Okul hazırlıkları II (çanta alımı)

Kızım ikiye geçti, ben her zamanki telaşe müdürü, evvelki gün gittim çantasını aldım. piyasadaki kız çantaları 3 çeşit. Barbie-Winx-Kitty.

Barbie’den hoşlanmadığım için Barbi’lilere hiiç bakmadık. Geçen seneki çantası da winksli olduğundan istenmedi ve bu sene Kitty çanta aldık.
Burada resmi vardı, niyese silindi :((
malesef Çinma. :(
(made in china yazisini kizim -çinma- diye okuyor, “aa, anne çin malıymışş!?!” diyor.)
geçen seneden matarasi duruyor; elbette tupperware, hem de kitty’li; eh, beslenme çantası da sapasağlam..
masraf azaldi. :)
Geçen senelerde bir moda vardi, cekcekli okul cantalari… Çok sükür bitmis.
Gerci kabul ediyorum cok guzel gozukuyordu, özenilmeyecek gibi degildi ama, yolda yururken dert; okulda merdiven cikarken dert: bacaklara carpiyor; serviste dert : cok yer kapliyor; sıranın altına sigmaz yanindan devrilir, eve gelince dert: asansöre tek başına binmesine izin vermediğimizden üç katı langır lungur çıkarmasına imkan yok.. vb vb.
Çekçekli okul çantası OL-MAZ!
Seyahatte olur, havaalaninda tamam. Okulda olacak gibi değil.. İcat ama komple dert işte…alip da memnun kalan gormedim. imkani olan yeni canta aldi tekrardan.
Ayni sekilde, boyundan çapraz askili postaci cantalari da uygun degildir. Her bir kitap o çantayı ağır yüke çeviriyor, çocuk ters yöne doğru eğilmek zorunda kalıyor kalçasına binen yükü dengelemek için. Düşman başına…
*-*-*-*-*-*-
İlkokul cantasi sirt cantasi seklinde olmalidir. ozellikle birinci sinifa giden öğrencilerin okul cantalari ufak boy secilmelidir. takdir edersiniz ki, ayakkabi alirken ayagina gore aliyoruz, cantasi da sirtina uygun olmali. besinci sinifa gidene de bire gidene de ayni boy canta olmaz….
konu ile ilgili yazılar:

5 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ilkogretim, severim paylasirim

hanımlığın yaşı yok. Doğuştan içinde olacak…

geçenlerde kızımı mek’e götürdüm. İlk defa bir mcdonalds doğumgünü partisine denk geldim…
Doğumgünü sahibi on yaşına girmiş. Arkadaşlarını da yaşıtı varsayıyorum ve bu yazının konusu olan kıza geliyorum..
Ya da gelmeden bir not düşeyim. Hiç bir zaman şöyle alımlı çalımlı bir kız olamadım. Saçım düzgün olmaz hiç. Ne jöle sürmeyi ne de köpükle havalı bir şekil vermeyi beceremedim yıllardır. Çok şükür göz makyajı akan, ruju illa ki dişine sıvaşan kadınlardan da değilim ama nasıl anlatsam. Zengin kadın modeli diyorum kendime.
Kuaföre gitmeliyim her gün. Türlü çesitli sac düzlestiriciler vb aldım ama olmaz benim sacim.. Elin kızı bir tarar, bir toka takar akşama kadar tertibi bozulmaz. Piyasanın en pahalı en taşlı tokalarını alırım gene de kuzenimin yünden bükerek yaptığı fiyonk onda kat kat havalı durur… Derdim de bu işte…
Şimdi partideki kıza geleceğim.. Hatun o yasta normal olanın biraz üzerinde kilolu. Tombikçe göbekli bir kız cocugu iste. Straples beyaz bir body giymis. Mini etek de var. Altta da sevgili şefimin tabiriyle malzemeden çalınarak yapılmış bantlı sandaletlerden giymiş. Hem az bantlı hem parmakarası hem de taşlı….
Saçlar at kuyruğu ama bütün telleri yerli yerinde… Küpeler omzuna değiyor.  Veee tepesinde ayı kadar, marka bir güneş gözlüğü. Ben orada olduğum süre boyunca o gözlük milim oynamadı, taç gibi taktığı yerde kaldı.

Ben gözlüğü tepeme taksam on dakikada on kere yere düşer, ya arkaya kayar gider ya öne yemeğimin içine düşer…. Japonla mı tuttururlar bunu kafalarına merak ediyorum. Dediğim gibi bazı kızlarda doğuştan bu havalılık, hanımlık… manken mübarek..
İmrendim. Ortaokul lise yıllarımda bizim okulda da bu kızlardan iki üç tane vardı.. Kimse onlar gibi olamazdi. Sonra kendi yolumuzu tarzımızı bulduysak da, onları hiç unutmadığımı anladım..
Bakalım benim kızım nasıl olacak???

Yorum bırakın

Filed under çocuk, gezen güzel olur

kriter sorunsalımız

Evcek ev bakıyoruz yıllardır. Hobimiz oldu artık. Pekiii neden bulamıyoruz?

İkimizin de kriterleri ayla güneş kadar farklı da ondan. Neredeyse üzerinde anlaştığımız tek konu Anadolu yakası’nda olması. hatta deprem riski var diye istanbul dışını düşündüğümüz anlar oldu…
bırak semti, mahalleyi, ideal dairenin kacinci katta olması gerektiğinde bile mutabık kalamadık.
biz birbirimizi nasıl bulduk acaba? Benim 66 maddelik kriter listem vardi, eh biliyorum ki onun da “olmazsa olmaz”ları varmış.
şak diye uydu listelerimiz birbirimize..
dur bakalim ne olacak…
derler ki, iyi bir evlilik iki şeye bağlıdır: doğru insanı bulmak, doğru insan olmak. 

Yorum bırakın

Filed under ev işi, severim paylasirim, taşınmak

hayat surprizlerle dolu.

daha sasirmam artık diyorum bazen kendi kendime, ama her gun yeniden “bir yasima daha” giriyorum…
Demin manavin kosesinde kirli bir telefon klubesinde kıtipiyoz bir adam konusma yapıyor.. Ust bası pek ahım sahım degil.

‘Herhalde memleketini ariyor, kız arkadasıyla mı gorusuyordur kı? yazıık telefon kartıyla konusuyor ‘ şeklinde düşündüm açıkçası..
Adamın görüşmesi bitti.
Bindi gümüş rengi bir passata gitti…
Hayatın gerçekleri değme kurguya beş basmakta..
;)

 

 

1 Yorum

Filed under severim paylasirim

İpek Gezdi Geldi….

Kısa kısa yazayım sonra eklerim..

* on gunde dort otel gezdim, güya hepsinde wireless var, hic birinin odalarinda cekmiyor. bir zahmet lobiye inip isini orada gormen bekleniyor ki bu da sacma bence. vayrlıs hizmeti boyle birsey degil kardesim…

* tekirdag’da ali usta’da kofte yedik. masalar, o koca alttabaklar (yemekteyiz moda etti bunlari bi de adı var ama simdi hatirlayamadim…) janjanli. tuvalette bebekler icin alt acma yeri mevcut. mutfak temiz. kofte ise orta halli. yeterince hizli cevirmediklerinden kiyilari yanmis olarak geldi. kemalpasa tatlisina tahin mi koymuslar nedir cok acaip bir tadi vardi. iki yildiz bile vermem. bir daha gitmem umarim tekirdaga. en meshur koftecisi buysa kalani nedir kimbilir….
* ezine’ye gittim. peynir alacagim; bir tane peynir satan dukkan yok?!? butun kasabayi gezdim. bunlar peyniri ya evde yapiyorlar ya da marketten hazir peynir aliyorlar sanirim diyordum ki ogrendim… istanbul cikisina dogru otoyol uzerindeymis satis yerleri. kasabada bosuna gezmeyin. biz opetten aldik peyniri..ilginc.. ama guzel peynir orasi kesin.

4 Yorum

Filed under ben yazdım, gezen güzel olur, saçmasapanlıklar

Bu nedir? Bunu bilene kocaman bir alkis benden…

Yakın zamanda misir gevregi promosyonu olarak Srek filminin 4 kahramaninin plastik modellerini veriyorlardi. Misir gevreginin ambalajini acinca icinden ayri bir plastik torbaya konmus halde Srek, Karisi, Cizmeli Kedi ve Esek figurlerinden biri cikiyordu. Modeller daha sonradan cocuklar tarafindan boya kalemleri ile renklendirilebilmeleri icin beyaz renkte cikiyor..
promosyon suresince aldigimiz 6 paket misir gevreginden altisindan da ne cikti bilin bakalım?
Evet, buna da guzel dilimizde EŞEK ŞANSI denir…

Tahminimce tüm paketlerden eşek cıktı. istatistiki olarak farkli marketlerden farkli zamanlarda alinmis paketlerden ayni malin cikmasi cok zor…
gerci esek de bir, srek de bir. ne cikarsa ciksin bir sure ortalikta surunup sonra copu boyluyor…
ne demis Metin Akpınar:
– el kadar paketten inek sürüsü çıkacak degil ya?!?

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, çocuk, iştahlı işler

Bizim isler hep boyle degil mi?

Odullendirme az cezalandirma cok… Koku boyle olan egitim sistemiyle kimse egitilmez..

Yakin zamanda mecburi hale getirilen cocuk oto koltuklari “bravo” dedigim bir uygulama.
* insanlar yasak savmak icin mumkun olan en dokuntu en elden dusme araba koltugunu aliyorlar. cocugun kilosuna uygun mu? saglam mi? ise yarar mi? diye dusunen yok. aynen ilkyardim cantasi gibi. -var mi? var! ohhh, polisi atlatiriz cezadan yirtariz abicim
* polis de ayri cins. gecen aksam TEM’den viaport’a  donuste cevirme var.
-dur!
durduk. gunes batmamis ama alacakaranlik sayilir, memur bey el feneriyle arka koltuga soyle uzaktan bakti.
surat bes karis ama.. cocuklar da urktu esim de anlamadi o da arkasina donup bakti arabada yabanci biri mi var acaba? diye…
-gec gec isareti yapildi yola devam ettik.
cocuklar, hamdolsun, dogmadan once alinir bizde otokoltugu. koltuksuz, emniyet kemeri baglanmadan surdan suraya kimildamiyor bizim arabamiz.. mazallah…
polis abi guler yuzle cocuklara el sallasa, ne bileyim birer cikolata/seker ikram etse kotu mu olurdu?
neticede bizi koltuksuz yakaladiginda ceza kesmeyecek miydi? niye oto koltugu kullanana da minik -veya buyuk?!?- bir ödül verilmesin??
amaaaan

2 Yorum

Filed under araba, çocuk, saçmasapanlıklar

Pendik’te Şıngâh tevsiyemizdir

Bir başka nefis mekandan (Çiçek Köfte-Maltepe Carrefour Park) aldigimiz tavsiye ile gittiğimiz bir yeri önermek istiyorum. Pendik’te Şıngah adlı bir (restoran desem degil, dönerci desem ayip.. esnaf lokantasi desem yaklasir biraz..) yerde yemek yedik.

Şıngâh Bayburt’ta bir mahallenin adi imis..
Döneri çok güzel, uzun zamandir bu kadar guzel doner yemedim; ki ben de acaip secici gicik etyemezin biriyimdir.Pilav, kuru fasulye,izmir köfte çok lezzetliydi. Yoğurt sahaneydi, hele firin sütlac enfes ki o kadar olur. Kapidan geciyor olsam girmem, oyle de salas bir yer. Tavsiye eden arkadasa nasil tesekkur etsek az.
Çay bile çok güzeldi. Ben çok memnun kaldim herkese tavsiye ederim… Singah Sofrası adres tarifim su sekilde: kizilay ve hastanelerin oldugu ortanca sokagin sonunda buyuk bir cadde vardir, sagli sollu otopark olarak kullanilir. O caddenin En üst (tren yoluna yakin) tarafindan sola donun, tekrar ilk sola girin: Namik Kemal  Caddesi oluyor orasi.. Sagda ya ikinci ya ücüncü dükkan.

2 Yorum

Filed under iştahlı işler, severim paylasirim

155 osman hizmetinizde…narkotik masasındaydım o gün… Masa kalabalıkta hesabı da ben ödedim.

haftasonu bir kafede oturduk beş kişi. Bir baktık dört tarafimizdaki masalarda nargile fokurduyor. Ortaokul çağında veletler iş olsun diye nargileye başlamışlar. Sinir olduk.
Ben itiraf edeyim: polisi aradim. Nargile de tutun oldugundan kullanmak icin 18 yaşında olmak lazım. Yaşı küçük olup da kullananı dövmek, satanı para cezasina carptırmak lazim. Hatta kimliklerini toplamak, ‘velin gelsin karakoldan alsin’ deyip utandirmak lazim. Bilemiyorum….
Gruptakiler ‘polis aldırmaz boyle ufak islere’ deseler de ben moralimi bozmadim. Ve gercekten de bir ekip geldi. İsletmeciyle konustular. Garsonlar sakalı cıkmamıs cocukların onunden kaldırdı tombekileri.
İyi ettim.

1 Yorum

Filed under çevre, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Carrefour Kozyatağı’ndaki Sirk : Kludsky Circus

Sirksever aile sektirmeden sirk geziyor. Dun de Kludsky sirkine gittik.

gidene kadar da ayri bir sirk olduk o ayri.. bilet kapidan satiliyor.
teee oraya kadar bilet almaya nasil gelelim??? gerci biletlerin
biletix’te de oldugu yazili ilanlarda ama biletixin haberi bile yok..
her neyse biz gittik aldik biletimizi kapidan.
genel olarak:
revü arasında sirk gösterileri var diyebilirim. erkeklerin gozu gonlu
acildi. 4 kadin 2 erkek dansci turlu cesitli gosteriler yapiyorlar…
terbiyeli atlar var, 3 palyaco, akrobatlar var… birbirlerine lobut
atanlara ne denirse onlardan da var…(son ikisi ayni grup olabilir, laz
gelini olarak kiyafet degisince adamlari taniyamamis olabilirim :)
iki tane güclü adam var, tek elle oburunu kaldiriyor biri.. ilginc,
güzel bir gosteri.
neticede, gordugum en iyi sirk degilse de; gidilir.
biletler 15-20-25 lira galiba. 17:30 ve 20:30 gosteri saatleri.

7 Yorum

Filed under gezen güzel olur, severim paylasirim