Category Archives: saçmasapanlıklar

Acemi veli olmak…

(12/07/2011’den nakil gelen bir yazı)

Yıllar önce kızımı anaokuluna yazdırdım. Kayıtlar Mayıs ayinda.. Eylüle kadar tamamlanması gereken uzuuuun bir ihtiyaç listesi verdiler.. O da duruyor bir yerlerde aslında, eklerim bir gun..

neyse, listede bir de “dondurma çubuğu” var.

Üç ay boyunca bir ton magnum vb yiyerek deli gibi dondurma çubuğu biriktirdik.. toplama günü geldii, ben malzemeleri okula teslim ettim..

meğer dondurma çubuğu kırtasiyelerde satılan bir şeymiş. 100’lü paketlerde, tahta çubuklar..

ne güldüler yaaa .. gerçi ben de güldüm ama… Ne Bileyim Ben??

6 Yorum

Filed under ilkogretim, OKUL, saçmasapanlıklar

Park etmek, etmemek, parklanmak, aptala dönmek

İstanbul’da trafik zor, hayat zor, araba kullanmak, kadın şöför olmak, araba park etmek çok zor.

Neden?

İşte neden: Park borcunuz var !!!!!. Ne malum? Var diyosak var!

 

İspark‘a da var, Belediyeye de var. Teker teker kontrol edin ara ara.. Can sıkıyorlar çünkü. Eleman benim arabamın plakasını yanlış yazmıştı mesela son seferlerden birinde.. Gözlerimle gördüm. Düzelttirmesem elalemin arabasına park ücreti doğdu sayesinde. Düşünsün dursun “benim arabanın o gün orada ne işi vardı?” diye. Adamı deli ederler. Hatalarını da kabul etmezler, ödeyeceksin arkadaş! Başıma geldi de biliyorum….

Park ücreti ödemeye itirazım yok. Ödeyeceğiz. Eleman yerinde duruyorsa ne ala.. Gezintiye çıkabilir, oraya buraya gidebilir, siz gelince de arabanızı alır gidersiniz, hop park ücreti katlanır. Hiç sevmiyorum bu uygulamaları..

Bakınız Belediyenin sitesi ne diyor :

Tarih Bölge Adı Giriş Çıkış Peron Dakika Ücret Açıklama Park Borcunuz
XX Mayıs 2012, XXXXXXX – 1 16:11:00 20:10:00 PERON.1 239 3-Normal.04(GUNBOYU) 2.0

Nasıl yani? Geçen yıldan kalma borcum var?? Hadi bakalım…

İspark’a da baktım, evet 5 lira da oraya var.. İllallah!

 

İnsan faktörü aradan kalkmalı. Benim aracıma park bileti yazacaksa, araçta özel barkodu okutmadan yazamasın mesela. Kafadan atmadığını, gıcığı olmadığını, hata yapmadığını bileyim. Ya da havaalanı otoparkı gibi, parkmetre olmalı, park biletini elimle almalıyım.

 

Bu arada, Pendik Marina’daki ücretli otopark uygulamasına sinir olduğumu da belirteyim. Keyif yapmaya, alışveriş yapmaya, yemek yemeye geliyoruz oraya, hepimiz farkli yerlerden farklı arabalarla geliyoruz. Deli para harcıyoruz zaten, ne halt etmeye 3 arabaya ayrı ayrı park parası vereyim??????

 

1 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Okulluluk Akıllılık

Daha önce yazdım da bulamadım, bulursam linki çekerim. Ben küçükken ilkokula karar verilirdi, baban gider müdürün yanına bir çayını içer seni okula yazdırırdı. Fotoğraf çektirirdik önlükle. Okula başlardık. Okullar ikili öğretimdeydi. Sabahçılar şubat tatilinden sonra öğlenci olurlardı. Gül gibi geçinir giderdik.

Aradan 30 yıl geçti, onlarca sistem değişti. Kredili sistemler, sbsler, anadolu lisesi sınavları.. imam hatipler kalktı kondu, meslek liselerine puan bilmemne bilmemne.

Son kurcalama 66 aylıklarla ilgiliydi.. Onu başarıyla atlattım. Rapor aldım oğlumu kurtardım. Denize düşen yılana sarıldı, muhtelif dayı kelimeleri telaffuz edildi. Gemisini yürüten kaptan oldu.

Kızımı ilköğretime verirken okul 8 yıldı. İlkokula veriyordun ortaokul mezunu olarak alıyordun. İstanbul’da evimize yakın, “etüdlü beslenmeli” olarak tabir edilen, çalışan annelerin dostu, öğrenciye de öğretmene de kolaylık ve verimlilik sağlayan bir okula yazdırdık onu. Güllük gülistanlık okuyordu ki, şimdi de okul dönüşümü çıktı.

Bölgedeki okulları eşleştirmişler. Birine ilkokul 1-2-3-4 birine 5-6-7-8. sınıflar gidecek diye ayırmışlar. Okullar yarım güne düşmüş. Kızımın 4. sınıftan sonra göndermemi önerdikleri okul eve de uzak her yere de uzak ve şu anki okulunun kapasitesinin yarısı bir okul. Şu anki okul depreme dayanıklı kocaman binası, mavi bayraklı temizliği, kocaman bahçesi, konferans salonu, yangın çıkışı, geniş merdivenleri, yemekhanesi kantini, özürlü çocuklar için platform ve asansörü ile ideal bir okul. Sınıfların techizatını da veliler olarak tamamladık, teknoloji tam puan.Bu güne kadar da 8 sınıfı bir güzel idare ediyordu.

Diğer okul bu kadar şanslı değil.

Sorunlar çıktı.

Bana tam gün okul lazım. Hiç istemeyerek kızımı özel okula yazdırdım. Oğlum bire başlayacak ve hele ilköğretimde özele vermeyi kesinlikle düşünmediğimden onu nereye vereceğim bilmiyorum şu an..

Evi okula uzaklaşan öğrencilerin bir kısmı okulu bırakacak. O semtten buraya, bu semtten oraya öğrenci servisine para vermek zorunda mı veliler???? Evinin dibinde okul var ve gönderemiyorsun ?’?

Özürlü öğrenciler kesin olarak devam edemeyecek zaten. İnsaf!

Elimizde çaba gösteren bir tek Veli Derneği var.

“Okul Dönüşümlerine karşı yürüttüğümüz mücadele sürüyor. Bu kez İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde olacağız.
12 Nisan’da gücümüzü gördük, gösterdik…Yılmadık, yılmayacağız…Birleşerek çoğalacağız…
Çalışmalarımızla Kartal velisi ayakta…Biz çalıştıkça önce İstanbul sonra tüm ülkenin velileri, çocuklarımızın geleceği üzerinde oynanan oyunları görecek ve ayağa kalkacak…
Şimdi bir kez daha işe koyulma zamanı…Kartal’dan çıkıp sesimizi İstanbul’a duyuralım…Dönüşümleri durduralım!!!
Yarın (Çarşamba) saat 19.00’da Eğitim-Sen salonunda bir araya gelip çocuklarımız için yapabileceklerimizi, Cuma günü yapacağımız eylemi nasıl büyütebileceğimizi konuşalım…” diyorlar.

okuldonusumunehayir

 

Destek vermek isterseniz ya da kendi okul-veli sorunlarınıza çözüm arıyorsanız Veli Derneği Veli-Der’in iletişim bilgileri şu şekilde:

Veli-Der Twitter hesabı: https://twitter.com/Veli_Der

Veli-Der Facebook hesabı: https://www.facebook.com/groups/velider/

Veli-Der Web sayfası www.velider.org

 

9 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, ilkogretim, OKUL, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Fatih Sultan Muhammed kim? Hiiiç…

“…canımın içi, Hazret-i Muhammed’e nasıl Hz. Mehmet demiyorsak, Fatih Sultan Mehmet de bildiğin ikinci Mehmet’tir. 5. Mehmet de Mehmet Vahdeddin’dir ve halife olarak biz kullarını satıp kaçmıştır.
İstanbulu ilk fetheden Fatih Sultan MEHMET’tir. Şakirtlerin icadı Fatih Sultan Muhammed diye biri hiç olmamıştır..”
O zamanlardan bu yana aktarılan kaynak yok sabuklamasına cevaben:
File:Gentile Bellini 003.jpg

BURADAN . Bizim kayıtlarımız eksik olabilir, osmanlica olduğundan okunmaz, okunuşundan emin olunamaz olabilir, bunları çok duydum…Ama adamların 1430’dan kalma kaydı var ve gayet okunaklı. Sultan Mehmed II.

Üç sene önce yoktu böyle bir zırva. 1988’de yapılan köprüye niye konmadı böyle bir isim? Çünkü YOK BÖYLE BİR İSİM…

Müslüman insan nasıl çocuğuna esma-ül hüsna’dan birini isim olarak veremezse, (El-Baki mesela, çocuğuna isim olarak koyacaksan Abdülbaki (Baki’nin kulu) koyarsın.. Edep bunu gerektirir) Yine insan eğer peygamberini seviyorsa, çocuğuna onun adını koyamaz, yanlışlıkla kötü bir söz söylenirse Hz.Muhammed’e sövülmüş gibi olur. O yüzden yüzyıllardır biz erkek çocuklarımıza peygamberimize hürmeten (Hamd-eden manasında) Mehmet, Mahmut, Hamit,Ahmet isimlerini koyarız.

Ha, bu arada, İstanbul’u son fetheden de Mustafa Kemal ve ordusudur. O bakımdan, kafanız net olsun diye yazmak istedim..

17 Yorum

Filed under insan olmak, kültür, saçmasapanlıklar

Başıma gelmeyen kalmadı be. Teyze muamelesi gördüm..

Teknoloji satan marketlerden birine gittim bu gün. 4 kalem mal alınacak. Mallarin hiç birinin ticari adını bilmiyorum. Birisi hafıza kartlarını bilgisayara aktaracak şey, birisi usb’ye takılan ve 4 usb girişi oluşturan şey, birisi usb’ye uzatma kablosu, bir de şarjı tutmayan fotoğraf makinesine pil. Eksisozlukte benim gibileri anlattıkları başlıklar var. Kullanıyorum ama adını bilmiyorum. Dolayısıyla teknoloji cahili sanıyor yeni nesil benim yaşımdakileri, ki bir kısmımız zır cahil, kabul; şarj yerine şarz diyene ne dersin hemşire??  Ben onlardan değilim.. Bilirim az çok.. Ama bunların yanında, bir tür görünmez oluyorum, kaale alınmıyorum.. çok da fifi ya neyse.. Ben de iyice sarı cahile bağlıyorum. Sonra al gözüm seyreyle…

İşte gittim bakındım filan kimse yok… Zar zor bir tane eleman buldum o da bana bana teyze muamelesi yaptı. “pil değilmiş o bataryaymış”. sensin batarya, akü bile derim ben istesem.. Batarya dediğin musluk çeşidi be.. Her ne ise, fotoğraf makinesinin servise gitmesine kadar verildi.. Dükkanda gezinen müşteri sayısı son derece seyrek, lakin eleman sayısı sıfıra yakınsamış durumda. Nerde bunların elemanları be? Kime danışacağım ben?!? Hayır dillerini de bilmiyorum çok zor işim..

Bunların bir bölüğü toplanmışlar koli açıyorlar.. Yanaştım yardım istedim. Kıdemli olan, beni şöyle bir süzdü, “Melih bayana bak” diyerek Melih nam çırağı bana atadı. Melih melih olsa neyse, gözlüğüne kadar bildiğin NERD tip. Uğraşıp nerd etmiş kendini yazık. Rahmetli amcam görse şey derdi. Neyse.. Burada yazılmaz..
Melih usta tipime baktı, puanladı, beni beğenmedi doğal olarak. Cebimdeki, fotoğraf makinesinden söktüğüm mini disket tipli hafıza kartını çekip gösterdim “bunu bilgisayara aktaracak şey” diye; hafıza kartı okuyucusu buldu bana.. “peki bu, cep telefonu kartını da okur mu?” dedim, gözlerini devirdi, “oll in van yazıyor ya” dedi. Melihefendiyle görüşebilmek için default olarak ingilizce biliyor olmamız gerektiğini anladık. Daha ben ikinci soruya geçmeden, benden de teyze kılıklı bir teyze kulaklık istedi. Üçüncü reyonda cevabını aldı, utanmadan kulaklığın kendi evlerindeki bilgisayar markasına uyup uymayacağını sordu, azarını yedii,kuyruğunu kıstırıp üçüncü reyona ikiledi…
Daha da arkadan feci yaşlı bir teyze asansörün nasıl çalıştığını sordu, Melihi çekip götürdü. Melihsiz kalınca ana toplaşma yerlerine gidip yeni bir Melih talep ettim. O arada ileri teyzeyi silkelemiş olan asıl Melih geri döndü bi daha reyona döndük.

YuEsBi çoklayıcı buldu bana.. Bi de uzatma kablosunu tarif ettim, varmış. 7 metrelik olanından buldu bana. Oh ne ala.. Üzerlerine kendi kodunu yazdı, kesin komisyon alıyor bana sattıklarından. Alsın, helal olsun işimi halletti. Üçüncü reyondaki teyzenin hali harap, hala kulaklıkları elleyip duruyor, bir şey anladığı yok, kimseler de demiyor ki aga bu nedir? Ehem, yani bir el atan yok kadına… Ben öyle durumlarda açık söyleyeyim, reyonu birbirine katıyorum.. Bazı ürünler kazara düşüyor, bazılarını itip kakıyorum, etiketleri söküyorum, biri acilen gelmezse o reyonda bir buçuk saatlik hasar yaratıyorum.. BİM muamelesi yapmasınlar adama. AAAA…

*-*-*-*-

ay dur dur bi de şunu anlatayım, yapıkrediden aradılar.. naziiik, kibaaar, bana ha bire Dilek hanım deyip duran (?) bir hatun anlattı da anlattı, o kadar kibar anlatıyor ki kesemiyorsun lafını, özet geçeyim, kart ücreti bile yokmuş.. Allahım seçilmiş bir kişiyim ben herhalde diye sevinmemi bekler bir hali var, adresimi istedi ki adıma hazırlanmış kredi kartımın “sizlere teslimatını gerçekleştirmek üzere…” (sizlere lafına kılım, malumunuz) Almamayı tercih ediyorum dedim.

“Sizlerce mahzuru yoksa istememenizin nedenini bizlerle paylaşır mısınız?” biliyorum ki önündeki bilgisayarda bütün itirazlara bir kapanış cümlesi hazırlanmış, savrulmak üzere beklemekte.. Ezber nasıl bozulur? ahanda böyle:

“biliyorum ki YK iyi bir banka ve world kart da iyi bir kart, avantajları da su götürmez lakin, ben sizin vadaları sevmiyorum Müjden hanım. Mor mor, böyle boynu yok, elleri filan, ay hele gözleri nasıl o öyle, ben çok tiksiniyorum o yaratıklardan yani, kusura bakmayın”

“eee ööö peki” diyebildi yazık, iyi günler dedim kapadım. cins.. ambale oldu ama.. :D

*-*-

Eve geldim hafıza kartı okuyucusunu taktım şıkır şıkır çalıştı, tee nerlerde birikmiş bir dolu resim indirdim bilgisayara. Meraklısı varsa markası GreenTech. Bu da unutulmuş ve tekrar bulununca sevinilmiş bir resim:

18082011 03

 

7 Yorum

Filed under alışveriş işleri, saçmasapanlıklar, severim paylasirim

Sürprizleri seviyorum!

Düzenli olarak alışveriş ettiğim bir site var.. Bitenekadar. İlginç ve kullanışlı ürünler satılıyor zaman zaman. Yıl sonunda da elde kalanları satıp, stok boşaltıyorlar. Bu yıl 2013 Yılbaşı sürpriz paketi adı altında 20 tl + kargo bedava  bir paket satışa sundular. içinde ne olduğu belli değil. bu sene satışta olan 10 üründen bir karma. Aldım. Geldi..

image

Soldan sağa- Yukarıdan aşağıya

1- Kafalık : zaman zaman kullandığım bir şeydir, 7,90 lira bugünkü fiyatı

2- Kazak yolucu: hiç denemedim, kazağım da yok, hele dursun.  fiyat: 8,90

3- Dünya kalemtraş : bu ne be? beş kuruşluk şey

4- Kablo şeysi: Sitede yok. başka sitelerde 12 liradan başlıyor. dursun.

5- Temizlik hamuru.. sitede yok ama daha evvel almıştım. Laptop-cep telefonu, akla gelebilecek her şeyi temizliyor. oyun hamuru gibi birşey. Yüzeye bastırıp çekiyorsunuz, tozu kiri yakalayıp götürüyor.. 4 lira civarı internette. Bu harika oldu..

6- Çelik acil durum kartı.. bu da sitede yok. açıklama kartı çince :( . başka siteden baktım..tuhaf fonksiyonlari var, gazoz açıyor, vida sıkıyor filan. bana yaramaz, dursun bi kenarda… 2-3 lira bişey.

7- ividik zividik.. nedir çözemedim. vantuzlu şeylerin altına yapılştırılıyormuş?!? hayirdir inşallah.  hele dursun..

8- plastik, güllü yüzük. beşş para etmez..

9- pilli vantuzlu ışıklı banyo küveti şeysi.. pili olmadığından deneyemedim. renk değiştiren ışıkları varmış. tövbeee. gerçi, ilginç olabilir. dursun hele. 3,90 da bu.

10- takma oje.  (2 set) bu da garip birşey. ama dayanıklı, bir tanesini yapıştırdım, zor söktüm sonra.. bilemiyorum, makul bir renk/desen olsa alınabilir.. fiyat belirsiz..

11- power balance (kahkaha efekti) aman ya, kalsın sağolsunlar.

bu inti pintilere 20 lira (hadi kargoyu düş 15 lira) verdim, ama sor bakalim neden verdim? sürprizleri seviyorum. Hiç bir şey olmasa, benim işime yarayacak dört ürün çıktı, kendini amorti etti, hatta kâra geçirdi işte.

kalanları da kızın proje ödevlerinde filan değerlendiririz bir şekilde. bugünkü olayımız budur, seneye? büyük ihtimalle yine alırım :)

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, saçmasapanlıklar, severim paylasirim

Sapık teşhiri

 

Sabah sabah 02162120303 diye bir numara aradı. Otomatik çağrı-bant kayıt dinletiyor…

Cinsel performans ürünü satıyorlarmış, osmanlı topu adında.. Ücretsizmiş, bire basacakmışım. Bastım ki canlı müşteri temsilcisi çıksın, basayım kalayı…

05300662547 numaralı telefondan arandım bir süre sonra. Ağzıma geleni saydım, kapadı telefonu.

Allahın belaları, sapık manyaklar, adi dolandırıcılar, utanmaz hasta köpekler. Bitmiyorsunuz. Cinsel hastalıklardan geberin gidin inşallah.

 

Al başka bir tane: Masaj salonu tanıtımı.. bir tane daha: yabancılara oturma-çalışma izni alıyorlarmış. Nerde ahlaksız, yasa dışı, insan sağlığını hiçe sayan manyak var, telefona dadandı. Bunların tümünü emniyete bildireceğim zaten. Ayrıca Turkcell’i aradım, numarama yarışma,erotik,pazarlama içerikli vb vb bir sürü türde mesaj gelmesini engellettim. Para için ruhumuzu satıyor onlar da.. Pisler.

 

Üzerime kayıtlı bir hat daha var ve reşit olmayan çocuğum kullanıyor. Böyle bir gerizekalı sms ya da telefon görüşmesi ile karşılaşması durumunda adamları doğrudan savcılığa şikayet edeceğim..

 

 

Ek bilgi:

Turkcell Online hizmetlere girerek, sms almak istemediginiz konulari bloke ederek ya da müşteri hizmetlerini arayıp bloke ettirerek firmalardan gelen reklam ve tanıtım zımbırtılarından kurtulabilirsiniz.

3 Yorum

Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim

İKEA muacera/ Facebooktan naklen…

Sevgili İkea…
İnternetten satın aldığım ürün için +8,00 TL nakliye bedeli ödedim.
Normaldir, tabii ki bir bedeli vardır..
Firmanızın anlaşması DHL ile. DHL ise uyanıklık edip Yurtici Kargoya vermiş ürünü…
Faturası da önümde 5,31 TL. Fazladan 2 Lira 69 Kuruşa ne diyoruz? Terbiyesizlik? komisyon? avanta? haram??

——–

İkea’dan aradılar. Aradaki fark, paketleme ve çalışan ücretleri ve benzeri giderlerden kaynaklanıyormuş.

“neyini paketlediniz? streç filme sarmış bırakmış, ne paketi? kurdele mi takmış, nakış mı işlemiş? streçe sarma işlemini yapan arkadaş iki dakikada 3 lira mi alıyor? Profesor doktor mu çalıştırıyorsunuz orada? daha once internetten de alışveriş yaptım, taşeronluğu da bilirim.. 3 liralık ürüne 5 liralik masraf olmaz. zarf mazruftan pahalı olmaz, astarı yüzünden pahalı olmaaaz..  bu anlattıklarınızı kendiniz yer misiniz bilmem ama ben yemedim.” dedim.

kız da sus pus, ne desin?
“şu an size söyleyebilecegim bu kadar” dedi.
ne dese boş zaten.
Nakliye 5 lira ise 5 lira öderim.
kalkıp gidip kendim alsam dünya kadar zaman ve para kaybı, tamam. ama saçma yani…

 

nesi saçma biliyor musun?

Paketlenme ve nakliye ve her ne ise tamamını fatura etmişsin zaten. DHL’e teslim fiyatınız bu. KDV dahil 8 lira ödüyorum; malı aynı binadaki bankoya teslim ediyorsunuz..

DHL de Yurtiçi Kargoya daha ucuza veriyor da zarar mı ediyor? Yoo, o da taşere(?!?) ediyor Yurtiçi’ni, 5 liraya göndertiyor, 3 liramı cebe atıyor..

DHL paramı iç ediyor, anlatamadığım şey o işte.. Sarma sarmalama, efendime soyleyeyim paketleme, çalışan vb vb değil yani İKEA’nin bana yutturmaya çalıştığı gibi..

 

öf be

4 Yorum

Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Kanka nedir panpa nedir?

Kanka  = “KanKa”rdeşi kelimelerinin kısaltması olarak günlük hayata argo şeklinde geçti.

Daha sonra sözlüklerde bir dönem özenti Türkçesi ile “qanqa” şeklinde yazıldı.

Ordan q harfleri ters çevrilip p olarak hizmete sunuldu ve “panpa” ortaya çıktı.

Ve bence, hepsi de saçmalık…

Kan kardeşi olmak özel ve romantik bir şeydir. :(

İkiniz de parmaklarınızı keser, kesikleri değdirerek kanlarınızı birbirine karıştırırsınız. Çocuklukta mühimdir. Kan kardeşi etkisi de büyük ihtimalle 80’lerin çocuk kitaplarından, Kemalettin Tuğcu’lardan filan çıkmıştır…

Bugün, 2012’de,  birinin vücut sıvısıyla temas etmek, evlerden uzak. Tehlikenin doruğu..

12 Yorum

Filed under araştırdım, saçmasapanlıklar