2012-2013 Eğitim Yılı Okul Tatilleri/İstanbul’a ait özel günler ve resmi tatiller takvimi

Gelelim önümüzdeki seneye.. Bu yazı yazıldığı sırada 4+4+4 ve 66 ay karmaşası vardı, siz okurken o sorun çözülmüştür umarım..

Tarih

Gün

Özellik

30/08/2012 Perşembe Zafer Bayramı  Resmi tatil
19/08/2012 Pazar Ramazan Bayramı 1/3 Gün  Resmi tatil
10/09/2012 Pazartesi 2012-2013 Öğretim Yılının başlaması (Okul öncesi ve 1. sinif ogrencileri icin uyum haftasi)
17/09/2012 Pazartesi 2012-2013  Öğretim Yılının başlaması (Tüm ilköğretim ogrencileri icin)
06/10/2012 Cumartesi İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu  Resmi tatil
29/10/2012 Pazartesi Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 89. yılını kutluyoruz  Resmi tatil
25/10/2012 Perşembe Kurban bayramı ¼. gün  Resmi tatil
10/11/2012 Cumartesi Atatürk’ü anma günü. – 74 yıldır özlüyoruz..  :(  – Özel gün 
24/11/2012 Cumartesi Öğretmenler günü Özel gün
01/01/2013 Salı Yılbaşı  Resmi tatil
25/01/2013 Cuma 1. Dönem sonu
25/01-08/02/2013 Yarıyıl tatili İlköğretim okulları için Resmi tatil
11/02/2013 Pazartesi 2.Yarıyıl başlangıcı
18/03/2013 Pazartesi Çanakkale Şehitlerini anma günü Özel gün
23/04/2013 Salı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı  Resmi tatil
24/04/2013 Çarşamba ilköğretim seviyesi okullar 24’ünde de tatil olabilir
01/05/2013 Çarşamba  1 Mayıs İşçi/Bahar bayramı  Resmi tatil
19/05/2013 Pazar 19 Mayis Atatürk’ü anma,gençlik ve spor bayrami  Resmi tatil
29/05/2013 Çarşamba İstanbul’un fethinin 560. yildonumu Özel gün
14/06/2013 Cuma Öğretim yili sonu / YAZ TATİLİ 16/09/2013’e kadar yaşasın tatil!! Akdeniz karadeniz, karneleri isteriz  günü


4 Yorum

Filed under çocuk, ilkogretim, OKUL

O soru nihayet geldi.. (bölüm 3/3) “Peki, Orkit ne işe yarıyor anne?”

8-9 yaşındaki kızlar merak ediyorlar, anneler de açıklıyor..

-Çocuğunuza burada yer alan basit bilgilerin tamamını ya da bir kısmını aktarabilirsiniz. tamamen çocuğun ne kadarına hazır olmasına bağlı-

Her kadının, iki yumurtalığı vardır. Karının içinde yer alır. Kasıklarının biraz üzerindedir.

Kızlar, genç kızlığa ulaştıklarında yani 12-13 yaşından itibaren yumurtalıklar, her ay bir tane yumurta çıkarır ve rahim adlı özel odaya yollarlar.  Minicik, gözle görülmeyecek kadar küçük bir yumurta rahimde bekler.

Eğer anne ve baba, bir bebek sahibi olmak istiyorlarsa, o minicik yumurtacık, babanın vereceği minicik sperm hücresiyle birleşir ve bir bebek annenin karnında, özel odada büyümeye başlar.

Eğer bebek sahibi olmak istemezlerse, o ayın yumurtası, özel bir salgıyla dışarı atılır.  Buna “âdet” denir. Bu dönem de “âdet dönemi”dir.  Aynı, burnundaki fazla sümüklerin özel sümük salgısıyla dışarı atılması gibi.

Ve bu kullanılmamış yumurtayı taşıyan âdet salgısı rahimden çıkar, nasıl sümüğümüz burnumuzdan atılıyorsa, âdet de aynen kendi özel yolundan dışarı atılır.

Bu özel yol, bebeklerin doğduğu kanaldır. Ve adı, vajinadır.

Vajinadan gelen salgı çişten çok sümüğe benzediği için tutamıyoruz. Kendi başına akıyor işte. Bu durumda, iç çamaşırımızı kirletmesin diye, Orkid/Kotex vb kullanırız.

İşte bu kadar.

—————————————–

Bu konuda iki önemli husus var..

Birincisi, “özel konular” anneyle konuşulur, arkadaşlarla değil… herşeyi sorabilirsin, biliyorsam söylerim, bilmiyorsam, araştırır en kısa zamanda anlatirim..

İkincisi, âdetin adı: renkli-regli vb değildir. regl de denebilir, ya da özel günler denebilir. Ama “âdet” en geleneksel adıdır.

17 Yorum

Filed under çocuk, insan olmak, saglik

O soru nihayet geldi.. (bölüm 2/3) Sperm ve Yumurta

Kızım 5 yaşındayken “ya yumurtanın içinde civciv varsa, yazık değil mi, yemeyelim” demişti. O sorunun cevabını anında vermiş ve beş yıldız almıştım:

“civciv yumurtası ayrı olur, hiç yumurtacılar civciv yumurtasını satarlar mi? civciv büyüyüp tavuk olunca bir sürü yumurtaları olur. civciv yumurtası satılmaz. yemelik yumurta satılır”

Daha sonra, yemelik yumurtanın, tavugun her gün yumurtladığı düz yumurta olduğu; oysa civciv yumurtası için bir horoz gerektiğini anlattım. Çünkü her bebeğin bir babası olurdu. Düz yumurta yenir, civciv için horoz lazım. O kadar.

Kendi doğumuyla ilgili olarak doktorumun karnımı keserek onu çıkardığını biliyor, hatta fotoğrafı bile var daha bir kaç saniyelikken..

8 yaşında olduğu son bir aydır annecilik-babacılık oyunları, bazı merak edilen konular artmıştı. TV’de izlediği bir yerli filmde meşhuur doğum sahnesine de şahit oldu geçen gün.

[zeki alasya-metin akpinar filmi, bir kadın bağiriyor, dogum yapmakta.

Doktor bulunamadı, bir başka kadin : “ben bu işten anlarım.. bana sıcak su ve çarşaf getirin” dedi. tam o anda bizim soru müdürü: “bebeği mi pişirecekler?” ]

İşlem tamam.

Bugün de banyosunu yapmış, pedikürünü yaptırırken “iyi ki tavuk değiliz, her gün yumurtlamamız lazımdı” dedi. “hmm” dedim.

Biraz daha açık sordu:

“Bizim de yumurtamız var mı?”

“Yumurtadan çıkmıyoruz elbette, ama yumurtamız var, biliyor musun…”

“anlatsana anneee”

“Bak şimdi, ellerini kasıklarına koy. Tam parmaklarının altında yumurtalıkların var. İşte orada, bir sürü yumurtan var. Sen genç kız olduğunda bu yumurtaların her ay bir tanesi, yerinden ayrılıp bir tüpten kayarak rahim dediğimiz iç organına inecek. O da tam şu leğen kemiğinin üzerinde. Eğer evlendiğinde bebek sahibi olmak istiyorsan, eşinle aynı yatakta yatman ve onunla çok yakın olman gerekiyor. O zaman, erkeklerin sperm denilen bebek yapma hücresi, bir kanaldan kayarak rahmine ulaşacak ve senin yumurtanla birleşip büyümeye başlayacaklar. Bir bebeğin olacak. ”

“Peki bebekler de aynı kanaldan mı kayıp çıkarlar?”

“evet genellikle.. ama ben ameliyatla doğum yapmayı seçtim.”

“ben doğurmayacağım”

“sen bilirsin”

“peki spermler nerde durur?”

“pipilerinin hemen altındaki torbanın içinde üretilirler, aynı gözümüzün gözyaşı, burnumuzun sümük üretmesi gibi. birikirler, kullanılmazsa atılırlar”

“spermi rahme verebilmek için pipilerini mi kullanırlar? iğrenc”

“aslında, hayır. iğrenc degil. Burnumuzla hem koku alıyoruz hem de nefes alıyoruz, pipinin de iki çeşit işlevi var. birbirinden ayrı”

“hmm.”

———————————————————————————————————————————————————————

Bu konuda iki önemli konu var..

Birincisi, “özel konular” anneyle konuşulur, arkadaşlarla değil… herşeyi sorabilirsin, biliyorsam söylerim, bilmiyorsam, araştırır en kısa zamanda anlatirim..

İkincisi, “özel bölgeler” sadece anneye-babaya ve gerekirse doktora gösterilir. Başka kimseye gösterilmez, başkasınınkine bakılmaz. Temiz tutulur ve üşütmemekte yarar vardır..

 

Devam edecek…

4 Yorum

Filed under çocuk, insan olmak, saglik

Bitenekadar sitesinden alışverişlerim…

Böyle antin kuntin, hiç bir yerde satıldığını görmediğim ilginç şeyleri satan bir sürü site var. Mesela Buldumbuldum… İndirdik….

Bilirsiniz. Hergün mailleri gelir, garip garip “kim alır ayol bunları” dediğiniz şeylerin 13,99 gibi fiyatlarla satıldığını görür, sonra da silersiniz.

Bir süredir bu bitenekadar maillerini severek izliyordum. O “kim alır Allah aşkına bu ne be?” duygum bir süre sonra “lan amma ilginç şey, aa tam da ihtiyacım vardı,ooo süpermiş” şekline dönüştü..

Aldıklarımdan beğendiklerim de var beğenmediklerim de.. Yorumlarım bunlar:

  • Serinletici/kendinden soğutmalı minder. Evet serinletiyor, garip ve hoş bişey. ilk heyecan geçince, herkes birer kere oturup kaba etini serinletince ilginçliğini yitirdi, malzeme evde biyerde yitti gitti..
  • Çekyat ve baza tipi hurç: aha bu şahane bişey. Karnıyarık kılıklı, ortadan fermuarlı, gerizekalı hurçlarımı attım. Bazanın altına üc tanesi “cuk” diye sığıyor. üç bir tarafı fermuarla açılıyor, insanı dert sahibi etmiyor. pek çok  memnunum…
  • Mıknatıslı kapı sineklik: pimapene montajı imkansız gibi bir şey… içinden iki tane iki metre buzdolabı kapağının mıknatısı olur ya şerit şeklinde, ondan çıkıyor, perde düzgün monte edilebilirse, şıp diye kapanıyor arkanızadan. o kadar beceriyi gösteremedim henüz. Pimapeni raptiyelemekten hoşlanmıyorum, delik delik olması bir yana, raptiye de tutmadığından kendiliğinden düşüveriyor.. 3M çift taraflı bant vardı evde onu harcayarak yarı kapalı bir sineklik ayarlayabildim. :( olmamış bu..
  • elbise katlama sihirbazı : Allahım ne güzel icat!!! on numara.. şahane… alın alın alınnnn. ya da isterseniz konuyu buradan okuyun.
  • Super clean mucize temizleyici jel: oyun hamuru gibi bir şey sanmıştım, camsil rengi, vıcıkça bir jel geldi. Ele yapışmıyor ama denizanası gibi salıyor kendini..
    AMMAA gerçekten başarılı!!! hijyen sağlar mı bilmem ama notebook’un o kadar temiz tutulmasına gayret gösterilmesine rağmen tuş aralarındaki toz ve kırıntıların etkisiyle birçok harf zor basıyordu, ısrar istiyordu, klavye üzerinde bu jeli şöööyle bir ovaladım. Miss.
  • Ahh bra konforlu ve yumuşak sütyen : bildiğimiz sütyenden ziyade, fanilamsı bir şey. tam nene işi. zaten yaşlıca bir teyzemize aldım. TV’de başka bir benzerinin tanıtımını görmüş, rica minnet istedi.. askısı sarkmıyor, kopça yok, terletmiyor ve tertipliyor görüntüyü. T-shirtle filan giyilecek şey değil. Ama sütyenden bezmiş, takmasa pişik olan, yılların etkisiyle toparlayıcı bir ürüne ihtiyaç duyan ve bu konuda dertlenen yaşlı efradına alın. Dua kazandım :))

 

İşte böyleyken, böyle…

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, icatlar, severim paylasirim

Ekmek makinesiz ekmek yaptım.. :) sonra da yedik.. Nimet!!

Ekmek makinem yok ama Sinangil ekmeklik un indirime girmişti ben de aldım. Üzerindeki tarife baktım ki yanına bir de toz maya almam lazımmış !! instant maya denen şey. iyi ki evde bir paket vardı. Fi tarihinden kalma, ama hiç yoktan iyidir..

Yarım paket undan Trabzon ekmeği boyutunda bir ekmek çıkıyor.

Kalın çıtır kabuklu, içi  yumuşak, nefiss..

Fırından çıkar çıkmaz 2,5 nüfus tereyağı gömüp hepsini yedik.. Gözümüz döndü… Fotoğraf bile çekemedim.

 

şimdi bilgiler…

Elle yoğurmak için çok sert ve yapışkan bir hamur. KitchenAid olmasa  bunu yapmazdım..

Un paketini açmakla sofrada ekmek görmek arasında geçen süre 2-2,5 saat. Kardıktan sonra mayalansın diye bir saat kadar beklemesi ve bir saat de 200 derecede pişmesi var. O kadar vaktiniz yoksa girişmeyin.

Yağlanmış tart kalıbına koydum bütün hamuru. Bölme-şekillendirme işine girmedim. Fena da olmadı, kalan unla yapılacak ikinci ekmek baton kek kalıbında pişirilecek.. biraz da muffin kalıplarına dökerim bakalım ne çıkacak. Hep Yorkshire Pudding pişirmek istemişimdir. (aslında KFC’nin biscuits diye sattığı şeyden de pişirmek istiyorum, bu ikisinin ortası gibi olacak herhalde)

 

Evde ekmek de yaptım, şimdi de yoğurt yaparmışım :)) olmaz ya..

 

Şimdi  bir de hikaye…

İki arkadaş konuşuyorlarmış. Biri öbürüne :

– Abi ikimiz aynı yaştayız ama benim saçlarım ağardı, belim büküldü sen hala lisedeki halin gibisin, bunun sırrı nedir?  demiş.

Diğeri:

– Benim hanım bana özel bir karışım hazırlar, her sabah onu içirir, bu da beni dinç tutuyor.

-Aman bana da ver şu tarifi….

-Zor bir şey değil, bir bardak ılık süte, bir kaşık bal, bir çimdik tarçın… o kadar.

Adam eve gider gitmez vermiş tarifi karısına:

-Bundan bana her sabah yapacaksın.

Peki demiş kadın. Ertesi gün adam bir heves dikmiş bardağı başına, kusması bir olmuş.

-HANIM BU NE???

– E evde süt kalmamış, ayran ılıttım; o da beyaaz, bu da beyaz.. Bal da bitmiş, sirke kattım; o da sarııı bu da sarı.. Tarçın da yoktu, karabiber attım; o da baharaat, bu da baharat.Sana da bir şeyi beğendiremiyorum ki…

Adam kendisini erken yaşlandıran şeyin ne olduğunu o an anlamış…

 

*-*-*

 
Bu da resim.
image

6 Yorum

Filed under ev işi, iştahlı işler, severim paylasirim

İlk Arı Tuzağımız

Niyeyse banyoda iki yabani ari cikti. ikisini de öldürdüm adilerin, ama bunların geldiği yerde genellikle dahası da vardır. Arı tuzağı şart oldu.

image
Sütaş ayran’ in boş şişesini usturuplu bir oranda ikiye kestim. Üst kısım alttan daha kisa olacak.
Alt kısma bal döktüm azicik, gerci bira daha iyi olur diyorlar ama hem baldan eminim, hem de bizde bira bulunmaz..

image

Ust parcanin agiz kısmına ince bir plastik parcasi monte ettim. Bu arada, dikkatinizi yapışkan bantın ucunu kaybetmemek icin kullandigim klipse de celp ederim.
Parcanin üzerinde artı şeklinde bir faça atıp, ic köşelerini dışa büktüm azicik. Tuzağa düşenin geri çıkmasını hiç istemiyorum….

image

image

image

En son, iki parcayi birbirlerine zımbaladım.
En guzel arı tuzağı silindirik şişelerle yapilir. Bkz. kola şişeleri..

Elveda arı eziyeti!

Not: arıları sirke kokusu kaçırır. Arısız balkon ve bahçe kahvaltısı isterseniz, bir fincan sirke koyun sofraya.
Ama sirke kokusu beni de kaçırır, hiç sevmem. En güzeli tuzak…

 

Not 2 : işi ilerlettim: Arı Tuzağı 2

7 Yorum

Filed under araştırdım, ev işi, icatlar, severim paylasirim

Sundepil EpiDepil, Hapdepil Hupdepil vb

Agda ile ilk tanismam, 12 yasima rastliyor sanirim. Sarisin olmanin avantaji. Fıçı seklindeki Camsakizi’ni sicak suda bekletme ve bagira cagira uygulama… O zaman bezli agda yok muydu ne? El agdasi vardi hazir satilan. Bircok kadin seker ve limonla kendi ağdasını kendisi pişirirdi. Bir de pis kokulu kremler vardi, yasli kadinlarin tercihi. Hamamotu, rusma filan derlerdi… Bu kil tuy isleri binlerce yildir kadinlara dert olmus durumda… Jilet vuran, iple alan, piknik tupe bacak uzatip kendi kendisini uten arkadaslarim oldu…

genc bir hanim, yakin zamanda bacaklarindaki tuylerden sikayetci oldu. Makineyi aci verici buldu, minik bir parca veet bant denedik, eh iste… Sonra su epilasyon eldivenini gordum nette. Ilginc buldum, sonra hafta ici Gratiste bulup aldim. Bir tur zimpara. Etkisi, sahane…

image

Iste ilk depilasyon maceram.

öneririm. çok başarılı buldum…

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, kozmetik, severim paylasirim

Acil durum, panik dürüm!

-Eski bir yazı, taslakta beklerken bulundu, güncellendi-

Sabah sabah oğlum bütün salona LUSH Dirty spreyimi sıkmayı uygun görmüş.
Öfkeyle kalkan, zararla kıçüstü oturdu.
Kafamı duvara vurup şişirdim, kolumu kapı pervazına vurup morarttım. (fenaydı hakikaten)

 

40 dakika kadar agladıktan sonra, (ziyan olan daha dün aldığım spreyime, acıyan yerlerime, uf olan yerlerimi öpecek kimseler olmamasına, “düşüp ölseydim çocuklarım noolurdu”ya kadar geniş bir yelpazede hulklandım : (bakınız hulk : (eşkili ufak sözlük #72737) duygu seline kapılan kişinin, hıçkırarak ağlamasına ramak kala yaşadığı hal.)

Kat kat panik sardı.
(panik dürüm)
Beş yaşındaki aslan parçası oğlumun (@#%&! İt herif, yarım şişe parfümü heder etmiş, hala sinirliyim.) bir yerimi kırıp yerlerde kalmam halinde babasını arayabilmesi gerektiğini fark ettim.

Cep telefonu bir android tablet. Oynamasın diye tuş kilidi var. Kilidi açabilirse aramayı başarır, favori listem fotoğraflı çünkü. Da, kilit tam da bunun için var. Açamasın diye… O iş yaş.
Sonra aklıma düştü, Telekom ptt iken bende bir broşür vardı “Telefonunuzun Marifetleri” diye.. Orada küçük çocuklar ve yaşlılar için özel bir program tanıtılıyordu.. Aradım buldum.
*53*05321112233# seklinde ev telefonunuza kaydettiğiniz numara, telefon kaldırılıp on saniye beklendiğinde, otomatik olarak aranıyor.

Acil durumlar için şahane.
Çıkarım 1. Dayak yiyip de “kapıya çarptım” diyen kadınlara da çok acıdım. Damdan düşen halden bilir. Kadın koruma derneklerine filan daha fazla destek olmalı.
Çıkarım 2. Evde öylesine rahat gezmek iyi fikir değil. Allah muhafaza kirik çıkık bişey olsa, insanin sütyensiz filan bulunma fikri kadar fenası yok. Su airbra’lardan almalı. Depremde de, oğlanı gece birde acile taşıdığımda da bu derdi çekmiştim aslında. Ders almak lazım.

Bu da NAR agaci

image

3 Yorum

Filed under çocuk, güvenli hayat, severim paylasirim

40 Yaş Nedir, Nasildir?

Kimse bana söylemedi bu işlerin böyle olduğunu, bari ben size anlatayım.. 40’ına gelmek ne demek?

image

Bu, sol elimin yumruk hali. Kahverengi lekeler belirmeye baslamis

image

Bu da parmaklari yukari actigim resim. Ciltte kuruluk son derece belirgin.

Çamaşır makinesi var, bulaşık makinesi var, havalar serinledi mi eldivenimi giyerim; envai çeşit yerlisi ithali, organiği sentetiği krem üstüne krem sürüyorum da bu haldeyim.

Yaş ilerliyor, belli etmesek de gençlik, tazelik kaçıyor… Geçenlerde çok daha dinç, dinamik olduğum 20’li yaşlarımı düşündüm… 30’ların başında enerjimden hafifçe titrer gibiydim.. O kadar yani..

15-16’mda hissettiğim duygular, kokular, heyecanlar aynı kaldı. Ama beden o beden değil. Yaş kemâle ermekte. Saçlar ağarmakta, altı ayda bir botox şart olmakta…

Henüz kızıl havaları seyretme zamanım değil, ama ağır ağır çıkıyorum o merdivenleri. Benden önce gidenlerin sırasına girdim, listenin başına ilerliyorum. Allah sırayı şaşırmasın..

O yaşları istiyor muyum? Hayır. O yaşlar olmasaydı, bu yaşta burada olmayacaktım. Kalan yaşlarda daha kesin hedeflerim var. Kitabımı bitireceğim, kendimi iyileştireceğim, işimi kolay kılacağım, bilgimi paylaşıp yayacağım ve mümkünse biraz olgunlaşacağım.

Bunca yılın içinde tek pişmanlığım, sigara içmiş olmak. Bıraktım, hamdolsun. Keşke hiç içmeseydim.. Kalan herşey, eyvallah.

Kaybettiklerimi, özlüyorum. Babam, dedem, anneannem, Nahide teyzem, amcalarım, babaannem, büyükbabam, Faik dayım.  Nur içinde yatın.   Kalanlar, kendinize mukayyet oldun, bana lazımsınız.

My Way, sıkça düşündüğüm bir şarkı zaman zaman.. İyi şarkı.

Allahım çok şükür bu yaşa erdirdin; ailemize huzur,sıhhat, afiyet, uzun ömür, hayırlı kazanç, bolluk bereket ver, karı koca şöyle emekli olup, eleğimizi asıp, dede+nene olup, torunlarımızı  sevelim inşallah.

15 Yorum

Filed under bakımlı hatun, insan olmak, kozmetik, saglik, severim paylasirim, soruyorum

Basima bir is geldi :( -ii-

Şu yazıda anlattığım saç dökülmesi sorunumla uğraşmalarım devam ediyor.. Mezoterapi bile yaptırdım. ETG’ye bile girdim. Ooohooo.. Sen sor ben söyleyeyim..

Kadınlara saç nakli neden yapamıyorlar bilmem ki….

*-*-*

En son meşhuuur vitaminli saç bakım yağına bulandım. Teee Güzin abladan beri bilinen, her eczaneden 10-12 liraya alabileceğiniz vitamin iğnelerini badem yağına karıştırıp saça sürmece işte…

İlaç ismi vermek istemiyorum ama herkesin bildiği, Pepanten, Pemiks ve Pevigen ampullerden birer tanesini, 50 ml badem yağına katıp, çalkalayıp bekletmeden saç diplerinize yediriyorsunuz.

 

Öğüt  1: Kolayca çıkarabileceğiniz bir t-shirt veya gömlekle başlayın işte.. 

Öğüt 2: Kapı çalabilir, öyle çıkmamak için bir tülbenti el altında bulundurun.

Öğüt 3: Acemiyseniz, ampulleri selpakla filan tutarak lavabonun üzerinde kırın. Noktaya dikkat! Elinizi kesmeyin, her tarafı batırmayın.. 

Öğüt 4: Bir kürdan bulundurun, ampul içeriğini badem yağına akıtmak zor olur. Kürdanı daldırıp ileri geri oynatın dökerken..

 

Benim saçlarım ense hizasında.. 50 ml badem yağı bana yetiyor. Zaten formül de 50 ml badem yağı için birer ampul. Neticede kafa derisine besleyici bir malzeme olduğundan saç uzunluğundan bağımsız olarak, aynı miktar herkesin kafasına yeter diyorum ben..

Saç boyası fırçası kullanan var, diş fırçasıyla süren var, ben kafamı lavaboya eğip, dörder parmağımı da karışıma bandırıp sonra masajla saç derime sürmeyi tercih ediyorum.

Sonra da zamanında masaj fırçası olarak aldığım silikon uçlu, bir tarafı seyrek bir tarafı sık dişli tarakla iyicene tarayıp saç diplerine kan topluyorum, saç uçlarına kadar da yayılmış oluyor badem yağı..

Bilahare saçları streçe sarıyorsun, 4 saat bekletiyorsun, güzeeelce yıkıyorsun..

Badem yağı soğuk suda bile elden kolayca akıp giden, çok vıcık vıcık olman bir yağ. Güzel kokuyor. B vitamini ise leş gibi kokuyor, ıyyh yani..

Beceremem diyorsanız, alın malzemeleri ve streçinizi, kuaförünüze gidin.. Hem orada yarım saat bir saat kadar da makineye girersiniz.. Fena olmaz..

5 hafta üst üste yap bakalım.. Hiç olmazsa, saçın çıkmasa bile, kalan saçlar gayet bakımlı ve yumuşak oluyor.. Sonra ayda bir filan yaparsın işte.. Mis..

(çam teremeti koysam mı biraz da?)

Bütün maddeler şeffaf olmasına rağmen, çalkalandığında opak oluyor…

Vitamin katkılı saç bakım yağı

image

Sık dişli silikon tarak

image

Tersi, seyrek dişli tarak

image

Saç derisine yedirilmiş karışım (1. hafta)

Strçlenmiş paketli kafa (4. hafta)

9 Yorum

Filed under araştırdım, bakımlı hatun, kozmetik, saglik