Category Archives: çocuk

İşten artmaz, dişten artar.

Ben bu sene akıllandım . Buyrun ispatı:
Bu benim “Altın Yumurtlayan Kaplumbağam”.
image

Akşam eve gelince cebimde kalan 1 liralari buna atiyorum.
50 kuruslar kizin, 25 kuruslar oglanin bombozuk olanlar da Ziraat bankasinin kumbarasina gidiyor. (*)

Kaplumbağam tıka basa dolduğunda, artık bir ay mı olur üç ay mı  belli olmuyor, içinden çıkan paralar = 1 Çeyrek oluyor.  Çeyrek kumbarasina gidiyor.

:) Fena mı?

*-*-*-*-*-*

Almak istediğim çok güzel şeyler var. Ama elimi cebime atmadan önce şunu düşünüyorum: “İstiyorum Evet, peki ihtiyacım var mı?”
Bu soru bana geçen sene epey tasarruf ettirdi. Hala kapılıp aldığım, ota b.ka para verdiğim oluyor ama ;) akıllandim o kesin.
Çocuklara öğüdüm : “Para oyuncakçıda/markette vb vb duracağına bende dursun. Para bana lazım niye adama vereyim? ”

*-*-*-*-

Bu da geçen yıl oğlum anaokulundayken Kızılay’a ziyarete gittiklerinde dağıtılan kumbara. 5-10 kuruşlar buna gidiyor. Azımızı çoğa saysınlar artık. Bu sene Şubat tatilinde götürüp vereceğiz bankaya..
image

 

3 Yorum

Filed under aile, alışveriş işleri, çocuk, severim paylasirim

Evde Peru, hayvani lama, baskenti Lima.

Milliyet Cocuk dergisi ile harika bir çocukluk geçiren ben, Kızıma 10 yaş hediyesi olarak #Bilim Çocuk Dergisi aboneligi aldim. 50 liraya bir yıl boyunca kapima geliyor dergiler.

Hem eğleniyor hem öğreniyoruz hepimiz..

Kasim sayısı eki olan Peru maketini bugunku pomodoro molasinda yaptik üçümüz.
Ben Yoda miyim, neden bütün cümleler devrik?

image

image

image

image

Üç boyutlu şahane bir maket..

Pınar Büyükgüral tasarımını inovagtif bir ar-ge calismasiyla iyileştirdim.

Kedi Rezidansindan artan strafor parçasına yarım kürdanlarla çaktım.
Figürleri de kürdanlara bantlayıp mobilize ettim.

Güzel oyun çıktı.

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, el işi, icatlar, ilkogretim, kültür, severim paylasirim

Gel pisi pisi, var mı ev gibisi?

Herşey Hamza Bey’in paylaştığı bir video ile başladı. Dedi ki:

Kedilere ev yapabilmek için insanlar yarıştı.

biri de benim..

Aşama aşama:

20131207_154340

Straforu kutunun ön ve arka yüzünün ölçüsüne göre falçata ile kestim

20131207_154648

Ön ve arkaya eklenen strafor kalınlıklarını ilave ederek yanların ölçülerini aldım ve strafordan paylı olarak kestim, ki koli bandı ile yapıştırırken köşeler tam kapansın.

20131207_161132

McGyver bantı ile her yerini sağlamlaştırdım. Verandaya dikiz!

Çatıyı da, taban gibi biraz uzun tuttum, gölge yapar, yağmuru keser diye.

İçine de iki avuç kedi maması koydum :))


20131207_163343

En büyük handikapı olan hafifliğine çözüm bulamadım. Rüzgarda uçmasın ya da köpekler sürüklemesin diye garaj kapısı ile duvar arasına sıkıştırdım. Bir yere bağlamak lazımdı aslında. Ertesi günü kayboldu. Biri çaldı herhalde…. 

Bütün bunları yapmak yarım saatimi aldı. Kızımın yardımı ve sohbeti ile vakit su gibi aktı. En güzel eğitim görerek, yaşayarak eğitimdir. En iyi dersler okulda değil, aile sofrasında edilen sohbetlerde alınır.

Kedileri ve kendimizi çok memnun ettik.

Siz de yapın. Sokak hayvanlarından biz sorumluyuz…

12 Yorum

Filed under çocuk, insan olmak, severim paylasirim

Breathe Right nedir? Nefes alma hakkıdır!

Hayatımın uzun bir bölümünde ağzım açık yaşadım. “Geniz eti” ben küçükken icat edilmemişti. Burnum tıkalıydı, nefes alamıyordum ve ben bunu normal saydığımdan, hiç başka türlüsünü bilmediğimden şikayet de etmiyordum.

Bir tek ağzımdan nefes alabiliyordum. Beni iştahsız sanıyorlardı. Bilmiyorlardı ki aynı anda hem nefes alıp hem yemek yememe imkan olmadığından debeleniyordum sofrada…

Burnumdan nefes alamadığım için yıllarca sürekli olarak boğaz enfeksiyonları yaşadım. Deli gibi antibiyotik kullandım mecburen. Tetrasiklinler yüzünden dişlerimde renklenmeler oluştu. Ön dişlerimde sapsarı lekeler. Bir çocuğun gülümsemesi kadar güzel ne var? Ben gülümseyemedim hiç. Ki, şehirdeki en seçme, en zeki çocuklarla aynı okuldaydım. Espiriler havalarda uçuşurdu, benim sadece gözlerim gülerdi. Çok utanırdım dişlerimden. Hem 4göz, hem dişleri sigara içiyormuşçasına sapsarı..

Serviste 5 yıl aynı okula gidip geldiğim ve idolum olan abla, hatıra defterime “bildiğim kadarı ile sessiz, sakin bir kızsın” yazmıştı. Bana? BANA!!

Kendim olabilmem için, içimdeki İpek’i dışarı çıkarabilmek için 18 yaşımda ilk iş dişlerimi kaplattım, lens takmaya başladım ve 20’lerin ortalarında tel de taktım. (işleri rast gitsin Denta-Kid, Dr. Mehmet Özgen) Bir de o geniz eti ile beraber burnumu düzelttirdim (elleri dert görmesin ONEP Prof.Dr.Onur Erol)

Neler neler çektim yani. Nefes almak ve alamamak aradaki farkı iyi bilirim. Bu konuda uzman sayılırım. Bu yazımı da bu uzmanlığıma dayanarak yazıyorum…

*-*-*-*-*-

Fikri Mühim’den bu ay gelen kitten Breathe Right çıktı. Breathe Right zaten bildiğim bir ürün. Bugüne kadar Göğüs büyütücü hap, Dudak dolgunlaştırıcı ruj, minare gölgesi, davul tozu muamelesi yaptığım, fasa fiso gördüğüm bir kutucuktu kendisi. “Hayatta para vermem” dediğim şeylerdendi.

Bir kez daha büyük konuştuğumuzu anladık sevgili okurlar.

Bende görünce oğlum tutturdu, “ben takcam ben takcam”. Kemik şekline ve yıldızlarına vuruldu. Zaten soğuk almış, “iyi tak” dedim.

Taktık :

br1

Sümüklü burnu bir anda açılınca hissettiği mutluluğa bakar mısınız?

Breathe Right sayesinde soğuk algınlığını boğaz enfeksiyonuna dönüşmeden atlattık. Niye? Nefes alabildiği için.. Bugün bir doktor muayenesi 40 lira, reçeteye girmeyeyim hatta. Hop kutu kendini amorti etti işte. Al bulunsun!

Bu da ben,

br 2

Takar takmaz 3. bir burun deliğim varmış gibi, zonk diye hava almaya başladım! Şaşkın görüntü ondan. Gece horlayanınız filan varsa, tavsiye ederim. Her ikinize de rahat uyku temin ediyor.  Ohh nasıl bebekler gibi uyutuyor anlatamam.

Normalde büyükler için olanı ten renginde ama ben yıldızlı varken ten renginin yüzüne bakmam yani.. :))

Bence, her eve lazım. Çok beğendim ve mutlaka evde bulundurulacak bir ürün oldu bundan sonra.

 

 

 

12 Yorum

Filed under aile, araştırdım, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim

Kan kırmızı, süt beyaz

Deve yavrusundan küçük.
Kale kapısından sığmaz.
Fındık kabuğuna sığar.

Bir bilmece(*) ile başlamak istedim.
Bu aralar, “if you fail to plan, then you plan to fail” özdeyişini evde uygulamaya döktüm.
Bu güne kadar “Baktin ki olmuyor, bakmayacaksin” şeklinde kör topal giden bir sistem vardı. O sistem, çöktü. .

Evdeki süremiz sınırlı, yapılacak iş ve ders belli.  Paylastirmak için güzel ve etkili bir yöntem buldum. Pomodroido.
Bu yöntemi bulan adam domates şeklindeki Mutfak saati ile zamanı bölmeyi icat etmiş. Bir saati üçe bölmüş. On beş dakika çalışma beş dakika mola.
Her dördüncü mola 15 dakika. .
Sadık kalırsanız, çok faydalı bir sistem.. Pomodoro domates demek ve bu işi bir uygulama olarak andriod telefona indirilebilir hale sokmuş ve adına Pomodroido demiş.

Evde herkes dersine işine onbeş dakika ayırıyor, kronometrem alarm verince beş dakika molada beraber oyuna dalıyoruz.

Uzun zamandır Meraklı Minik ve bir süredir de Bilim Çocuk alıyorum.  Bilim çocuk Ekim sayısında Şehirler ve Mimari konu edilmiş. Gaudi’ye uzun bir bölüm ayrılmış. Ayrıca konuyla ilgili Hafıza Kartları, bir Tasarım Dergisi ve bir de oyun eklenmiş.
4 liralık dergide Elli dört liralık Eğitim Bilim Kültür ve eğlence var!
Bizim evde yoğunluk fazla olduğundan her dergiyi hemen işleyemiyorum.  Bu oyunun sirasi bugün gelebildi. Çok güzel vakit geçirdik Mimari Yapılar tombalasi ile..

image

image

image

Bunlara ek olarak “arka bahçede Bilim”izlemeyi seven çocuklarım için yine Tübitak yayınlarının 100 deney kitabını aldım. 10 lira! Çalan vermez ayol. ..

image

Öneriyorum.

 

 

 

 

(*)

Kan kırmızı, süt beyaz.

Deve yavrusundan büyük.

Kale kapısından sığmaz.
Fındık kabuğuna sığar.

CEVAP: doğru. bunların hepsi de doğru. Kan kırmızıdır, süt beyazdır. Deve de yavrusundan daha büyüktür. Kale kendi kapısından sığmaz, fındık ise kabuğuna güzelce sığar.

3 Yorum

Filed under aile, çocuk, icatlar, kültür, kitaplar, severim paylasirim

Lego’dan ne yapılabilir ki?

Bu hafta Eniştem ve E… isimli harika bir kadın (izinsiz adını ve yazısını eklemek istemedim, umarım izin verir ve yazarım) bilmeden bana ilham kaynağı oldular.

E… hanım, çocukları ile şahane vakit geçirebilen, hem iş kadını hem süper anne bir arkadaş. Anlatmaya kalkarsam ne denli kıskandığım ortaya dökülecek, hiç açmayayım o mevzuu.. :) O kendini biliyor.. Aynı gruptaki biz 400 kadın da yazdıklarını hevesle, imrenerek ve açıkçası yol öğrenerek okuyoruz.

Çok iyi puzzle yaparım. Bilmece-bulmaca çözerim. Harita okurum. Kafa çalışıyor yani. Masal anlatırım, öykü uydururum.. Hayal gücü de var..

Ancak, bugüne kadar Lego’dan bir şey inşa edebilmişliğim yok. Hazır kutululardan alıyoruz mesela oğlumla. Yönergeleri izleyerek kutunun üzerindeki resimde ne varsa onu inşa edebiliyoruz. Ancak oğlumda benden daha ileri bir yetenek var, bir avuç Lego’dan türlü çeşitli şeyler üretiyor. Şunu buna birleştirip “hop” kuş yapıyor, robot yapıyor, hayalgücü ve 3D düşünebilme becerisi sanırım. Ben düz duvar örüyorum Legoyla. O kadar. Pencereli de yapabilirim, o da bir derece.

Evde sandık dolusu Lego var, oğlum bir Legolas! Bense sıfırım bu konuda.. Derken eniştem kızına aldığı bebek evini, çocukluğumuzdaki oyunları ve Legodan üretim yapmayı beraberce cümle içersinde kullanınca aklıma fikir getirdi. İlla hayalgücü şart mı? K.çımızdan uydurmadan, ilhama tabi olmadan Lego oynanmaz mı? Oynanırmış, Lego hayatın ta kendisi olurmuş hatta.

Bizim evi planladım. Kızım ve oğlumla beraber Cumartesi Pazar’ın bütün boş dakikalarında başına çökerek kendi evimizin maketini yaptık. Hemen hemen eksiksiz oldu. Haftaya bambaşka bir mekan yaparız bence..

+ Evcilik oynayamadığımdan (onu da bilmiyorum niye?) bir hafta bu ev maketi ortada duracak, çocuklar oynamaya doyacaklar…

Ev yakınlığına buyrun: 

20131103_135616

Kuşbakışı.. Ne kadar da derli toplu.
20131103_135647

Yemekte balık ve kek var. (bulaşık makinesi ve fırına dikiz yalnız)20131103_135706

Bendeniz Kindle/Tablet ya da başka bir tembellik peşindeykene..

20131103_135719

Kerimem hanımefendinin odası

20131103_135727

Aa, bizim bey gelmiş ayol, bana müsaade!

 

 

5 Yorum

Filed under aile, çocuk, severim paylasirim

Taç-mahal sorunlarına çözüm 1-C

1-A ve 1-B‘den sonra bu da değerli arkadaşım Besa’nın çözümü.

PVC boru. evet, mükemmel fikir.. kendi sözleri ve resimleri ile:

“geçen gün bijuteride gördüm bunu. gerçi orada bir dolaba monte edilmişti ve üç sıra boru vardı. ben bunu tesisatçıdan aldım:)) satıcı çok güldü ne yapacağımı duyunca:)) kalın, pimaş bir boru aldım. dışını defter kabıyla kapladım. şimdi amacım kocama bu boru üstüne iki delik açtırıp iple bağlayarak bir yere asmak

şimdi aklıma geldi yazmak:) bu mereti kurdelayla bağlayıp cadının kapı koluna astım ben. sağlam oldu. bugüne kadar hiç düşmedi”

 


tac tutucu 2

 

3tac tutucu 1

 

Yorum bırakın

Filed under çocuk, icatlar, severim paylasirim, tertip

Okul pantolonunda 2013 Osmanbey kreasyonu

Oğlum geçen sene anaokulundaydı ve eşofman tarzı, belden lastikli penye pantolonlar giydi. Bu sene okul üniforması pantolon-lakost şeklinde.

E bu zamana kadar ben oturup çocuğa düğme iliklemeyi, açmayı öğretmedim ki?!? Bu vesile öğrenir dedim, adam düğmeyle uğraşırken az kaldı altına kaçırıyordu.
Ne yapsam ne yapsam??? Beline lastik taktırayım dedim. Terzi Osman amcamıza gittik.
Osman amca görür görmez “cırt takalım” dedi.
30 senelik tecrübe tabii.
Düğme derdi bitti. Kaza riski kalktı… :))
Sen sağ, Osman amca selamet!

Okul pantolonunda 2013 Osmanbey kreasyonu

2 Yorum

03 Ekim 2013 · 14:41

Taç-mahal sorunlarına çözüm 1-B

(21 Mayıs 2010 Cuma’dan gelen nakil yazı)

Daha evvel de yazdigim gibi, taçlar muhafazası zor şeyler.. özel ve işlevsel bir mahalleri olmalı. kızımın taçları için bulduğum çözüm gene şahane oldu…
Bu, bildiginiz plastik yogurt kovası…

Bu kaplanmadan onceki hali.. ölçümü yapilirken…

Bu, yapiskanli kagida aktarilmis olculer.. taban alani daha dar oldugundan egimli bir kesim oldu
Bu, kaplamasi bitmis kova:
Bu da güzel kızımın taçları için yeni taç-mahal. :))
Bu da mucit macit kılıklı, icatperver bendenizin son fikri.. Cok beğenileceğine eminim… Telifini mi alsam?
:))

8 Yorum

Filed under çocuk, icatlar, severim paylasirim, tertip

Taç-mahal sorunlarına çözüm 1-A

(21 Nisan 2010 Çarşamba’dan nakil gelen yazı)

Bence taçlar kısa olsun uzun olsun saçları insanin gözüne girmesin diye kadın erkek herkese yakışan hoş şeyler. Kraliyet ailesindenseniz, elbette sizin taçlarınızı nereye koyacağınız sizin için benimkinden daha büyük bir sorundur. Kendi çapımda benim de bir taç kolleksiyonum var. Ve hiç bir yere sığdıramıyordum. Çekmecenin açılıp kapanmasına engel olduğu gibi, epeyce de yer kaplıyorlardı…
Çözümü buldum:

Kizimin taclarina buldugum cozum bundan daha da sahane… azz sonra

3 Yorum

Filed under çocuk, icatlar, severim paylasirim, tertip