Category Archives: ev işi

Koz ağacında karga var! (*)

Bir derdim var. Gündüz dördümüz pek bir araya gelemiyoruz. Bir tek aksam sofrasında böyle bir sansimiz var. iletisimimizin maksimum olmasi da gerekiyor bittabi sofrada..

iyi de arkadas, konusamiyoruz kari koca…

kizin eli klavye tutmaya basladi. yaninda site ismi vermemek icin akla karayi seciyorum.

ya da günlük olayları şifreleyerek anlatmak zorundayiz cunku aklina geleni aklina geldigi yerde sorabiliyor..

aile bireylerinin birer kod adi var bir süredir. kısaltmalar o biçim. bazi kelimeler ingilizce, bazilari farsca arapca filan…. normal muhabbetimizi yapamaz olduk..

Anne:  Bugün FT aradı. OT’nin fatheri bize ömür olmuş

Kız : ne olmus?

A: Yok bir sey yemegini ye

Baba: Pero’nun annesi ile kardesi naapmışlar?

A: Hastaneden çıkmış Peronun kardeşi ama halen Totikle arasindaki cereyan mafiş.

gibi..

çok fena.

(*) bir antep deyimi. kulak misafiri olabilecek bir çocuk varsa etrafta büyükler birbirlerini uyarmak için “koz ağcında karga var” derler. boylece bilmemesi gereken şeyleri işitmez cocuk milleti.

bkz: Koz ağacında karga var.

(**) Koz: Ceviz

2 Yorum

Filed under çocuk, ev işi, severim paylasirim

Bahar temizliği derken aklıma geldi

Ev halimden kısa notlar:

* İlk bebeğim doğduğunda hastane odasının çöp poşetini değiştirmeye geldi hademe. Ve ben o yaşımda ilk defa çöp poşeti takmanın pratik bir yolu olduğunu fark ettim. O güne kadar serdiğim çöp poşetleri illa ki yumak olur dibe inerdi. Hep dert olmuştur bana bu konu. Meğerse kolayı varmış. Artık çöp poşetlerim yerinden kımıldamıyor..: Paylaşayım dedim. Tek bilmeyen ben değilimdir değil mi?? (ayrica dikkatinizi cekerim, hastane odasinda lohusa halimle bile pür dikkat bir antepli olarak, “düştüğüm yerden bir avuç toprakla kalkıyorum” : )   )

*

* Dert bir mi ki?? Çöp kutusu naaparsan yap kokar. Temizle temizle nereye kadar. Ahanda bunun çözümü:

Bulaşık makinesi deterjanı mı desem, makine koku gidericisi olarak satılan bişey bu. Bulaşıkları kokuttuğundan ben pek sağlıklı bulmadım,zaten bulaşık makinesi de kokmuyor ki koku gidericisi olsun… Garip. Her neyse, bu malzemeye para verdiğim de yok da deterjan kutusundan hediye olarak çıkıyor bazen. Ben de bu şekilde kullanmayı tercih ediyorum. Bir tane de banyodaki çöp kutusuna attım. Çöp kutusunun dibinde duruyor öyle. Nice doldurulmuş bebek bezleri atıldı o çöpe, bana mısın demedi.. :))

* Arabamda da bir çöp kutusu var benim. Onun fotoğrafı var mı bilmiyorum.. Ufak boy bir kova işte. Dibine 10×10 boyutlarinda numune olarak verilmiş bir mermer parçası koydum, devrilmiyor. Sağ ön koltuğun önünde duruyor işte..Üzerine de poşeti geçiriyorum. Arabada yenen içilen her şeyin kabuğu çöpe. Çocuklu olunca biraz daha pratik oluyor insan (takıntılı kadın, çocukların üzerine niye atıyorsun, tamamen senin kendi obsesif karakterin…) [sensin şizo] /arabamı temiz seviyorum ne var bunda?/

* çamaşır işine gelelim….

Bir zamanlar kapıcımız bana bir gece kalktiğinda mutfağı su basmış bulduğunu anlatmıştı. Muftağa girmeden sigortayı kapamış.. İyi ki de aklına gelmiş, çünkü uzatma kablosu yerdeymiş.. Bu hikayeden beri, elektrik çarpması tehlikesi de korkularım arasına eklendiğinden; uzatma kablolarini yerden yukarı koymaya gayret ediyorum.

* Bu konuya son ek: çamaşır yıkamak için en güzel icada rastladım.. Renk koruyucu mendiller.

Kesinlikle verilen parayı hak ettiğini düşünüyorum. Renk karışması tarih oldu. Çok daha verimli çamaşır yıkıyorum ve her bir mendil de tek kullanımlık değil bence. Ben en az üçer kere kullanıyorum, rengi iyice bozarana kadar yani… Zaten her çamaşıra da atılmıyor.. Bir kutu uzun zaman yeter insana.. Çok sevdim ben bunu. Başka marka da var piyasada, her ikisini de tavsiye ederim. <3

( Bu yazıyı beğendiyseniz şunları da öneririm… : Bu bir bu da iki )

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, icatlar, severim paylasirim

Arzum Corny mısır patlatma makinesi aldim..

Bizde “kavurga” derler, mısır patlağına… büyücek, altı üstü telle kapalı  bir eleğimsi aletle yapılır, ocağın üzerinde kırk saat sallaya sallaya yakmadan pişirmek gerekir, her tarafa mısır kabuğu saçılır lakin çok güzel olur…

Babaevimdekinin çerçevesi ölbe gibi ahşaptan mamüldü. “Hande giden Takyanoz(*)” tabii. Ama Feysten arkadaşım Nurcan sağolsun, kendisininkinin fotoğrafını yolladı.. Teşekkürü borç bilirim:

kavurga eleği, pop corn makinesinin atası

ve illa dişimin arasına kaçtığından ben pek sevmem.  Bir tek sinemada.. pop corn var ya.. Ona da ne katıyorlarsa artık (yağ ve tuz elbette : )  ) insanın ne canı çekiyor yahu!

Ben sevmem ancak kızım bayılır, babamız rica minnet teflon tencerede şahane mısır patlatır.

Anneannesinde de Tefal’inki var, kız her gidişte yaptırtıyor. Eve de alayım dedim, yeni çıkmış, hem de yerli aldım bir Arzum..

Mısırları patlatıyor, tamam.. ama tasarimi sorunlu. pek döküp saçıyor… dönerek ivmeli bir şekilde fırlayan mısırın yüzde yirmisi oluktan aşağıya, kaba döküleceğine, yere tezgaha filan saçılıyor..

Aldım ama pek memnun kalmadım :((

gerçi adamlar yazmışlar üstüne corny (**) diye.. niye dikkate almadım bilmem.. basiretim bağlandı işte.

——————-

(*) Takyanoz hakkında: Hande giden Takyanoz

(**) Corny:  Türkçe’den ingilizceye düşünmenin sonucu bulunmuş bir pazarlama fikri :))) mısırsı olarak tercüme edilebilecek ama daha çok bayağı filan anlamında bir laf. Google translate’den bakın ilk üç tanım şunlar:

Sözlük

  1. sıfat
    1. bayat
    2. modası geçmiş
    3. nasırlı

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, iştahlı işler

Bunlari da yeni aldim, memnun kaldim..

Ipek AG evden bildiriyor:

Uzun zamandir istedigim bir urun vardi. Camasir Katlama Sihirbazi olarak geciyor.

Günün Fırsatı

indirdik.com internet sitesinden bayagi uygun bir fiyata aldim. cok da muhim bir ihtiyac degil, biliyorum. herkes camasir katlar. ne var bunda??

ben biraz daha takintili bir insan oldugumdan bu aletle duzgun katlanmis camasirlar benim icin cok guzel bir goruntu sagladi. memnunum acikcasi. usenmedim t-shirtleri bir de renk sirasina dizdim. kim gorecekse? olsun keyif benim keyfim… keyfim de kekâ yani..

T-shirtleri ve tabii kazaklari ust uste koyarken guzel de, aradan bir sey cikarinca o guzelim istifin bozularak saga sola devrilmeleri ayri bir giciklik oluyor. bunun cozumunu de sununla buldum:

bu kumas kalpli sert kutular canim IKEA’dan.. yanlarinda kulplari var, dolabin ust rafina konacaklar icin hurctan daha tertipli ve daha iyi bir cozum. cekip indiriyorsun, icindekiler de saga sola yatip devrilmemis oluyor.

t-shirtler icin ben bu kutulari dikine degil yatay kullaniyorum. nasil anlatsam, acik tarafi one geliyor. tişörtleri içine (yan yuzeyin uzerine) ust uste diziyorum,iki taraftan ve hatta arkadan desteklendiklerinden yayilip gitmiyorlar dolabin icinde… dolabi toplama zamani geldiginde de cekip tumunu disari cikarabiliyorum..

son olarak ev ekonomisi:

Tchibo’dan kapi altligi almistim bir tane.

Cok basit ama cok islevsel bir urun. Kapinin altina bir ucundan bir ucuna geciriyorsunuz. kapinin altinda hem icte hem dista o silindirsi kisimlar kaliyor. icinde sunger var, disi plastigimsi bir sey kapli. temiz kaliyor en azindan.

Kesin olarak hava akimini kesiyor. Evde bazi odalarida kaloriferi calistirmiyoruz. Cok mutasarrif bi kadin oldum ciktim, masallah. Aksama kadar girilmeyen calisma odasi ve yatak odasi ne diye isinsin ki? Simdi bu urun sayesinde sicaklik kaybi olmuyor, iyi bir icat.

Her neyse bu urunden ilk olarak bir tane aldim. Baktim guzel bir sey diger kapilara da alayim dedim ama ara tara bulamadim tekrar. yakin zamanda 2010’un en iyileri temasinda tekrar piyasaya verildi. siddetle tavsiye ederim.

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, icatlar, severim paylasirim

Çamaşır Kurutma Makinesi Lüks mü? İhtiyaç mı?

Bir yıldır düşün düşün en son karar verdim : bana bir tane lazım.

İki çocuklu bir evde her gün çamaşır makinesi çalışıyor arkadaş.. bazen günde iki kere. Üç tane portatif çamaşır kurutma askısı var evde. yazın neyse de kışın önüm arkam, sağım solum ıslak çamaşır serili odalarla dolu oluyor ve ben de bunaldım bu durumdan.

Kurutucum (evdeki adı “buda” bu arada… günde bir iki kere önünde huşu ile diz çökmemle dalga geçiyor eşim…) diğer tüm beyaz eşyam gibi Bosch marka. B enerji seviyesi olanı aldım. En beğendiğim yönü, buzdolabında olduğu gibi kapağını açınca içinde ışık yanması :))))

+ özellikler:

* yaz kış temiz ve mis kokulu olarak kuruyor çamaşırlar. dışarı asılmış çamaşır o dakikadan başlayarak kirleniyor.

*içeri asılan her şey odada aşırı nem oluşturuyor. küf-bakteri neyse ne ama mobilyalar için de kötü

*kombi çamaşırı kurutmaya çalıştığından igdaş’a verdiğimiz paranın yarısı ziyan oluyor.. ev kışın hep ıslak gibi geliyor bana….

* ütü masrafınız azalıyor. pek çok şey makineden sıcak olarak çıkar çıkmaz düzgün katlanıp dolaba kalkacak durumda oluyor.

* yer sorunu yok. istersen götür salona dik. fişe tak çalışsın herhangi bir bağlantı gerekmiyor. benimki odamda masa niyetine yer buldu kendine ..

* elektrik harcamasına gelince. üç aydır kullanıyorum makineyi. faturada pek bir kımıltı görmedim.. son oniki aylık faturalarımı alt alta yazıp ortalamasını aldım. sonra da ortalama rakamdan her ayın farkını hesapladım. % olarak şöyle bir tablo var elimde:

1- (-)%7

2- %21

3- %15

4- (-)%21

5- %4

6- (-)%24

7- (-)%20

8- (-)%30

9- %2

10- %6

11- %2

12- %17

hele bir iki fatura daha gelsin de istatistik kendini bir toparlasın tekrar yazarım.

nasıl çalışıyor? bilmiyorum. pişiriyor belki de… epey ısı çıkıyor çünkü….

çamaşırları içine atıyorum program seçip kapatıyorum. bas düğmeye… bitti gitti. belli süre sonra çamaşırlar kuru/ütüye hazır/dolap kuruluğunda gibi seçenekli olarak makineden çıkıyor. işi bitince her seferinde hazneye dolan saf suyu (çamaşırın suyunu arıtıyor ) döküyorsunuz (tercihan bir kovaya aktarıp arabanıza cam suyu yapabilirsiniz, iyi oluyor). iç süzgecini de elinizle şöyle bir sıyırıp birikmiş havları atıyorsunuz. o kadar.

(ilk bir kaç seferde yumak yumak hav çıktı çamaşırlardan. bayağı çek yatın altında biriken toz yumakları gibi hav çıkıyor…şimdi ya akıllandılar ya da eni konu inceldiler pek hav çıkmıyor?!?)

bu arada tek sinir bozucu kısmı şu:

kaldığı yeri unutuyor makine. (ya da ben henüz kullanmayı çözemedim, servisi aramam lazım aslında) diyelim hem kotları hem de çorapları beraber kurutmak istiyorsunuz:

birinci grubun “dolaba kaldırma kuruluğunda” ikinci grubu da “çok kuru” olmasını arzu ediyorsunuz. Eh, hepsini bir seferde kurutmak mümkün teoride.. Önce birinci programla tümü dolaba kaldırma kuruluğuna gelir, sonra kotlar çıkarılır ve çoraplarla ikinci program devam eder. Elimizde oldukça kuru bir sürü çorap olduğundan (bir kuruluk sensörü olduğunu varsayıyorum, mantık bunu gerektiriyor) ikinci program normal süresinden kat kat kısa sürmeli oysa sil baştan başlıyor….

ya da bir önceki çamaşırın suyunu dökmeyi unuttum diyelim, makine belli bir yerden sonra o haznenin boşaltılmasını talep ediyor.. ama  “beklet” tuşuna basıp hazneyi döküp geliyorum, yerine takıp “devam” diyorum … haydaaa taa en baştan bir daha…

servisi arayayım ben en iyisi….

özeti şu: çok memnunum!

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, severim paylasirim

kriter sorunsalımız

Evcek ev bakıyoruz yıllardır. Hobimiz oldu artık. Pekiii neden bulamıyoruz?

İkimizin de kriterleri ayla güneş kadar farklı da ondan. Neredeyse üzerinde anlaştığımız tek konu Anadolu yakası’nda olması. hatta deprem riski var diye istanbul dışını düşündüğümüz anlar oldu…
bırak semti, mahalleyi, ideal dairenin kacinci katta olması gerektiğinde bile mutabık kalamadık.
biz birbirimizi nasıl bulduk acaba? Benim 66 maddelik kriter listem vardi, eh biliyorum ki onun da “olmazsa olmaz”ları varmış.
şak diye uydu listelerimiz birbirimize..
dur bakalim ne olacak…
derler ki, iyi bir evlilik iki şeye bağlıdır: doğru insanı bulmak, doğru insan olmak. 

Yorum bırakın

Filed under ev işi, severim paylasirim, taşınmak

Domestos Hijyenik Leke Çıkarıcı Toz

FikriMühim’den gelen Domestos paketindeki gökmavisi kutuda toz hijyenik leke çıkarıcı’yı hemen çamaşır makinesinin üzerine koydum.

Planıma gore “bahar temizliği de yakın, önce şu beyazları aradan çıkarır sonra tüllerde denerim” diyordum. Evdeki hesap çarşıya uymadı gene…
Önce konunun detayına gireyim: Hijyen ile temizlik arasında fark var. Bakteriler de bizim gibi besleniyor ve çoğalıyorlar. Bakteriler gözle görülmediğinden; ne kadar temiz gibi görünse de, iyi yıkanmamış çamaşır ve bulaşıkta yiyecek ve vücut salgılarının artıkları anında bakteri üretmeye başlıyor. Bakteri sayısı katlanarak artıyor ve iki günde milyon tane bakteri yuvalanıyor kullandığımız eşyalarda… Bakterileri farketmenin en kolay yolu da beslendikten sonra saldiklari artiklarinin cikardigi koku. Ayak kokusu, çorap kokusu, kirli çamaşır kokusu hep bakterilerden kaynaklanıyor. Leke çıkmış olsa da çamaşırda kalabilecek en küçük bir artığı affetmiyor bakteriler. Yani bakterisiz=hijyenik bir temizlik şart.
Hijyen herkes icin ama özellikle küçük bebeği olanlar için çok önemli. Mama onluklerini dusunsenize. İki gunde milyonlarca bakteri o besleyici mama artiklarinda nasil da yuvalaniyor…
Nerden nereye atladim…
Oglum gece gece evin icinde koştururken bir kaza geçirdi ve kendisini kanlar içinde acile kaldirdik. Dikiş atıldı, pansuman yapildi ve eve geri döndügümüzde perişan haldeydik. Hemen üstünü başını çıkardım, posete koyup kirli sepetine attım. Hay Huy içinde geçti zaman, ben de -aklımda domestos oldugundan- özellikle yıkamadım. Bir hafta sonra, ayiptir göstermesi, pijamanın görüntüsü şuydu:

Bu kan ve pansuman malzemesi karisimi elbette bakteriler icin en guzel besiyeri yani cogalma ortami olmustu… Domestosun siftahını yapma zamani da gelmişti..
kutu üzerinde yer alan tarife uyarak yarım ölçü domestos hijyenik leke çıkarici ile 40 derecede önyıkamasız yıkandıktan sonra aynı pijamanın hemen makineden çıktıktan sonraki ŞOK hali de budur:

Muhtesem.
Evvel ezel ev içinde temizlikte Domestos ürünlerinin kullanicisiyimdir ama camasirda her zaman Kosla kullanirdim. Markette ve reklamlarda görmüstüm ama markami degistirme geregi duymamıstım… Bu başarılı ürünü herkese tavsiye ediyorum ve bundan sonra ailemin çamaşırlarının, gercekten temiz olduklarini gönül rahatliği ile bilerek her zaman Domestos tozla yikanacagini ilan ediyorum.
FM’e ve Domestos’a tesekkurler.

11 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, severim paylasirim

Tertip delisi oldugumdan, her zaman derli topluyumdur

Efendim elektrikli cihazlarin kablolari vardir. Mesela sac kurutma makinesi.. Takik oldugumdan, makineyle isi bitince kablosunu makinenin etrafina dolayan insanlara sinir olurum..

Bizim evde bilcümle kablolar (hatta arabada kulakligin kablosu) keleplenmis olarak dururlar. Orta boy sac tokalari ile cozdum bu sorunu. en ufak karmasa yok, dugumlenme, arama tarama, bir cekmece dolusu sarj aletinin arasindan kendininkini ve iki ucunu bulamayip cekip hepsini birden dokme kesinlikle yok.
bakınız:

bu tokalarin irili ufaklilari cesitli kablolarimi tutmakta. Sarj kablolarinin disinda, ozellikle mikserin kablosundaki cok isime yariyor.

Biter mi? bitmezzz.. Bakınız bir başka icat.. Ben icat etmedim ama faydasini goruyorum:

Uzun zamandir kivirmali dis macunu sıkacağımız var iki tane. Her eve lazım bir seydir…Bunlari da evdeki krem tupleri icin aldim. bepatendi, pişik kremiydi lazım oluyor. Gerci kizim huptrik hüpletirken bile kullaniyor. : )

Yorum bırakın

Filed under ev işi, güvenli hayat, icatlar, severim paylasirim

Acil durum her an surpriz yapabiliyor!

Acil durum planiniz olsun. Hem de en kotu felaket senaryolarını düşünerek, paranoyakça hazırlayın planı..
* Evde mutlaka nakit para bulundurun.
* Bir adet ışıldağı koridora monte edin. Pillerini/şarjını her ay kontrol edin.
* Mümkünse, gaz/karbonmonoksit/duman dedektorleri alın. Yangın söndürücü koyun bir kenara.
* Cep telefonunun sarjinin bitmemesine dikkat edin, azalinca mumkun olur olmaz sarj edin. gerekli gereksiz oyun oynayarak,internete girerek sarjinizi bitirmeyin. Depremde ilk elektrikler gidiyor, şarjınız yoksa kendinizi şimdiden öldünüz bilin.
Arabanizda arac sarji bulundurmak iyi bir fikir.
* El fenerleriniz olsun. Pillerini de yakınına koyun. bir saniyede takabilirsiniz ama bitmis pillerle ve olmus bir fenerle karsilasmazsiniz en azindan. Daha iyisi: manyetolu el feneri alın. Beş lira bile değil.
* Cocuklariniza acil durumda arayacaklari telefonu, en azindan sizi arayabilmelerini ogretin. Adreslerini telefonlarini bilsinler.
(Ne olur ne olmaz.. Doğar doğmaz gümüş bir künye takın, (altın olmaz, biri değerli bir şey diye çocuğun canını yakabilir) Ön tarafinda adi, arka tarafinda cep telefonu numaraniz olsun)
* Boyu yetişiyorsa -siz soylediginizde- ocagi kapatmayı, kombiyi kapatmayi, fisi prizden cekmeyi, anahtari kullanarak kapiyi iceriden ve disaridan acabilmeyi ogretin.
* Ev ve araba anahtarlariniz hep ayni yere koyun. Elli tane pantolon cebi yirmi tane cekmece arayacak zamaniniz olmayacak! Kapip cikabilmelisiniz…
* Kıyafetiniz musait olmayabilir, ev hali, ayakkabilikta hep uzunca bir ceket, mont bulunsun, sirtiniza atar cikarsiniz.
En yakin hastaneye nasil gidildigini bilin.
* Buzlukta her daim buzunuz olsun. Her tur dusmede hemen buz uygulayin,sismeyi de kanamayi da durdurur.. Paranız yetiyorsa mavi jellerden alıp buzlukta bulundurun.
* Arada bir tatbikat yapmanın faydasını görürsünüz.
* Zaman zaman bir fakire sadaka vermeyi ihmal etmeyin!
Allah’a emanet olalım..

2 Yorum

Filed under ben yazdım, ev işi, güvenli hayat, severim paylasirim

Tupperware sevenlerdenim/reklam olsun diye degil ha!

İnsan katalogu ilk gordugunde “amaaan plastige bu kadar para verilir mi ayol, aha bir milyoncu bunlarla dolu” diyor.
sonra sonra bir kaptiriyorsunuz, imkani yok vazgecemiyorsunuz.
bir defa en saglikli saklama kabi..
ikincisi on yil garantili. NET! daha ne?
ucuncusu son derece kullanisli akillica tasarlanmis seyler hepsi..
dorduncusu : garip garip isimleri var bazilari cok komigime gidiyor, unutamiyorum..
ben ilk ne almistim? :Evde en eski urun bir eko tiptop surahi var mavis. kocaman bir sey ama uc yasindaki oglum bile kaldirip bardagina sudokebiliyor. kapagi lingir lingir oynayan, esek olusu gibi agir cam surahlerden ne bezmistim ama… yazin dolaba koyuyoruz. kapagi kapali, dolap kokusu sinmiyor. cok memnunum.
en sevdigim urun? : soysoy. domatesi havucu saniyede ve profesyonel bir sekilde soyabiliyor. vallahi sahane.
malum, yazmistim, kizima bir matara aldim kitty’li. icime sine sine temizliyorum, okula suyunu gonderiyorum. bir de sandvic cuzdanini aldim kittyli ama cok buyuk. hele seneye kullanirim.
Almaya doyamadigim urun?: şeker kaplar, şekerler serisi. icinde ne oldugu gorunen opak alt, simsiki kapanan kapak. mutfakta en lazim olan sey!
almayani dovsunler: zeytinyaglik, acikgoz, eski model tuzlukları…
beni Tupperle tanistiran olmasa da, alistiran; en sadik musterisi olmaktan mutluluk duydugum; yillardir sehirlerarasi alisveris yaptigim, cok nazimi ceken Sevgili Arkadasim,Belgin‘i de burada hurmetle anmam lazim, tam yeri. Sagol bacim.
ek not: uzun zamandır buzluga %75 oranında içme suyu doldurduğum 400 ml’lik Antartika’ları koyuyorum. Çıktığında “dolap kokusu sinmemiş” tertemiz buzumu yarım dolu Tiptop surahiye atıyorum, kısa zamanda tam içmeyi sevdiğim gibi “serin” suyuma kavuşuyorum. her eve lazım :)

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, ev işi, güvenli hayat, icatlar, iştahlı işler, saglik, severim paylasirim