
Bu iş bayagi ciddilesti. Sokaklarda bu kapak toplama seysilerine rastgeliyorum. kim bu zahmete giriyor, birikenleri kim ne aralik topluyor da bir ise yaratiyor? Nedir bu kapak meraki???

Bu iş bayagi ciddilesti. Sokaklarda bu kapak toplama seysilerine rastgeliyorum. kim bu zahmete giriyor, birikenleri kim ne aralik topluyor da bir ise yaratiyor? Nedir bu kapak meraki???
Filed under araştırdım, çevre
Böyle antin kuntin, hiç bir yerde satıldığını görmediğim ilginç şeyleri satan bir sürü site var. Mesela Buldumbuldum… İndirdik….
Bilirsiniz. Hergün mailleri gelir, garip garip “kim alır ayol bunları” dediğiniz şeylerin 13,99 gibi fiyatlarla satıldığını görür, sonra da silersiniz.
Bir süredir bu bitenekadar maillerini severek izliyordum. O “kim alır Allah aşkına bu ne be?” duygum bir süre sonra “lan amma ilginç şey, aa tam da ihtiyacım vardı,ooo süpermiş” şekline dönüştü..
Aldıklarımdan beğendiklerim de var beğenmediklerim de.. Yorumlarım bunlar:
AMMAA gerçekten başarılı!!! hijyen sağlar mı bilmem ama notebook’un o kadar temiz tutulmasına gayret gösterilmesine rağmen tuş aralarındaki toz ve kırıntıların etkisiyle birçok harf zor basıyordu, ısrar istiyordu, klavye üzerinde bu jeli şöööyle bir ovaladım. Miss.
İşte böyleyken, böyle…
Filed under alışveriş işleri, araştırdım, icatlar, severim paylasirim
Niyeyse banyoda iki yabani ari cikti. ikisini de öldürdüm adilerin, ama bunların geldiği yerde genellikle dahası da vardır. Arı tuzağı şart oldu.

Sütaş ayran’ in boş şişesini usturuplu bir oranda ikiye kestim. Üst kısım alttan daha kisa olacak.
Alt kısma bal döktüm azicik, gerci bira daha iyi olur diyorlar ama hem baldan eminim, hem de bizde bira bulunmaz..

Ust parcanin agiz kısmına ince bir plastik parcasi monte ettim. Bu arada, dikkatinizi yapışkan bantın ucunu kaybetmemek icin kullandigim klipse de celp ederim.
Parcanin üzerinde artı şeklinde bir faça atıp, ic köşelerini dışa büktüm azicik. Tuzağa düşenin geri çıkmasını hiç istemiyorum….



En son, iki parcayi birbirlerine zımbaladım.
En guzel arı tuzağı silindirik şişelerle yapilir. Bkz. kola şişeleri..
Elveda arı eziyeti!
Not: arıları sirke kokusu kaçırır. Arısız balkon ve bahçe kahvaltısı isterseniz, bir fincan sirke koyun sofraya.
Ama sirke kokusu beni de kaçırır, hiç sevmem. En güzeli tuzak…
Not 2 : işi ilerlettim: Arı Tuzağı 2
Filed under araştırdım, ev işi, icatlar, severim paylasirim
Şu yazıda anlattığım saç dökülmesi sorunumla uğraşmalarım devam ediyor.. Mezoterapi bile yaptırdım. ETG’ye bile girdim. Ooohooo.. Sen sor ben söyleyeyim..
Kadınlara saç nakli neden yapamıyorlar bilmem ki….
*-*-*
En son meşhuuur vitaminli saç bakım yağına bulandım. Teee Güzin abladan beri bilinen, her eczaneden 10-12 liraya alabileceğiniz vitamin iğnelerini badem yağına karıştırıp saça sürmece işte…
İlaç ismi vermek istemiyorum ama herkesin bildiği, Pepanten, Pemiks ve Pevigen ampullerden birer tanesini, 50 ml badem yağına katıp, çalkalayıp bekletmeden saç diplerinize yediriyorsunuz.
Öğüt 1: Kolayca çıkarabileceğiniz bir t-shirt veya gömlekle başlayın işte..
Öğüt 2: Kapı çalabilir, öyle çıkmamak için bir tülbenti el altında bulundurun.
Öğüt 3: Acemiyseniz, ampulleri selpakla filan tutarak lavabonun üzerinde kırın. Noktaya dikkat! Elinizi kesmeyin, her tarafı batırmayın..
Öğüt 4: Bir kürdan bulundurun, ampul içeriğini badem yağına akıtmak zor olur. Kürdanı daldırıp ileri geri oynatın dökerken..
Benim saçlarım ense hizasında.. 50 ml badem yağı bana yetiyor. Zaten formül de 50 ml badem yağı için birer ampul. Neticede kafa derisine besleyici bir malzeme olduğundan saç uzunluğundan bağımsız olarak, aynı miktar herkesin kafasına yeter diyorum ben..
Saç boyası fırçası kullanan var, diş fırçasıyla süren var, ben kafamı lavaboya eğip, dörder parmağımı da karışıma bandırıp sonra masajla saç derime sürmeyi tercih ediyorum.
Sonra da zamanında masaj fırçası olarak aldığım silikon uçlu, bir tarafı seyrek bir tarafı sık dişli tarakla iyicene tarayıp saç diplerine kan topluyorum, saç uçlarına kadar da yayılmış oluyor badem yağı..
Bilahare saçları streçe sarıyorsun, 4 saat bekletiyorsun, güzeeelce yıkıyorsun..
Badem yağı soğuk suda bile elden kolayca akıp giden, çok vıcık vıcık olman bir yağ. Güzel kokuyor. B vitamini ise leş gibi kokuyor, ıyyh yani..
Beceremem diyorsanız, alın malzemeleri ve streçinizi, kuaförünüze gidin.. Hem orada yarım saat bir saat kadar da makineye girersiniz.. Fena olmaz..
5 hafta üst üste yap bakalım.. Hiç olmazsa, saçın çıkmasa bile, kalan saçlar gayet bakımlı ve yumuşak oluyor.. Sonra ayda bir filan yaparsın işte.. Mis..
(çam teremeti koysam mı biraz da?)
Bütün maddeler şeffaf olmasına rağmen, çalkalandığında opak oluyor…
Vitamin katkılı saç bakım yağı

Sık dişli silikon tarak

Tersi, seyrek dişli tarak

Saç derisine yedirilmiş karışım (1. hafta)
Strçlenmiş paketli kafa (4. hafta)
Filed under araştırdım, bakımlı hatun, kozmetik, saglik

Ben DOA’yı yeni duydum biliyor musunuz?? Ayıp bana..
Siz bir zahmet şuradan duyun: DOA KOZMETİK
Ben bir Lushie‘yim, malum… Ayrıca hayatımı basitleştirmeye çalışıyor, geri dönüşüme inanıyor, doğal içerikli, organik, vegan, hayvanlar üzerinde test edilmeyen kozmetik ürünlerini tercih ediyorum. Çok da seviyorum…
Ve Doa, ama doğa değil…. Nasıl buldum? Nerden nereye, hakkaten “Arif’in Mençıstıra attığı golü” ararken esprisi gibi, gecenin bir yarısı sörfte ulaştım..
İnanamadım, o kadar normal, o kadar güzel ki, bünyem bu saflığa alışık değil, bir tür dolandırıcılık zannettim….
Telefonla Özcan Beyle yarim saat kadar konustuk. İkna oldum. Fair Trade, Ok…Alacağım. Seç seç al, üç lira beş lira ?!?!
Helal-i hoş olsun verdiğim paralar, beni çok mutlu etti Lush. Ama sanırım, yolları ayırdık.. Bazı gerçekten vazgeçemeyeceğim ürünleri hariç, zor…
DOA’dan aldıklarım, zamanında ulaştı. Bu bir artı puan…
Bütün ürün gruplarından aldım, (hayır buldumcuk olmadım, bir kısmını merak ediyordum, (bkz argan yağının önemi), bir kısmına da ihtiyacım vardı, (şampuanım bitti bitecek…) denedikçe yazacağım..
1 Adet DOA krem
(Melisa veya Fesleğen)
1 Adet Body lotion
1 Adet 100 ml SHEA BUTTER
1 ADET 20 ml Pirinç Kepeği Yağı
4 ADET Sabun
Melissa Kremi denedim, şahane. Sürün sürüştürün… Yumuşacık.. Evdeki bütüüün diğer kremleri hooop freecycle.. Bundan başka krem tanımam. Yaşasın Shea yağı!!!!!
Fesleğen kremi, denettirdiğim şahsa kaptırdım. :( hemen yenisi sipariş edilecek, onun kokusu da daha mı iyiydi ne???
SABUNLAR: Güzel kokuyor, gayet kuru, elleri yıpratmıyor ve temizlikte başarılı.
Argan yağı: Nemlendirici olarak bir damla kullanıyorum, elime bulaşanları da saç uçlarıma yediriyorum. Bende “bir güzellik” bulanlar arttı ama bu mu kaynağı bilmem.Pek anlamadım ben.
Duş jeli : güzel kokuyor, güzel temizliyor. Zaten şu ya da bu SLS içeren duş jelini kullanıyoruz, Neden DOA’nınki olmasın?
Filed under alışveriş işleri, araştırdım, çevre, bakımlı hatun, icatlar, kozmetik, saglik, severim paylasirim
Neçe zaman sonra kendi bilgisayarımın başına çöktüm. Resimleri elden geçiriyorum, aslında gözden geçiriyorum… Çoook uzun zaman önce yazmayı planladığım bir sürü şey buldum. Aslında, bunu yazmışım gibime geliyor ama.. Neyse bir daha yazalım.
Gecen yıl, bir indirim fırsatı sitesinden Pro Nail manikür promosyonu satın aldım.
Pek maniküre pediküre gitmem. Hepatit B ve AIDS dahil ödüm kopar. O yüzden ne kuaförde, ne de öyle harcıalem sokak arası manikürcülere ASLA gitmem. Mazallah. Korkulu rüya görmektense uyanık yatmayı tercih ederim.
Pronail’de otoklav var. Bu da ameliyathane hijyeni demek. Tam aradığım şey…
Uzun zamandır uğraşa uğraşa, kendi kendime şahane manikür pedikür yapabiliyorum artık. Bayağı bir manikür setim var. Tırnaklarımı kısa severim, oje moje de kırk yılda bir… Çocukların tırnakları da benden soruluyor.. İyidir… Pronaili denemek istiyordum, kupon işi de olunca, sevdim.
İşte bir heves, aldık kuponu, randevu da aldık. Kızımla kalktık gittik. Bağdat caddesinde bir zemin katta mekan. Acaip temiz ve lüks gözüküyor. Bildiğimiz kuaför manikürcüsü değil, belli. İçime sindi açıkçası…
İşte sonuçlar:
Işıklı jakuzili pedikür küveti….
Kızıma da gökkuşağı oje uygulaması yapıldı. Hamfendi acaip memnun kaldı…
Ve Son Hali… Şahane…
Eşimin dikine kırılan ve bir türlü düzelmeyen tırnağına da (sağda) akrilik uygulaması yapıldı. Bir ay sonra tırnak pürüzsüz bir şekilde uzadı ve sorun ortadan kalktı. Çok iyi bir icat!! Tırnak yiyenler icin kesin çözüm…
Herkese tavsiye ederim.
Unutmadan: Bir de mango-hindistan cevizi iceren el losyonu aldım. Nefis kokuyor, hemen emiliyor ve çok iyi nemlendiriyor. O da tavsiyemdir. Başka çeşitleri de var, zevkinize göre artık..
Alışveriş için : http://www.kozmetikpro.com/
İnanılmaz renklerdeki ojeler hakkında siteden aldığım bilgi:
Filed under araştırdım, bakımlı hatun, gezen güzel olur, kozmetik, severim paylasirim
Neredeyse bir yıl oldu… Artık yayına vereyim şunu..
GÜN 0: Kar yağıyor. Ve ben cesaretimi topladım bugün, Fraksiyonel lazer de yaptıracağım…. Fraksiyonel lazer kırışıklıkları silen bir uygulama. İnceleri siliyor, derinleri azaltıyor. Mucize gibi.
Canım doktorumun eline koluna sağlık. Kendim de iyice düsünüp karar verdim yaptirmaya, lakin, şu an cayır cayır yanarken, bir daha yaptirir miyim bilemiyorum. Estetik yaptirmaktan daha ucuz ve daha az acili olacagi kesin. Ama şu geceyi atlatana kadar işte…
Niyetinde misiniz? Çok çok çok iyi bir doktorunuz olsun oncelikle.. Olaydan once bir ya da iki adet parasetamol iceren hap yutup gitmenizde fayda var.
İşlem de çok acıtıyor, sonrası da gerçekten biber gibi yakıyor, güneş yanığından beter….. aradan 8 saat gecti, duzenli olarak yarimsar M. aliyorum. Sadece elmacik kemiklerimde var yanma su anda. Ona da A. suruyorum, dayanmaya calisiyorum. Er gec yarin olacak….
bugun aslinda hava gercekten soguk.. kar yağıyor, daha ne diyeyim? Ama “iyi ki arabada klima varmış” dedim eve gelene kadar. yuzumu dondurdum resmen… Anestezi kremi ve parasetamol tablet yardimi ile rahat uyudum diyebilirim. ertesi sabah acı pek kalmamıştı. M kreme gectim. zaten kremler emilmiyor, yalnızca biraz rahatlatiyor.
GÜN 1: Butun suratim waffle makinesi basilmis gibi kahverengi kareler halindeydi. sislikleri anlatamam…
GÜN 2: bir sonraki gun sisler azaldi, renk tam günes yanigi oldu. insan icine cikilir bir renk degil. kremlenmeye devam. yasasin LUSH… Dream Cream surdum gun boyu..
GÜN 3: sonraki gun. sisler hatiri sayilir miktarda azaldi. hala gunes yanigi, gozluk ve atki ile sokaga ciktim. the hollow man!
GÜN 4:bugun ct: yuzumde hafif ancak daginik bir pembelik var. kremsiz kalinca soyuluyorum.. yarin soyle bir Angels on bare skin peelingi yapmali..
tam olarak bir hafta sonra insan içine çıkabildim, on onbeş gün genel bir kızarıklık hakimdi. Sonra soldum. Ve evet, bugün neredeyse bir yıldan sonra, kesin olarak söylemeliyim ki, işe yarıyor.. Çok memnun kaldım. Özellikle yüzün iki yanında, bazı insanların gamzelerinin yer aldığı bölgede gülmekten oluşan (ne yapayım, pek güleryüzlüyüm ben) derin çizgilerim silindi. Bulursam önceki-sırasında-sonraki resimlerimi de ekleyeyim…
Tekrar yaptıracak mıyım? Belki.. Malesef lazer işlemi sırasında özel gözlük takıldığından, şu meşhur kaz ayaklarına ulaşamıyor fransiyonel. Esas dert o zaten bende. Dur bakalım… :)
Bu arada, ilk botox deneyimimi yazmış mıydım ben size? :D
Filed under araştırdım, bakımlı hatun, ben yazdım, insan olmak, saglik, severim paylasirim
uzun zaman önce o malum mail zinciri bana da ulaştı. şimdi buraya tekrar kopyalamayayım ama elhamdülillah müslüman olunca, insan degil satin almak, geçerken markette bulunduğu rafa tükürmek istiyor. o kadar iddiali ve mide bulandirici bir mail.
hayir zaten o gune kadar da almis oldugumuz bir marka degildi, sonrasinda da almadik.
ne geregi vardı? “şüphedeysen terket”ti …
adamın biri beni sollamış, gitmiş TBMM (evet yazı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne) dilekçe vermiş ve konuyu araştırtmış :)
ben bir vatandaş olarak çok çok belediye beyaz masaya, zaman zaman da 155’e şikayetlerimi bildiririm ama meclise dilekce verebilecegimi bilmiyordum. Güzelmiş. Vekillerimiz de bir dilekçe komisyonu kurmuşlar araştırıp incelemişler..
[saplama: dilekce tarihi 07/12/2009. karar tarihi: 11/06/2010 yayın tarihi 03/03/2011. dilekçe işleme girmek için 6 ay beklemiş, karar da 9 ay nerelerde takıldıysa bir türlü yayına girmemiş.]
Komisyon kararının orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz.
Özetlee: karardan aynen kopyala-yapıştır yaptım :
, İstanbul’da faaliyet gösteren bir domuz çiftliği bulunmadığı
iyi. guzel. aferin. benim kafamdaki sorular tam yanitlanmasa da konuyu ele alip cevaplamislar.
Türkiye’de kayitli iki tane çiftlik varmış, onlar da kendi otellerinde filan kullaniyorlarmis, detaylari acar okursunuz.
iyi mi iyi.
Polonez alir miyim? Almam.
Polonezde domuz eti var diyen de yalan söylemiş olur.
Esasen başka markam var benim, değiştirmeyi hiiiiç düşünmüyorum.
* ha müslümanım da her haramdan kaçındım da bir tek domuz mu kaldi? yok. ama ne bileyim bir türlü içime sinmiyor domuz eti yeme fikri. şarap da haram, e içtik zamanında bir kaç kadeh. hic de umrumda degil. çifte standart mıdır bilmem…
** Bağdat caddesi Kırıntı’nın menüsünde Bacon vb gordugumden beri [dev saplama –>
(baska gorenler? şu arkadas :
| #2615270 | paylaş | şikayet et |
ve digerleri) ] oradan da uzak dururum. Geçenlerde de Vapiano’da rastladık…O da bitti benim için..
ne bileyim benim yemegim bacon pisirilmis ızgarada, tavada pişmesin istiyorum. huysuzum ben.
**** arastirma tembeli icin baska linkler:
şu, şu, şu hatta bizzat polonez’den şu..
bu hoaxa adı karıştırılan ve haklı olarak agzinin tadi da kacan Tübitak Görevlisi Ömer Kızılırmak’ın cevabi yazısının da ekte olduğu uzun metin ise şurada
ben ikna oldum, ama işiniz yoksa siz de inceleyin.
zaten maille gelen karalama mesajlarina, spamlara hoaxlara kesinlikle inanmam. siz de inanmayin.
Filed under araştırdım, soruyorum
bu seneki resmi tatiller listesini huzurlariniza getiriyorum:
Filed under araştırdım, ben yazdım, OKUL, severim paylasirim
Filed under araştırdım, bilgisayar