Taç-mahal sorunlarına çözüm 1-A

(21 Nisan 2010 Çarşamba’dan nakil gelen yazı)

Bence taçlar kısa olsun uzun olsun saçları insanin gözüne girmesin diye kadın erkek herkese yakışan hoş şeyler. Kraliyet ailesindenseniz, elbette sizin taçlarınızı nereye koyacağınız sizin için benimkinden daha büyük bir sorundur. Kendi çapımda benim de bir taç kolleksiyonum var. Ve hiç bir yere sığdıramıyordum. Çekmecenin açılıp kapanmasına engel olduğu gibi, epeyce de yer kaplıyorlardı…
Çözümü buldum:

Kizimin taclarina buldugum cozum bundan daha da sahane… azz sonra

3 Yorum

Filed under çocuk, icatlar, severim paylasirim, tertip

Tokalar hakkında

(19/10/2010’dan nakil gelen bir yazı)

Kızımın maşallah gür ve güzel saçları var. aksesuardan yana da bolluk içindeyiz..

çeşitli yazılarımda ona yaptığım taç kutusu ve toka çubuğunu yazmıştım..

bu tokalardan bahsetmek istiyorum biraz. kendileri Çin malı. Bir karış lastik, iki boncuk bir araya getiremeyecek kadar mi beceriksiziz bilmiyorum. Neden bunlar Çin malı bir türlü anlayamıyorum… :(

bu beni çok üzen bir şey. Çin malına karşıyım. Türk Malı olsun, daha pahalı olsun, alırım….

Ve elbette her Çin malı gibi son derece kalitesiz şeyler.. İlk kullanımda lastiği aktı. (en alttaki siyahlı kırmızılı olan…) İnanılır gibi değil.. gerçi uzun suredir müşterisi olduğumuz takı toka satıcısı mağazaya gittiğimde hemen değiştirdiler ama insanın canı çok sıkılıyor..

En kötü saç tokası ise, arkası yassı olup, önünde şekil olan boncuklardan yapılıyor bence.  düz kisimlarina silikonla düğmemsi bir şey tutturuyorlar. lastik onun içinden geçiyor. o dügmemsi şey de silikonundan ayrılmaya hemen hazır oldugundan bir süre sonra onca para verdiğiniz (lisanslı tokaların kaç lira olduğuna inanamaz insan) toka iki düğme bir lastik seklinde elinizde kalıveriyor…

Kendinden delikli tokalar daha iyi. o da bir derece… (bkz resim 2 saydam olan ve yildiz şekilli olan tokalar)

Hele o saydam olanda, lastiği kopmuş bir tokanın parçalarını, düğmeleri kalmış bir başka tokanın lastiğine düğümledim, çok güzel toka oldu mesela. Aslında renkli yuvarlak lastik (don lastiği) bulsam alsam kendim yapsam tokaları diyorum zaman zaman.

Bu cimrilik olarak görülmez umarım. verdiğim paranın hakkini almak istiyorum hepsi bu…. toka ha ayılı olmuş ha yıldızlı. hiç farkı yok. işlevi ayni.

En sonda da yeni toka çubuğumuzu huzurlarınıza çıkarmak istedim… : )  Tokalar çok derli  toplu duruyor böyle. Karışma düğümlenme yok. O silindir hangi ruloya ait simdi tam çıkaramadım; havlu değil, belki folyo rulosudur… : ) neyse siz bulursunuz daha iyi bi icat..

2 Yorum

Filed under çocuk, tertip

Deyimler ve Atasözleri – Ömer Asım Aksoy

Bugün bir kıyamettir koptu.
İlk ve orta dereceli okullara Atasözleri ve Deyimler kitabı olarak önerilen bu kitapta
“Kız onbeşinde, ya erde gerek ya yerde” atasözü yer aldığı için feysbuk ve tivitir çalkalandı.. “Bu deyimleri silelim, kitaplardan çıkaralım” diyen diyene..

Ömer Asım Aksoy’u oturun bi araştırın. Kimdir nedir, ne yazmıştır..

Ben buraya kendi yazdıklarımı yazacağım, kısa özet geçiyorum, durumu olmayanlar da okusun diye :

* kızlar bu “ata”sözleri kitabı.
100-200 yıl evvel atalarımızın zamanında bu işler böyleydi, artık değil.
yengem amcamla 16 yaşında evlenmiş. 50 yıl önce.
eşimin teyze kızlarının ikisi de 17 yaşında evlenmiş, anne babası imza atmışlar “izin veriyoruz” diye. bu da 80’lerde Samsun yani.

“atalarımızın ilginç sözleri varmış” deyip geçiniz.

* * * * * * * * * * * * *

* biz kendi yazarımıza, hazırlanmış en kapsamlı, en iyi atasözleri ve deyimler kitabımıza sahip çıkmazsak, meydan malesef N… gibilere ve saptırmalarına kalacak.

düşününce, kitabı alcaz da çocuk açıp A’dan Z’ye okuyacak mı? yoo. bir çok erişkin aşina değil Atasözlerine, Deyimlere, Dualara Beddualara.
Çoluk çocuk hiç sallamayacak. ödevi yapana kadar dayı diyecek kitaba, sonra yallah.

:((

* * * * * * * * * * * * *

* bu tip sansürlere karşıyım.
işimize gelmese de, tatsız olsa da bunlar GERÇEK atasözlerimiz. KÜL-TÜ-RÜ-MÜZ!
ve sahip çıkmak zorundayız.
bugün birazını kırpalım, yarın biraz daha gidiversin.. elimizde bir tek “damlaya damlaya göl olur” kalsın. aman ne cici.

olmaz hanımlar
A.’nin sinsi uygulamaları gibi.. aman türküde rakı geçiyor, yasak. aman tombul tombul memeler ne demek, aaaa ayıp laf, hop yasak…

Bu deyimler de atasözleri de türküler de bizim. Eski, vadesi dolmuş,manası kalmamış, bilen yok olabilir.
Türkü demişken, “halimeyi samanlıkta bastılar, şalvarını gül dalına astılar” ve “14 yaşında da nazife de hanım, kimlere aldanmış?” türkülerini ilk hatrıma gelenler olarak yazabilirim.

* * * * * * * * * * * * *

*Asla kabul edemem.
Bu benim dilimin zenginliği, kültürümün bir parçası. Sevmesem de, beğenmesem de var.
Yavaş yavaş kelimeleri, deyimleri kaybediyoruz zaten.
:(
Fazla milliyetçi olabilirim, kusura bakmayın.

* * * * * * * * * * * * *

*
Xxxx’cığım, ömür ortalaması 45-50 olduğu yıllar.
“Yaş 70 iş bitmiş” “40’ından sonra saz çalanı teneşir paklar” deyimlerinin geçerli olduğu yıllar.
İnanılır gibi değil ama öyle..

o gözle bak lütfen. bu deyimler ve atasözleri vardı. kullanılmaya kullanılmaya iki nesilde “hiç duyulmamış” hale geldiler.

Ömer Asım Aksoy’un çalışması çok etraflıca yapılmış bir çalışma, Türkçe için bir eser değerinde..

Nasreddin Hoca’nın “gerçek” fıkralarını görsen ne yaparsın bilmem?

* * * * * * * * * * * * *

* Atasözleri GÜNCEL şeyler değildir. Bu kitap bütün atasözlerini derleyen, az çok da açıklamalarını yazan bir kitap.
klasik Türk atasözü işte.

Bu kafanın aynısı masalları da sansürlüyordu bir ara. yok kırmızı başlıklı kızı ve nineyi kurt yemesinmiş, çocuklar yanlış etkilenirmişmiş, dolaba saklanmışlarmış..

Bu kadar, lise mezunu insanın ne Ömer Asım Aksoy’u ne de deyimler ve atasözleri (ve diğer) kitaplarını hiç duymamış, birden twittera düşünce ilk defa görmüş olmasından elem duyuyorum.

Bilmem “fahrenheit 451” bir şey ifade edecek mi size?????

3 Yorum

Filed under kültür, kitaplar

Nostalji: İlkokul bir öğrencisinin kırtasiye meseleleri

Bu yazı, kızımın ilkokula başladığı yıl yazıldı. Bu hafta da oğlum ilkokul 1 öğrencisi oldu. Sipahi züğürtleyince eski defterleri açarmış.. Ben de geri dönüşler yaşadım..

2013-07-20-1980

———————-

İlkokula başladığım yıl rahmetli babam bir grosa(*) kurşun kalem aldı ve dolabına koydu. Pembe silgili, beyaz üzerine verev olarak 3 rengin (mavi-sari-kırmızı) çubuk şeker misali dolandığı kurşun kalemlerimi hala hatırlıyorum.  Elimdeki kalem iyice küçülmeden yenisini alamazdım.  “Eskisini getir, yenisini götür” prensibi..

Senelerce kullandım o kalemlerden. Bazıları iyice kötü çıkardı, ağacı çürüktü sanırım, ama gerçekten yıllarca yetti o kalemler bana. Yetti de arttı, (hazırlık da okuduğumu hesaba katarsanız) toplam 6 yıl bitiremedim diyebilirim.

Ortabire geçtiğimde sıfırbeş (0,5) kalemler Japonlarca icat edilmiş ve piyasaya sürülmüştü. Sıra arkadaşım Şehnaz’da gördüm ilk ve vuruldum. Tam istediğim, hayal ettiğim şeydi. Aç aç bitmiyordu bir kere, kısalmıyordu. Minik elim için ideal boyuttaydı. Yazı kalitesi mükemmeldi,  yazdıkça kalınlaşıp yazımı çirkinleştirmiyordu; aksine daha da kaygan yazıyor, berbat yazım mis gibi gözüküyordu…

Öğlen arası kırtasiyeye koştum, mavi 0,5 kalemimi ve bir kutu da ucumu aldım. Tombo muydu o? Süperdi. Yıllarca elime kurşun kalem almadım sonra.

Ve üniversite yıllarımdan bu güne kadar da babamın ne kadar insafsız davrandığını anlattım durdum. İçime oturmuştu kalem takaslarım.

Sonra devran döndü, kızım ilkokula basladiii.. Hevese gelsin diye çeşit çeşit, renk renk kurşun kalemler aldık. Markalı, winxli kalem kutuları, kalemlikler, silgiler, her türlü “kirtavsiye”(**) malzemesi. Akrabalar arkadaşlar da sağolsunlar, yığdılar epeyce. Her gördüğümüzü aldık diyebilirim.

Dertliyim ya, ilk günden kalem kutusunu doldurup yolladım. Anaaa, bir de baktım okula giden kalem geri dönmüyor…Birinci haftada 12 boyama kaleminin hepsini kaybetti. Üç dört de kurşun kalem gitti, silgilerin haddi hesabı yok. Çalınma filan da değil, direkt kayıp..

(burada bir parantez açayım..Çocuklarda 6-7 yaslarda pek bir mülkiyet anlayışı olmuyor. Beğendiği şeyi çantasına atabilme, alıp kullanabilme hakkını görüyorlar kendilerinde.. ama geri vermek gerektiğini öğrenmeleri zaman alıyor. Alıp kullandığı kalem sıranın üzerinde kalıyor. Bazen kimden aldığını bile unutuyor, birbirlerinin adını bile bilmiyorlar ki daha… Neticede, kalemler ortalıkta dolanıyor sınıf içinde ve sonra da kayıp kalemler adasına gidiyorlar sanırım.

bir de gene bu yaslarda çocuklarda “hediyeleşmek” çok serbest bir davranış. İlgi çekmek, arkadaş edinmek ya da sırf içinden geldi diye birbirlerine birşeylerini veriyorlar. :))) )

Akıllandım tabii, şimdi  1. sınıf annelerine önerilerimi sıralıyorum:

* Silgilere tükenmez kalemle kızın adını yazdım. Başkası alsa da, artık geri geliyor. Anneler çantaları, kalem kutularını her gün denetliyorlar… Tabii ben de.. Yabancı bir şey çıkarsa, buzdolabı poşetine koyup gönderiyorum öğretmene..

* Boyalı kalemlerin üzerlerine falçata ile kızın adını kazıdım. Kazımaya müsait adı var Allah’tan. Başka bazı anneler ismi küçük kağıtlara yazıp kaleme sıkıca bantlamışlar, o da olabilir. En son model, Kidomino / İsim etiketleri. Paralı ama güzel fikir.

* Kalemtraşa gelince, o süslü püslü, pahalı ve de lisanslı ürünleri sakın almayın. Kaç tanesini çöpe attım sinirden. En iyi açan kalemtraş kırtasiyedeki en ucuz kalemtraş çıktı. Gümüş rengi metal. Çin malı. Amma ve lâkin şahane açıyor.

Bu arada, huzurlarınızda itiraf ediyorum, rahmetli babam haklıymış. Çocuğa kalem teslim etmek hataymış arkadaşlar.

Kalemlerin tamamını kırtasiye kutusuna koydum, bir baktım her gün bir kalem ortadan yok oluyor.

-kızııım?

Efendim neymiş, kalem açması çok keyifliymiş. Akıllı kızım derste sıkılınca kalemi iki ucundan açaaa aça bitiriyormuş. Zaten bisürü kalemi varmış, ne olmuş yaniymiş.

Babadan kalma kurallar hemen yürürlüğe girdi..

– haftada bir kalem müsaden var,

– kalemi bir tek taraftan açabilirsin,

– biten kalemi bana getir yenisini götür..

 

 

İkinci dönem duruma bakıyoruz. sorumluluk geliştiyse kalemler kırtasiye kutusuna geri donuyor…

bu arada, kizimin çok güzel bir kuculmus kalem koleksiyonu birikti :))))

 

 

 

 

(*)= grosa; 12 düzine anlamına gelir. 144 adettir)

(**)= Kızım kırtasiyeye kirtavsiye diyor nedense… kuaföre de kuaföncü der. Fön çekilen yer anlamında herhalde?!

NOT: adı geçen/geçmeyen kız bu pazartesi ortaokula başlıyor :))

6 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, ilkogretim, severim paylasirim

Nail art.. Tırnak süsleme sanatı.

2013-09-07 14.25.14 2013-09-08 20.37.53

Yeni merakım..
Ama çok meraklandım..
Dur bakalım, 40 yaşına kadar 40 kere oje sürme, birden oje sanatlarına merak sal. bilmem artık

benek4

ojell

ojek

mornur1mornur2yenibenek

 

Devamı burada: Nail Art 2

8 Yorum

Filed under bakımlı hatun, kozmetik, nail art, severim paylasirim

Yeni Lila Kutu, Lila Keşif Kutusu

Lila kutuları seviyorum, biliyorsun.

Üste para vererek numune satın alıyorum, onların da yarısı benim işime yaramayan şeyler. Ama SÜRPRİZ kısmına dayanamıyorum :))

Lila kutular, Lila Keşif Kutusu olarak yeniden başladı. Eylül ayı da birinci.

Gittim az evvel ilk kutu için kayıt yaptırdım..

Mükemmel zamanlama! Limitli sayıdaki Eylül Keşif Kutularından biri senin :)
Eylül Keşif Kutun 20 Eylül 2013 aşağıdaki adrese gönderilmek üzere kargoya verilecek.

Ooon…Dokuuuuuzzz….

lili

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, severim paylasirim

Arı Tuzağı : %100 çalışıyor

arı tuzağı

arı tuzağı

Daha önceki arı tuzağımdan memnun kaldım, bir tane de niyeyse bu yaz balkona yerleşmeye karar veren eşek arılarını vaz geçirmek için yaptım.

Gördüğünüz gibi %100 çalışıyor. Rahat ettim vallahi.

Bal, şekerli su ve bir adet 5 Lt’lik pet şişe.

3 Yorum

Filed under icatlar, severim paylasirim

2013-2014 Eğitim Yılı Okul Tatilleri/İstanbul’a ait özel günler ve resmi tatiller takvimi

Gelelim önümüzdeki seneye..

Tarih

Gün

Özellik

30/08/2013 Cuma Zafer Bayramı  Resmi tatil
09/09/2013 Pazartesi 2013-2014 Öğretim Yılının başlaması (Okul öncesi ve 1. sinif ogrencileri icin uyum haftasi) Özel gün
16/09/2013 Pazartesi 2013-2014 Öğretim Yılının başlaması (Tüm İlkokul Ögrencileri icin) Özel gün
06/10/2013 Pazar İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu  Resmi tatil
15/10/2013 Salı Kurban Bayramı ¼.gün  Resmi tatil
29/10/2013 Salı Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 90. yılını kutluyoruz  Resmi tatil
10/11/2013 Pazar Atatürk’ü anma günü. – 75 yıldır özlüyoruz..  :(  – Özel gün
24/11/2013 Pazar Öğretmenler günü Özel gün
01/01/2013 Çarşamba Yılbaşı  Resmi tatil
24/01/2014 Cuma 1. Dönem sonu  
25/01-09/02/2014 Yarıyıl tatili İlköğretim okulları için Resmi tatil
10/02/2014 Pazartesi 2.Yarıyıl başlangıcı  
18/03/2014 Salı Çanakkale Şehitlerini anma günü Özel gün
23/04/2014 Çarşamba 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı  Resmi tatil
24/04/2014 Perşembe İlkokul seviyesi okullar 24’ünde de tatil olabilir  
01/05/2014 Perşembe  1 Mayıs İşçi/Bahar bayramı/ Emek ve Dayanışma günü  Resmi tatil
19/05/2014 Pazartesi 19 Mayis Atatürk’ü anma,gençlik ve spor bayrami  Resmi tatil
29/05/2014 Perşembe İstanbul’un fethinin 561. yildonumu Özel gün
13/06/2014 Cuma Öğretim yili sonu / YAZ TATİLİ 15/09/2014′e kadar yaşasın tatil!! Akdeniz karadeniz, karneleri isteriz  günü

4 Yorum

Filed under çocuk, ilkogretim, OKUL

Park etmek, etmemek, parklanmak, aptala dönmek

İstanbul’da trafik zor, hayat zor, araba kullanmak, kadın şöför olmak, araba park etmek çok zor.

Neden?

İşte neden: Park borcunuz var !!!!!. Ne malum? Var diyosak var!

 

İspark‘a da var, Belediyeye de var. Teker teker kontrol edin ara ara.. Can sıkıyorlar çünkü. Eleman benim arabamın plakasını yanlış yazmıştı mesela son seferlerden birinde.. Gözlerimle gördüm. Düzelttirmesem elalemin arabasına park ücreti doğdu sayesinde. Düşünsün dursun “benim arabanın o gün orada ne işi vardı?” diye. Adamı deli ederler. Hatalarını da kabul etmezler, ödeyeceksin arkadaş! Başıma geldi de biliyorum….

Park ücreti ödemeye itirazım yok. Ödeyeceğiz. Eleman yerinde duruyorsa ne ala.. Gezintiye çıkabilir, oraya buraya gidebilir, siz gelince de arabanızı alır gidersiniz, hop park ücreti katlanır. Hiç sevmiyorum bu uygulamaları..

Bakınız Belediyenin sitesi ne diyor :

Tarih Bölge Adı Giriş Çıkış Peron Dakika Ücret Açıklama Park Borcunuz
XX Mayıs 2012, XXXXXXX – 1 16:11:00 20:10:00 PERON.1 239 3-Normal.04(GUNBOYU) 2.0

Nasıl yani? Geçen yıldan kalma borcum var?? Hadi bakalım…

İspark’a da baktım, evet 5 lira da oraya var.. İllallah!

 

İnsan faktörü aradan kalkmalı. Benim aracıma park bileti yazacaksa, araçta özel barkodu okutmadan yazamasın mesela. Kafadan atmadığını, gıcığı olmadığını, hata yapmadığını bileyim. Ya da havaalanı otoparkı gibi, parkmetre olmalı, park biletini elimle almalıyım.

 

Bu arada, Pendik Marina’daki ücretli otopark uygulamasına sinir olduğumu da belirteyim. Keyif yapmaya, alışveriş yapmaya, yemek yemeye geliyoruz oraya, hepimiz farkli yerlerden farklı arabalarla geliyoruz. Deli para harcıyoruz zaten, ne halt etmeye 3 arabaya ayrı ayrı park parası vereyim??????

 

1 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Sek coştu gene.. ;)

Soguk soguk, Nasil nefis. Gunluk sut!
Vanilyali cikolatali dehset! Portakalli cikolatali denemedim.

7 Yorum

Filed under icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim