Oooo Nesfit!!

Bir FikriMühim olarak uzun zamandan sonra yeni bir kampanyaya katıldım.

Nesfit ballı bademli..

image

Ambalaj hurda geldi ama içindekiler sağlam.

image

Kutudan bir paket Nesfit ballı bademli, bir adet kase, on tane indirim kuponu bir de broşür çıktı.

Gelişmelerle karşınızda olacağız. FikriMühim olmak için facebook adresi: Fikri Mühim Feysbuk

Sitenin adresi: Fikri Mühim

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, iştahlı işler, severim paylasirim

itiraf.bom -v-

hayatımın dizisi Two and a half Men olabilir.

sorun şu ki ben bu yaşa gelince Charlie olacaktım. Bertha olmuş olduğumdan şüpheleniyorum :(

 

******

Bir zamanlar, diyelim otuz yıl önce, 80’lerde, E.T.’yi okudum.

ii tiiBenim için büyük bir zevkti. Bunun yanısıra, hayatımı çok etkilediğini düşünüyorum. Mesela, E.T.’yi bulduklarında, eve çekebilmek için yere M&M çikolataları dizmişti Elliot. E.T.’de teker teker toplayıp yiyerek eve girip ev halkına karışmıştı.. Uzuuun yıllar boyunca M&M nedir merak ettim. İçin için yandım. Derken 90’ların sonunda bi arkadaşın Amerika’ya gitmesi gerekti, işyerinden bütün arkadaşlara sordu “ne istersiniz?” diye. Usulen ilk ağızda “canının sağlığı” desek de, herkes içinden geçen ne varsa istedi. Bendeniz de rica ettim bana EmEnEm her ne ise bulup gelmesi ile ilgili.. Çocuk tamam dedi gitti. Döndü ama ne dönüş. Gülüyor. Bildiğimiz bonibonmuş meğer.. Almış gelmiş hem çikolata hem fıstıklısından.. Bir de promosyon oyuncağını getirmiş.. Ama ne sevindim be… Ha, bu arada ben ilk M&M çikolatamı yediğim hafta bütün bakkalarda marketlerde satılmaya başladı M&M hınzırı….. Olsun.

 

Kitabı o kadar sevdim ki, kafamdaki imaj bozulmasın diye filmini izlemedim.

 

Bir süre sonra okuduğum bir kitapta Oreo adı geçti. Geç geç bitmedi hatta. Kitabın adını şu an hatırlamıyorum, yıllardır Oreo nedir merak ediyorum ama çaktırmıyorum. Geçen sene nihayet Google’dan baktım cinsini gördüm. Sonra tuhaf bir tesadüfle bir paketine sahip oldum. Sonra gözüm döndü, netten, sahibinden/gittigidiyordan almaya başladım. Bu güzel şeyin burada da, her köşebaşında olmasını çok arzu ediyorum ey blog okuru.. Ne yapsam ???

2013-02-06 18.17.06

 

 

14 Yorum

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, kitaplar, severim paylasirim

Yaptın bi hayır, tut bacağından ayır…

On liralik malzemeyi kullanimda tutmak icin otuz liralik emek harcadik.

bunu İkea’dan almıştım.adı jall. kendisini geri dönüşüm kutusu olarak kullanıyoruz. içine jumbo boy çöp poşeti yerleştiriyoruz, geri dönüşüme atılacak şeyleri burada biriktiriyoruz. zamanla bu bayağı kirlendi. ama torbasını çıkarıp yıkamak mümkün değil. bir güzel kestim kendisini. yıkadım.

Bunlari Tchibo’dan aldım. (okunuşu çi-bo). Zımba seti. Biri delik deliyor, biri perçin yapıyor. Perçinler de hediyesi. Bunları çamaşır sepetini geri dönüştürmek için kullandım.

karşılıklı dört perçin ve plastik kelepçelerle, tekrar hayata donen çamaşır sepetini huzurlarınızda takdim ederim…

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, icatlar, severim paylasirim

Çoook kolay poğaçamız

Cocuklu evde ikindi vakti atıştıracak birsey lazım. Ya da beslenmeye koyulacak bir çeşit. Kabul gunu, misafir, parti.  Hizli ve kolay bir tarif. Garantili.

Yarım paket Luna (margarin sevmem aslinda)
Bir çay bardağından az sıvıyağ
Bir çay bardağı yoğurt
Bir kabartma tozu.
Bir yumurtanın beyazı. (sarısı yüzüne)
Yarim kilo kadar un
Bir çimdik tuz
Bir de icine ne koymak isterseniz.. Kiyma, kaşar, sucuk.. Evde ne varsa.

Onaltı tane pogaca çıkiyor. Yüzlerine yumurta sarisi, ustune susam, çörek otu.

image

image

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under iştahlı işler, severim paylasirim

#annecantasi konusuna dalıyorum ve arttırıyorum..

#annecantasi konusuna dalıyorum ve arttırıyorum..

Şu elimizde gördüğümüz malzemelerin hepsi bir tek çantada yer almaktadır. Çantanın içinde iki mini çanta, sırf derleme toplama amaçlı iş görmektedir.
Çocuklar büyüdü de yanımda taşıdıklarımın miktarı ve özellikleri biraz indi..
Soldan sağa:
Yasin,
antiasit,
analjezik,
yara bandı,
ped,
törpü,
toka,
göz kalemi,
plastik kilit

düdük

yedek anahtar,
bir dolar
mini fener,
,fenerbahçe bilekliği
tarak
çakı
parmak kuklası
diş ipi
kilitli poşet
muhtelif yerlerin üye kartları
dolgunlaştırıcı ruj
dudak koruyucu
aynalı ruj kutusu
ruj
kalem
hıdırellezden kalma uğur parası
çakmak
göz damlası
gözlükler
defter
ruhsat
selpak
ıslak mendil
kafalık
el kremi
fotoğraf makinesi (pili bitti pil alınacak)
çeşitli fişler, kredi kartları slipleri

3 Yorum

13 Mart 2013 · 14:42

Benim Andım

80’lerde ilkokuldaydım.

İlkokul 5 yıldı, sonra çift sınava girer, Anadolu Lisesinde okumaya gayret ederdin.

Rüyalar Ülkesindeydik. Her rüya yeterince calisirsan gercek olabilirdi.

Ve benim 5 yıl boyunca her gün okuduğum andım, kırpılıp kuşa çevrilmeden önce, şu şekildeydi:

 

“Türküm! Doğruyum! Çalışkanım! 

Yasam: Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm: Yükselmek, ileri gitmektir. 

Ey bu günümüzü sağlayan Ulu Atatürk..

Açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime and içerim.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun!

Ne Mutlu Türküm Diyene! “

7 Yorum

Filed under çocuk, severim paylasirim

ARANIYOR.. IKEA BARBAR Tepsiler

Aşağıdaki ürünleri mutlaka bulmam lazım. Elinde olup da hediye etmek/makul bir fiyattan satmak isteyenler mail gondersin lütfen.

* ikea kare şeklinde olan BARBAR tepsi. Geyik ve kar desenli olanlari arıyorum

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, soruyorum

Bunu yiyen ölmez! – Fırında ev yoğurdu nasıl yapılır?-

Yoğurt Türklerin icadıdır ve kefir gibi, insanın ömrünü uzattığı da bir gerçektir..  Her yoğurt bir başka yoğurttan mayalanmak zorunda olduğundan, bu iş biraz kafa karıştırıcı aslında. En ilk yoğurt nasıl bulundu onu kimse tahmin edemiyor..

*-*

Ben küçükken bir komşumuz vardı. İştahı da yerindeydi.. Bir defasında ufak bir satıl yoğurdun başına oturmuş, kaşığı almış eline, “bunu yiyen ölmez, bunu yiyen ölmez” diye diye bitirmiş hepsini..

Allah rahmet eylesin öldü gitti yazık, ama yoğurtsever bir insandı. Ben iki haftadır yoğurt yapıyorum da, aklıma geldi şimdi.. Rahmet istedi demek ki..

Annem de anneannem de evde yoğurt mayalarlardı. Süt ılıtılır filan, tencereye mayalanır, ağzı kapanır, battaniyelerle filan kaloriferin dibine yuva yapılır ki bütün gece ılık kalsın. Bazen tutmazdı.. :)) Olur öyle..

Biz Y kuşağı burun kıvırdık, marketlerde boy boy renk renk yoort varken, evde yoğurt mu yapılırmış? Hele ki taze anneler yogurt makineleri aldılar, bir heves ya yaptılar ya yapmadılar bir iki, sonra hop market yoordu. Hem kıvamlı hem lezzetli.. Kekâ.

Uzatmayalım, sütten de yoğurttan da sıtkımız sıyrıldı, eski usule döndük biz. Artık nereye tükürdüysek bulup yalayacağız el-mecbur..

*-*

Neyse, olay şöyle. Eve UHT süt almayı bıraktık. Günlük pastörize süt ya da günlük çiftlik sütü alıyoruz.

Çiftlik sütünü de bir güzel kaynatıp içiyoruz. 3 litrelik pet damacanalarda geliyor, ağzı sıkı kapalı ve soğutmalı kamyonetle ulaştırılıyor.

Bir miktar içiyoruz, bir miktarı da kalıyor. İlk partiden sütlaç yaptım, başarılı olmadı. (tarifi yenileyeceğim) Sonra da bizzat sütçümüzün getirdiği hediye maya ile yoğurt yaptım. Tescilli tembel olduğumdan her işin kolayına kaçarım. Bu konuda da öyle oldu, bundan kolay yapan varsa alnını da karışlarım..  Evde en en en kolay şekilde yoğurt şöyle yapılıyor:

Görsel

Sipariş

Görsel

Teslimat (3 Lt 10 TL)

Görsel

Kaynatılmış süt

 Görsel

Kaymak

Görsel

Süt, yoğurt mayalanacak kaplara süzülür, kaymak kalıntısından arındırılır.

 (tencereye alırken de bir tur süzüldü yabancı madde ihtimaline karşı)

Görsel

Fırına dayanıklı kaplara bölüştürülen süt


Görsel

Fırın ve içindekiler 80 derece civarına ısıtılmaktalar. Sütün 50 derecede yoğurt mayasıyla katılması gerekecek.

Bunu da fırının termostatıyla belirliyorum.

Süte parmak daldırmıyorum.

Görsel

Bir önceki yoğurt. Bu sefer biraz sulu oldu. :(

GörselGörsel

Kritik nokta: MAYA!

1 kilo süte bir çorba kaşığı yoğurt. Bir çay kaşığı bal. (ben biraz fazla ballamış olabilirim, tatlı seviyorum yoğurdu)

Görsel

Bir kepçe sütle pürüssüz bir hale gelene kadar çırpılır. (hep aynı yöne doğru! bunu unutmayın)

Sonra, lap diye sütün ortasına atılmaz, kenardan sızdırarak süte tanıştırılır maya. Bilahare eni konu çırpıcı yardımı ile kaynaştırılır.

Görsel

(çırpıcım)

Görsel

Fırın 50 derece ve 4 saat süreyle ayarlanır. Sütler yoğurt olur.

Fırında ılıyana kadar kalır, oda sıcaklığına gelince kapakları kapatılır (ılıkken kapamayın, yoğuşup sulanıyor)

buzdolabında da 6-12 saat bekler. Ne kadar beklerse o kadar (eski tabirle) “kerpiç gibi” kıvamlı olur.

İlk servisten önce, iki kaşık yoğurt kapaklı bir kaba ayrılır, buzdolabının en soğuk yerinde bir sonraki yoğurdu mayalamak üzere bekletilir.

*-*

Rivayet o ki, bir maya beş kere çevrime girdiğinde kendisini saflaştırabilirmiş. Yani en esas ilk maya haline geliyor, köy yoğurdu denebilecek en katkısız hale ulaşıyormuş. Torununun torununu gören cennete gider derler ya, onun gibi. Benim bu fotoğrafta görülen yoğurdum 4. oluyor. Bir sonraki yoğurttan çalacağım maya, mükemmel olacak bu durumda..

*-*

Şu anda, en pratik şekilde süzmenin yolunu arıyorum. Tülbentsiz, kullan-at ya da makineye-at kolaylığında bir şey olsa.. Kahve filtresi işe yaramadı..

Brain storming’e devam.. Ya Tutarsa??

51 Yorum

Filed under alışveriş işleri, icatlar, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim

Anneannemden Masallar -iii- Başarının sırrı

Padişah Kızı ile

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir padişahın dünya güzeli bir kızı varmış. Kız güzellikte yeni doğan aya, “sen doğma ben doğayım” diyormuş. Hem de marifetliymiş bu kız, sağına döner kuran okur, soluna döner gergef işlermiş…

Taliplilerin beşi gider onu gelirmiş her gün. Padişah tek bir istekte bulunurmuş… “Kızımı alacak kişi kızımın dengi olmalı.. bir ineği iki eliyle tutup havaya kaldırabilmeli” dermiş..

Çünkü padişahın kızı has ahırdaki ineğini hop diye kaldırabiliyormuş… Padişahın kızını alıp da ileride padişah olmaya heveslenenler doğrudan geri dönüyorlarmış. Niyeti ciddi olanlar bile denemeyi göze alamıyorlarmış..

Kızı gerçekten seven bir de delikanlı varmış bu taliplerin arasında. Gözüne uyku girmiyormuş aşkından.. Ama bir inek öyle hop diye nasıl kaldırılır ki? Koç olsa neyse.. Düşün düşün perişan olmuş çocuk..

Bir gün, sultan hanımın dadısı bu çocuğun nasıl da süzülüp gittiğini fark etmiş. Gencin ailesini, anasını atasını tanırmış dadı. Kendi kızı gibi gördüğü sultan hanıma için için layık bulmuş delikanlıyı. Çağırmış bir kenara, işin sırrını deyivermiş…

– Bak oğulcağızım, sultan hanım kız bu ineği ilk doğduğu gün aldı kucağına.. sevdi okşadı her gün. Her gün kucağına ala ala, gün günden büyüyen dana inek olana kadar,  beraber kendi de güçlendi. Birden bire inek kaldırılır mı?

Delikanlı sevinçten çılgına dönmüş. Hemen yeni doğmuş bir danayla başlamış çalışmaya. Üç dört ayda, bir ineği kaldırabilecek kadar güçlenmiş.

Padişahın huzuruna çıkıp sultan hanım kıza talip olduğunu söylemiş. Getirmişler ineği, Hop diye kucaklayıp kaldırmış bizimki. :)

Padişah dönmüş kızına bakmış; kız da bu azimli, yakışıklı delikanlıyı beğenmiş, fikri nerden bulduğunu da anlamış ama çok da mühimsememiş.. Olur diye göz etmiş babasına.

40 gün 40 gece düğün yapılmış. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.. Gökten üç elma düşmüş, biri masalı anlatanın, biri dinleyenin, biri de dersini anlayanın başına…

2 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, kültür, severim paylasirim

Pilav iken yiyin….

Rahmetli babam anlatırdı..

Bir gün adamın biri bir restoranın önünden geçiyormuş.. Kapıda da garson çığırtkanlık yapıyormuş: (pilav iken yiyiin. Pilav iken yiyiiin)

Adam merak edip sormuş :Hemşerim ne diyorsun sen??

“Bak beyim” demiş garson. ” Bugün Pazartesi, ustamız çok güzel tereyağlı pilav yaptı. Bugün yedin, yedin. Yenmezse kalan pilavdan Salı günü dolma yapar.

Bitti mi? Bitmez artarsa, dolmadan kalanı Kadınbudu köfte olarak Çarşamba günü menüye koyarız. O da mı bitmedi, Perşembe günü Yayla Çorbası olarak gelir önüne.. Cumayı hiç sorma… Benden günah gitsin diye bağırıyorum ben de (Pilav İken Yiyiiin) diye.. ”

 

 

1 Yorum

Filed under ben yazdım, iştahlı işler, severim paylasirim