2025 Üniversite Sınavında Disleksili Öğrencilere Haksızlık

(üst edit: bir ay sonra ilgili karardan vaz geçildi, ek süre ve okutman gibi haklar tekrar verildi)

#disleksi hakkında yazdığım kimbilir kaçıncı yazım.

Bu seferki çok üzücü oldu. 2025 Yılı üniversite sınavında daha önceki sınavlarda verilen okuyucu, işaretleyici, ek süre gibi haklar artık disleksili öğrencilere tanınmaz oldu.

Bu hakları alabilmek için eskiden engel düzeyinin %20 olması yeterliydi. Birden bire %40 istenmeye başladı. Disleksili gençler için büyük bir haksızlık bu.

Dünya çapında disleksik düşünme yeteneği bir artı olarak tanınırken bizde yapılan bu.

(dyslexic thinking=Disleksili kişiler tarafından sıklıkla kullanılan, desen tanıma, uzamsal muhakeme, yanal düşünme ve kişilerarası iletişimi içeren, problem çözme, bilgiyi değerlendirme ve öğrenmeye yönelik bir yaklaşım.)

Teessüflerimi iletirim. İnşallah yakın bir gelecekte bu uygulama sonlanır da sınavlarda öğrenciler bu dertle uğraşmak zorunda kalmaz.

ilgi ve bilgi için instagram: @disleksiaileleriderneği @disleksihukuku

2 Yorum

Filed under üniversite, disleksi, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Superonline ve Turk.net ile Numara Sorunları

-Bölüm 2-

Superonline’ın VoIP yaptığı ve benim de Turk.net’e geçerken numarayı kaybetme tehlikesi atlattığım hikayem şurada

BTK sitesinden de şikayet oluşturdum, cevaben 20 gün sonra bizden çıkar dedi Süperonline. gerçekten de 20 iş günü içersinde Türk telekoma geri geldi numara. Her gün e-devletten kontrol ettim. Bu süreç kendimi bayağı çaresiz hissettirdi. “Yıl olmuş 2025” diye diye bir hal oldum. Bir günde hatta bir dakikada bağlaması gerekmez mi bu telefonun??? En sonunda numara geldi.

Hemen bir dilekçe verip hattı bağlattım.

Şimdi de arayan numarayı gösterme özelliği gitti. 4441444’ten ilgili yere bağlandım, derdimi anlattım. Bir özellikmiş bu ve tanımlanmamış. Adamcağız uğraştı tanımlattı.

Sonunda, artık arayan numarayı da gösteren sabit hattım açılmış durumda. Allah iyi haberler almayı nasip etsin, telefonsuzluk çok zor.

Yorum bırakın

Filed under şikayetlerim

Turk.net ile Superonline Arasında Kaybolan Hattım

-Bölüm 1-

İnternet servis sağlayıcımı değiştirdim. Superonline kullanıyordum, Turk.net’e geçiş yaptım. Turk.net sabit telefonumu da üzerine almayı kabul etti.

Derken almadı.

Sabit hattım birden kayboldu. Oraya sor buraya sor derken, Türk Telekom’a gittim ve btk’dan sorgulamayı gösterdiler. Üzerinize kayıtlı hatları ve internet bağlantılarını buradan sorgulayabiliyorsunuz.

Turk.net “süperonline bırakmıyor biz üzerimize alamıyoruz” dedi kestirdi attı.

süneronline’a gittim “siz iptal ettirmiştiniz interneti otomatik olarak hat da iptal oldu, biz sabit hat satmıyoruz, yeniden abone olun hattı üzerinize tanımlayalım sonra nakil alır sonra iptal edersiniz ver 3000 TELE” dedi. Buna gasp denmez mi?

30 yıllık telefon hattım yok ortada. Turk.net ile Superonline arasında yok edildi.

Türk Telekoma geri gittim. İptal olan hatlar 30 gün sonra Türk Telekom’a geri dönermiş ve bir yıl süreyle saklanırmış. İptal tarihinden bir ay sonra gidip dilekçe verip hattımı geri alacağım inşallah.

Bir daha da hiç bir operatöre taşımayacağım.

1 Yorum

Filed under internet, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Kireçlenmiyorum!

Sol baş parmağımda, tam eklem noktasında bir ağrı var epeydir. İnstagram kaydırma dışında kullandığım pek belli bir yeri de yok o eklemin ama yine de ne lüzumu var? Ağrımasın. Doktora götürdüm minnoş parmağımı.

Kemikte çıkıntı var sanki?

Röntgenlendim, bir de baktık ki kireçlenme başlamış. Daha 52 yaşındayım ben parmak, utan utan.

Eklemlerin arasındaki sıvı azalması, eklem yüzeyindeki kıkırdağın kaybı ve eklem üzerinde oluşan sertlikler kireçlenme olarak adlandırılıyor sanırım. Bütün bu bilgileri google’dan aldım. Doktor biraz layttı, pek konuşmadı benimle. Zerdeçal kullanmamı söyledi. Kapsülünü ve toz halini sipariş ettim çünkü bu parmak ağrısına katlanmaya niyetim yok. Savaş açtım kendisine.

Zerdeçal eklem sağlığı, enflamasyon ve başka onlarca şey için iyi deniyor. Bir süre deneyip sonuçları yazarım.

Şöyle iyi bir kütletsek geçecek gibi geliyor bana ama tabii ki zorlamiyorum. Başıma iş almaya niyetim yok.

Bir yerden başladı artık tüm eklemleri sağlama almak lazım. Bu eklemlerle işim bitmedi daha. Kireçlendirmeyeceğim!

20 gün sonraki edit:

tavsiye üzerine parmak çalıştırıcı, yemeklere ekmek için toz zerdeçal ve geceleri birer tane karabiberli zerdeçal kapsül kullanmaktayım. İşime yaradı. Linki burada. Tavsiye ederim.

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, saglik

Yeni bir doula ihtiyacı: soula

Blogda 14. yılım bitti. İnsan inanamıyor. Kendimi çocuklarıma anlatmak için yazmaya başladım sonra gerisi geldi. “Aferin bana” diyorum.

Bugünkü yazımın konusu yeni bir meslek ihtiyacı. doula diye bir iş kolu var bilmiyorum biliyor musunuz? Hamile kadınlara doğuma kadar ve doğum sonrası destek hizmetleri veriyor. Bir tür ebelik..

Benim ihtiyacım ise gündelik hayatta anksiyete beni engellerken ve bunaltırken “tamam İpek, kısa bir sancı kaldı, bundan sonra kurtuluyorsun, rahatlıyorsun, her şey yolunda” diyecek bir soul-doulası.

Hepimiz gibi endişeliyim; gelecek korkusu, çocuklar için kaygılar, işler/ekonomi ne olacak soruları, annemin yaşlanması, benim yaşlanmam, hatta kedilerin problemleri dahil bir çok şey beni darlıyor. Bu dünya “tat dünyası” değil, biliyorum. Ama bazen her şey üstüme üstüme geliyor. Altından kalkamayacakmışım gibi hissediyorum.

Kendi kendimi telkin de bir yere kadar işe yarıyor. “Bugüne kadar bir şekilde atlattın, bunu da atlatırsın” diyorum. “Allah kulunu darda komaz” diyorum. “Halledersin” diyorum. Karnım burnumda değil ama canım burnumda resmen. Doğur doğur bitmiyor o da ayrı. Her anksiyete atağına daha da savunmasız yakalanıyorum.

İçin için rahat değilim. Kafam dolu, içim bulanık. Şimdi ruhumun şifacısı biri olsa, bu ve diğer tüm daralma durumlarında sırtımı sıvazlasa, elimi tutsa, cesaret verse, “ha gayret”lese ne güzel olurdu.

Psikiyatri ilaç verip savıyor. Psikolog kafasındakini bana biçmeye çalışıyor. Soula tek çözüm :)

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, icatlar, insan olmak, saglik

Güreş: Toplumdaki Rekabetin Aynası

Bizim ata sporumuz niye güreş?

Çünkü bireysel olarak kapışmayı seviyoruz. Karşımızdakini paçasından kavrayıp yere çalmak, sırtını yere getirmek arzusu gözümüzü kör ediyor.

Kardeşler ortaklığı yürütemeyip baba yadigarı “erzincan bakkal”ı “öz erzincan bakkal” ve “hakiki erzincan bakkal” olarak ikiye bölüyorlar aynı sokak içinde ikinci yeri açıp ömür boyu birbirlerini kötüleyerek rekabet ediyorlar.

Veliler öğretmenlerle kapışıyor. Öğretmenler idareyle atışıyor.

Trafikte herkes birbiriyle yarışıyor, bir arabalık yere iki kişi tepilmeye çalışıyor, burnunu en hızlı sokan kazanıyor; en kötüsü de kadın şoförlerin yediği küfürler.

Market kuyruğunda düz duramayıp öndekine öf pöf yapılıyor, arkadakinin çocuğu arabayı öne iteleyip adamın topuğuna vuruyor.

Herhangi bir dükkana girince “önce benim işim hallolsun” diye öne geçiliyor, herkesin işi acil herkesin çocuğu hasta. Dükkancı “velinimet” kimdir bilmiyor, seni bekletiyor, telefonda sürekli. Kimsenin birbirine tahammülü yok.

Siyasiler pata küte dalıyor, halk hepsine gıcık oluyor. Ama ölesiye gıcık. “bunu da Allah yarattı” demeden saydırıyor, gömüyor, azarlıyor.

Apartmanda saygı sıfır. Çocuklar avaz avaz, kapı önleri terlik pabuç, çöp dolu, halılar balkonlardan silkeleniyor, otoparkta “senin yerin benim yerim” kavgası asla bitmiyor.

Evlenenler iki aile düşmanlığı ile başlıyorlar hayata. Senin anan benim bacım, senin bohçan benim kınam derken hafızalara kazınan pis yönlerini görüyoruz iki tarafın. Bu konsept üzerine kurulan TV programları var.

En unutulmaz arkadaşlıkların kurulduğu askerde komtan erlere bağırıyor, erler birbirleriyle savaştalar.

Kimsenin geçinmeye gönlü yok arkadaş. Ben bu mütemadiyen kıykışan ortamdan çok bıktım.

Yorum bırakın

Filed under eğitim, insan olmak, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Hatıralar Arasındaki Çelişki: Hamur mu, Çamur mu?

Küçüklüğümde sık sık dinlediğim bir aile hikayem var. Son dinleyişimin üzerinden rahat 25 yıl geçti, aklımda kaldığı kadarıyla şöyle:

Babamın babası (büyükbabam) ailecek, yakın arkadaş mıdır akraba mıdır hatırlamadığım bir başka aile ile her hafta görüşürlermiş. Bir seferide büyükbabam askerde başından geçen bir hatırayı anlatmış:

{Askerler malzeme eksikliğinden çok çekiyorlarmış, “neden bize ödenek çıkartılmıyor” diye şikayet etmişler. Komutan da demiş ki; “gidin bana mutfaktan bir topak hamur getirin.” ekmek hamuru gelmiş. askerleri sıraya dizmiş komutan, “şu topağı” demiş “elden ele iletin. İlk asker ikinciye vermiş hamuru, birazı eline yapışmış tabii. ikinci üçüncüye, o sonrakine derken en sonuncu askere hiç bir şey ulaşmamış. komutan da demiş ki işte bize gelene kadar ödenek azala azala bitiyor }

Herkes “oo tabii” filan demiş. neyse ertesi hafta tekrar görüşmüşler, bu sefer karşı taraf kendi askerliğinde başından geçen bir olayı anlatmaya başlamış. hikaye aynı bir tek komutan bu sefer yerden bir topak çamur alıp vermiş ilk sıradaki askere.. gerisi tamamen aynı ama. Sadece hamur olmuş çamur.

Büyükbabam sinirlenmiş, “bu benim askerlik hatıram ayrıca çamur değil hamur o!”

Karşı taraf daha da sinirlenmiş “hayır benim hatıram ve de çamur, benden iyi mi bileceksin?”

Bunlar atışmış ve küsmüşler. Olayın aslı nedir, hatıra kimin ben de emin değilim..

Bazen “dün ne yediğimi hatırlamıyorum” kıvamına gelmiş hissediyorum. Anılar isimler karışıyor. tamamen unutuluyor. çünkü hafıza-i beşer, nisyan ile malüldür. (bak bunu unutmadım henüz)

İnsanların hafızası unutkanlıkla yaralıdır. Hiç kimsenin hafızasına güvenmiyorum.

3 Yorum

Filed under aile, ben yazdım

SMS şikayetlerim

Gerekli gereksiz her açtığım site üyelik istiyor, telefon numaramı ele geçirdikten sonra (ki çok uyanıklar, sahte numara vermeyeyim diye kontrol sms kodu yolluyorlar) ha bire sms yollamaya başlıyorlar.

Ben de bundan sıkılıyorum. İyi ki İleti yönetim sistemi İYS diye bir şey var.

spam mail/sms/arama yağmuru altında biz..(temsili)

e-devlet şifrenizle girip şimdiye kadar onay vermiş olduğunuz ne firma varsa A’dan Z’ye görebiliyorsunuz.

istemediklerinize red verip kurtuluyorsunuz.. ne ala.

listede olmayan kaçak göçek sms, arama ve e-posta tacizcilerini de Ticari İleti Şikayet Sistemi‘ne şikayet ediyoruz. Benim bugune kadar şikayet ettiğim 21 kişi/kurum olmuş.. 6563 Sayılı Kanun kapsamında olanlar (15 adet) ceza almışlar olmayanlara bir şey yapılamamış. (partilerden gelen sms’ler mesela.. onlara çözüm yok.)

Gereksiz sms’lerden kurtulabildiğimiz gibi gereksiz insanlardan da kolayca kurtulabilmek ümidiyle, iyi iletişimler..

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, şikayetlerim

vmhEvlat bir bireyim

Nerede olursam olayım yıllardır gördüğüm her aksaklığın çözümüne gayret ederim. Elimin erdiği bir şeyse kendim tamir ederim, kaldırır yerine koyarım.

Becerebileceğimden büyük bir şeyse yetkilisine iletirim. Şikayet olarak düşünmem, görev olarak görürüm. Eğer cam toplama kumbarası ya da çöp konteyneri dolduysa; devrilmiş ağaç, trafik ışığını kapatan zakkum ya da yolda çukur varsa, ilgili belediyeye bir mesaj atmaya üşenmem, bilahare takipçisi olurum.

Belediyenin gözü biziz. Çukuru nerden görsün de gelip tamir etsin. Biz ihbar edeceğiz ki görevini yapsın. Böylece oradan gelip geçen herkesin iyiliğine hizmet etmiş oluruz.

Bu da bizi Vatana Millete Hayırlı Evlat yapmaz da ne yapar?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çözüm Merkezi

telefonu : 153

Whatsapp hattı

Yorum bırakın

Filed under çevre, severim paylasirim, soruyorum

İpek miyim? Fake miyim..

Rahmetli dedemin bir huyu vardı. Asker olması nedeniyle mi bilmiyorum güvenliğe çok önem verirdi.

Sokakta parkta bahçede torunlarına seslenirken asla isimlerini kullanmazdı. Sahte bir isimle seslenirdi, zaten sesini duyunca tanırdık ve giderdik. “Ne olur ne olmaz. Kötü niyetli insanlar olabilir. Adınızı öğrenmesinler, yalnızken yaklaşıp, adınızı söyleyerek güveninizi sağlarlar” derdi.

Bu uygulama bende kalıcı oldu. Zaman zaman nette okuduğum, bazı terbiyesiz kuryelerin ellerindeki ad- soyad telefon bilgisini kötüye kullandıklarına dair yazılar da etkili oldu aslında.

Sanal alışveriş sitelerine, getir götür uygulamalarına kaydolurken farklı isimler vermeye başladım. Birinde gayet antika bir erkek ismine sahibim, bir diğerinde popüler bir genç kız ismi kullanıyorum. İsim soran kahvecilerde de muhakkak farklı isim söylerim.

Zaman zaman kapıda kuryeyle karşılaşan ev halkı da alıştı ne deseler “ben miyim? kim miyim?” sormadan alıyorlar.

Çocuklara da öğrettim nette gerçek isimlerini, doğum tarihlerini vb asla kaydetmiyorlar. Paranoya sınır tanımasa da, takip edilmediğin anlamına da gelmiyor derler ;)

Çocuklara özellikle internet güvenliğini kalıcı olarak öğretmek lazım.

3 Yorum

Filed under çocuk, bilgisayar, güvenli hayat, internet, severim paylasirim