Category Archives: alışveriş işleri

Internetsüel?

1998’den beri internetteyim. Faal olarak. Bazen fazlasiyla faal.
Oyle, bir mail adresi almis da ayda yilda bir açıp bakan tiplerden degilim. Interneti seviyorum. Hemen her işimi internetle yapiyorum. Basligi da bundan esinlenip koydum. Metroseksuel erkekler var ya, ben de internet icin boyleyim.
Uzun yıllardır garanti bankası müşterisiyim. Uzun yillar once Acik kart almistim, bugun bonus platinim var. . Ilk gunden beri internet şubesini cok beğenirim. Kredi karti aidatından baska da bir şikayetim yok kendilerinden. Bugüne kadar hiç ödememişim, gecen yil icat ettiler. :( belki bu yil gene almazlar… Gene laf lafi açtı…
Aa dur, bi de flexi kart vardı. Kızımla kendimin resmini koydurmustum.. Hey gidi gunler.
Yine ilk gunden itibaren sanal karti kullanmaya başladım. Internet alışverişlerim icin en güvenilir odeme biçimi.
Cunku yillardir internetten “eldivenden merdivene” her birseyi alip sattim.. Biyoruz da konusuyoruz…
Son olarak Bonus Pay diye bir şey cikti. Bonus paylasmak gibi degil.. odeme anlaminda.. Cep telefonunu kaydettirip, bir sifre saptiyorsun. Alisveris bitiminde, odeme secenegi olarak Bonus Pay seçiyorsun. Cep telefonuna bir sms geliyor, şifreni yazip geri yolluyorsun. Tercihine göre, ister kredi kartından, ister hesabından para odemis oluyorsun. Alışverişin oturduğun yerden tamamlanıyor…
Bu imkanı sağlayan Hepsiburada’ ya da teşekkür ederim..
I <3 internet!

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, severim paylasirim

Gerçekten çevreyi düşünüyorsanız… Dergi almayın

Yanilip yakilip all decor diye bir dergi aldim. Silme reklammis arkadas. Bir tane yazı bulamadım..Verdigim beş liraya hiç bu kadar yanmamıştım. Nasil ki tvlerde reklamin bir siniri/suresi var, dergiler de oyle olmali. Yazik gunah o kagida. Gazete dergi reklamlari yasaklansin. Bu ziyankarlığa dur demek lazım, israf haramdır..

Ki bütün o reklamlar, ilanlar, advertorialler kesinlikle hedef kitlenin umrunda değil, reklamverenin parasına da yazık..

Agaci koru, cevreyi sev, reklamli dergi alma!

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Kadınlık emek ister. Bir güzelden, güzellik üzerine…

Ben küçükken bir rivayet dolaşırdı: “Ajda Pekkan dizine ayrı, dirseğine ayrı krem sürüyormuş” diye. Kabullerde çok favoriydi bu mevzuu. “bacım, avrat ev işi yapmaz, çocuk bezi yumaz, vakti çok, sürer tabii” derlerdi. Gerçi ben küçükken Ajda’nın estetik ameliyatlarına atfen: “kadın yüzünü o kadar gerdirmiş ki, en son çenesinde bir gamze oluşmuş. meğerse göbek deliğiymiş” gibi bir takım geyikler döndüğünden bu ilk cümleyi de herkes abartı zanneder, sonra da “kimbilir ne kremidir, anam o kadar kremi pabucuma sürsem Ajda’dan güzel olur” der çıkardı kadınlar. Züğürt tesellisi işte..

Meğer hakkı varmış bu lafın. Gençliğin tazeliği azalıp yitmeye başladığında, özel çaba harcamak şartmış.

Her hafta kese, arada peeling, her duşta vakit ayırıp özel ayak fırçası ve törpüsü, hatta ponza taşı olan aleti kullanma da göreyim o gövden, yüzün, ayakların, topukların ne hale geliyor…

dortlu topuk torpusuben bu aleti seviyorum. ponza var, fırça var, rende var, taş var. pek maharetli..

(Ayak icin ozel ev bakımı : bir kaşık tuz bir kaşık kahve ve bir kaşık yogurt. güzeeelce ovalayınız, durulayiniz. arada elleriniz de bakım görmüş olur. bir taşla…)

*********************

Yatmadan kremlemeyi ihmal ettin mi ne ayak bakımı kalıyor ne de bacak. Bütün bacak derisi pul pul bir hale geliyor.

avon deniz tuzlu ayak kremi

Dizler dirsekler taşa dönüşüyor, hele görüntü.. ıyyh. hemen nemlendirici. sonra gene… ihmale gelmez.

ped egg ve zımparaları

(ped egg zımparaları diz ve dirsek sertlikleri için sahane..)

**********

Enn çirkin şey eskimiş ojedir. uçlardan yenmiş, çatlamış.. berbattır. Bakımlı el ayak, ojesiz çok daha iyidir. Tırnak fırçası alın ve musluğun yanına bir yere konuşlandırın. sık sık kullanın. Tırnak altları mikrop yuvasıdır, aynı zamanda görüntü olarak mide kaldırıcıdır tırnak altlarındaki birikintiler. En iyisi kısa kesin.. Siz sağ ben selamet..

Tırnak demişken, batma yapmadan tırnak kesebilmek 15 yılımı aldı. Ama şimdi bir bebeğin bile tırnaklarını kusursuz kesebilirim. O kadar da iddialiyim artık. Bir manikür setim var, eksiksiz diyebilirim. Bir tanecik çıtçıt makasla nasıl yetinebiliyorlar hayret.. Bir tırnak pensi bir de et pensi alınız, şeytan tırnağını unutunuz.

(batma durumunda bol bepantenle bir gece bekletin, ertesi sabah batikon sürüp, ince ahşap çubukla tırnağın ucuyladeriden ayırmayı deneyin. iyi bir aydınlatma, belki bir büyüteç kullansanız iyi olur)

yüzüne maske, yüzüne peeling, yüzüne temizleme jeli… temiz bir cilt gibisi yok. Sivilceler kader değil ve siyah noktalardan da kurtulabilirsiniz. Yağlı bir burun karşınızdaki herkesin net, ayan beyan görebildiği, siz umursamasanız bile sizi çirkinleştiren bir şeydir. Bununla yaşamayı öğrenmeyin, temizleyin/temizletin ve temiz tutun.

yüz bakımı

(Avon soyulan maske, (bazen kil maskesi de iyi gelir karma cilde), Avon ısınan maske,  Lush Dirty tabs diş macunu tableti (ışıltı lazım olduğunda), Loreal sivilce roll-onu, yüz temizleme fırçası, Lush Mask of Magnaminty, Lush Mint Julips dudak peelingi (bu çikolatalısı, ki pembesi daha da harikadır ciklet tadıyla) ve Lush Fresh farmacy sivilce sabunu)

dusta bakım

(duş ürünleri serisi: avon temizleyici, volkanik ponza taşı, ayak törpüsü, zeytinyağlı scrub, Lush Buffy peeling, Lush Ocean Salt yüz peelingi, Lush R&B saç maskesi, Lush Angels on Bare Skin yüz temizleyici, Loreal yüz temizleme jeli ve silikon pedi, Lush Duş Jeli ve Lush Daddy-o şampuan.. bütün bunlari aynı anda kullanmıyorum. Duruma gore.. cildim yaglandiysa birini, yorgunsa birini.. vaktim varsa scrub, yoksa peeling.. 

resimde görülen duş rafı Koçtaş’tan ucuz diye alınmış ve leş gibi paslandığından pişman olunmuştur. )

O boyaları diplerden iki parmak çıkmış, kahkülleri eğri büğrü olmuş, uçları çatallanmış saçlarla gezen, kuaföre birinin nikahı filan yoksa ayağını atmayan paspal teyzeler, bizden uzak durun. Her ay kuaföre gidilir kardeşim. Boya varsa daha da sık. Hadi kendin boyadın diyelim. Gene de 40 günde bir filan uçlardan azıcık kestirmek, yıl boyu güzel bir saç modeli sağlar.

 

LUSH sugar babe scrub (Lush Sugar babe scrub. yani kese gibi bir şey. cildi temizliyor, tazeliyor. normalde top şeklinde bir ürün, ben ufaladım başka bir kaba koydum nemlenmesin diye)

Kafası takılanlara:  “bütün bunlar dünyanın parası” değil. Paramız yokken de buluştururduk bir şeyler. Avon mesela, zaman zaman şahane indirimler yapar, takip edin. Suna Dumankaya misali evdeki malzemelerden bakım reçetelerini inceleyin, neden olmasın? Bir tüp arko krem alın her gece elinize ayağınıza sürün. Bilinen markaların makul fiyatlı ürünleri her zaman var. Arada bir kendinize bir krem, bir peeling almışsınız çok mu? Ve en önemlisi, aldıklarınızı kullanın. Açıldıktan sonra bozulmaya başlarlar. Sihirli de değiller bilesiniz, aynanın önünde durmakla size hiç bir yararları olmaz.  

SON SÖZ: ben görüp görebileceğiniz en süssüz en sade kadınlardan biriyimdir. Amma ve lakin, büyüklerimizden böyle gördük: güzellik oyayla boyayla değil sürekli ve özenli bakımla olur.

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, insan olmak, kozmetik, severim paylasirim

Fırsat mailleri: restoran tanıtım tercümeleri

X restoran manzaralı atmosferi, dekoru, özel yemekleri ve profesyonel servisi ile sizlere benzersiz bir ortam sunuyor.

(e ne olacakti? bir restoranda amator servis nedir? amator garson mu var? daha fenasi amator asci… /ayrica, benzersiz bir ortam nedir? sandalyeler tavana mi yapistirildi? bildigimiz bes bin benzeri gibi bir yersiniz siz de.. sisirmeyin kendiniziii)

Birbirinden bağımsız üç salonda (mekan gecekondu gibi, paramiz oldukca yanlara ekleme yaptik, sasirmayin)  lezzetin estetik ve zarafete dönüştüğü (tabaga etin yanina marul ve pilav topagi koyuyoruz yani…) ortamda 200 çeşitlik kahvaltı şöleniyle farklı tatlara imza atıyor. (su imza atmak lafini bir yerlerde de duymasak…)

Samimi bir mekanda (daha fazla adam alalim diye sandalyeleri kic kica koyduk, her kurusun hesabini yapiyoruz, boyunuz kilonuz ne olursa olsun sizi iki masa arasına sıkıstıracagız…) hem kahvaltı yapmanın, hem de sahilin (“sahil yolu”nun aslinda ama kim yola bakmaktan hoslanir ki..) keyfini çıkarmaya hazırlanın.

Otoparkı ve vale hizmetiyle (vale hizmeti: vestiyerin bi türüdür.. kartinizi verirsiniz, vale koşarak gider hangi kuytuya park ettiyse arabanizi alir gelir.. sol on kapiyı acar, siz once cocugunuzu bindirip emniyet kemerini baglamak icin arka kapiyi acinca şaşkalozlaşır. bahşişi kapana kadar bagaji bile acar sonra doner gider.. şık giyimli otopark mafyası işte…) misafirleri için her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen (ama sicak su akmaz, bebek alt degistirme masasi, hatta emzirmeye musait bir yer de olmayabilir. bunlar kalin ayrintidir)  mekanda, sıcak ve samimi bir ortamda nefis bir kahvaltı keyfi yaşamak istiyorsanız, bu fırsatı kaçırmayın!

süreeer gider….

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Ense trasinizi gorelim….

Esim uzuuun zamandir evde kendisi tras oluyor. Sac modeli de musait, böylece sürekli bakımlı olabiliyor ki, imrendiğim bir sey.. Piyasadaki butun markalarin saç kesme cihazlarını aldik, denedi. Bu konudaki yorumlarini bilahare yazarım; bugünkü konumuz ense traşi.
Malumunuz, önemli bir mevzu. Insan ensesini görmediğinden, mükemmeli şöyle dursun, düzgün bir ense trasına sahip olmasi da zordur. En usta berberlerin bile tutturamadıgi düzgün, hizalı ve kusursuz ense trasi hattını Bree kılıklı dostunuz Ipekag, sizlerin de hizmetine sunuyor. (Martha’dan el alacagim yakinda, du bakalim…)
Şu elimde yani lavabo kenarında görmüş olduğunuz ense düzlerticisi IKEA’ dan alınma (ve manasız bir sey olarak telakki ettigimden kullanamadigimiz [dukkandayken niye manali geldi ki acaba, yedi ceddim kullanmamis, cok mu lazimdi, deseni de gayet saykodelik yani, nesine tav oldun kadin?!] ) amerikan servisin yarisidir.
Ense duzletgeci
Kullanimi ise cok basit. Bir ucunu sol elinizle sol kulak memesi hizasinda, obur ucunu da sag elinizle diger kulak memesi hizasina tutarak gerdiriyorsunuz. Ikinci sahis bu sahane sablonu izleyerek piril piril, dümdüz bir ense trasi çıkarıyor.
Işte uzun zamandir sakladigimiz, gorenleri hayran birakan sir da bu.
;) sihhatler olsun bey.
(evet, biliyorum.. Ben olmasam naapardin bilmiyorsun…)

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, icatlar, severim paylasirim

Ev’lenmek – Evlenmek.. Mukayeseli bilgilendirici yol gösterici yazı -I-

10 senelik kiracılık sayfasını kapatmak üzere 4 aydır ev aramaktayım. Ev bulmak evlenecek adam bulmak kadar zor.

Nasıl ki nüfusun yüzde ellisinin erkek olmasına rağmen,  evlenmeyi arzu ettiğiniz adam gibi adam kriterlerinize  sadece bir kişi uyar, ev alırken de maşallah dağlar bayırlar bina dolu olmasına rağmen sizin istediğiniz dört dörtlük ev de bir tanedir.

Nüfusun yüzde ellisi yani 80 milyon olsak, 40 milyon erkek var. Yarısı evli diyebiliriz. 20 milyon. kalanın yarısı çocuk yaşta. kaldı 10 milyon. onun yarısı da ileri yaş desek, kaldı 5 milyon.

bunlarin içinde, üniversite mezunu, meslek sahibi, aile kurmaya hevesli, içkisi kumarı olmayan, eli yüzü düzgün şeklinde kriterleri daralttık mı bir de bakarsınız ki elinizde muhtemel 10 kişi kalır, onlar da bakalım ülkemizin neresinde yaşamaktadır kimbilir??? Denk gelecek deee.. Zor işler bunlar.. Hele ki “Ruh ikizim” filan diyen niv eyç tiplerdenseniz, zor ki zor.

*-*-*-*

Ev bulmak da aynı derecede sorun. Bir evi aldın mı en az 20 yılını içinde geçireceksin. Uzun vadeli isteklerini de karşılamalı. Beş çocuk isteyen arkadaş 2+1 almaz, değil mi?

Ev ararken en mühim kriterlerim

  • on yıldır oturduğum mahallede olsun
  • geniş olsun
  • kesemize uygun olsun

şeklinde sıralanmakta.

ev aramak için de, her konuda olduğu gibi internete başvurdum.

Emlakçıya komisyon vermeyi herkes kadar ben de sevimsiz bulurum, ki burada bunu yazmıştım biraz. Gel gör ki sahibinden satılık mı var?

[1997’de RE/MAX Türkiye ilk franchiselarını vermeye başladığında basın “Turyap’a rakip mi olacaksınız?” sorusunu sürekli sordu. Ve eğitim direktörü de sürekli olarak aynı cevabı verdi:

– Kuzey Amerika’da ve dünyanın pek çok ülkesinde, gayrimenkuller profesyoneller aracılığı ile el değiştirir. Türkiye’de ise şu anda “sahibinden” satılıklar %70 oranında. Kalan %30 ise emlakçılar arasında satılmakta. Biz sahibinden satılıklara rakibiz.”

ve evet, o zaman %70 olan sahibinden satılıklar, bugün yüzde ikiye kadar düşmüş durumda..   ]

*-*-*-*-*-*-*-*-

Dolayısıyla benim elim sahibinden.com, Hürriyet Emlak ve Milliyet Emlak sayfalarına gider dedim. Kaç aydır incelemediğim ilan kalmadı. Sitelere üye olmak lazım ki, beğendiğin ilanları kaydedesin, takibe alasın, hatta hatta kriterlerini kaydedip sonradan gelen ilanlardan uyan varsa e-posta adresine bildirilmesini sağlamalısın.

İlk üç kriter sağlandıktan sonra geriye neler kalıyor?

Kaçıncı kat olsun?

Balkon var mı?

Mutfak ankastre mi yoksa evdeki ocaklı fırını kullanabilecek miyiz?

Bahçe var mı?

Dış cephe yalıtımlı mı?

İçi masraf ister mi? (her daire masraf ister de, makul ölçüde masraf var, enkazdan hallice daireler var..)

Zemin katta daireye özel depolama alanı var mı? (bisikletti bilmemneydi bir ton şey olabiliyor koyulacak. müstakil evlerin kömürlükleri olurdu.. aah ah. )

veee en önemlisi: Arsa tapulu mu?

Arsa tapulu daireler krediye uygun değil. Tapu denilen A4 boyutundaki resmi kağıt üzerinde ortalarda bir yerlerde üç şık var.:

Kat Mülkiyeti  [] Kat İrtifakı [] Devre Mülk []

Eğer birinci ya da ikinci kutucukta  x işareti varsa krediye uygun bir dairedir. güvenle alınabilir.

-devam edecek-

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi

Galaxy Tab P1000 maceram

Android tablet bir bilgisayar degildir. bir oyuncaktir. her yerde her zaman “internete gireyim, mailime bakayım, Burcuyla Kamileyi feysten dürteyim” diyen netkolik (nete giremeyince kolik sancisi ceken asosyal birey) şahıslar için bir cihazdır. Nerd ve nerdielere göredir,bir tür görgüsüzlüktür..

Eşşek kadardır, cebe cantaya girmez. telefon gorusmesi yapmak istiyorsanız kulaklıkla yapmalısınız yoksa A5 boyutunda bi kitabı ense kökünüze dayadığınızda eski filmlerdeki cıstak müzik seti omuzlamış zenci arkadaş görünümüne dönüşürsünüz.

Henüz nokia blutut kulakligimi tanitmayi da basaramadım :(((  evde bir metre kulaklık kablosu ardımda sallanarak geziyorum. disarida “çalmasın” diye dua ediyorum…

ve galaxy tabletle  farmville oynanmıyor :((((((((((((((((((

I Phone- I  Padda gormus olabileceginiz hic bir uygulamaya erisiminiz yok. belki ilerde olur, cok da iciniz cekmiyordur zaten. yoksa ayped alirdiniz zaten. (molped gibi :)

Facebook’a giris yapabiliyorum ama farmville acmiyor. Bir de android markete giremiyorum.

[Bunu cozmek icin once gmail hesabima girdim, sonra https://market.android.com/account sayfasinda ayarlar sekmesine geldim.

Bu hesapla ilişkilendirilmiş hiçbir Android cihazı yok.” didi.

Cihazinizi bulamadiniz mi? linkine tikladim

https://www.google.com/support/androidmarket/bin/answer.py?hl=en&answer=1141080 sayfasi acildi.

buradan bir yere varamadim.]

telefonun kendi s android sitesini güncelledim. idefix kitaplik uygulamasi filan erisime acildi. daha iyi oldu boyle..

son ogrendigime gore google android market ülkemizde HTC  telefonlar dışında çalışmıyor. Bir takım korsanlıklarla açtırtmak mümkün ama deymeyebilir. Tek secenek androidpazari adresi.

şimdilik bu kadar. becerdiklerimi gene yazarım.

buyuk hayall kirikliklari: klavyede CTRL, TAB ve DEL tusu olsa iyiydi.

eski nokia’mda arayanin adini okurdu cihaz, bunda yok.

bunda sesli arama da yok. yani soyledigim kelimeyi rehberden bulup aramiyor. ..

arac şarj aparatı bulmak icin gobegim catlamakta…

○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○

KULAKLIK:  Evde eskiden kullandigim bir Samsung WEP300 vardı. Kulagin icine giren, çok da rahatsız etmeyen bir modeldi. Kulak kenarina geçen parçası olanlardan almamıştım çünkü gözlükle birlikte iğrenç oluyordu.  Kulak içi silikonu ha bire cebimde kalırdı, her tak-çıkarda bir de onunla uğraşırdım. Severdim. Uc dort gunde onu kaybettim. Hala ariyorum, cok ilginc.

Ondan sonra bir tane Samsung Wep 470 aldim. Artik gozluk sorunu olmadigina gore, kulak arkalıklı olanindan alayim dedim, halt etmisim. kulak arkası şeyi iki günde kırıldı. İade edecegim.

şimdi Nokia BH217 var kulağımda. Kullanişlı. Kulak içi bir model, silikonu da hiç rahatsız etmeden gayet rahat oturdu. şimdilik memnunum. Bunun da şarj aparatı dert. kayboldu mu yandın…umarim bir gun muzik dinleyip film de izleyebileceğim (yani izlerken sesini de kulaklikla duyabilecegim) bir kulaklik bulur da alirim.

 

12 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, icatlar, severim paylasirim

İşletmemecilik örneği..

Dukan diyetindeyim, malum. Saf protein gunum. Kofte yemeye gittik.

Yanına layt ayran istedim.

Yokmuş…

Lan bitişik dükkan, Migros! Yolla komiyi aldır elli kuruştan, yaz hesaba iki liradan. Müşteri memnuniyeti de cabası.

Oooof of. Beceriksiz herifler…

 

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, saçmasapanlıklar

Başıma bir iş geldi :( -DermMatch günlüğü-

Bir kadini kadin yapan üc sey varsa biri saçıdır. Benim de gayet gür, kalın telli, az dalgalı saclarım vardır ki, kolay sekillendiremesem de pek severim. Her boyda bana yakışır, orijinal sarışınımdır, fön çektirince pırıl pırıl parlar. O kadar severim ki hiç boyatmadım. Hayatım boyunca da boyatmayacagim. Beyaz saçlı kadın olmayı planlıyorum.

Geçen sene maruz kaldığım bir tedavinin yan etkisi olarak, (Mirena) kafamın tam tepesinde avuç içi kadar bir bölgede ciddi saç kaybım var.

Çok mutsuzum. Özellikle asansorde, tam tepeden ışık vurunca kafa derim parlıyor. O kadar fena bir sey ki anlatamam. Ne yapsan gizlenecek gibi degil, mecburen renk renk, cesit cesit sac bantlari aldim. Hani arkasi lastikli olanlardan..

resmen yari tesetturlu bir hale girdim ; sürekli mantıcı kadınlar gibi boneli boneli gezdim. Hani tedaviden çıktım ya, bekliyorum ki saçlarım da yeniden çıksın.

Çıkmadı.

Ben de epeydir incelediğim bir şeyi satın aldım. DermMatch. Bir tür fondoten gibi, pudra tarzi bir şey. Çok iri bir göz farı diyeyim. Aplikatörleri de parmak kadar süngerli çubuklar. Kutudan 4 aplikatör bir de aplikatör boyu uzatmak icin lastik bir borucuk cikti. Arkalara ulasabilmek icin.

Satis sitesinden Tulay hanimin anlattigi kadariyla aplikatörü ıslatıp dermmatch’e bandırıyoruz. kuru sac derisine sürerek boyama yapıyoruz.

yaptım

oldu!

Yastığa çıkmıyor, terleyince de akmıyor (selpakla silince birazı selpağa çıktı, çok mu surdum acaba?)

Bir şey sürdüğüm de belli olmuyor, çok begendim….

Elim alıştıkça çok daha iyi kullanacağima eminim daha bir günlük teyzeleri… :)

Darısı başınıza :D

5 Yorum

Filed under alışveriş işleri, gezen güzel olur, icatlar, saglik, severim paylasirim

SİZ çoğuldur Callcenter cadıları.. Bıktım sizden

banka/sigorta bilmemne hattından aranıyorum zaman zaman. yayık yayık konuşan, konuşmaktan ziyade ekranındakileri bana okuyan solda sıfır biri bana:
-iyi gunler fanfinfondan ariyoruz, İpek hanimla mi gorusuyoruz?
+ evet benim.
– İpek hanim, öncelikle sizlere daha iyi hizmet verebilmek icin gorusmemizin kaydedildigi bilgisini paylaşmak isterim. (cok istiyorsan paylas, bana ne? ) Nasilsiniz ?
+ iyiyim siz nasilsniz? (sor bakalim senin yaven için musait miyim)
– bizler de iyiyiz. sizlerin almis olduğunuz fanfinfon sigortası ile ilgili bilgi vermek icin aradik.
ve uzar gider. burada dirt birt kullanilan SİZLER lafı sen’in kibarca soylenmisi olan SİZ olmalidir ama iyicene kibarlaşan callcenter metin yazari olan uyuzlar siz+ler diyerek zaten cogul anlami olan bir kelimeyi iyice coğaltmakta ve insana kendisinde kisilik bolunmesi oldugu vehmine kaptirmaktadir.
bir gun usenmeyip bunlara hazir metin cevaplar yazacagim. aradiklarinda çat diye yüzlerine okuyacagim.
bi bos vaktim olsun hele…

*-*-*-

bi de israrla cocuklarima Falan bey ve Filan hanim diye hitap eden cinsler var.

– Oglunuz Ayışığım (degil tabi, uydurdum) kac yasinda?

+4

– Evet Ayışığım beye özel bir çalışmamız da var.

+ ne beyi manyak hamfendi, oglan daha kıçındaki bezden yeni çıktı, çalışmayın ayrıca oglumla.. yıkılın karşımdan … diyemiyorsunuz.

*-*-

şey de fena:

– (bolca laf salatasinın sonunda) bütün bunlara ilavetn ıvır veriyoruz kivir kazandiriyoruz sadece günde 2 liraya bütün bunlara sahip olmak istemez misiniz?

o ana kadar ambale olmadiysaniz

+ nasil yani? ayda 60 lira mi verecegim?

– hayir gunde sadece iki lira seksenyedi kuruşla bütun bu imkanlara…

+ (aha küsurat da çıktı) hamfendi ayda kac lira cekilecek kartimdan????

- seksenaltıliraonkuruş (neredeyse fısıldayarak)

sona ses yukselyor, canlaniyor, sanki bağ bağışlıyor: siz degerli musterileerimize sinirli miktarda sunabildigimiz bu ayricaliktan yararlanmak isteyeceginize eminiz. ulkemizin onde gelen sanatci ve sporcularna da verdik. (son bi tane kaldi, cok yalvaran var ama biz size vercez, kara kasinizin hastasiyiz) bonus akses vördkarta 11 taksit imkani da sunuyoruz, kartinizin önyüzündeki onalti haneyi rica edecegim..

+Ne munasebet ya? deli misiniz? hesaba bak.. da denmiyor. baştan saviyorsun bir sekilde sonra on dakka söyleniyorsun.

*-*-*-

daha dun adsl icin aradilar.

– bugun ayda 5 kurus oduyorsunuz, aylik faturanizi 4 kurusa dusurmeniz ve 12 ay boyunca yilda toplam 12 kurus odeyerek su anki tarifenizden hesaplanacak olursa ikibucuk aylik internet baglantiniz da bedavaya gelecek.

+ nasil olacak?

– virvirvirvir bir ton laf, 24 aylik taahut verecekmişim.

+ yok iyi boyle.

kadina nasil agresif ol dedilerse artik cikisti bana:

– faturaniza indirim yapacagiz, internet hiziniz artcak niye istemiyorsunuz?

+sana ne? de denmiyor. bir sekilde onu da savdim… biz arasak onbeş dakka hatta bekler ordan oraya aktarilir adam gibi derdimden anlayan yetkili bulup konusamam. adamlar şak diye eliyle koymus gibi cepten arayip lafa boguyorlar yaa

7 Yorum

Filed under alışveriş işleri, şikayetlerim