Category Archives: soruyorum

Helal Gıda Sertifikasyonu? Ne lüzum? No lüzum..

Elhamdülillah Müslümanım, en başa yazayım, gereksiz itişmelere girmeyelim…

Alim filan değilim, bildiğim az miktar şey var, onun da yarısı yanlıştır belki. (tevazu )

Kuran’da Haram (kesinlikle uzak durulacak) olarak geçen 5-6 şey var desek,: Fal, Domuz eti, Alkol, Kumar, Faiz, Şirk (put) olarak sayabilirim.

Buradan bakınca, detaya girmeyelim, “boğazımıza kadar günaha battık” diyorlar ya, muhtemelen doğru. Allah cümle günahlarımızı affetsin.

Konu: Şu aralar milletin ayılıp bayıldığı Helal Sertifikası. Yahudiler de bizim gibi, her şeyi yemiyorlar, koşer (temiz) olduğuna dair damga olmasini gerekli görüyorlar. Etler bir haham gözetiminde kesilmeli mesela…bizimkiler de onlara mi imrendi bilmem.

Milletimiz EŞİT DERECEDE HARAM OLAN faize, kumara, alkole hiç aldırmaz ama domuza karşı hassastır. Bunu bilen gıda şirketleri de,ben kendimi bildim bileli paketli herşeyin üzerine “mamüllerimizde domuz yağı ve katkıları bulunmaz” yazarlar.

Şimdi de “helal gıda” “helal kesim” “helal üretim” işleri çıktı. Sorularım ne zamandır birikti kaldı, aha yazıyorum şuraya:

  • Helal peynir nasıldır? sağarken “besmele” mi çekilmiştir? makineler sağıyor zaten.. Ben yerken besmele çeksem o yeterince helal olmaz mı bana?
  • sertifikayı her bir ürün için tek tek alması gerekmez mi firmanın? her birim ürün için yani. mantık onu gerektiriyor. belki şu bisküvi üretilirken sertifika  alındı, e ondan sonrakiler haramsa? ne bilelim biz?
  • En önemlisi de: fenilketonürili insanlar için suni tatlandırıcı konulmuş ürünlerde uyarı yazısı olur;  vejeteryan ve vegan insanlar için uygunsuz içerik varsa, ambalajda yazılır; fıstık allerjisi ne bileyim gluten intolerant olanlar için yine ambalaja not düşülür, “fıstık/gluten içeren ürünlerle aynı hatta üretilmiştir” diye. Kimin zoru varsa o uyarılır. Normali bu..
  • Bu durumda, teeek tek her şeye helal sertifikası verileceğine, direkt “haram belgesi” verilmelidir. Net olarak yazsın pakete, sen sağ ben selamet. Öylesi böylesi yok, karışmaz. İsteyen alır istemeyen almaz.

Bunu öneriyorum.

Helal sertifikasına aldırmıyorum, bunun küçük, gizli bir tür bölücülük olduğu konusunda komplo teorim var. Domuz değilse, helaldir. OK.

Sertifikayı icat edenin yeterliliğini sertifikalandıracak kurumların akreditasyonuna girmeyelim. Bundan cebe atacakları zilyon lirayı hiiiç hesaba katmıyorum.

En fenası, diyelim A deterjanı helal sertifikası aldı diyelim, ne biçim reklamı olacak bu biiir, rakip tüm deterjanlar sertifikasız olduğundan aristo mantığı gereği haram pozisyonuna düşecekler bu da ikiii.

Durduk yere malları da tüketicileri de yaftalamanın ne alemi var? Sepetinde B deterjanı varsa bi ton insan piiis pis bakacak suratına.

Gereksiz çıkışlar yapmayalım, böyle bir şeye hiç ihtiyacımız yok.

13 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, güvenli hayat, iştahlı işler, saçmasapanlıklar, soruyorum

40 Yaş Nedir, Nasildir?

Kimse bana söylemedi bu işlerin böyle olduğunu, bari ben size anlatayım.. 40’ına gelmek ne demek?

image

Bu, sol elimin yumruk hali. Kahverengi lekeler belirmeye baslamis

image

Bu da parmaklari yukari actigim resim. Ciltte kuruluk son derece belirgin.

Çamaşır makinesi var, bulaşık makinesi var, havalar serinledi mi eldivenimi giyerim; envai çeşit yerlisi ithali, organiği sentetiği krem üstüne krem sürüyorum da bu haldeyim.

Yaş ilerliyor, belli etmesek de gençlik, tazelik kaçıyor… Geçenlerde çok daha dinç, dinamik olduğum 20’li yaşlarımı düşündüm… 30’ların başında enerjimden hafifçe titrer gibiydim.. O kadar yani..

15-16’mda hissettiğim duygular, kokular, heyecanlar aynı kaldı. Ama beden o beden değil. Yaş kemâle ermekte. Saçlar ağarmakta, altı ayda bir botox şart olmakta…

Henüz kızıl havaları seyretme zamanım değil, ama ağır ağır çıkıyorum o merdivenleri. Benden önce gidenlerin sırasına girdim, listenin başına ilerliyorum. Allah sırayı şaşırmasın..

O yaşları istiyor muyum? Hayır. O yaşlar olmasaydı, bu yaşta burada olmayacaktım. Kalan yaşlarda daha kesin hedeflerim var. Kitabımı bitireceğim, kendimi iyileştireceğim, işimi kolay kılacağım, bilgimi paylaşıp yayacağım ve mümkünse biraz olgunlaşacağım.

Bunca yılın içinde tek pişmanlığım, sigara içmiş olmak. Bıraktım, hamdolsun. Keşke hiç içmeseydim.. Kalan herşey, eyvallah.

Kaybettiklerimi, özlüyorum. Babam, dedem, anneannem, Nahide teyzem, amcalarım, babaannem, büyükbabam, Faik dayım.  Nur içinde yatın.   Kalanlar, kendinize mukayyet oldun, bana lazımsınız.

My Way, sıkça düşündüğüm bir şarkı zaman zaman.. İyi şarkı.

Allahım çok şükür bu yaşa erdirdin; ailemize huzur,sıhhat, afiyet, uzun ömür, hayırlı kazanç, bolluk bereket ver, karı koca şöyle emekli olup, eleğimizi asıp, dede+nene olup, torunlarımızı  sevelim inşallah.

15 Yorum

Filed under bakımlı hatun, insan olmak, kozmetik, saglik, severim paylasirim, soruyorum

Civcivlendik -iv-

image

Bu ilk kafes dar gelmeye basladi, artik bir aylik olan, pilic adayi civcivlerimize. Boyunlari uzadi, kafalarını kafesten uzatmaya basladilar :)

Daha ne kadar buyutecegiz, en iyisi bunlari verip muhabbet kusu alalim dedik. Pet şop abi “oyle olmaz” dedi. Bu kadar baktim, anneler gunu arefesinde basimdan atmak, faili mechul, gaybı bilmemne etmek hic icime sinmedi. Kafesi kumes ettim. Sekiz liralik iki civcive ettigimiz masraf o bicim. Ama çok siriner yaaa.

Keske tavuk olsalar bari de yumurta yesek…. Günde birer yumurta verseler, tanesi şu kadar liradan, yaptiğimiz masrafı kaç günde çıkarırız desek?!?

image

Bıcırık’ın bembeyaz kanat tüyleri iyice uzadı. Gıcırık ise niyeyse kuyruk da uzattı. Horoz mudur aceba?? Ya tavuk olsunlar lütfen. Niye anlayamıyoruz biz bunları????

image

Yeni kafes, saray gibi. Otomatik suluk, (keske bastan alaydim) papagan yemligi… Tunekler, corap bozmasi tul yerine dantelali tul… Kuslar rahat etti canim…

Ipek annenin bir ciftligi var, ciftligimde civcivlerim var…

 

VIP pilic, pilic bizim isimiz…

5 Yorum

Filed under çocuk, Civcivcilik, severim paylasirim, soruyorum

Civcivlendik -iii-

image

Spa masaji eksik koftehorlarin. Feci bakiliyorlar….. Timar sonrasi Gicirik, huzurlarinizda…

image

Minicik kuyruk cikartti bi de… Kanat tuyleri gelisti. Horoz bu heralde?!?

image

Bu da Bicirik. Kuyruk yok. Kanat tuyleri bembeyaz uzuyor. Civcivler niye sari olur sahi?

Bu is ne kadar surecek daha??

Yorum bırakın

Filed under çocuk, Civcivcilik, severim paylasirim, soruyorum

İstanbul Dersi

İlkogretimlere bu sene secmeli ders konmuş. İstanbul. Bu sene üçe geçen kızıma da bu ders var. Seçmeli nedir bilmiyorum, seçmeyenler mesela, Gaziantep dersi mi okuyacaklar?

Dersin bir kitabı yok, müfredata ne aralık girmiş, dersi verecek öğretmen İstanbul’u ne kadar tanıyor da anlatabilecek, amaç nedir hiç anlamadım…

Yalan olmasin, bu derse dair hazır bir kitap var. Osman Koca isimli birisi yazmış, yayınlayıp hazırlamış. Ne aralık halletti bilmem, bizzat arkadaş kitap satsın diye ders konmuş olamaz. Da Milli Eğitim dersi koyduysa kitabı da temin etmeli. Matematik kitabı, var. İstanbul kitabı? Ney??

Yayınevi sağ görüşlü olabilir, “yayınlarımız” linkindeki ilk 25 kitap o şekil. bence sorun değil. zarfa değil mazrufa bakarım.

Şimdi verdik siparişi, kitap gelecek, göreceğim. Acaba sınıfta kaç kişide olacak bilmem, bakalım kitap neleri kapsamış, uğruna cilt cilt ansiklopediler yazılmış İstanbul’un nesini nasıl anlatmış…

Osman bey bir kitap sitesindeki  özgeçmişine göre,

"1975 yılında İstanbulda doğdu. MEB bünyesinde öğretmenlik yaptı. 
Başta Dergâh, Türk Edebiyatı ve Yedi İklim olmak üzere değişik edebiyat dergilerinde öykü ve incelemeler yayınladı.
Hayata Dair isimli öyküsüyle 2003 yılı Orhan Kemal Öykü Ödülüne layık görüldü.
Yine aynı yıl Kral Suban adlı eseriyle Beyan Yayınları/Romancı/2003/ İlk Romanlar ödülünü kazandı. 
Yazarın Doğu ve Türk klasikleri üzerine çeviri ve transkrip ürünleri bulunmaktadır.
Düşnane adlı bir de öykü kitabı bulunan yazar, derleme alanında pekok eser vermiştir: Kelile ve Dimne, Gülistan, Dede Korkut Hikayeleri, Kerem ile Aslı,
Evliya Çelebi Seyahatnamesinden Seçmeler, Yunus Emre Divanından Seçmeler, Kutadgu Biligden Seçmeler, Mesneviden Seçmeler. 
Ayrıca yazarın Divan Şirinden Seçmeler ve Halk Şiirinden Seçmeler adlı iki seçki eseri bulunmaktadır."

 

Derlemeci bir arkadaş belli ki. Benden genç. Öğretmenlik yaptı dendiğine göre, artık yapmıyor. Emekli olacak yaşta değil..

Neden bıraktı acaba? Ne öğretmeniydi ki?

Bu kitabın yazarı olma vasfını nasil kazandi? Osman beye gelene kadar kimse kalmadı mı üniversitelerde filan?????

cok merak ettim ben

 

1 Yorum

Filed under çocuk, soruyorum

Polonezde domuz eti var mi? Yok

uzun zaman önce o malum mail zinciri bana da ulaştı. şimdi buraya tekrar kopyalamayayım ama elhamdülillah müslüman olunca, insan degil satin almak, geçerken markette bulunduğu rafa tükürmek istiyor. o kadar iddiali ve mide bulandirici bir mail.

hayir zaten o gune kadar da almis oldugumuz bir  marka degildi, sonrasinda da almadik.

ne geregi vardı?  “şüphedeysen terket”ti …

adamın biri beni sollamış, gitmiş TBMM (evet yazı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne) dilekçe vermiş ve konuyu araştırtmış :)

ben bir vatandaş olarak çok çok belediye beyaz masaya, zaman zaman da 155’e şikayetlerimi bildiririm ama meclise dilekce verebilecegimi bilmiyordum. Güzelmiş. Vekillerimiz de bir dilekçe komisyonu kurmuşlar araştırıp incelemişler..

[saplama: dilekce tarihi 07/12/2009.  karar tarihi: 11/06/2010 yayın tarihi 03/03/2011. dilekçe işleme girmek için 6 ay beklemiş, karar da 9 ay nerelerde takıldıysa bir türlü yayına girmemiş.]

Komisyon kararının orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz.

Özetlee: karardan aynen kopyala-yapıştır yaptım :

, İstanbul’da faaliyet gösteren bir domuz çiftliği bulunmadığı

iyi. guzel. aferin. benim kafamdaki sorular tam yanitlanmasa da konuyu ele alip cevaplamislar.

Türkiye’de kayitli iki tane çiftlik varmış, onlar da kendi otellerinde filan kullaniyorlarmis, detaylari acar okursunuz.

iyi mi iyi.

Polonez alir miyim? Almam.

Polonezde domuz eti var diyen de yalan söylemiş olur.

Esasen başka markam var benim, değiştirmeyi hiiiiç düşünmüyorum.

* ha müslümanım da her haramdan kaçındım da bir tek domuz mu kaldi? yok. ama ne bileyim bir türlü içime sinmiyor domuz eti yeme fikri. şarap da haram, e içtik zamanında bir kaç kadeh. hic de umrumda degil. çifte standart mıdır bilmem…

** Bağdat caddesi Kırıntı’nın menüsünde Bacon vb gordugumden beri [dev saplama –>

(baska gorenler? şu arkadas  :

  1. turkiyede domuz etini menusune koydugunu gordugum ilk ve tek turk restoranti… bolero`yu tavsiye ederim… moda kirintinin pitalari da agizlara layiktir.
    (cupid of hatred, 05.04.2003 03:13)

ve digerleri) ] oradan da uzak dururum. Geçenlerde de  Vapiano’da rastladık…O da bitti benim için..

ne bileyim benim yemegim bacon pisirilmis  ızgarada, tavada pişmesin istiyorum. huysuzum ben.

**** arastirma tembeli icin baska linkler:

şu, şu, şu hatta bizzat polonez’den  şu..

bu hoaxa adı karıştırılan ve haklı olarak agzinin tadi da kacan  Tübitak Görevlisi Ömer Kızılırmak’ın cevabi yazısının da ekte olduğu uzun metin ise şurada

ben ikna oldum,  ama işiniz yoksa siz de inceleyin.

zaten maille gelen karalama mesajlarina, spamlara hoaxlara kesinlikle inanmam. siz de inanmayin.

3 Yorum

Filed under araştırdım, soruyorum

Bu bilekliği gören bilen varsa insaniyet namına geri getirsin. 50 lira para ödülü. :((

Sabiha Gökçen havaalanında apron otobüsüne bindiğimde bileğimdeydi.. Tarih 21/07/2011. Pegasus Gaziantep 08:05 uçağına binmek üzereydim. Benim tahminime göre uçakta düştü, birileri de buldu, bijuteri ürünü 5-10 liralik bir şey sanıp cebe attı.

Ama değil. 5 yıldır takıyorum manevi değeri maddi değerini kat kat aşmış duruma.

Pegasus’a yazdım, cevap bugun geldi:

Sayın Ipek AG,
Mesajınız ilgili departmanımıza iletilerek dikkate alınmıştır. Uçak içerisinde bulunan eşyalar iniş yapılan havalimanı kayıp bagaj departmanı tarafından kayıt altına alınmaktadır. Yapılan incelemede kayıtlarımızda unutmuş olduğunuz eşya bulunmamaktadır.
Kayıp eşyanız için üzgün olduğumuzu bildirir, anlayışınız için teşekkür ederiz.
Saygılarımızla,
Pegasus Havayolları Misafir İlişkileri
 

Pegasus’a yazdığım maile fotoğraf ekleyememiştim. Ne arayacaklarını bilmiyor da olabilirler. Resmi tekrar Pegasus’a, Sabiha Gökçen Havaalanına ve tabii Gaziantep havaalanına gönderip sordurulmasını isteyeceğim. Belki gören olmuştur.

Bence Pegasus Hande adlı uçağın o günkü personeli ile konuşmalı, hatta yolcu listesine e-mail gonderip sordurmali.  İniş havaalanı kayıp eşya departmanı ile ayrıca görüşeceğim, apronda veya bina içinde bulunmuş olması mümkün, her şey mümkün.

O bilezik geri dönmeli. Dönmezse ben biliyorum yapacağımı!!! (bkz : Nasreddin Hocam)

*-*-*-*

Bu arada, Pegasus biletlerimi internetten aldığımda yanında bir de sigorta satıyorlar. Chartis Sigortaya zar zor ulaştım, “malesef yalnızca bavulumdakiler” sigorta kapsamindaymis. kolumdaki bileziğin kaybı sigorta teminatlarına girmiyormuş.

Neyim var neyim yok bavula koyarim bir daha.. desem de koymam. deli miyim? Bavul kaybolsa (komple yani, sırra kadem bassa) 1000 lira ödüyorlarmış ki, bavulun dişinin kovuğuna yetmez o rakam. Yeni alacağım bileziğimi de kolumdan çıkartmayacağım..

Sigorta iyi bir şey gene de…

Durduk yere üzüntü çıktı bana, mala gelsin tabii. Sag salim gittik geldik, başımın gözümün sadakası olsun.

 

1 Yorum

Filed under soruyorum

Abra Kadabra.. Yemek masasııı… Kaybola!

Öyle pek mutfak perisi bir kadın değilim. Sık sık da yemeğe misafirimiz gelmez.  Kaç yıldır salonun bir bölümünü işgal eden bir yemek odası takımımız var. Giderek gözüme büyümekte. İKEA’ya her gidişte 25 metrekarelik yere kurdukları eve bakıyorum aklım kalıyor. Biz kocca bir alanı işlevsiz bir masa ve sekiz sandalyesine ayırmış durumdayız.

Masa masif. Kare şeklinde. ortadan ikiye ayrılıp ek parçayla sekiz kişilik olabiliyor.. Tam ortasindan tek ayaklı. Kapalı halinde çevresine 8 sandalye koymaya imkan yok. Sandalyeler de ayrı problemli modeller. Oturma yeri öne doğru genişliyor. Yanyana iki sandalyeyi sıfırlayamıyorsun.  Arka bacaklarını hizalarsan ön bacakları rahat 30 derece açı yapıyor…

Nedense iskemlelerin oturunca diz altına gelen kısmı kalçanın altına gelen kısmından daha geniş. (oysa bizim anatomimiz tam tersini gerektiriyor. iki diz, iki kalcadan daha az enlidir…)

Adı geçen iskemleler masanın altında da olay yaratıyorlar. Birbirlerini itiyorlar, masanın etrafında 2+1+2+1 şeklinde dizilmek zorundalar..geçen hafta iyice sinir oldum, dört tanesini balkona çıkardım. Şimdi her kenarda bir sandalye ve heyüla masa..

Üstelik bir de büfe sorunum var.

Salonun yarısını iptal edip kalan yarısına sıkış tepiş oturmak çok can sıkıcı. Mesela iki masa olsa, yemekli misafir olmadığı zamanlar çalışma masası olarak kullansak…

Mesela sandalyeler üstüste istiflenebilseler ve yerden kazansak…

Mesela sandalyeler masanın altına girip kaybolsalar ….

Mesela masanın altı dolap gibi olsa büfeden kurtulsam…

Mesela büfe daha kısa olsa, masayı üzerine itelesem, gerektiğinde ortaya cekebilsem…. Zigon sehpalar gibi düşünün.. Sadece en üstteki ayrılabiliyor, altı da büfe işte…

Mesela köşe koltuk takımı gibi olsa sandalyelerin bir bölümü , gene büfeden kurtulsam..

(bu olmaz, kimse kıç kıça oturmak istemez yemek masasında)

bu da süperdir..  :)

Şu da hoşmuş: Kolay masa (kaptirdim kendimi biraz) .

biraz masa mı lazım; iki dakkada yap koy ortaya…

Bir çözüm lazımmm. işlevsiz, hantal yemek odası takımından gına geldi..

Yorum bırakın

Filed under ev işi, soruyorum

Bilgi Edinme Başvuruma Cevap geldi

öncelikle, bir elim atelde, duzgun yazamıyorum kusura bakmayin. hayir yazmazsam catlamam belki ama tazeyken, unutmadan aktarmam lazim

kamu kurumlarindan vatandaş olarak her turlu bilgiyi isteme hakkina sahibiz. 7ben de bir vatandas olarak dernekler dairesi baskanligindan bilgi istedim.

bilgiyi isterken de her turlu bilgimi verdim,TC kimlik numaramdan telefon numarama kadar… yani kimin nesi oldugum belli.

icisleri’nden gelen cevap:

29.03.2011 tarihinde Dernekler Dairesi Başkanlığı birimine Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapmış olduğunuz müracaatınızın cevabı aşağıdadır.

Özel hayatın gizliliği

MADDE 21. — Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.

Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.

 

İçişleri Bakanlığı
Dernekler Dairesi Başkanlığı

 

dusunun artik nasil bir bilgi ise istedigim, adamin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacakmış.

sordugum şey, bu dernek nedir ne degildir tarzı bir soruydu. aldim cevabi.

kendi işime bakayım ben. etliden sütlüden bana ne….

 

Yorum bırakın

Filed under soruyorum

Plastik kapak toplama kampanyası hakkında…

Bugün bir daah geldi mail. 250 kilo plastik kapak (su şişesi, damacana kapağı, ne olursa olsun kapak olsun yeter) toplandığında engelli bir vatandaşımıza bir adet tekerlekli sandalye bağışlanacakmış.

Google maceram başlasın……

* Kampanya 31/12/2011 tarihine kadar uzatılan bu kampanya Ege Üniversitesi Diş Hekimliği fakültesi tarafından başlatılmış. Şu linkte belirttiklerine göre : ”

Engelli Vatandaşlarımızla ilgili devam eden Sosyal Sorumluluk Projemizin ilk parti Tekerlekli Sandalye Dağıtımı 12 Kasım 2010 Cuma günü saat 13.00’de Fakültemiz Bilim Sanat Amfisinde yapılmıştır. Dağıtımlarda şu ana kadar 75 araç teslim edilmiştir. Kampanyamız 31.12.2011 tarihine kadar devam edecektir. Kampanyamıza Migros Ege Bölge Müdürlüğünün lojistik destek vermesi ile topladığınız kapakları Ege Bölgesindeki tüm Migros, Şok ve Tansaş mağazalarına teslim edebilirsiniz.
Her boy, her renk ve cinsteki kapaklar  toplanabilir.”

** Kapakları bir dernek toplamakta. Ankara’daki bu derneğin adı google’da epeyce sık geçmekte. Tam adı Dünya Engelliler ve Dostları Gelişim Derneği. sitesi bu adreste.

Sitenin whois taramasi sonuc vermiyor, registrar olarak Directi diye bir firmaya ulasilabiliyor ki o firma da Hintli ve pek saglam pabuc gibi durmuyor forumlardan aldigim bilgiye gore..

Sitedeki ücretsiz sayaçtan da anlaşıldığı gibi, tamamen amator bir site.

*** Ege Diş’in sitesinden ogrendigime gore, dagitilan sandalyeler OTTO BOCK marka. Ona da google’dan baktım en ucuzu benim bulabildigim kadariyla 300 Euro. 650 Liradan fazla. 250 kapağın tanesi 2 liraya filan geliyor. Bu suyu 50 kuruşa alıyorum ve kapağı tek başına 2 lira ediyor mu ciddi???

Kim alıyor bu fiyata kapakları? Hayir bu işin bir de masraf hanesi var. Bu kişiler ne yer ne içer, mutlaka bir gideri vardır bu işlemlerin… Masraflar da dahilse bu işe, çoook ciddi bir kar var bunda demektir.. ben bunu hiiç anlamadım. Ne tür bir dolap dönüyor bilen varsa beri gelsin..

**** bu arada, Ataşehir belediyesi de kampanyayı üstlenmiş bir donem.

son söz: 17/07/2012

konuyu 1 yıl 4 ay sonra şurada kapatırken, herkese teşekkür ederim

54 Yorum

Filed under çevre, soruyorum