Category Archives: şikayetlerim

Son bir aydır hemen her günüm hırgürle geçti..

Konuyla ilgili fıkramızı hemen en önden verelim.. Biz Çetin Altan’dan, Hasan Pulur’dan böyle gördük:

Temel, Cemal’e övünüyormuş:

“Benim dedem Dünya savaşında Ruslarla savaştı, amcam Çanakkale’de İngilizlerle savaştı, Babam Kore savaşı gazisi, ben de Kıbrıs savaşında Yunanlılarla savaştım”

Cemal durmuş, demiş ki: “Amma geçimsiz sülalen varmış be”

*-*-*-*-*

Bazen, hakların için savaşman gerekiyor. Manyak gibi. Özellikle firmalarla. Mağazada çözemediğim sorunları Facebook sayfalarından, Müşteri hizmetleri hatlarından illa ki uğraşır çözüme ulaştırırım.

Bu sabah mesela, Samsung’la 17 dakika ve 2 Müşteri Temsilcisine mal olan bir savaşın galibi oldum.

Son 1 aydır dişe dokunur firmalardan kapışmadığım kalmadı herhalde… Şu Müşteri Hizmetleri hatları var ya, offf…

Görsel

Kısa özet.

Kodak: yazdım zaten daha önce.. Garanti harici olarak tamir edip yolladılar.

Garanti Bankası sanal kartım çalışmadı. Muhtelif yurtiçi yurtdışı sitelerden alışveriş yapamıyorum… Deli oldum. 2 oturumda ve en az 1 saat harcayarak, 15 farklı müşteri temsilcisi ve 2 süpervizörle görüşerek derdimi hallettiremedim,adamlar AN-LA-MI-YOR! sanal kartı iptal ettirtip yeni sanal kart hazırladım.

LCW. Aldığım pantolonun küçük bedenini bulmak için 3 farklı mağazaya bizzat gittim, 2 tanesine telefon ettim. Sezon ürünü ayol, bir tane pantolon yok.. Müşteri hizmetlerini aradım, müşteri temsilcisi ile boğuştuktan sonra, yetkiliyi bağlattım, çözdü. Pantolonu aldım.

Esse. Kahve makinem su akıttı. Servise götürdüm, garanti harici onarım yapıldı. Bir hafta sonra yine su akıtmaya devam etti. Servis sorun çıkardı, merkezi aradım. Merkez “iade alalım” dedi. Servisten form alıp Esse mağazasına gittim, “olmaaaaz” dediler. Hadi müşteri hizmetleri bir daha… onlar iç yazışma, iç telefonlaşma, hallettiler, gittim aynı fiyata istediğim tava tencere setini aldım. Pek güzel oldu.

Esse. Kendime yılbaşı hediyesi alacağım. Vitrinde 4 tane kek kalıbı var, (bacımın deyimiyle KEKLİK :)

Görsel

(güzelliğe bak!)

çok beğendim tam aradığım gibi. Rafta kalmamış. “E vitrinde 4 tane var birini verin?” Vitrini bozamazlarmış. “Başka mağazadan istetin?” ona da yok.Hop: Müşteri Hizmetleri Facebook. “Adınıza ayrıldı, dilediğiniz zaman mağazadan alabilirsiniz”. Hehe..

Samsung: Eşim mühendis, çizim mizim bi ton işi oluyor, gitti kendine bir Samsung Galaxy Note 2 aldı. O cihazın da özel bir kalemi var, not alıyor, yazıp çizebiliyorsunuz. Cihaza adını veren özellik o kalem. Kalemi yitirdik… Yitirmez olaydık. Kaç gündür mağaza mağaza gez, telefon et. Yok. Yedeği yok. Netten bakıyorum, sitelerde hep çin malı sahte şeyler var.. Bu sabah “kayboldu” deyip kaskosundan (Cepkask=) telefonun yenisini almayı bile düşündüm. Çok uzun iş.. Bunu getirten firma Genpa, yazıştık. Ellerinde yok. Samsung Servislerinde yok. Hiç yok yok yok.

Bu sabah Samsung Müşteri Hizmetlerini aradım. Şu 17 dakikalık olan..Bir müddet ikna etmeye çalıştım, olmadı. Daha yetkili birini istedim. Bir bey çıktı telefona, anlattım derdimi. Bu telefonu feysbuğa girmek için almadığımızı, kalemsiz telefonun hiç bir özelliği olmadığını, bu işin merkezi olan İstanbul’da olduğumuzu, yasal olarak 7 sene boyunca yedek parça bulundurmak zorunda olduklarını… Ve koskoca şehirde bir tane kalem bulunamadığını..

Adam benden hangi mağazalara sorduğumu öğrendi, sonra daaaa………. diğerlerinin telefonlarını vermeyi önerdi.

Tam hatırlamıyorum ama yaklaşık olarak “Burası Müşteri Hizmetleri hattı, ben Müşteriyim, sizden de akıl değil Hizmet istiyorum. Kendi çabalarımla ulaşamadım, siz bir zahmet ulaşın, stoklarına bakın, bir tane bulun; ya bana yakın bir mağazaya göndersinler ya da şurada var deyip adıma ayırsınlar gidip alayım. Bu bilgiyi vermek için arayın” dedim.

Aradı. Bir AVM’de bir tane kalem beni bekliyor. :))

 

daha da var da yazamayacağım içim bayıldı.

Canımı yediniz müşteri hizmetleri. Lanet Nurcall’lar.. Sizin kendi hatlarınıza işiniz düştüğünde bu numaraları kendinize de çekiyor musunuz yoksa bir şifre filan var mı prosedürü ve bin dereden su getirmeyi atlamak için??

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Kodak’a nasıl ulaşılır?

2 yıl kadar önce bir Kodak dijital makine almıştım. Güzel güzel kullanıp dururken bozuldu. Hiç açılmamaya başladı.

Fotoğrafçıya gösterdim, “pili bitmiştir” dedi, pil taktık. Çalışmadı..

Ben de hiç anlamam elektronik işlerinden.. Kodak yetkili servisi arandım. Yok!

Kodak international sitesi ile iletişime geçmeye çalıştım. Tabii ki Türkçe dil desteği vermeyen  Kodak.com ile epey yazıştık. Bakınız:

——————————————-

Response Via Email (Guillermo M.) 11/05/2013 06:22 AM
Greetings, Ipek;Your Reference number is: xxxxxxx

Thank you for contacting Kodak tech support.
We are quite concerned over your experience, and are sorry for any inconvenience or frustration this has caused you.
Here we provided the phone numbers where you can call:
Turkey phone number 216 581 5858

International Toll Line 44-0-131-458-6714

We are glad to be of service and are here for you if you need us in the future. If you respond by e-mail, simply reply to this correspondence so we may better assist you. You can also chat with us at http://www.kodak.com/go/chat (24 hours a day, 7 days a week), or call us at 800.421.6699 ( 9:00 A.M. to midnight Eastern Time, 7 days a week).

Regards,
Guillermo M.

——————————————-

En son bana verilen 216-578-2600 / 0216-581 56 00/5815858 ve türevi numaralar arızalı düdük sesi veriyor, ya da açılmadan kapanıyor.

Teknosa’yı aradım: 0212-227 9506 diye bir numara aldım, orası da Kodak servisliğini bırakmış :((

Ara-tara kaç aydır bulamadığım Kodak Türkiye’ye Hasan’ın sayesinde tek telefonla ulaştım. “Danışan dağları aşmış” diye boşuna dememişler…

Lazım olursa bulunsun:

Kodak Çağrı Merkezi: 0850 333 55 35 ,

Servis Merkezi 0216-999 77 00

Kodak

Kargoya verip göndermemi istediler. Bakalım makinenin derdini çözebilecekler mi…..

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, soruyorum, şikayetlerim

Neden her yayinevinin kitabı alınmaz?

Faktör yayınlarının 5.sinif ingilizce yaprak testi..

image

Mint adlemon “nane limon” oluyor canimciklarim.

Dilini essek arisi soksun bunu yumurtlayanin. Daha ne hatalar ne hatalar…

2 Yorum

Filed under ilkogretim, kitaplar, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Park etmek, etmemek, parklanmak, aptala dönmek

İstanbul’da trafik zor, hayat zor, araba kullanmak, kadın şöför olmak, araba park etmek çok zor.

Neden?

İşte neden: Park borcunuz var !!!!!. Ne malum? Var diyosak var!

 

İspark‘a da var, Belediyeye de var. Teker teker kontrol edin ara ara.. Can sıkıyorlar çünkü. Eleman benim arabamın plakasını yanlış yazmıştı mesela son seferlerden birinde.. Gözlerimle gördüm. Düzelttirmesem elalemin arabasına park ücreti doğdu sayesinde. Düşünsün dursun “benim arabanın o gün orada ne işi vardı?” diye. Adamı deli ederler. Hatalarını da kabul etmezler, ödeyeceksin arkadaş! Başıma geldi de biliyorum….

Park ücreti ödemeye itirazım yok. Ödeyeceğiz. Eleman yerinde duruyorsa ne ala.. Gezintiye çıkabilir, oraya buraya gidebilir, siz gelince de arabanızı alır gidersiniz, hop park ücreti katlanır. Hiç sevmiyorum bu uygulamaları..

Bakınız Belediyenin sitesi ne diyor :

Tarih Bölge Adı Giriş Çıkış Peron Dakika Ücret Açıklama Park Borcunuz
XX Mayıs 2012, XXXXXXX – 1 16:11:00 20:10:00 PERON.1 239 3-Normal.04(GUNBOYU) 2.0

Nasıl yani? Geçen yıldan kalma borcum var?? Hadi bakalım…

İspark’a da baktım, evet 5 lira da oraya var.. İllallah!

 

İnsan faktörü aradan kalkmalı. Benim aracıma park bileti yazacaksa, araçta özel barkodu okutmadan yazamasın mesela. Kafadan atmadığını, gıcığı olmadığını, hata yapmadığını bileyim. Ya da havaalanı otoparkı gibi, parkmetre olmalı, park biletini elimle almalıyım.

 

Bu arada, Pendik Marina’daki ücretli otopark uygulamasına sinir olduğumu da belirteyim. Keyif yapmaya, alışveriş yapmaya, yemek yemeye geliyoruz oraya, hepimiz farkli yerlerden farklı arabalarla geliyoruz. Deli para harcıyoruz zaten, ne halt etmeye 3 arabaya ayrı ayrı park parası vereyim??????

 

1 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

İBB beyaz masa, teşekkür ederim.

 

Kızım bana “Belediye Kendıs’ı” diyor (bkz: Candace of Phineas and Ferb ) . 155 Osman’ın yeğeniyim ben, az bile şikayet ediyorum aslında :))

Eve yakın bir sokakta bir güvenlik açığı tespit ettim. Belediyeye mail:

05/07/2013

Xxxxx sokağın köşesi çok dik ve yüksek bir duvarla çevrili, karşı yönden geleni görmeye imkan yok. Yazın sokaklar çocuk dolmaya başladı ve her an bir felaket olabilir. Bu sokağın dış köşe kısmına bir dışbükey ayna yerleştirilerek güvenli hale getirilsin istiyorum. Ya da başka bir çözüm bulunsun çünkü bu köşe çok tehlikeli. Teşekkürler

15/07/2013 cevap:

Başvuru iletinizde yer alan 1.maddedeki talebiniz, gereği için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü yetkililerine iletilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucu alınan cevap aşağıdaki gibidir : Bahsi geçen noktada dışbükey ayna tesis edilmesi için ilgili birimlerle yazışma yapılacaktır. Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü Başvurunuzda yer alan diğer hususlar hakkında gerekli işlem ve değerlendirilmeler yapıldığında, konu içeriği ile ilgili yetkili personel tarafından bilgilendirileceksiniz.

Sonuç: 20/07/2013

İBB beyaz masa, teşekkür ederim.

(örnek ayna fotosu)

Kendimi seviyorum, Belediyeye de güveniyorum :)

Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü’ne de emniyetimizi arttırdığı için teşekkürler.

8 Yorum

05 Ağustos 2013 · 16:24

Biri şu insertlere dur desin…

Market broşürlerinin adı nedir bilmiyorum. İnsert? İnzört?? Ama kendilerinden de marketlerinden de bıktım. Apartman kapısına fırlatılıp atılan bu çöplerden bıktım usandım..

Çöp, evet çöp çünkü yere atılan şeyler temiz değildir ve ben de almam kimse de almaz yerden.

Adamlar bir sürü ağaca kıyıp bunları bastırıyorlar.  O arada bir sürü de para veriyorlar bu kağıtlara.. Sonra dağıtılsın diye bir daha para veriyorlar. Dağıtıcı olan az paraya iş yapan ve yapmamaya çalışan kişi de, kaldırıp atıyor bina girişlerine.

Kimse benim apartımanıma çöp atamaz arkadaş!! Ben de attırtıyorum çöp konteynerine. Nedir bu pislik???  Bu marketlerin her birini de ayrı ayrı şikayet ve protesto ediyorum..

Buyrun ihbar kabul edin değerli belediye çevre müdürlüğüm:

2013-04-18-1395

2013-05-09-1505 2013-05-09-1504 2013-05-09-1503

2013-04-04 18.58.20 2013-03-19 17.09.54 2013-04-15-1353 2013-04-15-1355 2013-04-17-1387 2013-04-17-1388 2013-04-18-1391 2013-04-18-1392 2013-04-18-1393 2013-04-18-1394 16042013 005

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, çevre, şikayetlerim

Okulluluk Akıllılık

Daha önce yazdım da bulamadım, bulursam linki çekerim. Ben küçükken ilkokula karar verilirdi, baban gider müdürün yanına bir çayını içer seni okula yazdırırdı. Fotoğraf çektirirdik önlükle. Okula başlardık. Okullar ikili öğretimdeydi. Sabahçılar şubat tatilinden sonra öğlenci olurlardı. Gül gibi geçinir giderdik.

Aradan 30 yıl geçti, onlarca sistem değişti. Kredili sistemler, sbsler, anadolu lisesi sınavları.. imam hatipler kalktı kondu, meslek liselerine puan bilmemne bilmemne.

Son kurcalama 66 aylıklarla ilgiliydi.. Onu başarıyla atlattım. Rapor aldım oğlumu kurtardım. Denize düşen yılana sarıldı, muhtelif dayı kelimeleri telaffuz edildi. Gemisini yürüten kaptan oldu.

Kızımı ilköğretime verirken okul 8 yıldı. İlkokula veriyordun ortaokul mezunu olarak alıyordun. İstanbul’da evimize yakın, “etüdlü beslenmeli” olarak tabir edilen, çalışan annelerin dostu, öğrenciye de öğretmene de kolaylık ve verimlilik sağlayan bir okula yazdırdık onu. Güllük gülistanlık okuyordu ki, şimdi de okul dönüşümü çıktı.

Bölgedeki okulları eşleştirmişler. Birine ilkokul 1-2-3-4 birine 5-6-7-8. sınıflar gidecek diye ayırmışlar. Okullar yarım güne düşmüş. Kızımın 4. sınıftan sonra göndermemi önerdikleri okul eve de uzak her yere de uzak ve şu anki okulunun kapasitesinin yarısı bir okul. Şu anki okul depreme dayanıklı kocaman binası, mavi bayraklı temizliği, kocaman bahçesi, konferans salonu, yangın çıkışı, geniş merdivenleri, yemekhanesi kantini, özürlü çocuklar için platform ve asansörü ile ideal bir okul. Sınıfların techizatını da veliler olarak tamamladık, teknoloji tam puan.Bu güne kadar da 8 sınıfı bir güzel idare ediyordu.

Diğer okul bu kadar şanslı değil.

Sorunlar çıktı.

Bana tam gün okul lazım. Hiç istemeyerek kızımı özel okula yazdırdım. Oğlum bire başlayacak ve hele ilköğretimde özele vermeyi kesinlikle düşünmediğimden onu nereye vereceğim bilmiyorum şu an..

Evi okula uzaklaşan öğrencilerin bir kısmı okulu bırakacak. O semtten buraya, bu semtten oraya öğrenci servisine para vermek zorunda mı veliler???? Evinin dibinde okul var ve gönderemiyorsun ?’?

Özürlü öğrenciler kesin olarak devam edemeyecek zaten. İnsaf!

Elimizde çaba gösteren bir tek Veli Derneği var.

“Okul Dönüşümlerine karşı yürüttüğümüz mücadele sürüyor. Bu kez İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde olacağız.
12 Nisan’da gücümüzü gördük, gösterdik…Yılmadık, yılmayacağız…Birleşerek çoğalacağız…
Çalışmalarımızla Kartal velisi ayakta…Biz çalıştıkça önce İstanbul sonra tüm ülkenin velileri, çocuklarımızın geleceği üzerinde oynanan oyunları görecek ve ayağa kalkacak…
Şimdi bir kez daha işe koyulma zamanı…Kartal’dan çıkıp sesimizi İstanbul’a duyuralım…Dönüşümleri durduralım!!!
Yarın (Çarşamba) saat 19.00’da Eğitim-Sen salonunda bir araya gelip çocuklarımız için yapabileceklerimizi, Cuma günü yapacağımız eylemi nasıl büyütebileceğimizi konuşalım…” diyorlar.

okuldonusumunehayir

 

Destek vermek isterseniz ya da kendi okul-veli sorunlarınıza çözüm arıyorsanız Veli Derneği Veli-Der’in iletişim bilgileri şu şekilde:

Veli-Der Twitter hesabı: https://twitter.com/Veli_Der

Veli-Der Facebook hesabı: https://www.facebook.com/groups/velider/

Veli-Der Web sayfası www.velider.org

 

9 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, ilkogretim, OKUL, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Esnaf ahlâkı mühimdir

Zamanında bir mahallede büyüdüm. Harika bir şeydi, hele ki seksenlerde… Her bahcenin kapısı cocuklara açıktı, bakkaldan gazete, fırından ekmek alırdık. Evde birsey bitince çocuklar bakkala gitmek icin yarışırdı.

Akşam üzerleri balkonlarda çay sefaları sürülür, beyi eve erken gelen hanim hemen kalkardı.

Yaz aksamlari balkonda yerdik yemegi. O balkon benim bugünkü evimin mutfagindan büyüktü. Gelen gecenle babalar sohbet ederdi..

Apartmanda samimi komşular arasinda tabak trafigi vardi. Pisen kekten bir tabak Emine ablalara cikarirdim, Yelda’nin annesi de bize simit aşı gondermis olurdu.. Tursular, pogacalar, kabak tatlısı ve receller, dolmalar, sarmalar, kisirlar, ay corekleri ve zeytinyağlılar güdümlü birer ucan daire gibi uzerlerinde bir pecete ile gezerdi asansorsuz ama temiz binada.. Pecete ile örtülürdü çünkü, göstermek ayıptı. Hangi komşuya gidiyorsa, digerleri şans eseri gorurlerse imrenmesinler diye. Binada eli tabakli biri gorulurse özenle görmezden gelinirdi ki; tabak size değilse, utanip bir tane de size getirmesinler diye. O kadar ki, tabakla kapiya gelen birinin tabagina bile bakmazdınız; belki size degildir, gorgusuzluk olmasin diye.

 

Muhitin esnafı muhitin çocuğunu tanır, büyüklerle selam alır verir. Büyük bir aile gibidir mahalle.

*-*-*-*

Sonraki yillarim bir sitede gecti. Güvenlik, peyzaj, otopark, market pakete dahil, alışılmış komsuluk opsiyoneldi. Semtin küçüklüğü sayesinde yine de o eski havayı yakaladık..

Evlendikten sonra sitede de oturdum, apartmanda da.. Semtimi seviyorum. Bir avm insani olarak, mumkun olduğunca semt esnafindan alisveris yaparim. Hem semt esnafini desteklemek, hem de aldigim şeyde bir sorun çıkarsa adamin yakasına yapisabilmek icin…

Mesela en soyu tükenmeye yüz tutmuş mesleklerden ayakkabı tamircisinin müşterisiyimdir. Bozulan çanta fermuarlarını değişirler, kopan Cat botların bağcıkları bulunur, bazen şemsiye bile tamir ettikleri olur. Ayakkabıları da güzelcene tamir eder boyarlar. İşinin erbabıysa, zengin olmaz ama aç da kalmaz.

Avm tamircileri cicili bicili yerlerdir, tamirciye ezile büzüle topuğu kopmuş ayakkabı vermek bana göre değil. Ama niyeyse avm tamircisi pek bir lüküs. Benim ideal tamircim, gönlü geniş, güler yüzlü, ufak tefek işlerden para almayan “canın sağolsun” diyen adamdır. Esnaf ahlakı böyle bir şeydir. Sen gönlünden kopanı bırakırsın ufak işlere. Bazen onu da almaz, ısrar kıyamet..

Bu kadar yazıya niyetlenmemiştim, basitçe yazıp kaçacaktım ama dayanamadım laf lafı açtı. Geçen gün annemin çantasının sapı kopmuş. Eski meski ama iş görüyor çanta. Niye atayım? Ben ki bir freecycle adamıyım.. Olmaz. Mahallenin tamiricisine bıraktım sabah. Akşam üzeri kızımı gönderdim, eline 5 lira verdim, “kaç lira diye sorarsın, ona göre ödersin” dedim. Basit bir dikiş işi, ne tutar ki?

Tamirci değişmiş. Dükkan aynı dükkan. Adam kimbilir neyin nesi?

Allah aşkına bak bakayım bu ne?

çanta sapı

çanta sapı

Ben kendim bu kadarını dikerim zaten. Koparmış sapı, bir daha dikmiş.

Kötü bir işçilik ve az bir emeğe de kızın elindeki 5 lirayı güzeeelce almış. Hop, müdavim müşterisini kaybetti gitti.

 

 

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, kültür, severim paylasirim, soruyorum, şikayetlerim

Sapık teşhiri

 

Sabah sabah 02162120303 diye bir numara aradı. Otomatik çağrı-bant kayıt dinletiyor…

Cinsel performans ürünü satıyorlarmış, osmanlı topu adında.. Ücretsizmiş, bire basacakmışım. Bastım ki canlı müşteri temsilcisi çıksın, basayım kalayı…

05300662547 numaralı telefondan arandım bir süre sonra. Ağzıma geleni saydım, kapadı telefonu.

Allahın belaları, sapık manyaklar, adi dolandırıcılar, utanmaz hasta köpekler. Bitmiyorsunuz. Cinsel hastalıklardan geberin gidin inşallah.

 

Al başka bir tane: Masaj salonu tanıtımı.. bir tane daha: yabancılara oturma-çalışma izni alıyorlarmış. Nerde ahlaksız, yasa dışı, insan sağlığını hiçe sayan manyak var, telefona dadandı. Bunların tümünü emniyete bildireceğim zaten. Ayrıca Turkcell’i aradım, numarama yarışma,erotik,pazarlama içerikli vb vb bir sürü türde mesaj gelmesini engellettim. Para için ruhumuzu satıyor onlar da.. Pisler.

 

Üzerime kayıtlı bir hat daha var ve reşit olmayan çocuğum kullanıyor. Böyle bir gerizekalı sms ya da telefon görüşmesi ile karşılaşması durumunda adamları doğrudan savcılığa şikayet edeceğim..

 

 

Ek bilgi:

Turkcell Online hizmetlere girerek, sms almak istemediginiz konulari bloke ederek ya da müşteri hizmetlerini arayıp bloke ettirerek firmalardan gelen reklam ve tanıtım zımbırtılarından kurtulabilirsiniz.

3 Yorum

Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim

İKEA muacera/ Facebooktan naklen…

Sevgili İkea…
İnternetten satın aldığım ürün için +8,00 TL nakliye bedeli ödedim.
Normaldir, tabii ki bir bedeli vardır..
Firmanızın anlaşması DHL ile. DHL ise uyanıklık edip Yurtici Kargoya vermiş ürünü…
Faturası da önümde 5,31 TL. Fazladan 2 Lira 69 Kuruşa ne diyoruz? Terbiyesizlik? komisyon? avanta? haram??

——–

İkea’dan aradılar. Aradaki fark, paketleme ve çalışan ücretleri ve benzeri giderlerden kaynaklanıyormuş.

“neyini paketlediniz? streç filme sarmış bırakmış, ne paketi? kurdele mi takmış, nakış mı işlemiş? streçe sarma işlemini yapan arkadaş iki dakikada 3 lira mi alıyor? Profesor doktor mu çalıştırıyorsunuz orada? daha once internetten de alışveriş yaptım, taşeronluğu da bilirim.. 3 liralık ürüne 5 liralik masraf olmaz. zarf mazruftan pahalı olmaz, astarı yüzünden pahalı olmaaaz..  bu anlattıklarınızı kendiniz yer misiniz bilmem ama ben yemedim.” dedim.

kız da sus pus, ne desin?
“şu an size söyleyebilecegim bu kadar” dedi.
ne dese boş zaten.
Nakliye 5 lira ise 5 lira öderim.
kalkıp gidip kendim alsam dünya kadar zaman ve para kaybı, tamam. ama saçma yani…

 

nesi saçma biliyor musun?

Paketlenme ve nakliye ve her ne ise tamamını fatura etmişsin zaten. DHL’e teslim fiyatınız bu. KDV dahil 8 lira ödüyorum; malı aynı binadaki bankoya teslim ediyorsunuz..

DHL de Yurtiçi Kargoya daha ucuza veriyor da zarar mı ediyor? Yoo, o da taşere(?!?) ediyor Yurtiçi’ni, 5 liraya göndertiyor, 3 liramı cebe atıyor..

DHL paramı iç ediyor, anlatamadığım şey o işte.. Sarma sarmalama, efendime soyleyeyim paketleme, çalışan vb vb değil yani İKEA’nin bana yutturmaya çalıştığı gibi..

 

öf be

4 Yorum

Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim