Yaptın bi hayır, tut bacağından ayır…

On liralik malzemeyi kullanimda tutmak icin otuz liralik emek harcadik.

bunu İkea’dan almıştım.adı jall. kendisini geri dönüşüm kutusu olarak kullanıyoruz. içine jumbo boy çöp poşeti yerleştiriyoruz, geri dönüşüme atılacak şeyleri burada biriktiriyoruz. zamanla bu bayağı kirlendi. ama torbasını çıkarıp yıkamak mümkün değil. bir güzel kestim kendisini. yıkadım.

Bunlari Tchibo’dan aldım. (okunuşu çi-bo). Zımba seti. Biri delik deliyor, biri perçin yapıyor. Perçinler de hediyesi. Bunları çamaşır sepetini geri dönüştürmek için kullandım.

karşılıklı dört perçin ve plastik kelepçelerle, tekrar hayata donen çamaşır sepetini huzurlarınızda takdim ederim…

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, icatlar, severim paylasirim

Çoook kolay poğaçamız

Cocuklu evde ikindi vakti atıştıracak birsey lazım. Ya da beslenmeye koyulacak bir çeşit. Kabul gunu, misafir, parti.  Hizli ve kolay bir tarif. Garantili.

Yarım paket Luna (margarin sevmem aslinda)
Bir çay bardağından az sıvıyağ
Bir çay bardağı yoğurt
Bir kabartma tozu.
Bir yumurtanın beyazı. (sarısı yüzüne)
Yarim kilo kadar un
Bir çimdik tuz
Bir de icine ne koymak isterseniz.. Kiyma, kaşar, sucuk.. Evde ne varsa.

Onaltı tane pogaca çıkiyor. Yüzlerine yumurta sarisi, ustune susam, çörek otu.

image

image

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under iştahlı işler, severim paylasirim

#annecantasi konusuna dalıyorum ve arttırıyorum..

#annecantasi konusuna dalıyorum ve arttırıyorum..

Şu elimizde gördüğümüz malzemelerin hepsi bir tek çantada yer almaktadır. Çantanın içinde iki mini çanta, sırf derleme toplama amaçlı iş görmektedir.
Çocuklar büyüdü de yanımda taşıdıklarımın miktarı ve özellikleri biraz indi..
Soldan sağa:
Yasin,
antiasit,
analjezik,
yara bandı,
ped,
törpü,
toka,
göz kalemi,
plastik kilit

düdük

yedek anahtar,
bir dolar
mini fener,
,fenerbahçe bilekliği
tarak
çakı
parmak kuklası
diş ipi
kilitli poşet
muhtelif yerlerin üye kartları
dolgunlaştırıcı ruj
dudak koruyucu
aynalı ruj kutusu
ruj
kalem
hıdırellezden kalma uğur parası
çakmak
göz damlası
gözlükler
defter
ruhsat
selpak
ıslak mendil
kafalık
el kremi
fotoğraf makinesi (pili bitti pil alınacak)
çeşitli fişler, kredi kartları slipleri

3 Yorum

13 Mart 2013 · 14:42

Benim Andım

80’lerde ilkokuldaydım.

İlkokul 5 yıldı, sonra çift sınava girer, Anadolu Lisesinde okumaya gayret ederdin.

Rüyalar Ülkesindeydik. Her rüya yeterince calisirsan gercek olabilirdi.

Ve benim 5 yıl boyunca her gün okuduğum andım, kırpılıp kuşa çevrilmeden önce, şu şekildeydi:

 

“Türküm! Doğruyum! Çalışkanım! 

Yasam: Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm: Yükselmek, ileri gitmektir. 

Ey bu günümüzü sağlayan Ulu Atatürk..

Açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime and içerim.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun!

Ne Mutlu Türküm Diyene! “

7 Yorum

Filed under çocuk, severim paylasirim

ARANIYOR.. IKEA BARBAR Tepsiler

Aşağıdaki ürünleri mutlaka bulmam lazım. Elinde olup da hediye etmek/makul bir fiyattan satmak isteyenler mail gondersin lütfen.

* ikea kare şeklinde olan BARBAR tepsi. Geyik ve kar desenli olanlari arıyorum

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, soruyorum

Bunu yiyen ölmez! – Fırında ev yoğurdu nasıl yapılır?-

Yoğurt Türklerin icadıdır ve kefir gibi, insanın ömrünü uzattığı da bir gerçektir..  Her yoğurt bir başka yoğurttan mayalanmak zorunda olduğundan, bu iş biraz kafa karıştırıcı aslında. En ilk yoğurt nasıl bulundu onu kimse tahmin edemiyor..

*-*

Ben küçükken bir komşumuz vardı. İştahı da yerindeydi.. Bir defasında ufak bir satıl yoğurdun başına oturmuş, kaşığı almış eline, “bunu yiyen ölmez, bunu yiyen ölmez” diye diye bitirmiş hepsini..

Allah rahmet eylesin öldü gitti yazık, ama yoğurtsever bir insandı. Ben iki haftadır yoğurt yapıyorum da, aklıma geldi şimdi.. Rahmet istedi demek ki..

Annem de anneannem de evde yoğurt mayalarlardı. Süt ılıtılır filan, tencereye mayalanır, ağzı kapanır, battaniyelerle filan kaloriferin dibine yuva yapılır ki bütün gece ılık kalsın. Bazen tutmazdı.. :)) Olur öyle..

Biz Y kuşağı burun kıvırdık, marketlerde boy boy renk renk yoort varken, evde yoğurt mu yapılırmış? Hele ki taze anneler yogurt makineleri aldılar, bir heves ya yaptılar ya yapmadılar bir iki, sonra hop market yoordu. Hem kıvamlı hem lezzetli.. Kekâ.

Uzatmayalım, sütten de yoğurttan da sıtkımız sıyrıldı, eski usule döndük biz. Artık nereye tükürdüysek bulup yalayacağız el-mecbur..

*-*

Neyse, olay şöyle. Eve UHT süt almayı bıraktık. Günlük pastörize süt ya da günlük çiftlik sütü alıyoruz.

Çiftlik sütünü de bir güzel kaynatıp içiyoruz. 3 litrelik pet damacanalarda geliyor, ağzı sıkı kapalı ve soğutmalı kamyonetle ulaştırılıyor.

Bir miktar içiyoruz, bir miktarı da kalıyor. İlk partiden sütlaç yaptım, başarılı olmadı. (tarifi yenileyeceğim) Sonra da bizzat sütçümüzün getirdiği hediye maya ile yoğurt yaptım. Tescilli tembel olduğumdan her işin kolayına kaçarım. Bu konuda da öyle oldu, bundan kolay yapan varsa alnını da karışlarım..  Evde en en en kolay şekilde yoğurt şöyle yapılıyor:

Görsel

Sipariş

Görsel

Teslimat (3 Lt 10 TL)

Görsel

Kaynatılmış süt

 Görsel

Kaymak

Görsel

Süt, yoğurt mayalanacak kaplara süzülür, kaymak kalıntısından arındırılır.

 (tencereye alırken de bir tur süzüldü yabancı madde ihtimaline karşı)

Görsel

Fırına dayanıklı kaplara bölüştürülen süt


Görsel

Fırın ve içindekiler 80 derece civarına ısıtılmaktalar. Sütün 50 derecede yoğurt mayasıyla katılması gerekecek.

Bunu da fırının termostatıyla belirliyorum.

Süte parmak daldırmıyorum.

Görsel

Bir önceki yoğurt. Bu sefer biraz sulu oldu. :(

GörselGörsel

Kritik nokta: MAYA!

1 kilo süte bir çorba kaşığı yoğurt. Bir çay kaşığı bal. (ben biraz fazla ballamış olabilirim, tatlı seviyorum yoğurdu)

Görsel

Bir kepçe sütle pürüssüz bir hale gelene kadar çırpılır. (hep aynı yöne doğru! bunu unutmayın)

Sonra, lap diye sütün ortasına atılmaz, kenardan sızdırarak süte tanıştırılır maya. Bilahare eni konu çırpıcı yardımı ile kaynaştırılır.

Görsel

(çırpıcım)

Görsel

Fırın 50 derece ve 4 saat süreyle ayarlanır. Sütler yoğurt olur.

Fırında ılıyana kadar kalır, oda sıcaklığına gelince kapakları kapatılır (ılıkken kapamayın, yoğuşup sulanıyor)

buzdolabında da 6-12 saat bekler. Ne kadar beklerse o kadar (eski tabirle) “kerpiç gibi” kıvamlı olur.

İlk servisten önce, iki kaşık yoğurt kapaklı bir kaba ayrılır, buzdolabının en soğuk yerinde bir sonraki yoğurdu mayalamak üzere bekletilir.

*-*

Rivayet o ki, bir maya beş kere çevrime girdiğinde kendisini saflaştırabilirmiş. Yani en esas ilk maya haline geliyor, köy yoğurdu denebilecek en katkısız hale ulaşıyormuş. Torununun torununu gören cennete gider derler ya, onun gibi. Benim bu fotoğrafta görülen yoğurdum 4. oluyor. Bir sonraki yoğurttan çalacağım maya, mükemmel olacak bu durumda..

*-*

Şu anda, en pratik şekilde süzmenin yolunu arıyorum. Tülbentsiz, kullan-at ya da makineye-at kolaylığında bir şey olsa.. Kahve filtresi işe yaramadı..

Brain storming’e devam.. Ya Tutarsa??

51 Yorum

Filed under alışveriş işleri, icatlar, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim

Anneannemden Masallar -iii- Başarının sırrı

Padişah Kızı ile

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir padişahın dünya güzeli bir kızı varmış. Kız güzellikte yeni doğan aya, “sen doğma ben doğayım” diyormuş. Hem de marifetliymiş bu kız, sağına döner kuran okur, soluna döner gergef işlermiş…

Taliplilerin beşi gider onu gelirmiş her gün. Padişah tek bir istekte bulunurmuş… “Kızımı alacak kişi kızımın dengi olmalı.. bir ineği iki eliyle tutup havaya kaldırabilmeli” dermiş..

Çünkü padişahın kızı has ahırdaki ineğini hop diye kaldırabiliyormuş… Padişahın kızını alıp da ileride padişah olmaya heveslenenler doğrudan geri dönüyorlarmış. Niyeti ciddi olanlar bile denemeyi göze alamıyorlarmış..

Kızı gerçekten seven bir de delikanlı varmış bu taliplerin arasında. Gözüne uyku girmiyormuş aşkından.. Ama bir inek öyle hop diye nasıl kaldırılır ki? Koç olsa neyse.. Düşün düşün perişan olmuş çocuk..

Bir gün, sultan hanımın dadısı bu çocuğun nasıl da süzülüp gittiğini fark etmiş. Gencin ailesini, anasını atasını tanırmış dadı. Kendi kızı gibi gördüğü sultan hanıma için için layık bulmuş delikanlıyı. Çağırmış bir kenara, işin sırrını deyivermiş…

– Bak oğulcağızım, sultan hanım kız bu ineği ilk doğduğu gün aldı kucağına.. sevdi okşadı her gün. Her gün kucağına ala ala, gün günden büyüyen dana inek olana kadar,  beraber kendi de güçlendi. Birden bire inek kaldırılır mı?

Delikanlı sevinçten çılgına dönmüş. Hemen yeni doğmuş bir danayla başlamış çalışmaya. Üç dört ayda, bir ineği kaldırabilecek kadar güçlenmiş.

Padişahın huzuruna çıkıp sultan hanım kıza talip olduğunu söylemiş. Getirmişler ineği, Hop diye kucaklayıp kaldırmış bizimki. :)

Padişah dönmüş kızına bakmış; kız da bu azimli, yakışıklı delikanlıyı beğenmiş, fikri nerden bulduğunu da anlamış ama çok da mühimsememiş.. Olur diye göz etmiş babasına.

40 gün 40 gece düğün yapılmış. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.. Gökten üç elma düşmüş, biri masalı anlatanın, biri dinleyenin, biri de dersini anlayanın başına…

2 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, kültür, severim paylasirim

Pilav iken yiyin….

Rahmetli babam anlatırdı..

Bir gün adamın biri bir restoranın önünden geçiyormuş.. Kapıda da garson çığırtkanlık yapıyormuş: (pilav iken yiyiin. Pilav iken yiyiiin)

Adam merak edip sormuş :Hemşerim ne diyorsun sen??

“Bak beyim” demiş garson. ” Bugün Pazartesi, ustamız çok güzel tereyağlı pilav yaptı. Bugün yedin, yedin. Yenmezse kalan pilavdan Salı günü dolma yapar.

Bitti mi? Bitmez artarsa, dolmadan kalanı Kadınbudu köfte olarak Çarşamba günü menüye koyarız. O da mı bitmedi, Perşembe günü Yayla Çorbası olarak gelir önüne.. Cumayı hiç sorma… Benden günah gitsin diye bağırıyorum ben de (Pilav İken Yiyiiin) diye.. ”

 

 

1 Yorum

Filed under ben yazdım, iştahlı işler, severim paylasirim

Anneler için: 4. sınıfa kesirler nasıl öğretilir?

Bir bütünü paylaşmayı anlatır KESİR. Kesersin kesir olur. Üsttekine PAY alttakine PAYDA denir. İki çeşittir.

Basit        Bileşik

—–        ——

Kesir       Kesir

Basit az sayılı kelime, pay paydadan küçük. Bileşik 7 harf, Kesir 5 harf. Pay paydadan büyük… (gözünde canlansın)

**********************************************

Basit kesirler toplanır ve çıkarılır. Payda birbirinin aynı olmalı. Üstler normal şekilde toplanır ve çıkarılır. 1/5+1/5 eşittir 2/5 gibi..

**********************************************

Basit kesirlerde paydalar eşite payı büyük olan büyüktür. 1/4 küçüktür 2/4’ten. BÖLÜ dört demek, dörde böl demek. Pastayı al dörde böl. Bir kenara 1 pay, bir kenara 2 pay. Hangisi büyük????

Buraya dikkat: Paylar eşitse, paydası büyük olan küçüktür. 1/10 küçüktür 1/30’dan. BÖLÜ diyoruz, pastayı ona bölersen dilimler bu kadar olur, otuza bölersen birer lokma zor çıkar. Ne kadar çok böler parçalarsan o kadar küçülür tabağa giren..

*************************************

Bileşik kesirler aynı zamanda tam sayılı kesirdir.

Pastayı düşün. İkiye bölersen her parçasının adı bir bölü iki olur. (1/2) + (1/2)

İki pasta var. İkisini de böl ikiye. dört tane yarım pastan var. Birini bana ver. şimdi üç tane yarım pastan var. Aslında bir pasta olduğu gibi sende. İkincinin de 1/2’si. Topla basit kesirleri 1/2+1/2+1/2 = 3/2 ve bu da bir tam, bir de yarım eder 1 1/2

Geriye doğru da düşünebiliriz. 3/2 nedir? üç bölü iki işte. üçü böl ikiye. 3’te iki 1 kere var.(bulduk tam sayıyı) üçten iki çıktı : kalan 1 (bu da yeni payımız) 1 tam 1/2

11/4 için 11 bölü dört.

11’de 4 iki kere.. yaz 2 (tam sayı)

2×4=8

11-8 = 3 (yeni pay)

yazalım: 2 tam 3/4

başka yoldan: 4/4 1 tam sayıdır. böl dörde al hepsini, tam eder yine.. 11’i 4+4+3 olarak düşün. iki tam bir tane de 3 işte.

inşallah oğlum 4’e geçtiğinde bunları okur da anlarım bir daha anlatmak için :(((

8 Yorum

Filed under çocuk, ilkogretim

Giyim mağazalarındaki inanılmaz hata!

Çok kısa olarak yazacağım: benim (kadın, erkek, cocuk,ayakkabı vb ) her giyim mağazasında bir türlü anlam veremediğim şey, ürünlerin kendi aralarında gruplandırılmamış olmaları..

Tüm ürünler bedenlerine göre gruplandırılmış olmalı.

Mağazada daha fazla yer kaplayacağına eminim.. ama doğrusu bu olmalı, ben o mağazaya 40 beden etek almaya gitmişim, 40 beden etekleri bir arada görebilmeliyim.

Bir etek beğen, tezgahtar bul, tezgahtar 40 bedenini bulsun.. ya da başka model iste bir türlü bulamasın.. Çok vakit kaybı. almayacağım şeyleri görmek istemiyorum.

Eşime XL t-shirt alacağım diyelim, önce modellere niye bakayım? Bir tane beğeniyorum, “bedeni yok” diyorlar.

– E hangisinde var?

– Siz beğenin biz bakarız…

Olmuyor.

Ayakkabıcıya girdiğim zaman 38 numara ayakkabıların nerede olduğunu bilmeliyim, doğrudan orada çeşitlere bakmalıyım. (ki bunu yapan ayakkabıcılar var, biri de Derimod!)

Belki tam benim istediğim gibi olan bir gömleği es geçiyorumdur… Bilemiyorum ki, koca mağazayı gezmek zorundayım. Oysa doğrudan 40 beden bölümünde olsam, belki birden fazla ürünü bir bakışta beğenip alırım…

Özetle: kendime gomlek alacaksam nasıl kadın reyonuna gidiyorsam, erkek reyonunu da baştan aşağı incelemek zorunda değilsem, ürünler de bedenlere göre, müşterisine hitap etmelidir. Aynı kitapların kitapçıda konularına göre dizildiği gibi, ne bileyim hipermarketlerde kasap reyonu ayrı makarna reyonu nasıl ayrıysa, genel bir “yiyecek” teması altında değilse…

Tekstil ve ayakkabı mağazalarının da bedenlere göre dizilmesinin çok daha efektif olacağı kanaatindeyim..

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, soruyorum