Category Archives: çocuk

Ikea treni nasil kurulur?

image

Lillabo adli ilk set kolay. 8 seklinde kur, gitsin.. Biz tuttuk bir de V seklinde iki parcasi olan ray setini de aldik. Sonra da epeyce dovuserek, ikisini beraber kurmayi basardik.

Çabam bosa gitmesin diye fotografini da cektim. Umarim yardimi dokunur.

Yılbaşında 3-9 yaş arası her erkek çocuğu için güzel bir hediye. Basit ve sağlam.. Evladiyelik..

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, çocuk, severim paylasirim

İmkanlı imkansızlık…

80’lerde, ben büyürken, mütevazi bir gelirimiz vardı. Annem ev hanımıydı..Yediğimiz içtiğimiz, giydiğimiz gördüğümüzden geri kalmazdık ve para da birikirdi bir şekilde. Ahım şahım zengin bir aile değiliz, ama ortadirek de sayılmıyorduk. Genelde herkes tasada ve sevinçte birdi…

Amma…

*-*-*-*

Öğretmenimin kendi kızı da bizim sınıftaydı. Sıra arkadaşım, hatta gerçekten kanka‘mdı. Ve sınıf arkadaşlarımızdan birinin babası Kıbrıstan bir bebek getirip hediye etmişti arkadaşıma. Bayağı plakları vardı bebeğin, şarkı söylüyor, konuşuyor ve -sıkı durun- yürüyordu..

İlk şoku atlattım. Ben pek öyle evcilik oynayan çıtı pıtı ev kızı olmadığımdan, kriz geçirmedim ama çok beğendim. Acaip beğendim. O zamanlar barbie bile yok Türkiye’de, o kadar söyleyeyim. Kelebek gazetesinde, Burda dergilerinde, ne bileyim almancıların getirdiği Kaufhof dergilerinde filan görebiliyoruz.. Şaşım şaşım şaşırıyoruz evi olan, giysileri olan bu bebeğe.. Yürüyen bebek çok fena acaip geliyor. Babama söylüyorum bir tane istediğimi. Neden olmasın, kız dediğin bebek sever.. Babam alımkâr oluyor. Bulamıyor. Piyasada öyle bir bebek yok. Pilli bebekler var, konuşabileni, iki dilde şarkı söyleyeni.. Ama yürüyen yok. Anaa, kalıyor muyum öyle? Öğretmenimin evine gittiğimde vitrine konmuş bebeğe kısaca bakıp geçiyorum. Bir süre sonra da çok dert etmeyip unutuyorum. Çünkü sadece bende değil, hiç kimsede olmayan bir şey.. Eh, elle gelen düğün, bayram..

*-*-*-*

Sonraaa… Ortaokul senelerinde iddialı bir müzik öğretmenine düşüyorum.. Tam bir sanatçı. Her şeyi çalıyor, besteleri var.. “herkes bir şey çalacak” diye başlıyor. Birşey çalmak yetenek gerektirmiyor, notaları öğrenip, ilgili bölgeyi de belleyip do notası lazımsa do’ya basmak kâfi. Âlâ.. Çalalım..Ne çalalım? Gitar çalalım.. Ama gitar çalmadan önce, mandolin çalmak lazım diyorlar. Haydii, mandolin arıyorum. Babam hiiiiç sıcak bakmıyor çalgı işine.. “çalgıcı mı olcan?” şeklinde bir argümanı var, delemiyoruz.. Kendisi  namlı bir “müzik kulağı olmayan insan”; lisede koro çalışmasında öğretmen doğrudan “oğlum sen söyleme, herkesi şaşırtıyorsun, ağzını oynat yeter” demiş, o derece.. Bende de çok bir yetenek yok biliyorum ama istiyorum..Neyse bir şekilde, kuzenimin eskiden heves edip aldırdığı ancak dolaba attığı bir mandolin çıkıyor ortaya..

Acaip seviniyorum, kılıfı bile var.. Ne güzel.. Pena da alıyorum kırtasiyeden. Nay nay nom okula gidiyorum. Öğretmenim tellerin yanlış bağlandığını, mandolinin solak olduğunu söylüyor! Bazı teller de paslı zaten, “bir müzik dükkanına götür, hallederler” diyor. Eve gelip durumu bildiriyorum, babam kesinlikle yanaşmıyor. Mandolin havlu dolabına kalkıyor, bütün yıl orda kaldıktan sonra kuzenimgile iade oluyor..

*-*-*-*

Veee 80’lerin fenomeni Blue Jean dergisi. Oy ne modern, ne fantastik bir şey. Şarkı sözleri, sanatçı posterleri.. Stickerler.. Yörüngemiz şaşıyor, deli gibi alıyoruz dergiyi. Çok da güzel.. Ve dergide yayınlanan Dünya Gençlik Merkezi ilanları.. Aklımı alıyor. Aslında mekan İstanbul’da, Osmanbey civarı bir kırtasiye irisi. Ama her şey ithal, her şey janjanlı. Deli divane oluyorum ama ben nere, İstanbul nere… Bir türlü gidip bir şeyler satın almak mümkün olmuyor, bu benim tüketim çılgınlığı ile ilk temasım, zehiri ilk alışım olarak tarihe geçiyor.

Üniversiteye gelene kadar DGM’ne gidemiyorum. En sonunda gidiyorum, salyalarım akmıyor belki, hatta burun kıvırıyorum “bu muymuş?” diye.. Sonra.. kapanıp gidiyor zaten..

*-*-*-*

bunlar da böyle, birikmiş anılarım işte..

Yazının sonuna not: gercekten de insanların bir şeyleri çalabilmesi, müziği bir hobi olarak hayatlarına sokabilmeleri lazim. Çocukların yuzde 20’si bir şey çalmaya istek duyarken, erişkinlerin yüzde 70’i keşke çalabiliyor olmayı istiyorlar.. :(

6 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, ben yazdım, severim paylasirim

Huyu melek, yapar Melek…

Bugun siparisim geldi!
Tombala kadar geleneksellesmesini bekledigim yilbasi meleklerim geldi.  Meleklere ozel bir ilgim vardir ve bunlari görünce bayıldım.
Viktorya’nin sirri da degil hem. Ugurlu 2013 meleklerim iste buradan ve bunlar oluyorlar…

image

image

image

image

Kizim cildirdi.. Tam kucuk hanimlarin sevecegi bir yilbasi hediyesi..

6 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, el işi, icatlar, severim paylasirim

Lego’nun en önemli parcasi budur, bunsuz Lego boştur..

image

Bu bir lego sökücü. Brick separator olarak anılıyor. Birebirine sımsıkı yapışmış legolari “şıp” diye ayiriveriyor. Disimle, bicakla zorladigim gunlere son. Her eve lazım.

4 Yorum

Filed under çocuk, icatlar, severim paylasirim

itiraf.bom -iii- “Öptürmem…”

Yan bir bilgi : Sevdiğiniz biriyle karşılaşınca ne yapılır? Kucaklaşır, iki yanağından öpersiniz…Pekiii, havada kafa tokuşturup, karşılıklı gerdan kırıp bir türlü hangi yanaktan başlayacagini bilemeyen tiplerden misiniz?? Öpeceğiniz kişiye yaklaşın ve kafanızı hafif sola çevirin… Öpeceğiniz kişinin önce sağ yanağını öpersiniz. Bu kadar basit..

 

Ben çok ufakken büyük halamız vardı.

Giriş berbat çıktı. Kendisi, Allah ömürler versin, hala var.

Büyük halamızı yılda iki defa ya görürdük ya görmezdik. İnanamayacağınız kadar canayakın, sevgi ve şefkat dolu bir kadındır. İri yapılı, gür, siyah, kıvırcık saçlı, bembeyaz tenli, güzel gözlü, genç yaşta evlenmiş, çok genç bir yaşta üç çocukla dul kalmış, bir yandan üç çocuğuna bir yandan yatalak kayınvalidesi, annesi ve anneannesine bakmış… Tam film olacak bir hayat. Ben kendisini tanıdığımda çoktaaan menapoza girmişti.

Aşırı ter basıyordu kadıncağızı.. Bir de kilo eklendi mi bütün o dolunay gibi yüzü, yumuşacık gıdısı ıslak-soğuk bir nemle kaplanıyordu. Ve kadın genelde çocuklara, özelde de bana bayılıyordu.

Yakalayıp sinesine sıkıştırır, öttüre öttüre cork cork öperdi beni. Öyle böyle değil… 25 kiloluk küçük bir kızsın, 100 kiloluk hala seni ciğerine bastırıp, mıncırıp somururken nereye kaçabilirsin? Sinir krizleri geçirirdim ve bir de çimdik yerdim annemden “ayıp” diye. İstemiyorum ben, ama koskoca büyük halaya ayıp olur!!

Bunu neden yapıyordu bilmiyorum. Hiç de sorasım yok. Kendisini görmeyeli seneler oldu. Allah sıhhat afiyet versin.

İlk çocukluk travması budur bende. Fobisi oluştu. Kimseye yanak uzatmıyorum. Tokalaşmak iyidir..

Ne kimseye sarılabilirim, ne de öpebilirim. Asla. Çok fena oluyorum.. Bunu da buraya yazıyorum. Çocukları zorlamayın. Siz seviyor olabilirsiniz ama o sevmiyorsa, kendinizi sevdirin önce..

13 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, insan olmak, şikayetlerim

Evde dişmacunu yapalim mi?

 

Uzmani konuşuyor, dikkatle dinleyin.

O kadar “beyazlatıcı/12 saate kadar koruyucu/hokus pokusçu” diş macunu çıktı ki artık gerçekten ürperdim. SLS idi, Paraben idi.. İçim çıktı. Yeterse yeter..

Dis macunlarindaki kimyasallardan tiksinmis bir anne olarak, evde kendi dis macunumu kendim yaparim dedim ve yaptim.

dismacunu

5 gr/1 tatli kaşığı karbonat,

1 çay kaşığı tuz

4-5 damla Nane yagi (anti bakteriyel ve koku verici)

1 tatli kaşığı Hindistancevizi yagi

Biraz limon suyu..

 

Toz maddeler porselen/cam  kâsede karıştırılır, sıvılar eklenir, yedirilir, macun kıvamına gelen karışım kapalı kapta dört kişilik aileye 3 gün kadar yetmektedir.
Mekanik temizlik sağlayan en basit, en zararsız temel diş macunu formülü budur. Tadı çok sert oluyorsa, toz tatlandırıcı ekleyebilirsiniz. Ben Starbaksta verilen poşet tatlandırıcılardan eklemeyi önerebilirim, Splenda iyidir.

Diş fırçalarınızı haftada bir 3 dakika kadar kaynatmayı ihmal etmeyiniz. 3 ayda bir de değiştiriniz. Nemli ortamda feci şekilde bakteri ürer…

Selamlar

IpekAG

5 Yorum

Filed under araştırdım, çocuk, güvenli hayat, icatlar, kültür, saglik, severim paylasirim

Kişiye özel çocuk kitabı : Pipapipa

Grupfoni’yi severim, kırk yılda bir işime yarasa da, yaradı mı tam yarar.. Bu yakınlarda bir fırsat verdiler: Kişiye özel çocuk kitabı..

“Günün Fırsatı: Çocuklarınız kitapların kahramanları olsun! Adınızı, yaşınızı ve yaşadığınız yeri yazın seçtiğiniz kitabın kahramanı olun! Pipa Pipa Kişisel Çocuk Kitapları 20 TL yerine %51 grupfoni indirimiyle sadece 9,90 TL!”

Fiyat çok makul geldi. Uzuuun zamandır biliyorum Pipa Pipa’yı ama paraya kıyamadıydım.. Çocuklar bir kitabın kahramanı oluyorlar. Adını, yaşını vb vb bir iki bilgi veriyorsunuz, kitaba o bilgiler yazılıyor ve kitap çocuğun macerasının kitabı olmuş oluyor.. Süper.. Keşke biri bana yapsa… :))

Hop yakala fırsatı..

Sitenin adı bile güzel: Çikolata tadında kitaplar

7 çeşit kitaptan üçünü seçtim, fotoğraflar yükledim, arka kapak için ayrıca resim ekledim, her bir kitabın arka sayfasına not yazdım.. Ayrı ayrı zarflara konulmuş olarak teslim edildi.. Ben çok beğendim.. Ne güzel bir anı olacak..Çok şaşıracak bizimkiler..

Aşağıda bu üç güzel kitaptan canlı fotoğraflar var, detay isteyen için şurada çok güzel bir videosunu da sunuyorlar.. Ayrıca, işlem sırasında alışılmadık bir sorun yaşadığımda, site yetkilisi Derya hanım canla başla yardımcı oldu ki, kendisine de ayrıca teşekkür etmek isterim…

image

image

9 Yorum

Filed under çocuk, icatlar, kültür, kitaplar, severim paylasirim

itiraf.bom -ii-

Yaşıtım kızlar hep aynı şeyi söylüyorlar..

– “Ben annem gibi olmayacağım demiştim hep, ama bakıyorum aynı annem oldum çıktım.”

benim başıma farklı bir şey geldi. Allah gani gani rahmet eylesin, babama döndüm.

Zamanında bize iyi dayanmış, yemin ederim çekilir gibi değil… Bıkıp usanırdık hep aynı lafları işitmekten. Adam yerdeeeen göğe haklıymış arkadaş.  Ve aynı cümleleri şimdi bir kez de benden dinleyin:

“şampuanın kapağını kapatın”

“diş macununun kapağını kapatın”

“ört o lambayı, nakış mı işliycen orda? gündüz gözüne ışık yakılmaz”

“suyu çok akıtma”

“çıktığınız odanın ışığını, kapısını kapatın evladım”

“bitir önündekini, sonra”

“bir kere giyip atmayın kirliye, her gün ayrı pijama mı giyilir, günah yavrum deterjana”

“yemekte konuşulmaz”

“bir pirinç tanesi bile bırakmayın tabakta, çok günah”

Buyrun geliyor:

6 Yorum

Filed under aile, çocuk

Zeka oyun’cusu buldum

Neomarin’de orta katta stand var.

image

Akil oyunlari, her yasa uygun yapbozlar, bulmaca dergileri.. Meraklisina…

Ben? Finalistim her zaman..

:)

Yorum bırakın

Filed under çocuk, icatlar, kültür, severim paylasirim

Delikteki Kurbaga ( V for Vendetta)

Ailemin bir donem kahvaltilarina damgasini vuran film Kramer Kramer’e Karsi idi.
Bizim tarafin “Yumurtali Ekmek” dediği, kocamgilin (!) “Dilim Batirma” olarak adlandırdığı Fransiz Tostu/French Toast hayatımıza bu filmle girdi.
Yakın zamanda izlediğim Vi ise, (dear Mr. Fry, in fact) o gun bu gündür kahvalti menümüze eklenen bir yıldız verdi bize.
Pratik ve degisik kahvalti arayana, istahsiz cocuklara..
Delikteki Kurbaga.

image

image

image

image

image

image

Acelem var bu sabah, ustunu de çevirip pişirdim…tipi daha guzel aslinda. Kizim da seviyor, kahvaltıya yeni fikir, yeni tat..
Trick: ekmeğin bir tarafını kızart, döndur, yumurtayı yavaşça akıt ki ekmeğin altından çekip gitmesin…
Gicik: filmi izlemeden bu bloga girilir mi? Kos git izle bu aksam. Ama dublajli izle. Orijinalinden on kat daha zevkli Turkce dublaj.
Muck: bir V maskesi almalı.

4 Yorum

Filed under çocuk, filmler, iştahlı işler, severim paylasirim