Category Archives: severim paylasirim

Çocuk Mantığı -iii-

5 yaşındaki oğlumu güldürmek için saçma sorular soruyorum..

– aa bak bu murun..

+ hayir anne. o bii burun.

-bak bu bir çiş

+hayir o bii diş..gibi..

– bak bu köpek deliği.

beklenen cevap: komik anne.. O, göbek deliği.

gelen cevap: komik anne.. O, insan deliği.

 

 

*-*-*-*-

2013 – kızım 10 yaşında.. İç Mekan : mutfaktayız.

bir yandan süt kaynıyor ocakta, bir yandan tezgahı siliyorum bir yandan kesir çalışıyoruz:

– anne süt taşıyor.

yetişip kapattım. o kadar acele etmeme şaştı.

– süt pahalı mı anne?

+ o yüzden değil, taşarsa yanar ve pis kokar ve temizlemesi de çok zor olur.

– niye pis kokar?

+ protein yanınca kokar

– fırın sütlaç niye güzel kokuyor

+ onda yanan şey protein değil şeker= karamelize oluyor ve güzel kokuyor.

biraz düşündükten sonra: “aferin sana ne güzel soru bu..”

2 Yorum

Filed under çocuk, severim paylasirim

EMEKLİLİK – E SGK

DİKKAT DİKKAT. ŞU ANDA ÖĞRENDİĞİM BİR BİLGİYİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM.
https://esgm.sgk.gov.tr/Esgm/
EMEKLİ OLMAK İÇİN GEREKEN YILIMI TAMAMLAMIŞ BULUNUYORUM.
YAŞ BEKLEYENLER KATEGORİSİNE GİRDİM. İŞİME DEVAM ETTİĞİM İÇİN, YAŞIM DOLANA KADAR DA PRİM ÖDEMEYE DEVAM EDECEĞİM.
NE BİLEYİM, GÜZEL BİR DUYGU İÇERSİNDEYİM. O GÜNLERİ DE GÖRÜRÜM İNŞALLAH
:)))

ps: emekli maaşı ne kadar ki???

 

 

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, severim paylasirim

Fikrim geldi, feyste paylaştım -i-

İşhanlarindaki gibi, apartmanlarda da cay ocagi olsun. 7/24 diyafona basip “onuc numaraya iki cay, bi orta kahve,bi de gazoz.” Diye siparis verelim. hopp gelsin.

Yorum bırakın

Filed under ben yazdım, icatlar, severim paylasirim

Zarf icat oldu, hijyen bozuldu.

Kahve severim. Daha güzel yazayım, kahveseverim.

Eşimin telefonunda bir ara “Kafeinman” olarak kayıtlıydım, o derece. Hiç bir ikramı geri çevirmem. Neskafe bile içerim. O kadar yani. Favorim Türk Kahvesi’dir. Yalan yanlış poşette satılan hazır Türk Kahvesi bozuntularına da karşıyım. Böyle rezillik olmaz. İnstant Türk Kahvesi mi olur, Türk Kahvesi’nin adabı zaten uzun sürede hazırlanması..

Bkz: ve Destekleyiniz: Türk Kahveme Dokunma!

İkinci sevgilim espressodur. Onun da yeri ayrı ama Türk Kahvesi en güzeli.

“Tiryakinin keyfini ne tazeler? Taze elden, taze pişmiş, taze kahve tazeler….” derdi rahmetli dedem.

Araba kullanmayı öğretirken : “kızım frene ağıııır ağır basacaksın, tiryakinin kahvesi dökülmeyecek” derdi rahmetli babam.

Oğlumun sünnet pastasını Türk Kahveli yaptırttıydım, dahası var mı?

Sülalecek kahveperver miyiz neyiz??

Evet.

*-*-*-*-

Kahve, cezvede pişer. Cezve metal olmuş, elektrikli olmuş farketmez. Bir tek, telve nam, arcelik makine kahvesi gibi makinelerde yapilanı iğrençtir. Su haznesini görmediğim, temiz olup olmadığını bilmediğim şeyden nasıl kahve içeyim? Kimbilir ne zaman değişti suyu, ne zaman temizlendi?? Bakteri mi üredi, su yosun mu tuttu bilmiyorum. Ben o kahveyi içmiyorum..

*-*-*-*-

Gelelim zarfa. Zarf, kulpsuz kahve fincanını taşımak için icat edilmiş gayet meşhur bir Türk geleneğidir.

 

Bu resimdeki, çeyizimden, halis Trabzon telkarî bir zarf ve ters duran tabağı.

Bu alttaki resimdeki de, şu aralar kahve veren her yerde niyeyse moda olan, bakır kahve seti.

sette yer alan herşey bakır. (kalaylanmamış bakır insanı zehirler, biliyor musunuz? bu ve benzeri cezveler hep kalaysız….)

hatta bu resimdeki kahvem, sade olup, kumda pişmiş bir kahvedir. Nefisti. İkram da, gözlere bir ziyafet.. Hatta bazı mekanlarda, kahvenin de bir kulplu kapağı oluyor… negzel..

Neyse, benim derdim başka.. Bu zarflar bir defa, pis pis bakır kokuyor, agzima değdirmesem de, burnuma değiyor, neticede kahvenin tadını hiç ediyor.

İkincisi, bunun yıkanması mümkün değil. Adabı, zarf ile içmektir kahveyi ama herkesin ağzını değdirdiği yerden nasıl içilir bu??? pipet verseler???

Fincanı çıkarıyorum zarftan, çay bardağında rakı içer gibi, iki parmağımla tutup dikiyorum. Çok fena..

Bi mesajım daha var, o yanında gelen, lokumluk… içi kalaysız, içindekiler temiz mi pis mi, kaç masaya geldi gitti daha evvel belli değil.

Kahvemin yapıldığı mekana, mutfağa gidip denetleyesim var, lakin kahveme tükürmesinler diye katlanıyoruz işte..

 

Vallahi tiksinmediysem de, mutsuzum.. Çok güzel, çok otantik. lakin bu setler no-hijyenik.

Kapatırken, eksik kalmasın: Pazardan yoğurt alınırken, denenirmiş o zamanlar.. Rahmetli büyükbabam, kaşığını cebinde taşırmış. “Yoğurtçu herkese aynı kaşıkla tattırıyor, ben huylanırım” diyerek. Rahmetli ettikleyin, fincanımı, cezvemi yanımda mı taşısam???

 

Dip not: zarfla gelen kahvenin falı da olmaz, yazık….

8 Yorum

Filed under iştahlı işler, kültür, saglik, severim paylasirim

tembel pastası…. olmaz bu kadar

Bi tane hazır Uno Pastaban.. Paketi aç.. alt dilimi tabağa ko.

üzerine bir çay fincanı ılık Sek Salep.. ara kremasııı

üst dilimi sütle nemlendir, kapa.

tepesine yarım paket hazır puding. mumkunse kakaolu…

bittiii. üst krema soğuyunca üzerine hindistancevizi ekersen, lüks bile olur..

hic kimse de ara kremasının ne olduğunu, nasıl bu kadar lezzetli olduğunu anlayamadı …

 

aştım kendimi…

:))))

Yorum bırakın

Filed under ev işi, iştahlı işler, severim paylasirim

Nivea Clean Deeper! Daily Deep Cleansing Scrub aldım. iyi!

Carrefour /(sevmem aslinda) sevgililer gunu icin kozmetik reyonunun bir bolumune yuzde elli indirim yapmış. mesela el kreminde geçerli, şampuanda geçersiz…

firsattan istifade, bir yüz temizleyici aldım. Nivea (bunu da sevmem) “daha da derin temizleyici” aldım. yarı fiyatına olunca, dayanamadım. Daha Loreal’inkini bitirememiştim ama.. Neyse bu da iyidir. Siyah noktam olacağına (bu yaşta hala cildim kendini ergen sanıyor ya.. acaip) fazladan bir ürünüm olsun..

>Gerizekalılar, arka etiketteki kullanma klavuzu kısmının tam üzerine koymuşlar alarmı, sinir oldum. Her neyse. Ürün başarılı. Biraz alıp, ıslak yüze masaj yaparak uygulanıyor. Durula, kurula, pırılda.

Hakikaten, ilk kullanımda beğendim. :))

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, kozmetik, severim paylasirim

Bu bir marshmallow.

image

Bu da lacivert oje.

Buldumcuk oldum. Çok fena…

1 Yorum

Filed under kozmetik, severim paylasirim

Elimin hali, elem rengi

Lafı biraz döndürüp dolaştırabilir miyim? Evet..

Öyle çok mükemmel ellerim yok. Kısa,  kalın parmaklı sayılırım. Benden piyanist cikmaz herhalde, ama klavyede üzerime yoktur. Bilgisayara çok uygun ellerim var. Beceriklidirler hem.

Kendilerini isim takacak kadar değilse bile, severim. Zaman zaman dekore bile ederim. Geçen yazlarda, geçici simli dövmelere sardırmıştım. Kına, hastasıyımdır, hiç kaçırmam…

Altın, gümüş, çelik, pırlanta… Takarım. Yakışır da.

Ama bir türlü tırnak uzatmam, oje sürmem. Lisede bile sürmezdim, başka kızlar bayılır, daha cumadan okuldan döner dönmez sürer, pazartesi sabah çıkarırlardı. Bende hiç o merak gelişmedi.

Dolayısıyla, nişanımda, düğünümde filan sürmüşlüğüm, sürdürmüşlüğüm var, ama mesela 9 yaşındaki kızımın kolleksiyonu benim bütün hayatımda kendime satın aldığım oje miktarından on kat fazla.

Tırnaklarım hep kısadır, daha hijyenik buluyorum. daha samimi buluyorum. (tırnak yiyenlerden de nefret ederim, bu arada..)

Bir süre önce, gri ojeye merak sardım. Ama açık uçuk bir gri. Kurşunkalemle boyanmış gibi. Antrasit değil. Bu resimdeki tam istediğim renk değil, zaten flaşla çok açık mavi çıkmış. Ama anlatıyo derdimi..

gri oje

Her neyse, avmlerde ne kadar oje satan yer varsa, her birini aradım taradım, cok da favori bir renk olmadığından sadece 4 tane bulabildim.

kolleksiyon

İşte bunlar. Bir de söyle bir durum var. 2 numara Claire’s’ten alındı. 3 lira. 4  numara Sevil’den ve 10 lira. Aynı firma üretmiş, aynı ambalaj.. Sırf markaya para verdim. Sevil zaten çok tuttuğum bir yer değil, bir daha da zor giderim. Bu kazığı unutmak mümkün değil.

Sevil’inki biraz daha koyu, işte şu:

gri oje

(berbat çekim ve paint terk uygulama için özür dilerim. fotografcilikta hiç iyi degilim)

Aradığım oje 1 numarada yer alan, Golden Rose 134 numara. Gerçekten tam istediğim gibi çıktı. Çok memnun kaldım. Bu arama tarama sırasında elde ettiğim en büyük başarı, en sonda yer alan Golden Rose’de satılan aseton. Bugüne kadar gidip marketten en bilindik asetonu alıyordum, o da yılda bir olan bir şeydi. Gerçi flormar’da ısrar ettiler bi tane de oradan almıştım asetonsuz oje çıkarıcı, beğenmedim. Bitmedi gitti zaten. Atcam yarın.

Neyse, işte bu Golden Rose’dan aldığım, (marka bile zıttırıvıttır, ne işim olur benim goldenrozda? meğer bunu bulacakmışım) aseton şişesi özel tasarım. üst kapağı açıyor, saydam kısmı 45 derece sağa çeviriyorsunuz. Pamuğu şişenin ağzına koyup bir iki bastırıyorsun, yaylı kapak sayesinde dökülüp saçılmadan, ters çevirip sıkmadan asetonlu pamuğunuz oluyor. çok kullanışlı. çok başarılı.  Bitsin içine kolonya dolduracağım, şahane bir icat.

bugünlük de bu kadar saygıdeğer oje severler. bakalım bu hevesim ne kadar sürecek?!?

7 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, icatlar, kozmetik, severim paylasirim

Kar :D .. çocukları kara çıkarmadan önce…

Karda oynarken, insanın elleri ıslanır, sonra da donar. parmak uçları sızım sızım sızlar.

Eldiven de bir yere kadar, eninde sonunda su geçirir, ıslanır.

Pratik bir anne olarak, kendi çocukluğumdan pay biçtim ve şunu icat ettim:

Eldivenin üzerine bir buzdolabı poşetii, poşeti de paket lastiği ya da halka lastik tokayla tuttur. kardaki en güzel, en sıcak eğlence senin olsun. Islak eldivenler ellerini üşütmesin, eğlence yarım kalmasın..

Salep içen? Yanında marshmallow da var :))))

Edit: 30/03/2012… Neden sonra akıl ettim, niye cerrahi eldiven takmıyorum ki normal eldivenin üzerine???? Akıl yeni geldi başa.. Seneye inşallah

08/01/2013 bakınız yaptım:

 

karlaron numara icat oldu!!!

 

2 Yorum

Filed under çocuk, ben yazdım, icatlar, severim paylasirim

KAR

Rahmetli babamin da cok sevdigi, Arif Nihat Asya’nin  bir siiri var. cok yazasim var bu siiri..
Kimler elemekte,hangi el sağmakta?
Bir mucize var, bu bembeyaz sagnakta.
Ey yoksullar, yetimler; müjde,
Susuz kalmışlara süt, açlara un yağmakta..

Yorum bırakın

Filed under severim paylasirim