ve bu seneki resmi tatiller listesini huzurlariniza getiriyorum:
2011-2012 Eğitim Yılı Okul Tatilleri/İstanbul’a ait özel günler ve resmi tatiller takvimi
Filed under çocuk, ilkogretim, severim paylasirim
Abra Kadabra.. Yemek masasııı… Kaybola!
Öyle pek mutfak perisi bir kadın değilim. Sık sık da yemeğe misafirimiz gelmez. Kaç yıldır salonun bir bölümünü işgal eden bir yemek odası takımımız var. Giderek gözüme büyümekte. İKEA’ya her gidişte 25 metrekarelik yere kurdukları eve bakıyorum aklım kalıyor. Biz kocca bir alanı işlevsiz bir masa ve sekiz sandalyesine ayırmış durumdayız.
Masa masif. Kare şeklinde. ortadan ikiye ayrılıp ek parçayla sekiz kişilik olabiliyor.. Tam ortasindan tek ayaklı. Kapalı halinde çevresine 8 sandalye koymaya imkan yok. Sandalyeler de ayrı problemli modeller. Oturma yeri öne doğru genişliyor. Yanyana iki sandalyeyi sıfırlayamıyorsun. Arka bacaklarını hizalarsan ön bacakları rahat 30 derece açı yapıyor…
Nedense iskemlelerin oturunca diz altına gelen kısmı kalçanın altına gelen kısmından daha geniş. (oysa bizim anatomimiz tam tersini gerektiriyor. iki diz, iki kalcadan daha az enlidir…)
Adı geçen iskemleler masanın altında da olay yaratıyorlar. Birbirlerini itiyorlar, masanın etrafında 2+1+2+1 şeklinde dizilmek zorundalar..geçen hafta iyice sinir oldum, dört tanesini balkona çıkardım. Şimdi her kenarda bir sandalye ve heyüla masa..
Üstelik bir de büfe sorunum var.
Salonun yarısını iptal edip kalan yarısına sıkış tepiş oturmak çok can sıkıcı. Mesela iki masa olsa, yemekli misafir olmadığı zamanlar çalışma masası olarak kullansak…
Mesela sandalyeler üstüste istiflenebilseler ve yerden kazansak…
Mesela sandalyeler masanın altına girip kaybolsalar ….
Mesela masanın altı dolap gibi olsa büfeden kurtulsam…
Mesela büfe daha kısa olsa, masayı üzerine itelesem, gerektiğinde ortaya cekebilsem…. Zigon sehpalar gibi düşünün.. Sadece en üstteki ayrılabiliyor, altı da büfe işte…
Mesela köşe koltuk takımı gibi olsa sandalyelerin bir bölümü , gene büfeden kurtulsam..
(bu olmaz, kimse kıç kıça oturmak istemez yemek masasında)
bu da süperdir.. :)
Şu da hoşmuş: Kolay masa (kaptirdim kendimi biraz) .

biraz masa mı lazım; iki dakkada yap koy ortaya…
Bir çözüm lazımmm. işlevsiz, hantal yemek odası takımından gına geldi..
Assos yolunda mutlaka uğranması gereken yer…. Leb-i Derya restoran
daha evvel iki kere gittim, Assos’ta hala bir numara yok.
Fakaaat::::
Yol üzerinde çok acıktığımızdan hasbelkader durduğumuz ve aşık olup çıktığımız restoranı da 5* vererek anlatmak, en azından tavsiye etmek istedim. Salaş görünümlü amma tam aile yeri, zaten aile işletmesi… tuvalet tertemiz, çocuklarımıza gösterdikleri hürmeti anlatamam. Tatlı dil o kadar olur. İyi insanlar iyi yemekler.. Çok güzel kahve…
Assosa dogru giderken, Assosa 20 km kala filan diye tarif edeyim.. Solda..
Web sitesi : http://www.assoslebiderya.tk/
Birbirinden leziz balıkları Leb-i Derya ayrıcalığı ile deniz manzarası eşliğinde tadabilirsiniz. Plajımızda denize girerken cafe kısmında içeceklerinizi yudumlayabilirsiniz. Sizleri Assos sahil yolu üzerindeki yerimize bekliyoruz.
Firma Sahibi : Cihat BAŞARAN
Adres : Assos Sahil Yolu Sazlı Altı Küçükkuyu / Ayvacık
Telefon : 0286 764 00 68
Gsm : 0546 267 95 59
Filed under gezen güzel olur, iştahlı işler, severim paylasirim
Dün n’ooldu bil -I-
Kızımla arabada gidiyoruz, manavın astığı pankartı okudu: “anne -kavun karpuz kesmece- açılmış, gelelim mi?” (acilen dizi filan izletmem lazim bu cocuga, hayattan haberi yok..)
+-+-+-
Uzun zamandir ilk defa otomatik vitesli arac kullaniyorum. Allah’tan geçici bir süre için… Bir elim ve bir ayagim bosa cikti, arabada iki kat fazla sıkılıyorum. :(
(dedigim gun parmagimi kirdim. al işte elin boşa çıkması esas böyle olurmuş dercesine.. ya benim yildizim ne kadar yakin yaaa :( )
Ayrica bir kişi daha “otomatik vites mi? aa ne güzel tam kadinlara uygun” derse agzimi bozacagim. Kadini ne belliyorsaniz artik.. Düz vites araba kullanmak düşündüğünüz kadar erkek işi değil. Taşkafalar yaa..
*-*-*-*-
Bindigim takside on koltukta 1,5 yasinda afacan bir oglan cocugu vardi. Annesi alisverise cikmis, babasinin isyerine birakmis cocugu.. Adam sag kolunu sag koltuga capraz uzanmis halde araba kullandi cocugu kollamak icin. “arkaya bindiremiyoruz teyzesi, hep one oturmak istiyo”
Oooof of.
*-*-*-*-
Filed under ben yazdım, severim paylasirim
Hande giden Takyanoz….
Bu yazinin konusu olan deyimin hikayesini taa cocuklugumda babamdan dedemden (her ikisi de rahmetli oldu) dinlemistim. O zamandan bu zamana aklimda ne kaldiysa artik… Elciye zeval olmaz, dilimiz surcerse affola.. Eksiginden fazlasindan sorumluluk almam, buna bakip donem odevi yazmayin haa..
Bir zamanlar 7 arkadas varmis. O zamanki kral da Takyanoz adinda zalim bir kralmis. Bu delikanlilar kendilerine inanc ozgurlugu tanimayan bu kralin zulmunden kacarak bir magaraya siginmislar.
Yanlarinda da kopekleri varmis. Kıtmir. Niyetleri bir gece dinlenip yola sonra devam etmekmiş. Yatip uyumuslar, uyuyus o uyuyus.. Ben diyeyim üçyuz yil, siz deyin beşyuz yil uyumus kalmislar. Derken bir de uyanmislar ki, sabah olmus. (öhüm, dayanamadım) Feci de açlar sabah sabah. Magaranin girisinden bir bakmislar ki dun gece arkalarında avuc ici kadar gozuken kasabalari nehrin beri yakasina tasmis.. serpilmis, buyumus… Şaşmışlar ama hala akıllarına bir şey gelmemiş.
İçlerinden birini ekmek almaya yollamışlar. Giden arkadaş kasaba sokaklarının bu kadar gelişmesine inanamamış. Yol boyunca konuşulan dil bile aşina gelmemiş..Sonra bir fırına gelmiş, ekmeğini almış, cebindeki parayı çıkarıp fırıncıya uzatmış. Fırıncı parayı almış bakmış, Takyanoz zamanının altını olduğunu anlamış, “han’de giden Takyanoz” demiş adama. (O hoo, Takyanoz gideli ne zamaaaan oldu Hanidir yok Takyanoz… mealinde) sonra da “bu para geçmez” diyerek geri vermiş. Adam anlamış, anlamamış ama elinden ekmekleri alınınca başka fırında denemiş şansını. Orada da geçmemiş para, üstelik fırıncı “bu adam gömü bulmuş, altın para bozdurmaya çalışıyor” diyerek adamı subaşılara şikayet etmiş. Aradan geçen zamanda ülke kaç kere istila edilmiş, dil din değişmiş gitmiş… Adamı apar topar kadının huzuruna çıkarmışlar, dilini anlayacak yaşlı birini bulup tercüme ettirmişler. Adam yemin billah dün gece kasabadan ayrıldıklarını, bu sabah uyandıklarında …. anlatmış hikayesini.
Kadı bakmış inanılır gibi değil ama gerçek, adamın peşine düşüp mağaraya gidilmesine karar vermiş. Gitmişler. Adam “siz girişte bekleyin ben arkadaşlarıma haber edeyim” demiş girmiş içeri. Bir daha da çıkmamış. Ekip içeri bir girmiş ki kimseler yok. Rivayet o ki, göğe yükselmişler yedisi de.. Köpek Kıtmir de peşlerinden gitmek istemiş ama göğe alınmamış o, oracıkta taşa dönüştürülmüş yedi uyurlar dönene kadar beklesin diye.
Bu olay “Yedi Uyurlar” olarak bilinir, daha yaşlılarımız “ahsab-ı keyf” derler. gugıl size epeyce bilgi verecektir bu konuda. Daha iyisi Kehf suresine bakın.. Binbir gece masallarında Şehrazat’ın dediği gibi “ancak doğrusunu yalnızca Allah bilir..”
——–
Anneannem derdi ki, “uyku tutmayınca yedi uyurların adını söylemek hemen uyku getirir. ”
ve hepsini de mani gibi sayardı…
“Yemliha, Mekselina, Mislina,
Mernuş, Tebernuş, Sazenuş,
Kefeştetayyuş, Kıtmiiiir. ”
:)
————————-
Bu hikaye hem Kuran’da hem de İncil’de var. Binbir gece masallarında da var, Avrupa masallarından Rip van Winkle öyküsü de var..Demek ki olmuş böyle şeyler…
Konuya girmişken, çıkarayak Dede Korkut’taki Tepegöz ile Yunan mitolojisindeki Cyclops’u düşündüğüm ve “demek ki bir zamanlar böyle tipler yaşamış ve efsanlelere girmiş” demişliğim vardır.
Masallar güzeldir.
Filed under ben yazdım, kültür, severim paylasirim
İşletmemecilik örneği..
Dukan diyetindeyim, malum. Saf protein gunum. Kofte yemeye gittik.
Yanına layt ayran istedim.
Yokmuş…
Lan bitişik dükkan, Migros! Yolla komiyi aldır elli kuruştan, yaz hesaba iki liradan. Müşteri memnuniyeti de cabası.
Oooof of. Beceriksiz herifler…
Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, saçmasapanlıklar
Dukan Diyeti’nde 3. günüm
ilk iki günde 0 sporla 2 kilo verdim. günde 20 dakika yürüyüşe bugun başlayacağim.
http://www.dukandiet.co.uk/ sitesinden yaptigim hesaba gore:
7 gün atak
245 gün seyir
350 gün güçlendirme…
40 kiloya yakin verilecek.
vallahi gozumde buyutmuyorum. Kac senede aldim bu kiloları. Orantıya vuracak olursak jet hızıyla kilo verecegim . . .
Hamilelik gibi işte. Ayı gunu belli. Tıkır tıkır gecip gidecek.
Kitabı D&R’den aldim. Yulaf kepeğini (Ru-Sheim marka) gurmenetten.
işin özeti: dedemden kalma zayıflama önerisi: “üç beyazı keseceksin arkadaş” Dr. Piyer amcamiz bunun kitabini yazmiş işte.
Hep demişimdir, ne varsa büyüklerde var.. Ulu sözü dinlemeyen ulum ulum ulur…
Bir atasözüne de ben yapışıp kitap yazacagim..
Filed under iştahlı işler, saglik, severim paylasirim
Başıma bir iş geldi :( -DermMatch günlüğü-
Bir kadini kadin yapan üc sey varsa biri saçıdır. Benim de gayet gür, kalın telli, az dalgalı saclarım vardır ki, kolay sekillendiremesem de pek severim. Her boyda bana yakışır, orijinal sarışınımdır, fön çektirince pırıl pırıl parlar. O kadar severim ki hiç boyatmadım. Hayatım boyunca da boyatmayacagim. Beyaz saçlı kadın olmayı planlıyorum.
Geçen sene maruz kaldığım bir tedavinin yan etkisi olarak, (Mirena) kafamın tam tepesinde avuç içi kadar bir bölgede ciddi saç kaybım var.
Çok mutsuzum. Özellikle asansorde, tam tepeden ışık vurunca kafa derim parlıyor. O kadar fena bir sey ki anlatamam. Ne yapsan gizlenecek gibi degil, mecburen renk renk, cesit cesit sac bantlari aldim. Hani arkasi lastikli olanlardan..
resmen yari tesetturlu bir hale girdim ; sürekli mantıcı kadınlar gibi boneli boneli gezdim. Hani tedaviden çıktım ya, bekliyorum ki saçlarım da yeniden çıksın.
Çıkmadı.
Ben de epeydir incelediğim bir şeyi satın aldım. DermMatch. Bir tür fondoten gibi, pudra tarzi bir şey. Çok iri bir göz farı diyeyim. Aplikatörleri de parmak kadar süngerli çubuklar. Kutudan 4 aplikatör bir de aplikatör boyu uzatmak icin lastik bir borucuk cikti. Arkalara ulasabilmek icin.
Satis sitesinden Tulay hanimin anlattigi kadariyla aplikatörü ıslatıp dermmatch’e bandırıyoruz. kuru sac derisine sürerek boyama yapıyoruz.
yaptım
oldu!
Yastığa çıkmıyor, terleyince de akmıyor (selpakla silince birazı selpağa çıktı, çok mu surdum acaba?)
Bir şey sürdüğüm de belli olmuyor, çok begendim….
Elim alıştıkça çok daha iyi kullanacağima eminim daha bir günlük teyzeleri… :)
Darısı başınıza :D
Filed under alışveriş işleri, gezen güzel olur, icatlar, saglik, severim paylasirim
Koz ağacında karga var! (*)
Bir derdim var. Gündüz dördümüz pek bir araya gelemiyoruz. Bir tek aksam sofrasında böyle bir sansimiz var. iletisimimizin maksimum olmasi da gerekiyor bittabi sofrada..
iyi de arkadas, konusamiyoruz kari koca…
kizin eli klavye tutmaya basladi. yaninda site ismi vermemek icin akla karayi seciyorum.
ya da günlük olayları şifreleyerek anlatmak zorundayiz cunku aklina geleni aklina geldigi yerde sorabiliyor..
aile bireylerinin birer kod adi var bir süredir. kısaltmalar o biçim. bazi kelimeler ingilizce, bazilari farsca arapca filan…. normal muhabbetimizi yapamaz olduk..
Anne: Bugün FT aradı. OT’nin fatheri bize ömür olmuş
Kız : ne olmus?
A: Yok bir sey yemegini ye
Baba: Pero’nun annesi ile kardesi naapmışlar?
A: Hastaneden çıkmış Peronun kardeşi ama halen Totikle arasindaki cereyan mafiş.
gibi..
çok fena.
(*) bir antep deyimi. kulak misafiri olabilecek bir çocuk varsa etrafta büyükler birbirlerini uyarmak için “koz ağcında karga var” derler. boylece bilmemesi gereken şeyleri işitmez cocuk milleti.
bkz: Koz ağacında karga var.
(**) Koz: Ceviz
Filed under çocuk, ev işi, severim paylasirim
SİZ çoğuldur Callcenter cadıları.. Bıktım sizden
banka/sigorta bilmemne hattından aranıyorum zaman zaman. yayık yayık konuşan, konuşmaktan ziyade ekranındakileri bana okuyan solda sıfır biri bana:
-iyi gunler fanfinfondan ariyoruz, İpek hanimla mi gorusuyoruz?
+ evet benim.
– İpek hanim, öncelikle sizlere daha iyi hizmet verebilmek icin gorusmemizin kaydedildigi bilgisini paylaşmak isterim. (cok istiyorsan paylas, bana ne? ) Nasilsiniz ?
+ iyiyim siz nasilsniz? (sor bakalim senin yaven için musait miyim)
– bizler de iyiyiz. sizlerin almis olduğunuz fanfinfon sigortası ile ilgili bilgi vermek icin aradik.
ve uzar gider. burada dirt birt kullanilan SİZLER lafı sen’in kibarca soylenmisi olan SİZ olmalidir ama iyicene kibarlaşan callcenter metin yazari olan uyuzlar siz+ler diyerek zaten cogul anlami olan bir kelimeyi iyice coğaltmakta ve insana kendisinde kisilik bolunmesi oldugu vehmine kaptirmaktadir.
bir gun usenmeyip bunlara hazir metin cevaplar yazacagim. aradiklarinda çat diye yüzlerine okuyacagim.
bi bos vaktim olsun hele…
*-*-*-
bi de israrla cocuklarima Falan bey ve Filan hanim diye hitap eden cinsler var.
– Oglunuz Ayışığım (degil tabi, uydurdum) kac yasinda?
+4
– Evet Ayışığım beye özel bir çalışmamız da var.
+ ne beyi manyak hamfendi, oglan daha kıçındaki bezden yeni çıktı, çalışmayın ayrıca oglumla.. yıkılın karşımdan … diyemiyorsunuz.
*-*-
şey de fena:
– (bolca laf salatasinın sonunda) bütün bunlara ilavetn ıvır veriyoruz kivir kazandiriyoruz sadece günde 2 liraya bütün bunlara sahip olmak istemez misiniz?
o ana kadar ambale olmadiysaniz
+ nasil yani? ayda 60 lira mi verecegim?
– hayir gunde sadece iki lira seksenyedi kuruşla bütun bu imkanlara…
+ (aha küsurat da çıktı) hamfendi ayda kac lira cekilecek kartimdan????
- seksenaltıliraonkuruş (neredeyse fısıldayarak)
sona ses yukselyor, canlaniyor, sanki bağ bağışlıyor: siz degerli musterileerimize sinirli miktarda sunabildigimiz bu ayricaliktan yararlanmak isteyeceginize eminiz. ulkemizin onde gelen sanatci ve sporcularna da verdik. (son bi tane kaldi, cok yalvaran var ama biz size vercez, kara kasinizin hastasiyiz) bonus akses vördkarta 11 taksit imkani da sunuyoruz, kartinizin önyüzündeki onalti haneyi rica edecegim..
+Ne munasebet ya? deli misiniz? hesaba bak.. da denmiyor. baştan saviyorsun bir sekilde sonra on dakka söyleniyorsun.
*-*-*-
daha dun adsl icin aradilar.
– bugun ayda 5 kurus oduyorsunuz, aylik faturanizi 4 kurusa dusurmeniz ve 12 ay boyunca yilda toplam 12 kurus odeyerek su anki tarifenizden hesaplanacak olursa ikibucuk aylik internet baglantiniz da bedavaya gelecek.
+ nasil olacak?
– virvirvirvir bir ton laf, 24 aylik taahut verecekmişim.
+ yok iyi boyle.
kadina nasil agresif ol dedilerse artik cikisti bana:
– faturaniza indirim yapacagiz, internet hiziniz artcak niye istemiyorsunuz?
+sana ne? de denmiyor. bir sekilde onu da savdim… biz arasak onbeş dakka hatta bekler ordan oraya aktarilir adam gibi derdimden anlayan yetkili bulup konusamam. adamlar şak diye eliyle koymus gibi cepten arayip lafa boguyorlar yaa
Filed under alışveriş işleri, şikayetlerim


