Category Archives: alışveriş işleri

Evde Migros yarım M açıyoruz.

Migros yeni bir promosyon yapmış, benim gibi kolleksiyoncu ruhu taşıyanları çok fena tavlayan Kart Albümleri promosyonlarında çok fena çuvalladık. Disney kahramanları, rekorlar ve Ice Age 4 :(

Kartlar 4’erli paketler halinde ve 25 liralık alışveriş alışveriş yapana hediye olarak veriliyordu. Her iki seti de bitirebilmek için paket paket kart satın aldım ama olmadı, ikisinde de gayet kritik kartlar eksik kaldı.

Neden? İşte tam burada değerli yazarım Atilla Atalay’ın “ornitorenk” yazısını okumanız lazım.  O gerçekten çok iyi bir yazar ve ben sadece onun mütevazı bir takipçisiyim..

( Bütün kitapları harikadır, herkese mutlaka birer tane aldırırım.. Devamı gelir zaten. İlk mail adresimi sayesinde aldım.. Saygılarımı nasıl ifade etsem bilemiyorum ama Allah uzun ömürler versin demek isterim.)

Her seferinde sinirlenip tövbe etsem de, yine bir promosyonla karşı karşıya kaldım ve gözlerim japon çizgi filmlerindeki gibi yıldızlarla ışıldadı resmen.

İstiyorum ki benim küçükken yaptığım kolleksiyon işlerini (peçete/kartpostal) çocuklarım da yapsın, bir şeylerin değerini bilsin, takip etsin, arada bir döküp seyretsin, düzenlesin. Tertip, düzen, intizam bellesin. (çok kutsal kelimelerimdir, benim çoraplarım bile alfabetik sırada durur çekmecede (evet ocd))

Kolleksiyon güzel bir hobi ve bir keyiftir.. Şimdiki herşey kullan-at olduğundan, ve de az bulunurluğu kalmadığından, kolleksiyon yapmaya değer bir şey bulamıyor çocuklar..

Bu fikri de migrostan satın alıyor olmak bambaşka bir sağlamlık, farkındayım. (Yalan Dünya “ezik” olmak kelimesinin zıttını icat ettim, pek olmadı ama..)

Bu uzun antreden sonra konuya gelelim:

Migros yine bir kolleksiyon işine girmiş, hatta işi büyütmüş. Minicik ürünler veriyor alışverişinizle beraber. İstersen alışveriş sepeti, kartondan migros reyonu hatta kasa filan da satın alabiliyorsun.. İşin içinde bir de sürpriz unsuru var, kapalı poşetlerde geliyor minyon ürünler, bencileyin kazı kazan delisi dayanamaz ki.

Bakalım bu sefer canımı kurtarabilecek miyim? Minnacık ürünler çok sevimli, albenisi var ama… Almayasım var benim de.. Çizgiyi bir yerde çekmem lazım ama, aaaaa!

 

Bir ay sonra gelen edit: tavuk götü bir kez daha tövbe tutmadı sayın okurlar. 10 lira verdik aldık marketi, kurduk evin orta yerine. pek de güzel köftehor..

migros minik market

6 Yorum

Filed under alışveriş işleri, kültür

Biri şu insertlere dur desin…

Market broşürlerinin adı nedir bilmiyorum. İnsert? İnzört?? Ama kendilerinden de marketlerinden de bıktım. Apartman kapısına fırlatılıp atılan bu çöplerden bıktım usandım..

Çöp, evet çöp çünkü yere atılan şeyler temiz değildir ve ben de almam kimse de almaz yerden.

Adamlar bir sürü ağaca kıyıp bunları bastırıyorlar.  O arada bir sürü de para veriyorlar bu kağıtlara.. Sonra dağıtılsın diye bir daha para veriyorlar. Dağıtıcı olan az paraya iş yapan ve yapmamaya çalışan kişi de, kaldırıp atıyor bina girişlerine.

Kimse benim apartımanıma çöp atamaz arkadaş!! Ben de attırtıyorum çöp konteynerine. Nedir bu pislik???  Bu marketlerin her birini de ayrı ayrı şikayet ve protesto ediyorum..

Buyrun ihbar kabul edin değerli belediye çevre müdürlüğüm:

2013-04-18-1395

2013-05-09-1505 2013-05-09-1504 2013-05-09-1503

2013-04-04 18.58.20 2013-03-19 17.09.54 2013-04-15-1353 2013-04-15-1355 2013-04-17-1387 2013-04-17-1388 2013-04-18-1391 2013-04-18-1392 2013-04-18-1393 2013-04-18-1394 16042013 005

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, çevre, şikayetlerim

Nestle Nesfit Ballı Bademli’yi denedim..

Kahvaltı etmeye bayılırım. Günde beş öğün kahvaltı deseler, yaparım.. Beri yandan hem zaman darlığı hem de pek güzel kahvaltı yapabilmem nedeniyle bir süredir kısa ve öz olarak kornfleks kemiriyorum sabahları..

Corn Flakes mısırdan yapılan bir şey aslında. Benim satın aldığım ürün ise buğday ve pirinçten yapılan ve biraz daha sağlıklı olanı. Dök üzerine süt, ye gitsin.  Dukana da uygun sayılır hem.. Üzerine yulaf kepeğimi ekebiliyorum.

 

Geçen ay Fikri Mühim Nesfit kampanyası yaptı. Ben de bir Fikri Mühim olarak, bana tanınan fırsatı değerlendirdim ve kampanyaya katıldım. Nestle’ye bayılırım ve badem de Dukan için önerilen bir şey. Bakalım ne çıkacak dedim..

2013-04-02 13.43.26

Bu dış ambalaj.

2013-04-02 13.44.51

Bu kutudan çıkanlar. Kâse, kuponlar ve bir adet tam boy ürün.

2013-04-03 13.06.05

Bu, benim normal kahvaltım: special K ve üzerine de yulaf kepeği.

2013-04-04 19.49.54

 Bu da Ballı Bademli…Burdan net gözükmese de içinde bariz koca koca file badem var mamülün. Ben badem tozu  filan katarak tadını benzettiler sandım, umduğumdan da iyi çıktı.

2013-04-11 09.18.30

Bu benim her gün yediğim Special K.’nın içindekiler+besin öğeleri listesi. Doğru ise, glukoz şurubu içermiyor. AFERİN!

2013-04-11 09.19.04

Bu da Nestle’ninkiler…

2013-04-11 09.19.15

Sorun şu ki, ben bunu beğenmedim. Çok sert, katır kutur bir şey, tadı güzel, sütsüz olarak mesela çerez gibi yenilebilecek bir ürün ama SpecialK’nın yerini dolduramadı. Migros indirim çeklerini de dağıtmadım. Kalanını da yemedim.

Başka bir kampanya yorumunda görüşmek üzere..

11 Yorum

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, severim paylasirim

“ORTAK KULLANIM AĞLARI/ Başkasının İhtiyacından Bana Ne?”

 

Büşra Akman, sorularına verdiğimiz yanıtları yayınlamış. Benim yazdığım kısım yazının en altında, o arada kendi yazımın orijinal metni şu:

*-*-*-*-*-

Moderatörümüz İpek Hanım yaşadıklarını ve duygularını aşağıdaki şekilde aktarmış :

“… dayanışma gerçekleştirmek. Bu gibi örnekler bu duyguları geliştiriyor, alışkanlıkları değiştiriyor, siz kendi hayatınızda bu bağlamda neler yapmış olduğunuzu farkediyorsunuz?Fikir olarak nasıl niteleyebilirsiniz?

Toplum mühendisliği hareketi olarak bu yaklaşımı değerlendiren fütüristler var, bu bağlamda yaptığınız iş için ne söyleyebilirsiniz, uzun bir süredir bu ağa dahil, yöneten bir kişisiniz, insanlar başından bu yana nasıl tepki verdiler?”

kısmını ele alacak olursam, kendi hayatıma ilk freecycle öğesini kızım bebekken soktum. İnternetten kızıma ikinci el mama sandalyesi bulduğumu duyunca rahmetli babam çok üzüldü, açıkçası utandı.
“Kızım paranız yoksa, ben alırdım torunuma, neden boyle bir sey yaptın” dedi..
İnsanlarin özellikle deli gibi özenerek bebek ürünlerini satın aldıklarını, sonra da kullanamadan/ azıcık kullanılıp küçülen birçok eşyalarını çevrelerindeki yeni bebek sahibi olmuş insanlara hatta öz kardeşlerine bile vermeye çekindiklerini gördüm. Kullanılmış ürünler sadece kapıcının çocuklarına ya da temizliğe gelen kadının konu komşusuna verilir diye bir önyargı vardı. insanlar yanlış anlaşılmaktan ölesiye çekiniyorlardı.. Birine elindeki fazla ürünü utana sıkıla teklif  ettiğinde karşı taraf öfkelenip “çok şükür gücümüz yerinde biz gider, bu kadar süslü olmasa da yepyeni bir tane alırız” diyorlardı…

Pintilikle suçlanmaktan korktuklarından insanlar her bir şeyi sıfırdan almak zorunda hissediyorlardı. Bir tanecik evladıma bilmemne alamayacak kadar kötü müyüm, boğazımdan keser alırım mantığı yaygın hala. Elindeki eşyaları ilerideki olası ikinci üçüncü bebeğe saklamak bile ar geliyor..

Bebek gereçleri, giyim eşyaları çok pahalı ve nerden baksan tekrar tekrar kullanılabilecek kadar dayanıklı. O zaman neden dolaplarda kilerlerde beklesin? Bir başka bebek daha büyüsün o cicilerle.

Ben freecycle olduğunu bilmeden freecycle’a başladığımda gelen ilk tepkiler feciydi. Ama bugun, 10 yıl sonra, hayatıma sadeleştirme düzenini yerleştirme gayretinde bir insan olarak, örnek olduğumu görüyorum. Hayatımda fazla olan her şeyi çıkarıyorum, yedekte tuttuğım herşeyi veriyorum. Feng Shui’ye inanıyor, boşa biriktirilen herşeyin evin enerjisini negatife çektiğini farkediyorum. İki kulağım varsa, iki küpe bana yeter. Çekmecelerde sürünecek onlarca küpem olacağına bir çift küpeyle pekala yaşıyorum. Bu sadece bir örnek. Elli çeşit bardak, tabak, kase, kaşık almıyorum. Misafirlik ayrı, ev halkına ayrı havlular, yemek takımları… Bitti. Çok rahatladım..

Bu arada, hiç bir şey atılacak kadar değersiz değildir, mutlaka ona ihtiyacı olan biri vardır diyorum ve bulup veriyorum.

Üstelik  “Koskoca İpek hanım yapıyorsa/kullanıyorsa biz de salak mıyız iki kere giyeceği/bineceği şeye yüz lira vermeyelim bak, eltimgillerin oğlu büyüdü, onunkini alırız” demeye başladılar.

En büyük hayalim, bir tür açık pazarda herkesin evindeki yedekleri gün yüzüne çıkarmaları… Tam bir freecycle bayramı!

Şimdilik benden bu kadar. ”

 

*-*-*-*-*-*-*

 

Kızım dört yaşındayken oğlum dünyaya geldi. Kızımın bütün küçülenlerini saklamış bir insan olarak “erkek çocuk müjdesi” beni biraz düşündürdü. A’dan Z’ye her şeyimiz var ama pembe! Hepsi baştan alınacak!!

Tam da o aralar, güzel ve akıllı bir arkadaşımla konuşurken bir formül geldi aklıma.

Onun da birbuçuk yaşında ikizleri vardı, biri kız biri erkek. Her şeyi çift almaktan bıkmıştı. Üstelik, başka bebek düşünmediğinden, küçülenleri de verecek yer arıyordu.

Aradığım fırsat kucağıma düştü. Ben kızımın iki yaş kıyafetlerini ona devrettim, o oğlunun bir yaş kıyafetlerini bana verdi. Gül gibi elbiseleri montları niye iki kere satın alalım?

O gün bu gün, bizim sorunumuz çözüldü, dedikleri gibi: Hem şamdan paklandı, hem pilav yağlandı!

Yaşasın ikinci eller, ablasının abisinin kıyafetlerini giyen şanslı bıdıklar!

Daha geçen hafta iki büyük İKEA poşeti eşya el değiştirdi. Pembe, incili boncuklu mont gitti, bu kış oğlum Nefti yeşil bir mont giyecek.

Hello Kitty’li yağmur botları gitti, bissürü t-shirt’e dönüştü, arada kız yeğenim için pamuk prenses kostümü de çıktı.

Bu sene oğlumun kıyafetlerini devredecek bir kardeş daha buldum. Bir başka arkadaşın yakışıklı oğlu umarım severek giyecek.

BegonvilBu da günün resmi. Akçay’ın begonvilleri.

 

12 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, insan olmak, kültür, severim paylasirim

Baharat, baharda at.

Hanımlar beyler

işte güzel, düzgün bir mutfak çekmecesi.

2012-11-29 09.10.19

Bu bir baharat çekmecesi, bir çok güzel baharat mis gibi kokarak bekliyorlar yemeğe katılmayı. Hiç de beklemiyorlar hep beraber atılmayı.

Yemeğe çeşni veren baharattaki uçucu yağlardır. Ve bu yağlar da paketi açar açmaz uçmaya başlar.

Yıl sonunda ilk günkü tadı tuzu kalmaz. Bu yüzden küçük paketçiklerde satılırlar, bu yüzden her yıl yeniden yetiştirilirler.

Her yıl, baharat çekmecesi elden geçer. Çok çok yakın zamanda alınmamışlar hariç, bütün baharatların tazeleri alınır, kavanozlar temizlenir paklanır, baharatla dolup kapaklanır.

Nane mümkünse elenmelidir. Çeri çöpü gider ince toz nanenin verdiği lezzet inanılmaz olur..

Kahve çekildiği an değil, kavrulduğu an tazedir, taze kavrulmuş VE çekilmiş kahvenin çok sıkı kapalı ve serin bir yerde tutulması şarttır.

Kiloluk alınmaz kahve. Ve bayat kahvenin kavanozuna da konmaz. İki kavanozu olur. Biri bitmeye yakınken diğeri doldurulur. Biten yıkanır, TAMAMEN kurutulur sıraya girer.

*-*–

Karabiber toz alınmaz, tane alınır, karabiber öğütücüsü ile kullanılır. Onda da ikea öneririm.

IKEA 365+ IHARDIG baharat öğütücü

 

Hardig

-*-*-*-*

İKEA baharat kavanozlarını seviyorum, contalı kapak. Memnun kalırsınız.

Kapağa da, gövdedeki kumlu kısma da kurşun kalemle yazı yazılabiliyor. Baharatı ele alıp koklamadan kolayca bulmanızı sağlıyor.

DROPPAR 2'li baharat kavanozu

 

Droppar

-*-*-*-*

Dünyanın en pahalı baharatı ne biliyor musunuz? Haspir! (Safran) Bak o olmadan patates yemeği kesinlikle lezzetli olmaz.

Klasik seramik beşi/yedisi bir yerde baharat setleri vardır (hiç sevmem). Büyük olanlara TUZ-ŞEKER-ÇAY (sık kullanılanlara ekle) yazmışlardır.

Ufaklar da K.Biber, Kr. Biber, Nane, Tarçın, Kakûle (değil tabii attım, ne gezer kakûle.. kimyon filandır o. (anneannemden öğrendiğim: haşlanmış yumurtaya tuz-kimyon karışımı ne de yakışır))

K biber ile Kr. Biber arasında ne fark varsa? Hangisi Kara, hangisi Kırmızı?????

zaten kapakları da kapanmaz, hemen hava alır,nemlenir bu seramikler.

alayına ölüm!

Unutmayın, baharat kavanozlarınızı elden geçirmenin tam zamanı! Eskiler atılacak, yeniler doldurulacak..

Hadi.

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, kültür, severim paylasirim, tertip

Jel jel üstünde kimin jeli var? DOA’NIN!!

image

 

Bu seferki siparişime Sülfatsız Yüz Yıkama Jeli ve Sülfatsız Japon Kirazı Duş Jeli ekledim.

Fotoda soldaki damlacık, duş jeli. Temizlemesi bir yana, içinde pütürcükler var piiling (peeling=soyucu/kese) özelliği kazanmış. Kokusu da mis. Taze meyve kokuyor.

 

Sağdaki ise yüz yıkama jelinin damlacığı. Pütürcükleri daha ince ve az. Hassas yüz derisi için.. Temizliği yine başarılı, kokusu mühim değil ama yüzü kurutmaması çok güzel .

Ne güzel şeyler icat ediyor şu Doa Kozmetik!

Düşünmeyin, alın!

 

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, bakımlı hatun, icatlar, severim paylasirim

Esnaf ahlâkı mühimdir

Zamanında bir mahallede büyüdüm. Harika bir şeydi, hele ki seksenlerde… Her bahcenin kapısı cocuklara açıktı, bakkaldan gazete, fırından ekmek alırdık. Evde birsey bitince çocuklar bakkala gitmek icin yarışırdı.

Akşam üzerleri balkonlarda çay sefaları sürülür, beyi eve erken gelen hanim hemen kalkardı.

Yaz aksamlari balkonda yerdik yemegi. O balkon benim bugünkü evimin mutfagindan büyüktü. Gelen gecenle babalar sohbet ederdi..

Apartmanda samimi komşular arasinda tabak trafigi vardi. Pisen kekten bir tabak Emine ablalara cikarirdim, Yelda’nin annesi de bize simit aşı gondermis olurdu.. Tursular, pogacalar, kabak tatlısı ve receller, dolmalar, sarmalar, kisirlar, ay corekleri ve zeytinyağlılar güdümlü birer ucan daire gibi uzerlerinde bir pecete ile gezerdi asansorsuz ama temiz binada.. Pecete ile örtülürdü çünkü, göstermek ayıptı. Hangi komşuya gidiyorsa, digerleri şans eseri gorurlerse imrenmesinler diye. Binada eli tabakli biri gorulurse özenle görmezden gelinirdi ki; tabak size değilse, utanip bir tane de size getirmesinler diye. O kadar ki, tabakla kapiya gelen birinin tabagina bile bakmazdınız; belki size degildir, gorgusuzluk olmasin diye.

 

Muhitin esnafı muhitin çocuğunu tanır, büyüklerle selam alır verir. Büyük bir aile gibidir mahalle.

*-*-*-*

Sonraki yillarim bir sitede gecti. Güvenlik, peyzaj, otopark, market pakete dahil, alışılmış komsuluk opsiyoneldi. Semtin küçüklüğü sayesinde yine de o eski havayı yakaladık..

Evlendikten sonra sitede de oturdum, apartmanda da.. Semtimi seviyorum. Bir avm insani olarak, mumkun olduğunca semt esnafindan alisveris yaparim. Hem semt esnafini desteklemek, hem de aldigim şeyde bir sorun çıkarsa adamin yakasına yapisabilmek icin…

Mesela en soyu tükenmeye yüz tutmuş mesleklerden ayakkabı tamircisinin müşterisiyimdir. Bozulan çanta fermuarlarını değişirler, kopan Cat botların bağcıkları bulunur, bazen şemsiye bile tamir ettikleri olur. Ayakkabıları da güzelcene tamir eder boyarlar. İşinin erbabıysa, zengin olmaz ama aç da kalmaz.

Avm tamircileri cicili bicili yerlerdir, tamirciye ezile büzüle topuğu kopmuş ayakkabı vermek bana göre değil. Ama niyeyse avm tamircisi pek bir lüküs. Benim ideal tamircim, gönlü geniş, güler yüzlü, ufak tefek işlerden para almayan “canın sağolsun” diyen adamdır. Esnaf ahlakı böyle bir şeydir. Sen gönlünden kopanı bırakırsın ufak işlere. Bazen onu da almaz, ısrar kıyamet..

Bu kadar yazıya niyetlenmemiştim, basitçe yazıp kaçacaktım ama dayanamadım laf lafı açtı. Geçen gün annemin çantasının sapı kopmuş. Eski meski ama iş görüyor çanta. Niye atayım? Ben ki bir freecycle adamıyım.. Olmaz. Mahallenin tamiricisine bıraktım sabah. Akşam üzeri kızımı gönderdim, eline 5 lira verdim, “kaç lira diye sorarsın, ona göre ödersin” dedim. Basit bir dikiş işi, ne tutar ki?

Tamirci değişmiş. Dükkan aynı dükkan. Adam kimbilir neyin nesi?

Allah aşkına bak bakayım bu ne?

çanta sapı

çanta sapı

Ben kendim bu kadarını dikerim zaten. Koparmış sapı, bir daha dikmiş.

Kötü bir işçilik ve az bir emeğe de kızın elindeki 5 lirayı güzeeelce almış. Hop, müdavim müşterisini kaybetti gitti.

 

 

2 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çocuk, kültür, severim paylasirim, soruyorum, şikayetlerim

Oooo Nesfit!!

Bir FikriMühim olarak uzun zamandan sonra yeni bir kampanyaya katıldım.

Nesfit ballı bademli..

image

Ambalaj hurda geldi ama içindekiler sağlam.

image

Kutudan bir paket Nesfit ballı bademli, bir adet kase, on tane indirim kuponu bir de broşür çıktı.

Gelişmelerle karşınızda olacağız. FikriMühim olmak için facebook adresi: Fikri Mühim Feysbuk

Sitenin adresi: Fikri Mühim

4 Yorum

Filed under alışveriş işleri, ben yazdım, iştahlı işler, severim paylasirim

itiraf.bom -v-

hayatımın dizisi Two and a half Men olabilir.

sorun şu ki ben bu yaşa gelince Charlie olacaktım. Bertha olmuş olduğumdan şüpheleniyorum :(

 

******

Bir zamanlar, diyelim otuz yıl önce, 80’lerde, E.T.’yi okudum.

ii tiiBenim için büyük bir zevkti. Bunun yanısıra, hayatımı çok etkilediğini düşünüyorum. Mesela, E.T.’yi bulduklarında, eve çekebilmek için yere M&M çikolataları dizmişti Elliot. E.T.’de teker teker toplayıp yiyerek eve girip ev halkına karışmıştı.. Uzuuun yıllar boyunca M&M nedir merak ettim. İçin için yandım. Derken 90’ların sonunda bi arkadaşın Amerika’ya gitmesi gerekti, işyerinden bütün arkadaşlara sordu “ne istersiniz?” diye. Usulen ilk ağızda “canının sağlığı” desek de, herkes içinden geçen ne varsa istedi. Bendeniz de rica ettim bana EmEnEm her ne ise bulup gelmesi ile ilgili.. Çocuk tamam dedi gitti. Döndü ama ne dönüş. Gülüyor. Bildiğimiz bonibonmuş meğer.. Almış gelmiş hem çikolata hem fıstıklısından.. Bir de promosyon oyuncağını getirmiş.. Ama ne sevindim be… Ha, bu arada ben ilk M&M çikolatamı yediğim hafta bütün bakkalarda marketlerde satılmaya başladı M&M hınzırı….. Olsun.

 

Kitabı o kadar sevdim ki, kafamdaki imaj bozulmasın diye filmini izlemedim.

 

Bir süre sonra okuduğum bir kitapta Oreo adı geçti. Geç geç bitmedi hatta. Kitabın adını şu an hatırlamıyorum, yıllardır Oreo nedir merak ediyorum ama çaktırmıyorum. Geçen sene nihayet Google’dan baktım cinsini gördüm. Sonra tuhaf bir tesadüfle bir paketine sahip oldum. Sonra gözüm döndü, netten, sahibinden/gittigidiyordan almaya başladım. Bu güzel şeyin burada da, her köşebaşında olmasını çok arzu ediyorum ey blog okuru.. Ne yapsam ???

2013-02-06 18.17.06

 

 

14 Yorum

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, kitaplar, severim paylasirim

Yaptın bi hayır, tut bacağından ayır…

On liralik malzemeyi kullanimda tutmak icin otuz liralik emek harcadik.

bunu İkea’dan almıştım.adı jall. kendisini geri dönüşüm kutusu olarak kullanıyoruz. içine jumbo boy çöp poşeti yerleştiriyoruz, geri dönüşüme atılacak şeyleri burada biriktiriyoruz. zamanla bu bayağı kirlendi. ama torbasını çıkarıp yıkamak mümkün değil. bir güzel kestim kendisini. yıkadım.

Bunlari Tchibo’dan aldım. (okunuşu çi-bo). Zımba seti. Biri delik deliyor, biri perçin yapıyor. Perçinler de hediyesi. Bunları çamaşır sepetini geri dönüştürmek için kullandım.

karşılıklı dört perçin ve plastik kelepçelerle, tekrar hayata donen çamaşır sepetini huzurlarınızda takdim ederim…

8 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, icatlar, severim paylasirim