Tupperware model nutella siyirgaci….

Ziyan olan, kavanoz ceperinden alinamayan nutellalarin izdirabina son!
Tupperware model nutella siyirgaci….

Ziyan olan, kavanoz ceperinden alinamayan nutellalarin izdirabina son!
Filed under alışveriş işleri, icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim
Market kuralini bilirsiniz, uslu uslu market alisverisimizi yapacagiz ve sana istedigin -bir- seyi alacagiz.
Her zaman kural belliydi, hic markette tutturan cocuk sendromu yasamadik. Kiza bir, oglana bir adet urun secme hakki veriyoruz, iyi gidiyor.
Oglum bes yasinda ve abladan uyanik cikti. Kizim cips ister, bilemedin sakuz ister genelde…
Oglan fena, En dev boyutlu kamyonu, en kalabalik yapbozu, uzaktan kumandali yaris arabasini filan da bir diye yutturmaya kalkisiyor. E bana da yazik, milletin dogumgununde, sunnetinde umdugu cihazlari her hafta alacak durumum mu var, ki olsa bile almam. Nedir bu masraf?
Kurala ek yapildi. Fiyati 3 sayiliysa, aliyorum. Yani, limit 9,99 TL.
Alacagini seciyor, etikete bakiyor, rakamlari sayiyor, ilerliyor..
Gorenler hasta oldu herifin etiket inceleyerek alisveris yapmasina..
Zalim ana Istanbul’dan bildirdi..
Filed under alışveriş işleri, çocuk, severim paylasirim

Bu, mutfak dolaplarinin bazalarini, ayaga tutturan edevat. Cift tarafli bantla fayansa yapistirildi…

Bu da, ayak altindan kalkmis temizlik malzemesi. Viledayi da ascaktim da, malzeme bitti.
Filed under ev işi, icatlar, severim paylasirim
Neçe zaman sonra kendi bilgisayarımın başına çöktüm. Resimleri elden geçiriyorum, aslında gözden geçiriyorum… Çoook uzun zaman önce yazmayı planladığım bir sürü şey buldum. Aslında, bunu yazmışım gibime geliyor ama.. Neyse bir daha yazalım.
Gecen yıl, bir indirim fırsatı sitesinden Pro Nail manikür promosyonu satın aldım.
Pek maniküre pediküre gitmem. Hepatit B ve AIDS dahil ödüm kopar. O yüzden ne kuaförde, ne de öyle harcıalem sokak arası manikürcülere ASLA gitmem. Mazallah. Korkulu rüya görmektense uyanık yatmayı tercih ederim.
Pronail’de otoklav var. Bu da ameliyathane hijyeni demek. Tam aradığım şey…
Uzun zamandır uğraşa uğraşa, kendi kendime şahane manikür pedikür yapabiliyorum artık. Bayağı bir manikür setim var. Tırnaklarımı kısa severim, oje moje de kırk yılda bir… Çocukların tırnakları da benden soruluyor.. İyidir… Pronaili denemek istiyordum, kupon işi de olunca, sevdim.
İşte bir heves, aldık kuponu, randevu da aldık. Kızımla kalktık gittik. Bağdat caddesinde bir zemin katta mekan. Acaip temiz ve lüks gözüküyor. Bildiğimiz kuaför manikürcüsü değil, belli. İçime sindi açıkçası…
İşte sonuçlar:
Işıklı jakuzili pedikür küveti….
Kızıma da gökkuşağı oje uygulaması yapıldı. Hamfendi acaip memnun kaldı…
Ve Son Hali… Şahane…
Eşimin dikine kırılan ve bir türlü düzelmeyen tırnağına da (sağda) akrilik uygulaması yapıldı. Bir ay sonra tırnak pürüzsüz bir şekilde uzadı ve sorun ortadan kalktı. Çok iyi bir icat!! Tırnak yiyenler icin kesin çözüm…
Herkese tavsiye ederim.
Unutmadan: Bir de mango-hindistan cevizi iceren el losyonu aldım. Nefis kokuyor, hemen emiliyor ve çok iyi nemlendiriyor. O da tavsiyemdir. Başka çeşitleri de var, zevkinize göre artık..
Alışveriş için : http://www.kozmetikpro.com/
İnanılmaz renklerdeki ojeler hakkında siteden aldığım bilgi:
Filed under araştırdım, bakımlı hatun, gezen güzel olur, kozmetik, severim paylasirim
Bir çok TV yarışmasına katıldım, çoğunda da kazanan ben oldum..
Akıl Oyunları yarışmasının da şampiyonuyum tabii ki..
İşte ben ve sunucumuz Kürşat Başar
Filed under ben yazdım, kültür, severim paylasirim, TV
Kadınlığın zirvesi, Antep kadınları bence. Çok ev gezip gördüm, kimsede bir antep evinin tertibini, özenini, bakımını görmedim. Övünmek gibi olmasın …
Bakınız…
Bu resimdekiler, kalorifer örtüleri. Görüldüğü üzere, kapitone kumaştan, kenarlarına saten şerit geçirilmiş halde. Her biri her bir peteğin ölçüsünde biçilip dikilir. Kendiniz dikemezseniz, perdecinize diktirebilirsiniz. Perdelerinizin is sorunu yüzde doksan ortadan kalkar.
Aynı şekilde kapitoneden, provalı dikilmiş raf örtüleri. Üst dolapta görülenler, örtünün altına koyulup danteli sallandırılan mutfak takımım. Raflar her daim temiz, üzerine konan bardaklar, tabaklar tozsuz. Yilda iki defa indir hepsini yıka, kurut tekrar yerine koy. Muşamba sereni, kağıt sereni anlamıyorum…
Daha buzdolabı raflarındaki örtülerden hiç bahsetmeyeyim….
Kalorifer örtülerim ilk taşındığım evden sonra kalktı ortadan, ikinci evde radyatörler farklıydı..
Şu an bu yazıyı dördüncü evden yazıyorum. Raf örtülerimin birazi hala duruyor. Bir aşka gelip en kısa sürede mutfak dolaplarimin ölçüsünü alarak, perdeciye gideceğim. Dantelli mendiller serecek değilim artık, ama raf örtüsüz olmuyor arkadaş…
Filed under ev işi, icatlar, severim paylasirim

Elime saglik, cok iyiyimdir…
Tokalar da farkli renklerde olsa, iyice gösterişli olur hani…
Filed under çocuk, bakımlı hatun, el işi, ilkogretim, severim paylasirim
gecen hafta Beyaz show’a cikan Alessandra Ambrosio vardi ya, hani hamileydi? hatirladiniz mi? Philips’in reklami icin gelmisti.
Hah, o reklamin yarismasini az once kazandim.
İşte ödüllü şiirim:
Bu dert binyıllardır, kadınların derdidir.
Pürüzsüzlük, tüysüzlük, hepsinin emelidir.
Epilatör iyi ki var, cümleten kullanırız.
Bakımlı olanların, Satin Soft, gözdesidir.
*-*-*-*
İpek AG der ki, ne ağda ne de bez
Philips varsa elinde, en kolay ve tertemiz,
Epilasyon sonrası, bir de losyon sürmeli..
Top model de kim imiş? Var mı benden güzeli?
Hatta Alessandra’ya ben imzalarım resmimi :)))
*-*-*-
Şu kitabımı yazmayı oturup bitirsem diyorum artık. :)
Aha da ödül:
Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, ben yazdım, reklamlar, severim paylasirim

Misafir gelince annelere pastanin kekin yanina cay ikram ederiz, cocuklara da pasa cayi garabeti verilir. Her an evde meyve suyu olmayabiliyor.. Zaten cayin cocuga bir faydasi yok, bir de icmek icin fazladan seker attiriyorlar. Ful gereksiz bir ikram.
evvelsi gün, ufakliklar sek mini sütü bulmak icin buzdolabını yağmaladılar resmen.
Sonra isim yazdırma töreni. Derken ne renk pipetle içelim telaşı.. Yasasin ikea pipetler,bu arada..
Sutler likirdatildi, kutular yikatildi, kapaklari takildi. Hepsi sut kutusuna birseylerini koyacaklarmis..
Hakikaten, igne iplik, toka, lego parcasi… Babamiz darmadagin olan dubelleri koyacak mesela.. Herseye musait guzel bir ambalaj..
Keske kendinden pipetlisi de ciksa da, beslenme cantasina da koysam.
Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim
Sütü gerçekten severim. Sütümü soğuk severim. Glok glok glok içerim. Küçükken, bize her gün süt getiren bir sütçümüz vardı. Ahmet Ağa. Atla gelirdi. Ama şahane bir at. Doru. Ahmet Ağa da, ezik bir sütçü değil, resmen atlı bir süt prensiydi. Yaşlı bir prens, ama gene de prens yani. O zamanlar atla gezebilmek için sanırım, “büyüyünce sütçü olacağım” derdim. Sonra geçti.
İnek sütü inek yavruları içindir, insanlara yaramaz, gaz yapar vb vb laflarına hiç kulak asmadım. Bu kadar lezzetli ve doyurucu bir şeyi, hem de bir sürü tatlının hammaddesini alışveriş listemden çıkaracak değilim.
Kutu sütün tadı bence günlük sütten iyiydi uzun zaman. Günlük sütün derdi, kaynatmak zorunda olmak. Kaymağı çıkar, taşar ocağı batırır… saklaması bir dert.. Ama daha besleyici, o kesin. gene de, yağı üzerinde birikmeyen, (malum sütün çoğu su. yağ da sudan ayrışır… eğğ) homojenize ve kutulu market sütünü tercih ederim, ne yalan söyleyeyim.
Sonra çocuklar doğunca cam şişede satılan günlük sek sütten almaya başladık bulduğumuz yerden. Bu da bakkalda filan oluyor en cok. e ben market müşterisiyim. Sütü al, şişesi başına kalsın.. O da ne ekonomik ne de çevreci.. Kutu sütten çok daha az dayanıyor hem de.
Plastik şişede de çıktı bunlardan. Günlük süt ama. Amerikan filmlerindeki gibi kulpuna yapışıp kafama dikmişliğim çoktur. Marketin ortasında bile. Harbi süt delisiyim sanırım. Kemiklerim güçlü, dişlerim sağlamdır. Sütteki kalsiyuma inanıyorum, ama tadına daha çok inanıyorum.
Sonraaa, SEK yarı plastik yarı kompozit ambalajlı “uzun ömürlü günlük süt”ü piyasaya verdi. İşte benim miladım. Oh canıma değsin. Kompozit kutuların plastik kapakları hep dert oldu bizde, bana mı denk geliyor yoksa gerçekten mi entipüften yapıyorlar bilmem, sıklıkla şunu yaşadık:
Vidalı kapaklar bir derece, ama niyeyse insanda bir marka bağımlılığı oluşuyor..
her neyse, Sek bunu da halletmiş.
Ucundan tutup yukarı doğru çekince kendiliğinden çözülüp açılıyor. Vidalı kapağın içinde sütü taze tutan şey bu işte. :) Nefis fikir.
Hemen hemen ilk çıktığından beri Sek günlük süt alışverişte her hafta sepete girdi. şimdi son modeli favorimiz. 200 ml’lik mini ambalaj.
Kızım özellikle bu Mööye hasta. İster kafasına dikiyor, isterse pipet daldırıp hüpletiyor. O saçma kakao aromalı sütlere elveda. yaşasın sade,soğuk, günlük süt.
Üzerine isim yazılma fikri de hoş olmuş. Gerçi yazma süresinden daha kısa sürede lıkırdatılabilen bir şey ama..
Bir Fikri Mühim olarak, Sek Günlük Süt’ü şiddettle öneririm.
Filed under alışveriş işleri, çocuk, iştahlı işler, saglik, severim paylasirim