bahcede iki kadin konusuyor. Biri başıyla beni gösterdi, berikine sordu:
+”kim bu?”
ben “bu” olarak, duvara bakiyorum, uzerime almiyorum.
beriki izah etti.
– “şuraya yeni taşınan”
+ “haa,senin eski ev sahibin var ya, tam bir temizlik delisydi, ne kadar komsu varsa hosgeldine gidelim demisler, kadin eve almamis, ben gittim beni de eve almadi. kocasi pazara gider gelirmis, adam eve gelince koridorda soyar,banyoya sokarmis adami”
* “yaa, ilginc” dedim, nefes alinca. (eski komsu madem eve kimseyi almiyor, bu ayrintiyi nerden biliyor bunlar????)
+ “biz cemaatteniz biliyor musun, her cuma kuran okuyoruz muhakkak gel, vaaz var 40 dakika, sonra çalıyoruz oynuyoruz…..”
Size deee, cemaatinize deee, davetinize deeeeeeee…. daha ayak üstü, bambaska bir kadinin giybetini ettin be rezil!
Benim evime de gelme, ben de almam seni. Kimbilir kimlere neyimi anlatirsin.
İstemez. Komşuymuş….
Category Archives: saçmasapanlıklar
Kokmuş Komşuya gel….
Filed under ev işi, saçmasapanlıklar
Dominos, naaptin sen ?
Uzuuuun yıllardır Dominos’tan pizza alirim. tee havaalanindaki ilk subesini hatirliyorum. o kadar diyeyim..
bugune kadar iyiydik, gecinip gidiyorduk.
sık siparis ettiğimiz pizza cesitlerinden biri Turkish pizzadir. İcinde peynir, domates,yesil biber, sucuk, pastırma ve zeytin var. sucuk ve yesil biber yenmiyor bizde, o yuzden onlari cikarttirir yerine pastirma isterdik.
o uygulama kalkmis, siparisimden cikanin yerine yeni malzeme isteyemezmisim. fazladan odeme yapmaliymisim. gelsin little ceasars.. mini sezar abimiz bize bi litre de ayran saldı.
anlayamadığım şey: malzemenin birim fiyatı belli. ben size “sunu cikar bunu koy” dedigimde, kurtaracak kadar koymalisiniz. domatesi cikar, salam koy demiyorum, elbette fiyat farki olur, domates nereee, salam nere.. ama sucuk ile pastirma arasinda cok mu fark olur yani?
bir sucuk cikar, yarim pastirma koy, ama alismis musterini geri cevirme. pazarlamadan sıfır aldın dominos..
Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, saçmasapanlıklar, şikayetlerim
Dünüm çok acaip geçti…
Sabah Ümraniye’deki bir hastanedeydik. Bir yeğenim doğdu. Nurtopu maşallah. Günüm oda süslemek, hamile görümcemi hastaneye yatırmak, kayinvalidem, kayınteyzem ve kayınteyzekızımla hoş beş etmek, kızı doğuma yollamak, bebeği beklemek, aniden haber alıp odasının başka kata taşınması ile sinir olmak, dört kadın bütün yerleştirdiğimiz eşyalarla hastane içinde haldır haldır yolculuk etmek, koridorlar aşmak, aynı Şaban filmine dönmek, yeni verilen dar odaya yerleşmeye çalışmak, uzun zaman eşşek kadar topuklu stilettolarla ayakta kalmak, bebeği ilk görecem diye koşmak, sevinmek, sonra ameliyathaneden gorumcemin donusunu beklemek, sonra annemden telefon gelmesi, bir acele kendisini de baska bir hastaneye kaldirmakla geçti. Bu arada anneannem de birbaşka hastanede yatmakta. Kucuk yegenim ve oglum yuksek ates muzdaribi..
aynen sağolasıca, ömrü uzun olasıca Yiğit Özgür’ün şu karikatürü gibi oldum
Bir de şikayetim var :
Sema hastanesi, çok doluymuş. Dr. Yusuf Akcan, “müşahadede serum takilsin, ilac verilsin, 6 saat bekleyelim, bu arada kan alinsin, şu şu değerlere bakılsın” dedikten 55 dakika sonra boş bir yatak bulabildik. Kan alindi, serum takildi ve annem hemen kolunda şişme ve yanmadan şikayet etti. Antibiyotige allerji gelistirmis. Serumu durdurduk, antihistaminik igne yapildi, kadin biraz rahatladi.
Hemsireler nöbet değiştirdi, yeni gelen hemşiranım habire “canım” deyip duruyor. Hiç “canım” bir insan değilimdir. Sinirleniyorum. Hastalara da “canım”lıyor. Deli midir nedir, ne diye onun canı oluyorum ben? bu ne laubalilik…
Serum bitene kadar doktor hastaneden ayrılmış. Zahmet edip vizite gelmiyor, kendisine telefonla ulasiliyor, canımlı hemşireye reçete dikte ettiriyor doktorbey.
yazdirdiği antibiyotik, iki saat evvel annemin allerji geliştirdiği hammaddeyi içeriyor!!!
bu doktor, keşke amerikada olsaydi diyorum, hastaneyi deee, doktoru da bir güzel dava ederdik diyorum, adamin ruhsatını elinden alırdık diyorum.
Zavallı Türk hastalar, nöbetci eczaneden ilac alacak, eve gidecek, ilacini yutacak, anaflaktik şokla ölüp gidecekler. Kimin umrunda?????
Hani, biraz daha iyi bakarlar, özenirler diyorsun, özel hastaneye gidip para veriyorsun.
Doçent doktor eliyle öldürülmemek için, yanında herkes eczacısını, allerji yapan ve derhal çıkartılan serumun ve bilahare allerjik reaksiyonu gidermek için yapilan ignenin parasını senden tahsil edemesinler diye muhasebecisini de götürmeli belki de…
Filed under saçmasapanlıklar, saglik, şikayetlerim
Digitürk yan odaya kampanyası tacizi
Evde olmaz olasi bir dijitürk var. Fatura benim üzerime değil.
her haftada üç defa birileri ariyor.. “İpekag hanim, evinizde dijitürk var mi?”
“var”
“bizler size cok ozel bir kampanyayı tanıtmak için ….sadece şukadar lira odeyerek yanodayadijitürk kampanyamıza katılmanızı isteriz.”
“istemem”
“ama söyle boyle, hem cocuklar vidi vidi, hem maç hem dizi bidi bidi… (bi suru laf, kesintisiz, önündeki metni bana okuyor)”
“e benim ikinci bir televizyonum yok hamfendi. o bakimdan…” (kullum yalan, Tövbe ya Rabbim)
“peki tesekkurler”
hayir evdeki dijitürk benim adima bile degil bu adamlar beni nerden buluyor????? birileri satmis gene numarami.
bir ikisini tersledim…
bitmiyor…..
Digiturk musteri hizmetleri hiiiç oralı değil…
– Bizde kaydınız yok.
-beni kim ariyor da sizin sisteminizi satmaya calisiyor?
-bayilerimiz olabilir..
-hangi bayiniz peki bu, bende numarasi var iste son arayanin.
– o sekilde bulamayiz
-kendi bayinizin telefonunu mu bilmiyorsunuz? şirktinizin adı kullanılarak taciz ediliyorum .. hiç mi ilgilendirmiyor sizi????
– miy miy miy
-bari sikayet kaydimi alın..
– ….
bu hafta henuz arayan olmadi. bakalim……
Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim
Steam derdi beni gerdi…
Esime yilbasi hediyesi olarak bir dönemdir istediği Call of Duty : Modern Warfare 3 aldım.
aferin bana
oyunu kurmak da bana kaldı niyeyse…
Steam diye bir sisteme oyunla birlikte gelen, özgünlüğünü kanıtlayan bir kodu girmeden oyun çalışmıyor.
Bu steam hazretlerine bir kac defa uye olunmus, iptal edilmis, veya edilmeden yeni girisler yapilmis. Steam bizim butun mail adreslerine vakif.
Simdi bu CD key’i kimbilir hangi hesapla iliskilendirdigimizi unuttuk :((((((((((((( sorun patladı resmen, steam bize korsan muamelesi yapmakta….
Oyun kurulmamakta direniyor, gayetle kritik bir noktada kodu soruyor. Giriyoruz,
Duplicate Product Code
The product code you’ve entered has already been activated by an existing Steam account, and is therefore invalid.
Your activation of Call of Duty: Modern Warfare 3 Retail (RoW) has not been complated.
yazıyor….
Steam destekle iletişime geçmek için iseee, işte bu linkten yepyeni bir kimlik olusturup, şifre saptayıp tekrar giris yapmak lazım.
Steam hesabi ile destek hesabi birbirlerinden farkli!!
işin yoksa nereye hangi kullanici adi ve hangi mail adresini yazdigini hatirla. bunu bulduysan koydugun sifreyi de yanında hatirla….
oooof of
ondan sonra şifren doğrulanıyor,
Sorun yaşadığınızı duyduğumuza üzüldük!
Sorununuz bir oyunla veya Steam servisiyle mi ilgili? yazan bir sayfa açılıyor
ben Steam servisi>account issues>CD-Key>tekrarlanan CD anahtarı bolumlerini sectim.
en son da en alt sağda contact supporta tıklayıp detaylı bir sikayet yazdim, istenen bilgileri girdim.
sonra bu mesaji iletebilmek icin tekrar mail adresimi dogruladim :((
bakalım ne olacak.
*-*-*-*-*-*-*-
Steam Destek’ten mail ulasti nihayet…
28/12/2012 tarih 9:15 saat.. iyi gene…
mail şu şekilde:
Hello, A staff member has replied to your question: Hello , Thank you for contacting Steam Support. In order to investigate this issue, we must verify the purchase receipt and your ownership of the CD Key. Please handwrite your Support Ticket Number aaa-bbb-ccc on the quick reference card or sticker above the CD Key (the number should not be written on a separate piece of paper or inserted with an image editor) and reply with a digital photo or scan of the CD Key and the receipt for your recent purchase. Please ensure that you submit a full-color image in .jpg format, rather than a photocopy. If you have any difficulty locating the CD Key on the packaging, please see the following link: http://support.steampowered.com/kb_article.php?ref=7480-WUSF-3601 Example scans: http://support.steampowered.com/images/faq/2347-QDFN-4366/cdkey1.jpg http://support.steampowered.com/images/faq/2347-QDFN-4366/cdkey2.jpg We accept receipts issued within the last 90 days. Receipts from auction sites and used merchandise sellers will not be accepted. After verifying your proof of ownership we will gladly assist you with this issue.
Ozeti, gonderdikleri özel şifreyi kendi el yazınızla esas kodun olduğu sayfaya yazıp, kodun, şifrenin, bir de faturanın fotoğrafını yollamanizi istiyorlar. oyunun gerçekten de bize ait olduğuna kani olup, olayı çözeceklermiş.
Nedir bu çekim çilem Allah’ım…. Az kaldı, oynatacağım. (hem kafayı, hem de eşim beyefendiye oyunu.)
Filed under bilgisayar, saçmasapanlıklar
Gerçekten çevreyi düşünüyorsanız… Dergi almayın
Yanilip yakilip all decor diye bir dergi aldim. Silme reklammis arkadas. Bir tane yazı bulamadım..Verdigim beş liraya hiç bu kadar yanmamıştım. Nasil ki tvlerde reklamin bir siniri/suresi var, dergiler de oyle olmali. Yazik gunah o kagida. Gazete dergi reklamlari yasaklansin. Bu ziyankarlığa dur demek lazım, israf haramdır..
Ki bütün o reklamlar, ilanlar, advertorialler kesinlikle hedef kitlenin umrunda değil, reklamverenin parasına da yazık..
Agaci koru, cevreyi sev, reklamli dergi alma!
Filed under alışveriş işleri, çevre, saçmasapanlıklar, şikayetlerim
Sevmediğim sürücü tipleri..

Ana yoldan tali yola donme durumu. Isiklar bize kirmizi yanmakta. Sorumlu bir sürücü ve herzaman bir yaya olan bendeniz, ışıkların dibinde değil yaya geçidinin berisinde durdum..
* Sevmedigim sürücü no 1: kirmizi yanınca, ışıktan baska her yere, dört bir yone bakan “bakalak şoför”. Yeşil yandı mi firla kardeşim….illa butun kuyruk korna dütleyecek, abi yine de son bi kez isigi çek edecek, (ki etmese daha fena, çünkü sevgili şoför arkadaşın ne sebeple korna dütleyecegi de belli olmaz.. Bir yakınını görmüş, hatta cep telefonunda konuşurken yanlislikla basmis olabilir. [Insanlar neden kulaklığa alışamadı bilmem. Bence cok havalı ve rahat…]) sonra hadi bakalim… Arkandakini isik nobetcisi sanmak… Neyse..
Bu durumda genellikle sola dönmeyi son dakikada akıl eden gerizekalı bir baska şoför kuyruğun en arkasında sıraya girmek yerine, biraktigim boşluğa (yani direkt sira basina) dalıveriyor.. Sıraya girememek bir Türk karakteri midir bilmem, hayir esas anlamadiğim bu şoförlerin hemen tamamı askerlik yapmakta, askerde günlerce gecelerce sıraya girme talimi yaptırılmakta. Bunlara zorla bile öğretilemiyor sıra kavramı. Neden Allahım bu kadar mankafa bunlar???
Bunun bir üst modeli de var, bakiniz:
** Sevmedigim sürücü no 2: “kozalak şoför”, kendisi sıraya aldırmaz, bekleyenleri de hice sayar, gelir sıra basina sıkışır, yer bulamazsa sağınıza yerleşir, çift sira yapar. Bunun devası bundan da uyanık davranıp mumkun olduğunca geniş dönmektir. Bu maymunu refüje çıkartmak size on puan kazandırmaz, hatta kufur de edecektir muhtemelen, ama içiniz soğur belki. Birader dönüşü kaçırdıysan bir sonraki dönüşe gideceksin. Tepilip araya girmeyeceksin.
Küfür demişken…
*** Sevmediğim sürücü no 3: “dangalak şoför” . Bu herif de trafiğin tüm hıncını küfrederek çıkarır. Öndeki arabaya kızar, trafiğe kızar, yola kızar, her bir b.ka sövmeye başlar. Nerede oldugunu unutur, araçta kadınlar- genç kızlar olabilir hiç umursamaz. Dangalakligi yüzünden sovgulerinin ilgili araca, şofore, trafige filan ulastigini zanneder. Ama bir tek, arac icindeki yolcuların kulağına gitmistir. Adam olmaz bu çeşitler..
**** Sevmedigim sürucu cesitleri, surecek….
Filed under araba, insan olmak, kültür, saçmasapanlıklar
Fırsat mailleri: restoran tanıtım tercümeleri
X restoran manzaralı atmosferi, dekoru, özel yemekleri ve profesyonel servisi ile sizlere benzersiz bir ortam sunuyor.
(e ne olacakti? bir restoranda amator servis nedir? amator garson mu var? daha fenasi amator asci… /ayrica, benzersiz bir ortam nedir? sandalyeler tavana mi yapistirildi? bildigimiz bes bin benzeri gibi bir yersiniz siz de.. sisirmeyin kendiniziii)
Birbirinden bağımsız üç salonda (mekan gecekondu gibi, paramiz oldukca yanlara ekleme yaptik, sasirmayin) lezzetin estetik ve zarafete dönüştüğü (tabaga etin yanina marul ve pilav topagi koyuyoruz yani…) ortamda 200 çeşitlik kahvaltı şöleniyle farklı tatlara imza atıyor. (su imza atmak lafini bir yerlerde de duymasak…)
Samimi bir mekanda (daha fazla adam alalim diye sandalyeleri kic kica koyduk, her kurusun hesabini yapiyoruz, boyunuz kilonuz ne olursa olsun sizi iki masa arasına sıkıstıracagız…) hem kahvaltı yapmanın, hem de sahilin (“sahil yolu”nun aslinda ama kim yola bakmaktan hoslanir ki..) keyfini çıkarmaya hazırlanın.
Otoparkı ve vale hizmetiyle (vale hizmeti: vestiyerin bi türüdür.. kartinizi verirsiniz, vale koşarak gider hangi kuytuya park ettiyse arabanizi alir gelir.. sol on kapiyı acar, siz once cocugunuzu bindirip emniyet kemerini baglamak icin arka kapiyi acinca şaşkalozlaşır. bahşişi kapana kadar bagaji bile acar sonra doner gider.. şık giyimli otopark mafyası işte…) misafirleri için her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen (ama sicak su akmaz, bebek alt degistirme masasi, hatta emzirmeye musait bir yer de olmayabilir. bunlar kalin ayrintidir) mekanda, sıcak ve samimi bir ortamda nefis bir kahvaltı keyfi yaşamak istiyorsanız, bu fırsatı kaçırmayın!
süreeer gider….
Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, saçmasapanlıklar, şikayetlerim
TRT Radyo’da bir anons: :D
Bir spiker dinleyicilerden istek gondermelerini istiyor..
mail adresi aynen şöyle :
bilmemkim, kuyruklu A, terete efem nokta kom
yerim kız ben “et” diyemeyen sizi.
@ olmuş kuyruklu a.
kom demesini biliyonuz bakıyorum. tereteefem nasıl olcaak o zaman?
Filed under saçmasapanlıklar
Avea’dan da bıktım
Hattımı 3 yıl kadar önce avea’ya taşıdığımda “her yöne özgürlük” adı altına bir tarife vardı. 55 liraya 10,000 dakika mi ne…
şu an bu tarifenin arada bir yerde 3,000 dakikaya düştüğünü öğrenmiş bulunuyorum. basiretim mi baglandi, işim mi başımdan aşkın yoksa bu e-faturalar mı bana yaramadı bilmem, epeydir fatura incelemiyorum.
ayrıntılı fatura istedim müşteri hizmetlerinden :
– müşteri memnuniyeti adına ayrıntılı faturalarınızın ücretsiz olarak gönderimini saglıyorum. dedi MT
küfür edesim var MT, e-mail yollamaya ücret mi aliyorsunuz? yoo, e ne demeye bu ücretsiz kelimesini araya koyuyorsun? beni kekliyor aklinca…
bu MT, callcenter cadısı dilinden de giderek beziyorum.
“Değerli İpek hanım, bizler sizlere yanıtın aktarımını sagliyoruz şöyle ki…. bid bid bid” bi evet ya da hayir diyecek alti ustu. bir ton bos laf. sizlere ne be? size de yeter.. hatta benden başka biri mi var? telefonu bir kişi ediyorum.. salaklar
abone oldugumda bir de platin uye yapilmistim. ozel telefon hatti filan. o da kalkmis. ayda 100 liradan fazla oduyorum. birazi internet tamam, ama yuz de cok be?!?
kendime gore bir tarife bulmam lazim.
Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim

