Anneannemden Masallar -ii- Kurt bir gün acıkmıştı…

Bu masalsı tekerlemeyi ilkokulda, okuma kitabından öğrenmiş rahmetli anneannem. Hiç unutmadığı gibi, o tatlı, nameli sesinden tekrar tekrar dinleye dinleye ben de bir  kısmını ezberlemiş durumdayım. 

Yarı hatırladığım kadar, yarı internetten bulduğum kadar… Kurt masalı şöyle bir şey: 

KURT MASALI

Kurt bir gün acıkmıştı
Dağlarda ava çıkmıştı

Bakınarak sağa sola
Geldi en işlek bir yola

Dedi: ”Bu çok güzel bir yer,
Bir kısmetim varsa eğer,

Ayağıma gelir kendi.”
Seçtiği yeri beğendi.

Geçti öyle hayli zaman
Bir katır çıktı uzaktan

Geliyor çifte atarak
Tozu dumana katarak..

Titretti bir sevinç kurdu,
Çıktı yol üstünde durdu.

Katır dedi: ”Kurt arkadaş!
Öyle uzak durma, yanaş..

Bilirim ne diyeceksin,
Açsın, beni yiyeceksin..

Ye, ne çıkar bundan, ama
Bak bir şey geldi aklıma

Etim pek tatlı bir ettir
Fakat kemiklerim serttir

Getireyim sana bir satır,
Kemiğimi onunla kır..

Madem ki son demimdeyim,
Böyle bir iyilik edeyim

Sana ölümümden evvel…”
“-Peki. Git de çabuk gel..”
Kurdu aldattı bir satır
Getireyim diye katır.

Geçti yine hayli zaman
Bir at göründü uzaktan

Kişneyerek şahlanıyor
Dağı kimsesiz sanıyor..

Titretti bir sevinç kurdu,
Çıktı yol üstünde durdu.

At dedi ki: ”Kurt arkadaş!
Öyle uzak durma,yanaş..

Bilirim ne diyeceksin,
Açsın,beni yiyeceksin..

Ye, âfiyet olsun ama
Bak bir şey geldi aklıma

Bilmiyorsun ne cinstenim,
Öğren aslım nedir benim

Getireyim berâtımı
Bildiğin arap atı mı,?

Yoksa huysuz bir beygir mi?
Bilinmeyen şey yenir mi?

Mademki son demimdeyim,
Büyük bir iyilik edeyim

Sana ölümümden evvel..”
“-Peki, git de çabuk gel..”

Getireyim diye berat,
Kurdu aldatıp gitti at…

Geçti yine hayli zaman
Bir koyun çıktı uzaktan
Titrek sesiyle meliyor
Güle oynaya geliyor

Titretti bir sevinç kurdu,
Çıktı yol üstünde durdu.

Koyun dedi: ”Kurt arkadaş!
Öyle uzak durma, yanaş…

Bilirim ne diyeceksin,
Açsın, beni yiyeceksin.

Ye, ne çıkar bundan, ama
Bak bir şey geldi aklıma

Ne oyunlar bilirim ben,
Bir kere gör de, neşelen

Eski sevincin azalmış,
Belli, gönülcüğün dalmış

Bir kederli düşünceye
Yiyeceksen neşeyle ye..

Mademki son demimdeyim,
Böyle bir iyilik edeyim

Sana ölümümden evvel.”
“-Haydi, oyna güzel güzel.”

Kurt aldandı bu oyunda,
Kaçıp kurtuldu koyun da.

Artık sular kararmıştı
Gece etrafı sarmıştı

Tenha, sessiz bütün yollar,
Ne gelen var, ne giden var…

Zavallı kurdun karnı aç,
Bir lokmaya bile muhtaç…
Akıtıyor gözyaşını,
Artık akılsız başını

Keskin taşlara vuruyor,
Şöyle söylenip duruyor:

“Bulmuştun bir âlâ katır,
Ye, düşünme gönül hatır…
Nene lâzım senin satır,

Kasap mıydın behey sersem?
Bana lâyıktır gebersem…

“Bulmuştun bir semizce at,
Ye etini, sırt üstü yat…
Nene lâzım senin berat?

Kadı mıydın behey sersem?
Bana lâyıktır gebersem…

“Bulmuştun bir âlâ koyun,
Ye de, uzan yüzükoyun
Nene lâzım senin oyun?

Köçek miydin behey sersem?
Bana lâyıktır gebersem…”

Kurt, zavallı, bütün gece
İnleyip durdu delice…

Gün doğarken işi bitti,
Açlığından ölüp gitti…

Orhan Seyfi ORHON

4 Yorum

Filed under çocuk, severim paylasirim

Kar Zinciri Paslanır Mı?

Benimki paslandı.

Karlı havada araba kullanmıyorum. Ancak bu şeyin bulundurulması zorunlu. Bulunduruyorum ama. Paslanmış pis şey. Bendeki evde durduğu yerde paslanmış, paslı paslı kullanan da vardır elbette.

Al işte.. Canımız bunları takanlara emanet…

 

5 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Anneannemden masallar -i- “Keçiyi içeri al”

Allah rahmet eylesin, anneannem çok güzel anlatırdı, ben hatırladığım kadarını, kendime göre anlatacağım: 

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde fakir bir kadıncağız varmış. Tek göz bir evi, minik bir ağılı bir de kümesi varmış. Eşi, üç çocuğu, bir ineği, bir keçisi, bir horozu üç de tavuğuyla yaşıyormuş… Ve felaket derecede de bunalıyormuş. Sürekli şikayet, sürekli dertlenme… “nasılsın?” demeye gelmiyormuş, kadın hemen “çocuklar da hasta, inek de huysuz, eşim de işsiz…..” diye başlıyormuş..

Derken bir gün, birisi kadına yukarı köyde yaşayan bilge bir dededen bahsetmiş. “ne derdin varsa ona anlat, hemen çözer” demiş. Kadın sevinmiş, almış bir sepet yumurta, bilgeyi ziyarete gitmiş.

Dağın tepesine yakınmış bilgenin evi. Havadar ve manzaralıymış ama kadın daha bilgeyi görür görmez söylenmeye başlamış…” ne uzak yere yapmışsın evini, çık çık geberdim, su gibi ter içinde kaldım…” diye.

Aksakallı bilge dede, anlamış kadının huysuzluğunu, ses etmemiş. Hediye sepetini almış, derdini sormuş kadının. Kadın nefes almış, “evimiz dar ve küçük, hem de…” diye başlayıp uzuuun uzun anlatacakmış ya, aksakallı dede, kesmiş sözünü… “derdin bu mu?” demiş, “bundan kolayı yok.. Hemen eve git, keçiyi eve al..”

Kadın şaşırmış, ama koskoca bilgeyi sorgulamak ayıp gelmiş. Eve gitmiş, keçiyi ağıldan çözüp eve bağlamış. Zaten dar olan ev bir de keçi kokmaya başlamış. Üç gün sonra kadın dayanamamış bilgeye koşmuş.. “aman efendi hazretleri ev dardı, bir de keçi girdi…” demesine kalmadan, bilge dede atılmış: “oh oh iyi, şimdi de tavukları al eve.. hadi koş”

Kadın şaşkın şaşkın eve dönmüş. Tavuklar kümes yerine evde gecelemişler o gece. Adım atılacak yer yokmuş, üstelik ev hem keçi hem tavuk boku kokmuş..

İki güne kadın dar atmış kendini bilgeye.. Ağzını açamadan bilge uzaktan seslenmiş: “Horozu da al eve, horoz dışarda kalmasın”

Kadın ağlamaklı, eve dönmüş, horozu buyur etmiş içeri… Artık koku bir yana, horoz evdeki herkese gaga atmış, gagalayamadığını mahmuzlamış; pırrr çırpınıp her yeri tüy toz içinde bırakmış; keçiye sataşmış, keçi çocuklara tos atmış; çocuk sofraya takılmış, yemekler ekmekler ortaya saçılmış; bir vaveyla ki o kadar olur. Adam sabah ezanı evden fırlamış, daha evvelden beğenmediği bahçıvanlık işi varmış bir tane, onu kabul etmiş, o gün başlamış işe…

Sabahı zor etmiş kadın, daha kapıdan çıkmadan bir çocuk gelmiş avluya, “bilge dedenin selamı var, bugün de ineği alacaksınız eve” demiş gitmiş.

İnek de girince, kapıyı zor kapamışlar o gece. Değil yatak serip yatacak, evde ayakta duracak yer kalmamış. Koku bir yana, gürültü kıyamet dayanılır gibi değilmiş. Huzur kalmamış, herkes ağlamaya bağrımaya başlamış…

Gün doğar doğmaz bilge dede kapıdaymış. “çıkar kızım ineği” demiş, gitmiş.

İnek ahıra geçince ev gözlerine kocaman gözükmüş. Diğer hayvanlar artık o kadar göze batmamış ama rahatsızlık bayağı azalmış sonunda.

Üç gün sonra dede haber salmış: “tavuklarla horozu da çıkarsınlar”

Ev bir kat daha genişlemiş, büyümüş… Eve bir huzur gelmiş, herkesin yüzü gülmüş…

Bir hafta sonra kadın kendi elleriyle sağdığı inek sütünden yoğurt, keçi sütünden de peynir yapmış, dedenin yanına varmış.

Dede gülerek karşılamış kadını. Bir süre sessiz sessiz manzaraya bakmış, huzurun tadını çıkarmışlar..

Bilge dede, “keçiyi çıkar artık” demiş. Kadın sevine sevine eve dönmüş, keçiyi ağıla bağlamış, evi silmiş süpürmüş, çocuklarla saklambaç oynamış, eli kolu sebze dolu gelen eşini gülerek karşılamış.

Ev saraylardan güzel, kırk odalı hanlardan geniş gözüküyormuş gözlerine. Hem evde hem içlerinde bir rahatlık bir huzur başlamış ki o kadar olur. Artık kimse hiç bir şeyden şikayetçi olmamış, şükrederek yıllarca mutlu mesut yaşamışlar.

Masal da burda da bit-miiş.

Ailemizde bu masala sık sık referans verilir. 

* Haline şükretmeyi bilmeyen, keçiyi içeri alsın…

** Bir dertten kurtulma arefesinde: “hele bir keçiyi de çıkarayım” 

13 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, kültür, severim paylasirim

Nakil Yazı: Mutfağıma Altın Portakal Kazandırdım

Diğer bloğu iptal ediyorum, yazılar nakil geliyor:

02/03/2010

Eski perde bir şekilde haşat oldu. (*)

Ben de gittim perdeciden kumaş begendim yeni perde icin. Sectigim perdelik kumas aslinda oturma odasina ne bileyim, yatak odasina gidecek bir perde. Pek mutfak perdesi degil yani… Ama biraz iç açıcı olsun istedim.

Gitti eski perde, geldi yeni perde:

Perdede cart turuncu ve altın sarisi rengi karışık. bayagi hava vermis ama degil mi??? Her neyse, perdeden kumas artti, ben de epeydir dusundugum bir seyi uygulamaya koydum. Damacana kılıfı.

Perdelerimle takim damacana kiliflarimi kendim dikmedim malesef; ancak en kisa surede bir dikis makinesi edinmeye kadar verdim, kafam fikir dolu. Saniyorum biyolojik saatim mefrusat kursuna gitme vaktini çalıyor…

2 ayri modelden 1’er metre sonn derece janjanlı kenar süsü aldım Pendik’teki o meşhur tuahfiyeciden.. (kapali otoparkin yaninda hani.. adini hatirlamadim şimdi. gerci kenar süsünün de “fisto” gibi bir adi var ama onu da hatirlamiyorum : )) )

İste sonuclar:

Ve evet, ÇOK su içiyoruz. 3 farklı markanın suyunu kullanmaktayız :))

(*)  Bu konu önemli: Patlıcan közlerken közlematik’e değen perde alevsiz yanmaya uğradı. Ütüyü kumaşın üzerinde unutursanız hani önce sararır, sonra ütü şeklinde simsiyah yanar… Öyle. Ev yangınları da çoğunlukla mutfaktan çıkıyor zaten. Çok şükür ki Garanti ev sigortamız vardı, perde masraflarımız hemen ödendi… Kiracıya 10,000 TL’lik eşyanın sigortası 78, 20,000 TL’lik eşyanın sigortası toplam 128 lira. Değmez mi? Değer.. <

Yorum bırakın

Filed under ev işi, icatlar, severim paylasirim

Bi kutu eglence

Armagan oyuncakta 15 liraya, 5-45 yas arasi eglence. Bayram icin edinin, çocukları epeyce zapt edip eglendiriyor.. 8 cesit oyun, daha ne ?

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, severim paylasirim

Maskara etmeden maskara surmek

image

Bu fikri nette gordum. malûm-i âliniz, rimel makyajın son aşamasıdır. Ve rimeli kokten surmeye calismak, goz kapaginıza, hâliyle farınıza bulaştırmak demektir. Goz kapaginda kara kara rimel lekeleri, silmeye çalışırken farın yitmesi… Sinir.. Maskaralik… Plastik kasiktan kalkan. Rahaaat rahat surunuz..

6 Yorum

Filed under bakımlı hatun, icatlar, kozmetik, severim paylasirim

itiraf.bom -i-

Bunu da buraya yazıyorum. Yıllar önce, acemi bir kitap kurduyum. (yaşıtlarımın fersah fersah ilerisindeyim ancak acemilik bariz o vakit..)

Film kültürüm ise sıfır denebilir.. (hâlâ da öyle ahım şahım bir ilerleme yok o konuda.. belli benek filmler o kadar. ne yönetmen bilirim ne bişey)

Bir grup taze üniversiteli oturuyoruz. Grubun yarısı kendi aralarında “Örümcek Kadının Öpücüğü” filmini kritize ediyorlar. (onlar da acemi bu entellektüel alanlarda ama hırs o biçim, arayı kapatacağız acilen) Ben sazan hemmen atladım. Hayır bu kırk kişiyiz birbirimizi biliriz, neyi ispatlıyorum, kime hava atıyorum???

-He ben de biliyorum. Kadın süperdi o filmde..

+ Hangi kadın??

– eeeğğğ O kadın işte. Örümcek kadın? ! Vardı ya hani.. (batıyorum ki ne batma)

+ O filmde iki tane erkek var o kadar. Kadın yok.

– (ALLAHIM YER YARILSINNNNN) ah, evet, filmi di mi? ben kitabını okumuştum, orada vardı kadın, başrol hatta. Demek filmde yönetmen yorum getirmiş..

 

 

Arjantin ağla bana.

Mühü.

O hafta gittim aldım kitabı, okudum.

Güzeldi..

 

…………………………

gençlik… ne günlerdi…

 

5 Yorum

Filed under kültür, severim paylasirim

Lila Kutu Ekimmmm :) ……………………….2012

image

Bu, gecen ay gelenden daha guzel bir kutu olmus.

Rebul Yasemin kolonyasini kaptirdim bile. Kizim el koydu. Rebul her zaman hos karşılanır bızım evde.

Moschino minnacik bir sprey-parfum. Koku çocuksu, alınır..

Nonique’in uzerindeki orijinal kullanma tarifi ile, yapistirma etiketteki Turkce talimat, birbiri ile çelişiyor. Orijinali yüzü bununla temizleyip ılık su ile yıkamayı önerirken, etiket yüzü yıkadıktan sonra üzerine sürülmesini istiyor. Ya benim Almanca iyicene kıtlaştı ya da ithalatçı firmaya tercumeyi google amcam yapmis herhalde. ( kullandıktan sonra gelen yorum: kendi tercumeme göre kullanıyorum, beğendim. )

Ama yine de şükür,  diğer bazı blogculara fondotenimsi renkli kozmetik ulaşmış.  Ben benimkinden memnunum…

Rare blossomlar umut vaadediyor, deneyince yazarim.  ( kullandıktan sonra gelen yorum: benim cildime biraz daha ince bir krem iyi geliyor. bu yaramadı, saç jölesi tarzı olan da benim argan yağımın tırmağı olmaz. evet, ıslak saçın kolay taranmasını sağladı ama ne şekil veriyor ne de elektriklenme/uçuşma sorunumu çözüyor. Doa‘ya devam)

Cosmed uzerinde “sivilce karşıtı” yaziyor, tercume etmisler: renk karsiti krem… Bilemiyorum. Kendileri de bilmiyor…

Yeşil sey de salatalikli makyaj temizleyici. Denersem yazarim.  ( kullandıktan sonra gelen yorum: krem yokluğunda kullanılabilir. yağsız, göz makyajını da güzelce çıkardı.. bilinmeyen marka olmasından kaybediyor. koydum banyo dolabına, gerekirse kullanırım. Her gün makyaj yapıp silmiyorum, o iki fazlı solüsyonlardan var evde makyaj temizleyici olarak. O bitsin daha bunun gibi, organik morganik bir şey almak lazım. Her koşulda, göz çevresi derisi hassastır, yağlı ürünlerle makyaj silmek beyaz noktacıklara sebep olur, ıslak mendil de bebek poposu temizlemek içindir, gözünüze sürmeyin…. )

Bi de, oje brosuru cikti, mana veremedim. Attım gitti.
Bayram karti karikatur gibi ;p

bu kadar… ve teşekkürler Lila Kutu, blogları yayınladığın için…

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, kozmetik, severim paylasirim

Çocuğu işe sal, ardına kendin düş

Kızıma aldığım ve almadığım bir çok kitabı denetime tabi tutuyorum, kendim okuyorum önce. Testleri de önce kendisi uğraşıyor, sonra ben çözemediklerine yardım ediyorum. Tek başına altından kalkamıyor bu bir, sorularda hata olabiliyor bu da iki.

İşte bir örnek.

hatalı soruAz çok geometri bilirim. Prizma tabandaki şekle göre adlandırılan dikdörtgen yan yüzlü şeydir.  Üçgen prizma tabanı üçgen olan prizmadır. Çadır, çatı vb üçgen prizmatiktir. Üçgen prizmanın içinde karesel bölge olmaz. Yani çok tıkız bir prizma değilse yanal alanları genellikle dikdörtgendir. Soru yanlıştır.

Soru Piramit’i kast etmektedir. Piramitler de taban şekillerine göre isim alır, kare, üçgen ve dikdörtgen piramit olabilirler. Üçgen piramidin bir adı da Düzgün Dörtyüzlü’dür ki, en sevdiğim geometrik cisimdir.

(ve bütün bunları ben kendim öğrenmişimdir, kimse bana yardım etmemiştir. Başlarında durmasak bu yeni neslin tın tın kalacağından korkuyorum bu bir, benim zamanımda kitaplarda bu kadar çok hata olmazdı bu da iki…)

Mutfaktan bazı geometrik cisim örnekleri:

Silindir

Küp

Prizma

Koni

 

Piramit

 

2 Yorum

Filed under çocuk, ilkogretim, saçmasapanlıklar

Hastanede ince düşünce

Bugün bir bir vesile uğradığım bir hastanede bunu gördüm, çok beğendim.
şarj ünitesi

4 Yorum

Filed under severim paylasirim