Category Archives: araştırdım

Bir efsaneyi gözünüzle görün.. Fast food? mu acaba???

Yıllardır herkesin dilinde bir “fast food çok sağlıksızdır” yok efendim “adamın biri mekdanılds burgerini kavanoza koymuş bir yıl boyunca bozulmamış” vb vb gidiyor.

Kendim denemeye karar verdim. Çok deneyselimdir.

Bu bir çocuk menü burgeri. Yenmedi, ben de saklamaya karar verdim. İşte 07.12.2013’te başlayan macera.

Bir aydan fazla mutfak ortamında kavanozda kalan McDonalds burgeri bozulmadı. Kokmadı. Öylece kaldı. Patates de ekmek de takır takır kurudu, köfte de kurudu ve küçüldü biraz.

Dedim ki, “üff acaip koruyucu koymuşlar demek ki.”

 

mc vs ev

mc vs ev

 

 

Sonra bilimsel İpekAG fırladı ayağa, “deneyin başarılı olması için ne gerekir? kontrollu olması, aynı şartları içermesi ve tekrarlanabilir olması??”

“Evet” dedim kendi kendime, yenmemiş bir ev köftesini de başka bir kavanoza attım. O da bir aydan fazla bekledi, kokmadı! Kurudu gitti. Alt satırdaki resimler de onun.

İkisi de atıldıklarında köfteye benziyorlardı, hiç bir şekilde koku salmıyorlardı. Netteki deneyde kapalı kavanoza konmuştu malzemeler ve nemli ortamda küf ve bakteri üretmişlerdi. Açıkta bırakılan ve kuruyan pişmiş ette bariz bir bozulma gözlemlenmiyordu!

McDonalds süper sağlıklıdır demiyorum. Herhangi bir şey de ispatlamış değilim. Kendi başıma yaptığım denemeyi paylaşıyorum sadece. Fast food babamın malı değil sonuçta.

Günlük tuz ve yağ alımınızı kontrol ederek, sebze ve lif içeren doğru dürüst bir beslenme düzeni sağlamanızı öneriyorum.

 

 

 

2 Yorum

Filed under araştırdım, iştahlı işler, saglik

Breathe Right nedir? Nefes alma hakkıdır!

Hayatımın uzun bir bölümünde ağzım açık yaşadım. “Geniz eti” ben küçükken icat edilmemişti. Burnum tıkalıydı, nefes alamıyordum ve ben bunu normal saydığımdan, hiç başka türlüsünü bilmediğimden şikayet de etmiyordum.

Bir tek ağzımdan nefes alabiliyordum. Beni iştahsız sanıyorlardı. Bilmiyorlardı ki aynı anda hem nefes alıp hem yemek yememe imkan olmadığından debeleniyordum sofrada…

Burnumdan nefes alamadığım için yıllarca sürekli olarak boğaz enfeksiyonları yaşadım. Deli gibi antibiyotik kullandım mecburen. Tetrasiklinler yüzünden dişlerimde renklenmeler oluştu. Ön dişlerimde sapsarı lekeler. Bir çocuğun gülümsemesi kadar güzel ne var? Ben gülümseyemedim hiç. Ki, şehirdeki en seçme, en zeki çocuklarla aynı okuldaydım. Espiriler havalarda uçuşurdu, benim sadece gözlerim gülerdi. Çok utanırdım dişlerimden. Hem 4göz, hem dişleri sigara içiyormuşçasına sapsarı..

Serviste 5 yıl aynı okula gidip geldiğim ve idolum olan abla, hatıra defterime “bildiğim kadarı ile sessiz, sakin bir kızsın” yazmıştı. Bana? BANA!!

Kendim olabilmem için, içimdeki İpek’i dışarı çıkarabilmek için 18 yaşımda ilk iş dişlerimi kaplattım, lens takmaya başladım ve 20’lerin ortalarında tel de taktım. (işleri rast gitsin Denta-Kid, Dr. Mehmet Özgen) Bir de o geniz eti ile beraber burnumu düzelttirdim (elleri dert görmesin ONEP Prof.Dr.Onur Erol)

Neler neler çektim yani. Nefes almak ve alamamak aradaki farkı iyi bilirim. Bu konuda uzman sayılırım. Bu yazımı da bu uzmanlığıma dayanarak yazıyorum…

*-*-*-*-*-

Fikri Mühim’den bu ay gelen kitten Breathe Right çıktı. Breathe Right zaten bildiğim bir ürün. Bugüne kadar Göğüs büyütücü hap, Dudak dolgunlaştırıcı ruj, minare gölgesi, davul tozu muamelesi yaptığım, fasa fiso gördüğüm bir kutucuktu kendisi. “Hayatta para vermem” dediğim şeylerdendi.

Bir kez daha büyük konuştuğumuzu anladık sevgili okurlar.

Bende görünce oğlum tutturdu, “ben takcam ben takcam”. Kemik şekline ve yıldızlarına vuruldu. Zaten soğuk almış, “iyi tak” dedim.

Taktık :

br1

Sümüklü burnu bir anda açılınca hissettiği mutluluğa bakar mısınız?

Breathe Right sayesinde soğuk algınlığını boğaz enfeksiyonuna dönüşmeden atlattık. Niye? Nefes alabildiği için.. Bugün bir doktor muayenesi 40 lira, reçeteye girmeyeyim hatta. Hop kutu kendini amorti etti işte. Al bulunsun!

Bu da ben,

br 2

Takar takmaz 3. bir burun deliğim varmış gibi, zonk diye hava almaya başladım! Şaşkın görüntü ondan. Gece horlayanınız filan varsa, tavsiye ederim. Her ikinize de rahat uyku temin ediyor.  Ohh nasıl bebekler gibi uyutuyor anlatamam.

Normalde büyükler için olanı ten renginde ama ben yıldızlı varken ten renginin yüzüne bakmam yani.. :))

Bence, her eve lazım. Çok beğendim ve mutlaka evde bulundurulacak bir ürün oldu bundan sonra.

 

 

 

12 Yorum

Filed under aile, araştırdım, çocuk, icatlar, saglik, severim paylasirim

Takvim sever misiniz? Ya pastırma?

Eylülün başından beri her hava güneşli olduğunda “ayy paztırma yazı geldiii” diyen, bi de iddialı iddialı konuşan cicişlerden bıktım. Pastırma yazına özel bir yazı bu yazı. 

Takvim sever misiniz?

Ben özellikle Ülkü takvimini beğenirim. Hem güzel resimleri vardır hem de minicik bir sayfacığa önlü arkalı bir çok güzel bilgi sıkıştırılmıştır.

20131022_191730

Özellikle anneannem güne takvim yaprağını okumadan başlamazdı. Her günün doğan çocuğuna isimler, ayın evreleri, özdeyişler, namaz vakitleri, maniler, öğütler,o gün pişirilecek yemek önerileri, türü türlü fırtına isimleri… Bazen fıkralar, hatta arkası yarın şeklinde romanlar. Çok uzun zaman önce, “Güneşi Uyandıralım”ı ben takvim arkasından okumuştum. İlginç bir şeydir takvim.

Takvim takvim olmadan önce de insanlar zamanı ölçmeye ve öngörmeye mecburdular. Adamakıllı çalışma ve istatistik gerektiren ve ömürler alan bütün bu bilgiler aktarılarak bugünkü takvimlere Kırlangıç Fırtınası ya da Kozkavuran Sıcakları olarak işlendi. Eski zamanlarda insanların en basitinden öğrendikleri yılın yaklaşık 360 gün sürdüğü idi. Arabî aylar ayın, bildiğimiz aydedenin görünmesi yani hilalle başlar 29,5 gün sürer ve ayın kaybolması ile sona erer. 29,5 gün diye bir şey olmayacağına göre dönüşümlü olarak bir ay 30, ikincisi 29 olarak sıralıdır. Toplamda 354 gün eder ve bizim bildiğimiz takvimden 10-11 gün daha kısadır.

Elimizde 354 gün var ve bunu da ikiye ayırmışlar. Hızır günleri (Bahar ve yaz) ve Kasım günleri (sonbahar ve kış)

Hızır günleri tahmin edeceğiniz üzere 6 Mayısta yani Hıdırellezde(*) başlar ve 186 gün sürer.
kış dönemi: kasım 7-8’de (kasım günleri) başlar. şubat ayı 29 çekerse 180 gün, yoksa 179 gün sürer. Ekinler ekilir, hayvanlar ahıra alınır.

Şu aralar Kasım günlerine yaklaşmaktayız. Bugün 22 Ekim ve Hızırın 170. günü. 8 Kasım Cuma günü Kasım günleri başlayacak ve aynı hafta Pastırma yazı da başlayacak. 1 hafta 10 gün sürebilir.

*-*-*-*-*-*-*

Bundan sonrası Kadim Antep Takvimi. Babamdan dinleyip aldığım notlara ve biraz da excel’e dayanarak yazıldı. Yüzyılların takvimidir, hiç yanılmaz.

-devam edecek-

 

 

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, kültür, severim paylasirim

Yeniden: Telgraf nasıl çekilir? Ne yazılır? – düğün tebrik telgrafı –

Daha önce 2009’da sünnet düğünü için lazım olduydu, şimdi de bir ahbabımız oğlunu evlendiriyor. Davetiye gelmiş, gidemiyoruz. Düğün için tebrik telgrafı çekiyoruz.

PTT internet adresi özellikle Explorer’de çalışıyor. Mecburen Chrome’den çıkıp Explorer’den girdim :(

Online işlemler kısmında “Telgraf” seçtim.. Şu Form çıktı:

ptt

Formu gerektiği gibi uzuuun uzun doldurdum. Belirli bir gün ve saatte teslim edilme seçeneğini de tıkladım.

Telgraf metni olarak:

“Genç çifti tebrik eder, mutluluklar dileriz. ” yazdım, yanına da benim ve eşimin adımızı ekledim.

Sonra, bir de resim ekledim. (Açılır pencereden seçip numarasını bu ekrana yazıyorsunuz)

Sonraki ekranda kredi kartından ödeme alıyor. (benim telgraf 5,40 TL tuttu. sanal kartla ödedim)-. İşlem tamam!!

 

Buradan sonrası tamamen deneysel…

 

Sonra aklıma geldi, bir tane de kendime göndermeye karar verdim.. Resim olarak da şunu seçtim:

TELG ORNEK

 

Gayet kibar bir model..

Hepsi bu kadar, bakalım nasıl olacak?

Acele telgraf 6 saat sonra teslim oluyormuş. O yüzden kendime acele telgraf çektim : 4,80 tuttu. saat: 00:32. Ertesi gün ben daha işe gidemeden geldi telgrafım.

Siyah beyaz printerden basıp getirmişler..

Şu çıkmış (paint terk uygulama için sorry, bu kadar oldu)

TEG SON

Gördüğünüz gibi gayet yalap şap bir iş çıkarmış pititi. Postacının getirdiğindeki şaşkınlığı da anlatıldı.. “Kim kendi kendine telgraf çeker ki?” diye düşünmüşler, “bir yanlışlık mı var?” demiş.

Aslan çırak “ablamın bir bildiği vardır” deyip almış telgrafı.

Kendime tel çektim. STOP. Kolay gelsin. STOP.

7 Yorum

Filed under araştırdım, severim paylasirim

Bir işe kalkıştım… Karbonatlanmaktayım

Şmdi, olay şöyle başladı.

Alüminyum = Alzheimer diyorlar.

En çok Alüminyum da koltuk altı deodorant ve antiperspirantlarında var diyorlar. “Kullanmayın haaaa” diyorlar..

Sonra nette bakınırken No Poo diye bir icat gördüm. Şampuanı terk edip kafalarını karbonatla yıkayan insanlar. Ve bunun çok da iyi olduğunu anlatmış hepsi.

Arada bir yerde, antibakteriyel etkisi dolayısıyla koltuk altına uygulandığında ter kokusunu önlediğini de yazmış. Hadi bakalım oradan bu konuya geçtim. Karbonat (sodyumbikarbonat) terlemeyi önlemiyor ama kol altlarınızı temiz tutuyor.

Denedim, çalışıyor. Duştan sonra ıslak parmağı karbonata bandırıp kol altına sürüyorsunuz, dana gibi terliyorsunuz bütün gün ve koku yok!

Bazı forumlarda ayak kokusuna da önermişler. Onu bilemiyorum. Doğruysa, şahane bir şey bu.

Henüz deneme aşamasındayım ve özellikle (ben yapmasam da) koltukaltlarını traş eden insanlar için tahriş edici etkisi olduğu söyleniyor. O yüzden, deneme aşaması bitene kadar (30 gün) önerecek değilim.

Bakalım ne olacak?

– henüz şampuan olarak kullanmayı denemedim, deneyip onu da yazacağım-

her boğuma bir yüzükTer kokusuna “Dur!” derken.. Şaka. her boğuma bir yüzük denemem. İlginç oluyor..

21 Yorum

Filed under araştırdım, bakımlı hatun, güvenli hayat, icatlar, severim paylasirim

Kanka nedir panpa nedir?

Kanka  = “KanKa”rdeşi kelimelerinin kısaltması olarak günlük hayata argo şeklinde geçti.

Daha sonra sözlüklerde bir dönem özenti Türkçesi ile “qanqa” şeklinde yazıldı.

Ordan q harfleri ters çevrilip p olarak hizmete sunuldu ve “panpa” ortaya çıktı.

Ve bence, hepsi de saçmalık…

Kan kardeşi olmak özel ve romantik bir şeydir. :(

İkiniz de parmaklarınızı keser, kesikleri değdirerek kanlarınızı birbirine karıştırırsınız. Çocuklukta mühimdir. Kan kardeşi etkisi de büyük ihtimalle 80’lerin çocuk kitaplarından, Kemalettin Tuğcu’lardan filan çıkmıştır…

Bugün, 2012’de,  birinin vücut sıvısıyla temas etmek, evlerden uzak. Tehlikenin doruğu..

12 Yorum

Filed under araştırdım, saçmasapanlıklar

Evde dişmacunu yapalim mi?

 

Uzmani konuşuyor, dikkatle dinleyin.

O kadar “beyazlatıcı/12 saate kadar koruyucu/hokus pokusçu” diş macunu çıktı ki artık gerçekten ürperdim. SLS idi, Paraben idi.. İçim çıktı. Yeterse yeter..

Dis macunlarindaki kimyasallardan tiksinmis bir anne olarak, evde kendi dis macunumu kendim yaparim dedim ve yaptim.

dismacunu

5 gr/1 tatli kaşığı karbonat,

1 çay kaşığı tuz

4-5 damla Nane yagi (anti bakteriyel ve koku verici)

1 tatli kaşığı Hindistancevizi yagi

Biraz limon suyu..

 

Toz maddeler porselen/cam  kâsede karıştırılır, sıvılar eklenir, yedirilir, macun kıvamına gelen karışım kapalı kapta dört kişilik aileye 3 gün kadar yetmektedir.
Mekanik temizlik sağlayan en basit, en zararsız temel diş macunu formülü budur. Tadı çok sert oluyorsa, toz tatlandırıcı ekleyebilirsiniz. Ben Starbaksta verilen poşet tatlandırıcılardan eklemeyi önerebilirim, Splenda iyidir.

Diş fırçalarınızı haftada bir 3 dakika kadar kaynatmayı ihmal etmeyiniz. 3 ayda bir de değiştiriniz. Nemli ortamda feci şekilde bakteri ürer…

Selamlar

IpekAG

5 Yorum

Filed under araştırdım, çocuk, güvenli hayat, icatlar, kültür, saglik, severim paylasirim

Sebze midir? Meyve midir?

Bu konudaki sorunun cevabi basit: “sebzeler yerde yetisir, agacta büyüyene meyve denir.” diyorsaniz, yanlis.
Meyvenin cekirdegi olur.  Bitkilerin yenilebilen diger kisimlari (kok, yaprak,govde) sebzedir.
Tartisma bitti: domates ve bugday ve ceviz vb vb vb  meyvedir..
Sevgiler
IpekAG

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, iştahlı işler

Karne hediyesi bilgisayar alındı.. kızın gülleri beş açıyor

Çocuğunuza bilgisayar almayı düşünüyor ama saçma sapan şeyler görmesinden, kullanmasından, güvenliğinden endişe ediyorsanız: 

Bu sene dörde geçen kızıma verdiğimiz sözü tuttuk, bir netbook aldık.

Yarı parasını kendisi biriktirdi. El öpmeler, bayram harçlıkları, şurdan burdan biriktirdiği derken, biriktirdi. Ben de muradıma erdim. Biraz daha biriktirip kulaklık alacak mesela.. Tutumlu olsun, kârlı çıksın..

Neden netbook tercih ettim? Birincisi, ucuz. Sadece kral oyuna ve feyse takılacak, becerebilirse mail yollayacak, icabında ödevlerini kendi başına araştırıp yazabilecek kadar bir şey ona yeter. DVD seyretmeyiversin efenim…

ÖNCE GÜVENLİK DİYEREK, BİLGİLENDİRİYORUM: 

İlk olarak, mutlak surette bilgisayarı sigortalatacaksın arkadaş. Garanti başka şey, kasko başka şey. Düşürür, üzerine su döker, kaybeder… Her Şey Olur. Dizini döveceğine kasko yaptır…

Tavsiyem: Ekask sitesi.

İkincisi, mutlaka bir ebeveyn kontrol programı ve internet filtresi ekleyeceksin ve şifresini vermeyeceksin.

İlerleyelim:

İlgili bilgisayara Aile Koruması filtresi programı yükleyip şifre koyduktan sonra, istediğiniz heryerden, her an bilgisayarın internet üzerindeki faaliyetlerini takip edebilirsiniz.Üstelik internete giriş/bilgisayarda kalış saatlerini de ayarlayabiliyorsunuz.

Haftada bir de rapor geliyor mail adresinize, “çocuğunuz şu şu şu sitelere girdi, şu şu şu aramaları yaptı” diye… MİS.

Detayları şuradan inceleyebilirsiniz.

  • Antivirus icin ise Avast şart.
  • Google için de, yapılan bir aramanın, tesadüfen uygunsuz sonuçlar göstermemesi için :

Güvenli Arama filtresini etkinleştirme

  1. Arama Tercihleri sayfasını  yeni pencere ziyaret edin.
  2. Güvenli Arama Filtresi bölümünde, kullanmak istediğiniz Güvenli Arama seviyesini seçin:
    • Katı filtre uygulama, müstehcen içeriğe sahip video ve resimlerin yanı sıra müstehcen içeriğe bağlantı verebilecek sonuçların da Google Arama sonuçları sayfasında yer almamasını sağlar.
    • Orta düzey filtre uygulama, müstehcen içeriğe sahip video ve resimleri Google Arama sonuçları sayfasından dışlar, ancak müstehcen içeriğe bağlantı verebilecek sonuçlara filtre uygulamaz. Bu seçenek, Güvenli Arama’nın varsayılan ayarıdır.
    • Filtreleme yok, tahmin edeceğiniz gibi Güvenli Arama filtresini tümüyle devre dışı bırakır.
  3. Tercihlerinizi ayarlamayı bitirdiğinizde sayfanın altındaki Tercihleri Kaydet düğmesini tıklayın.
  • dahası: şuraya bakabilirsiniz…

Ben işimi sağlama alayım da ondan sonrası, kendisine kalmış…

11 Yorum

Filed under araştırdım, çocuk, bilgisayar, güvenli hayat, ilkogretim, severim paylasirim

İlk Lila Kutu deneyimim. Burada.

Taa ne zamandır Lila Kutu nedir merak ediyordum. Geçen ay üye oldum. Ağustos kutusu geldi iki hafta önce..

Lila kutu kargo dahil 19 liraya adresinize teslim edilen güzel bir kutu. İçinde de seçme numuneler var, bazen tam boy ürün de çıkabiliyor.

Deniyorsunuz,beğenirseniz siteden satın alabiliyorsunuz. Eh, makul..

Benimkinden çıkanlar ve yorumlar:

Tung dil fırçası ve Dil macunu: ilginç bir şey ama bir süredir bunu da alasım vardı, kutudan çıkınca mutlu oldum. Güzel ve faydali bir icattır bence..

Golden Lady pudra: lekeli mekeli, pazar malı kılıklı bir şeydi, sekonder ambalajı olsa bir derece, doğrudan açık gelince, güvenemedim, yok ettim.

Rebul Kolonya: Rebul. Türkiye’nin en eski en meşhur eczanelerinden biri. Rahmetli dedemin kolonya markası; Lavanta kolonyası özellikle süperdi, insanın burnunu gıcıklayacak kadar keskindi.. Nur içinde yatsın…

Neyse bu türünü minicik şişede geçenlerde Marks’tan almıştım AÇEV yararına satıyorlardı. Mandalina, Lime (-laym okunur- misket limonu derlerse olmaz yani) ve bi çeşit daha vardı, şimdi kalkıp bakmaya üşendim.. Neyse, ondan bir tane geldi kutuda. 15 ml filan.. Her halükarda kefilim, Mandalin de, Lime da, üçüncüsü de enfes.

PCO maske. İçeriğinde koyun plasenta özü filan var.. Mis gibi pudra kokuyor ve gerçekten de seans sonrası insan “def gibi” olmasa da cildinde sağlam bir sıkışma, bir gerilme hissediyor. Göz çevresi için olanından almak lazım sanırım. :) Keşke piyasada parabensiz ürünler olsa sadece. Evet bunda da paraben var insan sinir oluyor..

Rareblossom Zeytin Yapraklı gündüz kremi. 5 ml. hakikaten zeytin ağacı gibi kokuyor. Benim için birazıcık fazla yağlı. denemiş oldum.

Petal Fresh biberiyeli şampuan ve saç kremi. Accaip güzel biberiye kokuyor ve en az yarım gün kalıcı olduğunu söyleyebilirim. Benim için bir lokmacık şampuan ve tükürük kadar krem çoook yetersiz bir numuneydi, ama idare ettik işte. Neticede, bi ton etken madde yazılı içeriğinde. Biyerlerden saf biberiye yağı edinip şampuanıma damlatsam da olur yani.

Aviva Rose Angels duş jeli. Güzel ve çok hafif bir gül kokusu var. Pek gül kokusu seven biri değilimdir, bir arkadaşa verdim, GÜLe oynaya kullanıyor.. (ürün isimleri Türkçe olsun. En azından shower gel değil duş jeli yazın yaa)

Clarins body lift. selülit şeysi. “sırf  sürmeyle naapacak” diye düşünürdüm ama birşeyler hissettim ilk kullanımda. şimdi  havalar az serinlesin düzenli kullanacağım bundan. bakalım sonu nereye varacak??

La Naturel Deodorant mendil.. Bunu da merak etmekteydim. Aluminyum için çok ağır konuşuyorlar, ne kanserojenliği kaldı ne de alzheimer yapıcısı olduğu. E Aluminyumsuz da olmuyor bu deodorantlar… Bu ürün bu ihtiyaca yönelik bir icat. Aslinda bin yıllık Şap. ama güzel fikir, inovasyon işte. bu konuda da olumlu yorum yazıyorum şuraya.

Eveet, kutu güzel bir deneyim. Tek başına dil fırçası 15 lira olunca, ortalamada fiyatının karşılığını aldığımı düşünüyorum, sırf sürpriz faktörü bile değer. uzun zamandır kimse bana sürpriz yapmadı aslında,  iyi geliyor.

Devam edeceğim Lila kutuya..hatta bazı bir şeyler de alacağım sanırım :))

 

 

LilaKutu Eylül yazısı da burada..

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, kozmetik, severim paylasirim