Category Archives: Diğer

Henüz kategorize etmeye vakit bulamadığım yazılar

Kahve

Dopdolu bir yazi. Az bulunuyor artik.

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Instagram cekilisi

Istanbul kahve festivali 2’den aldigim ozel gun fincan takimini instagram hesabimda cekilise koydum. Kahveseverleri beklerim. 

@ipekag 

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Bak! İyi bak ve unutma!

İlk fotoğraf makinesi 1800’lerde icat edildi. Adını Foto=Işık ve Graphia=yazmak’tan alır. Fotoğraf profesyonellerce çekilen, önemli bir vesikaydı ve bir kısım yerlinin “ruhlarını hapsettiği” gerekçesiyle fotoğraf makinesinden kaçındığı söylenirdi.

Fotoğrafçı her yerde bulunmaz, bulunduğu yerde de mühim bir durumda başvurulur, fotoğrafı çekilecek kişinin çoook uzun zaman aynı şekilde durmak zorunda olduğu pozlarla çekilirdi.

Öyle ki, insanların genellikle oturarak kımıldamadan durmaları sağlanmış, eski fotoğraflarda hep oturan insanlar yer almıştır. Hareket ederlerse, göz kırparlarsa flu ve korkunç resimler çıktığı ve tab etmek işlemi eziyetli ve kimyasallı uzun süren bir işlem olduğundan fotoğrafçılar enseden kavrayan ve vitrin mankeni gibi kaskatı durdurabilen gereçlerle fotoğraf çekmişlerdir.

O zamana kadar zenginler yağlıboya portrelerle ölümsüzleşebilmekteyken, sıradan halk da kısa sürede “fotografisini aldırarak” ölümsüzleşmekten keyif almış, hatta bizzat ölülerin fotoğrafları çekilerek ileriki nesillere aktarılmıştır.

Her iki mevzuyu özetleyen fotoğrafların devamını google’da “post mortem photography” olarak derinlemesine araştırabilirsiniz.

1900’lerde yavaştan evlere bile girmeye başlayan fotoğraf, bir hobi ve bir geçim kaynağı olarak büyük sükse yaptı. Kodak taşınabilir ilk fotoğraf makinesi markası olarak, bir devrimdi. Fransızlar halen fotoğraf makinesine “Mon Kodac” derler.

İşler ilerledi, 1960’larda renkli film, daha kısa sürede film banyosu, video çekebilmek, ayda fotoğraf, insan bina bitki hayvan fotoğrafçılığı, zenginlerin fotoğraflarının gazetelere basılarak cemiyet haberleri, ünlülerin fotoğraflarına olan talep ise magazin gazeteciliğini doğurdu.

Arayı atlayarak, 70’lerden itibaren evin babasının tekelindeki fotoğraf makinesini anlatayım biraz. Siyah beyaz filmler rulo halinde satın alınır, makineye kapkaranlık bir yerde takılırdı. Işık değerse film yanardı çünkü. Genelde 24 ya da 36 pozluk makaralardı bunlar. İcap ettiğinde, birinin doğumgünü, halanın hicazdan dönüşü münasebetiyle ailenin bir arada olması, bir bebek doğması, nişan, sünnet törenleri evde fotoğraflanırdı. Bir bilemedin “ay gözüm kapalı çıktı” diyen olursa, makara ileri sarılarak (evet elle tır tır döndürülür film) iki poz çekilir makine kaldırılırdı. (portatif flaşlara hiç girmeyeyim konu uzadı zaten)

İşte bir iki yıl içinde makinede film biter, baba paraya kıyabilirse gotürülüp fotoğrafçıda tab ettirilirdi. Baba bilahare gider tab edilmiş negatif filmi inceler,

(arap :D) beğendiklerinden bastırırdı. Diyelim eşinin ve yeni doğan oğlunun fotoğrafından dört beş tane bastırır, şehir dışındaki akrabalara da  arkasına dolma kalemle (Mahmut Kemal ellerinizden öpmeye geldi. 18.Mayıs.1974) yazılarak zarf içersinde gönderilirdi. Çok prestijli bir şeydi bu (fotoğraf gönderilmeye layık görülmek) ve ayna kenarlarına vitrinlere fotoğraflar iliştirilirdi.

Çok ekstrem durumlarda stüdyoda fotoğraf çektirilirdi. Aile pozu ya da bebek fotoğrafı mühim bir olaydı. O yılların stüdyo resimlerinde boş ve ciddi bakışlı insanlar beni hüzünlendirir.

İyice fiyakalı olansa eve fotoğrafçının gelmesiydi. Doğumgunu, nişan, sünnet fotoğrafını profesyonel birine çektirmek gıpta edilen bir davranıştı.

Tatile çıkacaksan ödünç mödünç bir tane bulur mutlaka tatil fotoğrafları çekerdin. İstanbul manzaraları özellikle revaçtaydı.

 

1 Yorum

Filed under Diğer

Tek tip kimlik olsa ya…

Hafif.org’a zamanında yazdığım yazıları sitenin kapanması nedeniyle buraya aktaralım bari.

 

| 04 Mayıs 2007 13:39

Dün eniştem gelirken, polis çevirmesi varmış. Ehliyet sormuşlar, evde demiş. Ruhsatını almışlar…

Esasen, ehliyeti niye taşıyoruz? Ben sınavı geçmiş, ehliyetimi almışım. Ehil biriyim. Neden belge gezdireyim ki? Bir yerlerde kaydım vardır mutlaka… Merak eden araştırır bulur.

Ehliyetsiz araç kullanmak mümkün. Ehliyetim kontak anahtarı değil ki…

Ben ilkokulu da bitirdim. Ama her gittiğim yere diplomamı taşımıyorum. Mezunum dedim mi mezunum…

Niye bilmem, bu evrak merakı bitmedi gitti.
Olması gereken şey, nüfus cüzdanında bir kutucuk. Nasıl “kan grubu”, “medeni hali” yazıyorsa, “ehliyeti” kutucuğu olacak, o kutucukta, mesela benim için bir adet B harfi yer alacak o kadar…
O ehliyetin üzerinde polisin görmesi gereken ne var ki? Fotoğrafım mı? Nüfus cüzdanımda var… Keza biri bana ruhsatı izah etsin…

Nüfus cüzdanı da ehliyet boyutuna gelmeli. Cüzdana sığmalı. Kalınca olmalı ki uzun süre dayansın.. PVC’lenmiş karton bir ayda haşat oluyor…Üzerinde barkod olmalı. Nasıl vergi kimlik numarası ile vatandaşlık numarası birleştiyse aynı onun gibi, sağlık numarası da aynısı olmalı (ssk/bağ-kur vb numaralarımız var ya..)Ehliyet sınavına giren ve geçenin kimliğinde “ehliyeti” bölümündeki X işareti kaldırılır ve B yazılır. Olur biter.Bu durumda, polis ve ilgili herkes, bir barkod okuyucu ve bir de genel program ile, karşısındaki kişinin ehliyeti var mı yok mu anlar. Nedir ki?

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under araba, Diğer, saçmasapanlıklar, soruyorum

O arama nihayet yapıldı: “çıplak kadın”

hatta “meme ve popo”

 

(LÜTFEN ÖNCE BU YAZIMI OKUYUN)

Bir kız kardeşim var. İlk çocuğum da kız. Erkek çocuklar hakkında hiç bir şey bilmeden bir de oğlum oldu.

9 yaşına kadar da ezbere geldik. Şimdi yavaştan bacaklarındaki tüyler sert çıkmaya, koyu renge dönmeye başladı. Anlaşıldı ki, hormonlar çalışıyor. Bugün yarın derken ihmal ettiğim konu başıma geldi.

Oğlum tablette “çıplak kadın meme popo” araması yapmış. Kullandığım google güvenli arama ve çocuk takip uygulaması sayesinde anında yakaladım. Evet biraz görmüş.

O yaşlarda insan merak ediyor. Çok normal. Kendi vücudu kadar karşı cinsi de merak etmesi zaten olması gereken şey.

Anında tableti elinden aldım. : “Gel hemen oturup bunu konuşmamız lazım.”

“Kızdın mı?”

“Hayır kızmadım, merak etmen normal. Ben de küçükken merak ederdim, baban da etmişti. Bunda kötü bir şey yok. Bakarken ne hissettin? Biraz heyecan biraz da utanç değil mi?

İnsanların üç temel içgüdüsü vardır. Beslenme ve korunma mühimdir. İnsanlar karınları doysun ve giyinsinler, barınsınlar, sıcak olsunlar isterler. Bunun yanı sıra büyüdükçe üçüncü içgüdü de gelişir. Aynı bebekken yürüyememen gibi, zamanla büyüdükçe gelişir bu da. Cinsellik.

Cinsellik canlıların üremelerini ve çoğalmalarını sağlayan şeydir. İki farklı cins vardır, biri kadın biri de erkek. Erişkin kadın ve erkekler isterlerse evlenir ve çocuk yaparlar. Çocuğu büyütebilme sorumluluğuna sahip olacak yaşa gelmeden evlenilmez.

Her zaman yaptığımız bir konuşma var biliyorsun. Özel bölgeler. İç çamaşırlarının ya da mayonun içinde kalan kısım özel bölgedir. Kimseye gösterilmez kimseninkine bakılmaz. Ellenmez ve elletilmez. Senin popona birisi açıp bakarsa ne olur?  Utanırsın.  İstemezsin. Başkasınınkine de bakman aynı şekilde ayıp olur.

Herkes zaman zaman nasıl acıkınca yemek düşünürse, cinsellik dürtüsüyle de zaman zaman karşı cinsi düşünebilir, heyecanlanır. Aklına çıplak kadın, meme, popo gelebilir. Bunları düşünmek normal. Hiç ayıp da değil. Ama bu düşünceni kafanın içinde tutarsın. Kafatasın beynini ve düşüncelerini saklıyor değil mi?

Aklına gelenleri açıp Google’da arayamazsın. Gözlerini korumak için göz kapakların var. Açık resim görürsen bakmazsın.

Ağzını korumak için de dudakların var, bu ya da başka ayıp olacak sözleri ağzının içinde tutmalısın. Küfür etmeyiz değil mi? Ne kadar komik ve şaka da olsa birileri ile bu konuda sohbet de etmezsin.

Soracağın bir şey olursa, ne olursa olsun, her zaman bana ve babana sorabilirsin. Sana herşeyi anlatırız. Kızmayız. Utanmayız. Bizden utanmana gerek yok. Herşeyi biliyoruz zaten. Ancak kural kesin.

Kimsenin özel bölgesine bakılmaz. Özel bölge kimseye gösterilmez. Annen baban ablan öğrenirse utanacağın bir şey yapılmaz. Sana güveniyorum”

Sıradaki konu… bebekler nasıl oluyor? Hadi bakalım.. En kısa zamanda halledip bu konuyu da yüzümüzün akıyla atlatalım inşallah.

 

 

 

 

2 Yorum

Filed under aile, Diğer, saglik, severim paylasirim

Bir an bile beklemeyin

Google Play’den oyun indirip oynuyorum. En sık gördüğüm yorum:

“Bir yıldız verdim çünkü oyun İngilizce”

“Türkçe dil desteği istiyorum”

“Türkçe olsa belki oynardım ama siliyorum”

 

Bir şeyi bulup geliştiren adam onu elbette kendi dilinde yapar.

İlk aşama olarak her gün bir kelime öğrenseniz bir yılda 300 kelime eder. En sık kullandığınız 10 kelimeyi bir yere not edin, karşılığını yazın. Öğrenmeye başlayın. Kaç yaşında olursanız olun her gün 3 yeni şey öğrenin. Biri de yabancı bir dilde bir kelime olsun.

Kezâ diziler filmler.. “Türkçe alt yazı malum ortamlara düşmeden” izleyemiyorlar. Lise mezunu herhangi bir insan bir diziyi izleyemiyorsa burada bir ayıp vardır. Okula “not” için gidip gelen ve sadece takılan gençler olarak birşeyler öğrenmemeniz normal aslında.

Öğrenin.

İkinci aşama: daha iyisini Türkçe üretin/yapın/kodlayın/çekin/yazın. Millet sizin dilinize mecbur olsun. Gurura bak.


Dünya dev bir şehir gibi. Milli giysiler, yemekler, etiketler, saç kesimleri bile siliniyor. En kuytu köşelere giriyor internet ve insanlar ticaret kolaylaştıkça kendilerine dayatılan gibi değil istedikleri gibi yaşamaya başlıyorlar.

Herkes bir kot bir t-şortla bir spor ayakkabı ile takılıyor. BİR oluyoruz. Bu arada vırt zırt söylendiği gibi “kültürel erozyon” ivmeli olarak ilerliyor. Kendimizi, dilimizi ve adetlerimizi yitiriyoruz. Gelişmenin bedeli. olsa yine iyi. Gelişemiyoruz da.

Kendi müfredatım.. :

1. Türkçe. Tarihte Türkler ve Türkçe eserler kısaca özetlendikten sonra.. 1900-2000 arası yayınlanmış herşey burada incelenmek zorunda. Büyük Türkçe Sözlük baştan aşağı okunup öğrenilecek.

2. Dünya (hem ülkeler coğrafyası hem yıldızlar ve güneş sistemi)

(çevre,yabancı diller,genel görgü vb) bir tür sosyal bilgiler.

3. Matematik. Temel matematik. İlerisini öğrenmek isteyen o dersi ayrıca alır. 4 işlem, oran-orantı(tek bilinmeyenli denklem) ve yüzde hesapları yeterli.

4. Bilişim. Cihazlar vasıtasıyla iletişim ve bilgi edinme.

5. Spor ve sosyalleşme

6. Müzik ve dans

7. Sanat ve tasarım.

8. İnanç eğitimi sadece ailede verilmelidir. Tek bir kitabımız var, tek bir uygulama ve açıklama kitabı yazılıp bütün kavram kargaşasını sadeleştirmek ve oradan ilerlemek lazım.

Belki devamını da yazarım.

Yorumlarınızı bilmek istiyorum. Bugün sıradan bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için gereken neler var?

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, Diğer, internet, soruyorum, şikayetlerim

Yeni insan kurallari

* Gorunus yoktur. Renk/cinsiyet/yas insanlari ayirmaz. Hepimiz ayni ve esitiz. 

* Gormek istedigin davranisi yap. Duymak istedigin sozu soyle. 

* Sabah aksam dus al. Mumkun degilse abdest al. En gec ayda bir saclarini kestir. Vucut killarini kes ya da temiz tut. Deodorant kullan. Parfum kok demiyorum. Ter kokma. 

* Dislerini 2 dakika fircala. Dilini de fircala. 

* Buyuklere saygi, kucuklere sevgi mecburidir. 

* Cocuklar bu dunyanin sahibidir. Onlara layik olduklari ilgi, sevgi ve bakimi sagla. Her firsatta ogret. Bir imparatorun huzurunda oldugunu hatirlayarak davran. 

* Hic bir insan oldurulemez. 

* Haftanin her gunu bir kula hizmet et. Allahin kullarinin bazilari yaprakli bazilari kuyrukludur. 

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Cnm.. nedir biliyor musunuz?

kısa ve öz. katılıyorum. hele de “TŞK ETTİM” gibi ahmakça yazan tribal gençleri ayara doyuruyorum.
Dilimizi güzel kullanacağız.

Nilgün YALÇIN adlı kullanıcının avatarıNilgun YALCIN

Bu cnm.. nedir biliyor musunuz.. 

cnm ” cnm ”

Farkında değilsiniz ne yaptığınızın.. 

Sessiz harflerle yazılan cnm, 

Sesli harften neden mahrum bırakılır biliyor musunuz? 

Çünkü Sesli olarak CANIM diyemezsiniz! 

Sessizce cnm demeye devam edersiniz.. 

Eğer bir gün Seslenmeye başlarsanız Canım diye, 

İşte o zaman bu sesliden mahrumluk da sona erer.. 

Ve Sesli söylenen CAN’IM-ın anlamıyla;  

Can dersiniz Canı’nıza katarsınız, Canım dersiniz ait olduğunu hissettirirsiniz.. 

Sesliden mahrumluğu anlamanız dileğiyle…

© Nilgün YALÇIN

View original post

Yorum bırakın

Filed under Diğer

BANA BİR OKUL ANLAT BABA

konu kilit beyler.. dağılın.

serkanözdemir adlı kullanıcının avatarıbaba olmak zor iş kardeşim ;)

Uzun zaman önce okul seçimiyle ilgili bir yazı yazmıştım. Ne yazdığımı hatırlamıyorum tam, galiba yuva arama/seçme süreci ile ilgiliydi. Bu haftasonu hayatımda yeni bir sayfa açıldı. Eşim beni ilk-okul tanıtım günüme götürdü.

Sabah çok büyük bir heyecanla uyandım. Yüzümü yıkadım ve pijamaları çıkarıp, oğlumu ittirerek annesinin önüne dikildim. Eşim yeni cicilerimi giydirip dişlerimi fırçaladı. Arabaya binip oğlanı babaannesine teslim ettikten sonra okula doğru yola koyulduk. Yolda eşim ev hizasını geçtikten sonra zaman tutmaya başladı. “Bakalım evden kaç dakika sürüyormuş”… Ses çıkarmadım, çünkü bu konunun proje yöneticisi kendisi. O ne derse o olur.

Okulun önüne gelende, güvenlik görevlileri bizi park ettirdiler. Kapıya doğru yürüdük, kimlik verdik ziyaretçi kartı aldık. Açık hava amfiden inip plastik tabanlı basket sahasını geçtikten sonra okları takip ettik:

“Çok Amaçlı Salon”.

Aslında içimdeki kıl ukalayı arabada bırakmıştım, ama aslında bırakmamışım. “Her salon çok amaçlı değil midir?”… “Hı? Çok amaçlı salon ne? Kaç amacı var? Amaçları neler??? KİM…

View original post 2.047 kelime daha

1 Yorum

Filed under Diğer

2015 yolcu..

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2015 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Louvre Müzesi, yıllık 8.5 milyon ziyaretçi ye sahip. Bu blog, 2015 içinde yaklaşık 95.000 kez görüntülendi. Eğer bu Louvre Müzesi’nde bir sergi olsaydı, bu kadar insanın bunu görmesi yaklaşık 4 gün sürerdi.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Yorum bırakın

Filed under Diğer