Tag Archives: hacker cenk

Devamı sayfa 2 Sütun 4 -(üçüncü bölüm)

(Bölüm Bir ve Bölüm İki )

En yakın AVM’ye daldık. Üstünü değişme zahmetine katlanmadı çünkü o kokarca t-shirtten sonra, sağlam bir hamam paklar bence artık çocuğu. Beni şaşırtmadı ve doğruca fast food’un başına çöktük.

– Anlat bakalım.

– Sen çok şanslı bi hatunsun biliyor musun?

-O nereden çıktı?

-Bana rastladın.. Ehehe kızma. Sizin kata çıktım, asansörde burun deliklerime biraaaz gliserin sıktım, böyle parıl parıl akıyor hafifçe burnumdan. Ara ara çekiyorum filan burnumu..Sekreter kusacaktı. Kenara iliştim, tabletten yazdığım metni ortak printere blututla yolladım. Pis pintiler, printer pintisi bunlar. Bi tane alır, herkese kullandırırlar. O da en kıdemli sekretere yakın durur. Tipik. Benim metin doğrudan Bilgen’e yazılmış gibi  çıktı oradan, “Bilgen hanım sizin radyatör için bir eleman gönderecekler, ilginize, Emre” diye bişey. Bunlar hep şikayet eder ya klimadan, ya kaloriferden.. Kesin Bilgen de dertlidir, üşümesin diye Emroş ona servis çağırdı sanacak.

Sekreter çıktıyı aldı, Bilgen dediğine götürdü. Bilgen’e beni nasıl övdüyse iki dakikada geri geldiler. Bilgen beni odasına aldı. Ben çömeldim kalorifere, biraz anahtarla dürtükledim filan, ama esas ordan bacaklarına bakıyorum. Seninki huzursuzlandı, kokudan da bunaldı. Vınladı.

Doğrudan bilgisayara. Verdim virüsü, bir yandan aktardım her bir şeyini, bir yandan da google’la oynadım az. Bi geldi beni bilgisayar başında gördü, sinirlendi, “niye elliyorsun, çekil oradan, işin bitti mi?”

Doğrudan memelerine diktim gözleri : “pardon, bitti abla” der demez bu kapıyı gösterdi bana, aldım çantamı fıydım. Uyuz oldu uyuz.

İlk iş bilgisayara bakacak, google’dan “büyük meme resimler, seks, resimli seks” aramalarına tilt olacak, beni, kokumu ve her bir şeyi ortamdan uzaklaştırmak için üstün körü bir history silişi yapacak, sonra beni komple unutacak.. Kafasından çıkarıp atmazsa rahatlık yok tabii. Varoş piçi.. ıyyy. Emreye teşekkür etmeyi bile unutabilir. Bağlantı çoktan koptu, ben alacağımı aldım, senin alacağını da şimdi şurada hallederiz, iş biter fiş gider..

– Manyak bişey bu, inanamıyorum.

Girdi tablette tıkırdadı, benim dosyayı mailime gönderip şirketin serverlerini de resetledi, bir haftada zor çözerler.

Oh olsun!

– Bana bi iyilik yapacaksın ama.

-Tabii ki, ne?

– Benim için çalış. Lütfen. Çok dağınığım. Bürokraside beceriksizim. Ben işime bakarken, işlere birinin bakması lazım. Ekibimde takılır mısın biraz? Bir yıl sadece. Onsekizime basıp reşit olana kadar.. İşleri kolaylayana kadar. Maaşını sen belirle.

– Düşünmeme gerek yok, Cenk, yaparım. Bana büyük iyilik yaptın, üste de para vereceksin, neden olmasın?

-Oldu bu iş.

Hem de ne olmak. Zaman içerisinde yeni arabamın yanında

<.MeteRiner. >

< Veteriner Hekim Mete Tarbaklı >

<Pet Sarf Malzemeleri, Pansiyon ve Cenaze Hizmetleri>

yazdığı da oldu, gecikmiş emlak vergilerini ödemek için kuyruklarda da bekledim. Ki kimisi rezidanslarda, kimisi sokak arasında 45 yıllık binada yirmiden fazla dairesini ve bir çok da başka gayrimenkulü idare ediyordum.

Çok acaip işlerine hizmet ettim. Çılgın şeyler öğrendim. Dehasına hayran olarak, sırdaşı olarak bir bütün yıl çok eğlendim. Kendi Dr.Who ve Sheldon Cooper melezim varmış gibiydi.

Resmi olarak 18 olur olmaz ilk şirketini kurdu. Para zaten yağıyordu, yatırımdan yatırıma uçtum ben de. Film prodüktörü de oldu, ülke çıkarları için pro bono işler hallettiği de.

İşte böyle. O gün bu gün, suç ortaklığımız da iş ortaklığımız da sürüyor. Gazetelerin manşetleri geçen hafta Cenk ve ünlü  bilmemkimin kızı üpünlü ikoncan’ın nişan resimleriyle doluydu. Magazin medyası üşüştü resmen. Kaçırmış olamazsın, ilk sayfanın tamamı ve devamı sayfa 2 sütun 4’te….

;)

5 Yorum

Filed under arkası yarın, ben yazdım

Devamı sayfa 2 Sütun 4 -(ikinci bölüm)

(Mevzunun başı burada)

…. O saniye telefonum öttü. Watsapp’tan mesaj. Cenk hazretleri. Ne yumurtlamış acaba diye düşünerek ekranı kaydırdım.

“Meryem anneye aldırma. İşini yapacağım”

Cenk??  Tam karşımda gözüme bakıyor. Kulaklığın kablosunu gösterdi. Cebinden çıktı uç. Yok deve. E bütün gün bizi dinlemiş bu… Ciddi Cenk bu mu?

“Meryem anne sen gidebilirsin, evde görüşürüz.”

“Peki oğluşum. Hadi İpek hanım size de hayırlı başarılar dilerim”

Kadın kalktı gitti. Arkasından baktım. Hiç bu kadar salak hissetmemiştim kendimi. Sonra Cenk’e baktım. O da bana bakıyor. Birbirimizi teraziye aldık resmen.

Lafa o girdi.

“Bakın. Berbat bir ailem vardı, her gece dayak yerdim babamdan. Alkolikti. İşsizdi. Okulda ezik ve sessizdim. Öğretmenler bilirdi bilgisayar merakımı, telefon rehberlerini yedekletirlerdi mesela, çektikleri fotoğrafları aktartırlardı CD’lere. Ben de hem kantinden tost yiyebilecek parayı kazandım hem de arşivime başladım. Bir gün, ilkokul dörtte Besinler ve Özellikleri ünitesinde patatese iyot damlatıp nişastanın mora boyaması deneyi sırasında, öğretmenimiz “nişasta soğuk suda çözünür, bu yüzden patates doğradıktan sonra soğuk suda bekletirseniz daha güzel kızarır” diye gereksiz bir bilgi verdi. “Yüzde kaç azalır?” diye sordum. “Bilmiyorum Cenk” dedi. “Öğrenmek kolay” dedim. İki dilim patatesten birini soğuk sudan geçirip ikisine de iyot damlattım. Biri açık mor oldu tabii, o zaman öğretmenin telefonundan fotoğrafını çekip Paint’ten her iki morun renk oranına baktım. Kadının dili tutuldu. Müdüre söylemiş, müdür ilçe milli eğitime bildirdi, testler mestler.. Acaip üstün zekalı olduğum anlaşıldı. Özel eğitime alındım.

Ailemden o hafta ayrıldım. Yatılı olarak okumaya başladım. Milli eğitimin derslerini bir buçuk yılda geçip lise diploması aldım. İngilterede üniversite okudum, bir kaç dil öğrendim.. Burslar murslar..  Sonra birden, o bildiğin inek tiplerden olmamaya karar verdim. Gelmişim onaltı yaşıma, hayatımı karanlık odalarda bilgisayar üslerinde mi geçireceğim? Bıraktım okulu, yaktım bursu çıktım. Açık havayı çok severim zaten. Üniversitede okumak için de bir isteğim yok. Öğrendim ben öğreneceğimi. Derin Web’e girdim. Kendi paramı kazanmaya başladım, biraz dünyayı gezdim, iş yapabilmek için de bir kaç vasi işe aldım. Meryem anne mesela, Adile Naşit’in yeniden dünyaya gelmiş hali. Saf suratına herkes tav oluyor. Ona hayır diyebilen çıkmadı. Hayatımdaki herkes kiralık. Ben böyle seviyorum. Hasta olunca doktora gidiyorsun, adamın zamanını ve bilgisini kiralıyorsun. Bana da 30 filan olana kadar büyükler lazım, kiralıyorum işte. Tek başına yaşayınca soru soran çok oluyor. ”

“Derin web filan.. Çok mantıklı aslında. Peki nasıl geçiniyorsun?”

“İnternette biraz spekülasyon, biraz özel hizmetler.. Değişik şeylere çok para veren insanlar var, ben de o parayı alıyorum. Birilerini tanıyan birilerini tanıyorum, işi bitirip parayı alıyorum. ”

“Çok şaşkınım. Bana yardım edecek misin? Çok para veremem.”

“Para istemiyorum, benim de küçük bir hesabım var görülecek. Aradan çıkaracağım gitmişken. Kalkalım mı?”

Kalktık, Cenk’in arabasına bindik. Yan tarafında

<Dikkat Acemi Sürücü. >

<Balay Sürücü Kursu>

yazan mavi bir araba. Bostancı’da eski bir binanın altındaki otoparka soktu arabayı. Bagajdan birşeyler çıkardı, üzerini değiştirdi. Sonra sürücü kursu yazısını söktü. Buzdolabı magneti gibiymiş meğer, büyük boy magnetler. Yerine

<Tek-Nik teknik servis.>

<Bilgisayar yazıcı toner onarım hizmetleri. >

<Yerinde Servis>

 yazanını taktı.

“Cenk afedersin ama çok pis kokuyorsun.”

“Biliyorum. Bunu özel satın alıyorum. Avcılar’da çamaşırhanede çalışan bi arkadaş bana yurtta kalan öğrencilerin giyilmiş t-shirtlerini ve kotlarını satıyor. Malın sahibine de “kaybettik abicim, al sana 100 lira git yenisini al” diyor. Sırf kaybedilsin diye çamaşır getirenler var artık… ”

“Çok saçma.”

“Belki. Bir çok kuru temizlemeciden mal alıyorum. Koku çok güzel bir kalkandır. İnsanların en temel duygusudur koku hafızası. İlk edindikleri ve en son yitirdikleri çok güçlü bir bellektir. Parfümlere dünyanın parasını veriyor insanlar. Birşeyler gibi kokmak için. Havaya para veriyorlar. Kullanmamak aptallık olur.”

Şirketin sokağına park ettim. Cenk aldı bir çanta, girdi binaya..

Biraz bekledim, sonra torpido gözünü kurcalamaya başladım. Makbuzlar, sigara paketleri, oje, kasket.. Bildiğin 8 köşeli köylü dede kasketi. Nerden bulmuş bunu bu? Bagajda neler var kimbilir. Risk almayayım. Oturdum beklemeye devam ettim.

Bir zaman sonra geri geldi. Bindi arabaya. “Hadi” dedi, bastım gaza. Ne yaptı acaba?

“Pornografik bir şeyler gizlemiyormuşsun gerçekten.”

“Buldun mu? Bulmuşsun”

“Buldum,benim iş tamam. Seninki zaten tamam. Bilgen’in de, bilgisayarının da  (….) kodum bu arada. Emre dediğin hıyar ilk iş onu kapıya koyar. Şimdi birşeyler yiyelim; anlatırım”

(devamı var…)

6 Yorum

Filed under arkası yarın, ben yazdım

Devamı sayfa 2 Sütun 4

Bu sefer kendim arandım aslında. Ne diye koz verirsin, iş arkadaşın diye.. Kadın, müdür oldu ve anında sattı seni. Sür şimdi eşşeği Niğde’ye.. Al işte bunlardan yardım umuyorum artık. Netten bulunan hacker mi olur? Gerçi hacker başka nerden bulunur ki???

Cenk. Cengo. Hacker Fucker Cenk. 34Cenkİst.. Adam ismi var cismi yok, ulaşması kolay unutması zor bir adam. Ulaştım, iki kelime çetleştik. Geldik buralara. Tarif ettiği masada kadın. El ediyor bana.. Gittim.

Masaya oturdum ama içimde bir sıkıntı.. Kadının herşeyi orta. Orta boylu, balık etli, güleç, bildiğin komşu teyze.. Oğlunu da getirmiş niyeyse, o da bildiğin özel okul bebesi. Saçları gözünde, elinde tablet, kulaklıklar takılı, dünya umrunda değil.. Ne bir kafasını kaldırdı beni görünce ne bişey. Anasına baktım, bu çocuğu özelde okutacak bir tip değil, saçının dibi gelmiş, boynunda nuh nebiden kalma altın zincir, ucunda beş sene öncenin modası taşlı VAV.. Sütyenin askısı yakasından gözüküyor, sandalye üzerinde doksanlardan beri görmediğim nubuk mont… Kolunda denge bilekliği, Elinde Nokia.. Yılan oynayabildiğimiz hani.. İçime sinmediğini yüzümden anladı belli,

“Cenk bey bana çok güvenir İpek hanım, rahatça konuşabiliriz” Cenk de Cenk. Sanalda Hero, Sosyalde Zero Cenk. Bulaştık bi kere.

O methini çok duyduğum Cenk hıyarı niye yardımcısını gönderir bana? Asosyallik moda oldu zaten. Gösteriş budalası herif. Tipsizliğini mi gizliyor nedir.. Chatte iki dakkada randevu aldım, oradan anlamalıydım bir çapanoğlu var. Bizim ofiste çaycı abla bundan şık be. Bu da Cenk efendinin çaycısı mıdır nedir artık??? Kalksam kalkacağım, ama elimdeki tek şans da bu.

Kalkamadım. Kadın hala gülümsüyor. Simitten böldü bana da uzattı, çayıma şeker atmamı izliyor. Ne kadar düzgün dişleri var. Derin nefesler alıyor. Bi de gözleri. Ela ela, böyle merhem gibi bakıyor kadın. Kızgınlığım azaldı. İçimi çektim.  Kabalık etmeye gerek yok, herkese rezil olacağım zaten, iki çayı öder kalkarım ne olacak..

Oğlan tablete tapınmaya ve ara ara haldır huldur tıklamaya devam ediyor. Katy Perry olsam farkında değil. Bu ergenler de ayrı mal. Neyse tövbe tövbe oğlum kızım var, kınamak gibi olmasın…

Kadın o küfe gibi çantadan bir küçük saklama kabı çıkardı, dilimlenmiş beyaz peynir. Üzerine kekik serpmiş azıcıcık. Çok severim. Simitle de iyi gider. Deniz kıyısında çay-simit-peynir keyfi diye haştag atmalık bir kıvama geldim. Gevşedim sanki.

“Şimdi Meryem hanım, Meryem’di di mi? Bilmiyorum bilgisayardan anlıyor musunuz, biraz karışık”

“Ben pek bilmem ama Cenk bey bilir, ben bire bir ne dediysen onu anlatcam merak etme, hafızam çok güçlüdür maşallah”

“İyi neyse, benim şirket bir takım borç alacak,miras banka bilmemne işinden sonra sahip değiştirdi. Yeni sahibin şirketiyle birleşmeler oldu, ayrılan, kovulan, terfi eden.. Ben eski şirketteki pozisyonumu korudum, benim en yakın iş arkadaşım Bilgen da branşında süpervizör oldu. Olur olmasına, ancak farklı bir birimdeki müdür Emre Bey hepimize Genel Müdür olarak gelince, iş karıştı. Emre 5 sene önce işe ilk girdiğinde beraber çalışıyorduk. Sürekli kayıt tutan bir tip bu. Kim kiminle görüşmüş, kim mail atmış ne yazmış, herkesin bağlantılarına takmış biridir. Kafa sırf buna çalışır. Kocaman saatli, siyah takım elbiseli, pörtlek gözlü Emre, aldı yürüdü tabii. Hani o bana “kanka” diyen Bilgen var ya o Bilgen..Sayemde işe giren, sayemde rapor yetiştirebilen bıyıklı Bilgen. Boyu devrilesi midesiz Bilgen. Canım cicim, aslansın kaplansın zamanları vardı ya, bi anda kesildi. Müjde Ar kaçtı o hımbılın içine.. Bilgen saçını kızıla boyattı, her gün fön, ful makyaj hop Emre’nin gözdesi oldu mu?

Bölümde her şey elimin altında ben it gibi çalışıyorum; gecem gündüzüm kalmadı. Performans bende, bileğimin, emeğimin hakkını bu ikisi yiyor. Yeni merkezden kimseyi de tanımıyorum, derdimi anlatsam mobingin kralını görürüm zaten.

Sanal ortamda bir dosyam vardı, özel şeylerimi orada tutuyordum, evden işten cepten ulaşabileyim diye orada tutuyorum. Ne olur ne olmaz. İçindekiler de benimle ilgili ve özel. Dosya işte.

Evet o dosya bir anda buluttan silinince ben delirdim. Bilgen çözmüş şifremi, önce maillerime bakmış, sonra aklına gelmiş drayvı incelemiş ve çalmış dosyamı. Emreye de söylemiş böyle böyle, bunlar bir keyif bir kıs kıs gülmeler. Dosyayı da şifrelemiştim Allahtan, içine giremiyor ama içinde ne var bildiğinden burnuma halkayı taktı resmen..Oynatıyor beni.  Hayır semersiz eşek oldum, ama alay konusu olmam fena ağırıma gidiyor. Benim de elimde ufak tefek kozlar var, kendimi işten kovdurup tazminat alabilecek kadar birşeyler biliyorum Emre hakkında da,Bilgen hakkında da..

Ha, işte tam bu arada epeydir beklediğim bir fırsatı buldum, kendi işimi kurmaya karar verdim. İşten ayrılamam, kaç senedir yıllık iznimi bile kullanamıyorum, o kadar kendimi paraladım, tazminatımı istiyorum arkadaş. İstifa edeyim diye o dosyayı elinde tutuyor Bilgen. Emre içindekileri bilmiyor ama Bilgen’in elinde bir koz olduğunun farkında. Bana bu güne kadar yaptırıp kaymağını yediği işlere saysınlar. O dosyamı almam lazım. Sonra tazminatımı versinler ben de yoluma gideyim.”

Ateşli ateşli anlatırken tamaamen unuttuğum oğlan birden kadının koluna elini atıp çekeledi, Meryem garsona “Aplam bakar mısın? bir kola iki de çay alabilir miyiz?” dedi. Kolası gelmiş veledin. Off. Kafası önünde kırk dakikadır boynu ağrımaz mı bunların? Neye bakıyorsa oradan??

Bir yandan da simidin peynirin dibini buldum, anlattıkça rahatladım, çayı keyifle beklemeye başladım. Meryem lap diye : “ben şeye takıldım, ayıptır sorması ne var o dosyada? ayıp filim mi çektin ki? niye bu kadar dert ettin canım ya” demez mi.

Şimdi ağlayacağım bir miki filmi yıldızlığım eksikti.

(devamı var…)

12 Yorum

Filed under arkası yarın, ben yazdım