Category Archives: icatlar

Tavsiye Evi’nde Süpürge Sohbeti

Ben bir Tavsiye Meleği’yim, yazmış mıydım? yazmıştım evet. Üye oldum olalı, davetlerin arkası kesilmedi. Tavsiye evi sürekli olarak mail atar, bilgi verir, davet eder.. Fırsat da olmadı, kısmet de olmadı.

Geçen haftaya kadar…

Geçen hafta bir toplantılarına katıldım. Tavsiye evine ilk gidişim ancak eli boş gittim bu seferlik. Terlik giymeden girilen bir ev, kapıda mutlu insanlar karşılıyor.. Her köşesi orijinal ürünlerle dolu, süslü püslü bir ev. Vitra’nın Akıllı Klozet Kapağı ve Dokunmatik ışıklı makyaj aynasına hayran kaldık.

Önce mükellef bir kahvaltı sofrasına buyur ettiler. Sevgililer günü yakın ya, tema da kalplerle süslü.. :))

20140213_103453On tane misafirin 7 tanesi blogger. Pek güzel. Tanıştırayım:

Nursen ve çok şey içeren büyüüük çantası, Ödüllü yemek bloggeri Birgül, Nail art seven, ortak zevklerimiz olan ojeci blogger Aylin bana masada en yakın olanlardı. Ekleyeceğim iki kişi daha: Kitapsepeti ve Şeker oğlu ile gelen (o kadar saat o kadar kalabalıkta gık demedi maşallah) ödüllü bir başka yemek blogcusu Ebru’nun Hayat Devam Ederken ‘i.

-*-*-*-*-*-*

Gelelim muhabbete.. Bir elektrikli süpürge sizin için nedir? Benim için öylesine bir cihaz, ancak buna acaip bağlı olan, model model bilen insanlar var. Arnica marka’nın kimse tarafından tutulmadığını, Dyson’un da, feci arzulanan ama paraya kıyıp alınamayan bir fenomen olduğunu tekrarladı herkes.

Gürültü herkesin “e içinde motor var, başka türlü çalıştığını nasıl bileceğiz canım” diyerek katlanılabilir bulduğu bir özellik, ancak hiç kimse emdiği tozu filtrelemeden odaya geri veren bir makineye razı değil. Kordonu uzun, hortumun ucuna takılan edevatı bol olması tercih sebebi. Torbalı seven de var, torbasız tercih eden de..

O gün, tanıtımda, ROWENTA vardı. (Keşke Rowenta’cıların da adlarını hatırlayabilsem :(( )

20140213_12012720140213_121929 20140213_121936Bu resimlerde gördüğünüz makine, ideal bir süpürge. 5 siklonik hava çekicisi var, havayı tozundan ayırıp sonra da filtre üstüne filtreleyip (HEPA da var…) odaya temiz bir şekilde veriyor. Allerjik çocuğu olanlara ideal.

Hafif ama hortum deli yer kaplıyor, buna da İKEA hortum askısı lazım.. Ben çok iyi bir icat olduğunu düşünüyorum. Hortumu duvara asınca makine nereye olsa sığıyor zaten. Bi ara onun fotoğrafını da koyayım.hort ask

Özel başlıkları var, halı temizliğine deli gibi zaman harcayıp onbeş yılda yedi kere başlığı iyileştirmişler. En iyi hali de bu modelde. Hayvan tüylerini gayet güzel toparlıyor. Ve beni çok saran bir becerisi hortumun boru eklenen tarafına mini bi başlık eklemişler. Al eline gir kütüphaneye, vitrine.. Tam aradığım şey.

Veee acaip sessiz. yani bir ses çıkarıyor tamam ama, bilgisayar fanı gibi, katlanılabilir bir ses. Her yerine ciddi yalıtım yapmışlar. Motor gücü yani Watt’la ölçülen şeyin çok önemi olmadığını anlattılar. Neticede bir parça toz, motosiklet motoru gerekmiyor çekmek için.. 900 watt yeterli. Fazlası bi tek fazladan elektrik yakmaya yarıyor. Bir süpürgenin başarısı, performansı denen şey. 100 gram tozun ne kadarını çekebildiği.. İşte o alanda Rowenta iddialı. Toz bırakmayan bir performans sunuyorlar.

Açık söyleyeyim, BOSCH kullanıcısıyım. (bayi de servis de tanıdık, tüm beyaz eşyalar boş marka. Hiç sorun da yaşatmadı bana, sevdiğim markadır) Ama yeni bir tane alacak olursam, muhakkak Rowenta olur. Eksiksiz süpürge yapmışlar.

Tavsiye Meleği olun, Tavsiye Evi’nde buluşalım…

Gizem hanım’a da tekrar tekrar teşekkürler.

 

5 Yorum

Filed under alışveriş işleri, icatlar, severim paylasirim

Adamlar yapmış abicim. Pebloş’la tanışın

Babam 50’lerda Bütün Dünya dergileri okurmuş. Saklamış, ben de 80’lerde okudum. Hep bir bilim kurgu havası vardı, 2000’lerde herkesin sihir gibi hayatları olacaktı. Ne de olsa, ilk uçağın icadı ile ilk aya uçuş arasında sadece 60 yıl geçmişti. Neden olmasındı??

Evet, Jetgillere eriştik neredeyse.. Kayan kapılar yapıldı. Görüntülü görüşmeler, robotlar, 3D televizyonlar ve printerler de evlere girdi. Işınlamayı henüz beceremedik ama icatlar her gün yapılıp önümüze konuluyor.

Pebble (Çakıltaşı) bir başka güzel icat. Bacım ilk görüşte “O ne o? Zikirmatik mi??” dese de…

Sizi Kickstarter macerası ile yormayayım, bir zahmet araştırın. Bir yıldır satışta ve geliştirilmeye devam ediyor. i-phone ve android telefonlar için bir eee bişey işte. Ama çok güzel bir şey.

Telefonla eşleştiriyorsun, Bluetooth üzerinden. Telefonun ekranına ne geliyorsa senin kolundaki saate de o geliyor.

20140110_131443

Gelen çağrılar, sms’ler, whatsapp, facebook,mail hesaplarınız. Ne olursa. Bir ek-ekran var kolunuzda. Sudan selden etkilenmiyor. Telefonunuz içeride odada şarjdayken ve siz bir yandan bulaşık yıkarken kimin aradığını görebiliyorsunuz, telefonun sesini bir tuşla kapatabiliyor ya da çağrıyı hazır bir sms’le reddedebiliyorsunuz.

Duştayken gelen sms’lerden haberiniz oluyor. Araç kullanırken taa çantanızdaki ya da cebinizdeki telefonu kimin çaldırdığını görüyorsunuz. Sessize alınmış telefona gelen her mesaj anında gözünüzün önünde. 20140110_131453

Ha, çok mu lazım? Vallahi evet, lazım. Hiç bir şey olmasa, telefonun şarjını bitirmiyorsunuz zırt vırt açarak. Her biplemesine asker olmuyorsunuz. Ki ben telefonsevmez bir insan olarak (yakında onu da yazacağım) bunu çok seviyorum. Çok güzel bir ton uygulama var ve her gün yenisi ekleniyor. Tam aradığınız herhangi bir özelliğe de kavuşturabiliyorsunuz Pebble’ı.

Bir Kindle gibi e-mürekkep teknolojisine sahip olduğundan, ekran en parlak gün ışığında bile netliğini koruyor. Parlama yapmıyor. Bir bilek hareketi ile ekran kısa süreliğine aydınlanıyor ve karanlıkta da görülebiliyor. Alarmı titreşim şeklinde. Pek nazik.

Ve evet saati de gösteriyor! Çarşıdan alıyorsunuz bir tane eve geliyorsunuz yüzlerce çeşit saat oluyor bir seferde. İncelemek için bakınız My Pebble Faces . Kesmedi mi, buyrun kendi saatinizin kadranını kendiniz tasarlayın, en özgün sizin saatiniz olsun: Tasarım sitelerinden biri

Hemencik blogun saatini tasarladım:

20140111_233536Güle güle kullanıyorum yeni yıl hediyemi.

6 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, icatlar, severim paylasirim

Evde Peru, hayvani lama, baskenti Lima.

Milliyet Cocuk dergisi ile harika bir çocukluk geçiren ben, Kızıma 10 yaş hediyesi olarak #Bilim Çocuk Dergisi aboneligi aldim. 50 liraya bir yıl boyunca kapima geliyor dergiler.

Hem eğleniyor hem öğreniyoruz hepimiz..

Kasim sayısı eki olan Peru maketini bugunku pomodoro molasinda yaptik üçümüz.
Ben Yoda miyim, neden bütün cümleler devrik?

image

image

image

image

Üç boyutlu şahane bir maket..

Pınar Büyükgüral tasarımını inovagtif bir ar-ge calismasiyla iyileştirdim.

Kedi Rezidansindan artan strafor parçasına yarım kürdanlarla çaktım.
Figürleri de kürdanlara bantlayıp mobilize ettim.

Güzel oyun çıktı.

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, el işi, icatlar, ilkogretim, kültür, severim paylasirim

Breathe Right nedir? Nefes alma hakkıdır!

Hayatımın uzun bir bölümünde ağzım açık yaşadım. “Geniz eti” ben küçükken icat edilmemişti. Burnum tıkalıydı, nefes alamıyordum ve ben bunu normal saydığımdan, hiç başka türlüsünü bilmediğimden şikayet de etmiyordum.

Bir tek ağzımdan nefes alabiliyordum. Beni iştahsız sanıyorlardı. Bilmiyorlardı ki aynı anda hem nefes alıp hem yemek yememe imkan olmadığından debeleniyordum sofrada…

Burnumdan nefes alamadığım için yıllarca sürekli olarak boğaz enfeksiyonları yaşadım. Deli gibi antibiyotik kullandım mecburen. Tetrasiklinler yüzünden dişlerimde renklenmeler oluştu. Ön dişlerimde sapsarı lekeler. Bir çocuğun gülümsemesi kadar güzel ne var? Ben gülümseyemedim hiç. Ki, şehirdeki en seçme, en zeki çocuklarla aynı okuldaydım. Espiriler havalarda uçuşurdu, benim sadece gözlerim gülerdi. Çok utanırdım dişlerimden. Hem 4göz, hem dişleri sigara içiyormuşçasına sapsarı..

Serviste 5 yıl aynı okula gidip geldiğim ve idolum olan abla, hatıra defterime “bildiğim kadarı ile sessiz, sakin bir kızsın” yazmıştı. Bana? BANA!!

Kendim olabilmem için, içimdeki İpek’i dışarı çıkarabilmek için 18 yaşımda ilk iş dişlerimi kaplattım, lens takmaya başladım ve 20’lerin ortalarında tel de taktım. (işleri rast gitsin Denta-Kid, Dr. Mehmet Özgen) Bir de o geniz eti ile beraber burnumu düzelttirdim (elleri dert görmesin ONEP Prof.Dr.Onur Erol)

Neler neler çektim yani. Nefes almak ve alamamak aradaki farkı iyi bilirim. Bu konuda uzman sayılırım. Bu yazımı da bu uzmanlığıma dayanarak yazıyorum…

*-*-*-*-*-

Fikri Mühim’den bu ay gelen kitten Breathe Right çıktı. Breathe Right zaten bildiğim bir ürün. Bugüne kadar Göğüs büyütücü hap, Dudak dolgunlaştırıcı ruj, minare gölgesi, davul tozu muamelesi yaptığım, fasa fiso gördüğüm bir kutucuktu kendisi. “Hayatta para vermem” dediğim şeylerdendi.

Bir kez daha büyük konuştuğumuzu anladık sevgili okurlar.

Bende görünce oğlum tutturdu, “ben takcam ben takcam”. Kemik şekline ve yıldızlarına vuruldu. Zaten soğuk almış, “iyi tak” dedim.

Taktık :

br1

Sümüklü burnu bir anda açılınca hissettiği mutluluğa bakar mısınız?

Breathe Right sayesinde soğuk algınlığını boğaz enfeksiyonuna dönüşmeden atlattık. Niye? Nefes alabildiği için.. Bugün bir doktor muayenesi 40 lira, reçeteye girmeyeyim hatta. Hop kutu kendini amorti etti işte. Al bulunsun!

Bu da ben,

br 2

Takar takmaz 3. bir burun deliğim varmış gibi, zonk diye hava almaya başladım! Şaşkın görüntü ondan. Gece horlayanınız filan varsa, tavsiye ederim. Her ikinize de rahat uyku temin ediyor.  Ohh nasıl bebekler gibi uyutuyor anlatamam.

Normalde büyükler için olanı ten renginde ama ben yıldızlı varken ten renginin yüzüne bakmam yani.. :))

Bence, her eve lazım. Çok beğendim ve mutlaka evde bulundurulacak bir ürün oldu bundan sonra.

 

 

 

12 Yorum

Filed under aile, araştırdım, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim

Kan kırmızı, süt beyaz

Deve yavrusundan küçük.
Kale kapısından sığmaz.
Fındık kabuğuna sığar.

Bir bilmece(*) ile başlamak istedim.
Bu aralar, “if you fail to plan, then you plan to fail” özdeyişini evde uygulamaya döktüm.
Bu güne kadar “Baktin ki olmuyor, bakmayacaksin” şeklinde kör topal giden bir sistem vardı. O sistem, çöktü. .

Evdeki süremiz sınırlı, yapılacak iş ve ders belli.  Paylastirmak için güzel ve etkili bir yöntem buldum. Pomodroido.
Bu yöntemi bulan adam domates şeklindeki Mutfak saati ile zamanı bölmeyi icat etmiş. Bir saati üçe bölmüş. On beş dakika çalışma beş dakika mola.
Her dördüncü mola 15 dakika. .
Sadık kalırsanız, çok faydalı bir sistem.. Pomodoro domates demek ve bu işi bir uygulama olarak andriod telefona indirilebilir hale sokmuş ve adına Pomodroido demiş.

Evde herkes dersine işine onbeş dakika ayırıyor, kronometrem alarm verince beş dakika molada beraber oyuna dalıyoruz.

Uzun zamandır Meraklı Minik ve bir süredir de Bilim Çocuk alıyorum.  Bilim çocuk Ekim sayısında Şehirler ve Mimari konu edilmiş. Gaudi’ye uzun bir bölüm ayrılmış. Ayrıca konuyla ilgili Hafıza Kartları, bir Tasarım Dergisi ve bir de oyun eklenmiş.
4 liralık dergide Elli dört liralık Eğitim Bilim Kültür ve eğlence var!
Bizim evde yoğunluk fazla olduğundan her dergiyi hemen işleyemiyorum.  Bu oyunun sirasi bugün gelebildi. Çok güzel vakit geçirdik Mimari Yapılar tombalasi ile..

image

image

image

Bunlara ek olarak “arka bahçede Bilim”izlemeyi seven çocuklarım için yine Tübitak yayınlarının 100 deney kitabını aldım. 10 lira! Çalan vermez ayol. ..

image

Öneriyorum.

 

 

 

 

(*)

Kan kırmızı, süt beyaz.

Deve yavrusundan büyük.

Kale kapısından sığmaz.
Fındık kabuğuna sığar.

CEVAP: doğru. bunların hepsi de doğru. Kan kırmızıdır, süt beyazdır. Deve de yavrusundan daha büyüktür. Kale kendi kapısından sığmaz, fındık ise kabuğuna güzelce sığar.

3 Yorum

Filed under aile, çocuk, icatlar, kültür, kitaplar, severim paylasirim

Taç-mahal sorunlarına çözüm 1-C

1-A ve 1-B‘den sonra bu da değerli arkadaşım Besa’nın çözümü.

PVC boru. evet, mükemmel fikir.. kendi sözleri ve resimleri ile:

“geçen gün bijuteride gördüm bunu. gerçi orada bir dolaba monte edilmişti ve üç sıra boru vardı. ben bunu tesisatçıdan aldım:)) satıcı çok güldü ne yapacağımı duyunca:)) kalın, pimaş bir boru aldım. dışını defter kabıyla kapladım. şimdi amacım kocama bu boru üstüne iki delik açtırıp iple bağlayarak bir yere asmak

şimdi aklıma geldi yazmak:) bu mereti kurdelayla bağlayıp cadının kapı koluna astım ben. sağlam oldu. bugüne kadar hiç düşmedi”

 


tac tutucu 2

 

3tac tutucu 1

 

Yorum bırakın

Filed under çocuk, icatlar, severim paylasirim, tertip

Okul pantolonunda 2013 Osmanbey kreasyonu

Oğlum geçen sene anaokulundaydı ve eşofman tarzı, belden lastikli penye pantolonlar giydi. Bu sene okul üniforması pantolon-lakost şeklinde.

E bu zamana kadar ben oturup çocuğa düğme iliklemeyi, açmayı öğretmedim ki?!? Bu vesile öğrenir dedim, adam düğmeyle uğraşırken az kaldı altına kaçırıyordu.
Ne yapsam ne yapsam??? Beline lastik taktırayım dedim. Terzi Osman amcamıza gittik.
Osman amca görür görmez “cırt takalım” dedi.
30 senelik tecrübe tabii.
Düğme derdi bitti. Kaza riski kalktı… :))
Sen sağ, Osman amca selamet!

Okul pantolonunda 2013 Osmanbey kreasyonu

2 Yorum

03 Ekim 2013 · 14:41

Taç-mahal sorunlarına çözüm 1-B

(21 Mayıs 2010 Cuma’dan gelen nakil yazı)

Daha evvel de yazdigim gibi, taçlar muhafazası zor şeyler.. özel ve işlevsel bir mahalleri olmalı. kızımın taçları için bulduğum çözüm gene şahane oldu…
Bu, bildiginiz plastik yogurt kovası…

Bu kaplanmadan onceki hali.. ölçümü yapilirken…

Bu, yapiskanli kagida aktarilmis olculer.. taban alani daha dar oldugundan egimli bir kesim oldu
Bu, kaplamasi bitmis kova:
Bu da güzel kızımın taçları için yeni taç-mahal. :))
Bu da mucit macit kılıklı, icatperver bendenizin son fikri.. Cok beğenileceğine eminim… Telifini mi alsam?
:))

8 Yorum

Filed under çocuk, icatlar, severim paylasirim, tertip

Taç-mahal sorunlarına çözüm 1-A

(21 Nisan 2010 Çarşamba’dan nakil gelen yazı)

Bence taçlar kısa olsun uzun olsun saçları insanin gözüne girmesin diye kadın erkek herkese yakışan hoş şeyler. Kraliyet ailesindenseniz, elbette sizin taçlarınızı nereye koyacağınız sizin için benimkinden daha büyük bir sorundur. Kendi çapımda benim de bir taç kolleksiyonum var. Ve hiç bir yere sığdıramıyordum. Çekmecenin açılıp kapanmasına engel olduğu gibi, epeyce de yer kaplıyorlardı…
Çözümü buldum:

Kizimin taclarina buldugum cozum bundan daha da sahane… azz sonra

3 Yorum

Filed under çocuk, icatlar, severim paylasirim, tertip

Arı Tuzağı : %100 çalışıyor

arı tuzağı

arı tuzağı

Daha önceki arı tuzağımdan memnun kaldım, bir tane de niyeyse bu yaz balkona yerleşmeye karar veren eşek arılarını vaz geçirmek için yaptım.

Gördüğünüz gibi %100 çalışıyor. Rahat ettim vallahi.

Bal, şekerli su ve bir adet 5 Lt’lik pet şişe.

3 Yorum

Filed under icatlar, severim paylasirim