Çocuklar şahane :)

4 yaşındaki oğlum otel asansöründe -3’e (eksi üçe) basacağını bildiriyor: “yanlış üç, anne”

————-

8 yaşındaki kızım geçenlerde bir Zeki-Metin filmi izliyor :  bir kadın bağiriyor… dogum yapmakta, doktor bulunamadı, bir başka kadin “ben bu işten anlarım bana sıcak su ve çarşaf getirin” dedi. tam o anda bizim soru müdürü: “bebeği mi pişirecekler?”

————

3 yaşındaki yeğenim epeyce uzun zaman öksürdü: “bu öksürük beni annesi sanıyoor, hiç gitmiyoor”

————

“Cumhurbaşkanı da peri gibi birşey. Guvenligi sağla, herkesi koru, her işi hallet…” diyen 9 yasindaki kizim Turkiye’ nin ilk kadin cumhurbaskani olacağını açıkladı.

————

Kızıma şablon kullanmayı öğretiyorum. Kağıt desenli, şablonu 0,5 kalemle çiziyor.

“anne en iyisi ben tersine çizeyim kağıtta kalem izi olmasın”

“tamam kızım ama, kağıdın beyaz tarafına çizdiğin şey ters yöne dönük çıkar, sen gene ön tarafa çiz.” (ha bu zeka!)

“e şablonu çeviririz, anne!” (ha bu da akıl!! ne gurur duydugumu anlatamam.. on yil dusunsem aklima gelmez yeminle)

————

dortbucukluk şarki ogreniyor.

Küçük kurbaa kucuk kurbaa, kuydugun nerede?

kuydugum yok kuydugum yok, sadece popom var!

—————-

Kızı da babacıı, oglu da.. ;İşte kızım babasina övgüler yagdırıyor:

babaciğim o kadar yakişiklisin ki, dünyadaki bütün kadınlar seninle çıkmak istiyor. hatta bütün erkekler de seninle çıkmak istiyor. hatta hayvanlar bile seninle çiıkmak istiyor.. (gülmekten yazamadım)

Hadi ben de aşığım bu adama da, benim gözden kaçırdığım bir şey var herhalde, tam bilemedim..
##########
– kizin sen git, ben geliyorum.
+peki baba…
Iki dakika sonra :
– baba
-babaaa
-babaaaaaaaa!
-baba gelsene, fidan oldum burda!

**************

5 yas oglum 4 yaş kuzeniyle konusuyor, kız haklı olarak bizim oglanın dilinden bişey anlamıyor..

– Türkçe konuşsana, ben İngilizce bilmiyorum

– Ben de inliz binmiyoom, Tükçe konusuyoyum

– E ben seni anlamıyorum demek ki ben İngilizce konuşuyorum o zaman? !?

************************

anne: ‎- Çocuklaaaaar..
9 yaş: + Efendiiik.
aynı yaştayken ben de öyle derdim :))

************************

huni kullandığımı gören 6 yaş oğlum sorar:
“anne arkabahçedebilim mi yapıyorsun?”

Yorum bırakın

Filed under çocuk, severim paylasirim

Tekirdag’dan Istanbul’a donemeyis

Duyduguma gore Karayollari, yol calismasiyla yolu tikamis. Insanlar saatlerdir yolda.
Kufur kiyamet o bicim. Bayram donusu…. Hic mi kafa calismaz?
Benden soylemesi o ust gecitten bir hayır göremeyeceksiniz…

Yorum bırakın

Filed under saçmasapanlıklar

Galaxy Tab P1000 maceram

Android tablet bir bilgisayar degildir. bir oyuncaktir. her yerde her zaman “internete gireyim, mailime bakayım, Burcuyla Kamileyi feysten dürteyim” diyen netkolik (nete giremeyince kolik sancisi ceken asosyal birey) şahıslar için bir cihazdır. Nerd ve nerdielere göredir,bir tür görgüsüzlüktür..

Eşşek kadardır, cebe cantaya girmez. telefon gorusmesi yapmak istiyorsanız kulaklıkla yapmalısınız yoksa A5 boyutunda bi kitabı ense kökünüze dayadığınızda eski filmlerdeki cıstak müzik seti omuzlamış zenci arkadaş görünümüne dönüşürsünüz.

Henüz nokia blutut kulakligimi tanitmayi da basaramadım :(((  evde bir metre kulaklık kablosu ardımda sallanarak geziyorum. disarida “çalmasın” diye dua ediyorum…

ve galaxy tabletle  farmville oynanmıyor :((((((((((((((((((

I Phone- I  Padda gormus olabileceginiz hic bir uygulamaya erisiminiz yok. belki ilerde olur, cok da iciniz cekmiyordur zaten. yoksa ayped alirdiniz zaten. (molped gibi :)

Facebook’a giris yapabiliyorum ama farmville acmiyor. Bir de android markete giremiyorum.

[Bunu cozmek icin once gmail hesabima girdim, sonra https://market.android.com/account sayfasinda ayarlar sekmesine geldim.

Bu hesapla ilişkilendirilmiş hiçbir Android cihazı yok.” didi.

Cihazinizi bulamadiniz mi? linkine tikladim

https://www.google.com/support/androidmarket/bin/answer.py?hl=en&answer=1141080 sayfasi acildi.

buradan bir yere varamadim.]

telefonun kendi s android sitesini güncelledim. idefix kitaplik uygulamasi filan erisime acildi. daha iyi oldu boyle..

son ogrendigime gore google android market ülkemizde HTC  telefonlar dışında çalışmıyor. Bir takım korsanlıklarla açtırtmak mümkün ama deymeyebilir. Tek secenek androidpazari adresi.

şimdilik bu kadar. becerdiklerimi gene yazarım.

buyuk hayall kirikliklari: klavyede CTRL, TAB ve DEL tusu olsa iyiydi.

eski nokia’mda arayanin adini okurdu cihaz, bunda yok.

bunda sesli arama da yok. yani soyledigim kelimeyi rehberden bulup aramiyor. ..

arac şarj aparatı bulmak icin gobegim catlamakta…

○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○

KULAKLIK:  Evde eskiden kullandigim bir Samsung WEP300 vardı. Kulagin icine giren, çok da rahatsız etmeyen bir modeldi. Kulak kenarina geçen parçası olanlardan almamıştım çünkü gözlükle birlikte iğrenç oluyordu.  Kulak içi silikonu ha bire cebimde kalırdı, her tak-çıkarda bir de onunla uğraşırdım. Severdim. Uc dort gunde onu kaybettim. Hala ariyorum, cok ilginc.

Ondan sonra bir tane Samsung Wep 470 aldim. Artik gozluk sorunu olmadigina gore, kulak arkalıklı olanindan alayim dedim, halt etmisim. kulak arkası şeyi iki günde kırıldı. İade edecegim.

şimdi Nokia BH217 var kulağımda. Kullanişlı. Kulak içi bir model, silikonu da hiç rahatsız etmeden gayet rahat oturdu. şimdilik memnunum. Bunun da şarj aparatı dert. kayboldu mu yandın…umarim bir gun muzik dinleyip film de izleyebileceğim (yani izlerken sesini de kulaklikla duyabilecegim) bir kulaklik bulur da alirim.

 

12 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, icatlar, severim paylasirim

Google ust bar niye siyah biliyor musun?

Menu cubugunu siyah yapmışlar çünkü google plus’a dikkat çekmeye çalışıyorlarmış. Ben henüz kullanmadım ama ilginç seyler eklemiş olmaları lazım. Bi tür facebook olacakmış.Böyle sosyal paylaşım , doğrudan android cihazdan resim yükleme felan yaaneee.
Biri bana da davetiye yollasın da inceleyeyim. ;)

4 Yorum

Filed under bilgisayar

C’nin yarısını boşalttım, bilgisayar mis oldu… Oh be… Pis MDMP dosyaları siziii.

Evdeki bilgisayar nasıl agırlastı anlatamam. Normalde 40 GB alan var, 39 cigabaytı dolu gözüküyor?!?! Bilgisayarda biraz yer açmam lazım da neyi silsem? Bu kadar ne dolmuş olabilir ki? Programcı mıyım ben??

Microsoft Windows XP Home Edition kullanicisiyim.

Bilgisayarimda Advanced System Care yüklü.  Bir de AVAST. ikisinden de memnunum.

Bilgisayarım’a tıkladım, C’ye sağ tık: (C) Diski analiz et’e tıkladım. Bu (C) simgesi Advanced System Care’in C’si…

Bir analiz; onlarca mdmp dosyası var bilgisayarda.. irili ufakli, hatta genelde irili.. her biri ortalama 100 MB filan. Ben bu (C) yardimiyla bunlarin heeeepsini sildim. Mini DuMP’ın kisaltmasiymis bu MDMP. bildigin çöp yani.

Avast Log dosyasi hepsi.

Silim sonrası:

Kullanilan alan: 20 GB

Boş Alan : 16,6 GB

yaaa, gördün mü? nerdeyse yarısı çöp dolmuş.

Şu sanal çöp de kokmuyor ki duruma vakıf olayım… Bu kadar birikmezdi fark etmis olsam.

Neyse artık siz biliyorsunuz, kendi bilgisayarinizda Avast varsa, derdiniz ayni, beni takip edin.

Sabit diskte bir ferahlik ki, o kadar olur :))

5 Yorum

Filed under ben yazdım, bilgisayar, severim paylasirim

GÜNÜN SÖZÜ: evlilik namaz gibidir.tekbiri aldın mı sağına soluna bakılmaz.

yorum yok

1 Yorum

Filed under severim paylasirim

Bu bilekliği gören bilen varsa insaniyet namına geri getirsin. 50 lira para ödülü. :((

Sabiha Gökçen havaalanında apron otobüsüne bindiğimde bileğimdeydi.. Tarih 21/07/2011. Pegasus Gaziantep 08:05 uçağına binmek üzereydim. Benim tahminime göre uçakta düştü, birileri de buldu, bijuteri ürünü 5-10 liralik bir şey sanıp cebe attı.

Ama değil. 5 yıldır takıyorum manevi değeri maddi değerini kat kat aşmış duruma.

Pegasus’a yazdım, cevap bugun geldi:

Sayın Ipek AG,
Mesajınız ilgili departmanımıza iletilerek dikkate alınmıştır. Uçak içerisinde bulunan eşyalar iniş yapılan havalimanı kayıp bagaj departmanı tarafından kayıt altına alınmaktadır. Yapılan incelemede kayıtlarımızda unutmuş olduğunuz eşya bulunmamaktadır.
Kayıp eşyanız için üzgün olduğumuzu bildirir, anlayışınız için teşekkür ederiz.
Saygılarımızla,
Pegasus Havayolları Misafir İlişkileri
 

Pegasus’a yazdığım maile fotoğraf ekleyememiştim. Ne arayacaklarını bilmiyor da olabilirler. Resmi tekrar Pegasus’a, Sabiha Gökçen Havaalanına ve tabii Gaziantep havaalanına gönderip sordurulmasını isteyeceğim. Belki gören olmuştur.

Bence Pegasus Hande adlı uçağın o günkü personeli ile konuşmalı, hatta yolcu listesine e-mail gonderip sordurmali.  İniş havaalanı kayıp eşya departmanı ile ayrıca görüşeceğim, apronda veya bina içinde bulunmuş olması mümkün, her şey mümkün.

O bilezik geri dönmeli. Dönmezse ben biliyorum yapacağımı!!! (bkz : Nasreddin Hocam)

*-*-*-*

Bu arada, Pegasus biletlerimi internetten aldığımda yanında bir de sigorta satıyorlar. Chartis Sigortaya zar zor ulaştım, “malesef yalnızca bavulumdakiler” sigorta kapsamindaymis. kolumdaki bileziğin kaybı sigorta teminatlarına girmiyormuş.

Neyim var neyim yok bavula koyarim bir daha.. desem de koymam. deli miyim? Bavul kaybolsa (komple yani, sırra kadem bassa) 1000 lira ödüyorlarmış ki, bavulun dişinin kovuğuna yetmez o rakam. Yeni alacağım bileziğimi de kolumdan çıkartmayacağım..

Sigorta iyi bir şey gene de…

Durduk yere üzüntü çıktı bana, mala gelsin tabii. Sag salim gittik geldik, başımın gözümün sadakası olsun.

 

1 Yorum

Filed under soruyorum

(Eşim bey’den) Özür ve (Ziraat bankasından) talep

Hevesli hatunum ya, ilk çıktığı zamanlarda  KGS kartı aldım. Ziraat bankasından. Maximum özellikli hem de temassız bu aralar kullandığım.

Kart bazı KGS’yi tanıyor bazısını tanımıyor.. Düne kadar hiç umurumda değildi, başka bir KGS kartım var nasıl olsa, onu okutup geçiyordum. Dün eşim ısrarla paralı yola çıkarken hangi kartı okuttuysam çıkarken de aynı kartı okutmam gerektiğini söyledi. Kafama biraz geç yattı. Bugün baktım da hakikaten şöyleymiş:

“KGS kartlarının otoyolda giriş gişesinden geçerken okutulması şarttır. Okutulmadığı takdirde Kart içerisine giriş bilgisi yazılamadığı için çıkışta en uzak mesafe ücreti tahakkuk eder. Sistemle ilgili bir sorundan kaynaklanmayan ücretlendirmelerde uzak mesafe ücretinin iadesi söz konusu değildir.”

kendimi gayet tuzağa düşmüş hissediyorum. Bir çok defa uzak mesafe ücreti ödedim. Aslında ÖDETTİRİLDİM. Ziraat şirketi kurmuş, KGS bir tanıyor bir tanımıyor ipekag haldırs 2 lira yerine 7 lira ödeyiveriyor..

Kendisine inanmayıp, bir de vırvır ettiğim için eşimden özür dilerim.

Ziraat’ten de bugune kadar tufaya gelip fazladan ödediğim tüm ücretlerin iadesini talep ediyorum. kart zaten hemmen iptal olacak. Ne saçmalık…

 

* Doğma büyüme sarışın ipekag, KGS sistemini şöyle zannediyordu: her gişede bip yapınca birmiktar para çekilir. giriş için ayrı çıkış için ayrı.

Meger girerken sistem, kartta kayitli bilgileri aliyor ve gün/saat vb ekliyormuş. çıkış BİP’inde de odenecek rakamı ona göre saptıyormuş.

 

Yorum bırakın

Filed under araba, şikayetlerim

Carrefour Kozyatağı’ndaki yeni sirk: Su Sirki… (2011)

Sirk işlerinden sorumlu müdür müyüm neyim, daha ilk gecesinden sirke damladım. Sirk İtalyan Milli sirkiymiş. Adı da Darix Togni.

Herhalde 10 kere sirke gitmişimdir, hiç bu kadar gülüp eğlendiğim olmadı. Bu seferkini ciddi olarak tavsiye ediyorum. Sirkin meydanı mı derler, orta ringini plastik kaplamışlar, gösteri başlar başlamaz su dolduruyorlar ve havuz oluşuyor.

Açılış gösterisi havuz üzerindeki bir platformda bale. Hayatımda bir kere baleye gittim, TV’de filan da az biraz izlemişimdir, biraz cahilim o konuda. Bu kadar yakından bir balerin görmek çok güzeldi.

İlk defa kız palyaço gördüm hem. Hangi birini anlatsam? Bengal kaplanları vardı, ıyyy yılanlar vardı. Ciddi yılan yaa.

Akrobatlar da süperdi. Çocuklar bayıldı. Palyaço şovlarına gülmekten karnım ağrıdı…. :D

o çinli akrobat kızlar neydi Allah’ım? iki kat oldular resmen.. şekilden şekile girdiler. Nefes kesici. O tangalı dansçılar, mini etekli yer göstericiler, halata tırmanan gösterici kızlar bütün erkeklerin aklını aldı yani..

Beri yandan, tümü kardeşim olsun, adonis kılıklı erkek akrobatlar, gladyatörler filan da erkek güzeliydiler, ne diyeyim. Hem güzel hem yetenekli insanlar, sirkçiler.

Gösteri tam anlamıyla göze hitap ediyor. Beğenmemek mümkün değil.  Aslan yavrusuyla değil bunlarla fotoğraf çektirtseler paraya para demezler.. Ben şahsen o yanar döner pullu pelerinle (yanlış anlaşılma olmasın pelerinliyle değil..) bir fotoğrafım olsun isterdim…

Denizaltı sahnesine de ben bayıldım niyeyse.. Sualtı duygusu uyandırdılar, denizanası, hattaaaa SüngerBob!! ben olsam Türkçe şarkısını çalardım o ayrı..

Bu sıcakta su gösterisi gerçekten iyi geldi. Görmüşsünüzdür, Vegasta, Capitolde var, fıskiyelerle müziğin uyumu. Üstüne de lazer sıktılar süper oldu.

Cücesi, palyaçosu, cambazı ile dört başı mamur bir sirk gösterisi izledim. verdiğimiz para helal-i hoş olsun, ellerine kollarına saglık.

Kaçırmayın mutlaka gidin..

Not: resimlerin tamamı kendi sitelerinden: www.susirki.com

kendi resimlerimi daha eklemedim.

Not 2 : Su sirkine giden ıslanır arkadaş, gak guk etmeyin sonradan.  Sis makineleri de astımınızı tetikleyebilir, hatta haldır huldur yerlerde sürüklenen malzemelerin kaldırdığı toz ve saman da konjonktivit sebebi olabilir. gözünüze dikkat edin..

Not 3: Gişe 10’da açılıyor, gösteri 21:30’da başlıyor. bazı günler matine de var sanırım iyi bakmadım. Şuradan kendiniz bakın.. Biletler Loca 40, ortalar 30 arkalar 20 lira. çocuklara cüzi bir indirim yapıyorlar. Ayrıca carrefour’daki mağazalardan 50 liralık alışveriş içeren fiş-fatura karşılığı ücretsiz 1 bilet alabilirsiniz. Dün 7 Agustos biletleri dağıtılıyordu mesela..

Alışveriş 100 lira olunca iki bilet vermiyorlar, fişleri böldürün derim ben.

gişede kredi kartı geçmiyor.

Sakatlar derneği üyelerine sanırım, ücretsiz. Refakatçilerine de indirimli.

4 Eylül’e kadar sirk Kozyatağında.

Önceki sirk yazılarım için bkz: 2010 Medrano ve 2010 Kludsky

kendi fotolarim:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

6 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, gezen güzel olur, severim paylasirim

Ona öyle demezler cicim…

Gardolap diye bir şey yok arkadaşlar. (gerçi eger gardolap diye bir kelime sarf ediyorsaniz arkadas degilizdir ya.. ) Asli fransizca onun. Tren garı var ya.. Onun gibi. gar-de-robe elbiselerin durdugu yer anlaminda. Gardırop diye okuyacaksınız.

Asli baska dilde olsa da kullandigimiz Türkçe’ye yerleşmiş oldugundan adam gibi telaffuz etmek lazım. Bir cesit dolap bu tamam, ama : gardırop ! Hele Kardolap hiç değil. >Komidin de komodin diye okunur, yatak odasindan cikmadan onu da duzeltelim.

Pekiii, ayakkabilik ya da vestiyer anlaminda bir kelime var hani??? Evet : Fortmanto…. da yanlış birader. Ona Portmanto denir. Port+manto.  Manto asilan yer. Mantoya asilmak diye bir durum yok…

hadi bugunluk bu kadar. Küsmek yok. Öğrenmemek ayıp güzel kardeşim..

 

3 Yorum

Filed under ben yazdım, severim paylasirim