Category Archives: kültür

Ayisigim ve Mayisigim…

Kizim 9 yasinda. Oglum 5.
Disardan geldik, oglani yikadim. Onu kuruturken kiz yikandi.. O cikti ben girdim dusa ama havlu yok.
Seslendim “biri bana bir havlu getirsin!”
Gelen giden olmadi.
-kiziim
+ eveeet?
– benim odamdan havlumu getirir misin?
Odaya gitti, isigi acti daha esikte:
+ yook
– kizim, pencerenin onunde, dolabin ustunde
+ buldum tamam.
O gelene kadar bir de baktim, banyo kapisinin onunde, yerde esimin havlusu. Oglan ipten kapmis getirip birakmis. Kiz getire getire bas havlusu getirdi…..
%%%%%
Oturdum bir oh cektim.
– hadi kizim bana bir su getir, su verenlerin cok olsun….
Kiz mutfaa gitti, geri geldi
+ neydi?
Oglum: # suu
+ tamam

Mutfaktan surahi geldi.

Nolcak benim halim?

Yorum bırakın

Filed under çocuk, insan olmak, kültür

Kutlu Dogum Haftasi diye bir sey yoktur.

Mevlit Kandili olarak kutladigimiz gun, Peygamberimizin dogum gunudur. Ay takvimine gore hesaplanmis olmasi, her sene 11 gun farkli bir gune gelmesi vb vb mühim degildir. Kutlanacak gun, o gundur.
Bes tane kandil gecesi var, Mesela bin aydan hayirli olan Kadir Gecesi’nin tabii ki önemi, Peygamberimizin dogumgununun kutlamaktan daha onemli ama niyeyse onu miladi takvime cevirip kutlamiyoruz…
23 Nisan ulusal egemenlik ve cocuk bayramini araya kaynatmak ve unutturmak icin icat edilen bu propagandaya kananlariniz, kendinizi bir kontrol edin bakalim.
http://haber.gazetevatan.com/Kutlu_Dogum_Haftasi_Fethullah_Gulen_icin_mi/234688/4/Haber

4 Yorum

Filed under kültür, saçmasapanlıklar

Böyle de bir anım var..

Bir çok TV yarışmasına katıldım, çoğunda da kazanan ben oldum..

Akıl Oyunları yarışmasının da şampiyonuyum tabii ki..

İşte ben ve sunucumuz Kürşat Başar

1 Yorum

Filed under ben yazdım, kültür, severim paylasirim, TV

Zarf icat oldu, hijyen bozuldu.

Kahve severim. Daha güzel yazayım, kahveseverim.

Eşimin telefonunda bir ara “Kafeinman” olarak kayıtlıydım, o derece. Hiç bir ikramı geri çevirmem. Neskafe bile içerim. O kadar yani. Favorim Türk Kahvesi’dir. Yalan yanlış poşette satılan hazır Türk Kahvesi bozuntularına da karşıyım. Böyle rezillik olmaz. İnstant Türk Kahvesi mi olur, Türk Kahvesi’nin adabı zaten uzun sürede hazırlanması..

Bkz: ve Destekleyiniz: Türk Kahveme Dokunma!

İkinci sevgilim espressodur. Onun da yeri ayrı ama Türk Kahvesi en güzeli.

“Tiryakinin keyfini ne tazeler? Taze elden, taze pişmiş, taze kahve tazeler….” derdi rahmetli dedem.

Araba kullanmayı öğretirken : “kızım frene ağıııır ağır basacaksın, tiryakinin kahvesi dökülmeyecek” derdi rahmetli babam.

Oğlumun sünnet pastasını Türk Kahveli yaptırttıydım, dahası var mı?

Sülalecek kahveperver miyiz neyiz??

Evet.

*-*-*-*-

Kahve, cezvede pişer. Cezve metal olmuş, elektrikli olmuş farketmez. Bir tek, telve nam, arcelik makine kahvesi gibi makinelerde yapilanı iğrençtir. Su haznesini görmediğim, temiz olup olmadığını bilmediğim şeyden nasıl kahve içeyim? Kimbilir ne zaman değişti suyu, ne zaman temizlendi?? Bakteri mi üredi, su yosun mu tuttu bilmiyorum. Ben o kahveyi içmiyorum..

*-*-*-*-

Gelelim zarfa. Zarf, kulpsuz kahve fincanını taşımak için icat edilmiş gayet meşhur bir Türk geleneğidir.

 

Bu resimdeki, çeyizimden, halis Trabzon telkarî bir zarf ve ters duran tabağı.

Bu alttaki resimdeki de, şu aralar kahve veren her yerde niyeyse moda olan, bakır kahve seti.

sette yer alan herşey bakır. (kalaylanmamış bakır insanı zehirler, biliyor musunuz? bu ve benzeri cezveler hep kalaysız….)

hatta bu resimdeki kahvem, sade olup, kumda pişmiş bir kahvedir. Nefisti. İkram da, gözlere bir ziyafet.. Hatta bazı mekanlarda, kahvenin de bir kulplu kapağı oluyor… negzel..

Neyse, benim derdim başka.. Bu zarflar bir defa, pis pis bakır kokuyor, agzima değdirmesem de, burnuma değiyor, neticede kahvenin tadını hiç ediyor.

İkincisi, bunun yıkanması mümkün değil. Adabı, zarf ile içmektir kahveyi ama herkesin ağzını değdirdiği yerden nasıl içilir bu??? pipet verseler???

Fincanı çıkarıyorum zarftan, çay bardağında rakı içer gibi, iki parmağımla tutup dikiyorum. Çok fena..

Bi mesajım daha var, o yanında gelen, lokumluk… içi kalaysız, içindekiler temiz mi pis mi, kaç masaya geldi gitti daha evvel belli değil.

Kahvemin yapıldığı mekana, mutfağa gidip denetleyesim var, lakin kahveme tükürmesinler diye katlanıyoruz işte..

 

Vallahi tiksinmediysem de, mutsuzum.. Çok güzel, çok otantik. lakin bu setler no-hijyenik.

Kapatırken, eksik kalmasın: Pazardan yoğurt alınırken, denenirmiş o zamanlar.. Rahmetli büyükbabam, kaşığını cebinde taşırmış. “Yoğurtçu herkese aynı kaşıkla tattırıyor, ben huylanırım” diyerek. Rahmetli ettikleyin, fincanımı, cezvemi yanımda mı taşısam???

 

Dip not: zarfla gelen kahvenin falı da olmaz, yazık….

8 Yorum

Filed under iştahlı işler, kültür, saglik, severim paylasirim

sert sessizlerin yumuşaması

P-Ç-T-K harfleri.

kısaca PeÇeTeKağıdı…

bu harflerle biten kelimeler sesli harfle başlayan ek alınca yumuşarlar.

P>B

Ç>C

T>D

K>Ğ olur

 

Örnekler.:

Kitap>Kitabı

Ağaç>Ağaca

Kanat>Kanadında

Kayık>Kayığın gibi…

Kelime tek heceliyse, bu kural geçersiz….

Tek-pat-aç-et-süt-ip-kap gibi…

bu istisnaların istisnası da: UÇ

tek heceli ama yumuşuyor. uç bi örnek, neticede.

karışık biraz… :)) ilkokul 3 ne kolaymış..

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under ilkogretim, kültür, severim paylasirim

Sevmediğim sürücü tipleri..

image

Ana yoldan tali yola donme durumu. Isiklar bize kirmizi yanmakta. Sorumlu bir sürücü ve herzaman bir yaya olan bendeniz, ışıkların dibinde değil yaya geçidinin berisinde durdum..

* Sevmedigim sürücü  no 1: kirmizi yanınca, ışıktan baska her yere, dört bir yone bakan “bakalak şoför”. Yeşil yandı mi firla kardeşim….illa butun kuyruk korna dütleyecek, abi yine de son bi kez isigi çek edecek, (ki etmese daha fena, çünkü sevgili şoför arkadaşın ne sebeple korna dütleyecegi de belli olmaz.. Bir yakınını görmüş, hatta cep telefonunda konuşurken yanlislikla basmis olabilir. [Insanlar neden kulaklığa alışamadı bilmem. Bence cok havalı ve rahat…]) sonra hadi bakalim… Arkandakini isik nobetcisi sanmak… Neyse..

Bu durumda genellikle sola dönmeyi son dakikada akıl eden gerizekalı bir baska şoför kuyruğun en arkasında sıraya girmek yerine, biraktigim boşluğa (yani direkt sira basina) dalıveriyor.. Sıraya girememek bir Türk karakteri midir bilmem, hayir esas anlamadiğim bu şoförlerin hemen tamamı askerlik yapmakta, askerde günlerce gecelerce sıraya girme talimi yaptırılmakta. Bunlara zorla bile öğretilemiyor sıra kavramı. Neden Allahım bu kadar mankafa bunlar???

Bunun bir üst modeli de var, bakiniz:
** Sevmedigim sürücü no 2: “kozalak şoför”, kendisi sıraya aldırmaz, bekleyenleri de hice sayar, gelir sıra basina sıkışır, yer bulamazsa sağınıza yerleşir, çift sira yapar.  Bunun devası bundan da uyanık davranıp mumkun olduğunca geniş dönmektir. Bu maymunu refüje çıkartmak size on puan kazandırmaz, hatta kufur de edecektir muhtemelen, ama içiniz soğur belki. Birader dönüşü kaçırdıysan bir sonraki dönüşe gideceksin. Tepilip araya girmeyeceksin.

Küfür demişken…

*** Sevmediğim  sürücü no 3: “dangalak şoför” . Bu herif de trafiğin tüm hıncını küfrederek çıkarır. Öndeki arabaya kızar, trafiğe kızar, yola kızar, her bir b.ka sövmeye başlar. Nerede oldugunu unutur, araçta kadınlar- genç kızlar olabilir hiç umursamaz. Dangalakligi yüzünden sovgulerinin ilgili araca, şofore, trafige filan ulastigini zanneder. Ama bir tek, arac icindeki yolcuların kulağına gitmistir. Adam olmaz bu çeşitler..

**** Sevmedigim sürucu cesitleri, surecek….

2 Yorum

Filed under araba, insan olmak, kültür, saçmasapanlıklar

Nikah davetiyesine ne yazılır? En doğrusu….

En klasik hali ile:

———————————————————————————————————————————–

Kızımız Aksu ile Oğlumuz Karacan’ın

nikah törenini şereflendirmenizi rica ederiz.
Tuz ve Biber Aileleri
Ayşe-Ahmet TUZ               Fatma-(M.)Fatih BİBER

35/08/2011

saat: 15:00

İstanbul Evlendirme Dairesi

———————————————————————————————————————————–

(M) merhum/merhume anlamına gelir. Her iki tarafın davetlilerini zor durumda bırakmamak için en doğrusu, durumun bu şekilde belirtilmesidir.
Hiç bir davetiyede & işareti kullanılmaz. Görgüsüzlüğün, özentinin daniskasıdır.

*-*-*-

Davetiyedeki metin sade olmalı ve gelin-damadın ağzından değil, aileleri tarafından yazılmış olmalıdır. Davetiye ciddiyet gerektiren bir husustur.

*-*-*-

Kesinlikle kabul edilemeyecek şeylerden biri de hoplak, köy kahvesi, niyetçi manisi tarzı şeyler eklenmesidir.

ör:

“Sevdik, birbirimizi beğendik

Bu süper günde bizimle olun istedik

davetiyenizi de gönderdik

gelmezseniz size sırtımızı dönderdik”

bu tür şeyler en kısa tabirle: ucuzdur, basittir. Kaçının.

Hele ki, cafcafın dozunu kaçırarak, imparatorluk kurmuşsunuz da adınıza hutbe okutuyormuş havalarına girmeyin. Milleti de kendinize güldürmeyin. Davetiye sizden başka hiç kimse için önemli değildir ve muhtemelen anneniz dışında herkes o karton parçasını kaldırıp atacaktır. Gözünüz dönmesin, matbaacı gazına gelmeyin.

Eğer davetliler için yeriniz sınırlıysa en alt sol köşeye

LCV : 0532-xxxyytt Belma Hanım

yazdırırsınız. Gelecek olanlar LCV’nin anlamını biliyorlarsa (lütfen cevap veriniz’in kısaltması) arar haber verir, sizin de masa düzeni yapmanız kolay olur.

Son üç gün içersinde davetiye yolladığınız ancak LCV’ye cevap vermemiş herkesi telefonla sizin aramanız ve teyid almanız, son dakika kargaşalıklarından kurtulmak namına şarttır.

*-*-*-

Zarf üzerine ne yazılır?

Genellikle “Sayın Masaoğlu Ailesi” yazar kurtulurlar ama doğrusu, davetlilerin bizzat adlarını yazmaktır.

Sn. şeklinde kısaltma kullanabileceğiniz gibi, Sayın diye doğrudan da yazabilirsiniz, size kalmış. Ama yer varsa, Sayın diye yazmak daha iyi tabii.

Sn. Kadriye-Kadri Masaoğlu

Sn. Kamile-Dr. Kamil Masaoğlu (evet doktorluk bir ünvandır ve  ünvan davetiyede yer alır)

-Sn. Halime Masaoğlu ve Eşi- şeklinde bir davetiye olmaz. İlla tek isim olacaksa erkeğin adı yazılır. :

Sn. Hamit Masaoğlu ve Eşi

Aynı soyadını taşısa da ailelere, ve aynı evdeki yetişkin bireylere ayrı ayrı davetiye yazılır.

Sn. Hüsniye-Hüsnü İskemle ve oğlu ve gelini ve kızı diye davetiye olmaz.

Sn. Hüsniye-Hüsnü İskemle

Sn. Havva-Adem İskemle

Sn. Fadime İskemle

*-*-*-

KRİTİK SORUN: Farklı ebeveyn

Bazen, bir tarafın ana babasından biri tekrar evlenmiş olabiliyor… Davetiyeye ne yazılacak ?

Örneği kız tarafından vermek gerekirse:

a) Kızın annesi/babası vefat etmiş, kalan taraf yeniden evlenmiş..

Resmi olarak, davetiyeye üvey ana/babanın adı yazılır. Şöyle düşünün, bu kişilere bir davetiye geldiği zaman rahmetlinin adı davetiyeye girmez,değil mi? Neticede kızı/oglanı bu çift evlendirmekte. öz ana/babanın kim olduğunu davetliler bilir zaten.

Ayşe ve Mehmet Tuz’un kızı Fatma için

1-  (Ayşe vefat etmiş durumu) Nergis- Mehmet TUZ

2- (Mehmet vefat etmiş durumu) Ayşe- Ahmet BUZCU

Çok büyük duygusal sorun yaşanmayacaksa, en doğru şekli budur…

b)  Kızın annesi/babası ayrılmış, taraf(lar) yeniden evlenmiş..

Resmi olarak, davetin/düğünün/evin masraflarını kim ödüyorsa, davetiyede onun adı olur.

Bu önemli bir sorundur, tarafların akrabalarının da düğüne katılabileceği, hatta boşanmış eşin yeni eşi ile gelebileceği unutulmamalı, kesinlikle genç çiftin en mutlu gününü zehir etmeyecek, tatsızlık yaşatmayacak orta bir yol bulunmalıdır. (Biyolojik ana baba her zaman doğru dürüst anababa olamıyor malesef. )

Çok zorlu ilişkiler söz konusu ise, evlenecek çift anlaşarak, her iki tarafın da ana-babasının yazılmayarak “TUZ ve BİBER AİLELERİ” şeklinde ortadan bir davetiye hazırlatabilirler.

Sorular için mail adresim sağda, yorumlara da cevap veriyorum.

Herkese mutluluklar..

125 Yorum

Filed under kültür

Freecycle Nedir?

Recycle= Geri dönüşüm.

Free= ucretsiz
freecycle = esyalarinizin ikinci el olarak ucretsiz alinip verildiği ozel bir grup. Atmaya kıyamıyorsunuz ama evde yer kapliyor. Biliyorsunuz buna ihtiyaci olan birileri var ama nerede? Aniden bir klavyeye/bisiklete/turuncu bir t-shirte ihtiyaciniz oldu, nerden bulacaksiniz??
sahane bir grupla tanismaniz lazim…
freecycle_logo

Freecycle, elinde kullanmadigi esyalar olanlar ile, o esyalara sahip olmak isteyenleri, tamamen ucretsiz olarak e-mail yolu ile birlestirmeye ve geri donusumu arttirmaya calisan, uluslararasi bir projedir. Tum uyeler esyalarini burada sunabilir veya aradiklari esya icin istekte bulunabilirler. Ama temel kural burada sunulan veya aranan her esyanin ucretsiz olmasidir.

Freecycle Grubumuz, Turkiye’de yasayan veya calisan herkese aciktir. Uyelik ucretsizdir.

Diger sehirlerdeki gruplara http://www.freecycle.org/group/TR/Turkey adresinden erisebilirsiniz. Kardeş Freecyle grupları (Ankara, İzmir ve Bolu) için sol sütundaki Links kısmına bakınız. Geri dönüşüm için bu grupları da denemeyi unutmayınız.

Grup yoneticisi ile freecycleistanbul-owner@yahoogroups.com adresinden irtibata gecebilirsiniz.

Feyste de var..: http://www.facebook.com/groups/freecycleistanbul/

İstanbul’da ikamet eden ve evindeki fazlalıklari nereye, kime verecegini bilemeyenler icin:

freecycleistanbul-subscribe@yahoogroups.com               *****************          gruba katilin.
detaylar:
Degerli Freecycle™ Üyesi,
Genisleyen Freecycle™ Network'ünün bir parcasi oldugunuz icin tesekkur ederiz.
Ufak, büyük ayrimi yapmadan vereceginiz hediyeler, baskalarinin mutlu Dunya'lari 
olabilir. Bu mesaj, yeni uyelere katilimlarindan hemen sonra ve tum uyelere
periodik olarak gönderilmektedir.

Eger grubun yeni üyesi iseniz, lütfen mesaji dikkatlice okuyunuz! Bu mesaj tüm
Freecycle™ üyeleri için gerekli temel bilgileri içermektedir ve ilk baslayanlar
için pek cok soru isaretine aciklik getirecektir. Lütfen okumak için gerekli
zamani harcayiniz.

Bu Freecycle(TM) grubu ellerindeki esyalari bedelsiz olarak vermek isteyenler
ile, onlara ihtiyac duyabilecek olanlari bulusturmak icin kurulmustur. Amacimiz
hala kullanilabilir olanlara, degerlerini vermektir. Zaten uretilmis olani
kullanmakla, gereksiz tuketimi azaltabilir, daha az uretime sebebiyet verir ve
bunun dunya uzerindeki zararlarini azaltabiliriz. Freecycle(TM) grubunu
kullanmanin baska bir avantaji da, ihtiyac duymadigimiz esyalardan kurtulmak ve
toplumsal katilimi arttirmak olabilir.

31 Ocak 2005'de baslayan, Istanbul Freecycle(TM) grubu, hizla buyuyen ve 1 Mayis
2003 tarihinde, Tucson, Arizona'da baslamis uluslararasi Freecycle(TM)
hareketinin bir parcasidir. Bu grubun buyumesi icin katkilarinizi bekliyoruz!
Grubumuzdaki pek cok insanin bu fikri begendigini biliyoruz. O zaman neden
cevrenizdeki arkadaslara Freecycle(TM) grubunun faydalarindan bahsetmeyiniz ve
boylesine bir girisimin parcasi olmayiniz. Arkadaslariniza, ailenize,
komsulariniza, is arkadaslariniza anlatin...Onlar da kendi cevrelerine...Ve
onlar da kendi cevrelerine...Sanirim, fikri anlayabiliyorsunuz!

FREECYCLE(TM) KULLANIM KURALLARI
Bir mesaj göndermek için, freecycleistanbul@yahoogroups.com adresine bir mail
gönderin veya Istanbul Freecycle(TM) grubu web sitesinde "messages" linkine
tiklayin (Grubun web sitesi asagidadir).

Üyelikten ayrilmak icin freecycleistanbul-unsubscribe@yahoogroups.com adresine
bir mail gönderin.

Mesaj göndermek, okumak, mesaja cevap yazmak veya üyelik ayarlarinizi
degistirmek icin grup sayfasini ziyaret ediniz:
http://groups.yahoo.com/group/freecycleistanbul

Arsivdeki mesajlari okumak icin, ana sayfaya gidin ve soldaki "messages" linkine
tiklayin.

Freecycling hakkinda daha detayli bilgi ve diger sehirlerdeki Freecycle(TM)
gruplarini gormek icin http://freecycle.org/ adresini ziyaret ediniz. Sitenin
adresini, yeniden dönüsüm (recycling) ile ilgili diger adreslerle beraber ana
sayfadaki "links" bölümünde de bulabilirsiniz.

Asagidaki kurallar orijinal Freecycle(TM) nezaket kurallarindan, grubumuza
adapte edilmistir. Belli kurallar olmasi grubun daha etkin ve herkesin yararina
calismasini saglayacaktir. Unutmayin, bu grubun basarisi, hepimize baglidir ve
bu da demektir ki sabirli, nazik, kibar, dakik üyeler olmak için elimizden
gelenin en iyisini yapmaliyiz. Hepinize iyi sanslar, iyi eglenceler ve bol geri
dönüsümlü günler!

FREECYCLE(TM) GÖRGÜ KURALLARI
1) TÜM YASLAR ICIN UCRETSIZ, YASAL VE UYGUN OLUN. Örnegin Alkol, tütün, silah,
ilaç gibi esyalara yer vermeyin. Bu tarz urun sunanlar iki uyari sonunda gruptan
cikartilacaktir. Bu geri dönüsüm grubunun ana kurallarindan birisi budur ve
uygulamasi da oldukca kolaydir. Ayni sekilde reklama da grubumuzda yer
verilmemektedir....

2) GRUBA ILK MESAJINIZ BIR TEKLIF OLMALIDIR. Paylasim ruhuna uygun olarak,
sizden ilk mesajinizin bir "TEKLIF" olmasini rica ediyoruz. Hiç bir teklif ufak
degildir...

3) MESAJLARIN KONU SATIRI. Diger uyelerin kolayligi icin konu basliklarini
asagidaki gibi tutun:

TEKLIF: bebekarabasi, harddisk. [1'den fazla esya mi teklif ediyorsunuz? Gene
de, lütfen bir mesajda yazin]
ALINDI: bebekarabasi
ARANIYOR: bebekarabasi, kosullar. [Lütfen para önermeyiniz, ve DVD Player gibi
herkesin sahip olmak isteyecegi mübalagli esyalar istemeyiniz. ]
ADMIN: yeni fikirler vs.

4) AYNI "ARANIYOR" MESAJINI AYDA BIR KEREDEN FAZLA GÖNDERMEYIN.

5) POLITIK, SPAM VE KISISEL MESAJLARA IZIN VERILMEMEKTEDIR. Bu tarz iki mesajdan
sonra grup üyeliginiz sona erdirilecektir.

6) YAKLASIK KONUMUNUZ: Bulundugunuz yeri mesajin konu satiri ile birlikte
gövdesinde de belirtmeye çalisin. Koltuk takimi, taksimde oturuyorum gbi...

7) TEK MAIL ILE ISINIZI GORMEYE CALISIN. Birden fazla teklif edeceginiz esyaniz
varsa, hepsini tek bir mesaj icinde numaralandirarak vermeye çalisin. Bu
herkesin alacagi mail sayisini azaltacaktir.

8) EVCIL HAYVANLARA YENI YUVA BULMAK ICIN FREECYCLE(TM) KULLANILABILIR MI? Evet,
yasal oldugu surece bir sorun yok.

9) TICARETE IZIN VERILMEZ. Bu grupda ticaret yapilmasina izin verilmez. Bu
amacla davranan uyelerin, iki uyaridan sonra uyelikleri iptal edilecektir.

10) CEVAPLAR SADECE TEKLIFI SUNANA GIDER. Grupdaki gereksiz mail sayisi bu
sayede azalacaktir.

11) TESLIM ALMA. Istediginiz gibi ayarlayabilirsiniz. Genellikle önce,
teklifinize taleplerinizin gelmesini beklersiniz. Daha sonra dilediginizi secer
ve arzu ettiginiz sekilde urunu teslim edebilirsiniz. Kim once gelirse ona
verecegim yerine bir kisiye soz verin. Telefon numaranizi herkese vereceginize,
esyayi almak isteyenin telefonunu isteyin.

12) SORUMLULUKLARIN SINIRI: BU LISTENIN KULLANIMINDAN ÖTÜRÜ FREECYCLE(TM)
NETWORK ÜYELERERININ BASLARINA GELEBILECEK ZARARLARDAN SORUMLU DEGILIZ. Listeye
yolladiginiz mesajlarda veya esya teslimatlarinda, kisisel güvenlik ve
gizliliginiz ile ilgili önlemleri sahsen almalisiniz. Listeye katilmakla liste
sahiplerinin veya moderatörün bu konularda sorumlu tutulamayacagini kabul etmis
sayilirsiniz.

GÜVENLIK. Dikkat! Her bir üye, teslimat sirasinda yabanci biri ile karsikarsiya
gelebilecegi veya ürünü teslim edebilmek için evine yabanci birinin gelebilecegi
ve bunun yaratabilecegi potansiyel tehlikelerden kisisel olarak haberdar ve
sorumludur. Freecycle(TM) bu risk karsisinda herhangi bir sorumluluk
almamaktadir. Örnegin yalniz yasayan bir bayan olarak esyanin, evin giris
kapisindan siz evde yokken alinmasini isteyebilirsiniz.

13) KENDI KENDINIZE VEYA AILE BIREYLERINE GERI DONUSUM YAPMAYIN. Kendi kendinize
veya cocuklariniza geri donusumde bulunmak listemizde izin verilmeyen ve kapsam
disi bir konudur.

14) GERI DONUSUM KONUSUNDA BIR GORGU KURALI: "Nazik Olun." Burada iyi niyetle
calisan küçük bir topluluguz ve teslimatlarda, baska bir üye ile
karsilastiginizda nazik olmak, dakik olmak, onlari iyi karsilamak temel nezaket
kurallaridir. Sonucta esyayi veren, sizin bir ihtiyacinizi gidermekte ve
karsiliginda hic bir sey istememektedir. Ayrica, aksi esyayi teklif eden
tarafindan belirtilmedikce, esyayi en gec üç gün içinde teslim almaniz iyi
olacaktir.(üç-gün kurali olarak düsünün.)

TÜM GELEN MAILLERI ORGANIZE ETMEK IÇIN YÖNTEMLER:

a) AYRI BIR KLASÖR YARATIN VE FREECYCLE(TM) ILE ILGILI TUM MAILLERIN ORAYA
GITMESINI SAGLAYIN. Ayri bir klasör yaratin ve tools/message rules/mail/ menüsü
altinda yeni bir kural tanimlayarak konu ile ilgili mesajlarin bu klasöre
gitmesini saglayin.

b) MESAJ AYARLARINIZI "DAILY DIGEST" VEYA "NO E-MAILS" YAPIN (Böylece mesajlari
sadece online oldugunuz zamanlar web üzerinden izleyebilirsiniz). Kisisel
ayarlarinizi ana sayfada sag üst kosede "Edit My Membership" bölümünden
degistirebileceginizi unutmayin.

ÖNEMLI: AYARLARIN ETKIN HALE GELMESI ICIN BIR SURE GECMESI GEREKMEKTEDIR: Bir
üye ayarlarini degistirdigi zaman, degisiklik, kuyrukta bekleyen mailler
dagitildiktan sonra devreye girer. Bir baska deyisle, örnegin 6 saat içinde
maillerin gelmesi engellenir, ancak kuyrukta bekleyen mailler boºaltilana kadar
mail almaya devam edebilirsiniz (Bazilari bunun 3 gün sürdügünü bildirdiler). Bu
yüzden moderatörlere, ayarlarinizi degistirdiginiz halde, mail almaya devam
ettiginizi bildiren mailler göndermek yerine sakin olun ve bir süre bekleyin.
Bir seferde birden fazla degisiklik yapmayin (her bir eklenen degisiklik bekleme
suresini bir gun arttirabilir). Sorununuzun devam etmesi durumunda yardim
sayfalarina bakabilirsiniz:
http://help.yahoo.com/help/us/groups/

Bildiginiz gibi, kendi gönderdiginiz mesajlari dilediginiz zaman silebilirsiniz
(örnegin, teklif ettiginiz esya alindi ise, veya aradiginiz esyayi buldu iseniz,
ya da sadece yanlislikla gönderdi iseniz). Orijinal mesaji açiniz ve
Reply/Forward/View Source/Unwrap Lines/Delete
yazan mesaj çubugunun altindaki 'Delete' tusuna basiniz. (Mesaji silmeniz digest

seçenegi seçili uyelere mesajin gitmesini engellemez.)
Hepinize iyi eglenceler ve geri dönüsümler!

Freecycle(TM) moderatorünüz,

www.TurkceKarakter.com
Bozuk görünen Türkçe harfleri düzelten site.

11 Yorum

Filed under çevre, kültür, severim paylasirim

Da Vinci’nin vinci… Harikalar sergisindeydim…

Gerzek soğuk espriler gibi bir başlık oldu ama cuk oturdu birader. M1 Meydan A Ve Me, Ümraniye’deki açık hava sergisine gittim.

“Zamanın ötesinden icatlar”. Harbi ama.

Gittiyseniz bilirsiniz, geniş kocaman tam bir meydan vardir orada. Ki orasi da benim için sadece “İKEA’nın arkasındaki yer” dir. Yılda bir kere bile gitmem. Sırf bunun için kalkıp gittim, hem de annem ve kızımla.

Heyecanlandım bile. Valla! Hakkında epeyce şey okumuşluğumuz var, en son da “Da Vinci Şifresi” hafızamızda yer etmiş. Kitabın sadesini okumuş, yetinmemiş posterli, adı geçen tüm eserlerin renkli resimlerinin olduğu kuşe kağıda büyük boy basılan özel nüshasından da edinmişim. (her ikisini de sattım sonra. ?) Filmine de bitmişim.. Güzeldi. Her neyse..

Sergiyi önce E-Beş’teki üst geçitlerin üzerlerindeki bannerlerde fark ettim. Kesin karşıda Koç müzesinde filandır, elimize mi geçer dedim ki, yanılmışım. Sergi seyyar!

M1 getirtmiş sergiyi, ücretsiz gezdiriyorlar.. Yani Antep, Adana ve Konya da görecek bunları!!

  • 16 Eylül-26 Eylül M1 Meydan Ümraniye AVM
  • 30 Eylül-10 Ekim M1 Meydan Merter AVM
  • 14 Ekim-24 Ekim M1 Merkez Gaziantep AVM
  • 28 Ekim-09 Kasım M1 Merkez Adana AVM
  • 11 Kasım-21 Kasım M1 Merkez Konya AVM
  • 25 Kasım-05 Aralık M1 Merkez Kartal AVM

Az beklesem ayağıma kadar gelecekti ama ilk gününden ustaya hürmet edelim dedik, kalktık gittik oralara ailecenek.  Malum, kültür- sanat ve sirk dendi mi sanal alemde en hevesli isim olarak akla geldiğimden, vazife belledim ve bu ilk gününde sergiyi dünya gözüyle gördük.

Otoparktan yukarı tırmandık, orta yerde o tank’la karşılaştım. Nasıl etkilendiğimi anlatamam. Bir tavaf, sonra sol yukaridan başladık gezmeye..

Sergi biraz eski biraz da yorgun. Çizimlerin, resimlerin tıpkıbasımları solmuş ve yıpranmış. Ahşaptan üretilen cihazlar ise eni konu eskimiş. Dişliler birbirini tutmuyor, zincir sıcaktan mıdır gevşemiş, sarkmakta.. İşlevselliğini yitirmişler. Bir marangoz çağırıp azıcık derletip toplatmaları lazım. Bazı kolların yağlanması faydalı olur. Bir de açıklama sehpaları dikmişler her birinin önüne. Her bir icat ya da çizimin üç dilde açıklaması var. Türkçe- İngilizce ve İtalyanca..

Beni sinirlendireni de şu: Catapult dediğiniz şeyin Türkçesi var Metrocular. Mancınık. Derhal düzeltile…

Ha bunlar elleyebildiklerimiz. Bir çoğunun başına adam dikmişler, “yassah hemşerim” yapıyor. Bir kısmı zaten camekan içinde ya da kordonla çevrelenmiş. Yahut da tavandan asılmış, nasıl bir kanat sistemi tasarlamış adam abi, görmek lazım.

Şimdiki teknolojiye ulaşamadığından gözü açık gitmiştir kesin, ki toprağı bol olsun..

En çok o sekizgen aynalı odayı sevdim. Her eve lazım..  Bir çok şeyin önünde “aaa, ooooo” yaptıktan sonra, bitti.. Güzeldi. Hele o Vinç!! Bildiğin kule vinç işte. Bakarak yapamam, mübarek adam kafadan çizmiş koymuş…

Gidin, görün.. Pişman olmazsınız.

Gidemem göremem diyenlere şurayı önerir, feysten beğeneyim derseniz buradan buyrun der, selam ederim.

4 Yorum

Filed under gezen güzel olur, icatlar, kültür, severim paylasirim

Hande giden Takyanoz….

Bu yazinin konusu olan deyimin hikayesini taa cocuklugumda babamdan dedemden (her ikisi de rahmetli oldu) dinlemistim. O zamandan bu zamana aklimda ne kaldiysa artik… Elciye zeval olmaz, dilimiz surcerse affola.. Eksiginden fazlasindan sorumluluk almam, buna bakip donem odevi yazmayin haa..

Bir zamanlar 7 arkadas varmis. O zamanki kral da Takyanoz adinda zalim bir kralmis. Bu delikanlilar kendilerine inanc ozgurlugu tanimayan bu kralin zulmunden kacarak bir magaraya siginmislar.

Yanlarinda da kopekleri varmis. Kıtmir. Niyetleri bir gece dinlenip yola sonra devam etmekmiş. Yatip uyumuslar, uyuyus o uyuyus.. Ben diyeyim üçyuz yil, siz deyin beşyuz yil uyumus kalmislar. Derken bir de uyanmislar ki, sabah olmus. (öhüm, dayanamadım) Feci de açlar sabah sabah. Magaranin girisinden bir bakmislar ki dun gece arkalarında avuc ici kadar gozuken kasabalari nehrin beri yakasina tasmis.. serpilmis, buyumus… Şaşmışlar ama hala akıllarına bir şey gelmemiş.

İçlerinden birini ekmek almaya yollamışlar. Giden arkadaş kasaba sokaklarının bu kadar gelişmesine inanamamış. Yol boyunca konuşulan dil bile aşina gelmemiş..Sonra bir fırına gelmiş, ekmeğini almış, cebindeki parayı çıkarıp fırıncıya uzatmış. Fırıncı parayı almış bakmış, Takyanoz zamanının altını olduğunu anlamış, “han’de giden Takyanoz” demiş adama. (O hoo, Takyanoz gideli ne zamaaaan oldu Hanidir yok Takyanoz… mealinde) sonra da “bu para geçmez” diyerek geri vermiş. Adam anlamış, anlamamış ama elinden ekmekleri alınınca başka fırında denemiş şansını. Orada da geçmemiş para, üstelik fırıncı “bu adam gömü bulmuş, altın para bozdurmaya çalışıyor” diyerek adamı subaşılara şikayet etmiş. Aradan geçen zamanda ülke kaç kere istila edilmiş, dil din değişmiş gitmiş… Adamı apar topar kadının huzuruna çıkarmışlar, dilini anlayacak yaşlı birini bulup tercüme ettirmişler. Adam yemin billah dün gece kasabadan ayrıldıklarını, bu sabah uyandıklarında …. anlatmış hikayesini.

Kadı bakmış inanılır gibi değil ama gerçek, adamın peşine düşüp mağaraya gidilmesine karar vermiş. Gitmişler. Adam “siz girişte bekleyin ben arkadaşlarıma haber edeyim” demiş girmiş içeri. Bir daha da çıkmamış. Ekip içeri bir girmiş ki kimseler yok. Rivayet o ki, göğe yükselmişler yedisi de.. Köpek Kıtmir de peşlerinden gitmek istemiş ama göğe alınmamış o, oracıkta taşa dönüştürülmüş yedi uyurlar dönene kadar beklesin diye.

Bu olay “Yedi Uyurlar” olarak bilinir, daha yaşlılarımız “ahsab-ı keyf” derler. gugıl size epeyce bilgi verecektir bu konuda. Daha iyisi Kehf suresine bakın.. Binbir gece masallarında Şehrazat’ın dediği gibi “ancak doğrusunu yalnızca Allah bilir..”

——–

Anneannem derdi ki, “uyku tutmayınca yedi uyurların adını söylemek hemen uyku getirir. ”

ve hepsini de mani gibi sayardı…

“Yemliha, Mekselina, Mislina,

Mernuş, Tebernuş, Sazenuş,

Kefeştetayyuş, Kıtmiiiir. ”

:)

————————-

Bu hikaye hem Kuran’da hem de İncil’de var. Binbir gece masallarında da var, Avrupa masallarından Rip van Winkle öyküsü de var..Demek ki olmuş böyle şeyler…

Konuya girmişken, çıkarayak Dede Korkut’taki Tepegöz ile Yunan mitolojisindeki Cyclops’u düşündüğüm ve “demek ki bir zamanlar böyle tipler yaşamış ve efsanlelere girmiş” demişliğim vardır.

Masallar güzeldir.

 

3 Yorum

Filed under ben yazdım, kültür, severim paylasirim