Category Archives: icatlar

Bahar temizliği derken aklıma geldi

Ev halimden kısa notlar:

* İlk bebeğim doğduğunda hastane odasının çöp poşetini değiştirmeye geldi hademe. Ve ben o yaşımda ilk defa çöp poşeti takmanın pratik bir yolu olduğunu fark ettim. O güne kadar serdiğim çöp poşetleri illa ki yumak olur dibe inerdi. Hep dert olmuştur bana bu konu. Meğerse kolayı varmış. Artık çöp poşetlerim yerinden kımıldamıyor..: Paylaşayım dedim. Tek bilmeyen ben değilimdir değil mi?? (ayrica dikkatinizi cekerim, hastane odasinda lohusa halimle bile pür dikkat bir antepli olarak, “düştüğüm yerden bir avuç toprakla kalkıyorum” : )   )

*

* Dert bir mi ki?? Çöp kutusu naaparsan yap kokar. Temizle temizle nereye kadar. Ahanda bunun çözümü:

Bulaşık makinesi deterjanı mı desem, makine koku gidericisi olarak satılan bişey bu. Bulaşıkları kokuttuğundan ben pek sağlıklı bulmadım,zaten bulaşık makinesi de kokmuyor ki koku gidericisi olsun… Garip. Her neyse, bu malzemeye para verdiğim de yok da deterjan kutusundan hediye olarak çıkıyor bazen. Ben de bu şekilde kullanmayı tercih ediyorum. Bir tane de banyodaki çöp kutusuna attım. Çöp kutusunun dibinde duruyor öyle. Nice doldurulmuş bebek bezleri atıldı o çöpe, bana mısın demedi.. :))

* Arabamda da bir çöp kutusu var benim. Onun fotoğrafı var mı bilmiyorum.. Ufak boy bir kova işte. Dibine 10×10 boyutlarinda numune olarak verilmiş bir mermer parçası koydum, devrilmiyor. Sağ ön koltuğun önünde duruyor işte..Üzerine de poşeti geçiriyorum. Arabada yenen içilen her şeyin kabuğu çöpe. Çocuklu olunca biraz daha pratik oluyor insan (takıntılı kadın, çocukların üzerine niye atıyorsun, tamamen senin kendi obsesif karakterin…) [sensin şizo] /arabamı temiz seviyorum ne var bunda?/

* çamaşır işine gelelim….

Bir zamanlar kapıcımız bana bir gece kalktiğinda mutfağı su basmış bulduğunu anlatmıştı. Muftağa girmeden sigortayı kapamış.. İyi ki de aklına gelmiş, çünkü uzatma kablosu yerdeymiş.. Bu hikayeden beri, elektrik çarpması tehlikesi de korkularım arasına eklendiğinden; uzatma kablolarini yerden yukarı koymaya gayret ediyorum.

* Bu konuya son ek: çamaşır yıkamak için en güzel icada rastladım.. Renk koruyucu mendiller.

Kesinlikle verilen parayı hak ettiğini düşünüyorum. Renk karışması tarih oldu. Çok daha verimli çamaşır yıkıyorum ve her bir mendil de tek kullanımlık değil bence. Ben en az üçer kere kullanıyorum, rengi iyice bozarana kadar yani… Zaten her çamaşıra da atılmıyor.. Bir kutu uzun zaman yeter insana.. Çok sevdim ben bunu. Başka marka da var piyasada, her ikisini de tavsiye ederim. <3

( Bu yazıyı beğendiyseniz şunları da öneririm… : Bu bir bu da iki )

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, icatlar, severim paylasirim

Her şey çocuklar için.. ama ticarette….

Bir süredir dikkatimi çeken bir şey bu.. Eskiden, benim zamanımda yani, çizgi filmler aşağı yukarı iki çeşitti. Birisi Taş Devri gibi bir aile filmiyken bir türü de Candy gibi tek basina bir cocugun maceralarini anlatirdi. Bi de Tarzan, He-Man gibi fantastik şeyler vardı, unutmayayım…

Şimdilerde her yaş grubuna hitap eden ayrı çizgi filmler var. 0-2 yaşın çizgi filmini 3 yaşındakiler sevmiyor. Nasıl bir piyasa araştırması, kitlesel veri analizi yaptilarsa artık… Sırf yaş gruplarına özel TV kanalları var ya!!

Bu yeni çizgi filmler yaşa ve cinsiyete odaklı, çocuğun kendisini bir şekilde özdeşleştirmesini sağlıyor. Başarısı hangi ülkeden olursa olsun her çocukta aynı oluyor. Sonra gelsin o karakterin t-shirtleri, ayakkabıları, çorapları, tokaları, nevresim takımları, oyuncakları, saatleri, çantaları, kırtasiye malzemeleri vb vb…. Piyasa doyar gibi oldu mu, ikinci jenerasyon geliyor. Işıklısı, renklisi bilmemnelisi.. takip etmeye imkan ihtimal yok.

İlkokul bir iki seviyesinde erkek çocuklar BenTen yeşili ve siyahına bulanmış durumdalar.

 

 

Kızlar Hello Kitty/Winx’le başlayıp Barbie pembesine ulaşıyorlar.

 

Biraz yaşını başını almış ilkokullu oğlanlar bakugan delisi. ne türlü çeşitli özellikleri var… deli gibi biriktiriyorlar. bunlarin atasi da Pokemon şeysileri zaten.. Fekat bu bakuganlar da tam mühendislik harikasi, insanın oglu olmasa bile kendisine bir iki tane alası geliyor.

E bu bakugan bu kadar tuttu ama satilabilecek miktarin sadece yarisini satabiliyorlar. Kizlar almiyor. Kâr edemiyorlar yeterince.

– Ne yapsak ne yapsak???

+Bakuganları biraz süsleyip renklendirelim??

– Aa süper fikir kanka… Gelsin paracıklar….

Kızlara da Zoobles çıkarmışlar tam olmuş.

 

Koşun kızlar aman kaçırmayın, yüzlerce çeşidi var hepsini alın, aldırın, arkadaşlarınıza gösteriş yapın….

Geçen sene kapış kapış aldığınız Minişlerinizin yanına koyarsınız. Kapitalizmi öğrenirsiniz hem..

:((

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, saçmasapanlıklar

That’s very Kindle of you… (Kindle aldım, anlatmazsam çatlarım)

Minicikti kız kardeşim, ben de ona İngilizce dersinde yardım ediyordum. Bire bir sözlük tercümesini ilk görüşüm oldu:

Cümle: You are so kind. Tercüme: Çok cinssiniz.

Epey gülmüştük..

Nerdeen nereye.. malumunuz bir kitap kurduyum. Fantastik severim, polisiye severim, genelde iyi yazılmış kitapları severim.

Kitap işi bir süredir e-kitaba dönüşmekte. Geçen yıl ideefixe ilk e-kitabını sattı ülkemizde. Gerisi geliyor yavaş yavaş.

Türkiye e-(lektronik) kitap konusunda çok geri. Ürünler no-name, ve aşırı pahalı. Hem cihaz hem sanal kitaplar gerçekten de pahalı… Bakınız idefixin sayfasından bir örnek: Haluk Yavuzer : Çocuk ve Suç kitabı. Sanalı 12 lira, gerçeği 14,88

Kafka Dönüşüm, sanal: 4,5 gerçek: 5,5.. deli ederler adamı. zaten çeşit az, bir de bu fiyatla ben almam arkadaş.. Ne maliyeti var ki? Yarısından da ucuza olmalı.

bakınız amazon: ROOM- sanalı: 11,99 gerçeği: 22 küsur.

Dünyada izledigim kadariyla uc marka var: Amazon’un Kindle’ı (kindıl okuyunuz), Barnes and Noble (bizdeki İnkılap Kitabevi gibi bir mağaza sanıyorum) Nook(nûk okuyunuz) üretti, bir de Sony var ama onu pek bilmiyorum..

Şu aralar en tutulanı da kullanışlı oluşu açısından Kindle. Amazon Türkiye’ye satış yapmıyor.  Yurtdışından getirtmenin de yolları var. Ben sahibinden.com üzerinden aldım. Yavuz Nuri’yi  şiddetle tavsiye ederim, çok yardımcı oldu.. Bir de silikon kılıf aldım… O da iyi oldu..

Almaya niyetiniz varsa, ya da fikir edinmek istiyorsanız çok detaylı bir araştırmayı buradan okuyabilirsiniz. Arkadaş çok güzel hazırlamış, benim de satın alma kararımı vermemi sağladı.

Bugüne kadar “e-kitap? ne geregi var? ben gercek kitabi, kokusunu dokusunu seviyorum” diyen biriydim, Kindle’dan sonra fikrim aynı. Gerçek kitabı hala tek geçiyorum. Tee ilk çıkan erikson 788 vardı ya. O kadar ilkel bi defa. çok ağır, bilek yoruyor. Çok büyük; “ev yeni duvar yeni, eleğim nereye asam seni” kaygısına düşüyor, oraya mı koysam, burada mı bıraksam diye dört dönüyor sonra bir kenarda unutabiliyorsunuz…

Kitap ortasından tutularak okunur, Kindle kenardan tutuluyor, ağırlık merkezini dengelemek ekstra güç gerektiriyor…

Amma geleceği çok parlak, o kesin. Gelişmelerini şimdiden hayal edebiliyorum…

En sevdiğim tarafı artık istediğim hemen hemen her kitaba sahip olabilecek olmam.

Fantastik bir kitap serisi var, 4 cildin üçü tercüme edildi, Eylul ayında 4. cilt Amerika’da basıldı. Ama bizde bir türlü tercüme edilmedi gitti. Meraktan çatlayayım mı? Getirttim. Masraflı oldu ve pek uzun sürdü. Şimdi eğer istersem, e-kitap olarak bir saniyede elimde tutuyor ve okuyor olabileceğimi bilmek çok güzel bir duygu. Kasaba minnete son!!

İlk günlerde ücretsiz bir iki kitap indirip denedim, evet okunuyor. Şimdi amazon’un tozunu attırıyorum. Onu da alayım, şunu da alayım, bunu okumuştum ama olsun alayım…. Görgüsüzlüğüm had safhada..

Son söz:

Müzik dinletebiliyor ve isterseniz wi-fi üzerinden ite kaka webde gezebiliyorsunuz. Ama niye isteyesiniz ki? Cep telefonunuz bundan kat kat daha iyi bir deneyim sunuyor size. Hem de renkli..

Kindle, okur olana gerekli bir şey, ama hala gerçek kitabın yerini alması için katedeceği epey yol var.

Daha son söz: İngilizce bilmek şart arkadaş…

en bi son söz: yarın öbür gün çocuğa bir tane bundan alacaz, bütün ders kitapları içinde olcak. Resimler canlı, her detay için linkler, forumlara yönelişler, interaktif öğrenme… Geleceği seviyorum!

 

deep not: bu yazımı okumuş muydunuz? E-kitap kurdu olmak için e-reeder ne eder?

 

 

18 Yorum

Filed under alışveriş işleri, icatlar, kitaplar, severim paylasirim

Bunlari da yeni aldim, memnun kaldim..

Ipek AG evden bildiriyor:

Uzun zamandir istedigim bir urun vardi. Camasir Katlama Sihirbazi olarak geciyor.

Günün Fırsatı

indirdik.com internet sitesinden bayagi uygun bir fiyata aldim. cok da muhim bir ihtiyac degil, biliyorum. herkes camasir katlar. ne var bunda??

ben biraz daha takintili bir insan oldugumdan bu aletle duzgun katlanmis camasirlar benim icin cok guzel bir goruntu sagladi. memnunum acikcasi. usenmedim t-shirtleri bir de renk sirasina dizdim. kim gorecekse? olsun keyif benim keyfim… keyfim de kekâ yani..

T-shirtleri ve tabii kazaklari ust uste koyarken guzel de, aradan bir sey cikarinca o guzelim istifin bozularak saga sola devrilmeleri ayri bir giciklik oluyor. bunun cozumunu de sununla buldum:

bu kumas kalpli sert kutular canim IKEA’dan.. yanlarinda kulplari var, dolabin ust rafina konacaklar icin hurctan daha tertipli ve daha iyi bir cozum. cekip indiriyorsun, icindekiler de saga sola yatip devrilmemis oluyor.

t-shirtler icin ben bu kutulari dikine degil yatay kullaniyorum. nasil anlatsam, acik tarafi one geliyor. tişörtleri içine (yan yuzeyin uzerine) ust uste diziyorum,iki taraftan ve hatta arkadan desteklendiklerinden yayilip gitmiyorlar dolabin icinde… dolabi toplama zamani geldiginde de cekip tumunu disari cikarabiliyorum..

son olarak ev ekonomisi:

Tchibo’dan kapi altligi almistim bir tane.

Cok basit ama cok islevsel bir urun. Kapinin altina bir ucundan bir ucuna geciriyorsunuz. kapinin altinda hem icte hem dista o silindirsi kisimlar kaliyor. icinde sunger var, disi plastigimsi bir sey kapli. temiz kaliyor en azindan.

Kesin olarak hava akimini kesiyor. Evde bazi odalarida kaloriferi calistirmiyoruz. Cok mutasarrif bi kadin oldum ciktim, masallah. Aksama kadar girilmeyen calisma odasi ve yatak odasi ne diye isinsin ki? Simdi bu urun sayesinde sicaklik kaybi olmuyor, iyi bir icat.

Her neyse bu urunden ilk olarak bir tane aldim. Baktim guzel bir sey diger kapilara da alayim dedim ama ara tara bulamadim tekrar. yakin zamanda 2010’un en iyileri temasinda tekrar piyasaya verildi. siddetle tavsiye ederim.

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, icatlar, severim paylasirim

Okul Hazirliklari III

Beslenme cantasi ve okul cantasi almak hakkindaki yazilarima ek olarak…

* bir beslenme cantasi tiyosu daha: kızım iştahsızın önde gideni ve hatta abartmıyorum ama bayrak sallayanı olduğundan yaratıcılık devreye girdi ve pizza-elma ürettim…

daha evvelden küçük bir saklama kabına, yıkanıp kurulanmış ve ikea elma dilimleyicisi ile bir defada düzgün 8 parçaya ayrılmış bir elmayı koyuyor ve beslenme çantasına yerleştiriyordum. Birinci sınıfta yüzüne bakmadığı elmayı ikinci sınıfta seve seve yiyor kerata…

dedigim gibi, elma pizzası da benim icadım oldu. İkea derhal bundan üretmelidir!!

Önce bir kabak oyacağı alırsınız, elmanın göbeğini oyarsınız. sonra iyi kesen bir bıçakla ince dilimler çıkarırsınız. (kurutulmuş elmalar var ya hani, oyle..) olur size elma pizzası… kız da okulda kıtır kıtır yer işte ne ala…

saklama kabımız da ikea bu arada, farkı fark edin dedim… :))

* bir maceramız da şöyle:

-anne

+efendim?

-ben okula gitmek istemiyorum…

+ niye?

– okulda seni çok özlüyorum…

+ kızım sen okuldayken ben evde değilim ki…ben de işe gidiyorum. evde kalsan gene benimle olamayacaksın gene beni  özleyeceksin. hem ben de bütün gün seni özlüyorum sonra evde güzelce görüşüyoruz..

vir vir vir epeyce dil döktüm ama yaramadı.. her gün aynı muhabbet..

ahan da bulduğum çözüm :

sabahları saçını yaparken mutlaka ince bir örgü bırakıyorum bir tarafında.. hikaye de şu:

+ bunun adı “seni seviyorum”. beni özlediğin zaman buna dokunursun. arada kafanı salladığın zaman yüzüne kulağına değerse seni sevdiğimi hatırlarsın..

Oh bunu da böylece atlattık. “okula gitmek istemiyorum”lar kesin olarak bir haftada bitti.

konuyla ilgili diğer yazılar

Beslenme Çantası Hazırlama

Okul Hazırlıkları -ii-, çanta seçimi

8 Yorum

Filed under icatlar, ilkogretim, iştahlı işler

Migros Jet Kasa icat etmis :)

Hayatim boyunca ne zaman markete gitsem kasaya gecmek ve aldiklarimi kendim bip yapmak istemisimdir. (mesleki deformasyon?) Gercekten.. Ben bebekken Kızılay GİMA’da gezdirirlermis beni.. hala deterjan reyonlarini pek bir severim. artik daha saglam yapiyorlar ambalajlari, o kadar kokmuyor disa. ama cok severim.

ne diyodum? Evet, maltepe migros’tan alisveris yaptim. Jet Kasa’dan kendim bip yaptim kendim odedim oy cok eglendim….

dikkat edilecek iki sey var… aldiklarinizi kafanizda gruplayip posetleri oyle ayarlamalisiniz. cunku aldiklarinizin tartimi da yapiliyor ve eger arka arkaya iki urun okutayim da sonra ikisini de posete atarim diyemiyorsunuz. bip-torba sonra ikinci bip…

ariza veren bir baska durum da poseti “doldu” deyip geri sepete almak… metal zemin uzerinde birakmaniz gerekiyor. dedigim gibi, tartiliyor hepsi.

unutmadan, tartim bolgesine elinizi, kolunuzu, ceketinizin etegini koymayin. o da sorun cikariyor. ama iki kere yapinca insan cok alisiyor. ben sevdim gene yapcam!

Yeni kirazli cevreci alisveris torbalari da cok seker olmus. bu sefer almasam diyorum… bakalim geri donusum puaniyla alinabiliyor muymus bir arastirmak lazim..

masallah her marketin her firmanin cevreci bez/telis cantalarindan aliyorum. bagaja koyduklarim var, eve cikarip unuttuklarim var.. bi turlu kullanmak kismet olmadi desem inanir misiniz? en azindan alisveriste hic kullanmadim..

alisveris posetleri sonradan copposeti olarak isime yaradigindan, ne kadar cevreci olursam olayim alisveris posetinden vaz gecemiyorum.

aslinda ben migros olsam deneme yaparim..

musteriye secenek sunulmali… aldiklarinizi posete mi cantaya mi koyalim diye. ucretsiz olsa cantalar gene de herkes poset ister ben diyeyim size…

cantada hersey karmakaris oluyor.. (bu yazi gibi, nerden nereye vardim, dur bakalim)

fekat, en guzeli IKEA cantalari..

boy boy. ben bir tanesini banyoya astim o meshur vitrifiye (mi derler?) bornoz askilari vardir ya her banyoda iki boynuz gibi.. iste onlara astim. beyazlari o cantada biriktiriyorum…

camasir isine bir dahaki yazida deginelim simdilik burada birakayim, gece gece uzatmamak lazim

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, çevre, gezen güzel olur, icatlar, severim paylasirim

Tertip delisi oldugumdan, her zaman derli topluyumdur

Efendim elektrikli cihazlarin kablolari vardir. Mesela sac kurutma makinesi.. Takik oldugumdan, makineyle isi bitince kablosunu makinenin etrafina dolayan insanlara sinir olurum..

Bizim evde bilcümle kablolar (hatta arabada kulakligin kablosu) keleplenmis olarak dururlar. Orta boy sac tokalari ile cozdum bu sorunu. en ufak karmasa yok, dugumlenme, arama tarama, bir cekmece dolusu sarj aletinin arasindan kendininkini ve iki ucunu bulamayip cekip hepsini birden dokme kesinlikle yok.
bakınız:

bu tokalarin irili ufaklilari cesitli kablolarimi tutmakta. Sarj kablolarinin disinda, ozellikle mikserin kablosundaki cok isime yariyor.

Biter mi? bitmezzz.. Bakınız bir başka icat.. Ben icat etmedim ama faydasini goruyorum:

Uzun zamandir kivirmali dis macunu sıkacağımız var iki tane. Her eve lazım bir seydir…Bunlari da evdeki krem tupleri icin aldim. bepatendi, pişik kremiydi lazım oluyor. Gerci kizim huptrik hüpletirken bile kullaniyor. : )

Yorum bırakın

Filed under ev işi, güvenli hayat, icatlar, severim paylasirim

Tupperware sevenlerdenim/reklam olsun diye degil ha!

İnsan katalogu ilk gordugunde “amaaan plastige bu kadar para verilir mi ayol, aha bir milyoncu bunlarla dolu” diyor.
sonra sonra bir kaptiriyorsunuz, imkani yok vazgecemiyorsunuz.
bir defa en saglikli saklama kabi..
ikincisi on yil garantili. NET! daha ne?
ucuncusu son derece kullanisli akillica tasarlanmis seyler hepsi..
dorduncusu : garip garip isimleri var bazilari cok komigime gidiyor, unutamiyorum..
ben ilk ne almistim? :Evde en eski urun bir eko tiptop surahi var mavis. kocaman bir sey ama uc yasindaki oglum bile kaldirip bardagina sudokebiliyor. kapagi lingir lingir oynayan, esek olusu gibi agir cam surahlerden ne bezmistim ama… yazin dolaba koyuyoruz. kapagi kapali, dolap kokusu sinmiyor. cok memnunum.
en sevdigim urun? : soysoy. domatesi havucu saniyede ve profesyonel bir sekilde soyabiliyor. vallahi sahane.
malum, yazmistim, kizima bir matara aldim kitty’li. icime sine sine temizliyorum, okula suyunu gonderiyorum. bir de sandvic cuzdanini aldim kittyli ama cok buyuk. hele seneye kullanirim.
Almaya doyamadigim urun?: şeker kaplar, şekerler serisi. icinde ne oldugu gorunen opak alt, simsiki kapanan kapak. mutfakta en lazim olan sey!
almayani dovsunler: zeytinyaglik, acikgoz, eski model tuzlukları…
beni Tupperle tanistiran olmasa da, alistiran; en sadik musterisi olmaktan mutluluk duydugum; yillardir sehirlerarasi alisveris yaptigim, cok nazimi ceken Sevgili Arkadasim,Belgin‘i de burada hurmetle anmam lazim, tam yeri. Sagol bacim.
ek not: uzun zamandır buzluga %75 oranında içme suyu doldurduğum 400 ml’lik Antartika’ları koyuyorum. Çıktığında “dolap kokusu sinmemiş” tertemiz buzumu yarım dolu Tiptop surahiye atıyorum, kısa zamanda tam içmeyi sevdiğim gibi “serin” suyuma kavuşuyorum. her eve lazım :)

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, ev işi, güvenli hayat, icatlar, iştahlı işler, saglik, severim paylasirim

Bebek çeyizi hakkında fikirler

Yeni anneler, yeni anneanneler, sözüm size:
Bebekleri kat kat giydirmeyin…Bebekler annelerinden BİR kat fazla giymelidir. Hırtlamba gibi giydirilen bebekleri sicak tutmuyorsunuz, aslinda terletiyor ve rahatsiz ediyorsunuz..
Bebeklerin iç giyimi olarak eskiden zibin kullanilirdi, o günler geçti, boşuna zıbına para vermeyin. Bebeğin düşmemiş göbeğini incitebiliyor göbekten bağlanması nedeniyle. Sonra kucaga alırken sıyrılıp kolaltlarına toplanıyor bir de belini gobegini bir daha kapamaya calisiyorsunuz. huzursuzluk sadece..
bir bebegin en güzel en saglikli ve en koruyucu ic giyimi “yarim kol çıtçıtlı body”lerdir. askılı atlet tarzi olanlar gögsünü tam örtmez, uzun kollu olanlar hem giydirmesi zordur hem de bir ayda kisalir insani sinir eder. ayrica cocugun ellerini kollarini sikca yikayip sildigimizden, ya da elini kolunu bir yere sokarsa ne bileyim kusarsa diyelim uzun kollu body’nin kollari da batar, ustu basi komple degistirmek gerekir… en güzeli yaz kis yarim kollu body…
gelelim üst giyime: Hırkalar da gene kollu olmalari hesabiyla, cok kullanisli degiller. yelekten iyisi varsa o da suveterdir…

Bebek yeleklerinin en önemli sorunu materyali.. Orlon tarzi çok naylonumsu iplerle orulen yelekler daha tok duruyor ve elbette islenen modeli de daha guzel gosteriyor, lakin bebegi acaip yakiyor. Bu tür yelekleri hemen atın…

Ayrica, düğme konusu da onemli.. Bebeklerle buyuk insanlarin arasinda fark gozetmeyen yelek tasarimci teyzeler, bogazina kadar ilik oruyorlar yelegin. Bebekler boyunlarini dik tutamazlar. O yuzden boynuna denk gelen yerdeki dugme gıdıyı rahatsız eder. Pişik yapar… En iyi bebek yelegi yakası hafifce V yaka olanidir o yuzden. önluk takarken de rahat edersiniz.
yelek düğmeleri gercekten de zaman zaman sorundan başka bir şey değil. açılıyorlar, kopuyorlar..
aslında ben bebek yeleklerimizin tamamını üşenmeyip elden geçirdim. düğmelerini ilikledikten sonra hepsinin önünü dikip süverter yaptım.
geçir kafadan oooh bitti gitti.
hele yakasından burulmus yunden yapilma bir uckur gecirilen yelekleri gözüm gormesin…. boynundan baglamali yelek mi olur? bogulmasa bile agzina alip emiyor bebekler her seyi.. en kotu yelek fikri de o zaten…
Bebek corabi olarak satilan sacmaliklar da insani pisman ediyor. bir siracik lastik dikiyorlar, bebek tepinirken siyiriveriyor ayagindan… sonra tulumun ayak uclarina top olmuş iki çorap iki tane de buz ayakla kalıyorsunuz…
ya da aksi gibi acaip siki lastikli uretiyorlar tombul bacaklar boguluyor…
en guzel bebek corabi, konclu, bebegin tombul bileklerini sikmayacak kadar hafif siki ve bir sira degil bir parmak kalinliginda lastigi olanlardir.
bulabilirseniz, Mothercare’de çiftli satılanını bulduğum ve tavsiye ettiğim, Çorap Tutucu alınız. Harika bir icat!
Çorabın suslu puslu olanlardan ziyade pamuklu olanlari tercih edin. yikarken icini disina cevirin, corap icindeki pamukcuklar ayak parmaklarinin arasina kacip rahatsiz ediyor…
sonra devam ederim…

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, icatlar, severim paylasirim

Kizim artik 7 yasinda! Dogum gunumuz kutlu olsun!

Kizim 7 yaşına girdi. nice 7’li yaşlara girer, hayirli ugurlu saglikli mutlu başarılı eksiksiz bir ömür sürer inşallah.
Burada bir saplama yaparak, size olayin kahramanlari hakkinda bilgi vermem lazim.
Muhtesem bir anne, nazarimda benzersiz ve ornek bir insan olan, Denizanasi Oya internet dostumdur. az cok iyi gunde kotu gunde birbirimizi arar sorariz.
Onu tanidigim ilk gunden itibaren sevdigi isi yapmayi secti. Her engeli asti, kurslar bitirdi, is hayatina atildi. Is hayatinda da türlü zorluklar yasadi ama cok sukur atlatti simdi ve Balpasta adli kendi ozel butik pasta atolyesini isletiyor. Biz de ailemizin özel günlerinde her zaman Oya’nin muhteşem pastalariyla “hayatimizi tatlandirdik”.
Oglumun sunnetinde bize yaptigi sunnet sapkasi seklindeki pasta inanilmazdi.
Ozel siparisim uzerine Türk Kahveli olarak hazirladi ve yiyenlerin akli durdu.
Dis bugdayi (hedik) partimize dislek bir tavsan pastasi hazirlamisti. Yemeye kiyamadik.
Bu boyle surer gider.
Biliyorum, su an diyorsunuz ki :” her kose basinda pastane var” hatta “evinde firin yok mu kadin senin? otur bir kek yap, krema dok uzerine. iki de mum.. olsun bitsin”, ama ozel gunlerin pastasi da ozel olmalidir. Ve 7 yas da ozel bir yastir. Ve butik pasta da oyle dusundugunuz gibi fahis fiyatli bir sey degildir.
 
7 yasina giren bu kucuk hanim o kadar ozel o kadar sevimli bir kucuk hanim ki her seyin en guzelini vermek istiyoruz kendisine. Dogum gunu hediyesi olarak pasta almaya karar verdim.
Oya’yla pasta hakkinda telefonla konusurken bana “en sevdigi sey nedir ben ona gore bir tasarim yapayim” dedi.
Bu aralar, kitaplardan sonra en sevdigi sey tek boynuzlu atlar, ponyler ve gökkuşağı. Kendi deyimiyle: “Göpkuşaa”. Yatak ortusune bakin inanmazsaniz:

Bu gökkusagi fikri bana çağrışmla ilham verdi. Kafamin uzerinde bir ampul yandi resmen..
7 yaş=7 renk.
“7 yaş için en güzel doğumgünü pastası, gökkuşağı pastadır” dedim kendi kendime.
 Internette birçok gökkuşağı pasta resmi var. Ama sadece pastanin uzerine gokkusagi şeklinde süs yapılmakla yetinilmiş. Bu da bana yetmedi… Benim istedigim pastanın İÇİNİN gökkuşağı gibi yedi renk olmasiydi. Yabancı sitelerde mesela burada ve burada ve hatta burada cok ilginc pastalar gordum. Benim mutfakla iliskim diplomatik düzeyde olsa da kek pasta borek corek firin urunlerini cok guzel yaparim. ama dogumgunu pastasi ozel olmalidir diye dusunuyorum.

Oya da hayalimi gerceklestirdi. Sizi resimlerle bas basa birakiyor, Oya’ya “ellerine saglik” diyorum.
Huzurlarinizda gokkusagi pastamiz ve unutulmaz bir 7 yas dogumgunu.. Herkes dumduz bir pasta beklerken yasanan saskinligi size anlatamam.
Katlari birbirine yapistirmak icin beyaz cikolatali krema kullanildigini da eklemem lazim:
-Muhammara surulu kanepeler ve Aylin’in peynirli kek tarifine getirdigim yorumla aycekirdekli peynirli muffinler de sofranin bas koselerinde yer aldilar-
 

Yorum bırakın

Filed under çocuk, icatlar, iştahlı işler, severim paylasirim