Category Archives: çocuk

Oto koltuğu kılıfı yenileme hakkında

Oto koltukları çocukların güvenliği için şart. İlk doğdukları günden itibaren, çocuklar araçta MUTLAKA oto koltuğunda seyahet etmeliler. Hem de inanılmaz rahat ediyorlar. Kolayca uyuyabiliyor, etraflarını seyretmekten keyif duyuyorlar.

Şimdi bu oto koltuğu dediğimiz şeylerin de kategorileri var.

Tip 1: 0-13 kilo arası bebekler için, doğumdan itibaren kullanılıyor, sepet tarzı bir görüntüsü var. Ana kucağı da deniyor.

Tip 2: 9-18 kilo arası, yaklaşık 3 yaşına kadar sığabiliyorlar. Biraz desteklenmiş bir hali var. 5 noktalı emniyet kemerine sahipler.

Tip 3: 9(15)-36 kilo arası. 3 yaşından sonra, aracın kendi emniyet kemeriyle bağlanabilen özel bir yukseltici sistem olarak kullanılıyor. Aşağı yukarı 10’lu yaşlara kadar kullanılabilir. Sonra sırtlık kısmı çıkartılarak sadece yükseltici ile kullanılabilir ya da çocuğun boyu artık elveriyorsa direkt kemer takılabilir.

Dahasını buradan öğrenebilirsiniz.

Bizde, Allah bağışlarsa, iki çocuk var. Araları 4 yaş.

Küçük olan, 3 yaşına gelip de Tip 2 oto koltuğuna sığamamaya başlayınca, ben de gidip Mothercare’dan büyüğe yeni bir Tip 3 aldım,  mevcut Tip 3 oto koltuğunu da iki numaraya verdik. Oh ne ala.

Fekat, zamanla, yıkanarak ve araç içi koşullardan etkilenerek, toplamda 5 yılını dolduran sevgili oto koltuğunun alt yükseltici  biriminin kılıfı dağıldı. Resmen dağıldı, sünger parçalandı, kılıf delik deşik oldu. Hakkını verdik yani kullanırken.

Yeni oto koltuğu 100 liradan fazla. Tek kılıf getirtmiyor Mothercare :(

E bu böyle kullanılmaz ama durduk yere de yenisi alınmaz.. Ne yapmalı?

Kılıfı poşete tıktım, oturacak yere havlu serdim ve bir süre düşündüm. En sonunda da buldum:!

Oto koltuk kılıfı dikenler var ya!  Herhalde bunu da dikerler..

Dikebileni bulana kadar göbeğim çatladı ama değdi. Tam bir zanaatkarla tanıştım.
Otokoltugumuz yeni

Orijinali kadar iyi, hatta daha süperini diken Mustafa Usta’yı tavsiye etmek isterim:

Kartal sahilden E-5’e çıkan cadde üzerinde, sağda oto sanayi var. Onu geçer geçmez ilk dükkan.

Yakacık caddesi, Akçaoğlu Sanayi sitesi, Çavuşoğlu Mah. C Blok No:31 Kartal

0216-306 09 96

4 Yorum

Filed under araba, çocuk, güvenli hayat, severim paylasirim

Çocuklar şahane :)

4 yaşındaki oğlum otel asansöründe -3’e (eksi üçe) basacağını bildiriyor: “yanlış üç, anne”

————-

8 yaşındaki kızım geçenlerde bir Zeki-Metin filmi izliyor :  bir kadın bağiriyor… dogum yapmakta, doktor bulunamadı, bir başka kadin “ben bu işten anlarım bana sıcak su ve çarşaf getirin” dedi. tam o anda bizim soru müdürü: “bebeği mi pişirecekler?”

————

3 yaşındaki yeğenim epeyce uzun zaman öksürdü: “bu öksürük beni annesi sanıyoor, hiç gitmiyoor”

————

“Cumhurbaşkanı da peri gibi birşey. Guvenligi sağla, herkesi koru, her işi hallet…” diyen 9 yasindaki kizim Turkiye’ nin ilk kadin cumhurbaskani olacağını açıkladı.

————

Kızıma şablon kullanmayı öğretiyorum. Kağıt desenli, şablonu 0,5 kalemle çiziyor.

“anne en iyisi ben tersine çizeyim kağıtta kalem izi olmasın”

“tamam kızım ama, kağıdın beyaz tarafına çizdiğin şey ters yöne dönük çıkar, sen gene ön tarafa çiz.” (ha bu zeka!)

“e şablonu çeviririz, anne!” (ha bu da akıl!! ne gurur duydugumu anlatamam.. on yil dusunsem aklima gelmez yeminle)

————

dortbucukluk şarki ogreniyor.

Küçük kurbaa kucuk kurbaa, kuydugun nerede?

kuydugum yok kuydugum yok, sadece popom var!

—————-

Kızı da babacıı, oglu da.. ;İşte kızım babasina övgüler yagdırıyor:

babaciğim o kadar yakişiklisin ki, dünyadaki bütün kadınlar seninle çıkmak istiyor. hatta bütün erkekler de seninle çıkmak istiyor. hatta hayvanlar bile seninle çiıkmak istiyor.. (gülmekten yazamadım)

Hadi ben de aşığım bu adama da, benim gözden kaçırdığım bir şey var herhalde, tam bilemedim..
##########
– kizin sen git, ben geliyorum.
+peki baba…
Iki dakika sonra :
– baba
-babaaa
-babaaaaaaaa!
-baba gelsene, fidan oldum burda!

**************

5 yas oglum 4 yaş kuzeniyle konusuyor, kız haklı olarak bizim oglanın dilinden bişey anlamıyor..

– Türkçe konuşsana, ben İngilizce bilmiyorum

– Ben de inliz binmiyoom, Tükçe konusuyoyum

– E ben seni anlamıyorum demek ki ben İngilizce konuşuyorum o zaman? !?

************************

anne: ‎- Çocuklaaaaar..
9 yaş: + Efendiiik.
aynı yaştayken ben de öyle derdim :))

************************

huni kullandığımı gören 6 yaş oğlum sorar:
“anne arkabahçedebilim mi yapıyorsun?”

Yorum bırakın

Filed under çocuk, severim paylasirim

Carrefour Kozyatağı’ndaki yeni sirk: Su Sirki… (2011)

Sirk işlerinden sorumlu müdür müyüm neyim, daha ilk gecesinden sirke damladım. Sirk İtalyan Milli sirkiymiş. Adı da Darix Togni.

Herhalde 10 kere sirke gitmişimdir, hiç bu kadar gülüp eğlendiğim olmadı. Bu seferkini ciddi olarak tavsiye ediyorum. Sirkin meydanı mı derler, orta ringini plastik kaplamışlar, gösteri başlar başlamaz su dolduruyorlar ve havuz oluşuyor.

Açılış gösterisi havuz üzerindeki bir platformda bale. Hayatımda bir kere baleye gittim, TV’de filan da az biraz izlemişimdir, biraz cahilim o konuda. Bu kadar yakından bir balerin görmek çok güzeldi.

İlk defa kız palyaço gördüm hem. Hangi birini anlatsam? Bengal kaplanları vardı, ıyyy yılanlar vardı. Ciddi yılan yaa.

Akrobatlar da süperdi. Çocuklar bayıldı. Palyaço şovlarına gülmekten karnım ağrıdı…. :D

o çinli akrobat kızlar neydi Allah’ım? iki kat oldular resmen.. şekilden şekile girdiler. Nefes kesici. O tangalı dansçılar, mini etekli yer göstericiler, halata tırmanan gösterici kızlar bütün erkeklerin aklını aldı yani..

Beri yandan, tümü kardeşim olsun, adonis kılıklı erkek akrobatlar, gladyatörler filan da erkek güzeliydiler, ne diyeyim. Hem güzel hem yetenekli insanlar, sirkçiler.

Gösteri tam anlamıyla göze hitap ediyor. Beğenmemek mümkün değil.  Aslan yavrusuyla değil bunlarla fotoğraf çektirtseler paraya para demezler.. Ben şahsen o yanar döner pullu pelerinle (yanlış anlaşılma olmasın pelerinliyle değil..) bir fotoğrafım olsun isterdim…

Denizaltı sahnesine de ben bayıldım niyeyse.. Sualtı duygusu uyandırdılar, denizanası, hattaaaa SüngerBob!! ben olsam Türkçe şarkısını çalardım o ayrı..

Bu sıcakta su gösterisi gerçekten iyi geldi. Görmüşsünüzdür, Vegasta, Capitolde var, fıskiyelerle müziğin uyumu. Üstüne de lazer sıktılar süper oldu.

Cücesi, palyaçosu, cambazı ile dört başı mamur bir sirk gösterisi izledim. verdiğimiz para helal-i hoş olsun, ellerine kollarına saglık.

Kaçırmayın mutlaka gidin..

Not: resimlerin tamamı kendi sitelerinden: www.susirki.com

kendi resimlerimi daha eklemedim.

Not 2 : Su sirkine giden ıslanır arkadaş, gak guk etmeyin sonradan.  Sis makineleri de astımınızı tetikleyebilir, hatta haldır huldur yerlerde sürüklenen malzemelerin kaldırdığı toz ve saman da konjonktivit sebebi olabilir. gözünüze dikkat edin..

Not 3: Gişe 10’da açılıyor, gösteri 21:30’da başlıyor. bazı günler matine de var sanırım iyi bakmadım. Şuradan kendiniz bakın.. Biletler Loca 40, ortalar 30 arkalar 20 lira. çocuklara cüzi bir indirim yapıyorlar. Ayrıca carrefour’daki mağazalardan 50 liralık alışveriş içeren fiş-fatura karşılığı ücretsiz 1 bilet alabilirsiniz. Dün 7 Agustos biletleri dağıtılıyordu mesela..

Alışveriş 100 lira olunca iki bilet vermiyorlar, fişleri böldürün derim ben.

gişede kredi kartı geçmiyor.

Sakatlar derneği üyelerine sanırım, ücretsiz. Refakatçilerine de indirimli.

4 Eylül’e kadar sirk Kozyatağında.

Önceki sirk yazılarım için bkz: 2010 Medrano ve 2010 Kludsky

kendi fotolarim:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

6 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, gezen güzel olur, severim paylasirim

2011-2012 Eğitim Yılı Okul Tatilleri/İstanbul’a ait özel günler ve resmi tatiller takvimi

Bugün (27 06 2011) itibariyle arayan olmuş, demek ki lazım. Hemen güncelliyorum..

ve bu seneki resmi tatiller listesini huzurlariniza getiriyorum:

  • Tarih

    Gün

    Özellik

    30/08/2011 Salı Zafer Bayramı Resmi tatil 
    30/08/2011 Salı Ramazan Bayramı 1/3 Gün Resmi tatil

     

    12/09/2011 Pazartesi 2011-2012 Öğretim Yılının başlaması (1. sinif ogrencileri icin uyum haftasi)  

     

    19/09/2011 Pazartesi 2011-2012  Öğretim Yılının başlaması (Tüm ilköğretim ogrencileri icin)  

     

     06/10/2011 Perşembe İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu  Resmi tatil 
    29/10/2011 Cumartesi Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 88. yılını kutluyoruz Resmi tatil 
    06/11/2011 Pazar Kurban bayramı ¼. gün Resmi tatil

     

    10/11/20111 Perşembe Atatürk’ü anma günü. (aramızdan ayrılalı 73 koca yıl geçti  :(  ) Özel gün 
    24/11/2011 Perşembe Öğretmenler günü Özel gün

     

    01/01/2011 Pazar Yılbaşı Resmi tatil

     

    20/01/2012 Cuma 1. Dönem sonu

     

     
    20/01-06/02 2012 Yarıyıl tatili

     

    İlköğretim okulları için Resmi tatil
    02/02/2012 Pazartesi 2.Yarıyıl başlangıcı

     

     
    18/03/2012 Pazar Çanakkale Şehitlerini anma günü Özel gün 
    23/04/2012 Pazartesi 23 Nisan ulusal egemenlik ve cocuk bayrami Resmi tatil 
    24/04/2012 Salı ilköğretim seviyesi okullar 24’ünde de tatil olabilir

     

     
    19/09/2012 Cumartesi 19 Mayis Atatürk’ü anma,gençlik ve spor bayrami Resmi tatil 
    29/05/2012 Salı İstanbul’un fethinin 559. yildonumu

     

    Özel gün
    08/06/2012 Cuma Öğretim yili sonu / YAZ TATİLİ

     

    Akdeniz karadeniz, karneleri isteriz  günü


11 Yorum

Filed under çocuk, ilkogretim, severim paylasirim

Koz ağacında karga var! (*)

Bir derdim var. Gündüz dördümüz pek bir araya gelemiyoruz. Bir tek aksam sofrasında böyle bir sansimiz var. iletisimimizin maksimum olmasi da gerekiyor bittabi sofrada..

iyi de arkadas, konusamiyoruz kari koca…

kizin eli klavye tutmaya basladi. yaninda site ismi vermemek icin akla karayi seciyorum.

ya da günlük olayları şifreleyerek anlatmak zorundayiz cunku aklina geleni aklina geldigi yerde sorabiliyor..

aile bireylerinin birer kod adi var bir süredir. kısaltmalar o biçim. bazi kelimeler ingilizce, bazilari farsca arapca filan…. normal muhabbetimizi yapamaz olduk..

Anne:  Bugün FT aradı. OT’nin fatheri bize ömür olmuş

Kız : ne olmus?

A: Yok bir sey yemegini ye

Baba: Pero’nun annesi ile kardesi naapmışlar?

A: Hastaneden çıkmış Peronun kardeşi ama halen Totikle arasindaki cereyan mafiş.

gibi..

çok fena.

(*) bir antep deyimi. kulak misafiri olabilecek bir çocuk varsa etrafta büyükler birbirlerini uyarmak için “koz ağcında karga var” derler. boylece bilmemesi gereken şeyleri işitmez cocuk milleti.

bkz: Koz ağacında karga var.

(**) Koz: Ceviz

2 Yorum

Filed under çocuk, ev işi, severim paylasirim

Hayat bebek suyu yapmış… 10 üzerinden 5

Markette 6’lı pakette gördüm. Görüntüsüne vuruldum zaten. Klasik mavi kapak şişelerden farklı, tatlı bir pembe kapağı vardı. Almasam olmazdı. (Hayır nedir, ne değildir bilmeden ne alıyorsun? Özenti şey.. Belki akü suyu?) [Ama çok şirindi yaa]

Aldım netekim.

Bu 6’lı şrink ambalajın içinden de iki tane de özel suluk kapağı çıkıyor. 

Burada konudan biraz sapacağım. Kurbağa yutmuş gibi su içen biriyim. Kola ve gazli icecekleri agzima surmem. Alkol zaten almam. Dolayisiyla restoranlarda garsonlar benden icecek siparisi gelmeyince pis pis bakarlar. “ucuzcu şey” gibilerinden. E ben sadece su içiyorum ne var bunda? Hem de eni konu içiyorum. [şekerim yok merak etmeyin]

Eh, haliyle “ön teker nereye çekerse arka teker de oraya gider” dedikleri gibi, benim minikler de sucular.

Çocuklar ufakken suluk lazım oldu. Ve ben de Avent biberonlarına uygun sızdırmaz suluk başlıklarından almıştım.

Konudan biraz da Avent için kayalım: Aventin ürünlerini kaynat kaynat kullan. Süperdir.  Gerçekten Avent’e verdiğim para helal olsun çok şahane ürünleri var. Emziklerinden çok memnun kalmıştım. Sterilizatoru gerçekten iyiydi. Biberon temizleyici fırçasını hala kullanırım kızımın matarasını temizlerken.

Evet bu silikon valfli biberon uçları çok işime yaradı. Bir defa kesinlikle ne akıtma ne sızdırma. Çocuğun kendine güveni geliyor kendi başına su içerken… Arabada, dışarıda çok lazım oluyor. At çantana istediğin yere götür. :) Güzel icatları seviyorum…

Çocuklar biraz büyüdüklerinde ise, sporcu siselerinden almaya basladim. Sanıyorum gene Hayat marka, pratik kapaklı su..

Onlarin da çok guzel sıkı kapanan biberon gibi kapakları var. dökmeden güzelce içebiliyorlar. Kapağını saklıyorsunuz, bir sonraki şişeye monte ediyorsunuz…

Eveeet, suluk tecrübelerimizi yazdık, gelelim esas konuya. Bu çok şirin pembe ambalajın bir de emniyet kapağı var. En dışta sert plastikten. Güzel. Çok lazım mı? Değil.. Ama güzel.

Suluk kapağı normal kapağın yerine vidalıyorsunuz. Mis gibi suluk görünümlü şişeniz oluyor.

Ama suluk olamıyor. Çünkü bu güzel icadı yapan kişi hiç biberon ya da matara kullanmamış sanırım.. Hava faktörünü unutmuş. Suyu emerken vakum oluşuyor! İçmek giderek zorlaşıyor, ağzınızdan çıkarır çıkarmaz da “blop” edip genişliyor şişe. Hiç bebeklere uygun değil. Hava girişi için kapak üzerinde mini bir delik lazım.

O yüzden, 10 üzerinden 5 veriyor, Hayat su’yu bu icadından dolayi tebrik ediyor, eleştirimi de dikkate almalarını bekliyorum.

İnovasyoner İpekAG

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim

Un getir Keloğlan! Urva getir Keloğlan!!

Anası bi gün ekmek açmaya oturmuş. Ama hamurun kıvamını bir türlü tutturamamış. Bazen olur ya..

Eli hamur, kalkıp alamamış..Seslenmiş: “Un getir, Keloğlan!”

Keloğlan seyirtmiş gelmiş anasına un getirmiş kilerden. Tekneye yallah edip dökmüş unu. Hadii, taş gibi olmuş. Ölçüsüz iş tutmanın cezası işte..

-Urva getir Keloğlan!

(burada bir ek yapayım. Urva da hamurun tahtaya yapişmaması için serpilen un anlamina gelirmiş ama bana bu masalı anlatanlar bunun “su” anlamina geldiğini soylediler ki, mantık da onu gerektiriyor.. bu durumda bu kelime belki de Kırba olabilir)

Foşşş su dökmüş Keloğlan tekneye.. Hamur olmuş çamur..

-Un getir Keloğlan!!

diye uzamış gitmiş.. Bazen insanın böyle “basiretinin bağlandığı” işinin bir türlü rast gitmediği zamanlar olabilir. Hele hele bir şeyleri keserken… Biraz sağdan alırsın, sol dengesiz gibi gözükür. Soldan bir makas atarsın, anaa çok kısalır bu defa. Sağa bir daha girersin.. Olmaz..

Bunu da öylesine yazdım işte… çocukluğumdan bir masal size..

Yorum bırakın

Filed under çocuk, ben yazdım, severim paylasirim

Her şey çocuklar için.. ama ticarette….

Bir süredir dikkatimi çeken bir şey bu.. Eskiden, benim zamanımda yani, çizgi filmler aşağı yukarı iki çeşitti. Birisi Taş Devri gibi bir aile filmiyken bir türü de Candy gibi tek basina bir cocugun maceralarini anlatirdi. Bi de Tarzan, He-Man gibi fantastik şeyler vardı, unutmayayım…

Şimdilerde her yaş grubuna hitap eden ayrı çizgi filmler var. 0-2 yaşın çizgi filmini 3 yaşındakiler sevmiyor. Nasıl bir piyasa araştırması, kitlesel veri analizi yaptilarsa artık… Sırf yaş gruplarına özel TV kanalları var ya!!

Bu yeni çizgi filmler yaşa ve cinsiyete odaklı, çocuğun kendisini bir şekilde özdeşleştirmesini sağlıyor. Başarısı hangi ülkeden olursa olsun her çocukta aynı oluyor. Sonra gelsin o karakterin t-shirtleri, ayakkabıları, çorapları, tokaları, nevresim takımları, oyuncakları, saatleri, çantaları, kırtasiye malzemeleri vb vb…. Piyasa doyar gibi oldu mu, ikinci jenerasyon geliyor. Işıklısı, renklisi bilmemnelisi.. takip etmeye imkan ihtimal yok.

İlkokul bir iki seviyesinde erkek çocuklar BenTen yeşili ve siyahına bulanmış durumdalar.

 

 

Kızlar Hello Kitty/Winx’le başlayıp Barbie pembesine ulaşıyorlar.

 

Biraz yaşını başını almış ilkokullu oğlanlar bakugan delisi. ne türlü çeşitli özellikleri var… deli gibi biriktiriyorlar. bunlarin atasi da Pokemon şeysileri zaten.. Fekat bu bakuganlar da tam mühendislik harikasi, insanın oglu olmasa bile kendisine bir iki tane alası geliyor.

E bu bakugan bu kadar tuttu ama satilabilecek miktarin sadece yarisini satabiliyorlar. Kizlar almiyor. Kâr edemiyorlar yeterince.

– Ne yapsak ne yapsak???

+Bakuganları biraz süsleyip renklendirelim??

– Aa süper fikir kanka… Gelsin paracıklar….

Kızlara da Zoobles çıkarmışlar tam olmuş.

 

Koşun kızlar aman kaçırmayın, yüzlerce çeşidi var hepsini alın, aldırın, arkadaşlarınıza gösteriş yapın….

Geçen sene kapış kapış aldığınız Minişlerinizin yanına koyarsınız. Kapitalizmi öğrenirsiniz hem..

:((

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, saçmasapanlıklar

Kanka Takvimi… Şahane Fikir..

Kızımın I. Donem karnesi ile birlikte bir de takvim geldi eve.

Üzerinde Kartal İlçe Emniyer Müdürlüğü yazısı ve Polis logosu var. Polis telefonu (155) ve Alo Kanka(1550) hattının numaraları da eklenmiş. Resim altında Emniyet müdürlüğü ve çeşitli bürolarının telefonları da yer alıyor.

Bunlar zaten bildiğimiz şeyler diyorsanız bekleyin:

Tam ortada 4 kutucukta çocuk güvenliği ile ilgili 4 temel bilgi verilmiş. Her insanın/çocuğun bilmesi şart olan kişisel güvenlik enformasyonunun mini bir versiyonu…

* Tanımadığım hiç kimseden şeker, hediye, para almam!

* Kendi adımı, soyadımı, ailemin adını, adresimi ve telefon numaramı ezbere bilirim!

* Sebebi ne olursa olsun, ailem izin vermeden hiçbir araca yaklaşmam ve binmem!

* Sesim en güçlü silahımdır. Tehlikedeysem bağırırım, yardım çağırırım!

Bunlara ekleyecek bir tek maddem olabilir:

Suçluların çocukları nasıl korkuttuklarını biliyoruz: “Sakın kimseye söyleme, seni/kardeşini/anneni/babanı öldürürüm..” ya da “bunu birisi duyarsa seni döverler, aramızda sır olarak kalsın”

Son madde şöyle olabilir:

* Ailemden sır saklamam, beni korkutan her şeyi söylerim… Ailem beni korur!

Emniyet Müdürlüğünü tebrik ederim, tüm velilerin bu konuda biraz daha bilinçli olmasını çok isterim. Çocuklara karşı işlenen suçları azaltmanın tek yolu ailelerin sorumluluk alması.

Lütfen şu siteyi bir ziyaret edin. Çocuklarınızın internet favorilerine ekleyin…

http://www.kanka.com.tr/

Yorum bırakın

Filed under çocuk, güvenli hayat, ilkogretim, severim paylasirim

hanımlığın yaşı yok. Doğuştan içinde olacak…

geçenlerde kızımı mek’e götürdüm. İlk defa bir mcdonalds doğumgünü partisine denk geldim…
Doğumgünü sahibi on yaşına girmiş. Arkadaşlarını da yaşıtı varsayıyorum ve bu yazının konusu olan kıza geliyorum..
Ya da gelmeden bir not düşeyim. Hiç bir zaman şöyle alımlı çalımlı bir kız olamadım. Saçım düzgün olmaz hiç. Ne jöle sürmeyi ne de köpükle havalı bir şekil vermeyi beceremedim yıllardır. Çok şükür göz makyajı akan, ruju illa ki dişine sıvaşan kadınlardan da değilim ama nasıl anlatsam. Zengin kadın modeli diyorum kendime.
Kuaföre gitmeliyim her gün. Türlü çesitli sac düzlestiriciler vb aldım ama olmaz benim sacim.. Elin kızı bir tarar, bir toka takar akşama kadar tertibi bozulmaz. Piyasanın en pahalı en taşlı tokalarını alırım gene de kuzenimin yünden bükerek yaptığı fiyonk onda kat kat havalı durur… Derdim de bu işte…
Şimdi partideki kıza geleceğim.. Hatun o yasta normal olanın biraz üzerinde kilolu. Tombikçe göbekli bir kız cocugu iste. Straples beyaz bir body giymis. Mini etek de var. Altta da sevgili şefimin tabiriyle malzemeden çalınarak yapılmış bantlı sandaletlerden giymiş. Hem az bantlı hem parmakarası hem de taşlı….
Saçlar at kuyruğu ama bütün telleri yerli yerinde… Küpeler omzuna değiyor.  Veee tepesinde ayı kadar, marka bir güneş gözlüğü. Ben orada olduğum süre boyunca o gözlük milim oynamadı, taç gibi taktığı yerde kaldı.

Ben gözlüğü tepeme taksam on dakikada on kere yere düşer, ya arkaya kayar gider ya öne yemeğimin içine düşer…. Japonla mı tuttururlar bunu kafalarına merak ediyorum. Dediğim gibi bazı kızlarda doğuştan bu havalılık, hanımlık… manken mübarek..
İmrendim. Ortaokul lise yıllarımda bizim okulda da bu kızlardan iki üç tane vardı.. Kimse onlar gibi olamazdi. Sonra kendi yolumuzu tarzımızı bulduysak da, onları hiç unutmadığımı anladım..
Bakalım benim kızım nasıl olacak???

Yorum bırakın

Filed under çocuk, gezen güzel olur