Category Archives: saçmasapanlıklar

Dolandırıcılık maillerine bir yenisi eklendi: Kartal Hukuk Bürosu

Kartal Hukuk Bürosu : (bildirim @ kartalhukuk. com) adresinden bir eposta geldi.

Ekinde de borcdetayları.rar diye bir dosya var.

Yanılıp açarsanız bilgi_fdp.scr diye bir ekran koruyucusu virüsü bilgisayarınızı çökertmek için bekliyor.

Bu öküzlerin yazdığı mail de şu:

2005 yılından beri ödenmemiş faturanız yasal faizleri ile birlikte 1874,04 TL olmuştur. Eylül Ayı içerisinde ödeme yapmanız durumunda 990 TL ödeme ile tüm borcunuzu kapatabilirsiniz.

Kredi kartı ile ödemelerde 9 taksit yapılmaktadır.

Peşin olarak 3 taksitle de ödeme yapabilirsiniz.

Dosya takip no : 15365 Detaylı bilgiler ektedir.

Kartal Hukuk Bürosu

<!– #*#*# FLIPMODE! #*#*# –>

İnanan yanar.

Belanızı en kısa zamanda bulun inşallah iğrenç dolandırıcılar.

Kime şikayet etsem ki bunları? 
https://sibersuclar.iem.gov.tr/ihbar_sikayet.html bakalım ne olacak...

Yorum bırakın

Filed under internet, saçmasapanlıklar

Kendi adresini bilmekten aciz kargo şirketimiz: Yıtriçi Kargö

Yurtiçi Kargo ile zaman zaman şunu bunu gönderir alırım. Yüzde 88 oranında eve getirmezler. Öyle de pislik bir huyları vardır ki inanmazsanız ekşi sözlük dolusu entry size bir fikir verir. Gelmezler. Bir türlü gelmezler, “geldik bulamadık, zile bastık evde yoktunuz” derler.  Külliyen yalan tabii.

O bakımdan her zaman şubeden verir şubeden alırım. Geçenlerde işim düştü Atalar şubesine gitmem gerekti. İnternetten adres baktım, adrese gittim o caddede yok. Ara tara, sor soruştur adresi buldum.

atalar_opt

İnternet şubesine göre adres
kargo_optHaritada benim bulduğum yer.

fetura_opt

Buyrun faturadaki adres..

Adamlar kendilerini bulamıyorlar daha, benim evi bulup da kargo mu teslim edecekler?

 

AHAHAHA

Bundan daha kötüsü PTT kargo, onlar “teslim ettik” derler bir yerlere atarlar. “Getirin formu, teslim ettiyseniz kime teslim ettiniz, kim imzalamış bakalım?” dersin  dağıtıcıyı yollar “abla ekmeğimle oynama, beni atarlar, ceza keserler, şikayetini geri al bik bik bik” diye ağlanır adamın içini şişirirler.

 

HASSSbinallah!

 

2 Yorum

Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Kitap en iyi dosttur.

‘entel’ bir alay bir hakaret idi bi aralar.. Bilmiyorum kim, bir ‘entellektüel’ tanımı yapmış: 3 üniversite diploması şart demiş.  Ancak, birini deden, birini baban, birini sen alacaksin.
Ayiptir söylemesi diyemeyecegim, gerine gerine söylüyorum: Rahmetli dedem (biri robert kolej olmak uzere)iki üniversite diplomasına sahipti, babam Istanbul Üniversitesi mezunu çift uzmanlık sahibi bir doktordu, ben de İstanbul Üniversitesi mezunu olmakla kalmadim, geçtiğimiz yıl Açık Üniversite’ye başvurdum, sinavsiz iki yillik bölümlerden birine başladım. Benim çocuklar artık nasıl bir entellektüel sen düşün..
Tabii, eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır, demişler; diplomalı eşek olanlardan da değiliz.  Kıyısı köşesi kitap dolu, her gün gazete alınan bir evde büyüdüm. Okumayı 4 yaşımda ‘Fatoş’ ve ‘Güngörmüşler’ okuyarak çözdüm.  Haberdi, röportajdı, makaleydi yutarak okudum. Çok bunaltici bir yaz, Hayat Ansiklopedisini okumuştum. Babamın gencliginden sakladığı ‘Bütün Dünya’ dergilerine ölüp biterdim. Altın Çocuk Klasikleri, Milliyet Çocuk Klasikleri setlerim vardı.  Rafları bel veren kitaplıklarla yaşadım. Hala deli gibi okurum, kindle çıktığında yüreğim hopladı, kankamdır kendisi. Ben kitap kurduyum kardeşim.  Bu da kayıtlara geçsin.
Bugün bir sms geldi:
” Ucretsiz eKitaplar bayram boyunca TTNET Kitap ile yaninizda. Uygulamayi indirmek icin tiklayin….”
Atladim tabii. Kitap kurduyuz, sülaleden gelmekte.. Ben atlamayayım da kimler atlasın?
Indirdim uygulamayi cebe, açtım.
Bedavaları bir yana bırak paralı kitaplar bile (3-5 istisna hariç) dandik dundik. Satın alınan kitbı indirmene izin vermiyor?!? Mülkiyeti benim o kitabın, ne oluyor? Ayağa kalktığım gün Tüketici Hakem Heyetindeyim!

image

Ttnet’in cabasini takdir ediyorum lakin, bu mu yani? Ondan sonra ‘Kahrol İsrail’.. yürü be. Okuyacaksam kaliteli şeyler okurum, çer çöp değil.
Ttnet, İş Bankası artık kim olursa şu projeyi üstlenmeye davet ediyorum.

e-MEB Klasikleri

Bu yazıyı okuyan herkesin, yılda bir tane bile olsa taa ’50lerde çevirisi muazzam bir şekilde yapılan, elle dizilip basılan ve üç kuruşa satilarak bir neslin kültürünü zenginleştiren MEB klasiklerini almasını öneriyorum.

Ülkenin eğitim seviyesi ve geleceği ile ilgili endişemizi burada paylaşmak istemiyorum. Bütün kültürü tv’den edinen, ne lazımsa Google’den bakan,ödevi internete yaptiran, ilköğretime mecbur tutulan 100 temel eserin tek kitaplık özetini satın alıp onu bile okumadan kopyalayarak ödevlerden ‘yırtan’, imlası bozuk chat/like/vine kuşağını ne yaparız bilmiyorum. Bundan böyle gemisini kurtaran kaptan. .

13 Yorum

Filed under kültür, kitaplar, OKUL, saçmasapanlıklar

Çok özet dilbilgisi/ Dilimi bozmayın

En güzel dil Türkçe’de fiiller zaman eki alır. Zaman ekleri 4 çeşittir.

Geçmiş zaman

Şimdiki zaman

Geniş zaman

Gelecek zaman

 

örnek:

Geniş zaman : Geldi/gelmiş

Şimdiki zaman: Geliyor

Geniş zaman : Gelir

Gelecek zaman: Gelecek

 

KESİNLİKLE, ASLA, ŞİMDİKİ ZAMANLA GELECEK ZAMANIN BİR ARADA HALİ YOKTUR. 

GELİYOR OLACAĞIM/ALIYOR OLACAĞIM YANLIŞTIR. 

HER TÜRLÜ ÇAĞRI MERKEZİNİN KULLANDIĞI PLAZA TÜRKÇESİ BOZMASI BU BİRLEŞME BENİ ÇOK RAHATSIZ EDİYOR.

İngilizce özentisi laflar: I’ll be doing this, I’ll be taking that…. Hadi len.

“Amerikan kaşığıyla İngiliz boku yemek” derdi rahmetli babam. O hesap

dilimizi koruyalım

ya-turkce-konus-yada-sus

 

 

4 Yorum

Filed under kültür, saçmasapanlıklar

Adi Tefal. Pis Tefal.

Her pazar krep(gözleme/pancake/akitma artik siz ne derseniz) yaparim. Afiyetle yeriz.
Bu pazar normalde kullandığım spatulama erisemedim, Tefalden alinan ama kullanmayi sevmedigim spatulayi kullandim.
Krepleri alt-üst etmek için tavaya surdugum spatula saniyede ERİDİ ve YAPIŞTI!
Zaten sevmem, güzelim tavama ve kahvalti keyfime turp siktigi icin küllüm nefret ediyorum artık Tefal’den.
O iz çıkmasın da gör gününü.

image

image

image

image

Aslanim silikon spatula

Yorum bırakın

Filed under iştahlı işler, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

İlaçta neden reklam yok? İşte bu yüzden…

Genelde buna verilen cevap, reklama harcanan paranın ilaç fiyatına yansıyarak fiyatını yükselteceği olsa da, derinlerde bir sebep daha var. Reklamcıların ve kapitalizmin sınır tanımaz  paragözlüğü..

 

 

meflor

 

 

Şu önünüzde gördüğünüz, ishal için kullanılan bir ürüne hazırlanmış görsel. Bununla pazarlama yapan depo var.

İshal ilacının akıl ve duygusal sağlığınızı koruma etkisini bilmiyordunuz di mi sizi gidi cahiller?

Yaa, işte.

Huysuz Virjin gördüğü şişkolara (haşa huzurdan) der ki : “ağzını tutamayan hiç bir yerini tutamaz!” Meğer barsaklarını bozan da aklını oynatıp duygusal sorunlara boğuluyormuş..

Bu sadece bir örnek. Adamların birşeyleri satmak için yapmayacakları reklam, atmayacakları slogan yok. Reklam serbest olsa seyreyleyin gümbürtüyü.. Bizim üç kuruşluk beyni ile okuryazarlığı şüpheli insanlarımıza marketleri yağmalatır bunlar. Lafa bak ya.. Hem cırcırını durduracak hem de duygusal sağlığını koruduğu gibi, k.çından akıp gitmekte olan aklını da başına getirecek zahir..

 

 

6 Yorum

Filed under alışveriş işleri, saçmasapanlıklar

Fakir hırsızlığa çıkarsa, ay akşamdan doğarmış..

En sevdiğim ata, Nasreddin Hoca olup, atasözü de “ağaçtan ileri yol gider”(*) dir.

İşten çıkmadan evvel aklımda smoothie yapcak bi gereç satın almak vardı. Tıngır mıngır giderken, yolda arabamın direksiyonu bir arıza çıkardı. Dörtlüleri yaktım, sağdan sağdan kenara yanaştım. Al sana smoothie…

15:50 Back-up görüşmesi, derdimi anlatma,çekici isteme
15:53 Servisi arayıp geleceğimi söyleme, işlerime bakan Serdar beye ulaşamayış
16:04 Eşimi arayıp özet geçmek, sorularını es geçmek
Bu arada BiTaksi uygulamasından bi taksi bulamamak. Köşede el kaldırıp taksiye atlamak, taksinin başka işe giderken beni araya sıkıştırmaktan mutlu olması, beş kuruş paramın olmadığını atm’de durup para çekeceğimi öğrenince surat asması
16:07 Kızın okuldan alınıp bir başka taksi bulunması ihtiyacı
16:07 Back-up geri arayıp teyid etmesi. Lafı bir türlü anlayamayan bön kadına sinirlenmek, bir de başka bşr adama izah etmek zorunda kalmak, kol çantasından nefret etmek, sırt çantasına dönmeyi ummak, bir yandan taksi kollamak
16:07 Servisi arayıp ulaşamamak, scooter edinme arzusunun giderek cazipleşmesi
16:23 eve geliş lakin giremeyiş, hane halkının kapıyı duymaması
16:26 çekicinin ‘yoldayım’ araması, çantayı kapıp fırlamak
16:30 BiTaksi gene işlevsiz
16:37 Mahallenin durağını aramak, çalıp çalıp açılmaması, taksisiz kalmak
16:43 köşeden binilen taksiciyi direksiyon motorunun varlığına ikna ederken eşimin araması, kısa bir özet geçiş
16:53 taksicinin hepi top 1,5 lira fazla almak için yolu göz göre göre uzatması, özür dilemesi lakin rakamın helal edilmemesi, annemin araması, ‘sabah aradıydım?:(‘  sorusuna brief
16:55 çekicinin bi daha tarif istemesi. ‘Dümdüz gel bilader’ cümlesinin dilimi yakması ancak kurulamaması, insanların akıllı telefonu ne b.kuma aldıklarının merak edilmesi
17:05 annemle konuşma, konuyu hatırlamıyorum,ha hu

image

17:16 çekicinin üzerinden servisi aramak, ilgisiz bir ablaya Serdar beyi sormak, ‘numaranızı bırakın sizi arasın’ cevabına tilt olmak, ‘isterse arasın, geliyorum zaten’ itişmesi
Süreçte çekicinin aracındaki diğer abinin vanının ilk frende tepemize inmeyeceğini ummak.
Çekicinin arabayı servise atıp kaçması, servisin kapanmak üzereyken gelmemin yine de sevinç yaratması, kendimi evde hissetmek, hoş karşılanmak, teslimiyet.
Güvenliğin taksi çağırma gayretinin boşa çıkması. Yine köşede araba durdurmak, onun da gezdirme niyetlisi çıkması, hiç bir yeri bilmemesi ve buna zerre üzüntü duymaması. Bariz bir yolu adım adım tarif etmek, netten elektrikli scooter bakma arzusu ve eve dönmek.

İnsanlık olsun diye çekicinin şöförünü arayıp “zahmet verdik teşekkür ederim” demek.
Hadsiz çekicinin “bir kahve içer ödeşiriz” sululuğuna muhatap olup günü minimal asap bozukluğu ile kapatmak için aldırmamak……

Ee, sizde ne var ne yok bakalım?

(*) mahallenin veletleri Nasreddin Hocayla dalga geçmek için plan kurmuşlar. Göya uçurtmamız ağaçta kaldı deyip yardım isteyecekler, hoca da yazık, ağaca tırmanmak için çarıklarını çıkaracak, tam ağaçtayken alıp kaçacaklar çarıkları, hoca da kalakalacak ağaçta. Hesaba katmadıklar şey, hoca’nın içindeki çocuğu koruyor olduğu. Anlamış niyetlerini, sokmuş çıkardığı çarıkları kuşağına.
Çocuklar bozulmuş.. “eeeaa hocaa, niye ağaca çıkarken çarığını kuşağına sokuyorsun ki?”
;) “belli mi olur, ağaçtan ileri yol gider belki”

7 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Groupon Laz misun?

Groupon sitesine üyeyim, her gün türlü türlü fırsat maili gelir, çok da memnunum. Bazen güzel kuponlar alıp kullandım, bence harika bir fikir.

Yakın zamanda yeni bir işe başladılar.. Mesajlarda bir km bilgisi geliyor. Pek dikkat etmiyordum (geçinmeye gönlüm yok ki,(*))

groupon

Örnek aha bu.. restoran adının altında 21 Kilometre uzakta yazılı. (Ki imkanı yok ben buraya 21 KM değilim)

Geçen gün dikkat ettim, bana 2 kilometre uzaktaki bir otel için de 24 KM yazıyordu. Çok otelde kalasım olduğundan değil, rakamdan şüphelendiğimden peşine düştüm. Mail attım epeyce yazıştık, Gruponcuların sayı bilmedikleri, yahut dayak yemedikleri(**) ortaya çıktı. o mesafe meğerse oteli satan tur firmasının uzaklığı imiş. Tam olarak nereden o tur firmasına uzaklık onu da bilmiyorum. Benim semtimden mi? Otelden mi? Gruponun merkezi neresi ise oradan mı? Kastamonudan mı???

bana ne ayol tur firmasının kimbilir nereye uzaklığından? Otelin (ya da bilumum etkinliğin) benim bulunduğum merkeze uzaklığı lazım bana. Sair bilgi bana gerekmiyor ki? Bana yakınsa işime gelir, alırım bileti. Böyle saçmasapan uzaklıklar görünce kimbilir neleri kaçırdım :(

Akıııl akıl, gel grupona takıl.

 

 

(*): Nasreddin Hoca’yı evermişler. Kadın o kadar çirkin o kadar çirkinmiş ki, Nasreddin Hoca yüzüne bile bakmamış. Bir gün sormuşlar “hocam senin hanımın adı ne?” diye, “bilmiyorum” demiş. “aa insan hanımının adını bilmez mi?” demişler.. “geçinmeye gönlüm yok ki, adını sorayım” demiş.

(**) Padişahın birine has bahçeden erik çalan bir adamı getirmişler. Padişahın da canı sıkkınmış, “vurun yüz değnek” demiş. Adam isyan etmiş: “iki tane erik için yüz değnek mi vurulur padişahım,  ya sayı bilmiyorsun ya dayak yemedin” demiş… Padişah gülmüş, adamı affetmiş.

Kıssaların hisseleri size ödev. Uğraşamayacağım geç oldu, daha sipariş bir bölüm yazmam lazım…

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, internet, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Son bir aydır hemen her günüm hırgürle geçti..

Konuyla ilgili fıkramızı hemen en önden verelim.. Biz Çetin Altan’dan, Hasan Pulur’dan böyle gördük:

Temel, Cemal’e övünüyormuş:

“Benim dedem Dünya savaşında Ruslarla savaştı, amcam Çanakkale’de İngilizlerle savaştı, Babam Kore savaşı gazisi, ben de Kıbrıs savaşında Yunanlılarla savaştım”

Cemal durmuş, demiş ki: “Amma geçimsiz sülalen varmış be”

*-*-*-*-*

Bazen, hakların için savaşman gerekiyor. Manyak gibi. Özellikle firmalarla. Mağazada çözemediğim sorunları Facebook sayfalarından, Müşteri hizmetleri hatlarından illa ki uğraşır çözüme ulaştırırım.

Bu sabah mesela, Samsung’la 17 dakika ve 2 Müşteri Temsilcisine mal olan bir savaşın galibi oldum.

Son 1 aydır dişe dokunur firmalardan kapışmadığım kalmadı herhalde… Şu Müşteri Hizmetleri hatları var ya, offf…

Görsel

Kısa özet.

Kodak: yazdım zaten daha önce.. Garanti harici olarak tamir edip yolladılar.

Garanti Bankası sanal kartım çalışmadı. Muhtelif yurtiçi yurtdışı sitelerden alışveriş yapamıyorum… Deli oldum. 2 oturumda ve en az 1 saat harcayarak, 15 farklı müşteri temsilcisi ve 2 süpervizörle görüşerek derdimi hallettiremedim,adamlar AN-LA-MI-YOR! sanal kartı iptal ettirtip yeni sanal kart hazırladım.

LCW. Aldığım pantolonun küçük bedenini bulmak için 3 farklı mağazaya bizzat gittim, 2 tanesine telefon ettim. Sezon ürünü ayol, bir tane pantolon yok.. Müşteri hizmetlerini aradım, müşteri temsilcisi ile boğuştuktan sonra, yetkiliyi bağlattım, çözdü. Pantolonu aldım.

Esse. Kahve makinem su akıttı. Servise götürdüm, garanti harici onarım yapıldı. Bir hafta sonra yine su akıtmaya devam etti. Servis sorun çıkardı, merkezi aradım. Merkez “iade alalım” dedi. Servisten form alıp Esse mağazasına gittim, “olmaaaaz” dediler. Hadi müşteri hizmetleri bir daha… onlar iç yazışma, iç telefonlaşma, hallettiler, gittim aynı fiyata istediğim tava tencere setini aldım. Pek güzel oldu.

Esse. Kendime yılbaşı hediyesi alacağım. Vitrinde 4 tane kek kalıbı var, (bacımın deyimiyle KEKLİK :)

Görsel

(güzelliğe bak!)

çok beğendim tam aradığım gibi. Rafta kalmamış. “E vitrinde 4 tane var birini verin?” Vitrini bozamazlarmış. “Başka mağazadan istetin?” ona da yok.Hop: Müşteri Hizmetleri Facebook. “Adınıza ayrıldı, dilediğiniz zaman mağazadan alabilirsiniz”. Hehe..

Samsung: Eşim mühendis, çizim mizim bi ton işi oluyor, gitti kendine bir Samsung Galaxy Note 2 aldı. O cihazın da özel bir kalemi var, not alıyor, yazıp çizebiliyorsunuz. Cihaza adını veren özellik o kalem. Kalemi yitirdik… Yitirmez olaydık. Kaç gündür mağaza mağaza gez, telefon et. Yok. Yedeği yok. Netten bakıyorum, sitelerde hep çin malı sahte şeyler var.. Bu sabah “kayboldu” deyip kaskosundan (Cepkask=) telefonun yenisini almayı bile düşündüm. Çok uzun iş.. Bunu getirten firma Genpa, yazıştık. Ellerinde yok. Samsung Servislerinde yok. Hiç yok yok yok.

Bu sabah Samsung Müşteri Hizmetlerini aradım. Şu 17 dakikalık olan..Bir müddet ikna etmeye çalıştım, olmadı. Daha yetkili birini istedim. Bir bey çıktı telefona, anlattım derdimi. Bu telefonu feysbuğa girmek için almadığımızı, kalemsiz telefonun hiç bir özelliği olmadığını, bu işin merkezi olan İstanbul’da olduğumuzu, yasal olarak 7 sene boyunca yedek parça bulundurmak zorunda olduklarını… Ve koskoca şehirde bir tane kalem bulunamadığını..

Adam benden hangi mağazalara sorduğumu öğrendi, sonra daaaa………. diğerlerinin telefonlarını vermeyi önerdi.

Tam hatırlamıyorum ama yaklaşık olarak “Burası Müşteri Hizmetleri hattı, ben Müşteriyim, sizden de akıl değil Hizmet istiyorum. Kendi çabalarımla ulaşamadım, siz bir zahmet ulaşın, stoklarına bakın, bir tane bulun; ya bana yakın bir mağazaya göndersinler ya da şurada var deyip adıma ayırsınlar gidip alayım. Bu bilgiyi vermek için arayın” dedim.

Aradı. Bir AVM’de bir tane kalem beni bekliyor. :))

 

daha da var da yazamayacağım içim bayıldı.

Canımı yediniz müşteri hizmetleri. Lanet Nurcall’lar.. Sizin kendi hatlarınıza işiniz düştüğünde bu numaraları kendinize de çekiyor musunuz yoksa bir şifre filan var mı prosedürü ve bin dereden su getirmeyi atlamak için??

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Neden her yayinevinin kitabı alınmaz?

Faktör yayınlarının 5.sinif ingilizce yaprak testi..

image

Mint adlemon “nane limon” oluyor canimciklarim.

Dilini essek arisi soksun bunu yumurtlayanin. Daha ne hatalar ne hatalar…

2 Yorum

Filed under ilkogretim, kitaplar, saçmasapanlıklar, şikayetlerim