Faktör yayınlarının 5.sinif ingilizce yaprak testi..
Mint adlemon “nane limon” oluyor canimciklarim.
Dilini essek arisi soksun bunu yumurtlayanin. Daha ne hatalar ne hatalar…
Faktör yayınlarının 5.sinif ingilizce yaprak testi..
Mint adlemon “nane limon” oluyor canimciklarim.
Dilini essek arisi soksun bunu yumurtlayanin. Daha ne hatalar ne hatalar…
Filed under ilkogretim, kitaplar, saçmasapanlıklar, şikayetlerim
(12/07/2011’den nakil gelen bir yazı)
Yıllar önce kızımı anaokuluna yazdırdım. Kayıtlar Mayıs ayinda.. Eylüle kadar tamamlanması gereken uzuuuun bir ihtiyaç listesi verdiler.. O da duruyor bir yerlerde aslında, eklerim bir gun..
neyse, listede bir de “dondurma çubuğu” var.
Üç ay boyunca bir ton magnum vb yiyerek deli gibi dondurma çubuğu biriktirdik.. toplama günü geldii, ben malzemeleri okula teslim ettim..
meğer dondurma çubuğu kırtasiyelerde satılan bir şeymiş. 100’lü paketlerde, tahta çubuklar..
ne güldüler yaaa .. gerçi ben de güldüm ama… Ne Bileyim Ben??
Filed under ilkogretim, OKUL, saçmasapanlıklar
Bu yazı, kızımın ilkokula başladığı yıl yazıldı. Bu hafta da oğlum ilkokul 1 öğrencisi oldu. Sipahi züğürtleyince eski defterleri açarmış.. Ben de geri dönüşler yaşadım..
———————-
İlkokula başladığım yıl rahmetli babam bir grosa(*) kurşun kalem aldı ve dolabına koydu. Pembe silgili, beyaz üzerine verev olarak 3 rengin (mavi-sari-kırmızı) çubuk şeker misali dolandığı kurşun kalemlerimi hala hatırlıyorum. Elimdeki kalem iyice küçülmeden yenisini alamazdım. “Eskisini getir, yenisini götür” prensibi..
Senelerce kullandım o kalemlerden. Bazıları iyice kötü çıkardı, ağacı çürüktü sanırım, ama gerçekten yıllarca yetti o kalemler bana. Yetti de arttı, (hazırlık da okuduğumu hesaba katarsanız) toplam 6 yıl bitiremedim diyebilirim.
Ortabire geçtiğimde sıfırbeş (0,5) kalemler Japonlarca icat edilmiş ve piyasaya sürülmüştü. Sıra arkadaşım Şehnaz’da gördüm ilk ve vuruldum. Tam istediğim, hayal ettiğim şeydi. Aç aç bitmiyordu bir kere, kısalmıyordu. Minik elim için ideal boyuttaydı. Yazı kalitesi mükemmeldi, yazdıkça kalınlaşıp yazımı çirkinleştirmiyordu; aksine daha da kaygan yazıyor, berbat yazım mis gibi gözüküyordu…
Öğlen arası kırtasiyeye koştum, mavi 0,5 kalemimi ve bir kutu da ucumu aldım. Tombo muydu o? Süperdi. Yıllarca elime kurşun kalem almadım sonra.
Ve üniversite yıllarımdan bu güne kadar da babamın ne kadar insafsız davrandığını anlattım durdum. İçime oturmuştu kalem takaslarım.
Sonra devran döndü, kızım ilkokula basladiii.. Hevese gelsin diye çeşit çeşit, renk renk kurşun kalemler aldık. Markalı, winxli kalem kutuları, kalemlikler, silgiler, her türlü “kirtavsiye”(**) malzemesi. Akrabalar arkadaşlar da sağolsunlar, yığdılar epeyce. Her gördüğümüzü aldık diyebilirim.
Dertliyim ya, ilk günden kalem kutusunu doldurup yolladım. Anaaa, bir de baktım okula giden kalem geri dönmüyor…Birinci haftada 12 boyama kaleminin hepsini kaybetti. Üç dört de kurşun kalem gitti, silgilerin haddi hesabı yok. Çalınma filan da değil, direkt kayıp..
(burada bir parantez açayım..Çocuklarda 6-7 yaslarda pek bir mülkiyet anlayışı olmuyor. Beğendiği şeyi çantasına atabilme, alıp kullanabilme hakkını görüyorlar kendilerinde.. ama geri vermek gerektiğini öğrenmeleri zaman alıyor. Alıp kullandığı kalem sıranın üzerinde kalıyor. Bazen kimden aldığını bile unutuyor, birbirlerinin adını bile bilmiyorlar ki daha… Neticede, kalemler ortalıkta dolanıyor sınıf içinde ve sonra da kayıp kalemler adasına gidiyorlar sanırım.
bir de gene bu yaslarda çocuklarda “hediyeleşmek” çok serbest bir davranış. İlgi çekmek, arkadaş edinmek ya da sırf içinden geldi diye birbirlerine birşeylerini veriyorlar. :))) )
Akıllandım tabii, şimdi 1. sınıf annelerine önerilerimi sıralıyorum:
* Silgilere tükenmez kalemle kızın adını yazdım. Başkası alsa da, artık geri geliyor. Anneler çantaları, kalem kutularını her gün denetliyorlar… Tabii ben de.. Yabancı bir şey çıkarsa, buzdolabı poşetine koyup gönderiyorum öğretmene..
* Boyalı kalemlerin üzerlerine falçata ile kızın adını kazıdım. Kazımaya müsait adı var Allah’tan. Başka bazı anneler ismi küçük kağıtlara yazıp kaleme sıkıca bantlamışlar, o da olabilir. En son model, Kidomino / İsim etiketleri. Paralı ama güzel fikir.
* Kalemtraşa gelince, o süslü püslü, pahalı ve de lisanslı ürünleri sakın almayın. Kaç tanesini çöpe attım sinirden. En iyi açan kalemtraş kırtasiyedeki en ucuz kalemtraş çıktı. Gümüş rengi metal. Çin malı. Amma ve lâkin şahane açıyor.
Bu arada, huzurlarınızda itiraf ediyorum, rahmetli babam haklıymış. Çocuğa kalem teslim etmek hataymış arkadaşlar.
Kalemlerin tamamını kırtasiye kutusuna koydum, bir baktım her gün bir kalem ortadan yok oluyor.
-kızııım?
Efendim neymiş, kalem açması çok keyifliymiş. Akıllı kızım derste sıkılınca kalemi iki ucundan açaaa aça bitiriyormuş. Zaten bisürü kalemi varmış, ne olmuş yaniymiş.
Babadan kalma kurallar hemen yürürlüğe girdi..
– haftada bir kalem müsaden var,
– kalemi bir tek taraftan açabilirsin,
– biten kalemi bana getir yenisini götür..
İkinci dönem duruma bakıyoruz. sorumluluk geliştiyse kalemler kırtasiye kutusuna geri donuyor…
bu arada, kizimin çok güzel bir kuculmus kalem koleksiyonu birikti :))))
(*)= grosa; 12 düzine anlamına gelir. 144 adettir)
(**)= Kızım kırtasiyeye kirtavsiye diyor nedense… kuaföre de kuaföncü der. Fön çekilen yer anlamında herhalde?!
Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, ilkogretim, severim paylasirim
Gelelim önümüzdeki seneye..
Filed under çocuk, ilkogretim, OKUL
Daha önce yazdım da bulamadım, bulursam linki çekerim. Ben küçükken ilkokula karar verilirdi, baban gider müdürün yanına bir çayını içer seni okula yazdırırdı. Fotoğraf çektirirdik önlükle. Okula başlardık. Okullar ikili öğretimdeydi. Sabahçılar şubat tatilinden sonra öğlenci olurlardı. Gül gibi geçinir giderdik.
Aradan 30 yıl geçti, onlarca sistem değişti. Kredili sistemler, sbsler, anadolu lisesi sınavları.. imam hatipler kalktı kondu, meslek liselerine puan bilmemne bilmemne.
Son kurcalama 66 aylıklarla ilgiliydi.. Onu başarıyla atlattım. Rapor aldım oğlumu kurtardım. Denize düşen yılana sarıldı, muhtelif dayı kelimeleri telaffuz edildi. Gemisini yürüten kaptan oldu.
Kızımı ilköğretime verirken okul 8 yıldı. İlkokula veriyordun ortaokul mezunu olarak alıyordun. İstanbul’da evimize yakın, “etüdlü beslenmeli” olarak tabir edilen, çalışan annelerin dostu, öğrenciye de öğretmene de kolaylık ve verimlilik sağlayan bir okula yazdırdık onu. Güllük gülistanlık okuyordu ki, şimdi de okul dönüşümü çıktı.
Bölgedeki okulları eşleştirmişler. Birine ilkokul 1-2-3-4 birine 5-6-7-8. sınıflar gidecek diye ayırmışlar. Okullar yarım güne düşmüş. Kızımın 4. sınıftan sonra göndermemi önerdikleri okul eve de uzak her yere de uzak ve şu anki okulunun kapasitesinin yarısı bir okul. Şu anki okul depreme dayanıklı kocaman binası, mavi bayraklı temizliği, kocaman bahçesi, konferans salonu, yangın çıkışı, geniş merdivenleri, yemekhanesi kantini, özürlü çocuklar için platform ve asansörü ile ideal bir okul. Sınıfların techizatını da veliler olarak tamamladık, teknoloji tam puan.Bu güne kadar da 8 sınıfı bir güzel idare ediyordu.
Diğer okul bu kadar şanslı değil.
Sorunlar çıktı.
Bana tam gün okul lazım. Hiç istemeyerek kızımı özel okula yazdırdım. Oğlum bire başlayacak ve hele ilköğretimde özele vermeyi kesinlikle düşünmediğimden onu nereye vereceğim bilmiyorum şu an..
Evi okula uzaklaşan öğrencilerin bir kısmı okulu bırakacak. O semtten buraya, bu semtten oraya öğrenci servisine para vermek zorunda mı veliler???? Evinin dibinde okul var ve gönderemiyorsun ?’?
Özürlü öğrenciler kesin olarak devam edemeyecek zaten. İnsaf!
Elimizde çaba gösteren bir tek Veli Derneği var.
“Okul Dönüşümlerine karşı yürüttüğümüz mücadele sürüyor. Bu kez İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde olacağız.
12 Nisan’da gücümüzü gördük, gösterdik…Yılmadık, yılmayacağız…Birleşerek çoğalacağız…
Çalışmalarımızla Kartal velisi ayakta…Biz çalıştıkça önce İstanbul sonra tüm ülkenin velileri, çocuklarımızın geleceği üzerinde oynanan oyunları görecek ve ayağa kalkacak…
Şimdi bir kez daha işe koyulma zamanı…Kartal’dan çıkıp sesimizi İstanbul’a duyuralım…Dönüşümleri durduralım!!!
Yarın (Çarşamba) saat 19.00’da Eğitim-Sen salonunda bir araya gelip çocuklarımız için yapabileceklerimizi, Cuma günü yapacağımız eylemi nasıl büyütebileceğimizi konuşalım…” diyorlar.
Destek vermek isterseniz ya da kendi okul-veli sorunlarınıza çözüm arıyorsanız Veli Derneği Veli-Der’in iletişim bilgileri şu şekilde:
Veli-Der Twitter hesabı: https://twitter.com/Veli_Der
Veli-Der Facebook hesabı: https://www.facebook.com/groups/velider/
Veli-Der Web sayfası www.velider.org
Filed under çocuk, ben yazdım, ilkogretim, OKUL, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim
Oğlum anaokulunda, seneye bire başlayacak. Okul tarafından Metropolitan Okul olgunluk testi uygulandı, sonuçlar pedagog tarafından tarafıma takdim edildi.
Önerilerden biri, rakamları canlandırmak. Ellemesi, dokunması lazım sayılara..
Aklıma Barış‘ın Tuz Tepsisi geldi. Güzel icat. Ben okudum geçtim tabii, gökkuşağı detayını unutmuşum. Kafamda tuz tepsisi kalmış.
Üç gündür “size tuz tepsisi yapcam” diyorum çocuklar da bir şey zannettiler…
Akşam üzeri mutfağa daldım, bu iş ya bitçek ya bitçek! O kadar. Tuz beyaz, alttaki fon renkli olmalı, ara tara renkli ve KURU bir saklama kabı bulamadım.
Derken aklıma geldi, madem saklama kabı beyaz, ikinci değişkenle oynayayım. Çay tepsisi huzurlarınızda..
Fotoğraf çekilene kadar güzel güzel oynadık. Şekiller desenler,sayılar mayılar. Fotoğrafı çektikten bir saniye sonra oğlum bir üfledi kaba…….
Çaylanmadık yer kalmadı mutfakta. Üstü başı dahil.
De hadi bakalım. Tepsi günü de bu kadarmış.
————–
Bu da bana anneannemden bir başka masalı hatırlattı.. Yarın da onu yazarım..
Filed under çocuk, icatlar, ilkogretim, OKUL, severim paylasirim
Bir bütünü paylaşmayı anlatır KESİR. Kesersin kesir olur. Üsttekine PAY alttakine PAYDA denir. İki çeşittir.
Basit Bileşik
—– ——
Kesir Kesir
Basit az sayılı kelime, pay paydadan küçük. Bileşik 7 harf, Kesir 5 harf. Pay paydadan büyük… (gözünde canlansın)
**********************************************
Basit kesirler toplanır ve çıkarılır. Payda birbirinin aynı olmalı. Üstler normal şekilde toplanır ve çıkarılır. 1/5+1/5 eşittir 2/5 gibi..
**********************************************
Basit kesirlerde paydalar eşite payı büyük olan büyüktür. 1/4 küçüktür 2/4’ten. BÖLÜ dört demek, dörde böl demek. Pastayı al dörde böl. Bir kenara 1 pay, bir kenara 2 pay. Hangisi büyük????
Buraya dikkat: Paylar eşitse, paydası büyük olan küçüktür. 1/10 küçüktür 1/30’dan. BÖLÜ diyoruz, pastayı ona bölersen dilimler bu kadar olur, otuza bölersen birer lokma zor çıkar. Ne kadar çok böler parçalarsan o kadar küçülür tabağa giren..
*************************************
Bileşik kesirler aynı zamanda tam sayılı kesirdir.
Pastayı düşün. İkiye bölersen her parçasının adı bir bölü iki olur. (1/2) + (1/2)
İki pasta var. İkisini de böl ikiye. dört tane yarım pastan var. Birini bana ver. şimdi üç tane yarım pastan var. Aslında bir pasta olduğu gibi sende. İkincinin de 1/2’si. Topla basit kesirleri 1/2+1/2+1/2 = 3/2 ve bu da bir tam, bir de yarım eder 1 1/2
Geriye doğru da düşünebiliriz. 3/2 nedir? üç bölü iki işte. üçü böl ikiye. 3’te iki 1 kere var.(bulduk tam sayıyı) üçten iki çıktı : kalan 1 (bu da yeni payımız) 1 tam 1/2
11/4 için 11 bölü dört.
11’de 4 iki kere.. yaz 2 (tam sayı)
2×4=8
11-8 = 3 (yeni pay)
yazalım: 2 tam 3/4
başka yoldan: 4/4 1 tam sayıdır. böl dörde al hepsini, tam eder yine.. 11’i 4+4+3 olarak düşün. iki tam bir tane de 3 işte.
inşallah oğlum 4’e geçtiğinde bunları okur da anlarım bir daha anlatmak için :(((
Filed under çocuk, ilkogretim
Kızıma aldığım ve almadığım bir çok kitabı denetime tabi tutuyorum, kendim okuyorum önce. Testleri de önce kendisi uğraşıyor, sonra ben çözemediklerine yardım ediyorum. Tek başına altından kalkamıyor bu bir, sorularda hata olabiliyor bu da iki.
İşte bir örnek.
Az çok geometri bilirim. Prizma tabandaki şekle göre adlandırılan dikdörtgen yan yüzlü şeydir. Üçgen prizma tabanı üçgen olan prizmadır. Çadır, çatı vb üçgen prizmatiktir. Üçgen prizmanın içinde karesel bölge olmaz. Yani çok tıkız bir prizma değilse yanal alanları genellikle dikdörtgendir. Soru yanlıştır.
Soru Piramit’i kast etmektedir. Piramitler de taban şekillerine göre isim alır, kare, üçgen ve dikdörtgen piramit olabilirler. Üçgen piramidin bir adı da Düzgün Dörtyüzlü’dür ki, en sevdiğim geometrik cisimdir.
(ve bütün bunları ben kendim öğrenmişimdir, kimse bana yardım etmemiştir. Başlarında durmasak bu yeni neslin tın tın kalacağından korkuyorum bu bir, benim zamanımda kitaplarda bu kadar çok hata olmazdı bu da iki…)
Mutfaktan bazı geometrik cisim örnekleri:
Piramit
Filed under çocuk, ilkogretim, saçmasapanlıklar
İlkokulun en güzel zamanı, yepyeni defter ve kitapları kapladığın zamandır. Bana bunu babam öğretmişti, sonra da kendi kendime büyük bir zevkle yapmaya devam ettim.
Birçok kişiden de “ay en zoru da defterlerini/kitaplarını kaplamak” şikayeti geldi facebook’ta. Demek ki bu konuya girme vaktim gelmiş..
Ayrıca, hediye paketlemesi de benzer yöntemle yapıldığından, bir kere kavradın mı çok kolay ve kullanışlı bir beceridir kap kaplamak.. :)

Defterimiz, kap kağıdımız,makasımız ve en önemlisi selobantımız hazır. Yapışkan bantın özel bir adı var mı bilmiyorum, bizde selobant denir. Bant makinesi olursa daha iyi olur, yoksa, on parça bant kesip hazır edin bir yere..

Defter ölçüsünün iki katından da fazlası gerekiyor, kap kağıdını ölçerek kesin. hatta “iki kere ölç, bir kere biç” deyimini gözardı etmeyin.

kap kağıdını ikiye katlayarak defteri/kitabı üzerine yerleştirin, iki taraftan ne kadar katlanacağını işaretleyin. O katlama payı kadar kısım içe katlanacak.

Tekrar ikiye katlayıp katlama payı işaretine kadar kesin. Bu kesilen kısım orta çizgiden (kitabın kalınlığına bağlı olarak) bir santim kadar içerden başlamalı.

Katlama paylarını içeri katlayıp bantla yapıştırmayı öneririm. Yapıştırmasanız da sorun yok, elinizden kayarak biraz daha uğraştırır ama sonuç yine güzel olur..

Defterin sırtını orta çizgiye yasladık, her iki tarafı da teker teker olmak üzere, kenarları içe katlayıp yapıştırıyoruz.

Köşeleri içe katlıyoruz ama tam kenara kadar değil, birazcık kıvırma payı bırakmak lazım .

İki köşeyi de katladıktan sonra, üst kenarı tamamen içe kıvırıp önce ortasından bantlıyoruz,

Sonra köşe kulakçıkların her ikisini de bantla sabitliyoruz.

Ve bir taraf bitti. Defteri çevirip, öbür tarafta aynı işlemleri tekrarlıyoruz.

Eğer tek ortalı bir defterse, alt ve üst ortadan katlama payı kesmeye gerek yok. Kenarı bütünüyle içe katlayabilirsiniz.
Sabır gösterip biraz da özendiyseniz, şahane kaplanmış gayet tertipli kitaplarınız ve defterlerinizle başarılı bir öğretim yılı dilerim.
*-*-*-*
Alternatif olarak, ilk katı büyük boy takvimlerin arkasındaki kağıtla beyaz ya da her yerde kolayca bulunan kraft kağıtla kaplayıp, iki yüzüne sevdiğiniz resim ya da çıkartmaları yapıştırıp, en son da şeffaf ciltle kaplamak da gayet özgün ve dikkat çekici bir uygulamadır. Hiç kimsede olmayan, tamamen kendi zevkinize uygun bir defteriniz olur, üstelik de çok “cool” bi harekettir.
Son not: kızım “neden hazır kaplardan almadık?” dedi.
Nedeni şu: hazır kapların HİÇBİR özelliği yok… bu bir zevk ve emek işi, severek, sevdiğim kişi için hevesle yapıyorum ben kitaplarını kaplamayı. Kişisel dokunuş meselesi… Ve o da her eline alışında “annem yaptı” diyecek.. Buna paha biçilemez. O da kendi çocuğunun kitaplarını kaplarken “annemle biz yarım saatte on defter kaplardık, çok eğlenceliydi” diye hatırlayacak :))
Filed under çocuk, ben yazdım, ilkogretim, kitaplar, severim paylasirim
Çocuğunuza bilgisayar almayı düşünüyor ama saçma sapan şeyler görmesinden, kullanmasından, güvenliğinden endişe ediyorsanız:
Bu sene dörde geçen kızıma verdiğimiz sözü tuttuk, bir netbook aldık.
Yarı parasını kendisi biriktirdi. El öpmeler, bayram harçlıkları, şurdan burdan biriktirdiği derken, biriktirdi. Ben de muradıma erdim. Biraz daha biriktirip kulaklık alacak mesela.. Tutumlu olsun, kârlı çıksın..
Neden netbook tercih ettim? Birincisi, ucuz. Sadece kral oyuna ve feyse takılacak, becerebilirse mail yollayacak, icabında ödevlerini kendi başına araştırıp yazabilecek kadar bir şey ona yeter. DVD seyretmeyiversin efenim…
ÖNCE GÜVENLİK DİYEREK, BİLGİLENDİRİYORUM:
İlk olarak, mutlak surette bilgisayarı sigortalatacaksın arkadaş. Garanti başka şey, kasko başka şey. Düşürür, üzerine su döker, kaybeder… Her Şey Olur. Dizini döveceğine kasko yaptır…
Tavsiyem: Ekask sitesi.
İkincisi, mutlaka bir ebeveyn kontrol programı ve internet filtresi ekleyeceksin ve şifresini vermeyeceksin.
İlerleyelim:
İlgili bilgisayara Aile Koruması filtresi programı yükleyip şifre koyduktan sonra, istediğiniz heryerden, her an bilgisayarın internet üzerindeki faaliyetlerini takip edebilirsiniz.Üstelik internete giriş/bilgisayarda kalış saatlerini de ayarlayabiliyorsunuz.
Haftada bir de rapor geliyor mail adresinize, “çocuğunuz şu şu şu sitelere girdi, şu şu şu aramaları yaptı” diye… MİS.
Detayları şuradan inceleyebilirsiniz.
ziyaret edin.Ben işimi sağlama alayım da ondan sonrası, kendisine kalmış…
Filed under araştırdım, çocuk, bilgisayar, güvenli hayat, ilkogretim, severim paylasirim