Category Archives: araba

Fakir hırsızlığa çıkarsa, ay akşamdan doğarmış..

En sevdiğim ata, Nasreddin Hoca olup, atasözü de “ağaçtan ileri yol gider”(*) dir.

İşten çıkmadan evvel aklımda smoothie yapcak bi gereç satın almak vardı. Tıngır mıngır giderken, yolda arabamın direksiyonu bir arıza çıkardı. Dörtlüleri yaktım, sağdan sağdan kenara yanaştım. Al sana smoothie…

15:50 Back-up görüşmesi, derdimi anlatma,çekici isteme
15:53 Servisi arayıp geleceğimi söyleme, işlerime bakan Serdar beye ulaşamayış
16:04 Eşimi arayıp özet geçmek, sorularını es geçmek
Bu arada BiTaksi uygulamasından bi taksi bulamamak. Köşede el kaldırıp taksiye atlamak, taksinin başka işe giderken beni araya sıkıştırmaktan mutlu olması, beş kuruş paramın olmadığını atm’de durup para çekeceğimi öğrenince surat asması
16:07 Kızın okuldan alınıp bir başka taksi bulunması ihtiyacı
16:07 Back-up geri arayıp teyid etmesi. Lafı bir türlü anlayamayan bön kadına sinirlenmek, bir de başka bşr adama izah etmek zorunda kalmak, kol çantasından nefret etmek, sırt çantasına dönmeyi ummak, bir yandan taksi kollamak
16:07 Servisi arayıp ulaşamamak, scooter edinme arzusunun giderek cazipleşmesi
16:23 eve geliş lakin giremeyiş, hane halkının kapıyı duymaması
16:26 çekicinin ‘yoldayım’ araması, çantayı kapıp fırlamak
16:30 BiTaksi gene işlevsiz
16:37 Mahallenin durağını aramak, çalıp çalıp açılmaması, taksisiz kalmak
16:43 köşeden binilen taksiciyi direksiyon motorunun varlığına ikna ederken eşimin araması, kısa bir özet geçiş
16:53 taksicinin hepi top 1,5 lira fazla almak için yolu göz göre göre uzatması, özür dilemesi lakin rakamın helal edilmemesi, annemin araması, ‘sabah aradıydım?:(‘  sorusuna brief
16:55 çekicinin bi daha tarif istemesi. ‘Dümdüz gel bilader’ cümlesinin dilimi yakması ancak kurulamaması, insanların akıllı telefonu ne b.kuma aldıklarının merak edilmesi
17:05 annemle konuşma, konuyu hatırlamıyorum,ha hu

image

17:16 çekicinin üzerinden servisi aramak, ilgisiz bir ablaya Serdar beyi sormak, ‘numaranızı bırakın sizi arasın’ cevabına tilt olmak, ‘isterse arasın, geliyorum zaten’ itişmesi
Süreçte çekicinin aracındaki diğer abinin vanının ilk frende tepemize inmeyeceğini ummak.
Çekicinin arabayı servise atıp kaçması, servisin kapanmak üzereyken gelmemin yine de sevinç yaratması, kendimi evde hissetmek, hoş karşılanmak, teslimiyet.
Güvenliğin taksi çağırma gayretinin boşa çıkması. Yine köşede araba durdurmak, onun da gezdirme niyetlisi çıkması, hiç bir yeri bilmemesi ve buna zerre üzüntü duymaması. Bariz bir yolu adım adım tarif etmek, netten elektrikli scooter bakma arzusu ve eve dönmek.

İnsanlık olsun diye çekicinin şöförünü arayıp “zahmet verdik teşekkür ederim” demek.
Hadsiz çekicinin “bir kahve içer ödeşiriz” sululuğuna muhatap olup günü minimal asap bozukluğu ile kapatmak için aldırmamak……

Ee, sizde ne var ne yok bakalım?

(*) mahallenin veletleri Nasreddin Hocayla dalga geçmek için plan kurmuşlar. Göya uçurtmamız ağaçta kaldı deyip yardım isteyecekler, hoca da yazık, ağaca tırmanmak için çarıklarını çıkaracak, tam ağaçtayken alıp kaçacaklar çarıkları, hoca da kalakalacak ağaçta. Hesaba katmadıklar şey, hoca’nın içindeki çocuğu koruyor olduğu. Anlamış niyetlerini, sokmuş çıkardığı çarıkları kuşağına.
Çocuklar bozulmuş.. “eeeaa hocaa, niye ağaca çıkarken çarığını kuşağına sokuyorsun ki?”
;) “belli mi olur, ağaçtan ileri yol gider belki”

7 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Park etmek, etmemek, parklanmak, aptala dönmek

İstanbul’da trafik zor, hayat zor, araba kullanmak, kadın şöför olmak, araba park etmek çok zor.

Neden?

İşte neden: Park borcunuz var !!!!!. Ne malum? Var diyosak var!

 

İspark‘a da var, Belediyeye de var. Teker teker kontrol edin ara ara.. Can sıkıyorlar çünkü. Eleman benim arabamın plakasını yanlış yazmıştı mesela son seferlerden birinde.. Gözlerimle gördüm. Düzelttirmesem elalemin arabasına park ücreti doğdu sayesinde. Düşünsün dursun “benim arabanın o gün orada ne işi vardı?” diye. Adamı deli ederler. Hatalarını da kabul etmezler, ödeyeceksin arkadaş! Başıma geldi de biliyorum….

Park ücreti ödemeye itirazım yok. Ödeyeceğiz. Eleman yerinde duruyorsa ne ala.. Gezintiye çıkabilir, oraya buraya gidebilir, siz gelince de arabanızı alır gidersiniz, hop park ücreti katlanır. Hiç sevmiyorum bu uygulamaları..

Bakınız Belediyenin sitesi ne diyor :

Tarih Bölge Adı Giriş Çıkış Peron Dakika Ücret Açıklama Park Borcunuz
XX Mayıs 2012, XXXXXXX – 1 16:11:00 20:10:00 PERON.1 239 3-Normal.04(GUNBOYU) 2.0

Nasıl yani? Geçen yıldan kalma borcum var?? Hadi bakalım…

İspark’a da baktım, evet 5 lira da oraya var.. İllallah!

 

İnsan faktörü aradan kalkmalı. Benim aracıma park bileti yazacaksa, araçta özel barkodu okutmadan yazamasın mesela. Kafadan atmadığını, gıcığı olmadığını, hata yapmadığını bileyim. Ya da havaalanı otoparkı gibi, parkmetre olmalı, park biletini elimle almalıyım.

 

Bu arada, Pendik Marina’daki ücretli otopark uygulamasına sinir olduğumu da belirteyim. Keyif yapmaya, alışveriş yapmaya, yemek yemeye geliyoruz oraya, hepimiz farkli yerlerden farklı arabalarla geliyoruz. Deli para harcıyoruz zaten, ne halt etmeye 3 arabaya ayrı ayrı park parası vereyim??????

 

1 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

İBB beyaz masa, teşekkür ederim.

 

Kızım bana “Belediye Kendıs’ı” diyor (bkz: Candace of Phineas and Ferb ) . 155 Osman’ın yeğeniyim ben, az bile şikayet ediyorum aslında :))

Eve yakın bir sokakta bir güvenlik açığı tespit ettim. Belediyeye mail:

05/07/2013

Xxxxx sokağın köşesi çok dik ve yüksek bir duvarla çevrili, karşı yönden geleni görmeye imkan yok. Yazın sokaklar çocuk dolmaya başladı ve her an bir felaket olabilir. Bu sokağın dış köşe kısmına bir dışbükey ayna yerleştirilerek güvenli hale getirilsin istiyorum. Ya da başka bir çözüm bulunsun çünkü bu köşe çok tehlikeli. Teşekkürler

15/07/2013 cevap:

Başvuru iletinizde yer alan 1.maddedeki talebiniz, gereği için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü yetkililerine iletilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucu alınan cevap aşağıdaki gibidir : Bahsi geçen noktada dışbükey ayna tesis edilmesi için ilgili birimlerle yazışma yapılacaktır. Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü Başvurunuzda yer alan diğer hususlar hakkında gerekli işlem ve değerlendirilmeler yapıldığında, konu içeriği ile ilgili yetkili personel tarafından bilgilendirileceksiniz.

Sonuç: 20/07/2013

İBB beyaz masa, teşekkür ederim.

(örnek ayna fotosu)

Kendimi seviyorum, Belediyeye de güveniyorum :)

Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü’ne de emniyetimizi arttırdığı için teşekkürler.

8 Yorum

05 Ağustos 2013 · 16:24

Kar Zinciri Paslanır Mı?

Benimki paslandı.

Karlı havada araba kullanmıyorum. Ancak bu şeyin bulundurulması zorunlu. Bulunduruyorum ama. Paslanmış pis şey. Bendeki evde durduğu yerde paslanmış, paslı paslı kullanan da vardır elbette.

Al işte.. Canımız bunları takanlara emanet…

 

5 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Sorma-Ver!? *** İSPARK bana bunu yapamazsın!!!!!!!!!!! ***

İstanbul’da yaşıyorum. 20 yıldır araç kullanıyorum.

Kaçak park etmem. Çekilir mekilir, ne işim olur….

Sonra başıma bu geldi:

http://www.ispark.com.tr/list/?isl=ara

TARİH ARALIĞI ARAÇ PLAKA TOPLAM BORÇ TOPLAM PARKLANMA SAYISI
01.01.2008 / 31.10.2009 34 XX YYY 0,00 TL 0
01.11.2009 / 27.09.2012 34 XX YYY 24,00 TL 9

Oha! Üç yılda üçyüz kere park etmişimdir, her birini de ÖDEDİM ben.

Bu 24 Lira neden? Belli değil…

Hani ispatı? Yok..

Siteden şikayet maili attım bakalım ne olacak???

————

(parklanma ne be? çöreklenme gibi?!?)

3 Yorum

Filed under araba, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

IKEA’da bir gün, o da bugün..

IKEA, evet evimizin herşeyi…

Tatil günü şurdan şuraya gitmemek lazım, biliyorum ama kızlara söz verdik bi kere.

Zaten alınacak şeyler de var, ver elini Ümraniye. Kısa notlar:

* BUYAKA tıkkklım tıklım kalabalık. Meydan ne yapacak acaba??? yazik ya, bu kadar dipdibe avm mi olur?

* bagaj kurcalayıcısı  bir tane, kuyruk TEM’de başlıyor… Adam bıkmış bezmiş aç bagaj, açılmazsa açtırt bagaj, bak içeri kapa bagaj… aslında bagaja birini saklayıp “BÖH!” yapmak lazım… :D

* bagaj kontrolunden nefret ediyorum

* otopark o biçim dolu.. akıllı avrat olarak oto yikamaya verdim arabayı. gez gel, işin bitince ara,  araban önüne gelsin vallahi verdiğin paraya değer bence. gerci piyasadan yüzde elli fark aliyorlar ama, iyi iş cikarmislar.

tertemiz araba, geri getirildi, göz kamaştırmakta.. lakin getirici adamin ter kokusu nasıl sinmiş iki dakkada şurdan şuraya inanamadım. neyse, bir mayis işçi bayramı,  bişey demedik. (evet Betül,pis burjuvayım hala)

* hala lazanya yok… neden NEDENNNNN :( (((((((((((((((((((((

* üçlü bir sehpa gelmiş, metal-ahşap-metal bişey, tam reddot, fekat eve alınacak şey değil. beğenerek bakıp geçtik.

* hindi şiş çıkmış. gayet dukanperver bir yiyecek. yanına nefis bir bulgur pilavı koymuşlar, aslanım İKEA, Türk yemeklerine geçmiş. lakin hindi çok kuru, köfte sosu koydurmasaydim çekilmiyordu. bi de şişlerin uclari pilavin altinda kalmış, tabağa çekebilmek için elimi kirlettim. Sivri uçlar tabağın ortasına, küt uçlaar kenara, OK?

* sallama çay kalkmış, sanayi tipi gayet rezil bir demleme çay makinesi kazanı konmuş. bana ne ben cay icmem ama.. oyle yani.

* yazlık balkon mobilya türevleri şahane, teras avlu ne varsa, almak lazım..

* iki çocukla gidince almam gerekenin yarisini alamadim, almamam gereken bi ton şey aldı(rıldı)m.

Yedinci yaşını kutlar, nice yedili yaşlar dilerim İKEA’mız.

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araba, gezen güzel olur, icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim

Sevmediğim sürücü tipleri..

image

Ana yoldan tali yola donme durumu. Isiklar bize kirmizi yanmakta. Sorumlu bir sürücü ve herzaman bir yaya olan bendeniz, ışıkların dibinde değil yaya geçidinin berisinde durdum..

* Sevmedigim sürücü  no 1: kirmizi yanınca, ışıktan baska her yere, dört bir yone bakan “bakalak şoför”. Yeşil yandı mi firla kardeşim….illa butun kuyruk korna dütleyecek, abi yine de son bi kez isigi çek edecek, (ki etmese daha fena, çünkü sevgili şoför arkadaşın ne sebeple korna dütleyecegi de belli olmaz.. Bir yakınını görmüş, hatta cep telefonunda konuşurken yanlislikla basmis olabilir. [Insanlar neden kulaklığa alışamadı bilmem. Bence cok havalı ve rahat…]) sonra hadi bakalim… Arkandakini isik nobetcisi sanmak… Neyse..

Bu durumda genellikle sola dönmeyi son dakikada akıl eden gerizekalı bir baska şoför kuyruğun en arkasında sıraya girmek yerine, biraktigim boşluğa (yani direkt sira basina) dalıveriyor.. Sıraya girememek bir Türk karakteri midir bilmem, hayir esas anlamadiğim bu şoförlerin hemen tamamı askerlik yapmakta, askerde günlerce gecelerce sıraya girme talimi yaptırılmakta. Bunlara zorla bile öğretilemiyor sıra kavramı. Neden Allahım bu kadar mankafa bunlar???

Bunun bir üst modeli de var, bakiniz:
** Sevmedigim sürücü no 2: “kozalak şoför”, kendisi sıraya aldırmaz, bekleyenleri de hice sayar, gelir sıra basina sıkışır, yer bulamazsa sağınıza yerleşir, çift sira yapar.  Bunun devası bundan da uyanık davranıp mumkun olduğunca geniş dönmektir. Bu maymunu refüje çıkartmak size on puan kazandırmaz, hatta kufur de edecektir muhtemelen, ama içiniz soğur belki. Birader dönüşü kaçırdıysan bir sonraki dönüşe gideceksin. Tepilip araya girmeyeceksin.

Küfür demişken…

*** Sevmediğim  sürücü no 3: “dangalak şoför” . Bu herif de trafiğin tüm hıncını küfrederek çıkarır. Öndeki arabaya kızar, trafiğe kızar, yola kızar, her bir b.ka sövmeye başlar. Nerede oldugunu unutur, araçta kadınlar- genç kızlar olabilir hiç umursamaz. Dangalakligi yüzünden sovgulerinin ilgili araca, şofore, trafige filan ulastigini zanneder. Ama bir tek, arac icindeki yolcuların kulağına gitmistir. Adam olmaz bu çeşitler..

**** Sevmedigim sürucu cesitleri, surecek….

2 Yorum

Filed under araba, insan olmak, kültür, saçmasapanlıklar

Oto koltuğu kılıfı yenileme hakkında

Oto koltukları çocukların güvenliği için şart. İlk doğdukları günden itibaren, çocuklar araçta MUTLAKA oto koltuğunda seyahet etmeliler. Hem de inanılmaz rahat ediyorlar. Kolayca uyuyabiliyor, etraflarını seyretmekten keyif duyuyorlar.

Şimdi bu oto koltuğu dediğimiz şeylerin de kategorileri var.

Tip 1: 0-13 kilo arası bebekler için, doğumdan itibaren kullanılıyor, sepet tarzı bir görüntüsü var. Ana kucağı da deniyor.

Tip 2: 9-18 kilo arası, yaklaşık 3 yaşına kadar sığabiliyorlar. Biraz desteklenmiş bir hali var. 5 noktalı emniyet kemerine sahipler.

Tip 3: 9(15)-36 kilo arası. 3 yaşından sonra, aracın kendi emniyet kemeriyle bağlanabilen özel bir yukseltici sistem olarak kullanılıyor. Aşağı yukarı 10’lu yaşlara kadar kullanılabilir. Sonra sırtlık kısmı çıkartılarak sadece yükseltici ile kullanılabilir ya da çocuğun boyu artık elveriyorsa direkt kemer takılabilir.

Dahasını buradan öğrenebilirsiniz.

Bizde, Allah bağışlarsa, iki çocuk var. Araları 4 yaş.

Küçük olan, 3 yaşına gelip de Tip 2 oto koltuğuna sığamamaya başlayınca, ben de gidip Mothercare’dan büyüğe yeni bir Tip 3 aldım,  mevcut Tip 3 oto koltuğunu da iki numaraya verdik. Oh ne ala.

Fekat, zamanla, yıkanarak ve araç içi koşullardan etkilenerek, toplamda 5 yılını dolduran sevgili oto koltuğunun alt yükseltici  biriminin kılıfı dağıldı. Resmen dağıldı, sünger parçalandı, kılıf delik deşik oldu. Hakkını verdik yani kullanırken.

Yeni oto koltuğu 100 liradan fazla. Tek kılıf getirtmiyor Mothercare :(

E bu böyle kullanılmaz ama durduk yere de yenisi alınmaz.. Ne yapmalı?

Kılıfı poşete tıktım, oturacak yere havlu serdim ve bir süre düşündüm. En sonunda da buldum:!

Oto koltuk kılıfı dikenler var ya!  Herhalde bunu da dikerler..

Dikebileni bulana kadar göbeğim çatladı ama değdi. Tam bir zanaatkarla tanıştım.
Otokoltugumuz yeni

Orijinali kadar iyi, hatta daha süperini diken Mustafa Usta’yı tavsiye etmek isterim:

Kartal sahilden E-5’e çıkan cadde üzerinde, sağda oto sanayi var. Onu geçer geçmez ilk dükkan.

Yakacık caddesi, Akçaoğlu Sanayi sitesi, Çavuşoğlu Mah. C Blok No:31 Kartal

0216-306 09 96

4 Yorum

Filed under araba, çocuk, güvenli hayat, severim paylasirim

(Eşim bey’den) Özür ve (Ziraat bankasından) talep

Hevesli hatunum ya, ilk çıktığı zamanlarda  KGS kartı aldım. Ziraat bankasından. Maximum özellikli hem de temassız bu aralar kullandığım.

Kart bazı KGS’yi tanıyor bazısını tanımıyor.. Düne kadar hiç umurumda değildi, başka bir KGS kartım var nasıl olsa, onu okutup geçiyordum. Dün eşim ısrarla paralı yola çıkarken hangi kartı okuttuysam çıkarken de aynı kartı okutmam gerektiğini söyledi. Kafama biraz geç yattı. Bugün baktım da hakikaten şöyleymiş:

“KGS kartlarının otoyolda giriş gişesinden geçerken okutulması şarttır. Okutulmadığı takdirde Kart içerisine giriş bilgisi yazılamadığı için çıkışta en uzak mesafe ücreti tahakkuk eder. Sistemle ilgili bir sorundan kaynaklanmayan ücretlendirmelerde uzak mesafe ücretinin iadesi söz konusu değildir.”

kendimi gayet tuzağa düşmüş hissediyorum. Bir çok defa uzak mesafe ücreti ödedim. Aslında ÖDETTİRİLDİM. Ziraat şirketi kurmuş, KGS bir tanıyor bir tanımıyor ipekag haldırs 2 lira yerine 7 lira ödeyiveriyor..

Kendisine inanmayıp, bir de vırvır ettiğim için eşimden özür dilerim.

Ziraat’ten de bugune kadar tufaya gelip fazladan ödediğim tüm ücretlerin iadesini talep ediyorum. kart zaten hemmen iptal olacak. Ne saçmalık…

 

* Doğma büyüme sarışın ipekag, KGS sistemini şöyle zannediyordu: her gişede bip yapınca birmiktar para çekilir. giriş için ayrı çıkış için ayrı.

Meger girerken sistem, kartta kayitli bilgileri aliyor ve gün/saat vb ekliyormuş. çıkış BİP’inde de odenecek rakamı ona göre saptıyormuş.

 

Yorum bırakın

Filed under araba, şikayetlerim

Neden yok? -I-

Merhaba

bu yazının konusunu dün aile meclisinde anlattım. pek bir tepki gelmedi. Bir tek bana mı dert oluyor bilmiyorum ama yazmazsam çatlarım dediğim bir durum var önümde:

Arabanız var mı? Bizim var.

Arabanızda paspas var mi? O da var. Lastik paspas. Halı paspaslar kıvrılıp ayağımın altından kaçıyor. Güvenli bulmuyorum. Güven demişken, vaktiyle bir kitapta okumuştum: Adam birşeyler içti arabada, şişesini de arkaya attı. Şişe yuvarlanıp öne geldi ilk frende ve pedalların arkasına sıkıştı. Adam fren yapamadı ve GÜM..

Bu bana bir etki yapsın… Paranoya listeme bir madde daha girdi mi….Bizim arabada da acaip su içilir. Şahsen ben yarım litre suyu bir dikişte içerim..Kurbağa yutmuş gibi, hatta kızıma teyzesi “çamaşır makinesinden fazla su alıyor” demişti…Sürekli dolu/yarı dolu ve boş şişeler vardır arabada.. Neyse, bu yüzden arabadaki tüm şişeleri olabildiğince emniyete alırım hep. İçinde çöp kovası olan başka araba var mıdır bilmem?

Nerdeeen nereye.. Araba içi güvenliği diyordum. Halı paspas kıvrılıp ya baldırıma kadar tırmanıyor ya öne bükülüp pedalları engelliyor. Lastik (kauçuk)  en iyisi. O da sorun aslında. İyi bir marka olmazsa; tehlike! Kullanılmış plastiği geri dönüştürüp yaptıkları  paspaslardan olabilir.  Kimbilir ne işte kullanıldıktan sonra atılmış pis şeylerin arabamızda olmasını istemiyorum. Zaten bazı paspaslar kokusundan belli bence. O konuda da asla siyah olanlarindan almamak lazim diyorum. Geri dönüştürülmüş plastiklerin (hurda plastik açıkçası) sadece siyah renkte olabildiğini, renklendirilemediğini söylediler. (gerçi bunu da araştırmak lazım.. paspas dosyası kabarıyor)

Gelelim bu yazıya esas sebep olan konuya: Araba için satılan paspaslar 4’lü paketlerde oluyor.

Bizim arabadaki arka koltukların müşterileri daha yere basabilecek kadar uzamadılar. Arka paspaslar sıfır. Kullanılan sürenin (motor zamanı :) ) %95’inde arabada yalnızım. Sağ paspas da sıfır gibi. Soldaki, yani şöför paspası ise deliniyor açıkçası sürtünmeden.. Bana tek paspas lazım arkadaşlar. Ama böyle bir ürün yok..Üreticilerle görüşmeliyim. Bence büyük ihtiyaç. Paspas takımı 60 lira diyelim, tek paspasa 20 lira vermeye hazırım. 1 tane delik paspası atmak, 3 tane sıfır paspası atmamı neden gerektirsin onu anlamıyorum…

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araba, güvenli hayat, gezen güzel olur, soruyorum