Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek: Aferin Garanti!

garanti atm

Garanti bankası ile bu aralar biraz bozuğuz.. Ancak bunu buraya kaydetmek istedim..

Resim kendi başına konuşuyor zaten. ATM denilen, Automated Teller Machine’nin kısaltması, bizde sevilen genel geçer adıyla Bankamatiklerini yeniden düzenliyor Garanti. Özürlüler(*) için. Sadece özürlü değil, kısa boylu insanlar için de harika bir şey bu. Bu ATM’lerden sadece 17 tane var ama ne güzel işte. Artacağına eminim..

Bu konuda change.org’da bir imza kampanyası hatirlar gibiyim..

(*) Eskiden sakat derdik, âmâ, kör, sağır filan diyorduk. Gerçekten. Sonra özürlü lafı çıktı. Sakatlıkların hepsi özürlülük kapsamına alındı. Bugünlerde politically correct deyim “engelli” (handicapped?) . İnsanlar yürüme engelli, işitme engelli ve görme engelli olarak nitelendiriliyor. Allah cümlesine yardım etsin, hayat zor..

4 Yorum

Filed under insan olmak, severim paylasirim

Arkası Yarın -iii- Bugün ne oldu bir bilsen..

(previously on “Arkası Yarın”: Bölüm -i-, Bölüm -ii-)

(Devamı: Bölüm -iv-)

11 Yorum

Filed under arkası yarın, ben yazdım

Arkası Yarın -ii- Bugün ne oldu bir bilsen..

Devamı kitapta

7 Yorum

Filed under arkası yarın, ben yazdım

Kizim sordu, cevap veremedim:

Kahve yokken, kahverenginin adı neydi?

Buyrun..

11 Yorum

Filed under çocuk, kültür, severim paylasirim

Koç Üniversitesi Bisiklet Kulübü Erzincan’a gidiyordu, yolda karşılaştık…

image

image

image

Akil adamlar, makul adamlar derken, bak millet ne güzel işlerle uğraşıyor. İmrendim, tebrik ediyorum..

Detaylar:

Bisiklet Turumuz

GrassRoutes bu sefer Türkiye’de uluslararası bir öğrenci grubunun yürüttüğü mikro-finans projesine destek vermek için pedalını İstanbul’dan Erzincan’a çeviriyor!

4 Nisan – 14 Nisan 2013 tarihleri arasında 8 bisikletçi İstanbul’dan Erzincan’a pedal çevirecek. Ekip; yol boyunca yerel liselerde durarak, hikâyesini lise öğrencileriyle paylaşacak. Bisikletçiler; günde ortalama100 kilometre kat ederek 10 gün sonunda Erzincan’a varmayı ve burada Koç Üniversitesi çıkışlı yardım kuruluşu KU GlobalAid’in sürdürdüğü Erzincan Kadın Girişimciler Projesi’ne katılmayı hedefliyor.

KU GlobalAid’in Erzincan Kadın Girişimciler Projesi; iş yönetimi, ekonomik büyüme, risk kontrolü ve kadının önemi gibi konulardaki eğitimlerle projenin parçası olan kadın girişimcileri destekleyecek. Bu eğitimler kadın girişimcilere projelerini geliştirme ve devamlılığını sağlama konularında gerekli becerileri vermeyi hedefleyecek.

Bisiklet turunun birinci hedefi Erzincan’daki bu KU GlobalAid projesine yol boyunca medya aracılıyla dikkat çekmek.  Ekibin bir diğer hedefi ise yol üzerindeki duraklarında halkla ve özellikle de gençlerle tanışıp “sosyal ve ekonomik eşitlik” mesajını onlarla paylaşmak.

GrassRoutes’un desteklediği bisikletçiler bu yolculuk için çok hevesli ve bugünlerde projenin en iyi şekilde gerçekleşmesi için ellerinden geldiğince çalışıyorlar. Eğer siz de projeyi manevi ya da maddi bir şekilde desteklemek; mesajımızı daha çok insana duyurmamıza yardımcı olmak istiyorsanız, birkaç farklı yol izleyebilirsiniz:

Bizi takip edin:

Facebook:  www.facebook.com/grassroutesbiking
Twitter:https://twitter.com/Grass_Routes

Maddi Destek Verin:

Bisiklet turumuz ve Erzincan’daki yardım projemiz için her türlü desteğiniz bizim için çok değerlidir. Projemize destek olmak için lütfen  http://www.gofundme.com/Biking-to-Erzincanlinkini ziyaret edin.

 

Bizi Ağırlayın:

Eğer İstanbul- Erzincan güzergâhı üzerinde bir geceliğine bizi ağırlamak; ya da sadece bizimle tanışıp manevi destek vermek istiyorsanız ekip üyemiz Zeynep’le iletişime geçin:hhatip@ku.edu.tr

Kurumsal Sponsorluk:

Şirketiniz yardım ve sosyal farkındalık projeleriyle mi ilgileniyor? Eğer şirket olarak bizim herhangi bir ihtiyacımızı/ekipmanımızı karşılamak ya da maddi destekte bulunmak; böylece resmi sponsorlarımızdan biri olmak istiyorsanız lütfen info@grassroutesbiking.com adresine e-posta atın.

 

 

KU Global Aid Erzincan Bisiklet Projesi

 

Koç Üniversitesi’nden KU GlobalAid ekibi olarak 4-14 Nisan tarihleri arasında mikro-finans projemize dikkat çekmek için Istanbul’dan Erzincan’a bisikletle gidecegiz! KU GlobalAid Erzincan Projesi’nde is yönetimi, ekonomik büyüme, risk kontrolü ve kadının önemi gibi konulardaki egitimlerle projenin parçası olan kadın girisimcileri destekleyecek. Bu egitimler kadın girisimcilere projelerini gelistirme ve devamlılıgını saglama konusunda gerekli becerileri vermeyi hedefleyecek. Koç Üniversitesi Global Aid grubu farkındalık ve uluslararası dayanısma yaratmak ve magdurlara destek olmak için çalısan ögrenci girisimli bir sosyal sorumluk grubudur. Erzincan Bisiklet Projesi KU Global Aid KU Global Aid Erzincan Projesi Projenin Temeli Projenin Amacı KU Global Aid’in Erzincan’da 4 gün sürecek Kadın Girsimciler Mikrofinans projesinin bir parçası olarak ortaya çıkan bu projenin amacı, kadın girisimcilere dikkat çekmek, gençlik hareketi ve çevre konusunda farkındalık yaratmaktır. Yolculugumuz 1000 km sürecek olan yolculugumuzu 10 kisilik bir grupla 10 günde tamamlayacagız ve yol boyunca farklı okullarda çesitli workshoplar düzenleyecegiz Bu hedeflerimizi gerçeklestirebilmemiz ve bu macerayı tamamlayabilmemiz için destegınıze ihtiyacımız var! Sponsorlugunuz bizim için çok degerli. – Yol güveligini saglayabilmemiz için bize yol boyunca eslik edecek bir araç. – Güvenli ve saglam 10 bisiklet ve yanında gerekli ekipmanlar. – Konaklama -Yemek Öncelikli Ihtiyaçlarımız Sponsorluk Detayları https://docs.google.com/document/d/1sN4R0hVgcQWFv69oALLwc__MwxX2smYJPWJ9fJn13GM/edit?usp=sharing Ilginiz için çok tesekkür ederiz! Destegınızı bekliyoruz. Sponsorluk ile ilgili detaylara asagıdaki linkten ulasabilirsiniz.

1 Yorum

Filed under insan olmak, severim paylasirim

Arkası Yarın -i- Bugün ne oldu bir bilsen..

– Bacım naber? Yemek yedin mi?

+ Yedik, yedik. Şimdi oturdum, aramanı bekliyordum İpek, senden ne haber?

– Başıma gelmeyen kalmadı bu gün gülüm yaa. Bittim yani.

+ Hayırdır kız?

– Hayır olur inşallah, kızı kursa bıraktım, yola düştüm, işe gidiyorum. Sahilden estiri estiri.. Hayko bağırıyor, ben eşlik ediyorum, düşünceler filan..

+ Bilmez miyim? Deli. Kızım ne işin var koskoca kadın Hayko mu dinler? eee

– Sus sus, bak şimdi. Trafik sakiiin, ben zaten hız yapmam, gidip dururken, Pendik’i az geçtim ki, dikiz aynasında bir araba.. Hani şu amerikan cenaze arabaları gibi iri, kara biçimsiz, jiple van kırması şeyler var ya..

+ biliyorum, ee..

– Hah,işte onlardan bir tane, markasını da bilmiyorum bunların adam kaptırmış nasıl geliyor, Allahım! Ödüm koptu. Orta şeritteyim ama, ne yapacağımı şaştım. Böyle kaldırımda karşılaşır iki kişi, ikisi de sağa yönelir, olmaz, sola geçerler aynı anda olmaz.. vardır ya, öyle olacağız diye ben kımıldamadım, artık adamın ustalığına bıraktım ama var ya, sırtım filan buz oldu… Bir vursa adalara kadar uçarım.. Adam sağdan girdi, önümden sola kırdı arka bagaj kapısında o Tet Holdingin turuncu güneş gibi de sivri kenarlı sembolü var ya, onu gördüm bir tek!

+ Yıldız o. Onu da bir türlü öğrenemedin. Logo algın çok düşük kızım yaa. eee sonra?

– Sonrası, adam epeyce geç kaldığı tabakhaneye yollanmaya devam etti. Yemin ederim derin nefes aldım.. Ve cart, aynada aynı arabadan bi tane daha. Manyak bir başka adam basmış geliyor. Tövbe ya Rabbim ya, “bunların rallisi filan var herhalde sahil yolunda, ben arada kaldım, yolun boşluğundan belliydi” diyorum hâlâ… Bu ikinci de ışık mışık tanımadan vın etti geçti ama artık ben ne haldeyim bilemezsin. Olan aklımı aldı herifler.

+ Çekeydin kenara iki dakika.. epey heyecan olmuş sana bugün..

– Bu daha ne ki, devede kulak kızım. Bak şimdi, o ikinci araba ilerideki dönemeçte ilkini yakaladı, bir vurdu yandan, lak, birinci savruldu savruldu kaldırıma vurdu kaldı. Vuran da kaldırıma çıktı bunun önünden, çimenlere basa basa bisiklet yoluna geçti. Oradan da bu yöne dönüp bastı, geldiği yöne gidiyor ama sahilden gidiyor, anlatabildim mi, bir an sağ yanımdan geçti, gitti. Ben zaten salaklaştım iyice, niyeyse, bana neyse, gidip bakayım dedim kaza yapan arabaya. Arkasına park ettim, aklıma geldi gittim bagajdan yangın söndürücüyü de aldım. Allahın aptalı, araba yanmaya başlasa iki kiloluk söndürücü ne işe yararsa? Neyse o ara insan onu düşünemiyor işte..

+ Aman Allahım İpek ya, sana ne, karışmasaydın elin kazasına yaaa. Off!! eee???

– Kızım dur ya iki saniye anlatıyorum işte. Gittim baktım ki ne göreyim, arka koltukta iki araba koltuğu iki de kız çocuğu bana bakıyor… Açtım sol kapıyı. Önde baba kafayı vurmuş cama, nereyi kestiyse kan oluk gibi akıyor omzundan aşağı. adam ya gitmiş ya gidiyor yani, göl olmuş yer. beni de kan tutar..çevirdim kafamı  anneye bakayım dedim, o da savrulmuş, o sapsarı saçlar, görsen.. yazık kafa sağ omuzda, gözler cam. boynunu kırmış zaar ama uff anlatılır gibi değil. bakamadım fazla.. kızlardan büyük olanı 4-5 yaşında, gözler fincan tabağı gibi. “gel tatlım gel bakalım, yok bişey” diye kemerini çözdüm, kucakladım indirdim. uzandı el freninin oradan pembe çantası var yavrum onu çekeledi. onu da aldım, kaldırıma koydum bunu. “dur mur” dedim, öbürü de 2-2,5 yaşında bir şey, ama nasıl tatlı anlatamam. onu da söktüm, çıkardım.. ablanın elinden tuttum, ikisini de benim arabaya bizim çocukların koltuklarına oturttum, hemen iki üçyüz metre ilerde sahilyolu hastanesi var, oraya götürdüm. bi gelen geçen olsa, yardım istiycem, kimseler yok her gün deli gibi araba geçer, bugün in cin top..

Neyse, ne diyorum, hastaneye varmadan 155’i aradım, kazayı ihbar ettim. “ilgileniyoruz” dediler. girdik hastaneye iki elimde iki çocuk. Gülden hemşire var bizim, onu buldum. Pediatride uzman yokmuş, “kızım kaza yerinden çıkardım çocukları, travma, şok, kırık çıkık biri baksın şunlara” dedim, dahiliyeci Bülent abinin odasına gittik, adamcağız şöyle genel bi baktı, birşeyleri yok dedi. ama çocuklar çıt çıkarmıyorlar. korkmuşlar tabii.

+ Korkmazlar mı? korkmuşlardır elbet.. Sonra?

– E sonrası, “kayıt” dediler,”muayene kaydı açalım. tece kimlik noları?” ne bileyim ben? yolda buldum çocukları kimlikleri boyunlarında asılı değil ya? Neyse Gülden halletti, bir şekilde çıktık. Ve dank etti mi, çocuklar başıma kaldı.. Kimin nesi kimin fesi bilmem, anası babası az evvel ölmüş iki çocuk elimde, hastane otoparkında ayındım ki yine üzerime vazife olmayan bir işin içindeyim.

+ Meraklı Köfteci seni. Şabandan betersin yeminle. Kızım karışılır mı her gördüğün işe ya? Sen adam olursan ben de görürüm yani… Ay sonra?

– Ne sonra, döndük ordan geri eve geleceğiz. Geçiyorken kaza yerine baktım araba gitmiş, en azından polis olaya el koymuş o belli. Neyse, geldik eve işte, çocukları yedirdim, bizimkilerle kaynaştılar. Ses yok ama.. Hiç konuşmuyor ikisi de. Hadi küçük olan bilmiyor diyelim, büyüğü niye konuşmaz? Şokta mıdır artık.. Zorlamak istemiyorum ama adını söylese bari. Halil de eve geldi, şaştı kaldı çocuklar dört olmuş!

Gece pizza söyledim bunlara, ikisi de efendi efendi yediler. Oğlanın eskiden kalma bir paket bezi vardı, küçüğe bağladım, kızın odasına yer yatağı yaptım, üzerlerine birer pijama uydurdum, demin yattılar mış mış uyuyorlar.

+ Allahım ya Rabbim ya. İpek, ne diye karıştın bilmiyorum ama yarın bir şekilde ver geri çocukları.

– He bi akıllı sensin zati. Ben alıkoyayım, büyütür okutur everirim diyodum. Yarın arıycam polisi, bulsunlar bu sabileri de yakınlarına versinler. O zaman içim de rahatlayacak. Bana bak, ben bittim artık, yatmam lazım, yarın ararım konuşuruz tamam mı?

+ Tamam hadi Allah rahatlık versin, deli şey. Öptüm iyi geceler. Halil abiye selam.

– Başüstüne, hadi bay.

 

 

 

(devamı: bölüm -ii-)

12 Yorum

Filed under arkası yarın, ben yazdım

Oooo Nesfit!!

Bir FikriMühim olarak uzun zamandan sonra yeni bir kampanyaya katıldım.

Nesfit ballı bademli..

image

Ambalaj hurda geldi ama içindekiler sağlam.

image

Kutudan bir paket Nesfit ballı bademli, bir adet kase, on tane indirim kuponu bir de broşür çıktı.

Gelişmelerle karşınızda olacağız. FikriMühim olmak için facebook adresi: Fikri Mühim Feysbuk

Sitenin adresi: Fikri Mühim

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, iştahlı işler, severim paylasirim

itiraf.bom -v-

hayatımın dizisi Two and a half Men olabilir.

sorun şu ki ben bu yaşa gelince Charlie olacaktım. Bertha olmuş olduğumdan şüpheleniyorum :(

 

******

Bir zamanlar, diyelim otuz yıl önce, 80’lerde, E.T.’yi okudum.

ii tiiBenim için büyük bir zevkti. Bunun yanısıra, hayatımı çok etkilediğini düşünüyorum. Mesela, E.T.’yi bulduklarında, eve çekebilmek için yere M&M çikolataları dizmişti Elliot. E.T.’de teker teker toplayıp yiyerek eve girip ev halkına karışmıştı.. Uzuuun yıllar boyunca M&M nedir merak ettim. İçin için yandım. Derken 90’ların sonunda bi arkadaşın Amerika’ya gitmesi gerekti, işyerinden bütün arkadaşlara sordu “ne istersiniz?” diye. Usulen ilk ağızda “canının sağlığı” desek de, herkes içinden geçen ne varsa istedi. Bendeniz de rica ettim bana EmEnEm her ne ise bulup gelmesi ile ilgili.. Çocuk tamam dedi gitti. Döndü ama ne dönüş. Gülüyor. Bildiğimiz bonibonmuş meğer.. Almış gelmiş hem çikolata hem fıstıklısından.. Bir de promosyon oyuncağını getirmiş.. Ama ne sevindim be… Ha, bu arada ben ilk M&M çikolatamı yediğim hafta bütün bakkalarda marketlerde satılmaya başladı M&M hınzırı….. Olsun.

 

Kitabı o kadar sevdim ki, kafamdaki imaj bozulmasın diye filmini izlemedim.

 

Bir süre sonra okuduğum bir kitapta Oreo adı geçti. Geç geç bitmedi hatta. Kitabın adını şu an hatırlamıyorum, yıllardır Oreo nedir merak ediyorum ama çaktırmıyorum. Geçen sene nihayet Google’dan baktım cinsini gördüm. Sonra tuhaf bir tesadüfle bir paketine sahip oldum. Sonra gözüm döndü, netten, sahibinden/gittigidiyordan almaya başladım. Bu güzel şeyin burada da, her köşebaşında olmasını çok arzu ediyorum ey blog okuru.. Ne yapsam ???

2013-02-06 18.17.06

 

 

14 Yorum

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, kitaplar, severim paylasirim

Yaptın bi hayır, tut bacağından ayır…

On liralik malzemeyi kullanimda tutmak icin otuz liralik emek harcadik.

bunu İkea’dan almıştım.adı jall. kendisini geri dönüşüm kutusu olarak kullanıyoruz. içine jumbo boy çöp poşeti yerleştiriyoruz, geri dönüşüme atılacak şeyleri burada biriktiriyoruz. zamanla bu bayağı kirlendi. ama torbasını çıkarıp yıkamak mümkün değil. bir güzel kestim kendisini. yıkadım.

Bunlari Tchibo’dan aldım. (okunuşu çi-bo). Zımba seti. Biri delik deliyor, biri perçin yapıyor. Perçinler de hediyesi. Bunları çamaşır sepetini geri dönüştürmek için kullandım.

karşılıklı dört perçin ve plastik kelepçelerle, tekrar hayata donen çamaşır sepetini huzurlarınızda takdim ederim…

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, icatlar, severim paylasirim

Çoook kolay poğaçamız

Cocuklu evde ikindi vakti atıştıracak birsey lazım. Ya da beslenmeye koyulacak bir çeşit. Kabul gunu, misafir, parti.  Hizli ve kolay bir tarif. Garantili.

Yarım paket Luna (margarin sevmem aslinda)
Bir çay bardağından az sıvıyağ
Bir çay bardağı yoğurt
Bir kabartma tozu.
Bir yumurtanın beyazı. (sarısı yüzüne)
Yarim kilo kadar un
Bir çimdik tuz
Bir de icine ne koymak isterseniz.. Kiyma, kaşar, sucuk.. Evde ne varsa.

Onaltı tane pogaca çıkiyor. Yüzlerine yumurta sarisi, ustune susam, çörek otu.

image

image

Okumaya devam et

4 Yorum

Filed under iştahlı işler, severim paylasirim