Category Archives: alışveriş işleri

Başıma bir iş geldi :( -DermMatch günlüğü-

Bir kadini kadin yapan üc sey varsa biri saçıdır. Benim de gayet gür, kalın telli, az dalgalı saclarım vardır ki, kolay sekillendiremesem de pek severim. Her boyda bana yakışır, orijinal sarışınımdır, fön çektirince pırıl pırıl parlar. O kadar severim ki hiç boyatmadım. Hayatım boyunca da boyatmayacagim. Beyaz saçlı kadın olmayı planlıyorum.

Geçen sene maruz kaldığım bir tedavinin yan etkisi olarak, (Mirena) kafamın tam tepesinde avuç içi kadar bir bölgede ciddi saç kaybım var.

Çok mutsuzum. Özellikle asansorde, tam tepeden ışık vurunca kafa derim parlıyor. O kadar fena bir sey ki anlatamam. Ne yapsan gizlenecek gibi degil, mecburen renk renk, cesit cesit sac bantlari aldim. Hani arkasi lastikli olanlardan..

resmen yari tesetturlu bir hale girdim ; sürekli mantıcı kadınlar gibi boneli boneli gezdim. Hani tedaviden çıktım ya, bekliyorum ki saçlarım da yeniden çıksın.

Çıkmadı.

Ben de epeydir incelediğim bir şeyi satın aldım. DermMatch. Bir tür fondoten gibi, pudra tarzi bir şey. Çok iri bir göz farı diyeyim. Aplikatörleri de parmak kadar süngerli çubuklar. Kutudan 4 aplikatör bir de aplikatör boyu uzatmak icin lastik bir borucuk cikti. Arkalara ulasabilmek icin.

Satis sitesinden Tulay hanimin anlattigi kadariyla aplikatörü ıslatıp dermmatch’e bandırıyoruz. kuru sac derisine sürerek boyama yapıyoruz.

yaptım

oldu!

Yastığa çıkmıyor, terleyince de akmıyor (selpakla silince birazı selpağa çıktı, çok mu surdum acaba?)

Bir şey sürdüğüm de belli olmuyor, çok begendim….

Elim alıştıkça çok daha iyi kullanacağima eminim daha bir günlük teyzeleri… :)

Darısı başınıza :D

5 Yorum

Filed under alışveriş işleri, gezen güzel olur, icatlar, saglik, severim paylasirim

SİZ çoğuldur Callcenter cadıları.. Bıktım sizden

banka/sigorta bilmemne hattından aranıyorum zaman zaman. yayık yayık konuşan, konuşmaktan ziyade ekranındakileri bana okuyan solda sıfır biri bana:
-iyi gunler fanfinfondan ariyoruz, İpek hanimla mi gorusuyoruz?
+ evet benim.
– İpek hanim, öncelikle sizlere daha iyi hizmet verebilmek icin gorusmemizin kaydedildigi bilgisini paylaşmak isterim. (cok istiyorsan paylas, bana ne? ) Nasilsiniz ?
+ iyiyim siz nasilsniz? (sor bakalim senin yaven için musait miyim)
– bizler de iyiyiz. sizlerin almis olduğunuz fanfinfon sigortası ile ilgili bilgi vermek icin aradik.
ve uzar gider. burada dirt birt kullanilan SİZLER lafı sen’in kibarca soylenmisi olan SİZ olmalidir ama iyicene kibarlaşan callcenter metin yazari olan uyuzlar siz+ler diyerek zaten cogul anlami olan bir kelimeyi iyice coğaltmakta ve insana kendisinde kisilik bolunmesi oldugu vehmine kaptirmaktadir.
bir gun usenmeyip bunlara hazir metin cevaplar yazacagim. aradiklarinda çat diye yüzlerine okuyacagim.
bi bos vaktim olsun hele…

*-*-*-

bi de israrla cocuklarima Falan bey ve Filan hanim diye hitap eden cinsler var.

– Oglunuz Ayışığım (degil tabi, uydurdum) kac yasinda?

+4

– Evet Ayışığım beye özel bir çalışmamız da var.

+ ne beyi manyak hamfendi, oglan daha kıçındaki bezden yeni çıktı, çalışmayın ayrıca oglumla.. yıkılın karşımdan … diyemiyorsunuz.

*-*-

şey de fena:

– (bolca laf salatasinın sonunda) bütün bunlara ilavetn ıvır veriyoruz kivir kazandiriyoruz sadece günde 2 liraya bütün bunlara sahip olmak istemez misiniz?

o ana kadar ambale olmadiysaniz

+ nasil yani? ayda 60 lira mi verecegim?

– hayir gunde sadece iki lira seksenyedi kuruşla bütun bu imkanlara…

+ (aha küsurat da çıktı) hamfendi ayda kac lira cekilecek kartimdan????

- seksenaltıliraonkuruş (neredeyse fısıldayarak)

sona ses yukselyor, canlaniyor, sanki bağ bağışlıyor: siz degerli musterileerimize sinirli miktarda sunabildigimiz bu ayricaliktan yararlanmak isteyeceginize eminiz. ulkemizin onde gelen sanatci ve sporcularna da verdik. (son bi tane kaldi, cok yalvaran var ama biz size vercez, kara kasinizin hastasiyiz) bonus akses vördkarta 11 taksit imkani da sunuyoruz, kartinizin önyüzündeki onalti haneyi rica edecegim..

+Ne munasebet ya? deli misiniz? hesaba bak.. da denmiyor. baştan saviyorsun bir sekilde sonra on dakka söyleniyorsun.

*-*-*-

daha dun adsl icin aradilar.

– bugun ayda 5 kurus oduyorsunuz, aylik faturanizi 4 kurusa dusurmeniz ve 12 ay boyunca yilda toplam 12 kurus odeyerek su anki tarifenizden hesaplanacak olursa ikibucuk aylik internet baglantiniz da bedavaya gelecek.

+ nasil olacak?

– virvirvirvir bir ton laf, 24 aylik taahut verecekmişim.

+ yok iyi boyle.

kadina nasil agresif ol dedilerse artik cikisti bana:

– faturaniza indirim yapacagiz, internet hiziniz artcak niye istemiyorsunuz?

+sana ne? de denmiyor. bir sekilde onu da savdim… biz arasak onbeş dakka hatta bekler ordan oraya aktarilir adam gibi derdimden anlayan yetkili bulup konusamam. adamlar şak diye eliyle koymus gibi cepten arayip lafa boguyorlar yaa

7 Yorum

Filed under alışveriş işleri, şikayetlerim

Hayat bebek suyu yapmış… 10 üzerinden 5

Markette 6’lı pakette gördüm. Görüntüsüne vuruldum zaten. Klasik mavi kapak şişelerden farklı, tatlı bir pembe kapağı vardı. Almasam olmazdı. (Hayır nedir, ne değildir bilmeden ne alıyorsun? Özenti şey.. Belki akü suyu?) [Ama çok şirindi yaa]

Aldım netekim.

Bu 6’lı şrink ambalajın içinden de iki tane de özel suluk kapağı çıkıyor. 

Burada konudan biraz sapacağım. Kurbağa yutmuş gibi su içen biriyim. Kola ve gazli icecekleri agzima surmem. Alkol zaten almam. Dolayisiyla restoranlarda garsonlar benden icecek siparisi gelmeyince pis pis bakarlar. “ucuzcu şey” gibilerinden. E ben sadece su içiyorum ne var bunda? Hem de eni konu içiyorum. [şekerim yok merak etmeyin]

Eh, haliyle “ön teker nereye çekerse arka teker de oraya gider” dedikleri gibi, benim minikler de sucular.

Çocuklar ufakken suluk lazım oldu. Ve ben de Avent biberonlarına uygun sızdırmaz suluk başlıklarından almıştım.

Konudan biraz da Avent için kayalım: Aventin ürünlerini kaynat kaynat kullan. Süperdir.  Gerçekten Avent’e verdiğim para helal olsun çok şahane ürünleri var. Emziklerinden çok memnun kalmıştım. Sterilizatoru gerçekten iyiydi. Biberon temizleyici fırçasını hala kullanırım kızımın matarasını temizlerken.

Evet bu silikon valfli biberon uçları çok işime yaradı. Bir defa kesinlikle ne akıtma ne sızdırma. Çocuğun kendine güveni geliyor kendi başına su içerken… Arabada, dışarıda çok lazım oluyor. At çantana istediğin yere götür. :) Güzel icatları seviyorum…

Çocuklar biraz büyüdüklerinde ise, sporcu siselerinden almaya basladim. Sanıyorum gene Hayat marka, pratik kapaklı su..

Onlarin da çok guzel sıkı kapanan biberon gibi kapakları var. dökmeden güzelce içebiliyorlar. Kapağını saklıyorsunuz, bir sonraki şişeye monte ediyorsunuz…

Eveeet, suluk tecrübelerimizi yazdık, gelelim esas konuya. Bu çok şirin pembe ambalajın bir de emniyet kapağı var. En dışta sert plastikten. Güzel. Çok lazım mı? Değil.. Ama güzel.

Suluk kapağı normal kapağın yerine vidalıyorsunuz. Mis gibi suluk görünümlü şişeniz oluyor.

Ama suluk olamıyor. Çünkü bu güzel icadı yapan kişi hiç biberon ya da matara kullanmamış sanırım.. Hava faktörünü unutmuş. Suyu emerken vakum oluşuyor! İçmek giderek zorlaşıyor, ağzınızdan çıkarır çıkarmaz da “blop” edip genişliyor şişe. Hiç bebeklere uygun değil. Hava girişi için kapak üzerinde mini bir delik lazım.

O yüzden, 10 üzerinden 5 veriyor, Hayat su’yu bu icadından dolayi tebrik ediyor, eleştirimi de dikkate almalarını bekliyorum.

İnovasyoner İpekAG

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim

Shopping Fest hakkında

Bir vitrin duzenleme yarışması var, belki biliyorsunuzdur..

İstanbul Shopping Festival kapsamında ilk kez gerçekleştirilen ana teması “İstanbul” olan, İstanbul’un markalarla ve alışveriş festivaliyle etkileşimini sağlayacak markalar tarafından yapılacak tasarımlarla sergilenecektir. İstanbul’un farklı yönleri ve özellikleri, her gün önünden geçen binlerce insanın dikkatini ve ilgisini çekecek biçimde tasarlanacak vitrinler aracılığıyla vurgulanacaktır. Tüm vitrinlerde Sinpaş’ın ürünlerinin satışı, tanıtımı ve pazarlanmasına yönelik enstrümanlar kullanılacaktır. İstanbul Shopping Fest (İSF) kapsamında İstanbul’da belirlenen lokasyonlara yerleştirilen vitrinlerin tasarımları ve bu tasarımları gerçekleştiren tasarımcıların ödüllendirilmesi amaçlanmaktadır


Bu benim kisisel gorusum elbette ve sadece fotograflarini gordum bu 23 vitrinin. Bir tek Bagdat caddesinde Magnum’un canli reklam vitrinini gormuslugum var, o da listede degil.. Kutuda gercek bir manken var, oturup magnum yiyor, tv izliyor.. gece gunduz.. ilgi cekiyor o kesin…

Baktım baktim en çok Lacoste hoşuma gitti. Mesaji gayet bariz. Gül gibi vitrin tasarimi. Ama konseptin disinda. O yuzden kafadan sildim.

Batik: bahar, İstanbul, tamam.  Damla su’nun reklamlarında kullanilan cicekli cimenli etek olmamis.

Boyner’in 2. vitrini. çok güzel. yaratıcı, temalara uygun, üstelik sıradışı. kalıpları kırmış.

Dagi’nin mesaji ne acaba? Pijamami giydim bekle beni İstanbul? İstanbul kimseyi beklemez, seni mi bekleyecek? .. sacma olmuş

Desa.. simitci arabasi ve siluet. güzel. tablovari.. bilemiyorum.. ortalarda..

Bazilari iyice civitmis. Ya da tam anlamamis da, bos kagit vermeyelim diye biraz gayret gostermis. , Koton, Efes Pilsen, Kanal D, Hotiç,Ramsey, Kiğılı..

Bir kısmı da normal vitrinini almış, buraya taşımış sanki… : Adidas,  Stefanel, Waikiki, YKM, Maximum kart…

Teknosa, Divarese, Damat ilginc. Odul alabilirler.

Atladiğim var mi? Yok herhalde. Yorumladim, oyum gizli, ama sonuclar aciklaninca paylasacagim..

;=)

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, gezen güzel olur, severim paylasirim

Kuruyemişin evine ziyarete gittim… yeni adı da: Koz Kuruyemiş

Bağdat’a işim düştü, ki onu da sonra anlatacağım, uzun ve güzel bir hikaye,, (iki üç nokta yan yana olur da iki üç virgül neden yanyana olmasın, derdimi anlatıyor, biraz uzun bir es verdim lafa devam ediyorum) (kısa kes su cümleleri, başını sen unutmasan bile okurun unutuyor) (her neyse) bir köşe başında bir kuruyemişçi gördüm. Daha doğrusu kızım farketti, Kendisi evin asal kuruyemis tüketicisinin fotokopisi olduğundan (“eşim ve kızım kuruyemiş sever” desen ölürsün, illa lafı döndürüp dolaştır sen.. sanki kelime başına para alıyor wördpresten) “buudan babama kuyuyemiş alalım” dedi. (r özürlü. ayyan içer benim kızım :) )

Olur dedim. Bu tür mekanlar hiç beni cezbetmez. Sevmem kuruyemiş. Fıstığa cevize, kuru üzüme, (bastığa) pestile muskaya, cevizli sucuğa, bil umum abura cubura doyduk küçükken ondan mıdır bilmem.. Ha fındık severim bir de işlenmiş yer fıstığı. Ama dut pestili, kayısı erik dut incir kurusu, keçiboynuzu, kabuklu yer fıstığı bilmemne çok uzak bana. Bildiğim en egzotik kuruyemiş kaju/cashew’dur; onu da ucuza çalıştırılan kadin-çocuk işçiler tarafından ve çok zalim şartlar altında kabugundan ayirma işleminden geçtiğini öğrendiğimden beri ağzıma sürmem pek. kuruyemişçiye giriş çıkışım nadirdir. bir zamanlar sigara içerken girerdim, bazen de çok iyi bildiğim bir yerse taze çekilmiş Türk kahvesi almak için girerim o kadar…

Anam içeri bir girdik ki piiii… Fantastik filmlerde olur ya, düz bir kapıdan girer kahramanımız, birden yağmur ormanına adım atmış olur, ışıklar, müzik sesi filan. anladınız işte.. aynen öyle oldum..

Sanat eseri, nasıl güzel piramit yapmışlar o kadar olur.. istif mükemmel, mallar da gerçekten birinci sınıf. çürük çarık yok.  o kayısilar incirler “al beni” diyor resmen. e aldık tabii.

Adamlar işin gerçekten yeni bir boyutunu yakalamışlar. On gram bilmemne alıyorsun özel fermuarlı poşette veriyorlar. Atmaya kıyamadım valla tekrar kullanacağım poşetlerini. Hem de RE-USE di mi…

Rulo halinde tek lokmalık pestiller yapmışlar, çilek pestili mesela. Tadı nasıldırbilmiyorum ama ilginçti..

ve hayatımın ilk pecan cevizini, piccolo fındığını ve meşşhuuur altın çileğini tatma fırsatım oldu.

pecan cevizi bizim cevizin kara kuru olanı. gene tatlı ve yağlı..

piccolo fındığı normal fındığın (finduk daa) dörtte biri, şirin bişey.

altın çilek kadar dandik bişey yemedim şimdiye kadar. Ekşii, çekirdekli, insanın içi bulanıyor. kusa kusa kilo verirsin herhalde. tövbe yemem bir daha.

valla yolunuz düşerse tavsiye ederim, İlgi Kuruyemiş Evi, evlere servisleri de var, süper bir yer.

 

EDİT:

Yeni adı ile Koz Kuruyemiş olmuş, site de değişmiş: Koz Gurme Kuruyemiş

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, gezen güzel olur, iştahlı işler, severim paylasirim

Bahar temizliği derken aklıma geldi

Ev halimden kısa notlar:

* İlk bebeğim doğduğunda hastane odasının çöp poşetini değiştirmeye geldi hademe. Ve ben o yaşımda ilk defa çöp poşeti takmanın pratik bir yolu olduğunu fark ettim. O güne kadar serdiğim çöp poşetleri illa ki yumak olur dibe inerdi. Hep dert olmuştur bana bu konu. Meğerse kolayı varmış. Artık çöp poşetlerim yerinden kımıldamıyor..: Paylaşayım dedim. Tek bilmeyen ben değilimdir değil mi?? (ayrica dikkatinizi cekerim, hastane odasinda lohusa halimle bile pür dikkat bir antepli olarak, “düştüğüm yerden bir avuç toprakla kalkıyorum” : )   )

*

* Dert bir mi ki?? Çöp kutusu naaparsan yap kokar. Temizle temizle nereye kadar. Ahanda bunun çözümü:

Bulaşık makinesi deterjanı mı desem, makine koku gidericisi olarak satılan bişey bu. Bulaşıkları kokuttuğundan ben pek sağlıklı bulmadım,zaten bulaşık makinesi de kokmuyor ki koku gidericisi olsun… Garip. Her neyse, bu malzemeye para verdiğim de yok da deterjan kutusundan hediye olarak çıkıyor bazen. Ben de bu şekilde kullanmayı tercih ediyorum. Bir tane de banyodaki çöp kutusuna attım. Çöp kutusunun dibinde duruyor öyle. Nice doldurulmuş bebek bezleri atıldı o çöpe, bana mısın demedi.. :))

* Arabamda da bir çöp kutusu var benim. Onun fotoğrafı var mı bilmiyorum.. Ufak boy bir kova işte. Dibine 10×10 boyutlarinda numune olarak verilmiş bir mermer parçası koydum, devrilmiyor. Sağ ön koltuğun önünde duruyor işte..Üzerine de poşeti geçiriyorum. Arabada yenen içilen her şeyin kabuğu çöpe. Çocuklu olunca biraz daha pratik oluyor insan (takıntılı kadın, çocukların üzerine niye atıyorsun, tamamen senin kendi obsesif karakterin…) [sensin şizo] /arabamı temiz seviyorum ne var bunda?/

* çamaşır işine gelelim….

Bir zamanlar kapıcımız bana bir gece kalktiğinda mutfağı su basmış bulduğunu anlatmıştı. Muftağa girmeden sigortayı kapamış.. İyi ki de aklına gelmiş, çünkü uzatma kablosu yerdeymiş.. Bu hikayeden beri, elektrik çarpması tehlikesi de korkularım arasına eklendiğinden; uzatma kablolarini yerden yukarı koymaya gayret ediyorum.

* Bu konuya son ek: çamaşır yıkamak için en güzel icada rastladım.. Renk koruyucu mendiller.

Kesinlikle verilen parayı hak ettiğini düşünüyorum. Renk karışması tarih oldu. Çok daha verimli çamaşır yıkıyorum ve her bir mendil de tek kullanımlık değil bence. Ben en az üçer kere kullanıyorum, rengi iyice bozarana kadar yani… Zaten her çamaşıra da atılmıyor.. Bir kutu uzun zaman yeter insana.. Çok sevdim ben bunu. Başka marka da var piyasada, her ikisini de tavsiye ederim. <3

( Bu yazıyı beğendiyseniz şunları da öneririm… : Bu bir bu da iki )

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, icatlar, severim paylasirim

Her şey çocuklar için.. ama ticarette….

Bir süredir dikkatimi çeken bir şey bu.. Eskiden, benim zamanımda yani, çizgi filmler aşağı yukarı iki çeşitti. Birisi Taş Devri gibi bir aile filmiyken bir türü de Candy gibi tek basina bir cocugun maceralarini anlatirdi. Bi de Tarzan, He-Man gibi fantastik şeyler vardı, unutmayayım…

Şimdilerde her yaş grubuna hitap eden ayrı çizgi filmler var. 0-2 yaşın çizgi filmini 3 yaşındakiler sevmiyor. Nasıl bir piyasa araştırması, kitlesel veri analizi yaptilarsa artık… Sırf yaş gruplarına özel TV kanalları var ya!!

Bu yeni çizgi filmler yaşa ve cinsiyete odaklı, çocuğun kendisini bir şekilde özdeşleştirmesini sağlıyor. Başarısı hangi ülkeden olursa olsun her çocukta aynı oluyor. Sonra gelsin o karakterin t-shirtleri, ayakkabıları, çorapları, tokaları, nevresim takımları, oyuncakları, saatleri, çantaları, kırtasiye malzemeleri vb vb…. Piyasa doyar gibi oldu mu, ikinci jenerasyon geliyor. Işıklısı, renklisi bilmemnelisi.. takip etmeye imkan ihtimal yok.

İlkokul bir iki seviyesinde erkek çocuklar BenTen yeşili ve siyahına bulanmış durumdalar.

 

 

Kızlar Hello Kitty/Winx’le başlayıp Barbie pembesine ulaşıyorlar.

 

Biraz yaşını başını almış ilkokullu oğlanlar bakugan delisi. ne türlü çeşitli özellikleri var… deli gibi biriktiriyorlar. bunlarin atasi da Pokemon şeysileri zaten.. Fekat bu bakuganlar da tam mühendislik harikasi, insanın oglu olmasa bile kendisine bir iki tane alası geliyor.

E bu bakugan bu kadar tuttu ama satilabilecek miktarin sadece yarisini satabiliyorlar. Kizlar almiyor. Kâr edemiyorlar yeterince.

– Ne yapsak ne yapsak???

+Bakuganları biraz süsleyip renklendirelim??

– Aa süper fikir kanka… Gelsin paracıklar….

Kızlara da Zoobles çıkarmışlar tam olmuş.

 

Koşun kızlar aman kaçırmayın, yüzlerce çeşidi var hepsini alın, aldırın, arkadaşlarınıza gösteriş yapın….

Geçen sene kapış kapış aldığınız Minişlerinizin yanına koyarsınız. Kapitalizmi öğrenirsiniz hem..

:((

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, saçmasapanlıklar

Mado: Canımsın

Doğumgünü olan ve daha nice yıllar sağlık ve huzurla yaşamasını istediğim bir akrabama bir Mado şubesinden karışık sütlü tatlılar yolladık.
Siparişimi söyledim, daha telefonda indirimli fiyat aldım. Şehir dışından aradığımı söyledim, güvendiler. Hiç soru sual sormadan, hemen IBAN numarası verdiler, on dakikada EFT yaptım, aradım “paranız aktarıldı” demek için, “paketiniz hazır biz de şimdi çıkartıyorduk” dendi..
Tatlılar derhal yerine ulaştı. Hizmet 5*. Teşekkürler Mado’nun o şubesine…

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, severim paylasirim

That’s very Kindle of you… (Kindle aldım, anlatmazsam çatlarım)

Minicikti kız kardeşim, ben de ona İngilizce dersinde yardım ediyordum. Bire bir sözlük tercümesini ilk görüşüm oldu:

Cümle: You are so kind. Tercüme: Çok cinssiniz.

Epey gülmüştük..

Nerdeen nereye.. malumunuz bir kitap kurduyum. Fantastik severim, polisiye severim, genelde iyi yazılmış kitapları severim.

Kitap işi bir süredir e-kitaba dönüşmekte. Geçen yıl ideefixe ilk e-kitabını sattı ülkemizde. Gerisi geliyor yavaş yavaş.

Türkiye e-(lektronik) kitap konusunda çok geri. Ürünler no-name, ve aşırı pahalı. Hem cihaz hem sanal kitaplar gerçekten de pahalı… Bakınız idefixin sayfasından bir örnek: Haluk Yavuzer : Çocuk ve Suç kitabı. Sanalı 12 lira, gerçeği 14,88

Kafka Dönüşüm, sanal: 4,5 gerçek: 5,5.. deli ederler adamı. zaten çeşit az, bir de bu fiyatla ben almam arkadaş.. Ne maliyeti var ki? Yarısından da ucuza olmalı.

bakınız amazon: ROOM- sanalı: 11,99 gerçeği: 22 küsur.

Dünyada izledigim kadariyla uc marka var: Amazon’un Kindle’ı (kindıl okuyunuz), Barnes and Noble (bizdeki İnkılap Kitabevi gibi bir mağaza sanıyorum) Nook(nûk okuyunuz) üretti, bir de Sony var ama onu pek bilmiyorum..

Şu aralar en tutulanı da kullanışlı oluşu açısından Kindle. Amazon Türkiye’ye satış yapmıyor.  Yurtdışından getirtmenin de yolları var. Ben sahibinden.com üzerinden aldım. Yavuz Nuri’yi  şiddetle tavsiye ederim, çok yardımcı oldu.. Bir de silikon kılıf aldım… O da iyi oldu..

Almaya niyetiniz varsa, ya da fikir edinmek istiyorsanız çok detaylı bir araştırmayı buradan okuyabilirsiniz. Arkadaş çok güzel hazırlamış, benim de satın alma kararımı vermemi sağladı.

Bugüne kadar “e-kitap? ne geregi var? ben gercek kitabi, kokusunu dokusunu seviyorum” diyen biriydim, Kindle’dan sonra fikrim aynı. Gerçek kitabı hala tek geçiyorum. Tee ilk çıkan erikson 788 vardı ya. O kadar ilkel bi defa. çok ağır, bilek yoruyor. Çok büyük; “ev yeni duvar yeni, eleğim nereye asam seni” kaygısına düşüyor, oraya mı koysam, burada mı bıraksam diye dört dönüyor sonra bir kenarda unutabiliyorsunuz…

Kitap ortasından tutularak okunur, Kindle kenardan tutuluyor, ağırlık merkezini dengelemek ekstra güç gerektiriyor…

Amma geleceği çok parlak, o kesin. Gelişmelerini şimdiden hayal edebiliyorum…

En sevdiğim tarafı artık istediğim hemen hemen her kitaba sahip olabilecek olmam.

Fantastik bir kitap serisi var, 4 cildin üçü tercüme edildi, Eylul ayında 4. cilt Amerika’da basıldı. Ama bizde bir türlü tercüme edilmedi gitti. Meraktan çatlayayım mı? Getirttim. Masraflı oldu ve pek uzun sürdü. Şimdi eğer istersem, e-kitap olarak bir saniyede elimde tutuyor ve okuyor olabileceğimi bilmek çok güzel bir duygu. Kasaba minnete son!!

İlk günlerde ücretsiz bir iki kitap indirip denedim, evet okunuyor. Şimdi amazon’un tozunu attırıyorum. Onu da alayım, şunu da alayım, bunu okumuştum ama olsun alayım…. Görgüsüzlüğüm had safhada..

Son söz:

Müzik dinletebiliyor ve isterseniz wi-fi üzerinden ite kaka webde gezebiliyorsunuz. Ama niye isteyesiniz ki? Cep telefonunuz bundan kat kat daha iyi bir deneyim sunuyor size. Hem de renkli..

Kindle, okur olana gerekli bir şey, ama hala gerçek kitabın yerini alması için katedeceği epey yol var.

Daha son söz: İngilizce bilmek şart arkadaş…

en bi son söz: yarın öbür gün çocuğa bir tane bundan alacaz, bütün ders kitapları içinde olcak. Resimler canlı, her detay için linkler, forumlara yönelişler, interaktif öğrenme… Geleceği seviyorum!

 

deep not: bu yazımı okumuş muydunuz? E-kitap kurdu olmak için e-reeder ne eder?

 

 

18 Yorum

Filed under alışveriş işleri, icatlar, kitaplar, severim paylasirim

İnternet Fırsatları Hakkında

İlk çıktığında pek beğendim. Firmalar reklam karşılığı indirim sağlıyorlar+toplu alışveriş fırsata dönüşüyor+aklımın kıyısından geçmeyen şeyleri almak ve tatmak şansı buluyorum. Onu bunu aldım, neler neler yedim, brunchlara, tiyatrolara gittim, çeşitli fırsatlardan yararlandım yani. Kupon işi çok hoşuma gidiyor..

Mail bırakmış bulunuyorsunuz bir defa, ondan sonra her gün, bazen iki kere, kendi şehrinizde (hatta tüm ülkede) fırsatlar mail adresinize yağıyor.

Tabii tutulunca enflasyonu çıktı.

O kadar türediler ki, artık her birinin maillerini tek tek okumuyorum açıkçası.. Konuya bakıp, işime gelmiyorsa siliyorum….

Bu arada, benim gibi düşünenler için başka sistemler gelişti. Toplu olarak haberdar ediyorlar.

Mail ziyanlığı olmuyor..

(Benzeri bir sistemi http://www.kredikartlari.net/ uygulamaktaydi. )

Bu yeni model sitelerin içinde bugün öğrendiğim bir tanesini tanıtmak istedim : indirimlr.com

 

 

sitenin adı biraz karışık ama meali süper:

Dünyanın bir çok ülkesinde tanınan “Grup Satın Alma” alışveriş modeli son dönemlerde gerçekten popüler hale geldi! Artık Fırsat siteleri Türkiye’de de hızla yayılıyor ve kullanıcılar online alışveriş yaparak hem zamandan hem de paradan tasarruf edebiliyorlar! Türkiye’nin Fırsat sitelerin hepsini bir arada görmek isterseniz eğer sizin için İndirimlr.com’u önerebilirim!
İndirimlr – kategorilere göre sıralanmış, tüm fırsatların bir arada olduğu, interaktif ve kolay kullanımlı bir platform hazırladı.
Kimin sizin için en iyi teklifleri sunduğuna karar vermeniz için, tüm fırsat sitelerini, Alexa Rank puanlarını ve şehirlerin sayılarını bir bir liste halinde sunuyor. Ayrıca, seçeneğinizi daha da kolaylaştırmanız için, siteler hakkında kendi yorumlarınızı da eklemeniz, hatta diğer yorumları açmanız da mümkün.
Türkiye’nin tüm fırsatlarını bir arada görmek için İndirimlr.com ile tanışmalısın!

Buyrun…

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, severim paylasirim