Category Archives: şikayetlerim

Digitürk yan odaya kampanyası tacizi

Evde olmaz olasi bir dijitürk var. Fatura benim üzerime değil.

her haftada üç defa birileri ariyor.. “İpekag hanim, evinizde dijitürk var mi?”

“var”

“bizler size cok ozel bir kampanyayı tanıtmak için ….sadece şukadar lira odeyerek yanodayadijitürk kampanyamıza katılmanızı isteriz.”

“istemem”

“ama söyle boyle, hem cocuklar vidi vidi, hem maç hem dizi bidi bidi… (bi suru laf, kesintisiz, önündeki metni bana okuyor)”

“e benim ikinci bir televizyonum yok hamfendi. o bakimdan…” (kullum yalan, Tövbe ya Rabbim)

“peki tesekkurler”

 

hayir evdeki dijitürk benim adima bile degil bu adamlar beni nerden buluyor????? birileri satmis gene numarami.

bir ikisini tersledim…

bitmiyor…..

Digiturk musteri hizmetleri hiiiç oralı değil…

– Bizde kaydınız yok.

-beni kim ariyor da sizin sisteminizi satmaya calisiyor?

-bayilerimiz olabilir..

-hangi bayiniz peki bu, bende numarasi var iste son arayanin.

– o sekilde bulamayiz

-kendi bayinizin telefonunu mu bilmiyorsunuz? şirktinizin adı kullanılarak taciz ediliyorum .. hiç mi ilgilendirmiyor sizi????

– miy miy miy

-bari sikayet kaydimi alın..

– ….

 

bu hafta henuz arayan olmadi. bakalim……

 

Yorum bırakın

Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Gerçekten çevreyi düşünüyorsanız… Dergi almayın

Yanilip yakilip all decor diye bir dergi aldim. Silme reklammis arkadas. Bir tane yazı bulamadım..Verdigim beş liraya hiç bu kadar yanmamıştım. Nasil ki tvlerde reklamin bir siniri/suresi var, dergiler de oyle olmali. Yazik gunah o kagida. Gazete dergi reklamlari yasaklansin. Bu ziyankarlığa dur demek lazım, israf haramdır..

Ki bütün o reklamlar, ilanlar, advertorialler kesinlikle hedef kitlenin umrunda değil, reklamverenin parasına da yazık..

Agaci koru, cevreyi sev, reklamli dergi alma!

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Fırsat mailleri: restoran tanıtım tercümeleri

X restoran manzaralı atmosferi, dekoru, özel yemekleri ve profesyonel servisi ile sizlere benzersiz bir ortam sunuyor.

(e ne olacakti? bir restoranda amator servis nedir? amator garson mu var? daha fenasi amator asci… /ayrica, benzersiz bir ortam nedir? sandalyeler tavana mi yapistirildi? bildigimiz bes bin benzeri gibi bir yersiniz siz de.. sisirmeyin kendiniziii)

Birbirinden bağımsız üç salonda (mekan gecekondu gibi, paramiz oldukca yanlara ekleme yaptik, sasirmayin)  lezzetin estetik ve zarafete dönüştüğü (tabaga etin yanina marul ve pilav topagi koyuyoruz yani…) ortamda 200 çeşitlik kahvaltı şöleniyle farklı tatlara imza atıyor. (su imza atmak lafini bir yerlerde de duymasak…)

Samimi bir mekanda (daha fazla adam alalim diye sandalyeleri kic kica koyduk, her kurusun hesabini yapiyoruz, boyunuz kilonuz ne olursa olsun sizi iki masa arasına sıkıstıracagız…) hem kahvaltı yapmanın, hem de sahilin (“sahil yolu”nun aslinda ama kim yola bakmaktan hoslanir ki..) keyfini çıkarmaya hazırlanın.

Otoparkı ve vale hizmetiyle (vale hizmeti: vestiyerin bi türüdür.. kartinizi verirsiniz, vale koşarak gider hangi kuytuya park ettiyse arabanizi alir gelir.. sol on kapiyı acar, siz once cocugunuzu bindirip emniyet kemerini baglamak icin arka kapiyi acinca şaşkalozlaşır. bahşişi kapana kadar bagaji bile acar sonra doner gider.. şık giyimli otopark mafyası işte…) misafirleri için her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen (ama sicak su akmaz, bebek alt degistirme masasi, hatta emzirmeye musait bir yer de olmayabilir. bunlar kalin ayrintidir)  mekanda, sıcak ve samimi bir ortamda nefis bir kahvaltı keyfi yaşamak istiyorsanız, bu fırsatı kaçırmayın!

süreeer gider….

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, iştahlı işler, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Avea’dan da bıktım

Hattımı 3 yıl kadar önce avea’ya taşıdığımda “her yöne özgürlük” adı altına bir tarife vardı. 55 liraya 10,000 dakika mi ne…

şu an bu tarifenin arada bir yerde 3,000 dakikaya düştüğünü öğrenmiş bulunuyorum. basiretim mi baglandi, işim mi başımdan aşkın yoksa bu e-faturalar mı bana yaramadı bilmem, epeydir fatura incelemiyorum.

ayrıntılı fatura istedim müşteri hizmetlerinden :

– müşteri memnuniyeti adına ayrıntılı faturalarınızın ücretsiz olarak gönderimini saglıyorum. dedi MT

küfür edesim var MT, e-mail yollamaya ücret mi aliyorsunuz? yoo, e ne demeye bu ücretsiz kelimesini araya koyuyorsun? beni kekliyor aklinca…

bu MT, callcenter cadısı dilinden de giderek beziyorum.

“Değerli İpek hanım, bizler sizlere yanıtın aktarımını sagliyoruz şöyle ki…. bid bid bid” bi evet ya da hayir diyecek alti ustu. bir ton bos laf. sizlere ne be? size de yeter.. hatta benden başka biri mi var? telefonu bir kişi ediyorum.. salaklar

abone oldugumda bir de platin uye yapilmistim. ozel  telefon hatti filan. o da kalkmis. ayda 100 liradan fazla oduyorum. birazi internet tamam, ama yuz de cok be?!?

kendime gore bir tarife bulmam lazim.

1 Yorum

Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim

(Eşim bey’den) Özür ve (Ziraat bankasından) talep

Hevesli hatunum ya, ilk çıktığı zamanlarda  KGS kartı aldım. Ziraat bankasından. Maximum özellikli hem de temassız bu aralar kullandığım.

Kart bazı KGS’yi tanıyor bazısını tanımıyor.. Düne kadar hiç umurumda değildi, başka bir KGS kartım var nasıl olsa, onu okutup geçiyordum. Dün eşim ısrarla paralı yola çıkarken hangi kartı okuttuysam çıkarken de aynı kartı okutmam gerektiğini söyledi. Kafama biraz geç yattı. Bugün baktım da hakikaten şöyleymiş:

“KGS kartlarının otoyolda giriş gişesinden geçerken okutulması şarttır. Okutulmadığı takdirde Kart içerisine giriş bilgisi yazılamadığı için çıkışta en uzak mesafe ücreti tahakkuk eder. Sistemle ilgili bir sorundan kaynaklanmayan ücretlendirmelerde uzak mesafe ücretinin iadesi söz konusu değildir.”

kendimi gayet tuzağa düşmüş hissediyorum. Bir çok defa uzak mesafe ücreti ödedim. Aslında ÖDETTİRİLDİM. Ziraat şirketi kurmuş, KGS bir tanıyor bir tanımıyor ipekag haldırs 2 lira yerine 7 lira ödeyiveriyor..

Kendisine inanmayıp, bir de vırvır ettiğim için eşimden özür dilerim.

Ziraat’ten de bugune kadar tufaya gelip fazladan ödediğim tüm ücretlerin iadesini talep ediyorum. kart zaten hemmen iptal olacak. Ne saçmalık…

 

* Doğma büyüme sarışın ipekag, KGS sistemini şöyle zannediyordu: her gişede bip yapınca birmiktar para çekilir. giriş için ayrı çıkış için ayrı.

Meger girerken sistem, kartta kayitli bilgileri aliyor ve gün/saat vb ekliyormuş. çıkış BİP’inde de odenecek rakamı ona göre saptıyormuş.

 

Yorum bırakın

Filed under araba, şikayetlerim

SİZ çoğuldur Callcenter cadıları.. Bıktım sizden

banka/sigorta bilmemne hattından aranıyorum zaman zaman. yayık yayık konuşan, konuşmaktan ziyade ekranındakileri bana okuyan solda sıfır biri bana:
-iyi gunler fanfinfondan ariyoruz, İpek hanimla mi gorusuyoruz?
+ evet benim.
– İpek hanim, öncelikle sizlere daha iyi hizmet verebilmek icin gorusmemizin kaydedildigi bilgisini paylaşmak isterim. (cok istiyorsan paylas, bana ne? ) Nasilsiniz ?
+ iyiyim siz nasilsniz? (sor bakalim senin yaven için musait miyim)
– bizler de iyiyiz. sizlerin almis olduğunuz fanfinfon sigortası ile ilgili bilgi vermek icin aradik.
ve uzar gider. burada dirt birt kullanilan SİZLER lafı sen’in kibarca soylenmisi olan SİZ olmalidir ama iyicene kibarlaşan callcenter metin yazari olan uyuzlar siz+ler diyerek zaten cogul anlami olan bir kelimeyi iyice coğaltmakta ve insana kendisinde kisilik bolunmesi oldugu vehmine kaptirmaktadir.
bir gun usenmeyip bunlara hazir metin cevaplar yazacagim. aradiklarinda çat diye yüzlerine okuyacagim.
bi bos vaktim olsun hele…

*-*-*-

bi de israrla cocuklarima Falan bey ve Filan hanim diye hitap eden cinsler var.

– Oglunuz Ayışığım (degil tabi, uydurdum) kac yasinda?

+4

– Evet Ayışığım beye özel bir çalışmamız da var.

+ ne beyi manyak hamfendi, oglan daha kıçındaki bezden yeni çıktı, çalışmayın ayrıca oglumla.. yıkılın karşımdan … diyemiyorsunuz.

*-*-

şey de fena:

– (bolca laf salatasinın sonunda) bütün bunlara ilavetn ıvır veriyoruz kivir kazandiriyoruz sadece günde 2 liraya bütün bunlara sahip olmak istemez misiniz?

o ana kadar ambale olmadiysaniz

+ nasil yani? ayda 60 lira mi verecegim?

– hayir gunde sadece iki lira seksenyedi kuruşla bütun bu imkanlara…

+ (aha küsurat da çıktı) hamfendi ayda kac lira cekilecek kartimdan????

- seksenaltıliraonkuruş (neredeyse fısıldayarak)

sona ses yukselyor, canlaniyor, sanki bağ bağışlıyor: siz degerli musterileerimize sinirli miktarda sunabildigimiz bu ayricaliktan yararlanmak isteyeceginize eminiz. ulkemizin onde gelen sanatci ve sporcularna da verdik. (son bi tane kaldi, cok yalvaran var ama biz size vercez, kara kasinizin hastasiyiz) bonus akses vördkarta 11 taksit imkani da sunuyoruz, kartinizin önyüzündeki onalti haneyi rica edecegim..

+Ne munasebet ya? deli misiniz? hesaba bak.. da denmiyor. baştan saviyorsun bir sekilde sonra on dakka söyleniyorsun.

*-*-*-

daha dun adsl icin aradilar.

– bugun ayda 5 kurus oduyorsunuz, aylik faturanizi 4 kurusa dusurmeniz ve 12 ay boyunca yilda toplam 12 kurus odeyerek su anki tarifenizden hesaplanacak olursa ikibucuk aylik internet baglantiniz da bedavaya gelecek.

+ nasil olacak?

– virvirvirvir bir ton laf, 24 aylik taahut verecekmişim.

+ yok iyi boyle.

kadina nasil agresif ol dedilerse artik cikisti bana:

– faturaniza indirim yapacagiz, internet hiziniz artcak niye istemiyorsunuz?

+sana ne? de denmiyor. bir sekilde onu da savdim… biz arasak onbeş dakka hatta bekler ordan oraya aktarilir adam gibi derdimden anlayan yetkili bulup konusamam. adamlar şak diye eliyle koymus gibi cepten arayip lafa boguyorlar yaa

7 Yorum

Filed under alışveriş işleri, şikayetlerim

Laz mütayit işi hastane kapısı merak eden var mı??

(Ne lazlarla ne müteahitlerle bir derdim yok, bu bir deyim.. Teşbihte hata olmaz…)

Bir tek ben mi rahatsız oluyorum böyle şeylerden? Ya kimse gördüğünü anlamıyor ya da anlayabilenler “idare et, boşver, sana ne” şeklinde geniş geniş yaşıyorlar…

Alınız örrnek:

bu hastaneye yakın zamanda kapı girişi düzenlemesi yapıldı. binaya girmek için karşılıklı iki tarafta kapılar var. Bu resimde görülmeyen diğer tarafın kapısı bildiğiniz kapı. Merdivenlerden çıkıyorsunuz, iterek açıyorsunuz içeri hole girebiliyorsunuz. (medeni ülkelerde kapılar dışarı doğru açılır bunu da buraya yazayım belki biri okur da bunu bilen iki kişi oluruz)

Resimde gördüğünüz tarafa iki kapı yapıldı. Biri soldaki sedye-tekerlekli sandalye-puset için platforma ait kapı.. bu da bildiğiniz türden bir kapı !! Bu seferki dışarı açılıyor ama kapıyı açmanıza imkan yok, kapı koluna ulaşabilecek kadar yaklaşmayı başarırsanız kapıyı kendiniz tıkamış olduğunuzdan kapıyı açamazsınız!! İki metrelik bir sedyeyi itmek durumunda kapı bir hayal zaten. eğer bizzat tekerlekli sandalyedeyseniz iyice kepazelik…

soldaki kapı ise fotoselli.. oldu ya, platformun kapısını açmayı becerdiyseniz ve tam o anda biri diğer kapıya yanaştıysa fotoselli kapı zaaart diye sola kayıyor (resimde görüldüğü üzere) ve engelli ya da sedyedeki vatandaşın önünü kesiveriyor. Araya sıkıştırma ihtimaline hiç değinmek istemiyorum.

Bu da kendi elceğizimle yaptığım kroki.

Laurel-Hardy filmlerinde olur bu tür şeyler.. Şarloda komiktir. Gerçek hayatta acıdır diyemeyeceğim, benim için bu gayet tiksindirici.

Vallahi Billahi ben buna diyecek şey bulamıyorum. Düşünmek, plan yapmak lazım.. İşi ehline vermek lazım. madem olmadı bozup adam gibi düzeltmek lazım… bunu yapanı dövmek lazım.

2 Yorum

Filed under saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Hatali port- Telekom zort

Turk Telekom Turkiye’nin yuzkarasidir. adsl hattim calismiyor. son uc gundur zaten verimsiz, her gun baska hata verdi, 4440375’i arayarak bir suru islemi bastan bastan yaparak cozdurdum. simdi de HATALI PORT uyarisi aliyorum.
gene aradim ve bana soylenen su:
cagri merkezimizdeki teknik calismadan dolayi bilgilerinizi goruntuleyemiyorum. ilerleyen saatlerde tekrar aramanizi rica ederim.
3 kere aradim. hem de ilerleyen saatlerde!!
sifira sifir. Allah’in sigindan beter adamlari dikmisler telefonun basina, Sevcall’a rahmet okutuyorlar.  onundeki yaziyi okuyor sadece.
sikayet numarasi var mi? dedim, ayni numaraymis! ama sistemimizdeki calismadan dolayi vit vit vit ….
2010 yilinda istanbulun ortasinda internetim kesik yapacak bir sey yok. disarda anlatsan gulerler mi sasarlar mi bilemiyorum ki….
42,6 Kbps dialup baglandim icimi dokecegim….
nalet herifler bakimlarini gecenin 4’unde yapsalar olmaz mi?
baslarina yikilsin o telekom. pisler…..

hele hatali port sayfasindaki “faydali baglantilar”inizi yesinler sizin.
uc tane link vermisler.
e ben baglanamiyorum ki cicim. ?!? baglansam sizin faydali baglantinizdan daha faydali islerimi halledecegim zaten….
öeah

Yorum bırakın

Filed under şikayetlerim

Saçma kitap olur mu? Olmus

Selim Gündüzalp’in Deyimler ve öyküleri 1 adlı kitabini aldim bugun ogleden sonra.

Anlasilan, meydani bos bularak, “ben ettim oldu” seklinde bir kitap yazmanin hic vebali yok. Editor diye maas alan sahis yazardan cahil olmali ki, “abi etme eyleme, kaynak gostermeden boyle kitap olmaz” dememis.  Adam yazmis yazmis, bastirmis.

Kafadan atmayla deyim öyküsü olmaz ki. bir de bu kitap 12. baskisini yapmis. her biri biner adet olsa, 10,000 evde bu kitaptan var diyebilirim. Uzuldugum nokta, boylesi temelsiz bilgileri cocuklarin ögrenecek olmasi. Ögretmenler “deyimlerle ilgili kitap” odevi verecek, veliler gidip ilk buldugunu alacak. bastan savma odevler yazilacak, teslim edilecek…Hadii, bu kitap kaynak sayilacak.. Cocuklar aslini astarini bilmeden, atmasyonunu ogrenecekler, sonra da deyimin öyküsü gercekten de bu kalacak. Yazik…

Davaciyim ama nasil davami gorurum bilemiyorum…

Hepsi bir yana sadece “eski çamlar bardak oldu” deyimini ele alalim:

Buradaki bardak: su icilen bardak (su kabi) degildir Selim Bey.  Kiremit anlamina gelir.  ici bos yari silindirler catiya uuuuu seklinde dizilirler, oluklar olusur. Uzerleri de kenarlari kapanacak sekilde her iki u uzerine bir n seklinde (nnnnn) kapatilir. Su gecirmezlik saglar. Kiremitin en ilkel halidir. 

Hele “eski CAMLAR bardak oldu” seklindeki geridonusumsel fikir, gercekten kötü…

Kimse cikip bana “ama bu deyim bizim oralarda oyle soylenir, siz baska biliyorsaniz o sizin sorununuz” demesin.

Yorum bırakın

Filed under kitaplar, şikayetlerim

Cola Turka promosyonu: fosfos fosss

kolanin hic bir markasini sevmem ve icmem. Tansas’ta 2,5 Lt ColaTurka gordum, üzerine de bir cd bantlamislar. Ala Turka adinda. Uzerinde “Direklerarasi Ramazan Sarkilari” yaziyor. pek severim. hemen aldim.

Ben hic bu kadar keyifsiz soylenmis sarki dinlememistim. Ruhsuuuuz.. Foooosss. Vazife olarak emir telakki ederek en ufak bir “sevk” almadan okumuslar sarkilari.

içim sıkıldı. ceza gibi bir cd.

Ulker Avrupa Muzik’e az para mi verdi nedir?  içilmemis ikibucuk litre kola ve dinlenmeyecek bir cd ile tuketicinin icine fenaliklar gelmis durumda.

: )

canim sagolsun

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, şikayetlerim