tembel pastası…. olmaz bu kadar

Bi tane hazır Uno Pastaban.. Paketi aç.. alt dilimi tabağa ko.

üzerine bir çay fincanı ılık Sek Salep.. ara kremasııı

üst dilimi sütle nemlendir, kapa.

tepesine yarım paket hazır puding. mumkunse kakaolu…

bittiii. üst krema soğuyunca üzerine hindistancevizi ekersen, lüks bile olur..

hic kimse de ara kremasının ne olduğunu, nasıl bu kadar lezzetli olduğunu anlayamadı …

 

aştım kendimi…

:))))

Yorum bırakın

Filed under ev işi, iştahlı işler, severim paylasirim

Nivea Clean Deeper! Daily Deep Cleansing Scrub aldım. iyi!

Carrefour /(sevmem aslinda) sevgililer gunu icin kozmetik reyonunun bir bolumune yuzde elli indirim yapmış. mesela el kreminde geçerli, şampuanda geçersiz…

firsattan istifade, bir yüz temizleyici aldım. Nivea (bunu da sevmem) “daha da derin temizleyici” aldım. yarı fiyatına olunca, dayanamadım. Daha Loreal’inkini bitirememiştim ama.. Neyse bu da iyidir. Siyah noktam olacağına (bu yaşta hala cildim kendini ergen sanıyor ya.. acaip) fazladan bir ürünüm olsun..

>Gerizekalılar, arka etiketteki kullanma klavuzu kısmının tam üzerine koymuşlar alarmı, sinir oldum. Her neyse. Ürün başarılı. Biraz alıp, ıslak yüze masaj yaparak uygulanıyor. Durula, kurula, pırılda.

Hakikaten, ilk kullanımda beğendim. :))

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, kozmetik, severim paylasirim

Dominos, naaptin sen ?

Uzuuuun yıllardır Dominos’tan pizza alirim. tee havaalanindaki ilk subesini hatirliyorum. o kadar diyeyim..

bugune kadar iyiydik, gecinip gidiyorduk.

sık siparis ettiğimiz pizza cesitlerinden biri Turkish pizzadir. İcinde peynir, domates,yesil biber, sucuk, pastırma ve zeytin var. sucuk ve yesil biber yenmiyor bizde, o yuzden onlari cikarttirir yerine pastirma isterdik.

o uygulama kalkmis, siparisimden cikanin yerine yeni malzeme isteyemezmisim. fazladan odeme yapmaliymisim. gelsin little ceasars.. mini sezar abimiz bize bi litre de ayran saldı.

anlayamadığım şey: malzemenin birim fiyatı belli. ben size “sunu cikar bunu koy” dedigimde, kurtaracak kadar koymalisiniz. domatesi cikar, salam koy demiyorum, elbette fiyat farki olur, domates nereee, salam nere.. ama sucuk ile pastirma arasinda cok mu fark olur yani?

bir sucuk cikar, yarim pastirma koy, ama alismis musterini geri cevirme. pazarlamadan sıfır aldın dominos..

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Bu bir marshmallow.

image

Bu da lacivert oje.

Buldumcuk oldum. Çok fena…

1 Yorum

Filed under kozmetik, severim paylasirim

Elimin hali, elem rengi

Lafı biraz döndürüp dolaştırabilir miyim? Evet..

Öyle çok mükemmel ellerim yok. Kısa,  kalın parmaklı sayılırım. Benden piyanist cikmaz herhalde, ama klavyede üzerime yoktur. Bilgisayara çok uygun ellerim var. Beceriklidirler hem.

Kendilerini isim takacak kadar değilse bile, severim. Zaman zaman dekore bile ederim. Geçen yazlarda, geçici simli dövmelere sardırmıştım. Kına, hastasıyımdır, hiç kaçırmam…

Altın, gümüş, çelik, pırlanta… Takarım. Yakışır da.

Ama bir türlü tırnak uzatmam, oje sürmem. Lisede bile sürmezdim, başka kızlar bayılır, daha cumadan okuldan döner dönmez sürer, pazartesi sabah çıkarırlardı. Bende hiç o merak gelişmedi.

Dolayısıyla, nişanımda, düğünümde filan sürmüşlüğüm, sürdürmüşlüğüm var, ama mesela 9 yaşındaki kızımın kolleksiyonu benim bütün hayatımda kendime satın aldığım oje miktarından on kat fazla.

Tırnaklarım hep kısadır, daha hijyenik buluyorum. daha samimi buluyorum. (tırnak yiyenlerden de nefret ederim, bu arada..)

Bir süre önce, gri ojeye merak sardım. Ama açık uçuk bir gri. Kurşunkalemle boyanmış gibi. Antrasit değil. Bu resimdeki tam istediğim renk değil, zaten flaşla çok açık mavi çıkmış. Ama anlatıyo derdimi..

gri oje

Her neyse, avmlerde ne kadar oje satan yer varsa, her birini aradım taradım, cok da favori bir renk olmadığından sadece 4 tane bulabildim.

kolleksiyon

İşte bunlar. Bir de söyle bir durum var. 2 numara Claire’s’ten alındı. 3 lira. 4  numara Sevil’den ve 10 lira. Aynı firma üretmiş, aynı ambalaj.. Sırf markaya para verdim. Sevil zaten çok tuttuğum bir yer değil, bir daha da zor giderim. Bu kazığı unutmak mümkün değil.

Sevil’inki biraz daha koyu, işte şu:

gri oje

(berbat çekim ve paint terk uygulama için özür dilerim. fotografcilikta hiç iyi degilim)

Aradığım oje 1 numarada yer alan, Golden Rose 134 numara. Gerçekten tam istediğim gibi çıktı. Çok memnun kaldım. Bu arama tarama sırasında elde ettiğim en büyük başarı, en sonda yer alan Golden Rose’de satılan aseton. Bugüne kadar gidip marketten en bilindik asetonu alıyordum, o da yılda bir olan bir şeydi. Gerçi flormar’da ısrar ettiler bi tane de oradan almıştım asetonsuz oje çıkarıcı, beğenmedim. Bitmedi gitti zaten. Atcam yarın.

Neyse, işte bu Golden Rose’dan aldığım, (marka bile zıttırıvıttır, ne işim olur benim goldenrozda? meğer bunu bulacakmışım) aseton şişesi özel tasarım. üst kapağı açıyor, saydam kısmı 45 derece sağa çeviriyorsunuz. Pamuğu şişenin ağzına koyup bir iki bastırıyorsun, yaylı kapak sayesinde dökülüp saçılmadan, ters çevirip sıkmadan asetonlu pamuğunuz oluyor. çok kullanışlı. çok başarılı.  Bitsin içine kolonya dolduracağım, şahane bir icat.

bugünlük de bu kadar saygıdeğer oje severler. bakalım bu hevesim ne kadar sürecek?!?

7 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, icatlar, kozmetik, severim paylasirim

Kar :D .. çocukları kara çıkarmadan önce…

Karda oynarken, insanın elleri ıslanır, sonra da donar. parmak uçları sızım sızım sızlar.

Eldiven de bir yere kadar, eninde sonunda su geçirir, ıslanır.

Pratik bir anne olarak, kendi çocukluğumdan pay biçtim ve şunu icat ettim:

Eldivenin üzerine bir buzdolabı poşetii, poşeti de paket lastiği ya da halka lastik tokayla tuttur. kardaki en güzel, en sıcak eğlence senin olsun. Islak eldivenler ellerini üşütmesin, eğlence yarım kalmasın..

Salep içen? Yanında marshmallow da var :))))

Edit: 30/03/2012… Neden sonra akıl ettim, niye cerrahi eldiven takmıyorum ki normal eldivenin üzerine???? Akıl yeni geldi başa.. Seneye inşallah

08/01/2013 bakınız yaptım:

 

karlaron numara icat oldu!!!

 

2 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, icatlar, severim paylasirim

şubat tatilinde kızımı belediye otobüsüne bindireceğiz..

her şeyin b.kunu cikardi velet, yok yok evde hala şımarıyor. avm gezmekten usandi bu genc yasinda, o da hakli.. bi ana baba olarak yapmadiğimiz bi atraksiyon bu kaldıydı, du bakalim, kadikoye varabilirsek, vapura da pindiririz kendisini. vitrin çocuu nolcak.

bi kere de di en ar yerine korsancıdan kitap alsin.

 

Yorum bırakın

Filed under çocuk, ben yazdım

KAR

Rahmetli babamin da cok sevdigi, Arif Nihat Asya’nin  bir siiri var. cok yazasim var bu siiri..
Kimler elemekte,hangi el sağmakta?
Bir mucize var, bu bembeyaz sagnakta.
Ey yoksullar, yetimler; müjde,
Susuz kalmışlara süt, açlara un yağmakta..

Yorum bırakın

Filed under severim paylasirim

Dunyada barisi saglayacak cozumu buldum!

belgesel seyrettim, ferasetim artti.
Barisin tek kurali:
Oldurdugunu yiyeceksin.
hadi bakalim.

2 Yorum

Filed under ben yazdım

Neden ben?

Bir tarafta olmak istemiyorum. Tarafsiz da degilim. Surada yetmis milyon insaniz, benim fikrimde yetmis kisi daha bulabilir miyim bilmiyorum.
Fazla mi zekiyim, yoksa cok mu aptalim? Traktöre füze yakıtı koymuşlar. o, benim…
Pasaport alsam, gidecek yer yok ki. Kacsam ne fayda? Kalacağım. Direnmiyorum. Sadece, saldım. Biliyorum, çember daralıyor. “yok canim” diyesi kalmadi.
Olup bitenlere anlam veremiyorum, metni bilmedigim bir oyunda sahnede buldum kendimi. Seyirci de japon zaten. Ne desem, ne soylesem, hikaye.. Bombos bakiyorlar. Antraktta cikip sigara icerler belki.
Kapalılardan degilim. Kapalilari sevmem de.Sağcı degilim, solcu degilim. Peşinden gittigim bir insan, idealize ettigim bir felsefe yok. Oyle mukavim bir inancım da.. ne deli sevdim, ne olesiye nefret ettim.Ugrasip durmalari garip. Ikinci bir savasa gitseler, teslim olurum. dalasanlar, karsinizda savasan kimse yok, size aldirmiyoruz, saldirmayin.
Kendimi hic bir gruba ait hissetmiyorum. Fenerbahceliyim, biraz. Antepliyim, biraz. Ne sokakta hanimefendi ne mutfakta asciyim. Evinde yogurt yapan bir ana degilim. bes kurus daha fazla kazanma derdinde bir tuccar da degilim. Kirkima geldim, hicbir seyim, onu anladim.
Rahat birakilmak istiyorum. Bir toplama kampinda, gaz odasi sirasindayim bazen. “bana bunu yapamazlar,benim kimseye bir zararim yok, iyi bir insanim” diyorum. Kime diyorum? Isitenler de siradaki digerleri iste..
Bitmeye yaklasan cok siradan bir hayat yasadim. Elde var sifir.

*-*-*-*-

farmville oynamayı bu yuzden seviyorum. çilek ekiyorsun, çilek çıkıyor. 4 saat sonra gidip topluyorsun, odul aliyorsun, yildiz kazaniyorsun. Gayet makul. Arada gorev cikiyor, su kadar inek sagmak gerekiyor, haydii hazırlıyorsun inekleri, işi kısaltmak için ugrasiyorsun, ve en önemlisi, sonuç alıyorsun. Neyi niye yaptığını biliyorsun. Farmville hayatı çok güzel.

*-*-*-

Hayatımın bir anlamı olduğuna eminim. Atatürk olmayacağım belki ama, o cep saatini hediye eden kişi olacağım muhtemelen. Gereksiz bir yerde ölmesine engel olan meşhur saat. O saat önemli. Ben de bir şeylerin yolunda gitmesini sağlamak için küçük bir aracıyım belki. Küçük ama önemli. Kilit taşı.

olasılıksız’ı okumasa miydim???

4 Yorum

Filed under ben yazdım