çok geometri bilirim. Prizma tabandaki şekle göre adlandırılan dikdörtgen yan yüzlü şeydir.  Üçgen prizma tabanı üçgen olan prizmadır. Çadır, çatı vb üçgen prizmatiktir. Üçgen prizmanın içinde karesel bölge olmaz. Yani çok tıkız bir prizma değilse yanal alanları genellikle dikdörtgendir. Soru yanlıştır.

Soru Piramit’i kast etmektedir. Piramitler de taban şekillerine göre isim alır, kare, üçgen ve dikdörtgen piramit olabilirler. Üçgen piramidin bir adı da Düzgün Dörtyüzlü’dür ki, en sevdiğim geometrik cisimdir.

(ve bütün bunları ben kendim öğrenmişimdir, kimse bana yardım etmemiştir. Başlarında durmasak bu yeni neslin tın tın kalacağından korkuyorum bu bir, benim zamanımda kitaplarda bu kadar çok hata olmazdı bu da iki…)

Mutfaktan bazı geometrik cisim örnekleri:

Silindir

Küp

Prizma

Koni

 

Piramit

 

2 Yorum

Filed under çocuk, ilkogretim, saçmasapanlıklar

Hastanede ince düşünce

Bugün bir bir vesile uğradığım bir hastanede bunu gördüm, çok beğendim.
şarj ünitesi

4 Yorum

Filed under severim paylasirim

İlanen duyrulur….

 

67 aylik oglumu henuz hazır olmamasına, anasınıfına gitmesi gerekmesine ragmen, ilkokula kaydeden MEB’e sitemlerimi,

kafa karıştıran medyanın tamamına ne kadar süprüntü olduklarını hatırlatma zevkini,

“rapor verene soruşturma açarım” tehdidi savuran başhekime, hakettiği halde rapor alamayan annelerin ahını,

hastane hastane gezip rapor ararken tek güler yüzü gördüğüm medeniyet üniversitesi cocuk klinigi danışma servisindeki güzel hanıma sevgilerimi,

alinan raporu kayderken kaydı “pasif” yaparak nakil almami geciktiren ilgiliye teessüflerimi,
5 senedir gidip geldiğimiz, artik aile okulumuz olan anaokuluna beni ilk tanıştıran Türkan’a şükranlarımı,

tam bize gereken gün taşınma nedeniyle kaydını sildiren öğrenci ve velisine “güle güle oturun” dileklerimi,

okula kayıt aşamasında pürüzleri atlatmaya gayret eden ilgili kişiye “en kısa zamanda sigaradan kurtulması” dileklerimi,

işlerin en kötüye gittiğini düşündüğüm en umutsuz zamanlarımda bana güç veren Bakara suresi 216. ayete minnetlerimi,

bir şekilde herşey yoluna girdiği, oğlum mutlu olduğu ve anaokuluna başladığı için hamdolsunlarımı,

herşey olup biterken çalışan karma/reiki/yoga ferahlıklarına iyi dileklerimi,

bütün bu süreçte mümkün olduğu kadar bana yardımcı olan, iş çıkarmayan,elimden tutan dalgın prensesime öpücüklerimi,

dualarını esirgemeyerek, zaman zaman dırlanma, vırlanma,şarlama ve ağlamalarıma göğüs geren; sürekli “merak etme, olur, sabır” diyen anneme ve kayınvalideme hürmetlerimi,

zırt vırt gidip kendime geldiğim starbucks personeline sağladıkları güzellikler ve kafein için o 5 dakikalık huzurlarımın tamamını,

form doldururken verdiğim şahsi isim-adres-telefon bilgilerimi rainbow firmasına veren/satan servisçiye kin ve nefretimi,

listede unuttuğum kimse varsa, özürlerimi,

özellikle son üç gündür, bu çocuğu babamın evinden getirmemiş olmama rağmen;  telaş ve bunaltı içinde koşturur, kayıttı, evraktı, belgeydi, formdu, okulun istek listesinin tamamlanmasıydı, alışverişti, evin işiydi, yemekti, kurstu, dersti, ödevdi, onun parası bunun parası ödenecekler listesiydi;  ben perperişan olurken hiiiiç elini vurmayan, anlattıklarımı dinliyormuş görünüp ertesi günü tekrar soran, ter burnumdan akarken bulup aldığım şeye bakıp “mavisi yok muydu” diyen, beni çileden çıkaran, sonra “e niye kızdın?” diyerek, neden kızdığımı bile anlamamışlığını bildirdiğinde öfkenin sınırına ulaşmamı sağlayan, müşterek hayatımızın kendine düşen tarafına iştirak etmeyip bi de üstüne “ee kahve yapcan mı?” diyen tavus kuşuma ise “RÖEH” duygumun tezahürünü

huzurlarınızda bir kez daha bildirmeyi şeref borcu addederim…

 

 

12 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, severim paylasirim

Felek gözün kör olsun -II-

Bir yazıya başlık atmak, bazen yazının en zor kısmı oluyor.

Bugün burada, geçmişimden bir kuple anlatacağım. Şimdi hep beraber 60’lara gidiyoruz. Annem ortaokullu. O zamanlar paçaların ve yakaların bol, kolların ve bedenlerin dar biçildiği, göz farlarının masmavi, o da kaşa kadar sürüldüğü; ayakkabı tabanlarının kadın erkek farketmeden platformlu yapılıp adının apartman topuk konulduğu yıllar…

Ve gözlükler, bugün vintage diye gözlemlediğimiz, çerçeveler kemik ya da plastik ama ille de kalın saplı, gözlük kısmının uçları yukarı sivrilirken taşa bulanmış olanları makbul. Camları her tonda olabilir, o konuda bir birlik yok…Çok cool, çok moda.. Annem o gözlüklere hasta, lakin almıyorlar.. Aldıramayınca naapıyor? Geceleri el feneri ışığında kitap okuyor, her yerde gözlerini kısıyor, uzağı göremiyorluğundan sürekli şikayet ediyor.

Demek ki ya bozmayı beceriyor, ya da göz doktoru acıyıp dinlendirici filan bir gözlük yazıyor, bizimki alıyor reçeteyi, kavuşuyor gözlüğüne. Musmutlu…

Aradan yıllar yıllar geçiyor.. Ben ilkokul son sınıftayım. Evde TV’nin dibinde oturuyorum, okulda boyum uzun diye en arkaya oturtuyor öğretmenim, ve fakat tahtayı göremiyorum. Kulaktan dolma eğitim almaktayım… Uzağı göremediğimin farkında değilim, herkes öyle görüyor sanıyorum..

Babamın en samimi arkadaşı göz doktoru ancak annemin yıllar boyu gülerek anlattığı gözlük aldırma macerası yüzünden kimse bana inanıp gözcüye götürmüyor ki beni… göremiyorum, ama inandıramıyorum da..

Okul bitti, fakir olmayıp da dersaneye gitmeyen tek öğrenci olarak çift sınavı başarıyla atlattım (40 kişilik sınıftan iki kişi kazanabildi, o kadar açık söyleyeyim)  Anadolu Lisesine kaydımı yaptırdılar. O arada biri aydı, gözüme bakıldı 1,75 miyop olduğum  net olarak anlaşıldı, hayatımın ilk gözlüğünü taktım. İNANAMADIM.

Hayat ne kadar güzelmiş be…

Eylülün ikinci haftası okul açıldı, ilkokuldan en samimi arkadaşım, hatta resmi olarak kan kardeşim Demet’le karşılaştık sokakta. Kız şok geçirdi: “anadolu lisesi zor derlerdi de inanmazdım, ilk günden gözlük mü taktınnn?”

:)))))))))))

Bang Crafts Kolye (görselin yaziyla alakasi yok, ama resimsiz yazı koyma diyen bacım yüzünden her yazıya uygun fotografım olmasa da görselleyeceğim. bu bir bang crafts kreasyonu, carrefour kozyatağı’ndan sevgilerle)

Annem, ben kendimi bildim bileli araba kullanmak dışında asla gözlük takmadı. onu hiç gözlüklü görmedim.. Hala da TV izlerken bile takmaz, hayatı böyle flu görmekten memnun olduğunu söyler.

Ben o günden sonra yaklaşık otuz yıl boyunca uyumadığım her an gözlük taktım.

(2,75’ti en son, lazere girdim ve gözlükten kurtuldum geçenlerde.)

1- Çocuğun sözüne inanın arkadaş.

2- Her yıl sağlık kontrolüne girin.

Deep not: Kızım ve oğlum da her yıl göz kontrolüne girerler. İkisi de miyop, geçen sene “takip edelim” demişti doktorumuz, bu sene kesinleşti ve bir haftadır kızım da gözlük takıyor.

Hipster tarz bir gözlük seçti, ki o da başka bir yazının konusu… Nasıl yakıştı anlatamam.. Halası kılıklı :)

2 Yorum

Filed under çocuk, saglik, severim paylasirim

Kendi ayakkabısını kendi giysin annesi…

3 yaşındaki çocuk kendi ayakkabısını kendisi giyebilmelidir. “Çocuğum ayakkabısını ters giyiyor, sağını solunu bilemiyor ki?” mi dediniz??

onun çözümü kolay :

ayakkabi isaretiAyakakkabının iç tarafına sevdiği bir şekli çizin. Kalp, yıldız, şimşek? Ne isterse.

İki kalp yanyana gelecek, sonra ayaklar ayakkabıya girecek. Şaşırma ihtimali sıfır.

Otuz yıllık deneyim konuşuyor..

 

3 Yorum

Filed under çocuk, icatlar, severim paylasirim

Ehl-i Keyfin Keyfini Ne Tazeler?

Taze elden, taze pişmiş, taze kahve tazeler….

Kızım büyüyor, artık yavaaaş yavaş Türk kahvesi kültürüne hakim olmaya da başladı.

Kahve, sade ise, kaynamış olmaktan mütevellit, köpüksüz olur. Az şekerli, orta ya da şekerli kahvede köpük, üzerinde pire yürüyecek kadar kalın olmalıdır.

Ağır ateşte pişer kahve, yanında serin su ile servis edilir.

İlk kabarmasında fincanlara köpük pay edilir, tekrar bir kaynatılır, fincanlar dudak payı bırakılarak doldurulur, dumanı tüterken servis edilir.

İkram ederken, misafire iyice eğilinir, “buyrun” denir.

Kahve samimi ortamlarda, höpürdetilebilir.

İşte kızımın elinden son içtiğimiz kahvelerimizz.. (kendine de yaptı fındığım…)

Türk Kahvesi

* Bu resimdeki minik bardaklar Paşabahçe’nin Hürrem serisi, renkli ve yaldızlı. Tam kahve yanına vermelik… Serin su kahveden önce içilir,  ağızdaki diğer tatları temizlemek ve kahveye hazırlamak için.

* Kahve fincanının kulpları, ikram edileceği tepsiye sola bakar şekilde dizilir, ikram edilen kişinin sağına gelsin diye.

* Kahve yanına, lokum da ikram edilir, çikolata tercih edilmez. Çikolata kahvenin sıcağıyla erir, sıvaşır iğrenç olur….

* Kahve yanına eski bir gelenek de mümkünse ev yapımı likör ikram etmektir..

kahve ve likör

* Bu çook şahane bir restoran olan Garden‘de bu sene son içtiğim kahve. (acıbadem likörü eşliğinde, alkol almadığım için onu içmedim)

* Kahve ikram edildikten sonra tepsi mutfağa gitmez, boşalan fincanlar acilen misafirin önünden kaldırılır. Bu konu gerçekten önemlidir, dibinde telve ile misafirin önünde bırakılan fincan, saygısızlıktır…

* Çok çok samimi olmadığınız bir yerde, sakın fal yatırmayın,  görgüsüzlüktür..

Vakt-i zamanında Urfa’dan İstanbul’a ticarete gelen bir kişi, iş yapacağı arkadaşının yanına gitmiş. Adam hemen “yemek söyleyelim de beraber yiyelim” diye ikram teklif etmiş. Urfa’lı ikramı, elini döşüne basarak reddetmiş:

“Kahveliyem ağam…”

tee 24 saat önce yola çıkarken kahve içmişmiş… (muhtemelen mırra’dır o, hiç denemedim,niyetindeyim)

yaa, kahve de böyle bir şeydir.

melengiç kahvesi de vardır,  yabani antep fıstığı ağacının meyvesi ile yapılır.

espresso da vardır.

ama

Kahve “Türk kahvesi” dir.

Ek: bu yazı da ilginizi çekebilir: zarf ve fincan

15 Yorum

Filed under ben yazdım, ev işi, insan olmak, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim

Sorma-Ver!? *** İSPARK bana bunu yapamazsın!!!!!!!!!!! ***

İstanbul’da yaşıyorum. 20 yıldır araç kullanıyorum.

Kaçak park etmem. Çekilir mekilir, ne işim olur….

Sonra başıma bu geldi:

http://www.ispark.com.tr/list/?isl=ara

TARİH ARALIĞI ARAÇ PLAKA TOPLAM BORÇ TOPLAM PARKLANMA SAYISI
01.01.2008 / 31.10.2009 34 XX YYY 0,00 TL 0
01.11.2009 / 27.09.2012 34 XX YYY 24,00 TL 9

Oha! Üç yılda üçyüz kere park etmişimdir, her birini de ÖDEDİM ben.

Bu 24 Lira neden? Belli değil…

Hani ispatı? Yok..

Siteden şikayet maili attım bakalım ne olacak???

————

(parklanma ne be? çöreklenme gibi?!?)

3 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim