Category Archives: icatlar

Sek süt, paşa çayından kurtardı bizi.

image

Misafir gelince annelere pastanin kekin yanina cay ikram ederiz, cocuklara da pasa cayi garabeti verilir. Her an evde meyve suyu olmayabiliyor.. Zaten cayin cocuga bir faydasi yok, bir de icmek icin fazladan seker attiriyorlar. Ful gereksiz bir ikram.
evvelsi gün, ufakliklar sek mini sütü bulmak icin buzdolabını yağmaladılar resmen.
Sonra isim yazdırma töreni. Derken ne renk pipetle içelim telaşı.. Yasasin ikea pipetler,bu arada..
Sutler likirdatildi, kutular yikatildi, kapaklari takildi. Hepsi sut kutusuna birseylerini koyacaklarmis..
Hakikaten, igne iplik, toka, lego parcasi… Babamiz darmadagin olan dubelleri koyacak mesela.. Herseye musait guzel bir ambalaj..
Keske kendinden pipetlisi de ciksa da, beslenme cantasina da koysam.

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim

Fikrim geldi, feyste paylaştım -i-

İşhanlarindaki gibi, apartmanlarda da cay ocagi olsun. 7/24 diyafona basip “onuc numaraya iki cay, bi orta kahve,bi de gazoz.” Diye siparis verelim. hopp gelsin.

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, icatlar, severim paylasirim

Elimin hali, elem rengi

Lafı biraz döndürüp dolaştırabilir miyim? Evet..

Öyle çok mükemmel ellerim yok. Kısa,  kalın parmaklı sayılırım. Benden piyanist cikmaz herhalde, ama klavyede üzerime yoktur. Bilgisayara çok uygun ellerim var. Beceriklidirler hem.

Kendilerini isim takacak kadar değilse bile, severim. Zaman zaman dekore bile ederim. Geçen yazlarda, geçici simli dövmelere sardırmıştım. Kına, hastasıyımdır, hiç kaçırmam…

Altın, gümüş, çelik, pırlanta… Takarım. Yakışır da.

Ama bir türlü tırnak uzatmam, oje sürmem. Lisede bile sürmezdim, başka kızlar bayılır, daha cumadan okuldan döner dönmez sürer, pazartesi sabah çıkarırlardı. Bende hiç o merak gelişmedi.

Dolayısıyla, nişanımda, düğünümde filan sürmüşlüğüm, sürdürmüşlüğüm var, ama mesela 9 yaşındaki kızımın kolleksiyonu benim bütün hayatımda kendime satın aldığım oje miktarından on kat fazla.

Tırnaklarım hep kısadır, daha hijyenik buluyorum. daha samimi buluyorum. (tırnak yiyenlerden de nefret ederim, bu arada..)

Bir süre önce, gri ojeye merak sardım. Ama açık uçuk bir gri. Kurşunkalemle boyanmış gibi. Antrasit değil. Bu resimdeki tam istediğim renk değil, zaten flaşla çok açık mavi çıkmış. Ama anlatıyo derdimi..

gri oje

Her neyse, avmlerde ne kadar oje satan yer varsa, her birini aradım taradım, cok da favori bir renk olmadığından sadece 4 tane bulabildim.

kolleksiyon

İşte bunlar. Bir de söyle bir durum var. 2 numara Claire’s’ten alındı. 3 lira. 4  numara Sevil’den ve 10 lira. Aynı firma üretmiş, aynı ambalaj.. Sırf markaya para verdim. Sevil zaten çok tuttuğum bir yer değil, bir daha da zor giderim. Bu kazığı unutmak mümkün değil.

Sevil’inki biraz daha koyu, işte şu:

gri oje

(berbat çekim ve paint terk uygulama için özür dilerim. fotografcilikta hiç iyi degilim)

Aradığım oje 1 numarada yer alan, Golden Rose 134 numara. Gerçekten tam istediğim gibi çıktı. Çok memnun kaldım. Bu arama tarama sırasında elde ettiğim en büyük başarı, en sonda yer alan Golden Rose’de satılan aseton. Bugüne kadar gidip marketten en bilindik asetonu alıyordum, o da yılda bir olan bir şeydi. Gerçi flormar’da ısrar ettiler bi tane de oradan almıştım asetonsuz oje çıkarıcı, beğenmedim. Bitmedi gitti zaten. Atcam yarın.

Neyse, işte bu Golden Rose’dan aldığım, (marka bile zıttırıvıttır, ne işim olur benim goldenrozda? meğer bunu bulacakmışım) aseton şişesi özel tasarım. üst kapağı açıyor, saydam kısmı 45 derece sağa çeviriyorsunuz. Pamuğu şişenin ağzına koyup bir iki bastırıyorsun, yaylı kapak sayesinde dökülüp saçılmadan, ters çevirip sıkmadan asetonlu pamuğunuz oluyor. çok kullanışlı. çok başarılı.  Bitsin içine kolonya dolduracağım, şahane bir icat.

bugünlük de bu kadar saygıdeğer oje severler. bakalım bu hevesim ne kadar sürecek?!?

7 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, icatlar, kozmetik, severim paylasirim

Kar :D .. çocukları kara çıkarmadan önce…

Karda oynarken, insanın elleri ıslanır, sonra da donar. parmak uçları sızım sızım sızlar.

Eldiven de bir yere kadar, eninde sonunda su geçirir, ıslanır.

Pratik bir anne olarak, kendi çocukluğumdan pay biçtim ve şunu icat ettim:

Eldivenin üzerine bir buzdolabı poşetii, poşeti de paket lastiği ya da halka lastik tokayla tuttur. kardaki en güzel, en sıcak eğlence senin olsun. Islak eldivenler ellerini üşütmesin, eğlence yarım kalmasın..

Salep içen? Yanında marshmallow da var :))))

Edit: 30/03/2012… Neden sonra akıl ettim, niye cerrahi eldiven takmıyorum ki normal eldivenin üzerine???? Akıl yeni geldi başa.. Seneye inşallah

08/01/2013 bakınız yaptım:

 

karlaron numara icat oldu!!!

 

2 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, icatlar, severim paylasirim

Akillica tasinma – i

Eskiler der ki: “üç taşınma bir yangına bedeldir”.

O zamanlar nakliye at arabalarıyla, yollar desen asfaltın a’ si yok, çakır çukur.. hele ki züccaciye az bulunur ve pahalı… Üçüncü tasinmada ev eşyası yandı bitti kul oldu say..

üstelik tasinma stres değeri herzaman yüksek. masrafi ayri,   hazırlanması ayri, yerleşmesi ayri, çocukların tam da kudurmak için uygun ortamı bulması ayri dert.

Girişten de anlaşıldığı üzere, tasindim ve bu konuda tecrübemi de yazmak istiyorum. Peşinen: Allah cümlemize gule gule, ağız tadıyla oturmayı nasip etsin.

*-*-*-*
Taşınmadan once; ehliyet kursu motor dersi hocamızın önerdiği gibi: once niyet etmek gerekir..
Ev arama bulma, satin alma/kiralama, yeni evin tadilatı, tezyinatı, boyası, perdesi  vb kısımlarını baska bir yazıya rezerve edip, bugun sadece toparlanma işine ayırıyorum bu yazıyı.

image

Madde biiir: temiz,  saglam, yeterli sayıda ve uygun boyutta koli tedariki..
 Cevrenizde market ya da toptancı bir yer varsa, öncelikle onlar ilk soracağiniz kaynaklar. Ben kolilerimin cok büyük miktarını kolici.com‘dan edindim. (sitelerindeki pratik bilgileri de oneririm, bir goz atin) Zümrütevler’deki şubeden aldıklarım doğal olarak internetten aldigim ve ucretsiz olarak kapina kadar teslim edilenlerden daha ucuza geldi. Daha büyük bir arabam olsaydi super olacakti.. Neyse.
Miktar verecek olursak, yaklaşık ikiyuz adet koli kullandım. Bunların yarısı sagdan soldan ucretsiz temin ettiklerim. Bu miktarın yüzde kırkı da kitap kolisi olarak alındı. Cok kitabımız var.  Siz durumunuza bakıp sayıyı hesaplayın. Fazlasi zarar etmez.

****** En bastan;  buzdolabınızın içeriğini koyacağınız kolileri kenara ayırın. Buzdolabı en sona kalan malzeme ve en iyi koliler seçilip  kullanılınca, yiyecekleriniz için geriye yırtık pırtık iğrenç koliler kalıyor.

 Gelelim boyut meselesine. Eşyalarınız arasında bizimki gibi esas kalemi bol miktarda kitap oluşturuyorsa, 40*30*30 koliler en uygun boyut.  Kitaplar cok ağır çekiyor. Koliyi taşımak bir dert oluyor. Istifi de zor.. Kolinin temizliği ve sağlamlığı da cok önemli.  Koli içinize sinmiyorsa, eve getirmeyin.. İstiflemek için kolilerin üst ve alt kapaklarını açın, yassıltın ve mesela onar onar bantlayın. Koridora yığabilirsiniz, üzerine basar geçersiniz artık. Koli kurarken, önce altını, soldan sağa ve yukarıdan aşagı her iki yönde ücer kere bantlayın. İçi dolduktan sonra üstü ikişer kere de bantlasanız olur. Kolileri aşırı doldurmayın, üstü bombe olmasın, istiflerken tepenize yıkılır.

Madde ikiii: Ek malzemeler.
Koli ile iş bitmiyor.

Bize oniki adet koli bandı (ucuz marka tercih etmeyin, rezil oluyorsunuz),

bir adet “dikkat kirilacak esya” yazili  koli bandı (kirilacak esya kolilerini kapadiktan sonra bir boy da bundan yapistirdim),

bant makinesi (elzem gercekten),

bir top ince ambalaj şiltesi (pis gazete kağıtları her şeyinizi boyuyor ve cok da darbelere dayanıkli, mukavim bir malzeme olmadığından, hüzünlü sonuçlar çıkıyor ortaya, bu iyi bir yatırım, bir kayık tabak fiyatina mükemmel koruma),

kirmizi renkte bir koli kalemi(board marker/markör),

bir top da büyük boy streç film kullandım.

image

(ambalaj şiltesi)

Madde uuuc: koli sınıflandırmak

Kirilacak esya, cam, tabak canak icin abartili koliler yapmayin. Cam esya da ağır çekiyor, eğer koliniz cok ağır olursa taşımayıp alttan aciliyor ve şangirt…40*30*30 bu konuda da ideal.
Bardakları, fincanları tek tek sarin.

image

image

tabaklar icin şerit kesin, Bir ucuna ilk tabağı koyun, şeridin ucunu üzerine örtün, bir tabak daha.. Kat kat.

image

image

Madde dooort: önce en az ihtiyacınız olan eşyaları kolileyin
Bardaklardan degil mesela bufedekilerden baslayin.

image

Ve madde beesss:kolilerin üzerini yazin

image

Kapatır kapatmaz ve detayli olarak. “nasil olsa anlarım” diyerek kısaltma yapmayın, kalemi cimri kullanmayın. Yeni evde hangi odaya gidecek, icinde ne var, kaçıncı koli. Yerleşirken bana dua edersiniz. Borcamların ikinci kolisini hala bulamadim.. [guleni doverim]

Ek maddeler:

  • bana verilen ogutlerin aksine ben toplanirken degil yerlestirirken attim gereksizleri.
  • Strec film bir harika.

image

(ortasından oklava geçen streç film, kullanımı ekstra pratikleşiyor. tutturabileceğiniz biri yoksa, birbirine sırt çevirmiş iki sandalye arasına yerleştirin…)

Tava tencereleri sar, tangirdamadan ve tertemiz ulassin.

image

Sampuandan ketcaba, sarmala, bir damla dökülüp saçilmadan yerine erişsin.

image

Mutfak gereçlerini sar, tost makinesi, mikser her birsey sahane naklolsun.

Cekmecedeki kaşık kutusunu hop sar, götür yeni çekmeceye her bir cay kasigi yerli yerinde olarak koy.

Hattaaaa, yatakları sar! Hijyenik bir şekilde gelsin yerini bulsun. En şahane fikrim buydu taşınma sırasında.

image
  • bunu da ek yapayım: gömlekleri ve önemli kıyafetleri elbise torbasına geçirdim. noolur noolmaz.
image
Son bir not: efendim, herşeyi hallediyormuş nakliyeciler, herşeyi topluyorlarmış, yeni eve yerleştiriyorlarmış, hiç bir şeye elini vurmuyormuşsun, niye zahmet çekmişim?? Bennn-assslaaa-nakliyeciye-toplatmam.
a) İki kamyon esya cikti evimden. Şaka değil.. Gerçekten iki adet kamyon taşıdı. Ben günlerce edebiyle topladim, kutuladım… nakliyeci dediğin hokkabaz mı bu kadar eşyayı bir saatte toplasın?? imkansız. Beş gün sürer o zaman taşınmak…
b) O kadar eşyayı bi de adamların topladığını, her bir şeyciklerimi elden/gözden geçirdiklerini (kötüye çekmeyi sevenlere not: değil kitaplarımı, çay bardaklarımı bile elletmem kimseye) üstelik de o pis silindirlere, bidonlara konduğunu düşünemiyorum.

İşte nasıl toplandığımın kısa hikayesi….

To be continued…

15 Yorum

Filed under ben yazdım, ev işi, icatlar, severim paylasirim, taşınmak

Ense trasinizi gorelim….

Esim uzuuun zamandir evde kendisi tras oluyor. Sac modeli de musait, böylece sürekli bakımlı olabiliyor ki, imrendiğim bir sey.. Piyasadaki butun markalarin saç kesme cihazlarını aldik, denedi. Bu konudaki yorumlarini bilahare yazarım; bugünkü konumuz ense traşi.
Malumunuz, önemli bir mevzu. Insan ensesini görmediğinden, mükemmeli şöyle dursun, düzgün bir ense trasına sahip olmasi da zordur. En usta berberlerin bile tutturamadıgi düzgün, hizalı ve kusursuz ense trasi hattını Bree kılıklı dostunuz Ipekag, sizlerin de hizmetine sunuyor. (Martha’dan el alacagim yakinda, du bakalim…)
Şu elimde yani lavabo kenarında görmüş olduğunuz ense düzlerticisi IKEA’ dan alınma (ve manasız bir sey olarak telakki ettigimden kullanamadigimiz [dukkandayken niye manali geldi ki acaba, yedi ceddim kullanmamis, cok mu lazimdi, deseni de gayet saykodelik yani, nesine tav oldun kadin?!] ) amerikan servisin yarisidir.
Ense duzletgeci
Kullanimi ise cok basit. Bir ucunu sol elinizle sol kulak memesi hizasinda, obur ucunu da sag elinizle diger kulak memesi hizasina tutarak gerdiriyorsunuz. Ikinci sahis bu sahane sablonu izleyerek piril piril, dümdüz bir ense trasi çıkarıyor.
Işte uzun zamandir sakladigimiz, gorenleri hayran birakan sir da bu.
;) sihhatler olsun bey.
(evet, biliyorum.. Ben olmasam naapardin bilmiyorsun…)

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, icatlar, severim paylasirim

Da Vinci’nin vinci… Harikalar sergisindeydim…

Gerzek soğuk espriler gibi bir başlık oldu ama cuk oturdu birader. M1 Meydan A Ve Me, Ümraniye’deki açık hava sergisine gittim.

“Zamanın ötesinden icatlar”. Harbi ama.

Gittiyseniz bilirsiniz, geniş kocaman tam bir meydan vardir orada. Ki orasi da benim için sadece “İKEA’nın arkasındaki yer” dir. Yılda bir kere bile gitmem. Sırf bunun için kalkıp gittim, hem de annem ve kızımla.

Heyecanlandım bile. Valla! Hakkında epeyce şey okumuşluğumuz var, en son da “Da Vinci Şifresi” hafızamızda yer etmiş. Kitabın sadesini okumuş, yetinmemiş posterli, adı geçen tüm eserlerin renkli resimlerinin olduğu kuşe kağıda büyük boy basılan özel nüshasından da edinmişim. (her ikisini de sattım sonra. ?) Filmine de bitmişim.. Güzeldi. Her neyse..

Sergiyi önce E-Beş’teki üst geçitlerin üzerlerindeki bannerlerde fark ettim. Kesin karşıda Koç müzesinde filandır, elimize mi geçer dedim ki, yanılmışım. Sergi seyyar!

M1 getirtmiş sergiyi, ücretsiz gezdiriyorlar.. Yani Antep, Adana ve Konya da görecek bunları!!

  • 16 Eylül-26 Eylül M1 Meydan Ümraniye AVM
  • 30 Eylül-10 Ekim M1 Meydan Merter AVM
  • 14 Ekim-24 Ekim M1 Merkez Gaziantep AVM
  • 28 Ekim-09 Kasım M1 Merkez Adana AVM
  • 11 Kasım-21 Kasım M1 Merkez Konya AVM
  • 25 Kasım-05 Aralık M1 Merkez Kartal AVM

Az beklesem ayağıma kadar gelecekti ama ilk gününden ustaya hürmet edelim dedik, kalktık gittik oralara ailecenek.  Malum, kültür- sanat ve sirk dendi mi sanal alemde en hevesli isim olarak akla geldiğimden, vazife belledim ve bu ilk gününde sergiyi dünya gözüyle gördük.

Otoparktan yukarı tırmandık, orta yerde o tank’la karşılaştım. Nasıl etkilendiğimi anlatamam. Bir tavaf, sonra sol yukaridan başladık gezmeye..

Sergi biraz eski biraz da yorgun. Çizimlerin, resimlerin tıpkıbasımları solmuş ve yıpranmış. Ahşaptan üretilen cihazlar ise eni konu eskimiş. Dişliler birbirini tutmuyor, zincir sıcaktan mıdır gevşemiş, sarkmakta.. İşlevselliğini yitirmişler. Bir marangoz çağırıp azıcık derletip toplatmaları lazım. Bazı kolların yağlanması faydalı olur. Bir de açıklama sehpaları dikmişler her birinin önüne. Her bir icat ya da çizimin üç dilde açıklaması var. Türkçe- İngilizce ve İtalyanca..

Beni sinirlendireni de şu: Catapult dediğiniz şeyin Türkçesi var Metrocular. Mancınık. Derhal düzeltile…

Ha bunlar elleyebildiklerimiz. Bir çoğunun başına adam dikmişler, “yassah hemşerim” yapıyor. Bir kısmı zaten camekan içinde ya da kordonla çevrelenmiş. Yahut da tavandan asılmış, nasıl bir kanat sistemi tasarlamış adam abi, görmek lazım.

Şimdiki teknolojiye ulaşamadığından gözü açık gitmiştir kesin, ki toprağı bol olsun..

En çok o sekizgen aynalı odayı sevdim. Her eve lazım..  Bir çok şeyin önünde “aaa, ooooo” yaptıktan sonra, bitti.. Güzeldi. Hele o Vinç!! Bildiğin kule vinç işte. Bakarak yapamam, mübarek adam kafadan çizmiş koymuş…

Gidin, görün.. Pişman olmazsınız.

Gidemem göremem diyenlere şurayı önerir, feysten beğeneyim derseniz buradan buyrun der, selam ederim.

4 Yorum

Filed under gezen güzel olur, icatlar, kültür, severim paylasirim

Galaxy Tab P1000 maceram

Android tablet bir bilgisayar degildir. bir oyuncaktir. her yerde her zaman “internete gireyim, mailime bakayım, Burcuyla Kamileyi feysten dürteyim” diyen netkolik (nete giremeyince kolik sancisi ceken asosyal birey) şahıslar için bir cihazdır. Nerd ve nerdielere göredir,bir tür görgüsüzlüktür..

Eşşek kadardır, cebe cantaya girmez. telefon gorusmesi yapmak istiyorsanız kulaklıkla yapmalısınız yoksa A5 boyutunda bi kitabı ense kökünüze dayadığınızda eski filmlerdeki cıstak müzik seti omuzlamış zenci arkadaş görünümüne dönüşürsünüz.

Henüz nokia blutut kulakligimi tanitmayi da basaramadım :(((  evde bir metre kulaklık kablosu ardımda sallanarak geziyorum. disarida “çalmasın” diye dua ediyorum…

ve galaxy tabletle  farmville oynanmıyor :((((((((((((((((((

I Phone- I  Padda gormus olabileceginiz hic bir uygulamaya erisiminiz yok. belki ilerde olur, cok da iciniz cekmiyordur zaten. yoksa ayped alirdiniz zaten. (molped gibi :)

Facebook’a giris yapabiliyorum ama farmville acmiyor. Bir de android markete giremiyorum.

[Bunu cozmek icin once gmail hesabima girdim, sonra https://market.android.com/account sayfasinda ayarlar sekmesine geldim.

Bu hesapla ilişkilendirilmiş hiçbir Android cihazı yok.” didi.

Cihazinizi bulamadiniz mi? linkine tikladim

https://www.google.com/support/androidmarket/bin/answer.py?hl=en&answer=1141080 sayfasi acildi.

buradan bir yere varamadim.]

telefonun kendi s android sitesini güncelledim. idefix kitaplik uygulamasi filan erisime acildi. daha iyi oldu boyle..

son ogrendigime gore google android market ülkemizde HTC  telefonlar dışında çalışmıyor. Bir takım korsanlıklarla açtırtmak mümkün ama deymeyebilir. Tek secenek androidpazari adresi.

şimdilik bu kadar. becerdiklerimi gene yazarım.

buyuk hayall kirikliklari: klavyede CTRL, TAB ve DEL tusu olsa iyiydi.

eski nokia’mda arayanin adini okurdu cihaz, bunda yok.

bunda sesli arama da yok. yani soyledigim kelimeyi rehberden bulup aramiyor. ..

arac şarj aparatı bulmak icin gobegim catlamakta…

○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○

KULAKLIK:  Evde eskiden kullandigim bir Samsung WEP300 vardı. Kulagin icine giren, çok da rahatsız etmeyen bir modeldi. Kulak kenarina geçen parçası olanlardan almamıştım çünkü gözlükle birlikte iğrenç oluyordu.  Kulak içi silikonu ha bire cebimde kalırdı, her tak-çıkarda bir de onunla uğraşırdım. Severdim. Uc dort gunde onu kaybettim. Hala ariyorum, cok ilginc.

Ondan sonra bir tane Samsung Wep 470 aldim. Artik gozluk sorunu olmadigina gore, kulak arkalıklı olanindan alayim dedim, halt etmisim. kulak arkası şeyi iki günde kırıldı. İade edecegim.

şimdi Nokia BH217 var kulağımda. Kullanişlı. Kulak içi bir model, silikonu da hiç rahatsız etmeden gayet rahat oturdu. şimdilik memnunum. Bunun da şarj aparatı dert. kayboldu mu yandın…umarim bir gun muzik dinleyip film de izleyebileceğim (yani izlerken sesini de kulaklikla duyabilecegim) bir kulaklik bulur da alirim.

 

12 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, icatlar, severim paylasirim

Başıma bir iş geldi :( -DermMatch günlüğü-

Bir kadini kadin yapan üc sey varsa biri saçıdır. Benim de gayet gür, kalın telli, az dalgalı saclarım vardır ki, kolay sekillendiremesem de pek severim. Her boyda bana yakışır, orijinal sarışınımdır, fön çektirince pırıl pırıl parlar. O kadar severim ki hiç boyatmadım. Hayatım boyunca da boyatmayacagim. Beyaz saçlı kadın olmayı planlıyorum.

Geçen sene maruz kaldığım bir tedavinin yan etkisi olarak, (Mirena) kafamın tam tepesinde avuç içi kadar bir bölgede ciddi saç kaybım var.

Çok mutsuzum. Özellikle asansorde, tam tepeden ışık vurunca kafa derim parlıyor. O kadar fena bir sey ki anlatamam. Ne yapsan gizlenecek gibi degil, mecburen renk renk, cesit cesit sac bantlari aldim. Hani arkasi lastikli olanlardan..

resmen yari tesetturlu bir hale girdim ; sürekli mantıcı kadınlar gibi boneli boneli gezdim. Hani tedaviden çıktım ya, bekliyorum ki saçlarım da yeniden çıksın.

Çıkmadı.

Ben de epeydir incelediğim bir şeyi satın aldım. DermMatch. Bir tür fondoten gibi, pudra tarzi bir şey. Çok iri bir göz farı diyeyim. Aplikatörleri de parmak kadar süngerli çubuklar. Kutudan 4 aplikatör bir de aplikatör boyu uzatmak icin lastik bir borucuk cikti. Arkalara ulasabilmek icin.

Satis sitesinden Tulay hanimin anlattigi kadariyla aplikatörü ıslatıp dermmatch’e bandırıyoruz. kuru sac derisine sürerek boyama yapıyoruz.

yaptım

oldu!

Yastığa çıkmıyor, terleyince de akmıyor (selpakla silince birazı selpağa çıktı, çok mu surdum acaba?)

Bir şey sürdüğüm de belli olmuyor, çok begendim….

Elim alıştıkça çok daha iyi kullanacağima eminim daha bir günlük teyzeleri… :)

Darısı başınıza :D

5 Yorum

Filed under alışveriş işleri, gezen güzel olur, icatlar, saglik, severim paylasirim

Hayat bebek suyu yapmış… 10 üzerinden 5

Markette 6’lı pakette gördüm. Görüntüsüne vuruldum zaten. Klasik mavi kapak şişelerden farklı, tatlı bir pembe kapağı vardı. Almasam olmazdı. (Hayır nedir, ne değildir bilmeden ne alıyorsun? Özenti şey.. Belki akü suyu?) [Ama çok şirindi yaa]

Aldım netekim.

Bu 6’lı şrink ambalajın içinden de iki tane de özel suluk kapağı çıkıyor. 

Burada konudan biraz sapacağım. Kurbağa yutmuş gibi su içen biriyim. Kola ve gazli icecekleri agzima surmem. Alkol zaten almam. Dolayisiyla restoranlarda garsonlar benden icecek siparisi gelmeyince pis pis bakarlar. “ucuzcu şey” gibilerinden. E ben sadece su içiyorum ne var bunda? Hem de eni konu içiyorum. [şekerim yok merak etmeyin]

Eh, haliyle “ön teker nereye çekerse arka teker de oraya gider” dedikleri gibi, benim minikler de sucular.

Çocuklar ufakken suluk lazım oldu. Ve ben de Avent biberonlarına uygun sızdırmaz suluk başlıklarından almıştım.

Konudan biraz da Avent için kayalım: Aventin ürünlerini kaynat kaynat kullan. Süperdir.  Gerçekten Avent’e verdiğim para helal olsun çok şahane ürünleri var. Emziklerinden çok memnun kalmıştım. Sterilizatoru gerçekten iyiydi. Biberon temizleyici fırçasını hala kullanırım kızımın matarasını temizlerken.

Evet bu silikon valfli biberon uçları çok işime yaradı. Bir defa kesinlikle ne akıtma ne sızdırma. Çocuğun kendine güveni geliyor kendi başına su içerken… Arabada, dışarıda çok lazım oluyor. At çantana istediğin yere götür. :) Güzel icatları seviyorum…

Çocuklar biraz büyüdüklerinde ise, sporcu siselerinden almaya basladim. Sanıyorum gene Hayat marka, pratik kapaklı su..

Onlarin da çok guzel sıkı kapanan biberon gibi kapakları var. dökmeden güzelce içebiliyorlar. Kapağını saklıyorsunuz, bir sonraki şişeye monte ediyorsunuz…

Eveeet, suluk tecrübelerimizi yazdık, gelelim esas konuya. Bu çok şirin pembe ambalajın bir de emniyet kapağı var. En dışta sert plastikten. Güzel. Çok lazım mı? Değil.. Ama güzel.

Suluk kapağı normal kapağın yerine vidalıyorsunuz. Mis gibi suluk görünümlü şişeniz oluyor.

Ama suluk olamıyor. Çünkü bu güzel icadı yapan kişi hiç biberon ya da matara kullanmamış sanırım.. Hava faktörünü unutmuş. Suyu emerken vakum oluşuyor! İçmek giderek zorlaşıyor, ağzınızdan çıkarır çıkarmaz da “blop” edip genişliyor şişe. Hiç bebeklere uygun değil. Hava girişi için kapak üzerinde mini bir delik lazım.

O yüzden, 10 üzerinden 5 veriyor, Hayat su’yu bu icadından dolayi tebrik ediyor, eleştirimi de dikkate almalarını bekliyorum.

İnovasyoner İpekAG

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim