Category Archives: severim paylasirim

İlk Lila Kutu deneyimim. Burada.

Taa ne zamandır Lila Kutu nedir merak ediyordum. Geçen ay üye oldum. Ağustos kutusu geldi iki hafta önce..

Lila kutu kargo dahil 19 liraya adresinize teslim edilen güzel bir kutu. İçinde de seçme numuneler var, bazen tam boy ürün de çıkabiliyor.

Deniyorsunuz,beğenirseniz siteden satın alabiliyorsunuz. Eh, makul..

Benimkinden çıkanlar ve yorumlar:

Tung dil fırçası ve Dil macunu: ilginç bir şey ama bir süredir bunu da alasım vardı, kutudan çıkınca mutlu oldum. Güzel ve faydali bir icattır bence..

Golden Lady pudra: lekeli mekeli, pazar malı kılıklı bir şeydi, sekonder ambalajı olsa bir derece, doğrudan açık gelince, güvenemedim, yok ettim.

Rebul Kolonya: Rebul. Türkiye’nin en eski en meşhur eczanelerinden biri. Rahmetli dedemin kolonya markası; Lavanta kolonyası özellikle süperdi, insanın burnunu gıcıklayacak kadar keskindi.. Nur içinde yatsın…

Neyse bu türünü minicik şişede geçenlerde Marks’tan almıştım AÇEV yararına satıyorlardı. Mandalina, Lime (-laym okunur- misket limonu derlerse olmaz yani) ve bi çeşit daha vardı, şimdi kalkıp bakmaya üşendim.. Neyse, ondan bir tane geldi kutuda. 15 ml filan.. Her halükarda kefilim, Mandalin de, Lime da, üçüncüsü de enfes.

PCO maske. İçeriğinde koyun plasenta özü filan var.. Mis gibi pudra kokuyor ve gerçekten de seans sonrası insan “def gibi” olmasa da cildinde sağlam bir sıkışma, bir gerilme hissediyor. Göz çevresi için olanından almak lazım sanırım. :) Keşke piyasada parabensiz ürünler olsa sadece. Evet bunda da paraben var insan sinir oluyor..

Rareblossom Zeytin Yapraklı gündüz kremi. 5 ml. hakikaten zeytin ağacı gibi kokuyor. Benim için birazıcık fazla yağlı. denemiş oldum.

Petal Fresh biberiyeli şampuan ve saç kremi. Accaip güzel biberiye kokuyor ve en az yarım gün kalıcı olduğunu söyleyebilirim. Benim için bir lokmacık şampuan ve tükürük kadar krem çoook yetersiz bir numuneydi, ama idare ettik işte. Neticede, bi ton etken madde yazılı içeriğinde. Biyerlerden saf biberiye yağı edinip şampuanıma damlatsam da olur yani.

Aviva Rose Angels duş jeli. Güzel ve çok hafif bir gül kokusu var. Pek gül kokusu seven biri değilimdir, bir arkadaşa verdim, GÜLe oynaya kullanıyor.. (ürün isimleri Türkçe olsun. En azından shower gel değil duş jeli yazın yaa)

Clarins body lift. selülit şeysi. “sırf  sürmeyle naapacak” diye düşünürdüm ama birşeyler hissettim ilk kullanımda. şimdi  havalar az serinlesin düzenli kullanacağım bundan. bakalım sonu nereye varacak??

La Naturel Deodorant mendil.. Bunu da merak etmekteydim. Aluminyum için çok ağır konuşuyorlar, ne kanserojenliği kaldı ne de alzheimer yapıcısı olduğu. E Aluminyumsuz da olmuyor bu deodorantlar… Bu ürün bu ihtiyaca yönelik bir icat. Aslinda bin yıllık Şap. ama güzel fikir, inovasyon işte. bu konuda da olumlu yorum yazıyorum şuraya.

Eveet, kutu güzel bir deneyim. Tek başına dil fırçası 15 lira olunca, ortalamada fiyatının karşılığını aldığımı düşünüyorum, sırf sürpriz faktörü bile değer. uzun zamandır kimse bana sürpriz yapmadı aslında,  iyi geliyor.

Devam edeceğim Lila kutuya..hatta bazı bir şeyler de alacağım sanırım :))

 

 

LilaKutu Eylül yazısı da burada..

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, kozmetik, severim paylasirim

ben senin kadarken… -pirinç/pilav-

pirinci cuvalla alırdık eve. pilavdı, dolmaydı, sarmaydı, (yaprak dolması olmaz, onun adı sarmadır. dolma doldurulur,sarma sarılır), sütlaçtı derken  deli gibi pirinç tüketirdik o zamanlar. doğru şekilde saklamazsan bir süre sonra nemlenir ve küflenirdi, o zaman atman gerekirdi hepsini. Ya da kurtlanırdı, o zaman da gölge bir yere, bir odaya çarşaf serer, üzerine pirinci yayardın. O pirincin ne biçim nişastası olurdu… Elli kere süzgeçte yıkardın da suyunun beyazı anca durulurdu.. İyi yıkamazsan pirinç nişastası pişerken muhallebileşir, pilavı lapa yapar..  hatta hatta, pirinç, soğuk suyla yıkanır, nişasta soğuk suda çözünür çünkü..Pilav tane tane olmalı..

“Bulgur pilavı pişir yut,pirinç pilavı pişir unut” der bizimkiler. yani bulgur pilavını pişer pişmez yiyebilirsin. ama pirinç pilavı demlenmelidir. Kapağını açarsın, temiz tülbent hatta gazete serer, kapağı kaparsın. Soğurken yoğuşan nemin pilava geri dönerek lapalaştırmasına engel olmak lazım. lapası da dirisi de çekilmez pilavın.. iki şekilde pişer pilav. ya suyu kaynatır pirinci içine salarsın, ya da pirinci kavurur, suyu sonra verirsin..

En iyi pilav tarifim şudur:

kişi başı bir kahve fincanı pirinci pirinç süzgecine ısla. tereyağını pilav tencerene koy, orta ateşte erisin. Pirincin beyaz suyu bitene kadar yıka, süz, erimiş ve rengi dönmeye başlamış tereyağına at. biraz kavrulsun pirinçler ve tereyağı aroması içlerine işlesin. Bire bir buçuk oranında ılık suyu ekle, bir miktar tuz at, bir kez karıştır, kapağını kapa, altını kıs.

pirinç bütün suyu çekince, kapağı aç, bir kere daha karıştır, altını kapat, demlenmeye bırak..

O zamanlar; pirincin kabuğu hatta acaip miktarda da taşı olurdu. pirinç AYIKLANIRDI. acaip can sıkıcı ama cok gerekli bir şeydi, çünkü pilavdan taş çıkması kadar kötü bir deneyim olamazdı..

özellikle metal tepside ayıklarsın pirinci, taşlar çıt çıt ses çıkarır, hem kulağını hem gözünü kullanman gerekir. babaannem rahmetli, geldiğinde anneme “ayıklanacak pirincin, dikilecek el bezin var mı kızım?” derdi. bu ikisi bayağı zaman alan çok da gerekli işlerdir. gözlüğünü gözüne takar, tepsiyi önüne çeker, boynu ağrıyana kadar ki-lo-larca pirinci ayıklardı. O zamanlar el bezi evde dikildiğinden, ya da  şöyle söyleyeyim, hazırı satılmadığından;  diyelim eski havlulardan yer bezi, eski çarşaflardan cam bezi ve eski fanilalardan da kurulama bezi dikilmesi gerekliydi.

Öyle kesip kullanma olmaz, kadın dediğin kadını el bezinden anlarsın. Kenarları tirfillenmemiş olacak bir defa bezlerinin… Eski bezini dikdörtgen keser, tersini ortadan ikiye katlarsın. üç tarafını bastırırsın. yani kenarları üst üste koyar makine dikişiyle dikersin.

(makine dikişi nedir? iğneyi biraz geriye batip, biraz ileriden çıkmak. çok sağlam dikiştir.)

Son bir santime gelince, diktiğin bezi ters yüz edersin. O köşeden içini dışına çekersin. Dikilmemiş kısmı biraz içe katlar üstten bir tur dört tarafını bir daha dikersin, yıkarken ağzı yüzü yamulmaz, tertipli olur. Sağlama alacaksan, şöyle çaprazlamasına bir kez de önden dikiş atarsın.

Eski naylon çorapların ayak kısımlarını keser, halıları kaldıracağın zaman yuvarladığın halının (ki yuvarlamanın da tekniği vardır, önce otuz santim filan katlarsın bir kenarı, sonra katlı uçtan sımsıkı kıvırmaya başlarsın. sona gelince sonu da içe kıvırır, bitirirsin…)  her bir başına birer çorabı bel kısmından geçirir, bacak kısımlarını bale pabucu bağlar gibi çapraz çapraz dolar, bittiği yerde düğümlersin. halı dolabına kaldırırsın. halı dolabı/yüklüğü, koridorun tavanında olur.

Kenar bastırmanın bir başka yolu da, iki kenarı 5 mm kadar içe katlar, üst üste getirir, birbirine dikersin. çok temiz bir dikişle dikersin hem de..

10 Yorum

Filed under ben yazdım, ev işi, insan olmak, kültür, severim paylasirim

Nohutulu büftek

Başlık size birsey ifade etmez, boşverin. Bir aile sırrı. :))

Ben, Antepliyim. Allah nohutu anteplilere ” ye yâ kulum!” diyerek verdiğinden, Antepte salçalı olsun, yoğurtlu olsun bütün et yemeklerine illa ki haşlanmış nohut da konur. Protein had safhada.

Herkesçe bilinen klasik nohut yemeği bir yana, yekten nohut dürümü yapılır mesela…

Taze çiğ nohut da yeriz. ooo çok güzedir ben çok severim.

Ayıca, özellikle et suyuna/tavuk suyuna pilavda nohut, çok süperdir. O bakımdan, buzlukta her zaman haşlanmış nohut bulundurmakda fayda vardııır.

Nohut geceden sıcak suya ıslanır. Sabah süzülür bir daha yıkanır, düdüklüye atılır ve pişirilir. Tupperware kaplarınız varsa, iki saatte de nohut ıslayabilirsiniz. Bütün gece beklemenize gerek yok.

Ya da gider hazır haşlanmış nohut konservesi alır süzersiniz. O kadar.

 

image

Süzülmüş nohut doğrudan yenmez. Kabukları ayıklanır. Baş parmak eklemi ile işaret parmağı arasına alır ve yuvarlarsınız, soyulur.. (fotoğrafı yan döndüremedim malesef :()

image

Zaten bu ince kabuğu gaz yapar derler.. soyması biraz zamanınızı yese de, yaptığınız yemeğin kat kat güzel gözükmesini ve tadını etkiler. (yemeği yaparken biraaaazcık çörekotu ya da kimyon atabilirsiniz, nohut gaz yapmaz o zaman)

image

Nohut soyulduktan sonra bir yemeklik porsiyonlar halinde buzdolabı poşetine alınır, düğümlenir, buzluğa atılır.

afiyet olur.

 

 

 

 

4 Yorum

Filed under iştahlı işler, severim paylasirim

Serin Su Formulumu Acikliyorum

Aziz mubarek gun, yazilacak sey degil amma, sirasi geldi.
En ideal icilecek su, serin su’dur. Suyun ideal içme ısısı mı olur demeyin, her şeyin tam mükemmel olduğu bir nokta vardır ve tecrübeyle o noktaya ulaşır, en basit şeylerde mükemmelliği yaşayabilirsiniz.

Değil mi? Bkz. Şibumi.

 

Ben suyu ılık sevmem, buzdolabından çıkan ve 32 dişe keman çaldıran soğuklukta suyu da sevmem. Aşılamanın da tam doğru ısıda olmasını sağlamak zor. Serin su içmek için gayet sağlıklı bir şeydir. Boğazınızı filan şişirmez, o efsane.. Zaten her tür bakteri ılık ortamda ürer..

Her neyse..
Bu deneyim icin, tupperware tiptop surahi ve tupperware antartika 400 ml’lik kaplari kullaniyorum.

Sürahi 2 lt sanırım.. işte şu:

image

Tupperware ile hiç tanışmadıysanız ilk almanız gereken üründür kendisi. Hafif, tam kapanan, kusursuz ergonomi ile suyu döküp saçmadan, damlatmadan bardağınıza koyabileceğiniz, 3 yaşındaki bir çocuğun ya da yaşlı bir insanın kolaylıkla kullanabileceği bir sürahidir.

image

Bu bir Antartika. Buzluk ve derin dondurucu için üretilmiş, yuvarlak kenarları sayesinde içindeki donmuş ürünü şıp diye çıkartabileceğiniz, esnek yapılı bir ürün.

Kapağını kapatıp, havasını aldınız mı, içinde dondurduğunuz şey tamamdır.

Buz yapmak için bu kaba 3/4 oranında su dolduruyorum. Bildiğiniz gibi, su dondukça genleşir, kabı ağzına kadar dolduramazsınız, donunca patlar. ( bu bilgi de McGyver’den… guzel diziydi cok severdim)

image

image

Kapaklı olduğu için buzum buzluk gibi, buzluktakiler gibi kokmuyor, içine koku sinmiyor.

Surahiye bir tane antartika buzu, üzerine su.

5 dakika.

Serin su.

Ölmüşlerimizin canına değsin..

 

6 Yorum

Filed under ev işi, iştahlı işler, severim paylasirim

İnternette Çocuk Güvenliği (FBI yazısı ve başka kaynaklar)

Çocuğum, Çocuklar… Bu yazı size…

Evde ya da okulda, bilgisayar başındayken dikkat etmeniz ve sürekli aklınızda tutmanız gereken şeyler vardır:

* Birincisi, asla özel bilgilerinizi, yani adınız, adresiniz, okulunuz, telefon numaranız gibi bilgileri çette ya da forumlarda paylaşmayın. Daima rumuz, yani sahte bir isim kullanın. Patatestava, muzlusut vb gibi. Kim olduğunuzu açıklamayın.

* Sizi korkutan ya da endişelendiren şekilde yazan insanlara cevap vermeyin. Yabancılar genellikle tehlikelidir.

* Ailenize sormadan internette tanıştığınız biriyle buluşmayın ya da evinize davet etmeyin.

* Eğer internette sizi rahatsız eden bir şey okursanız ya da görüntüyle karşılaşırsanız, derhal ailenize bildirin.

* Unutmayın, internette hiçkimse söylediği kişi değildir. Size “12 yaşındayım ve adım Melis” diyen kişi, gerçekte orta yaşlı bir adam olabilir.

* ailenizin iznini almadan internetten hiç bir program yüklemeyin.

* fotoğraflarınızı paylaşmadan önce ailenize gösterin ve onaylarını alın.

* Her zaman, her şeyi iki kere düşünün, pişman olacağınız, annenizin kızacağı ya da arkadaşlarınızın duyarsa size güleceği bir şeye “evet” demeyin.

* internette işlenen suçlarla ilgili çalışan polisler vardır. Eğer sizi internette rahatsız eden olursa, mutlaka ailenize bildirin, internet polisine haber versinler. İnternet suçları cezasız kalmaz.

* Kanka ile tanışın. Çocuk Polisi’nin adı Kanka’dır, çocuklara yardım eder ve  sitesi ise http://www.kanka.com.tr/

* internette yanlışlıkla tuhaf bir yazı, küfürlü konuşma ya da kötü bir resim görmüş olabilirsiniz. Bunda sizin bir suçunuz yok. Bu tür rahatsız edici bir şeye rastlarsanız, ona bakmayın ve ailenize şikayet edin.

* bilmediğiniz linklere tıklamayın. Yanlışlıkla girdiğiniz bir siteden hoşlanmadıysanız, sayfayı kapatın.

*  unutmayın, aileniz bir yabancının sözüne değil sizin sözünüze inanır. “seni annene söyleyeceğim, babana şikayet edeceğim”  gibi sözlerle sizi korkutmalarına inanmayın ve ailenize hemen söyleyin. Aileniz size her zaman destek olur ve güvenir, doğruyu söylediğinizde herkes sizi her zaman koruyacak ve kollayacaktır..

5 Yorum

Filed under çocuk, güvenli hayat, severim paylasirim

Bitenekadar sitesinden alışverişlerim…

Böyle antin kuntin, hiç bir yerde satıldığını görmediğim ilginç şeyleri satan bir sürü site var. Mesela Buldumbuldum… İndirdik….

Bilirsiniz. Hergün mailleri gelir, garip garip “kim alır ayol bunları” dediğiniz şeylerin 13,99 gibi fiyatlarla satıldığını görür, sonra da silersiniz.

Bir süredir bu bitenekadar maillerini severek izliyordum. O “kim alır Allah aşkına bu ne be?” duygum bir süre sonra “lan amma ilginç şey, aa tam da ihtiyacım vardı,ooo süpermiş” şekline dönüştü..

Aldıklarımdan beğendiklerim de var beğenmediklerim de.. Yorumlarım bunlar:

  • Serinletici/kendinden soğutmalı minder. Evet serinletiyor, garip ve hoş bişey. ilk heyecan geçince, herkes birer kere oturup kaba etini serinletince ilginçliğini yitirdi, malzeme evde biyerde yitti gitti..
  • Çekyat ve baza tipi hurç: aha bu şahane bişey. Karnıyarık kılıklı, ortadan fermuarlı, gerizekalı hurçlarımı attım. Bazanın altına üc tanesi “cuk” diye sığıyor. üç bir tarafı fermuarla açılıyor, insanı dert sahibi etmiyor. pek çok  memnunum…
  • Mıknatıslı kapı sineklik: pimapene montajı imkansız gibi bir şey… içinden iki tane iki metre buzdolabı kapağının mıknatısı olur ya şerit şeklinde, ondan çıkıyor, perde düzgün monte edilebilirse, şıp diye kapanıyor arkanızadan. o kadar beceriyi gösteremedim henüz. Pimapeni raptiyelemekten hoşlanmıyorum, delik delik olması bir yana, raptiye de tutmadığından kendiliğinden düşüveriyor.. 3M çift taraflı bant vardı evde onu harcayarak yarı kapalı bir sineklik ayarlayabildim. :( olmamış bu..
  • elbise katlama sihirbazı : Allahım ne güzel icat!!! on numara.. şahane… alın alın alınnnn. ya da isterseniz konuyu buradan okuyun.
  • Super clean mucize temizleyici jel: oyun hamuru gibi bir şey sanmıştım, camsil rengi, vıcıkça bir jel geldi. Ele yapışmıyor ama denizanası gibi salıyor kendini..
    AMMAA gerçekten başarılı!!! hijyen sağlar mı bilmem ama notebook’un o kadar temiz tutulmasına gayret gösterilmesine rağmen tuş aralarındaki toz ve kırıntıların etkisiyle birçok harf zor basıyordu, ısrar istiyordu, klavye üzerinde bu jeli şöööyle bir ovaladım. Miss.
  • Ahh bra konforlu ve yumuşak sütyen : bildiğimiz sütyenden ziyade, fanilamsı bir şey. tam nene işi. zaten yaşlıca bir teyzemize aldım. TV’de başka bir benzerinin tanıtımını görmüş, rica minnet istedi.. askısı sarkmıyor, kopça yok, terletmiyor ve tertipliyor görüntüyü. T-shirtle filan giyilecek şey değil. Ama sütyenden bezmiş, takmasa pişik olan, yılların etkisiyle toparlayıcı bir ürüne ihtiyaç duyan ve bu konuda dertlenen yaşlı efradına alın. Dua kazandım :))

 

İşte böyleyken, böyle…

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, icatlar, severim paylasirim

Ekmek makinesiz ekmek yaptım.. :) sonra da yedik.. Nimet!!

Ekmek makinem yok ama Sinangil ekmeklik un indirime girmişti ben de aldım. Üzerindeki tarife baktım ki yanına bir de toz maya almam lazımmış !! instant maya denen şey. iyi ki evde bir paket vardı. Fi tarihinden kalma, ama hiç yoktan iyidir..

Yarım paket undan Trabzon ekmeği boyutunda bir ekmek çıkıyor.

Kalın çıtır kabuklu, içi  yumuşak, nefiss..

Fırından çıkar çıkmaz 2,5 nüfus tereyağı gömüp hepsini yedik.. Gözümüz döndü… Fotoğraf bile çekemedim.

 

şimdi bilgiler…

Elle yoğurmak için çok sert ve yapışkan bir hamur. KitchenAid olmasa  bunu yapmazdım..

Un paketini açmakla sofrada ekmek görmek arasında geçen süre 2-2,5 saat. Kardıktan sonra mayalansın diye bir saat kadar beklemesi ve bir saat de 200 derecede pişmesi var. O kadar vaktiniz yoksa girişmeyin.

Yağlanmış tart kalıbına koydum bütün hamuru. Bölme-şekillendirme işine girmedim. Fena da olmadı, kalan unla yapılacak ikinci ekmek baton kek kalıbında pişirilecek.. biraz da muffin kalıplarına dökerim bakalım ne çıkacak. Hep Yorkshire Pudding pişirmek istemişimdir. (aslında KFC’nin biscuits diye sattığı şeyden de pişirmek istiyorum, bu ikisinin ortası gibi olacak herhalde)

 

Evde ekmek de yaptım, şimdi de yoğurt yaparmışım :)) olmaz ya..

 

Şimdi  bir de hikaye…

İki arkadaş konuşuyorlarmış. Biri öbürüne :

– Abi ikimiz aynı yaştayız ama benim saçlarım ağardı, belim büküldü sen hala lisedeki halin gibisin, bunun sırrı nedir?  demiş.

Diğeri:

– Benim hanım bana özel bir karışım hazırlar, her sabah onu içirir, bu da beni dinç tutuyor.

-Aman bana da ver şu tarifi….

-Zor bir şey değil, bir bardak ılık süte, bir kaşık bal, bir çimdik tarçın… o kadar.

Adam eve gider gitmez vermiş tarifi karısına:

-Bundan bana her sabah yapacaksın.

Peki demiş kadın. Ertesi gün adam bir heves dikmiş bardağı başına, kusması bir olmuş.

-HANIM BU NE???

– E evde süt kalmamış, ayran ılıttım; o da beyaaz, bu da beyaz.. Bal da bitmiş, sirke kattım; o da sarııı bu da sarı.. Tarçın da yoktu, karabiber attım; o da baharaat, bu da baharat.Sana da bir şeyi beğendiremiyorum ki…

Adam kendisini erken yaşlandıran şeyin ne olduğunu o an anlamış…

 

*-*-*

 
Bu da resim.
image

6 Yorum

Filed under ev işi, iştahlı işler, severim paylasirim

İlk Arı Tuzağımız

Niyeyse banyoda iki yabani ari cikti. ikisini de öldürdüm adilerin, ama bunların geldiği yerde genellikle dahası da vardır. Arı tuzağı şart oldu.

image
Sütaş ayran’ in boş şişesini usturuplu bir oranda ikiye kestim. Üst kısım alttan daha kisa olacak.
Alt kısma bal döktüm azicik, gerci bira daha iyi olur diyorlar ama hem baldan eminim, hem de bizde bira bulunmaz..

image

Ust parcanin agiz kısmına ince bir plastik parcasi monte ettim. Bu arada, dikkatinizi yapışkan bantın ucunu kaybetmemek icin kullandigim klipse de celp ederim.
Parcanin üzerinde artı şeklinde bir faça atıp, ic köşelerini dışa büktüm azicik. Tuzağa düşenin geri çıkmasını hiç istemiyorum….

image

image

image

En son, iki parcayi birbirlerine zımbaladım.
En guzel arı tuzağı silindirik şişelerle yapilir. Bkz. kola şişeleri..

Elveda arı eziyeti!

Not: arıları sirke kokusu kaçırır. Arısız balkon ve bahçe kahvaltısı isterseniz, bir fincan sirke koyun sofraya.
Ama sirke kokusu beni de kaçırır, hiç sevmem. En güzeli tuzak…

 

Not 2 : işi ilerlettim: Arı Tuzağı 2

7 Yorum

Filed under araştırdım, ev işi, icatlar, severim paylasirim

Sundepil EpiDepil, Hapdepil Hupdepil vb

Agda ile ilk tanismam, 12 yasima rastliyor sanirim. Sarisin olmanin avantaji. Fıçı seklindeki Camsakizi’ni sicak suda bekletme ve bagira cagira uygulama… O zaman bezli agda yok muydu ne? El agdasi vardi hazir satilan. Bircok kadin seker ve limonla kendi ağdasını kendisi pişirirdi. Bir de pis kokulu kremler vardi, yasli kadinlarin tercihi. Hamamotu, rusma filan derlerdi… Bu kil tuy isleri binlerce yildir kadinlara dert olmus durumda… Jilet vuran, iple alan, piknik tupe bacak uzatip kendi kendisini uten arkadaslarim oldu…

genc bir hanim, yakin zamanda bacaklarindaki tuylerden sikayetci oldu. Makineyi aci verici buldu, minik bir parca veet bant denedik, eh iste… Sonra su epilasyon eldivenini gordum nette. Ilginc buldum, sonra hafta ici Gratiste bulup aldim. Bir tur zimpara. Etkisi, sahane…

image

Iste ilk depilasyon maceram.

öneririm. çok başarılı buldum…

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, kozmetik, severim paylasirim

Acil durum, panik dürüm!

-Eski bir yazı, taslakta beklerken bulundu, güncellendi-

Sabah sabah oğlum bütün salona LUSH Dirty spreyimi sıkmayı uygun görmüş.
Öfkeyle kalkan, zararla kıçüstü oturdu.
Kafamı duvara vurup şişirdim, kolumu kapı pervazına vurup morarttım. (fenaydı hakikaten)

 

40 dakika kadar agladıktan sonra, (ziyan olan daha dün aldığım spreyime, acıyan yerlerime, uf olan yerlerimi öpecek kimseler olmamasına, “düşüp ölseydim çocuklarım noolurdu”ya kadar geniş bir yelpazede hulklandım : (bakınız hulk : (eşkili ufak sözlük #72737) duygu seline kapılan kişinin, hıçkırarak ağlamasına ramak kala yaşadığı hal.)

Kat kat panik sardı.
(panik dürüm)
Beş yaşındaki aslan parçası oğlumun (@#%&! İt herif, yarım şişe parfümü heder etmiş, hala sinirliyim.) bir yerimi kırıp yerlerde kalmam halinde babasını arayabilmesi gerektiğini fark ettim.

Cep telefonu bir android tablet. Oynamasın diye tuş kilidi var. Kilidi açabilirse aramayı başarır, favori listem fotoğraflı çünkü. Da, kilit tam da bunun için var. Açamasın diye… O iş yaş.
Sonra aklıma düştü, Telekom ptt iken bende bir broşür vardı “Telefonunuzun Marifetleri” diye.. Orada küçük çocuklar ve yaşlılar için özel bir program tanıtılıyordu.. Aradım buldum.
*53*05321112233# seklinde ev telefonunuza kaydettiğiniz numara, telefon kaldırılıp on saniye beklendiğinde, otomatik olarak aranıyor.

Acil durumlar için şahane.
Çıkarım 1. Dayak yiyip de “kapıya çarptım” diyen kadınlara da çok acıdım. Damdan düşen halden bilir. Kadın koruma derneklerine filan daha fazla destek olmalı.
Çıkarım 2. Evde öylesine rahat gezmek iyi fikir değil. Allah muhafaza kirik çıkık bişey olsa, insanin sütyensiz filan bulunma fikri kadar fenası yok. Su airbra’lardan almalı. Depremde de, oğlanı gece birde acile taşıdığımda da bu derdi çekmiştim aslında. Ders almak lazım.

Bu da NAR agaci

image

3 Yorum

Filed under çocuk, güvenli hayat, severim paylasirim