Category Archives: severim paylasirim

Adamlar yapmış abicim. Pebloş’la tanışın

Babam 50’lerda Bütün Dünya dergileri okurmuş. Saklamış, ben de 80’lerde okudum. Hep bir bilim kurgu havası vardı, 2000’lerde herkesin sihir gibi hayatları olacaktı. Ne de olsa, ilk uçağın icadı ile ilk aya uçuş arasında sadece 60 yıl geçmişti. Neden olmasındı??

Evet, Jetgillere eriştik neredeyse.. Kayan kapılar yapıldı. Görüntülü görüşmeler, robotlar, 3D televizyonlar ve printerler de evlere girdi. Işınlamayı henüz beceremedik ama icatlar her gün yapılıp önümüze konuluyor.

Pebble (Çakıltaşı) bir başka güzel icat. Bacım ilk görüşte “O ne o? Zikirmatik mi??” dese de…

Sizi Kickstarter macerası ile yormayayım, bir zahmet araştırın. Bir yıldır satışta ve geliştirilmeye devam ediyor. i-phone ve android telefonlar için bir eee bişey işte. Ama çok güzel bir şey.

Telefonla eşleştiriyorsun, Bluetooth üzerinden. Telefonun ekranına ne geliyorsa senin kolundaki saate de o geliyor.

20140110_131443

Gelen çağrılar, sms’ler, whatsapp, facebook,mail hesaplarınız. Ne olursa. Bir ek-ekran var kolunuzda. Sudan selden etkilenmiyor. Telefonunuz içeride odada şarjdayken ve siz bir yandan bulaşık yıkarken kimin aradığını görebiliyorsunuz, telefonun sesini bir tuşla kapatabiliyor ya da çağrıyı hazır bir sms’le reddedebiliyorsunuz.

Duştayken gelen sms’lerden haberiniz oluyor. Araç kullanırken taa çantanızdaki ya da cebinizdeki telefonu kimin çaldırdığını görüyorsunuz. Sessize alınmış telefona gelen her mesaj anında gözünüzün önünde. 20140110_131453

Ha, çok mu lazım? Vallahi evet, lazım. Hiç bir şey olmasa, telefonun şarjını bitirmiyorsunuz zırt vırt açarak. Her biplemesine asker olmuyorsunuz. Ki ben telefonsevmez bir insan olarak (yakında onu da yazacağım) bunu çok seviyorum. Çok güzel bir ton uygulama var ve her gün yenisi ekleniyor. Tam aradığınız herhangi bir özelliğe de kavuşturabiliyorsunuz Pebble’ı.

Bir Kindle gibi e-mürekkep teknolojisine sahip olduğundan, ekran en parlak gün ışığında bile netliğini koruyor. Parlama yapmıyor. Bir bilek hareketi ile ekran kısa süreliğine aydınlanıyor ve karanlıkta da görülebiliyor. Alarmı titreşim şeklinde. Pek nazik.

Ve evet saati de gösteriyor! Çarşıdan alıyorsunuz bir tane eve geliyorsunuz yüzlerce çeşit saat oluyor bir seferde. İncelemek için bakınız My Pebble Faces . Kesmedi mi, buyrun kendi saatinizin kadranını kendiniz tasarlayın, en özgün sizin saatiniz olsun: Tasarım sitelerinden biri

Hemencik blogun saatini tasarladım:

20140111_233536Güle güle kullanıyorum yeni yıl hediyemi.

6 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, icatlar, severim paylasirim

Koşuşmalı Tombi’k

Ehe. Yoğuşmalı Kombi gibi. Bi de eşanjör var bi türlü cümle içinde kullanamadığım.. Buraya yazayım bari.

Güne erken başlasam da elim ağır biraz. İlla ki geç kalırım. Her yere ve her şeye.. Son dakikaların adamıyım. (Şu an çıkıp kızımı almam gerekiyor mesela, ben bunu yazıyorum. Hatta çayım da geldi. İlla sıkışarak olacak herşey, Allah’tan hızlıyım da Hermes gibi.. -amma saçma oldu aynı cümlede hermes.. neyse)

 

Sabahları evden çıkışım -lütfen Zihni Göktay telaffuzunu hayal edin.- “baskın yemiş zampara gibi”.  Ayakkabının teki ayağımda, araba anahtarı cebe, telefon bir başka cebe sokulmakta, montu koltuğumun altına kıstırmışım, kıç cebimde o gün yapılacak şeylerin sağa sola not alınmış kırpık kırpık kağıtlar, bi koltuğumun altından scart kablosu sallanmakta, elimde koca bir ikea çantası, içi o gün uğranılacak ve bırakılacak saklama kapları, ilaçlar, servise verilecek bozuk ürünlerle dolu. Saçıma tarak sürdüysem şanslıyım. Asansör aynasında kalem çekmişliğim vardır.. Ruj zaten arabada bi kırmızı ışıkta halledilir, acelesi yok!

Kızı okula eşimi Metro istasyonuna atıp günlük rutine başlıyorum. Dört evin bir oğluyum ben. Bu sabah mesela arabayı otoparka yıkamaya bırakıp (ki pişmanım) muhasebeciye ve notere gittim. Yeğenimin partisi için sipariş verdiğim folyo balonu sormaya uğradım, yol üzerinden bir çamaşırcı bulup evin erkeklerine iç çamaşırı aldım, kasaba uğradım köfte bitmiş, tavuk budu aldım bi ara fırınlayacağım, geçerken bir çingene bulup yılın ilk nergisini de aldım, kadın indirim de yaptı :))

Oradan eve dönüp bunları bıraktım, işe geldim. Kafamda deli yazılar, oturup neler neler yazacağım… (Mesela dün neler yaptığımı yazacağım, hangi dertlere deva olduğumu… Telefona ne kadar sinir olduğumu…Yeni aldığım cici Pebbloşumu anlatacağım.. Neler neler)

Nasreddin Hoca bir gün evden çıkarken “Hanııım, ben kahveye gidiyorum, bir saat sonra gelirim” demiş. Hanımı da içerden : “İnşallah de, beey!” diye seslenmiş. Hoca öfkenlenmiş, “ne inşallahı be? aha iki adım ilerde kahve, bi kahve içer, sohbet eder gelirim” çekmiş kapıyı çıkmış. Daha bahçe kapısında bir süvari çevirmiş hocayı. “Atın tayı yanında, ama yavaş gidiyor, yol uzun telef olacak, al şunu kucağına Akşehir’e kadar taşı çabuk” diye emir vermiş. Haydaa, ne yapsın Hoca, emir demiri keser, yallah etmiş tayı, atın tozunu yuta yuta taa Akşehir’e kadar gitmiş, yayan yapıldak geri dönmüş ki gecenin körü olmuş.Kapıyı çalmış .. “Kimdir o?” demiş kadın. Hoca bitkin bitkin “hanım İNŞALLAH benimdir” demiiş.

İşte ben de bu planımdan evvel inşallah demediğim için, bi girdim, bilgisayara manyak virüs kaptırmışlar, Smart Guard Protection diye.. Allahın bir belası. Söküp atana kadar bu saati buldum.

Yazılar da sonraya kaldı artık. Gideyim kızımı alayım, eve varayım, akşam yemeği, çocukların ödevleri, kendi hesap kitap işlerim, e malum ikinci üniversite işlerim, kahvem, yıkanacak çamaşırlarım, dikilecek düğmelerim, yamanacak çorabım, oynanacak oyunlarım ve izlenecek filmlerim var.

—————–

Her bilgisayara a) avast antivirüs kurun, b) bi ara sistem geri yükleme noktası oluşturun!!

20140103_194815

4 Yorum

Filed under aile, ben yazdım, insan olmak, severim paylasirim

İşten artmaz, dişten artar.

Ben bu sene akıllandım . Buyrun ispatı:
Bu benim “Altın Yumurtlayan Kaplumbağam”.
image

Akşam eve gelince cebimde kalan 1 liralari buna atiyorum.
50 kuruslar kizin, 25 kuruslar oglanin bombozuk olanlar da Ziraat bankasinin kumbarasina gidiyor. (*)

Kaplumbağam tıka basa dolduğunda, artık bir ay mı olur üç ay mı  belli olmuyor, içinden çıkan paralar = 1 Çeyrek oluyor.  Çeyrek kumbarasina gidiyor.

:) Fena mı?

*-*-*-*-*-*

Almak istediğim çok güzel şeyler var. Ama elimi cebime atmadan önce şunu düşünüyorum: “İstiyorum Evet, peki ihtiyacım var mı?”
Bu soru bana geçen sene epey tasarruf ettirdi. Hala kapılıp aldığım, ota b.ka para verdiğim oluyor ama ;) akıllandim o kesin.
Çocuklara öğüdüm : “Para oyuncakçıda/markette vb vb duracağına bende dursun. Para bana lazım niye adama vereyim? ”

*-*-*-*-

Bu da geçen yıl oğlum anaokulundayken Kızılay’a ziyarete gittiklerinde dağıtılan kumbara. 5-10 kuruşlar buna gidiyor. Azımızı çoğa saysınlar artık. Bu sene Şubat tatilinde götürüp vereceğiz bankaya..
image

 

3 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, severim paylasirim

2013 raporu. Blog işinde iyiyim :)

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2013 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Louvre Müzesi, yıllık 8.5 milyon ziyaretçi ye sahip. Bu blog, 2013 içinde yaklaşık 150.000 kez görüntülendi. Eğer bu Louvre Müzesi’nde bir sergi olsaydı, bu kadar insanın bunu görmesi yaklaşık 6 gün sürerdi.

2013 içinde, 99 yeni yazı yazıldı, bu blogun toplam arşivi 520 yazıya çıkıyor. 238 resim yüklendi, toplamda 117 MB. Bu yaklaşık haftalık 5 resim.

Yılın en yoğun günü 1.742 hit ile Şubat 18th oldu.

106 ülkeden arama yaparak ulaşan bir sürü insana teşekkür ederim.

2014’te kendimi aşacağım, söz!

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

6 Yorum

Filed under ben yazdım, blog işleri, severim paylasirim

Nail art 2 / Tırnak Süsleme Sanatı

İlk bölüm burada: Nail Art

 

 

image

Kış teması

image

Bu bir nazar boncuğu değil, 8 numaralı top!
image

Bulutlar ve balonlar..
image

image

1 Yorum

Filed under kozmetik, nail art, severim paylasirim

Evde Peru, hayvani lama, baskenti Lima.

Milliyet Cocuk dergisi ile harika bir çocukluk geçiren ben, Kızıma 10 yaş hediyesi olarak #Bilim Çocuk Dergisi aboneligi aldim. 50 liraya bir yıl boyunca kapima geliyor dergiler.

Hem eğleniyor hem öğreniyoruz hepimiz..

Kasim sayısı eki olan Peru maketini bugunku pomodoro molasinda yaptik üçümüz.
Ben Yoda miyim, neden bütün cümleler devrik?

image

image

image

image

Üç boyutlu şahane bir maket..

Pınar Büyükgüral tasarımını inovagtif bir ar-ge calismasiyla iyileştirdim.

Kedi Rezidansindan artan strafor parçasına yarım kürdanlarla çaktım.
Figürleri de kürdanlara bantlayıp mobilize ettim.

Güzel oyun çıktı.

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, el işi, icatlar, ilkogretim, kültür, severim paylasirim

Gel pisi pisi, var mı ev gibisi?

Herşey Hamza Bey’in paylaştığı bir video ile başladı. Dedi ki:

Kedilere ev yapabilmek için insanlar yarıştı.

biri de benim..

Aşama aşama:

20131207_154340

Straforu kutunun ön ve arka yüzünün ölçüsüne göre falçata ile kestim

20131207_154648

Ön ve arkaya eklenen strafor kalınlıklarını ilave ederek yanların ölçülerini aldım ve strafordan paylı olarak kestim, ki koli bandı ile yapıştırırken köşeler tam kapansın.

20131207_161132

McGyver bantı ile her yerini sağlamlaştırdım. Verandaya dikiz!

Çatıyı da, taban gibi biraz uzun tuttum, gölge yapar, yağmuru keser diye.

İçine de iki avuç kedi maması koydum :))


20131207_163343

En büyük handikapı olan hafifliğine çözüm bulamadım. Rüzgarda uçmasın ya da köpekler sürüklemesin diye garaj kapısı ile duvar arasına sıkıştırdım. Bir yere bağlamak lazımdı aslında. Ertesi günü kayboldu. Biri çaldı herhalde…. 

Bütün bunları yapmak yarım saatimi aldı. Kızımın yardımı ve sohbeti ile vakit su gibi aktı. En güzel eğitim görerek, yaşayarak eğitimdir. En iyi dersler okulda değil, aile sofrasında edilen sohbetlerde alınır.

Kedileri ve kendimizi çok memnun ettik.

Siz de yapın. Sokak hayvanlarından biz sorumluyuz…

12 Yorum

Filed under çocuk, insan olmak, severim paylasirim

Breathe Right nedir? Nefes alma hakkıdır!

Hayatımın uzun bir bölümünde ağzım açık yaşadım. “Geniz eti” ben küçükken icat edilmemişti. Burnum tıkalıydı, nefes alamıyordum ve ben bunu normal saydığımdan, hiç başka türlüsünü bilmediğimden şikayet de etmiyordum.

Bir tek ağzımdan nefes alabiliyordum. Beni iştahsız sanıyorlardı. Bilmiyorlardı ki aynı anda hem nefes alıp hem yemek yememe imkan olmadığından debeleniyordum sofrada…

Burnumdan nefes alamadığım için yıllarca sürekli olarak boğaz enfeksiyonları yaşadım. Deli gibi antibiyotik kullandım mecburen. Tetrasiklinler yüzünden dişlerimde renklenmeler oluştu. Ön dişlerimde sapsarı lekeler. Bir çocuğun gülümsemesi kadar güzel ne var? Ben gülümseyemedim hiç. Ki, şehirdeki en seçme, en zeki çocuklarla aynı okuldaydım. Espiriler havalarda uçuşurdu, benim sadece gözlerim gülerdi. Çok utanırdım dişlerimden. Hem 4göz, hem dişleri sigara içiyormuşçasına sapsarı..

Serviste 5 yıl aynı okula gidip geldiğim ve idolum olan abla, hatıra defterime “bildiğim kadarı ile sessiz, sakin bir kızsın” yazmıştı. Bana? BANA!!

Kendim olabilmem için, içimdeki İpek’i dışarı çıkarabilmek için 18 yaşımda ilk iş dişlerimi kaplattım, lens takmaya başladım ve 20’lerin ortalarında tel de taktım. (işleri rast gitsin Denta-Kid, Dr. Mehmet Özgen) Bir de o geniz eti ile beraber burnumu düzelttirdim (elleri dert görmesin ONEP Prof.Dr.Onur Erol)

Neler neler çektim yani. Nefes almak ve alamamak aradaki farkı iyi bilirim. Bu konuda uzman sayılırım. Bu yazımı da bu uzmanlığıma dayanarak yazıyorum…

*-*-*-*-*-

Fikri Mühim’den bu ay gelen kitten Breathe Right çıktı. Breathe Right zaten bildiğim bir ürün. Bugüne kadar Göğüs büyütücü hap, Dudak dolgunlaştırıcı ruj, minare gölgesi, davul tozu muamelesi yaptığım, fasa fiso gördüğüm bir kutucuktu kendisi. “Hayatta para vermem” dediğim şeylerdendi.

Bir kez daha büyük konuştuğumuzu anladık sevgili okurlar.

Bende görünce oğlum tutturdu, “ben takcam ben takcam”. Kemik şekline ve yıldızlarına vuruldu. Zaten soğuk almış, “iyi tak” dedim.

Taktık :

br1

Sümüklü burnu bir anda açılınca hissettiği mutluluğa bakar mısınız?

Breathe Right sayesinde soğuk algınlığını boğaz enfeksiyonuna dönüşmeden atlattık. Niye? Nefes alabildiği için.. Bugün bir doktor muayenesi 40 lira, reçeteye girmeyeyim hatta. Hop kutu kendini amorti etti işte. Al bulunsun!

Bu da ben,

br 2

Takar takmaz 3. bir burun deliğim varmış gibi, zonk diye hava almaya başladım! Şaşkın görüntü ondan. Gece horlayanınız filan varsa, tavsiye ederim. Her ikinize de rahat uyku temin ediyor.  Ohh nasıl bebekler gibi uyutuyor anlatamam.

Normalde büyükler için olanı ten renginde ama ben yıldızlı varken ten renginin yüzüne bakmam yani.. :))

Bence, her eve lazım. Çok beğendim ve mutlaka evde bulundurulacak bir ürün oldu bundan sonra.

 

 

 

12 Yorum

Filed under aile, araştırdım, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim

Son bir haftanın arama seçmeleri

Bir hafta boyunca hangi aramaların sonucu A Blog Daire:6’ya ulaşmış insanlar?

Sorular nedir? Cevap verebilir miyiz? Gülsek ayıp olur mu?

Daha önceki ilginç aramalar için burayı ve burayı tıklayınız

Seçmeleri sunuyorum:

 

2013-11-07 tarihine kadar 7 günlük Arama Terimleri (Özet)
dügunde yazilan telgraf

kitap resimleri

nişan davetiyelerinde neler yazılabilir 

mehmet le ayse dugun davetiyesi

sayın kısaltması nasıl yazılır (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= Sn. şeklinde)

evleneceğim kizin zarflari nasil olmali (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= bilemem, siz nasıl zarf severseniz artık)

nikah nasıl yazılır (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= yazmışsınız işte gayet güzel)

yur disina kargolu ceyiz (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= İşiniz zor..)

crome kurdum ama yandex geliyo (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= gelir. Bilmediğiniz programı kurma izni vermeyin, kurulum aşamalarında kutulara işaret koymayın, dikkatle okuyun.. Chrome’u da yanlış yazmışsınız.)

seylerin sekler (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= anlamadım)

cromdan yandexi kaldıramıyorum 

zımba detayı nasil yapilir (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= bilmem. Zımba detayı nedir ki?)

kid mother ile nasıl örülür (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= “mother” anne demek, sizin aradığınız yün. “moher” o, bir daha deneyin)

firinda sut mayalama (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= fırında YOĞURT mayalıyoruz.)

süzme yogurt nasil yapilir (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= tülbentten süzerek)

yandes kaldırma (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= yandex yazınız ve ilgili yazıya gidiniz)

ilköretim cumhuriyet bayramı ile resim nasıl yapılır (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= bir yerden bakmadan bizzat kendiniz yapacaksınız. Böyle arama mı olur? )

hutbe nasıl yazılır (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= bilmiyorum. hayatımda hiç hutbe görmedim.)

müstehcen fıkralar (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= tövbeee. ilginçsin arkadaş..)

market yoğurdu ile evde yoğurt yapılır mı (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= yapılır. maya olarak kullanmak için bir kaşık yoğurt lazım size. )

hediye verirken karta ne yazilir (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= Hediyenin anlam ve ehemmiyetine, verilen kişinin sizinle bağlantısına göre değişir)

kahve telvesi tuy dokermi (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= sanmam. ama iyi bir peelingdir)

balla yoğurt mayalanırmı (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= yoğurt mayalarken bal katılabilir evet)

davetiye nasıl yazılır kısa (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= davetiye zaten kısa olur…)

ozel anaokullarinin yaz tatili ne kadardir (A Blog Daire: 6 cevaplıyor= Özel okul yaz tatili yapmaz sanıyorum. Ay be ay para alan güzel bir sektördür. Tabii yine de okula sormak Google’a sormaktan daha iyi bilgi sağlar)

10 Yorum

Filed under blog işleri, severim paylasirim

Kan kırmızı, süt beyaz

Deve yavrusundan küçük.
Kale kapısından sığmaz.
Fındık kabuğuna sığar.

Bir bilmece(*) ile başlamak istedim.
Bu aralar, “if you fail to plan, then you plan to fail” özdeyişini evde uygulamaya döktüm.
Bu güne kadar “Baktin ki olmuyor, bakmayacaksin” şeklinde kör topal giden bir sistem vardı. O sistem, çöktü. .

Evdeki süremiz sınırlı, yapılacak iş ve ders belli.  Paylastirmak için güzel ve etkili bir yöntem buldum. Pomodroido.
Bu yöntemi bulan adam domates şeklindeki Mutfak saati ile zamanı bölmeyi icat etmiş. Bir saati üçe bölmüş. On beş dakika çalışma beş dakika mola.
Her dördüncü mola 15 dakika. .
Sadık kalırsanız, çok faydalı bir sistem.. Pomodoro domates demek ve bu işi bir uygulama olarak andriod telefona indirilebilir hale sokmuş ve adına Pomodroido demiş.

Evde herkes dersine işine onbeş dakika ayırıyor, kronometrem alarm verince beş dakika molada beraber oyuna dalıyoruz.

Uzun zamandır Meraklı Minik ve bir süredir de Bilim Çocuk alıyorum.  Bilim çocuk Ekim sayısında Şehirler ve Mimari konu edilmiş. Gaudi’ye uzun bir bölüm ayrılmış. Ayrıca konuyla ilgili Hafıza Kartları, bir Tasarım Dergisi ve bir de oyun eklenmiş.
4 liralık dergide Elli dört liralık Eğitim Bilim Kültür ve eğlence var!
Bizim evde yoğunluk fazla olduğundan her dergiyi hemen işleyemiyorum.  Bu oyunun sirasi bugün gelebildi. Çok güzel vakit geçirdik Mimari Yapılar tombalasi ile..

image

image

image

Bunlara ek olarak “arka bahçede Bilim”izlemeyi seven çocuklarım için yine Tübitak yayınlarının 100 deney kitabını aldım. 10 lira! Çalan vermez ayol. ..

image

Öneriyorum.

 

 

 

 

(*)

Kan kırmızı, süt beyaz.

Deve yavrusundan büyük.

Kale kapısından sığmaz.
Fındık kabuğuna sığar.

CEVAP: doğru. bunların hepsi de doğru. Kan kırmızıdır, süt beyazdır. Deve de yavrusundan daha büyüktür. Kale kendi kapısından sığmaz, fındık ise kabuğuna güzelce sığar.

3 Yorum

Filed under aile, çocuk, icatlar, kültür, kitaplar, severim paylasirim