Category Archives: şikayetlerim

itiraf.bom -iii- “Öptürmem…”

Yan bir bilgi : Sevdiğiniz biriyle karşılaşınca ne yapılır? Kucaklaşır, iki yanağından öpersiniz…Pekiii, havada kafa tokuşturup, karşılıklı gerdan kırıp bir türlü hangi yanaktan başlayacagini bilemeyen tiplerden misiniz?? Öpeceğiniz kişiye yaklaşın ve kafanızı hafif sola çevirin… Öpeceğiniz kişinin önce sağ yanağını öpersiniz. Bu kadar basit..

 

Ben çok ufakken büyük halamız vardı.

Giriş berbat çıktı. Kendisi, Allah ömürler versin, hala var.

Büyük halamızı yılda iki defa ya görürdük ya görmezdik. İnanamayacağınız kadar canayakın, sevgi ve şefkat dolu bir kadındır. İri yapılı, gür, siyah, kıvırcık saçlı, bembeyaz tenli, güzel gözlü, genç yaşta evlenmiş, çok genç bir yaşta üç çocukla dul kalmış, bir yandan üç çocuğuna bir yandan yatalak kayınvalidesi, annesi ve anneannesine bakmış… Tam film olacak bir hayat. Ben kendisini tanıdığımda çoktaaan menapoza girmişti.

Aşırı ter basıyordu kadıncağızı.. Bir de kilo eklendi mi bütün o dolunay gibi yüzü, yumuşacık gıdısı ıslak-soğuk bir nemle kaplanıyordu. Ve kadın genelde çocuklara, özelde de bana bayılıyordu.

Yakalayıp sinesine sıkıştırır, öttüre öttüre cork cork öperdi beni. Öyle böyle değil… 25 kiloluk küçük bir kızsın, 100 kiloluk hala seni ciğerine bastırıp, mıncırıp somururken nereye kaçabilirsin? Sinir krizleri geçirirdim ve bir de çimdik yerdim annemden “ayıp” diye. İstemiyorum ben, ama koskoca büyük halaya ayıp olur!!

Bunu neden yapıyordu bilmiyorum. Hiç de sorasım yok. Kendisini görmeyeli seneler oldu. Allah sıhhat afiyet versin.

İlk çocukluk travması budur bende. Fobisi oluştu. Kimseye yanak uzatmıyorum. Tokalaşmak iyidir..

Ne kimseye sarılabilirim, ne de öpebilirim. Asla. Çok fena oluyorum.. Bunu da buraya yazıyorum. Çocukları zorlamayın. Siz seviyor olabilirsiniz ama o sevmiyorsa, kendinizi sevdirin önce..

13 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, insan olmak, şikayetlerim

Yurtiçi Kargo ne tembelsin.. Kasım Lila Kutu’m nerdesin??

Kargo Detaylı Gönderi Bilgileri
Gönderi Bilgileri
Gönderi Tarihi ve Saati : 10.11.2012 – 12:13
Gönderi Belge Numarası : BMcccccc
Gönderi Kodu: 11111111111111
Teslim Birimi ve Telefonu : xxxxxxxxx
Gönderici Adı : EL** SA** ******************
Gönderici Adresi : HA** MU** ******************
Alıcı Adı : IP** AG** ******************
Alıcı Adresi : ÇA** ÇÖ** ******************

 

Teslim Bilgileri
Teslim Durumu : TESLİM EDİLDİ
Teslim Tipi : Adrese Teslim
Teslim Tarihi ve Saati : 14.11.2012 
Teslim Eden Birim : xxxxxxxxx
Teslim Alan : KAŞE

4 Gün… Şehir içi….. Nerelere gitmiş gelmiş…Şimdi detaylarda gözükmüyor, ben kopyalayana kadar silindi geçmişi.. Kadıköye gitmiş gelmiş kargo ya…

Röööeaaaahh..

Bir de ben çıktıktan sonra teslim edilmiş, yarın sabah göreceğim kendisini…

Tam sabır testi oldu bu…

Yurtiçi kargo, aşkolsun. Şikayetçiyim, mağdurum…

:P

 

 

5 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, şikayetlerim

Kar Zinciri Paslanır Mı?

Benimki paslandı.

Karlı havada araba kullanmıyorum. Ancak bu şeyin bulundurulması zorunlu. Bulunduruyorum ama. Paslanmış pis şey. Bendeki evde durduğu yerde paslanmış, paslı paslı kullanan da vardır elbette.

Al işte.. Canımız bunları takanlara emanet…

 

5 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Sorma-Ver!? *** İSPARK bana bunu yapamazsın!!!!!!!!!!! ***

İstanbul’da yaşıyorum. 20 yıldır araç kullanıyorum.

Kaçak park etmem. Çekilir mekilir, ne işim olur….

Sonra başıma bu geldi:

http://www.ispark.com.tr/list/?isl=ara

TARİH ARALIĞI ARAÇ PLAKA TOPLAM BORÇ TOPLAM PARKLANMA SAYISI
01.01.2008 / 31.10.2009 34 XX YYY 0,00 TL 0
01.11.2009 / 27.09.2012 34 XX YYY 24,00 TL 9

Oha! Üç yılda üçyüz kere park etmişimdir, her birini de ÖDEDİM ben.

Bu 24 Lira neden? Belli değil…

Hani ispatı? Yok..

Siteden şikayet maili attım bakalım ne olacak???

————

(parklanma ne be? çöreklenme gibi?!?)

3 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

66 aylıkların cebren ilkokula kaydedilmesi hakkında

bu bana iki şeyi hatırlatıyor…

1- Hz.Musa hikayesi… Bir şekilde büyüklerimiz bir duyum aldılar, herhalde  “Ocak 2007 ve sonrasında doğan bir çocuk ileride çok acaip olacak” filan gibi bir fal baktı birisi.. Kehanet gerçekleşmesin diye, o dönemde doğan herkesi öldürecek değiller ya, bunları okula tepelim, eğitmeye filan gerek yok, kaykayla gezer gibi sınıf geçsinler, ne ödev ne proje ne de sınıfta kalma yok.. delme takma bir diploma verir sepetleriz dediler sanıyorum

2- Belki de bir tür Fareli Köyün Kavalcısı masalındayız. Bir gün birisi kendisine verilen söz tutulmadığı için “ben de sizin bir sonraki neslinizi çar çur edeyim de görün” dedi ve yallah sürüdü götürdü çocukları…

Ailenizin komplo teorisyeni huzurla sunar..

4 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Bu 66 aylıklar meselesi var ya…

beni deli ediyor.
66 aylık dediğin, 5,5 yaşında demektir. anaokuluna verirsin.
ilköğretime hazirlanır.
6,5 yaşında da başlar.
Bu sene gayet normal olarak, anasınıfına verecektim oğlumu ama okula başlamak zorunda şimdi. üç senedir anaokuluna gitmiş, bu sene başlaması normal olan 6 hatta 7 yaşındakilerle aynı sınıfta olacak.
elifi mertekten ayıramıyor bu herif, yanına Emre gibi bir velet oturacak, anasınıfını aşmış, konuşma sorunu ne demek, ingilizce bile öğrenmiş yuvada, hatta şiir yazmış annesine, yıl sonu gösterisinde okumuş sahnede..
açık öğretim terkle Harvard mezunu yan yana gibi düşünün…
tamam, oğlum zeki, çevik ve yakışıklı.
Ama çok kötü bir eşitsizliğe kurban gidecek..
7 yaşındaki Emre piçinin tuzu kuru anası da sokranacak.. “ay benim oğlum bunlarla aynı sınıfta, bunlar çok geri, öğretmen bunlara çok zaman ayırıyor, ay benim oğlum sıkılacak şimdi, ay benim oğlumun bir senesi boşa gitçek”
O Emir gibiler yüzünden, zorla okula alınmış benim oğlum bir damla yaş döksün ben o karıyı çok kötü dövecem. şimdiden söyleyeyim..

12 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, ilkogretim, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Pegasus yayinlarini protesto ediyorum.

Doktor Proktor’un ikinci kitabindan bahsediyorum. Zaman Kuveti.

Bir çocuk kitabinda, özellikle kitabın en sevimli kahramanının “Has’tir” çekmesi, olacak şey degil.
Pegasus’a teessüf eder, bir daha yayınlarından satin almayacağımı buradan ilan ederim.
Bir sonrakinde kizim kimbilir ne gibi bir küfür okuyacak?
Gerek yok.

5 Yorum

Filed under çocuk, kültür, kitaplar, şikayetlerim

Adres: Kartal, Pistanbul

Dün akşam saatleri. İşten çıktık, çoluk çocuk iki hava alalım dedik..

Kartal’in gobegi. Park ve piknik alani.
Cop kutusu filan yok, her yeri pislik goturuyor….

image

Cam şişeler öylece ortaya atılmış duruyor… Behey sersemler, belediye de bir yere kadar, bu zıkkımları getirirken poşette değil miydi?

Koyun aynı poşete pisliğinizi geri götürün…

image

İzmarit izmarit izmarit kırık şişe izmarit izmarit izmarit………………….

DERT-İÇİN!

image

Her ağacın dibi öbek öbek çöp. Belediye temizlik işçileri?

Çokoprens almaya gittiler ya..

:P

2 Yorum

Filed under çevre, çocuk, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Dominos, naaptin sen ?

Uzuuuun yıllardır Dominos’tan pizza alirim. tee havaalanindaki ilk subesini hatirliyorum. o kadar diyeyim..

bugune kadar iyiydik, gecinip gidiyorduk.

sık siparis ettiğimiz pizza cesitlerinden biri Turkish pizzadir. İcinde peynir, domates,yesil biber, sucuk, pastırma ve zeytin var. sucuk ve yesil biber yenmiyor bizde, o yuzden onlari cikarttirir yerine pastirma isterdik.

o uygulama kalkmis, siparisimden cikanin yerine yeni malzeme isteyemezmisim. fazladan odeme yapmaliymisim. gelsin little ceasars.. mini sezar abimiz bize bi litre de ayran saldı.

anlayamadığım şey: malzemenin birim fiyatı belli. ben size “sunu cikar bunu koy” dedigimde, kurtaracak kadar koymalisiniz. domatesi cikar, salam koy demiyorum, elbette fiyat farki olur, domates nereee, salam nere.. ama sucuk ile pastirma arasinda cok mu fark olur yani?

bir sucuk cikar, yarim pastirma koy, ama alismis musterini geri cevirme. pazarlamadan sıfır aldın dominos..

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Dünüm çok acaip geçti…

Sabah Ümraniye’deki bir hastanedeydik. Bir yeğenim doğdu. Nurtopu maşallah. Günüm oda süslemek, hamile görümcemi hastaneye yatırmak, kayinvalidem, kayınteyzem ve kayınteyzekızımla hoş beş etmek, kızı doğuma yollamak, bebeği beklemek, aniden haber alıp odasının başka kata taşınması ile sinir olmak, dört kadın bütün yerleştirdiğimiz eşyalarla hastane içinde haldır haldır yolculuk etmek, koridorlar aşmak, aynı Şaban filmine dönmek, yeni verilen dar odaya yerleşmeye çalışmak, uzun zaman eşşek kadar topuklu stilettolarla ayakta kalmak, bebeği ilk görecem diye koşmak, sevinmek, sonra ameliyathaneden gorumcemin donusunu beklemek, sonra annemden telefon gelmesi, bir acele kendisini de baska bir hastaneye kaldirmakla geçti. Bu arada anneannem de birbaşka hastanede yatmakta. Kucuk yegenim ve oglum yuksek ates muzdaribi..

aynen sağolasıca, ömrü uzun olasıca Yiğit Özgür’ün şu karikatürü gibi oldum

 

Bir de şikayetim var :

Sema hastanesi, çok doluymuş. Dr. Yusuf Akcan, “müşahadede serum takilsin, ilac verilsin, 6 saat bekleyelim, bu arada kan alinsin, şu şu değerlere bakılsın” dedikten 55 dakika sonra boş bir yatak bulabildik. Kan alindi, serum takildi ve annem hemen kolunda şişme ve yanmadan şikayet etti. Antibiyotige allerji gelistirmis. Serumu durdurduk, antihistaminik igne yapildi, kadin biraz rahatladi.

Hemsireler nöbet değiştirdi, yeni gelen hemşiranım habire “canım” deyip duruyor. Hiç “canım” bir insan değilimdir. Sinirleniyorum. Hastalara da “canım”lıyor. Deli midir nedir, ne diye onun canı oluyorum ben? bu ne laubalilik…

Serum bitene kadar doktor hastaneden ayrılmış. Zahmet edip vizite gelmiyor, kendisine telefonla ulasiliyor, canımlı hemşireye reçete dikte ettiriyor doktorbey.

yazdirdiği antibiyotik, iki saat evvel annemin allerji geliştirdiği hammaddeyi içeriyor!!!

bu doktor, keşke amerikada olsaydi diyorum, hastaneyi deee, doktoru da bir güzel dava ederdik diyorum, adamin ruhsatını elinden alırdık diyorum.

Zavallı Türk hastalar, nöbetci eczaneden ilac alacak, eve gidecek, ilacini yutacak, anaflaktik şokla ölüp gidecekler. Kimin umrunda?????

Hani, biraz daha iyi bakarlar, özenirler diyorsun, özel hastaneye gidip para veriyorsun.

Doçent doktor eliyle öldürülmemek için, yanında herkes eczacısını, allerji yapan ve derhal çıkartılan serumun ve bilahare allerjik reaksiyonu gidermek için yapilan ignenin parasını senden tahsil edemesinler diye muhasebecisini de götürmeli belki de…

 

 

Yorum bırakın

Filed under saçmasapanlıklar, saglik, şikayetlerim