Category Archives: icatlar

Sek coştu gene.. ;)

Soguk soguk, Nasil nefis. Gunluk sut!
Vanilyali cikolatali dehset! Portakalli cikolatali denemedim.

7 Yorum

Filed under icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim

Fikre bak! Kahvenizi nasıl alırsınız?

Çok kahvesever, kafeinman bir insan olarak her gittiğim yerde kahveler içerim. Genellikle sade içsem de, ortama uymak, pişirene eziyet etmemek, ya da baştan savmasına engel olmak için, benimle beraber kahve içenin siparişine uyarım. Orta ise orta içerim, şekerli derse “iki olsun” derim.

Sade kahveyi herkes her zaman düzgün pişiremiyor. Hele ki, cezve değil makine kahvesi yapmaya başladıkları zaman kafeler beni çok hayal kırıklığına uğrattılar. Kesinlikle aynı değil!

Ne yanına su geliyor artık, ne de süzdürüp koymaktan haberleri var. Blok halde kahve telvesi fincanın dibinde iki parmak, mide kaldırıyor..

Rahmetli babam eve kahve çekirdeği getirirdi, özel yeşil renkte olurdu kahve çiğken. Büyük yanmaz tavada (teflon icat olmamış mıydı, çok mu pahalıydı bilmem..) kavurmak benim görevimdi. Kokusu çıkana kadar, ağır ateşte, sürekli karıştırarak kahveyi kavurmak gerekir. Yoksa yanar, kömür olur.  O güzel yağlı kokusunu salmaya başlar, rengi döner,kabukları incecik kavlar savrulmaya başlarken, “tamamdır” der kapatırım altını.

Babam alır eline pirinç kahve değirmenini,

deermen saatle, kaşık kaşık üstteki kapaktan kahve koyar ve çeker Allah çeker. Bütün çekirdekler öğütülüp kahve olunca, iş gene bana düşer. Babamın avucunda ısınmış değirmeni açar, kavanoza aktarırım haznedeki mis kokulu kahvemizi. Küçük ocakta, küçük cezve ile tek kişilik sade kahvesini pişiririm. Köpüklendikçe ateşten alır, köpük yatıştıkça tekrar sürerim. Ta ki köpük kalmayana, kahve iyice kaynayana kadar. Çünkü, sade kahve kö-pük-süz olur!

Sonra ya cezve ile fincanı iletirim, huzurunda fincana dökerim kahvesini ya da mutfakta iyice süzdürerek, telvesinden arındırarak fincana koyar, tepside servis ederim.  Tam ritüel.. O zamanlar ben kahve içmem, karşılıklı kahve höpürdetmemiz benim otuzlu yaşlarıma rastlar, nescafe-sigara-muhabbet dakikaları altın değerindedir.

Sade kahve merakım ise, rahmet-i rahmana kavuşmasından sonra gelişti. Bugünü göreydi, karşılıklı espressoları patlatır ne keyif yapardık ama.. Neyse, konumuz, kahveye bir icat katan Birsen Canbaz . Artık siparişimiz orta ise orta, sade ise sade belli olacak, masaya gelene kadar kimin ne içtiğini çoktan unutmuş garsonun “o piti piti”sine kalmayacağız.

Başarılı.

 

2013-07-12-1954

 

4 Yorum

Filed under aile, icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim

Bir başka icat yaptım!

Gün geçmiyor ki bir başka icatla hayatımı kolaylaştırmayayım. İşte size “Stor çekicisi 3000”

Stor tipi perdelerin mekanizması can sıkıcıdır. Hangi ipi çekeceğini bilemez insan. İlla ki yanlış ipi çeker, mutlaka ki karıştırır. Siz de bu dertten muzdarip misiniz? İşte çözüm :

image

Perdeyi yarıya kadar indirin. Tam yarıya!

image

Zincirin en altında kalan boncuğu ojeyle boyayın.

image

Storu açmak isterseniz işaretli boncuğun tarafını aşağı çekeceksiniz.

Storu kapamak isterseniz yine işaretli boncuğun tarafını aşağı çekeceksiniz.

Buyrun işte. Dertlere deva bende gene :)

15 Yorum

Filed under icatlar, severim paylasirim

Deli pösteki sayıyor -iii-… Dekorasyon icadım

2013-06-13-1771

 

Önceki bir ve iki numaralı yazılarımı okudunuz sanırım..

O kadar albüm boşa mı gitti sanıyorsunuz? Kapakları çerçevelettim, salonumun bir duvarını süslediler. Oldum bittim bakırı severim zaten…

:)

Hem şamdan paklandı, hem pilav yağlandı.

 

 

*-*-*-*-*-

Not: Rivayete göre eskiden, bimarhanelerde (akıl hastanesinde, delilerevinde) delilere birer pösteki (post) verir “say bakayım tüylerini” derlermiş. Deli bi sakinler, min min min tüy sayaraktan gün geçirirmiş. Bu deyim oradan gelir, gereksiz yere fazla ince iş yapmak anlamındadır.

 

9 Yorum

Filed under ev işi, icatlar, severim paylasirim

Bir işe kalkıştım… Karbonatlanmaktayım

Şmdi, olay şöyle başladı.

Alüminyum = Alzheimer diyorlar.

En çok Alüminyum da koltuk altı deodorant ve antiperspirantlarında var diyorlar. “Kullanmayın haaaa” diyorlar..

Sonra nette bakınırken No Poo diye bir icat gördüm. Şampuanı terk edip kafalarını karbonatla yıkayan insanlar. Ve bunun çok da iyi olduğunu anlatmış hepsi.

Arada bir yerde, antibakteriyel etkisi dolayısıyla koltuk altına uygulandığında ter kokusunu önlediğini de yazmış. Hadi bakalım oradan bu konuya geçtim. Karbonat (sodyumbikarbonat) terlemeyi önlemiyor ama kol altlarınızı temiz tutuyor.

Denedim, çalışıyor. Duştan sonra ıslak parmağı karbonata bandırıp kol altına sürüyorsunuz, dana gibi terliyorsunuz bütün gün ve koku yok!

Bazı forumlarda ayak kokusuna da önermişler. Onu bilemiyorum. Doğruysa, şahane bir şey bu.

Henüz deneme aşamasındayım ve özellikle (ben yapmasam da) koltukaltlarını traş eden insanlar için tahriş edici etkisi olduğu söyleniyor. O yüzden, deneme aşaması bitene kadar (30 gün) önerecek değilim.

Bakalım ne olacak?

– henüz şampuan olarak kullanmayı denemedim, deneyip onu da yazacağım-

her boğuma bir yüzükTer kokusuna “Dur!” derken.. Şaka. her boğuma bir yüzük denemem. İlginç oluyor..

21 Yorum

Filed under araştırdım, bakımlı hatun, güvenli hayat, icatlar, severim paylasirim

Tuz tepsisi uyarlamasi

Oğlum anaokulunda, seneye bire başlayacak. Okul tarafından Metropolitan Okul olgunluk testi uygulandı, sonuçlar pedagog tarafından tarafıma takdim edildi.

Önerilerden biri, rakamları canlandırmak. Ellemesi, dokunması lazım sayılara..

Aklıma Barış‘ın Tuz Tepsisi geldi. Güzel icat. Ben okudum geçtim tabii, gökkuşağı detayını unutmuşum. Kafamda tuz tepsisi kalmış.

Üç gündür “size tuz tepsisi yapcam” diyorum çocuklar da bir şey zannettiler…

Akşam üzeri mutfağa daldım, bu iş ya bitçek ya bitçek! O kadar. Tuz beyaz, alttaki fon renkli olmalı, ara tara renkli ve KURU bir saklama kabı bulamadım.

Derken aklıma geldi, madem saklama kabı beyaz, ikinci değişkenle oynayayım. Çay tepsisi huzurlarınızda..

image

image

Fotoğraf çekilene kadar güzel güzel oynadık. Şekiller desenler,sayılar mayılar. Fotoğrafı çektikten bir saniye sonra oğlum bir üfledi kaba…….

Çaylanmadık yer kalmadı mutfakta. Üstü başı dahil.

De hadi bakalım. Tepsi günü de bu kadarmış.

————–

Bu da bana anneannemden bir başka masalı hatırlattı.. Yarın da onu yazarım..

4 Yorum

Filed under çocuk, icatlar, ilkogretim, OKUL, severim paylasirim

Jel jel üstünde kimin jeli var? DOA’NIN!!

image

 

Bu seferki siparişime Sülfatsız Yüz Yıkama Jeli ve Sülfatsız Japon Kirazı Duş Jeli ekledim.

Fotoda soldaki damlacık, duş jeli. Temizlemesi bir yana, içinde pütürcükler var piiling (peeling=soyucu/kese) özelliği kazanmış. Kokusu da mis. Taze meyve kokuyor.

 

Sağdaki ise yüz yıkama jelinin damlacığı. Pütürcükleri daha ince ve az. Hassas yüz derisi için.. Temizliği yine başarılı, kokusu mühim değil ama yüzü kurutmaması çok güzel .

Ne güzel şeyler icat ediyor şu Doa Kozmetik!

Düşünmeyin, alın!

 

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, icatlar, severim paylasirim

Yaptın bi hayır, tut bacağından ayır…

On liralik malzemeyi kullanimda tutmak icin otuz liralik emek harcadik.

bunu İkea’dan almıştım.adı jall. kendisini geri dönüşüm kutusu olarak kullanıyoruz. içine jumbo boy çöp poşeti yerleştiriyoruz, geri dönüşüme atılacak şeyleri burada biriktiriyoruz. zamanla bu bayağı kirlendi. ama torbasını çıkarıp yıkamak mümkün değil. bir güzel kestim kendisini. yıkadım.

Bunlari Tchibo’dan aldım. (okunuşu çi-bo). Zımba seti. Biri delik deliyor, biri perçin yapıyor. Perçinler de hediyesi. Bunları çamaşır sepetini geri dönüştürmek için kullandım.

karşılıklı dört perçin ve plastik kelepçelerle, tekrar hayata donen çamaşır sepetini huzurlarınızda takdim ederim…

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, icatlar, severim paylasirim

Bunu yiyen ölmez! – Fırında ev yoğurdu nasıl yapılır?-

Yoğurt Türklerin icadıdır ve kefir gibi, insanın ömrünü uzattığı da bir gerçektir..  Her yoğurt bir başka yoğurttan mayalanmak zorunda olduğundan, bu iş biraz kafa karıştırıcı aslında. En ilk yoğurt nasıl bulundu onu kimse tahmin edemiyor..

*-*

Ben küçükken bir komşumuz vardı. İştahı da yerindeydi.. Bir defasında ufak bir satıl yoğurdun başına oturmuş, kaşığı almış eline, “bunu yiyen ölmez, bunu yiyen ölmez” diye diye bitirmiş hepsini..

Allah rahmet eylesin öldü gitti yazık, ama yoğurtsever bir insandı. Ben iki haftadır yoğurt yapıyorum da, aklıma geldi şimdi.. Rahmet istedi demek ki..

Annem de anneannem de evde yoğurt mayalarlardı. Süt ılıtılır filan, tencereye mayalanır, ağzı kapanır, battaniyelerle filan kaloriferin dibine yuva yapılır ki bütün gece ılık kalsın. Bazen tutmazdı.. :)) Olur öyle..

Biz Y kuşağı burun kıvırdık, marketlerde boy boy renk renk yoort varken, evde yoğurt mu yapılırmış? Hele ki taze anneler yogurt makineleri aldılar, bir heves ya yaptılar ya yapmadılar bir iki, sonra hop market yoordu. Hem kıvamlı hem lezzetli.. Kekâ.

Uzatmayalım, sütten de yoğurttan da sıtkımız sıyrıldı, eski usule döndük biz. Artık nereye tükürdüysek bulup yalayacağız el-mecbur..

*-*

Neyse, olay şöyle. Eve UHT süt almayı bıraktık. Günlük pastörize süt ya da günlük çiftlik sütü alıyoruz.

Çiftlik sütünü de bir güzel kaynatıp içiyoruz. 3 litrelik pet damacanalarda geliyor, ağzı sıkı kapalı ve soğutmalı kamyonetle ulaştırılıyor.

Bir miktar içiyoruz, bir miktarı da kalıyor. İlk partiden sütlaç yaptım, başarılı olmadı. (tarifi yenileyeceğim) Sonra da bizzat sütçümüzün getirdiği hediye maya ile yoğurt yaptım. Tescilli tembel olduğumdan her işin kolayına kaçarım. Bu konuda da öyle oldu, bundan kolay yapan varsa alnını da karışlarım..  Evde en en en kolay şekilde yoğurt şöyle yapılıyor:

Görsel

Sipariş

Görsel

Teslimat (3 Lt 10 TL)

Görsel

Kaynatılmış süt

 Görsel

Kaymak

Görsel

Süt, yoğurt mayalanacak kaplara süzülür, kaymak kalıntısından arındırılır.

 (tencereye alırken de bir tur süzüldü yabancı madde ihtimaline karşı)

Görsel

Fırına dayanıklı kaplara bölüştürülen süt


Görsel

Fırın ve içindekiler 80 derece civarına ısıtılmaktalar. Sütün 50 derecede yoğurt mayasıyla katılması gerekecek.

Bunu da fırının termostatıyla belirliyorum.

Süte parmak daldırmıyorum.

Görsel

Bir önceki yoğurt. Bu sefer biraz sulu oldu. :(

GörselGörsel

Kritik nokta: MAYA!

1 kilo süte bir çorba kaşığı yoğurt. Bir çay kaşığı bal. (ben biraz fazla ballamış olabilirim, tatlı seviyorum yoğurdu)

Görsel

Bir kepçe sütle pürüssüz bir hale gelene kadar çırpılır. (hep aynı yöne doğru! bunu unutmayın)

Sonra, lap diye sütün ortasına atılmaz, kenardan sızdırarak süte tanıştırılır maya. Bilahare eni konu çırpıcı yardımı ile kaynaştırılır.

Görsel

(çırpıcım)

Görsel

Fırın 50 derece ve 4 saat süreyle ayarlanır. Sütler yoğurt olur.

Fırında ılıyana kadar kalır, oda sıcaklığına gelince kapakları kapatılır (ılıkken kapamayın, yoğuşup sulanıyor)

buzdolabında da 6-12 saat bekler. Ne kadar beklerse o kadar (eski tabirle) “kerpiç gibi” kıvamlı olur.

İlk servisten önce, iki kaşık yoğurt kapaklı bir kaba ayrılır, buzdolabının en soğuk yerinde bir sonraki yoğurdu mayalamak üzere bekletilir.

*-*

Rivayet o ki, bir maya beş kere çevrime girdiğinde kendisini saflaştırabilirmiş. Yani en esas ilk maya haline geliyor, köy yoğurdu denebilecek en katkısız hale ulaşıyormuş. Torununun torununu gören cennete gider derler ya, onun gibi. Benim bu fotoğrafta görülen yoğurdum 4. oluyor. Bir sonraki yoğurttan çalacağım maya, mükemmel olacak bu durumda..

*-*

Şu anda, en pratik şekilde süzmenin yolunu arıyorum. Tülbentsiz, kullan-at ya da makineye-at kolaylığında bir şey olsa.. Kahve filtresi işe yaramadı..

Brain storming’e devam.. Ya Tutarsa??

51 Yorum

Filed under alışveriş işleri, icatlar, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim

Kafa koruyucu

Eşim küçükken büyük yatağın ayak ucuna tırmanır, kendisini yatağa atarmış. Yapma etme demişler ama, erkek uşak çelet oluyor, herif en sonunda çakılmış yatağın baş ucuna. Yarmış kafayı… Baş yarası da çok kanar, kayınvalidem hala söyler.. İzi de duruyor adamın kafada…

Ha onun bi numara küçüğü de bizim evde. Kendini yatağa öyle sert atıyor ki kaç kere kafayı vurmasına ramak kaldı… E yatak başı da sert ve köşeli, bir koruyucu lazım.

İhtiyaç bütün icatların anası tabii. Geçen yıldan kalma havuz makarnasına bir kesik açtım…

hop, işlem tamam. oğlumun kafası şimdilik güvende.. :)

image

image

26 Yorum

Filed under çocuk, güvenli hayat, icatlar, severim paylasirim