Category Archives: iştahlı işler

Dukan Diyeti’nde 3. günüm

ilk iki günde 0 sporla 2 kilo verdim. günde 20 dakika yürüyüşe bugun başlayacağim.

http://www.dukandiet.co.uk/ sitesinden yaptigim hesaba gore:
7 gün atak
245 gün seyir
350 gün güçlendirme…
40 kiloya yakin verilecek.

vallahi gozumde buyutmuyorum. Kac senede aldim bu kiloları. Orantıya vuracak olursak jet hızıyla kilo verecegim . . .

Hamilelik gibi işte. Ayı gunu belli. Tıkır tıkır gecip gidecek.

Kitabı D&R’den aldim. Yulaf kepeğini (Ru-Sheim marka) gurmenetten.

işin özeti: dedemden kalma zayıflama önerisi: “üç beyazı keseceksin arkadaş” Dr. Piyer amcamiz bunun kitabini yazmiş işte.

Hep demişimdir, ne varsa büyüklerde var.. Ulu sözü dinlemeyen ulum ulum ulur…

Bir atasözüne de ben yapışıp kitap yazacagim..

12 Yorum

Filed under iştahlı işler, saglik, severim paylasirim

Kuruyemişin evine ziyarete gittim… yeni adı da: Koz Kuruyemiş

Bağdat’a işim düştü, ki onu da sonra anlatacağım, uzun ve güzel bir hikaye,, (iki üç nokta yan yana olur da iki üç virgül neden yanyana olmasın, derdimi anlatıyor, biraz uzun bir es verdim lafa devam ediyorum) (kısa kes su cümleleri, başını sen unutmasan bile okurun unutuyor) (her neyse) bir köşe başında bir kuruyemişçi gördüm. Daha doğrusu kızım farketti, Kendisi evin asal kuruyemis tüketicisinin fotokopisi olduğundan (“eşim ve kızım kuruyemiş sever” desen ölürsün, illa lafı döndürüp dolaştır sen.. sanki kelime başına para alıyor wördpresten) “buudan babama kuyuyemiş alalım” dedi. (r özürlü. ayyan içer benim kızım :) )

Olur dedim. Bu tür mekanlar hiç beni cezbetmez. Sevmem kuruyemiş. Fıstığa cevize, kuru üzüme, (bastığa) pestile muskaya, cevizli sucuğa, bil umum abura cubura doyduk küçükken ondan mıdır bilmem.. Ha fındık severim bir de işlenmiş yer fıstığı. Ama dut pestili, kayısı erik dut incir kurusu, keçiboynuzu, kabuklu yer fıstığı bilmemne çok uzak bana. Bildiğim en egzotik kuruyemiş kaju/cashew’dur; onu da ucuza çalıştırılan kadin-çocuk işçiler tarafından ve çok zalim şartlar altında kabugundan ayirma işleminden geçtiğini öğrendiğimden beri ağzıma sürmem pek. kuruyemişçiye giriş çıkışım nadirdir. bir zamanlar sigara içerken girerdim, bazen de çok iyi bildiğim bir yerse taze çekilmiş Türk kahvesi almak için girerim o kadar…

Anam içeri bir girdik ki piiii… Fantastik filmlerde olur ya, düz bir kapıdan girer kahramanımız, birden yağmur ormanına adım atmış olur, ışıklar, müzik sesi filan. anladınız işte.. aynen öyle oldum..

Sanat eseri, nasıl güzel piramit yapmışlar o kadar olur.. istif mükemmel, mallar da gerçekten birinci sınıf. çürük çarık yok.  o kayısilar incirler “al beni” diyor resmen. e aldık tabii.

Adamlar işin gerçekten yeni bir boyutunu yakalamışlar. On gram bilmemne alıyorsun özel fermuarlı poşette veriyorlar. Atmaya kıyamadım valla tekrar kullanacağım poşetlerini. Hem de RE-USE di mi…

Rulo halinde tek lokmalık pestiller yapmışlar, çilek pestili mesela. Tadı nasıldırbilmiyorum ama ilginçti..

ve hayatımın ilk pecan cevizini, piccolo fındığını ve meşşhuuur altın çileğini tatma fırsatım oldu.

pecan cevizi bizim cevizin kara kuru olanı. gene tatlı ve yağlı..

piccolo fındığı normal fındığın (finduk daa) dörtte biri, şirin bişey.

altın çilek kadar dandik bişey yemedim şimdiye kadar. Ekşii, çekirdekli, insanın içi bulanıyor. kusa kusa kilo verirsin herhalde. tövbe yemem bir daha.

valla yolunuz düşerse tavsiye ederim, İlgi Kuruyemiş Evi, evlere servisleri de var, süper bir yer.

 

EDİT:

Yeni adı ile Koz Kuruyemiş olmuş, site de değişmiş: Koz Gurme Kuruyemiş

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, gezen güzel olur, iştahlı işler, severim paylasirim

Mado: Canımsın

Doğumgünü olan ve daha nice yıllar sağlık ve huzurla yaşamasını istediğim bir akrabama bir Mado şubesinden karışık sütlü tatlılar yolladık.
Siparişimi söyledim, daha telefonda indirimli fiyat aldım. Şehir dışından aradığımı söyledim, güvendiler. Hiç soru sual sormadan, hemen IBAN numarası verdiler, on dakikada EFT yaptım, aradım “paranız aktarıldı” demek için, “paketiniz hazır biz de şimdi çıkartıyorduk” dendi..
Tatlılar derhal yerine ulaştı. Hizmet 5*. Teşekkürler Mado’nun o şubesine…

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, severim paylasirim

Arzum Corny mısır patlatma makinesi aldim..

Bizde “kavurga” derler, mısır patlağına… büyücek, altı üstü telle kapalı  bir eleğimsi aletle yapılır, ocağın üzerinde kırk saat sallaya sallaya yakmadan pişirmek gerekir, her tarafa mısır kabuğu saçılır lakin çok güzel olur…

Babaevimdekinin çerçevesi ölbe gibi ahşaptan mamüldü. “Hande giden Takyanoz(*)” tabii. Ama Feysten arkadaşım Nurcan sağolsun, kendisininkinin fotoğrafını yolladı.. Teşekkürü borç bilirim:

kavurga eleği, pop corn makinesinin atası

ve illa dişimin arasına kaçtığından ben pek sevmem.  Bir tek sinemada.. pop corn var ya.. Ona da ne katıyorlarsa artık (yağ ve tuz elbette : )  ) insanın ne canı çekiyor yahu!

Ben sevmem ancak kızım bayılır, babamız rica minnet teflon tencerede şahane mısır patlatır.

Anneannesinde de Tefal’inki var, kız her gidişte yaptırtıyor. Eve de alayım dedim, yeni çıkmış, hem de yerli aldım bir Arzum..

Mısırları patlatıyor, tamam.. ama tasarimi sorunlu. pek döküp saçıyor… dönerek ivmeli bir şekilde fırlayan mısırın yüzde yirmisi oluktan aşağıya, kaba döküleceğine, yere tezgaha filan saçılıyor..

Aldım ama pek memnun kalmadım :((

gerçi adamlar yazmışlar üstüne corny (**) diye.. niye dikkate almadım bilmem.. basiretim bağlandı işte.

——————-

(*) Takyanoz hakkında: Hande giden Takyanoz

(**) Corny:  Türkçe’den ingilizceye düşünmenin sonucu bulunmuş bir pazarlama fikri :))) mısırsı olarak tercüme edilebilecek ama daha çok bayağı filan anlamında bir laf. Google translate’den bakın ilk üç tanım şunlar:

Sözlük

  1. sıfat
    1. bayat
    2. modası geçmiş
    3. nasırlı

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ev işi, iştahlı işler

Okul Hazirliklari III

Beslenme cantasi ve okul cantasi almak hakkindaki yazilarima ek olarak…

* bir beslenme cantasi tiyosu daha: kızım iştahsızın önde gideni ve hatta abartmıyorum ama bayrak sallayanı olduğundan yaratıcılık devreye girdi ve pizza-elma ürettim…

daha evvelden küçük bir saklama kabına, yıkanıp kurulanmış ve ikea elma dilimleyicisi ile bir defada düzgün 8 parçaya ayrılmış bir elmayı koyuyor ve beslenme çantasına yerleştiriyordum. Birinci sınıfta yüzüne bakmadığı elmayı ikinci sınıfta seve seve yiyor kerata…

dedigim gibi, elma pizzası da benim icadım oldu. İkea derhal bundan üretmelidir!!

Önce bir kabak oyacağı alırsınız, elmanın göbeğini oyarsınız. sonra iyi kesen bir bıçakla ince dilimler çıkarırsınız. (kurutulmuş elmalar var ya hani, oyle..) olur size elma pizzası… kız da okulda kıtır kıtır yer işte ne ala…

saklama kabımız da ikea bu arada, farkı fark edin dedim… :))

* bir maceramız da şöyle:

-anne

+efendim?

-ben okula gitmek istemiyorum…

+ niye?

– okulda seni çok özlüyorum…

+ kızım sen okuldayken ben evde değilim ki…ben de işe gidiyorum. evde kalsan gene benimle olamayacaksın gene beni  özleyeceksin. hem ben de bütün gün seni özlüyorum sonra evde güzelce görüşüyoruz..

vir vir vir epeyce dil döktüm ama yaramadı.. her gün aynı muhabbet..

ahan da bulduğum çözüm :

sabahları saçını yaparken mutlaka ince bir örgü bırakıyorum bir tarafında.. hikaye de şu:

+ bunun adı “seni seviyorum”. beni özlediğin zaman buna dokunursun. arada kafanı salladığın zaman yüzüne kulağına değerse seni sevdiğimi hatırlarsın..

Oh bunu da böylece atlattık. “okula gitmek istemiyorum”lar kesin olarak bir haftada bitti.

konuyla ilgili diğer yazılar

Beslenme Çantası Hazırlama

Okul Hazırlıkları -ii-, çanta seçimi

8 Yorum

Filed under icatlar, ilkogretim, iştahlı işler

Banana Bread: “Çocukluğum gibi kokuyor”

Yorum gorumcemcigime ait. kabugu kahverengine donmus, artik ev halkinin yuzune bakmadigi muzlardan sahane bir kek yapilabiliyormus. işte o keki ilk kokladiginda dedi bunu…

epeydir bir banana bred lafi duyardim. “muzlu ekmek” fikri de bana tuhaf gelirdi. gerci ben ilk defa AFS ile gelen arkadasim Roseanna’dan cheese cake’i duydugumda kahkah gülmüs insanim.  “zavalli amerikalilar, keke peynir mi konur?” fikrindeydim. eh, o zamanlar ortaokuldaydim, dunya bu kadar kucuk degildi, simdi oldugumdan biraz daha cahildim iste. bizim oralarda bosuna demiyorlar: gormemis gormus, gulmeden olmus.

yakin zamanda edindigim sahane alet KitchenAid’le “naapsam” kivranmalarim sirasinda aklima geldi, nette aradim taradim… kafama yatan tarif, en sahane tarif cikti sansimiza. Burcu hanim, hanim hanimcik, evininhanimi olarak yazmis Banana Bread tarifini..

bir turlu kendisine ulasamadim ve iznini alamadim ama linkini vermekle yetinemiyorum tarifi de yorumluyorum..

MALZEMELER:

4 yumurta (oda sıcaklığında)

2 subardağı tozşeker

yarım subardağı sıvıyağ

3 adet ezilmiş kararmış muz

yarım subardağı yoğurt

1 vanilya

2 tatlı kaşıgı tarçın

2 yemek kaşıgı hindistan cevizi

2 paket kabartma tozu

1 çimdik tuz

yarım subardağı iri dövülmüş ceviz

4 subardağı un

YAPILIŞI:

Kek kalıbınızı yağlayıp unlayın.Fırını 180derecde ısıtın.Malzemelerinizden önce yumurta ve şekeri çırpın.Üzerine kabartma tozu veun dışındaki malzemeleri ekleyin.En son un ve kabartma tozunu da ilave ederek bir kek hamuru oluşturun.Koyu kıvamlı bir hamur olacak.Kalıbınıza döktüğünüz karışımı 180derecede 1 saate yakın pişirin ve 1 saat dinlendirdikten sonra kalıptan çıkarın.Sosla ya da pudra şekeri ekleyerek sevis edin…

kocaman bir kek hamuru oluyor, iki ayri kek kalibina paylastirdim misafirlige goturdum birini. insanlar bayildi. gercekten cok nefis bir kek.. yorumlarim soyle:

* once firini isitiyorum. cirpma kismi on dakikada bitiyor, hemen sicak firina atiyorum kek kalibini.

* muzlari soyup catalla ezdikten sonra, tarcini, vanilyayi, hindistan cevizini ve ufalanmis cevizi de ona katiyorum.

* un, kabartma tozu ve tuzu bir baska kaba eleyip hazir ediyorum.

* yumurtalari bir 5 dakika kadar cirpip, sekerini ekliyorum. (unu da ayni bardakla olcup) daha sonra once yagi sonra yogurdu da ayni bardakla olcerek cirpma kabina aliyorum.

* sonra once muzlu karisim en son unlu karisim kaba aliniyor. bes dakika sonra hersey hazir.

*** muffin kalibina kapsul koyup, iki kasik da karisimdan dokerek cok guzel muffinler de elde edebilirsiniz.

 

işte resimler: goruldugu gibi bir hamurdan iki kalip kek cikiyor. miss mis



1 Yorum

Filed under iştahlı işler

Bu nedir? Bunu bilene kocaman bir alkis benden…

Yakın zamanda misir gevregi promosyonu olarak Srek filminin 4 kahramaninin plastik modellerini veriyorlardi. Misir gevreginin ambalajini acinca icinden ayri bir plastik torbaya konmus halde Srek, Karisi, Cizmeli Kedi ve Esek figurlerinden biri cikiyordu. Modeller daha sonradan cocuklar tarafindan boya kalemleri ile renklendirilebilmeleri icin beyaz renkte cikiyor..
promosyon suresince aldigimiz 6 paket misir gevreginden altisindan da ne cikti bilin bakalım?
Evet, buna da guzel dilimizde EŞEK ŞANSI denir…

Tahminimce tüm paketlerden eşek cıktı. istatistiki olarak farkli marketlerden farkli zamanlarda alinmis paketlerden ayni malin cikmasi cok zor…
gerci esek de bir, srek de bir. ne cikarsa ciksin bir sure ortalikta surunup sonra copu boyluyor…
ne demis Metin Akpınar:
– el kadar paketten inek sürüsü çıkacak degil ya?!?

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, çocuk, iştahlı işler

Pendik’te Şıngâh tevsiyemizdir

Bir başka nefis mekandan (Çiçek Köfte-Maltepe Carrefour Park) aldigimiz tavsiye ile gittiğimiz bir yeri önermek istiyorum. Pendik’te Şıngah adlı bir (restoran desem degil, dönerci desem ayip.. esnaf lokantasi desem yaklasir biraz..) yerde yemek yedik.

Şıngâh Bayburt’ta bir mahallenin adi imis..
Döneri çok güzel, uzun zamandir bu kadar guzel doner yemedim; ki ben de acaip secici gicik etyemezin biriyimdir.Pilav, kuru fasulye,izmir köfte çok lezzetliydi. Yoğurt sahaneydi, hele firin sütlac enfes ki o kadar olur. Kapidan geciyor olsam girmem, oyle de salas bir yer. Tavsiye eden arkadasa nasil tesekkur etsek az.
Çay bile çok güzeldi. Ben çok memnun kaldim herkese tavsiye ederim… Singah Sofrası adres tarifim su sekilde: kizilay ve hastanelerin oldugu ortanca sokagin sonunda buyuk bir cadde vardir, sagli sollu otopark olarak kullanilir. O caddenin En üst (tren yoluna yakin) tarafindan sola donun, tekrar ilk sola girin: Namik Kemal  Caddesi oluyor orasi.. Sagda ya ikinci ya ücüncü dükkan.

2 Yorum

Filed under iştahlı işler, severim paylasirim

Tupperware sevenlerdenim/reklam olsun diye degil ha!

İnsan katalogu ilk gordugunde “amaaan plastige bu kadar para verilir mi ayol, aha bir milyoncu bunlarla dolu” diyor.
sonra sonra bir kaptiriyorsunuz, imkani yok vazgecemiyorsunuz.
bir defa en saglikli saklama kabi..
ikincisi on yil garantili. NET! daha ne?
ucuncusu son derece kullanisli akillica tasarlanmis seyler hepsi..
dorduncusu : garip garip isimleri var bazilari cok komigime gidiyor, unutamiyorum..
ben ilk ne almistim? :Evde en eski urun bir eko tiptop surahi var mavis. kocaman bir sey ama uc yasindaki oglum bile kaldirip bardagina sudokebiliyor. kapagi lingir lingir oynayan, esek olusu gibi agir cam surahlerden ne bezmistim ama… yazin dolaba koyuyoruz. kapagi kapali, dolap kokusu sinmiyor. cok memnunum.
en sevdigim urun? : soysoy. domatesi havucu saniyede ve profesyonel bir sekilde soyabiliyor. vallahi sahane.
malum, yazmistim, kizima bir matara aldim kitty’li. icime sine sine temizliyorum, okula suyunu gonderiyorum. bir de sandvic cuzdanini aldim kittyli ama cok buyuk. hele seneye kullanirim.
Almaya doyamadigim urun?: şeker kaplar, şekerler serisi. icinde ne oldugu gorunen opak alt, simsiki kapanan kapak. mutfakta en lazim olan sey!
almayani dovsunler: zeytinyaglik, acikgoz, eski model tuzlukları…
beni Tupperle tanistiran olmasa da, alistiran; en sadik musterisi olmaktan mutluluk duydugum; yillardir sehirlerarasi alisveris yaptigim, cok nazimi ceken Sevgili Arkadasim,Belgin‘i de burada hurmetle anmam lazim, tam yeri. Sagol bacim.
ek not: uzun zamandır buzluga %75 oranında içme suyu doldurduğum 400 ml’lik Antartika’ları koyuyorum. Çıktığında “dolap kokusu sinmemiş” tertemiz buzumu yarım dolu Tiptop surahiye atıyorum, kısa zamanda tam içmeyi sevdiğim gibi “serin” suyuma kavuşuyorum. her eve lazım :)

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, ev işi, güvenli hayat, icatlar, iştahlı işler, saglik, severim paylasirim

Az kaldi 40 oluyorum, bu da boyle bir not olarak bulunsun

Bu arada, Nestle’ye Bisküvili Çikolata çıkardıkları ve esime de bana aldigi icin tesekkur ederim.
Hemen yanindan, Krusty Krabs(*) ya da benzeri bir dogunat (kizimin dough-nut okuyusu.. niyeyse do-nat diyemiyor) firmasina eve yakin bir yere bayi actiklari icin tesekkur etmem lazim. Sayelerinde rahat bir bes sene erken olecegim ama mutlu olecegim :)))
Yesil benekli kupalardan bir tane almak istiyorum ama durduk yere adamlarin reklamini yap bir de uste para ver fikri beni caydiriyor… balon veriyorlarsa kupa da vermeliler boylesi adanmis bir dogunat sever aileye..
bir kupa eksik olsun artik..hem ev kupa doldu…
gorumcem hazretlerinin buyurdugu gibi:
evet, çok kupamız var ama hep biz birinci oluyoruz ne yapalim…..
:)
(*) Krispy Kreme.. Hemen yanimdaki cop kutumda bos 6’li pakete bakmak aklima geldi.. Amma isim bulmuslar ya?!?
Dukan diyeti sayesinde tanıştığım Namet Hindi Pastırma. Nefis ki ne nefis…
Uno yeni çıkardı: Çikoluno.. kurabiye canavari gibi iki elimde birer tane “ham” yapıyorum. cok guzell

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, severim paylasirim