Category Archives: soruyorum

Kredi dosya masrafi geri alma çalışması 2

wpid-wp-1427284567622.jpeg

Finansbank’tan 2006’da aldığım kredinin masrafını gösterir döküm bu. Kredi dosya ücreti olarak 300 TL gözükmekte. Bu kağıda 5 TL ödedim.

Bu tutara itiraz için dilekçe yazarak İlçe Tüketici Hakem Heyetine gitmem lazım.

Kendisi Kaymakamlıkta yer almakta imiş. Eğer oralara kadar zahmet etmek istemezsem şu adreste online olarak da başvuru kabul ediyorlar. Buradan giriş yapabilmek için e-devlet şifresine(10TL ptt’den alınıyor) ya da Turkcell Mobil İmzaya (aylık 5 TL, TİM’den alınıyor) sahibi olmak gerekiyor. Bolu’dakiler TC Kimlik Kartı ile de girebiliyorlar. Başka kimsede kart yok zaten.

Dilekçemi yazdım gidiyorum….  Bakalım ne yapacağım

 Ertesi günü düzenlemesi:

 

1-20150325_150930

Kaymakamlığa gittim, formu doldurdum, dilekçeyi boşa yazmışım. İki nüsha form eşliğinde banka belgesini aldılar bana da bir kayıt numarası verdiler.

Bir ay içinde iadeli taahütlü olarak adresime bilgi gelecekmiş.

Ho Ho Ho

 

Bugün itibariyle NİSAN 2006’dan itibaren alınmış tüm krediler için işlem bu şekilde.

Sırada kredi kartı aidat geri iadeleri işlemlerim olacak. Beni izlemeye devam ediniz.

 

5 Yorum

Filed under severim paylasirim, soruyorum, şikayetlerim

Kimine göre kimlik

Nüfus Cüzdanım çalındı. Evet çalındı. Yenisini alacağım.

Nüfus cüzdanı almak için önce muhtardan bir yazı, sonra emniyetten bir başka yazı ile belediye nüfus müdürlüğüne gitmem yeterli. Bir ara.. İnşallah. Ben gayrete gelene kadar YENİ nüfus cüzdanları piyasaya çıkacak neredeyse..

Gerçi o muhabbet de epeyce eskidi. Bolu’da başladılar yanılmıyorsam, herkesin ehliyet kadar minnacık kimliği var. Gayet güzel. Eski defter kılıklı kafa kağıtlarını hatırlıyorum da.. Hey gidi..

 

(İsimsel bir yazı da yazdım ama tamamlayamadım, bunu önce yazıp sonra birbirlerine bağlayacağım o konuda affedin. Özetle, adını değiştirmek için artık iki yalancı şahitle mahkemeleşmene gerek yok. İki tıktık bi şıkşık, adını değiştirmen kolaylaştı)

Evet, benim minnacık bir önerim var.. Kimlikler değişirken, oraya bir akil adam otursun. Hakim filan. Eski kimlikte adın ne? İpek.. Memnun değil misin? Değilim. Ne olsun? Felanca olsun. Yaptım gitti hayrını gör..

Hop iki dakikada yeni ismimle ben!

Kötü mü olur?

Hala bu ülkede Kezban, Eşe, Fındık diye isim var. Ve daha yüzlercesi.

Bakınız bu, bu ve BU.. Ve daha bir sürü.  Tamamdır artık bakmayınız..

İsmini beğenmeyen herkese şık bir fırsat tanınsın. Dikkat buyrun, başkalarının beğenmediği isimler değişsin demedim. Kişisel olarak, KENDİ adını beğenmeyen, keşke adım Bilmemne olsaydı diyene bir şans verilsin. Çok da kolay.

Neden olmasın???

 

5 Yorum

Filed under insan olmak, soruyorum

Kodak’a nasıl ulaşılır?

2 yıl kadar önce bir Kodak dijital makine almıştım. Güzel güzel kullanıp dururken bozuldu. Hiç açılmamaya başladı.

Fotoğrafçıya gösterdim, “pili bitmiştir” dedi, pil taktık. Çalışmadı..

Ben de hiç anlamam elektronik işlerinden.. Kodak yetkili servisi arandım. Yok!

Kodak international sitesi ile iletişime geçmeye çalıştım. Tabii ki Türkçe dil desteği vermeyen  Kodak.com ile epey yazıştık. Bakınız:

——————————————-

Response Via Email (Guillermo M.) 11/05/2013 06:22 AM
Greetings, Ipek;Your Reference number is: xxxxxxx

Thank you for contacting Kodak tech support.
We are quite concerned over your experience, and are sorry for any inconvenience or frustration this has caused you.
Here we provided the phone numbers where you can call:
Turkey phone number 216 581 5858

International Toll Line 44-0-131-458-6714

We are glad to be of service and are here for you if you need us in the future. If you respond by e-mail, simply reply to this correspondence so we may better assist you. You can also chat with us at http://www.kodak.com/go/chat (24 hours a day, 7 days a week), or call us at 800.421.6699 ( 9:00 A.M. to midnight Eastern Time, 7 days a week).

Regards,
Guillermo M.

——————————————-

En son bana verilen 216-578-2600 / 0216-581 56 00/5815858 ve türevi numaralar arızalı düdük sesi veriyor, ya da açılmadan kapanıyor.

Teknosa’yı aradım: 0212-227 9506 diye bir numara aldım, orası da Kodak servisliğini bırakmış :((

Ara-tara kaç aydır bulamadığım Kodak Türkiye’ye Hasan’ın sayesinde tek telefonla ulaştım. “Danışan dağları aşmış” diye boşuna dememişler…

Lazım olursa bulunsun:

Kodak Çağrı Merkezi: 0850 333 55 35 ,

Servis Merkezi 0216-999 77 00

Kodak

Kargoya verip göndermemi istediler. Bakalım makinenin derdini çözebilecekler mi…..

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, soruyorum, şikayetlerim

Okulluluk Akıllılık

Daha önce yazdım da bulamadım, bulursam linki çekerim. Ben küçükken ilkokula karar verilirdi, baban gider müdürün yanına bir çayını içer seni okula yazdırırdı. Fotoğraf çektirirdik önlükle. Okula başlardık. Okullar ikili öğretimdeydi. Sabahçılar şubat tatilinden sonra öğlenci olurlardı. Gül gibi geçinir giderdik.

Aradan 30 yıl geçti, onlarca sistem değişti. Kredili sistemler, sbsler, anadolu lisesi sınavları.. imam hatipler kalktı kondu, meslek liselerine puan bilmemne bilmemne.

Son kurcalama 66 aylıklarla ilgiliydi.. Onu başarıyla atlattım. Rapor aldım oğlumu kurtardım. Denize düşen yılana sarıldı, muhtelif dayı kelimeleri telaffuz edildi. Gemisini yürüten kaptan oldu.

Kızımı ilköğretime verirken okul 8 yıldı. İlkokula veriyordun ortaokul mezunu olarak alıyordun. İstanbul’da evimize yakın, “etüdlü beslenmeli” olarak tabir edilen, çalışan annelerin dostu, öğrenciye de öğretmene de kolaylık ve verimlilik sağlayan bir okula yazdırdık onu. Güllük gülistanlık okuyordu ki, şimdi de okul dönüşümü çıktı.

Bölgedeki okulları eşleştirmişler. Birine ilkokul 1-2-3-4 birine 5-6-7-8. sınıflar gidecek diye ayırmışlar. Okullar yarım güne düşmüş. Kızımın 4. sınıftan sonra göndermemi önerdikleri okul eve de uzak her yere de uzak ve şu anki okulunun kapasitesinin yarısı bir okul. Şu anki okul depreme dayanıklı kocaman binası, mavi bayraklı temizliği, kocaman bahçesi, konferans salonu, yangın çıkışı, geniş merdivenleri, yemekhanesi kantini, özürlü çocuklar için platform ve asansörü ile ideal bir okul. Sınıfların techizatını da veliler olarak tamamladık, teknoloji tam puan.Bu güne kadar da 8 sınıfı bir güzel idare ediyordu.

Diğer okul bu kadar şanslı değil.

Sorunlar çıktı.

Bana tam gün okul lazım. Hiç istemeyerek kızımı özel okula yazdırdım. Oğlum bire başlayacak ve hele ilköğretimde özele vermeyi kesinlikle düşünmediğimden onu nereye vereceğim bilmiyorum şu an..

Evi okula uzaklaşan öğrencilerin bir kısmı okulu bırakacak. O semtten buraya, bu semtten oraya öğrenci servisine para vermek zorunda mı veliler???? Evinin dibinde okul var ve gönderemiyorsun ?’?

Özürlü öğrenciler kesin olarak devam edemeyecek zaten. İnsaf!

Elimizde çaba gösteren bir tek Veli Derneği var.

“Okul Dönüşümlerine karşı yürüttüğümüz mücadele sürüyor. Bu kez İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde olacağız.
12 Nisan’da gücümüzü gördük, gösterdik…Yılmadık, yılmayacağız…Birleşerek çoğalacağız…
Çalışmalarımızla Kartal velisi ayakta…Biz çalıştıkça önce İstanbul sonra tüm ülkenin velileri, çocuklarımızın geleceği üzerinde oynanan oyunları görecek ve ayağa kalkacak…
Şimdi bir kez daha işe koyulma zamanı…Kartal’dan çıkıp sesimizi İstanbul’a duyuralım…Dönüşümleri durduralım!!!
Yarın (Çarşamba) saat 19.00’da Eğitim-Sen salonunda bir araya gelip çocuklarımız için yapabileceklerimizi, Cuma günü yapacağımız eylemi nasıl büyütebileceğimizi konuşalım…” diyorlar.

okuldonusumunehayir

 

Destek vermek isterseniz ya da kendi okul-veli sorunlarınıza çözüm arıyorsanız Veli Derneği Veli-Der’in iletişim bilgileri şu şekilde:

Veli-Der Twitter hesabı: https://twitter.com/Veli_Der

Veli-Der Facebook hesabı: https://www.facebook.com/groups/velider/

Veli-Der Web sayfası www.velider.org

 

9 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, ilkogretim, OKUL, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Esnaf ahlâkı mühimdir

Zamanında bir mahallede büyüdüm. Harika bir şeydi, hele ki seksenlerde… Her bahcenin kapısı cocuklara açıktı, bakkaldan gazete, fırından ekmek alırdık. Evde birsey bitince çocuklar bakkala gitmek icin yarışırdı.

Akşam üzerleri balkonlarda çay sefaları sürülür, beyi eve erken gelen hanim hemen kalkardı.

Yaz aksamlari balkonda yerdik yemegi. O balkon benim bugünkü evimin mutfagindan büyüktü. Gelen gecenle babalar sohbet ederdi..

Apartmanda samimi komşular arasinda tabak trafigi vardi. Pisen kekten bir tabak Emine ablalara cikarirdim, Yelda’nin annesi de bize simit aşı gondermis olurdu.. Tursular, pogacalar, kabak tatlısı ve receller, dolmalar, sarmalar, kisirlar, ay corekleri ve zeytinyağlılar güdümlü birer ucan daire gibi uzerlerinde bir pecete ile gezerdi asansorsuz ama temiz binada.. Pecete ile örtülürdü çünkü, göstermek ayıptı. Hangi komşuya gidiyorsa, digerleri şans eseri gorurlerse imrenmesinler diye. Binada eli tabakli biri gorulurse özenle görmezden gelinirdi ki; tabak size değilse, utanip bir tane de size getirmesinler diye. O kadar ki, tabakla kapiya gelen birinin tabagina bile bakmazdınız; belki size degildir, gorgusuzluk olmasin diye.

 

Muhitin esnafı muhitin çocuğunu tanır, büyüklerle selam alır verir. Büyük bir aile gibidir mahalle.

*-*-*-*

Sonraki yillarim bir sitede gecti. Güvenlik, peyzaj, otopark, market pakete dahil, alışılmış komsuluk opsiyoneldi. Semtin küçüklüğü sayesinde yine de o eski havayı yakaladık..

Evlendikten sonra sitede de oturdum, apartmanda da.. Semtimi seviyorum. Bir avm insani olarak, mumkun olduğunca semt esnafindan alisveris yaparim. Hem semt esnafini desteklemek, hem de aldigim şeyde bir sorun çıkarsa adamin yakasına yapisabilmek icin…

Mesela en soyu tükenmeye yüz tutmuş mesleklerden ayakkabı tamircisinin müşterisiyimdir. Bozulan çanta fermuarlarını değişirler, kopan Cat botların bağcıkları bulunur, bazen şemsiye bile tamir ettikleri olur. Ayakkabıları da güzelcene tamir eder boyarlar. İşinin erbabıysa, zengin olmaz ama aç da kalmaz.

Avm tamircileri cicili bicili yerlerdir, tamirciye ezile büzüle topuğu kopmuş ayakkabı vermek bana göre değil. Ama niyeyse avm tamircisi pek bir lüküs. Benim ideal tamircim, gönlü geniş, güler yüzlü, ufak tefek işlerden para almayan “canın sağolsun” diyen adamdır. Esnaf ahlakı böyle bir şeydir. Sen gönlünden kopanı bırakırsın ufak işlere. Bazen onu da almaz, ısrar kıyamet..

Bu kadar yazıya niyetlenmemiştim, basitçe yazıp kaçacaktım ama dayanamadım laf lafı açtı. Geçen gün annemin çantasının sapı kopmuş. Eski meski ama iş görüyor çanta. Niye atayım? Ben ki bir freecycle adamıyım.. Olmaz. Mahallenin tamiricisine bıraktım sabah. Akşam üzeri kızımı gönderdim, eline 5 lira verdim, “kaç lira diye sorarsın, ona göre ödersin” dedim. Basit bir dikiş işi, ne tutar ki?

Tamirci değişmiş. Dükkan aynı dükkan. Adam kimbilir neyin nesi?

Allah aşkına bak bakayım bu ne?

çanta sapı

çanta sapı

Ben kendim bu kadarını dikerim zaten. Koparmış sapı, bir daha dikmiş.

Kötü bir işçilik ve az bir emeğe de kızın elindeki 5 lirayı güzeeelce almış. Hop, müdavim müşterisini kaybetti gitti.

 

 

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, kültür, severim paylasirim, soruyorum, şikayetlerim

ARANIYOR.. IKEA BARBAR Tepsiler

Aşağıdaki ürünleri mutlaka bulmam lazım. Elinde olup da hediye etmek/makul bir fiyattan satmak isteyenler mail gondersin lütfen.

* ikea kare şeklinde olan BARBAR tepsi. Geyik ve kar desenli olanlari arıyorum

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, soruyorum

Giyim mağazalarındaki inanılmaz hata!

Çok kısa olarak yazacağım: benim (kadın, erkek, cocuk,ayakkabı vb ) her giyim mağazasında bir türlü anlam veremediğim şey, ürünlerin kendi aralarında gruplandırılmamış olmaları..

Tüm ürünler bedenlerine göre gruplandırılmış olmalı.

Mağazada daha fazla yer kaplayacağına eminim.. ama doğrusu bu olmalı, ben o mağazaya 40 beden etek almaya gitmişim, 40 beden etekleri bir arada görebilmeliyim.

Bir etek beğen, tezgahtar bul, tezgahtar 40 bedenini bulsun.. ya da başka model iste bir türlü bulamasın.. Çok vakit kaybı. almayacağım şeyleri görmek istemiyorum.

Eşime XL t-shirt alacağım diyelim, önce modellere niye bakayım? Bir tane beğeniyorum, “bedeni yok” diyorlar.

– E hangisinde var?

– Siz beğenin biz bakarız…

Olmuyor.

Ayakkabıcıya girdiğim zaman 38 numara ayakkabıların nerede olduğunu bilmeliyim, doğrudan orada çeşitlere bakmalıyım. (ki bunu yapan ayakkabıcılar var, biri de Derimod!)

Belki tam benim istediğim gibi olan bir gömleği es geçiyorumdur… Bilemiyorum ki, koca mağazayı gezmek zorundayım. Oysa doğrudan 40 beden bölümünde olsam, belki birden fazla ürünü bir bakışta beğenip alırım…

Özetle: kendime gomlek alacaksam nasıl kadın reyonuna gidiyorsam, erkek reyonunu da baştan aşağı incelemek zorunda değilsem, ürünler de bedenlere göre, müşterisine hitap etmelidir. Aynı kitapların kitapçıda konularına göre dizildiği gibi, ne bileyim hipermarketlerde kasap reyonu ayrı makarna reyonu nasıl ayrıysa, genel bir “yiyecek” teması altında değilse…

Tekstil ve ayakkabı mağazalarının da bedenlere göre dizilmesinin çok daha efektif olacağı kanaatindeyim..

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, soruyorum

Elden ele.. Nerden nere :))

Olayı anlatmadan evvel, büyükbabamın, eniştesiyle kavga etmesine sebep olan olayı anlatayım, gülmeye şimdiden başlayın…

1950’ler… Kış günü, havalar soğuk, evde geceleri tek eğlence akraba ziyaretleri. Büyük halalar, bizimkilere oturmaya geliyorlar. Büyükbabam askerlik anısını anlatıyor… 

Güya büyükbabamın askerliğini yaptığı yere yüksek rütbeli önemli bir kişi teftişe gelmiş. Teftişi beğenmemiş, “biz size şu kadar ödenek çıkardık, şu şu şu işler niye olmadı/kötü oldu” diye sormuş başçavuşa.. Başçavuş hemen “arzedeyim komutanım, bakınız şöyle” diyerek, sırada hazırolda bekleyen askerlerine dönmüş, en baştakine yerden bir topak çamur almış vermiş, “elden ele yanındakine ilet” demiş.. Sıranın sonundaki askere geldiğinde o bir kiloluk çamur kütlesi bilya kadar kalmış.. Sıradaki herkesin eline biraz bulaşmış çünkü… 

Ertesi hafta da büyükbabamlar akşam oturmasına bacısıgile gitmişler. Laf lafı açmış.. Enişte kişisi, “bak abi sana askerde başımdan geçen olayı anlatayım” diye başlayıp AYNI hikayeyi anlatmasın mı? Ama bir farkla, bu sefer başçavuş yerden çamur almıyormuş, mutfaktan hamur getirtiyormuş.

Büyükbabam öfkelenmiş.. “birincisi o hikaye benim askerde başımdan geçti, ikincisi daha geçen hafta anlattığım hikayeyi bana mı satıyorsun, üçüncüsü de o hamur değil çamurdu” demiş. Bunlar hamur idi-çamur idi epeyce laf dalaşına girmişler o günden sonra.. :)))  

Bir süre daha sonra büyük halayla bizim aile arasındaki bir miras meselesi yüzünden tartışma çıkıp/küsülüp hiç görüşmediklerinden onlardan kimseyi tanımıyorum. Büyükbabam ben 7 yaşındayken vefat ettiğinden olayı üçüncü, dördüncü ağızdan dinlediğim gibi aktarmaktayım, vebali söyleyenin boynuna artık)

*-*-*-*

Ailede zeka ortalaması maşallah yüksek. Ama CMYLMZ’ın da gayet güzel ifade ettiği gibi, iq da tansiyon gibidir, yükseği tehlikeli oluyor…

Bir kuzenim var. Yemeğe çağırırsın, yolda gelirken kır pidesi görmüştür, dört tane yer tok gelir, hazırlanmış onca yemekten tadamaz bile. YEMEĞE gelmekte olduğunu unutmuştur. Üstün zeka zor bir şey gerçekten..  Bu yakınlarda bambaşka bir macera oldu, soralım bakalım siz olsanız ne yaparsınız….
İki kuzenim geçen yıl farklı şehirlerde restoran işletmeciliğine geçti. Güzel oldu.

“Hayırlı olsun” hediyesi olarak birine web sitesi açıp alan adı filan hediye ettim, çok makbule geçti. Diğeri de açılışını yaptığı gün ailece yemeğe gittik ; tabii ki bizden hesap almadı. Ona da iki tane çelenk gönderteceğimize o çelenklerin parasını bahşiş olarak bıraktık. Kuzenim restoran açtı diye niye çiçekçi para kazansın? Üzerine bir metre kurdeleye adım yazılıp dükkanın önünde dikilecek de ne olacak? Kaldırıp çöpe atacaklar ertesi gün… Yazık yüklü de para tutuyor iki tane çelenk.. O açılışta garson, komi, bulaşıkçı sevinmelidir bence. Zaten çiçek işine komple kılım ya.. Hiç girmeyeyim o lafa..

Yine bir yakınım, biz ona temsilen A diyelim… Eşinden dinlediğime göre, yukarda zikrettiğim restoranlardan birini ziyaret ediyor. İşletmecisi olan kuzen hemen ürünlerden bir paket hazırlattırıp “aman bizimkilere ilet, sana zahmet” diyerekten bunun yanına verip gönderiyor. Para ödeme uğraşısına giren A, kuzenimce reddediliyor doğal olarak.. (Böyle durumlarda usulen bahşiş bırakırsın ama yemeği ödemeyi teklifinde ısrar etmezsin. İnsan akrabasından da para alacaksa, hele ki bir hediye için…) Fakat A işi abartıp kasadaki personele gidiyor, uygun bir miktar nakit koyup uzaklaşıyor. Böylece “parasını ödedim, mal benim” diyerek, pakettekileri arkadaşlarıyla yiyor, bize paketin sadece lafı ulaşıyor. O da tamamen tesadüfen duydum yani.

Durum bu.

Şimdi, A emanete hıyanet etmiş midir?

Kuzen, durumu bilmediğinden sonraki günlerde “koca paket yolladık, insan bir arar da teşekkür eder, bizimkiler de iyice saçmaladı” diye düşünüp üzülür mü?

Yemediğim hatta bir ihtimal hiç haberim olmayacak olan bir şeye teşekkür etmeli miyimdir?

Ben bunu zamanında duymamış olsam, iki aile arasında yıllarca sürecek küslük gelişecek midir??

Cevaplar sırasıyla “evet”

A da neticede akrabam, afiyet şeker olsun, hiç önemli değil..

Paket içeriği de bir Alex değil, bu konuyu dile getirdiğime değmez..

Kuzen, iyiliğe karşı kemlik gördüğünden, masum, teşekkürü hak ediyor.

Aradım, bu komediyi anlattım. Beraberce güldük.
Komik ama, kabul edin.. Şahane bir ailem var canım…

1 Yorum

Filed under iştahlı işler, kültür, soruyorum

Kung Fu Panda’daki usta Şifu var ya..

Hangi hayvan acaba diye merak ediyordum…

kung_fu_panda2
Kızıl Panda imiş.. Google’ın yalancısıyım..

Yorum bırakın

Filed under çocuk, severim paylasirim, soruyorum, TV

Sevgili Hayat

Kısa ve güzel bir şeysin ama anlamadığım şeyler var Hayat. Neden iki cins insan var? Neden kadın-erkek eşit haklara sahip olmasın diyor öbürküler? Neden türlü türlü fikirler var?? Neden illa ki ya Beyaz ya Siyah taraftan olmak lazım? İnsanlar ömürlerini siyahlığa ya da beyazlığa vakfedip karşı tarafı öldürmeye debelenirlerken GERÇEĞİ nasıl da ıskaladıklarını görememeleri yazık değil mi?

Neden insanlar aç ve hala içki-sigara parası bulabiliyorlar?

Neden çocuğuna söz geçirip falan diziyi izlemesine mani olamayan anne, kanala dizinin saatini değiştirtmek için mail atıyor???

Neden benim hoşgördüklerim beni hoşgörmüyor?

7 Yorum

Filed under ben yazdım, soruyorum